Hayat Dengemiz – İstişareye Mecburuz - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22885 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hayat Dengemiz – İstişareye Mecburuz, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2017 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hayat Dengemiz – İstişareye Mecburuz}   Okunma sayısı 2017 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Hayat Dengemiz – İstişareye Mecburuz
« : 03/07/13, 01:52 »
Hayat Dengemiz – İstişareye Mecburuz

Ge­nel an­la­mıy­la, “ki­şi­nin ken­di­si­ni il­gi­len­di­ren ko­nu­lar­da bir baş­ka­sı­nın gö­rü­şü­ne baş­vur­ma­sı” şek­lin­de ta­rif ede­bi­le­ce­ği­miz is­ti­şa­re, yü­ce di­ni­mi­zin en önem­li tav­si­ye­le­rin­den bi­ri­dir.
 
Gel­miş ve ge­le­cek olan bü­tün in­san­la­rın en üs­tü­nü, akıl ve ze­kâ yö­nüy­le in­san­la­rın en mü­kem­me­li ve en doğ­ru ka­rar ve­re­ni ol­du­ğu hal­de, Pey­gam­ber Efen­di­miz’e (s.a.v) rab­bi­mi­zin em­ri şu­dur:
 
“İş­le­rin­de as­ha­bın­la is­ti­şa­re et. Bir ke­re az­met­tin mi, ar­tık Al­lah’a gü­ve­nip da­yan. Çün­kü Al­lah, ken­di­ne gü­ve­nip da­ya­nan­la­rı se­ver.” (Âl-i İm­rân 3/159)
 
Bu âyet-i ce­li­le­de, “az­met­tin mi ar­tık Al­lah’a gü­ve­nip da­yan” ifa­de­sin­de ge­çen “azim” ke­li­me­si­nin mâ­na­sı Hz. Ali (r.a) ta­ra­fın­dan Pey­gam­be­ri­mi­z’e so­rul­du­ğun­da, “Azim­den mak­sat, gö­rüş sa­hip­le­riy­le is­ti­şa­re et­mek ve on­la­rın gö­rüş­le­ri­ne uy­mak” ce­va­bı­nı al­dı­ğı­nı tef­sir­ler kay­det­mek­te­dir.
 
Rab­bü’l-âle­min’in bu âyet­te­ki em­ri üze­ri­ne Fahr-i Âlem Efen­di­miz (s.a.v), as­ha­bıy­la is­ti­şa­re­yi esas al­mış, ay­nı za­man­da mü­min­le­re de emir bu­yur­muş­tur.
 
Re­sûl-i Ek­rem Efen­di­mi­z’in (s.a.v) is­ti­şa­rey­le em­re­dil­me­si, mü­min­ler için çok ma­ni­dar hik­met­ler ta­şır. Çün­kü Al­lah Re­sû­lü bir ha­dis-i şe­rif­le­rin­de, “Bi­li­niz ki Al­lah ve Re­sû­lü’nün is­ti­şa­re­ye ih­ti­ya­cı yok­tur. Fa­kat Al­lah Te­âlâ bu­nu be­nim üm­me­ti­me bir rah­met kıl­dı. On­lar­dan her kim is­ti­şa­re eder­se doğ­ru­ya ulaş­mak­tan mah­rum kal­maz. Her kim de ter­ke­der­se ha­ta­dan kur­tu­la­maz” bu­yu­ru­yor­lar. (Bey­ha­kî, Şu­abü’l-İmân, nr. 7542; Sü­yû­tî, ed-Dür­rü’l-Men­sûr, 2/359)
 
Bir baş­ka ha­dis-i şe­rif­le­rin­de de:
 
“Al­lah’a ye­min ol­sun ki, is­ti­şa­re eden bir top­lu­luk, iş­le­rin en doğ­ru­su­na mu­vaf­fak olur­lar” bu­yu­ru­yor­lar. (Bu­hâ­rî, Ede­bü’l-Müf­red, nr. 259; Sü­yû­tî, ed-Dür­rü’l-Men­sûr, 7/357; ay­rı­ca bk. Bey­ha­kî, Şu­abü’l-İmân, nr. 7538)
 
Al­lah’ın el­çi­si is­ti­şa­re­yi de­vam­lı teş­vik bu­yu­rur­lar­ken, ken­di­le­ri de Be­dir, Uhud ve Hen­dek gaz­ve­le­ri; Hu­dey­bi­ye ve ezan ko­nu­su gi­bi bir­çok önem­li olay­da as­ha­bıy­la is­ti­şa­re­ye baş­vur­muş­lar­dır. Hat­ta meş­hur sa­hâ­be Ebû Hü­rey­re (r.a), Al­lah Re­sû­lü’nden da­ha çok is­ti­şa­re eden bi­ri­ni gör­me­di­ği­ni be­lir­tir.
 
İs­lâm ta­ri­hi­nin her dö­ne­min­de hak­kı ve doğ­ru­yu ara­yan ida­re­ci­le­rin ya­nı sı­ra âlim­ler ve mür­şid­ler Al­lah Te­âlâ’nın mu­ra­dı ve re­sû­lü­nün tav­si­ye­le­ri doğ­rul­tu­sun­da is­ti­şa­re­yi baş ta­cı yap­mış­lar­dır. Dev­let­le il­gi­li önem­li iş­ler­de ka­rar ver­me­den ön­ce, Os­man­lı pa­di­şah­la­rı­nın dost ve düş­man mem­le­ket­le­rin el­çi­le­ri­nin gö­rüş­le­ri­ni al­ma­la­rı dik­kat çe­ki­ci bir ör­nek­tir. Ta­bii ki bu el­çi­le­rin gö­rüş­le­ri de­ğer­len­di­ri­lir­ken, dost ve­ya düş­man­lık­la­rı dik­ka­te alı­nı­yor­du.
 
Ger­çek­ten de iş­le­rin gü­zel ne­ti­ce­le­re var­ma­sı, ha­ya­tın bü­tün alan­la­rın­da prob­lem­le­rin çö­zül­me­si an­cak is­ti­şa­re ile müm­kün­dür. Ki­şi ne ka­dar akıl­lı, ze­ki ve tec­rü­be­li olur­sa ol­sun Ce­nâb-ı Hakk’ın Kur’ân-ı Ha­kîm’in­de öv­dü­ğü is­ti­şa­re pren­si­bi­ne uy­gun ha­re­ket et­me­dik­çe fay­da­lı so­nuç­la­ra ula­ş­ma­sı ve prob­lem­le­ri­ni gü­zel bir şe­kil­de çöz­me­si müm­kün de­ğil­dir.
 
Fert­le­rin ve top­lum­la­rın düş­tük­le­ri onul­maz ha­ta­la­rın, ço­ğun­luk­la ba­şı­na buy­ruk ka­rar­lar­dan kay­nak­lan­dı­ğı­nı bi­li­yo­ruz. Tek ba­şı­na, bil­di­ği gi­bi iş yü­rüt­me alış­kan­lı­ğı ne ka­dar yay­gın­la­şır­sa, ha­ta­la­rın sa­yı­sı o nis­bet­te ar­tar. Ne ka­dar aza­lır­sa, ha­ta­lar da o nis­bet­te aza­la­cak­tır.
 
Evet, is­ti­şa­re eden ger­çek­ten kay­bet­mez. Her­han­gi bir se­bep­le zâ­hi­ren kay­be­di­yor gö­zük­se bi­le, ha­ya­tın ebe­dî bo­yu­tun­da, âhi­ret­te kay­bet­mez. Zi­ra is­ti­şa­re ile üze­ri­ne dü­şen va­zi­fe­yi yap­mış ve so­rum­lu­lu­ğu­nu ye­ri­ne ge­tir­miş­tir.
 
Bu­ra­da bir nok­ta­ya işa­ret et­mek­te fay­da var. Yü­ce di­ni­miz­de­ki is­ti­şa­re sis­te­mi di­ğer an­la­yış­lar­dan fark­lı ola­rak, ço­ğun­luk ve­ya azın­lık far­kı gö­ze­til­mek­si­zin im­kân da­hi­lin­de her­ke­sin gö­rü­şü­nü al­ma­yı ge­rek­tir­mek­te­dir. Ay­rı­ca, gö­rüş­ler için­de ter­ci­he şa­yan ola­nı par­mak he­sa­bıy­la de­ğil, de­rin ve ta­raf­sız bir araş­tır­ma ne­ti­ce­si tes­bit edi­lir.
 
Hem dün­ya ha­ya­tı­mız hem de ebe­dî ha­ya­tı­mız için bu ka­dar önem­li olan is­ti­şa­re­nin na­sıl ve ki­min­le ya­pı­la­ca­ğı el­bet­te çok önem­li­dir. Öy­le­si­ne önem­li ki, ya­pı­la­cak işin ha­yır­la ne­ti­ce­len­me­si­ni doğ­ru­dan et­ki­ler. Ma­dem­ki mü­min, ya­pa­ca­ğı işin en gü­zel ol­ma­sı­nı, en ha­yır­lı ol­ma­sı­nı is­te­mek­te­dir, bu da an­cak eh­liy­le ya­pı­la­cak olan bir is­ti­şa­re­nin so­nu­cun­da olur.
 
Ön­ce­lik­le, is­ti­şa­re ya­pı­lan ki­şi­le­rin hak­kıy­la mü­te­dey­yin, âlim, akıl­lı ve tec­rü­be­li ol­ma­sı ge­nel bir pren­sip­tir. Ya­ni ken­di­si­ne me­se­le ar­ze­di­len kim­se­ler, ehil ve emin ki­şi­ler ol­ma­lı­dır. Ak­si du­ru­mun ya­rar­dan çok za­rar ge­ti­re­ce­ği ta­bi­idir.
 
Bu ge­nel pren­sip­le­rin ay­rın­tı­la­rı­na in­di­ği­miz­de ise, da­nı­şı­la­cak ki­şi­nin fa­zi­let­li, sa­mi­mi, sağ­lam fi­kir­li, kes­kin gö­rüş­lü, in­san psi­ko­lo­ji­si­ni iyi tah­lil ede­bil­me, doğ­ru­luk ve gü­ve­ni­lir­lik gi­bi de­ğer­le­re sa­hip ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni an­lı­yo­ruz.
 
Bu­ra­da Al­lah Te­âlâ’nın, “Bil­me­di­ği­ni­zi zi­kir eh­li­ne so­ru­nuz” (Nahl 16/43) âyet-i ce­li­le­si yo­lu­mu­zu ay­dın­lat­mak­ta­dır. Bu âyet-i ce­li­le­nin işa­ret bu­yur­du­ğu zi­kir eh­li­nin ba­şın­da ise rab­bâ­nî âlim­ler, ya­ni mür­şid-i kâ­mil­ler ge­lir.
 
Bir kez da­ha ha­tır­la­ta­lım: İs­ti­şa­re ge­rek fert ve ai­le ha­ya­tın­da, ge­rek­se ce­ma­at ve dev­let öl­çe­ğin­de ter­ke­dil­me­si as­la müm­kün ol­ma­yan bir yol­dur. İs­ti­şa­re, mü­mi­nin ko­run­ma ve en iyi­ye var­ma yo­lu­dur. Da­nış­ma üze­ri­ne ku­rul­ma­yan bir ya­pı, ne ken­di­sin­den bek­le­nen fonk­si­yo­nu ic­ra ede­bi­lir ne de İs­lâm’ın ru­hu­na uy­gun sa­yı­lır. İs­lâm top­lu­mu an­cak is­ti­şa­re ile ha­yat bu­lur ve ge­li­şir.
 
İlk pey­gam­ber Hz. Âdem’in (a.s) şu na­si­ha­ti bü­tün in­san­lı­ğa­dır: “Ey ev­lât­la­rım! İş­le­ri­niz­de is­ti­şa­re edin, bi­len­le­re da­nı­şa­rak ya­pın. Eğer ben cen­net­te me­lek­ler­le is­ti­şa­re et­sey­dim, mâ­lûm iş ba­şı­ma gel­me­ye­cek, ya­sak olan mey­ve­yi ye­me­ye­cek­tim. İs­ti­şa­re et­me­di­ğim için­dir ki, ya­sak olan mey­ve­yi ye­dim, son­ra olan ol­du.”
 
Ab­bâ­sî ha­li­fe­le­rin­den Me’mûn, oğ­lu­na na­si­hat eder­ken is­ti­şa­re hu­su­sun­da şöy­le de­miş­tir: “Şüp­hen olan iş­ler­de, tec­rü­be sa­hi­bi, gay­ret­li ve şef­kat­li ih­ti­yar­la­rın gö­rüş­le­ri­ne baş­vur. Çün­kü on­lar, çok şey gö­rüp ge­çir­miş­ler­dir. Za­ma­nın iniş­li çı­kış­lı, ik­bal­li ve he­zi­met­li olay­la­rı­na şa­hit ol­muş­lar­dır. On­la­rın söz­le­ri acı da ol­sa ka­bul ve ta­ham­mül et. So­nun­da se­vi­nen sen olur­sun.”
 
Bü­yük­le­ri­miz de, “Ulu sö­zü din­le­yen ulu dağ­lar aşar”, “Akıl akıl­dan üs­tün­dür”, “Da­nı­şan dağ­la­rı aş­mış, da­nış­ma­yan düz­lük­te şaş­mış” di­ye­rek is­ti­şa­re­nin ge­rek­li­li­ği­ni ne gü­zel ifa­de eder­ler.
 
Üs­ta­dım da is­ti­şa­re ko­nu­sun­da bi­zi uya­rır, çı­ka­cak ne­ti­ce­ler ken­di dü­şün­ce­le­ri­mi­zin ak­si­ne de ol­sa, is­ti­şa­re­nin çok ha­yır­lı ol­du­ğu­nu söy­ler­di. Biz şu iki şe­ye dik­kat et­tik­çe, ken­di­si­nin de biz­ler­le is­ti­şa­re ede­ce­ği­ni söy­le­miş­ti: Ni­ye­ti­mi­zin Al­lah rı­za­sı ol­ma­sı ve ena­ni­yet­ten uzak dur­ma­mız.
 
Al­lah’ın se­lâ­mı, rah­me­ti ve be­re­ke­ti üze­ri­ni­ze ol­sun.


Muhammed   Saki Erol

| Temmuz 2013 | HAYAT DENGEMİZ |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hayat-dengemiz--istisareye-mecburuz-t33617.0.html;topicseen





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

çalıştır komutları Burası Filistin! ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.112 saniyede oluşturulmuştur


Hayat Dengemiz – İstişareye MecburuzGüncelleme Tarihi: 20/09/19, 21:59 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim