Hayat Dengemiz – Hizmet Allah İçin Olmalı - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.570 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22883 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hayat Dengemiz – Hizmet Allah İçin Olmalı, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2454 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hayat Dengemiz – Hizmet Allah İçin Olmalı}   Okunma sayısı 2454 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

Ka­mu hiz­me­ti, ge­niş an­la­mıy­la dev­let ida­re­sin­den top­lu­mun çe­kir­de­ği olan ai­le ida­re­si­ne ka­dar bü­tün hiz­met­le­ri içi­ne alır. Bu açı­dan, ha­yır mak­sat­lı va­kıf­lar ve der­nek­ler de ka­mu hiz­me­ti gö­ren önem­li ku­rum­lar­dır.
 
Ka­mu hiz­me­ti gör­mek, in­san­la­ra yar­dım­cı ol­mak, he­le de bu hiz­met­le­ri ida­re et­mek ger­çek­ten çok kıy­met­li bir iş­tir. Al­lah ka­tın­da­ki se­va­bı ve mü­kâ­fa­tı­nı he­sap et­mek müm­kün de­ğil­dir.
 


“İn­san­la­rın en ha­yır­lı­sı, in­san­la­ra fay­da­sı olan­dır” ha­dis-i şe­ri­fi, “ha­yır­lı” bir in­san ol­ma­yı mu­rat eden­le­re, bu­nun yo­lu­nun hiz­met­ten geç­ti­ği­ni ha­ber ver­mek­te­dir. (Ebü Ya‘lâ, el-Müs­ned, 6/65; Hey­se­mî, Mec­mau’z-Ze­vâ­id, 8/191; Bey­ha­kî, Şu­abü’l-İmân, nr. 7658; Sü­yû­tî, el-Câ­miu’s-Sa­gîr, nr. 4044; Ac­lû­nî, Keş­fü’l-Ha­fâ, nr.1252)
 
Re­sûl-i Ek­rem Efen­di­mi­z’in (s.a.v) bu tav­si­ye­le­ri­ni ve biz­zat uy­gu­la­ya­rak gös­ter­dik­le­ri hiz­met an­la­yı­şı­nı baş ta­cı eden müs­lü­man­lar, in­san­la­ra ve hat­ta hay­van­la­ra hiz­met ga­ye­siy­le çe­şit­li mü­es­se­se­ler kur­muş­lar­dır. Bu mü­es­se­se­le­rin en ba­şın­da va­kıf ge­lir.
 
Va­kıf­lar, ta­rih bo­yun­ca İs­lâm top­lum­la­rı­nın ha­yat da­mar­la­rı ol­muş­tur. Gü­nü­müz­de de, geç­miş de­vir­ler­de­ki ka­dar kap­sam­lı ol­ma­sa da, bir­çok alan­da hiz­met ve­ren ha­yır mak­sat­lı va­kıf ve der­nek­ler önem­li hiz­met­ler gör­me­ye de­vam et­mek­te­dir­ler.
 
Ne var ki, gü­zel hiz­met­le­ri ger­çek­leş­tir­mek için bir or­ga­ni­zas­yon ça­tı­sı al­tın­da yo­la çı­kan in­san­la­ra da, top­lu­mu­mu­zun kar­şı kar­şı­ya bu­lun­du­ğu çe­şit­li mâ­ne­vî has­ta­lık­lar bu­la­şa­bil­mek­te­dir. Bu­nun so­nu­cun­da da hiç he­sap­ta ol­ma­yan du­rum­lar kar­şı­mı­za çı­ka­bil­mek­te­dir.
 
İn­san­la­rın ya­ra­rı için or­ga­ni­ze edi­len hiz­met­le­ri yü­rü­ten gö­rev­li­ler, as­lın­da baş­ka in­san­la­ra gö­re iki kat da­ha dik­kat­li ol­mak zo­run­da­dır­lar. Zi­ra in­san­la­ra hiz­met de­mek, baş­ka­la­rı­na ait hak­la­rın söz ko­nu­su ol­du­ğu alan­lar­da iş yap­mak de­mek­tir. Bu da işin içi­ne Ce­nâb-ı Mev­lâ’nın as­la af­fet­me­ye­ce­ği kul hak­la­rı­nın gir­me­si mâ­na­sı­na ge­li­r.
 
Üs­te­lik, ka­mu hiz­met­le­rin­de hak­la­rın ih­lâ­li şa­hıs adı­na de­ğil, top­lum adı­na­dır. Di­ni­miz­de ka­mu ala­nı­na gi­ren her şey Al­lah hak­kı ola­rak de­ğer­len­di­ri­lir. Ya­ni Al­lah’ın ema­ne­ti ola­rak üst­le­ni­len bir ka­mu yet­ki­si ile kul­la­rın hak­la­rı­nı çiğ­ne­mek de­mek olur ki, bu en bü­yük gü­nah­lar­dan sa­yıl­mış­tır.
 
Gü­nü­müz­de hiz­met or­ga­ni­zas­yon­la­rın­da va­zi­fe­li olan­la­rın, özel­lik­le ida­rî va­zi­fe­si olan­la­rın içi­ne düş­tü­ğü teh­li­ke­yi da­ha açık an­la­ta­lım.
 
Hiz­met­le­ri ida­re et­mek için mü­te­vel­li he­yet­le­ri se­çil­mek­te ve her bir he­ye­te de bir baş­kan ta­yin edil­mek­te­dir. Mü­te­vel­li he­yet­le­rin­de gö­rev­li olan­lar, özel­lik­le baş­kan­lı­ğa ta­yin edi­len­ler, baş­lan­gıç­ta her şe­yi Al­lah’ın bir lut­fu ka­bul eder­ken, za­man­la bu ha­ki­ka­ti unu­ta­bi­lmek­te­dir­ler.
 
Hiz­met­ler ya­vaş ya­vaş “ben mer­kez­li” ol­ma­ya baş­lı­yor; is­ti­şa­re­ler yoz­la­şa­bi­li­yor, âde­ta baş­ka­nın ve­ya bir­kaç ah­ba­bı­nın ver­miş ol­du­ğu ka­ra­rı meş­ru­laş­tır­ma or­ga­nı ha­li­ne ge­le­bi­li­yor. Hiz­met­le­rin mu­ha­tap kit­le­ye müm­kün mer­te­be yay­gın­laş­tı­rıl­ma­sı ge­re­kir­ken, sı­nır­lı sa­yı­da in­san­la­rın te­ke­lin­de ka­la­bi­li­yor. So­nuç hiç kim­se­yi se­vin­dir­mi­yor. Ne hiz­met­ler ar­zu edi­len se­vi­ye­de ve­ri­le­bi­li­yor, ne de fe­da­kâr­lı­ğa ha­zır gö­nül­ler hiz­me­te ka­tı­la­bi­li­yor.
 
İşin da­ha da acı olan ta­ra­fı şu­dur: Özel­lik­le va­kıf ve der­nek­ler­de top­lu­ma hiz­met eden in­san­la­rın bü­yük bir kıs­mı, hiz­met­le­ri­ni her­han­gi bir mad­dî men­fa­at kar­şı­lı­ğın­da yap­maz­lar. Hat­ta bir­ço­ğu sa­de­ce me­sa­isi­ni ver­mek­le kal­maz, ken­di ce­bin­den har­ca­ma­lar­da da bu­lu­nur. İş­te bu fe­da­kâr in­san­la­rın za­ra­ra uğ­ra­ma­la­rı ve baş­ka­la­rı­nı za­ra­ra uğ­rat­ma­la­rı ne ka­dar acı­dır!
 
Bu na­sıl olur, bu ka­dar fe­da­kâr in­san­lar ken­di­le­ri­ne ve baş­ka­la­rı­na na­sıl za­rar ve­re­bi­lir?
 
Na­sıl fer­dî amel­le­ri­miz­de eli­mi­zi bo­şa çı­ka­ran ri­ya, ki­bir, ucb gi­bi has­ta­lık­lar var­sa, hiz­met ga­ye­si ile ya­pı­lan or­ga­ni­zas­yon­lar­da gö­rev­li ki­şi­le­ri ve­rim­siz­leş­ti­ren, za­ra­ra uğ­ra­tan ve baş­ka­la­rı­nın za­rar gör­me­si­ne se­bep olan ba­zı mâ­ne­vî has­ta­lık­lar da var­dır. Bu mâ­ne­vî has­ta­lık­la­rı ve te­da­vi yol­la­rı­nı kı­sa­ca zik­re­de­lim.
 
Hiz­met eh­li in­san­la­rı pu­su­da bek­le­yen bi­rin­ci has­ta­lık “ben­lik duy­gu­su”dur. Bu duy­gu çok ma­sum şe­kil­ler­de or­ta­ya çı­kar. İyi ve gü­zel iş­ler yap­ma ar­zu­su çok olur. Fa­kat ken­di­si ol­ma­dan bu iyi­lik­le­rin ve gü­zel­lik­le­rin or­ta­ya çı­ka­ma­ya­ca­ğı­nı dü­şü­nür.
 
Ben­lik duy­gu­su­nun bir baş­ka gö­rü­nü­mü de, hiz­met için­de yer alan in­sa­nın, Al­lah Te­âlâ’nın bu iyi­lik­le­ri baş­ka­la­rı­na de­ğil de ken­di­si­ne na­sip et­ti­ği­ni dü­şü­ne­rek, ay­rı­ca­lı­ğı ol­du­ğu zan­nı­na ka­pıl­ma­sı­dır. Bu zan­na ka­pı­lan ki­şi yü­rü­tü­len hiz­met­ler­de nef­si­ni pay sa­hi­bi gö­rür. Ay­rı­ca çev­re­sin­de mey­da­na ge­le­bi­le­cek bü­tün iyi­lik­ler­de ken­di im­za­sı­nın bu­lun­ma­sı­nı ar­zu eder. Ba­zan bu­nun­la da ye­tin­mez; ken­di­si­nin için­de bu­lun­ma­dı­ğı hiz­met­le­ri ya ka­bul et­mez ve­ya bir şe­kil­de en­gel ol­ma­ya ça­lı­şır. Bu dav­ra­nı­şı­nı da iyi­lik yap­mak ola­rak te­lak­ki eder.
 
Ben­lik duy­gu­sun­dan kur­tul­ma­nın tek yo­lu, şu âye­t-i ke­ri­me­yi ba­kış açı­mı­zın esa­sı hâ­li­ne ge­tir­mek­tir:
 
“Sa­na ge­len iyi­lik Al­lah’tan­dır. Ba­şı­na ge­len kö­tü­lük ise nef­sin­den­dir.” (Ni­sâ 4/79)
 
Âyet-i ke­ri­me­yi iyi an­la­yan in­san, ba­şa­rı­lar­da ken­di­si­ni pay sa­hi­bi gör­mek ye­ri­ne, kar­şı­la­şı­lan ek­sik­lik­ler­de ken­di­si­ne pay arar; iyi­lik­le­re his­se­dar ol­ma­ya ça­lış­maz. Çün­kü iyi­lik ve gü­zel­lik na­mı­na ne var­sa, ta­ma­men Al­lah’a ait­tir.
 
İkin­ci önem­li has­ta­lık “baş ol­ma duy­gu­su”dur. Ha­yır­lı hiz­met­ler­de ge­nel­lik­le hiç kim­se  doğ­ru­dan baş ol­ma sev­da­sı ile öne çık­maz. Ne­fis bu­nu ma­sum ni­yet­le­rin ar­ka­sı­na giz­ler. Fa­kat in­san ol­ma­nın bir ge­re­ği, ne­re­de olur­sa ol­sun, için­de­ki baş ol­ma ar­zu­su her an dev­re­ye gi­re­bi­lir. Bir de çev­re­de­ki in­san­la­rın “baş­ka­nım”, “sa­yın baş­kan” gi­bi il­ti­fat­la­rı bu ar­zu­nun dep­reş­me­si­ne se­bep ola­bi­lir. So­nuç­ta hiç he­sap­ta ol­ma­yan şu hal ile kar­şı­la­şı­lır: Ken­di­ni­zi her şey­den so­rum­lu ve her şe­yi yap­ma­ya yet­ki­li gör­me­ye baş­lar­sı­nız. Siz­den ha­ber­siz kuş uç­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne ina­nır­sı­nız. Düz­gün iş­ler ya­pıl­sa bi­le, eğer siz­den ha­ber­siz ya­pıl­mış­sa mut­la­ka bir ek­sik­lik ol­du­ğu­nu sa­nır­sı­nız.
 
Baş ol­ma ar­zu­sun­dan kur­tul­ma­nın ça­re­si de, yap­tı­ğı­mız hiz­met­le­rin bi­ze ait ol­ma­dı­ğı­na, yu­ka­rı­da me­âli ve­ri­len âyet-i ke­ri­me hük­mün­ce, on­la­rın ger­çek sa­hi­bi­nin Al­lah ol­du­ğu­na ke­sin ola­rak inan­mak­tır.
 
Bu hiz­met­ler­de is­tih­dam edi­len in­san, hik­met na­za­rıy­la ba­ka­rak emin ol­ma­lı­dır ki, lâ­yık ol­du­ğu için de­ğil; ta­ma­men af­fı­na ve­si­le ol­sun di­ye ik­ram edi­len bir lu­tuf­la, ara­la­nan bir mer­ha­met ka­pı­sıy­la kar­şı kar­şı­ya bu­lun­mak­ta­dır. Şöy­le te­fek­kür et­mek lâ­zım­dır: “İşin için­de ben ol­ma­say­dım, hiz­met­ler da­ha iyi yü­rü­ye­bi­lir­di. Mey­da­na ge­len ak­sak­lık­la­rın kay­na­ğı bel­ki de be­nim nef­sim­dir.”
 
Bir hiz­me­tin han­gi nok­ta­sın­da bu­lu­nur­sak bu­lu­na­lım, sık sık Al­lah’a mü­ra­ca­at edip, ek­sik­lik­le­ri­miz se­be­bi ile kim­se­nin za­ra­ra uğ­ra­ma­ma­sı­nı di­le­me­li ve bu hiz­met­ler için da­ha ha­yır­lı in­san­la­rın is­tih­dam edil­me­si­ni sa­mi­mi ola­rak te­men­ni et­me­li­yiz.
 
Ha­yır mak­sat­lı va­kıf ve der­nek gi­bi ka­mu hiz­me­tin­de bu­lu­nan­la­rın ya­ka­la­na­bi­le­ce­ği üçün­cü önem­li has­ta­lık, is­ti­şa­re­yi ter­ke­dip, ken­di ba­şı­na ka­rar ver­mek­tir. Oy­sa in­san­la­ra hiz­met için yet­ki ve so­rum­lu­luk alan­lar, doğ­ru ka­rar­lar ve­re­bil­mek için el­le­rin­den ge­le­nin aza­mi­si­ni yap­ma­lı­dır.
 
Bu ko­nu­da Hz. Ömer (r.a) ör­ne­ği­ni unut­ma­mak ge­re­kir. O, hük­mü­nü Kur’an ve sün­net­te bu­la­ma­dı­ğı ko­nu­lar­da he­men ka­rar ver­mez­di. Sa­hâ­be-i ki­râm ile uzun is­ti­şa­re­ler ya­par­dı. Bu is­ti­şa­re­le­rin ba­zan haf­ta­lar­ca sür­dü­ğü nak­le­di­lir. So­nun­da ge­nel­lik­le it­ti­fak­la ka­ra­ra va­rır­lar­dı. Hz. Ömer (r.a), is­ti­şa­re­nin sağ­lık­lı ol­ma­sı için sa­hâ­be-i ki­ram­dan bir­çok kim­se­nin Me­di­ne dı­şı­na yer­leş­me­si­ne da­hi izin ver­me­miş­ti.
 
“He­ye­ti top­la­ya­ma­dım, top­lan­tı­ya gel­me­di­ler; ben de hiz­met­ler or­ta­da kal­ma­sın di­ye ka­ra­rı­mı ve­rip uy­gu­la­dım” gi­bi ma­ze­ret­ler, is­ti­şa­re yap­ma­ma­yı meş­ru kıl­maz. Ne ya­pıp edip, baş­ka­la­rı­nın da hiz­met­le­re sa­hip çık­ma­sı­nı te­min et­mek en bü­yük hiz­met­tir. Di­ğer hiz­met­ler bun­dan son­ra ge­lir.
 
Evet, ka­mu hiz­met­le­ri­ni ida­re eder­ken mey­da­na ge­le­bi­len bu önem­li has­ta­lık­lar her­kes için söz ko­nu­su ola­bi­lir. Çün­kü Al­lah Te­âlâ kul­la­rı­nı im­ti­han eder. Önem­li olan, re­ha­ve­te ka­pıl­ma­mak ve ni­yet­le­ri sü­rek­li kont­rol et­mek­tir. Âciz­li­ği­nin far­kın­da ola­na Al­lah yar­dım eder; bek­le­me­di­ği yön­ler­den ona des­tek ve­rir.
 
Bah­set­ti­ği­miz bu has­ta­lık­la­rı önem­se­me­yen in­san­la­ra ge­lin­ce, on­lar ken­di­le­ri­ne acı­mı­yor­sa, in­san­la­ra acı­ma­lı­dır­lar. Hiç kim­se­nin iş­gal et­ti­ği hiz­met nok­ta­sı­nı nef­si­ne ye­dir­me­ye, ken­di ben­li­ği için in­san­la­rı har­ca­ma­ya hak­kı ola­maz.
 
Re­sû­lul­lah Efen­di­mi­z’in (s.a.v) şu ikaz­la­rı­nı dik­ka­te al­ma­mak na­sıl müm­kün ola­bi­lir:
 
“Müs­lü­man­lar­dan bir top­lu­lu­ğun ida­re­si­ne ge­len ki­şi on­la­rı al­da­tır da ölür­se, Al­lah Te­âlâ cen­ne­ti ona ha­ram kı­lar.” (Bu­hâ­rî, Ah­kâm, 8; Müs­lim, İmâ­re, 21, 22; Mün­zi­rî, et-Ter­gîb ve’t-Ter­hîb, nr. 3260, 3261)

‘Al­lah Te­âlâ’nın bir top­lu­luk üze­ri­ne ida­re­ci kıl­dı­ğı hiç­bir kul, o top­lu­lu­ğu sa­mi­mi ola­rak ko­ru­yup gö­zet­me­dik­çe cen­ne­tin ko­ku­su­nu da­hi ala­maz.” (Bu­hâ­rî, Ah­kâm, 8; Müs­lim, İmâ­re, 21, 22; Mün­zi­rî, et-Ter­gîb ve’t-Ter­hîb, nr. 3260, 3261)
 
“Al­la­hım! Kim üm­me­ti­min her­han­gi bir işi­ni üst­le­nir de on­la­ra zor­luk çı­kar­ır­sa, sen de ona zor­luk çı­kar! Her kim de üm­me­ti­min her­han­gi bir işi­ni üst­le­nir de on­la­ra yu­mu­şak dav­ra­nır­sa, sen de ona yu­mu­şak dav­ran.” (Müs­lim, İmâ­re, 19; Ah­med b. Han­bel, Müs­ned, 6/62, 93, 260; Ne­sâî, es-Sü­ne­nü’l-Küb­râ, nr. 8873; Mün­zi­rî, et-Ter­gîb ve’t-Ter­hîb, nr. 3256; Müt­ta­kî el-Hin­dî, Ken­zü’l-Um­mâl, nr. 14926)
 
Ka­mu hiz­met­le­rin­de ida­re­ci­lik ya­pan­lar bu ha­dis-i şe­rif­ler­le de­rin bir ne­fis mu­ha­se­be­si­ne çağ­rı­lır­ken, ida­re edi­len­ler de ita­at­le mü­kel­lef tu­tu­lmak­ta­dır: “Ey iman eden­ler! Al­lah’a ita­at edin. Pey­gam­ber’e ve siz­den olan ülü’l-em­re de ita­at edin” (Ni­sâ 4/59) âyet-i ke­ri­me­sin­de­ki ülü’l-emr, en ge­nel mâ­na­sıy­la müs­lü­man­la­rın çe­şit­li iş­le­ri­ni üst­le­nen ida­re­ci­ler­dir. Do­la­yı­sıy­la çe­şit­li hiz­met ka­de­me­le­rin­de­ki ida­re­ci­le­ri de bu kap­sam­da gör­mek ge­re­kir. Re­sûl-i Ek­rem Efen­di­mi­z’in (s.a.v) şu ha­dis-i şe­rif­le­ri edin­me­miz ge­re­ken ah­lâ­kı bil­dir­mek­te­dir:
 
“Ba­şı ku­ru üzüm gi­bi Ha­beş­li bir kö­le de ol­sa, üze­ri­ni­ze baş­kan ola­rak gö­rev­len­di­ri­le­nin em­ri­ni din­le­yin ve ona ita­at edin.” (Bu­hâ­rî, Ezân, 24, 26; Ah­kâm, 4; Ci­hâd, 39)
 
Bu ita­atin ma­hi­ye­ti­nin ve çer­çe­ve­si­nin de yi­ne sün­net-i se­niy­ye ile be­lir­len­di­ği­ni ha­tır­la­ta­lım.
 
Evet, va­kıf ve der­nek­ler gi­bi top­lum hiz­met­le­ri sa­ha­sın­da bi­ze ve­ri­len gö­rev­le­ri, han­gi ka­de­me­de olur­sak ola­lım, Al­lah’ın ema­ne­ti ola­rak ka­bul et­me­li ve eli­miz­de bu­lun­duk­la­rı sü­re­ce bu ema­ne­te iha­net et­me­mek için çır­pın­ma­lı­yız.


Muhammed  Saki Erol

| Temmuz 2013 |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hayat-dengemiz--hizmet-allah-icin-olmali-t33640.0.html




Çevrimdışı Emsey

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 2.091
  • Konu: 139
  • Derviş: 297
  • Teşekkür: 136
Yeni: Hayat Dengemiz – Hizmet Allah İçin Olmalı
« Cevapla #1 : 05/07/13, 21:41 »
 
“Sa­na ge­len iyi­lik Al­lah’tan­dır. Ba­şı­na ge­len kö­tü­lük ise nef­sin­den­dir.” (Ni­sâ 4/79)
 
Âyet-i ke­ri­me­yi iyi an­la­yan in­san, ba­şa­rı­lar­da ken­di­si­ni pay sa­hi­bi gör­mek ye­ri­ne, kar­şı­la­şı­lan ek­sik­lik­ler­de ken­di­si­ne pay arar; iyi­lik­le­re his­se­dar ol­ma­ya ça­lış­maz. Çün­kü iyi­lik ve gü­zel­lik na­mı­na ne var­sa, ta­ma­men Al­lah’a ait­tir.
 
İkin­ci önem­li has­ta­lık “baş ol­ma duy­gu­su”dur. Ha­yır­lı hiz­met­ler­de ge­nel­lik­le hiç kim­se  doğ­ru­dan baş ol­ma sev­da­sı ile öne çık­maz. Ne­fis bu­nu ma­sum ni­yet­le­rin ar­ka­sı­na giz­ler. Fa­kat in­san ol­ma­nın bir ge­re­ği, ne­re­de olur­sa ol­sun, için­de­ki baş ol­ma ar­zu­su her an dev­re­ye gi­re­bi­lir. Bir de çev­re­de­ki in­san­la­rın “baş­ka­nım”, “sa­yın baş­kan” gi­bi il­ti­fat­la­rı bu ar­zu­nun dep­reş­me­si­ne se­bep ola­bi­lir. So­nuç­ta hiç he­sap­ta ol­ma­yan şu hal ile kar­şı­la­şı­lır: Ken­di­ni­zi her şey­den so­rum­lu ve her şe­yi yap­ma­ya yet­ki­li gör­me­ye baş­lar­sı­nız. Siz­den ha­ber­siz kuş uç­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne ina­nır­sı­nız. Düz­gün iş­ler ya­pıl­sa bi­le, eğer siz­den ha­ber­siz ya­pıl­mış­sa mut­la­ka bir ek­sik­lik ol­du­ğu­nu sa­nır­sı­nız.
 
Baş ol­ma ar­zu­sun­dan kur­tul­ma­nın ça­re­si de, yap­tı­ğı­mız hiz­met­le­rin bi­ze ait ol­ma­dı­ğı­na, yu­ka­rı­da me­âli ve­ri­len âyet-i ke­ri­me hük­mün­ce, on­la­rın ger­çek sa­hi­bi­nin Al­lah ol­du­ğu­na ke­sin ola­rak inan­mak­tır.

Allah(c.c)razı olsun paylaşım için ok önemli bir konu Rabbim okuduklarımızı tatbik etmeyi nasip etsin.


“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir"
Gavs-i sani (k.s)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Yükünüzü çe­kecek bir dost istersiniz Seherde ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.61 saniyede oluşturulmuştur


Hayat Dengemiz – Hizmet Allah İçin OlmalıGüncelleme Tarihi: 15/09/19, 13:41 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim