Hayat Dengemiz – Tebliğ, İnsanı Özüne Davettir - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.026 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.512 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22870 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hayat Dengemiz – Tebliğ, İnsanı Özüne Davettir, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2172 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hayat Dengemiz – Tebliğ, İnsanı Özüne Davettir}   Okunma sayısı 2172 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

Ce­nâb-ı Mev­lâ­mız’ın in­san­lık ta­ri­hi­ni bir pey­gam­ber­le baş­lat­mış ol­ma­sı çok de­rin mâ­na­lar ta­şır. İlk in­san olan, yer­yü­zün­de ya­şa­mış ve ya­şa­ya­cak bü­tün in­san­la­rın ata­sı olan Hz. Âdem (a.s) bir pey­gam­ber­dir. Hâ­lik-i Zül­ce­lâl’in me­lek­le­re hi­ta­ben bu­yur­du­ğu, “Yer­yü­zün­de bir ha­li­fe ya­ra­ta­ca­ğım” (Ba­ka­ra 2/30) fer­ma­nı­nın ilk te­cel­li­si, ilâ­hî bil­gi ve ilim­ler­le do­na­tıl­mış bir pey­gam­ber. Ya­ni O’nun el­çi­si.
 
İlk in­sa­nın her­han­gi bir can­lı gi­bi ol­ma­ma­sı ya da sı­ra­dan bir in­san ola­rak ya­ra­tıl­ma­ma­sı, her şey­den ön­ce şu mâ­na­ya ge­lir: Rab­bi­miz, in­sa­noğ­lu­na çok bü­yük bir de­ğer ve pâ­ye ver­miş; yer­yü­zün­de­ki en şe­ref­li var­lık ol­du­ğu­nu kı­ya­me­te ka­dar ge­le­cek bü­tün ne­sil­le­re gös­ter­miş­tir. Mu­kad­des ki­ta­bı­mız­da­ki,
 
“Biz in­sa­nı en gü­zel, en üs­tün sû­ret­te ya­rat­tık” (Tîn 95/4) ilâ­hî be­ya­nı da bu mâ­na­nın açık bir iza­hı­dır.
 
İn­san­lı­ğın ata­sı­nın bir pey­gam­ber ol­ma­sı, in­sa­noğ­lu­nun ilk ya­ra­tı­lı­şın­dan iti­ba­ren ilâ­hî ha­ki­kat­ler­le, me­le­kût âle­mi ile çok de­rin ve kök­lü bir ir­ti­ba­tı­nın bu­lun­du­ğu­nu da is­pat eder. Bu ir­ti­bat âde­ta onun gen­le­rin­de var­dır. Fıt­ra­tın­da­ki te­miz­li­ğe ve asa­le­te bir işa­ret­tir.
 
“Her do­ğan ço­cuk (İs­lâm) fıt­rat üze­re doğ­ar”  ha­be­ri­ni ve­ren ha­dis-i şe­rif de bu mâ­na­yı izah eder. (Bu­hâ­rî, Ce­nâ­iz, 78; Müs­lim, Ka­der, 22; Tir­mi­zî, Ka­der, 5; Ebû Dâ­vûd, Sün­net, 18; Ah­med b. Han­bel, Müs­ned, 2/275)
 
Evet, hem Ce­nâb-ı Mev­lâ’dan bir nef­ha olan ru­huy­la hem de var­lık âle­mi­ne böy­le üs­tün va­sıf­lar­la baş­lan­gıç yap­ma­sıy­la, in­sa­noğ­lu esas ola­rak ilâ­hî âle­me ait bir var­lık­tır.
 
Di­ğer ta­raf­tan, hür ve ira­de sa­hi­bi bu­lun­ma­nın bir te­za­hü­rü ola­rak bu özel­li­ğin zıd­dı­nı da bün­ye­sin­de bu­lun­du­rur. Ya­ni o bir ya­nıy­la me­le­kût âle­mi­ne, di­ğer ya­nıy­la da süf­lî, hay­va­nî âle­me ait bir var­lık­tır.
 
Bü­tün ta­rih bo­yun­ca ve bu­gün in­san­lık bu iki özel­lik sa­ikiy­le ha­re­ket et­miş­tir. Ya yü­zü­nü ter­te­miz fıt­ra­tın­dan ya­na çe­vi­re­rek me­lek­le­ri kıs­kan­dı­ra­cak mer­te­be­le­re yük­sel­miş ya da üze­rin­de yü­rü­dü­ğü top­ra­ğı utan­dı­ra­cak de­re­ce­le­re, “hay­van­dan da aşa­ğı”la­ra düş­müş­tür.
 
Ce­nâb-ı Mev­lâ­mız, tıp­kı ilk in­sa­nı pey­gam­ber ola­rak ya­rat­tı­ğı gi­bi, en­gin rah­me­ti­nin bir te­cel­li­si ola­rak in­san­lı­ğa mü­ba­rek ne­bî ve re­sûl­le­ri­ni gön­der­me­ye de­vam et­miş, dün­ya­nın her ye­rin­de­ki in­san top­lu­luk­la­rı­nı asıl fıt­ra­tı­na, ter­te­miz ya­ra­tı­lı­şı­na, ba­rı­şa, esen­lik ve hu­zu­ra da­vet et­miş­tir.
 
İş­te bu ilâ­hî da­ve­tin adı, en ge­nel mâ­na­sıy­la teb­liğ­dir ve bü­tün pey­gam­ber­ler bi­rer teb­liğ­ci­dir. On­lar bir ta­raf­tan in­sa­noğ­lu­nu ilâ­hî azap­tan kur­tar­ma­ya ça­lı­şır­ken, di­ğer ta­raf­tan da yer­yü­zü­nü fit­ne­den, boz­gun­cu­luk ve az­gın­lık­tan ko­ru­ma­ya ça­lış­mış­lar­dır. “Hiç­bir ka­vim yok­tur ki, biz ona bir hi­da­ye­te da­vet­çi gön­der­me­miş ola­lım” (Fâ­tır 35/24) âyet-i ke­ri­me­si iş­te bu ha­ki­ka­ti ifa­de eder.
 
Ne var ki in­sa­noğ­lu ço­ğu za­man nef­si­nin ve şey­ta­nın ze­bu­nu ola­rak bu da­vet­ten yüz çe­vir­miş, ken­di fıt­ra­tı­nı ve yer­yü­zü­nü is­yan ve sap­kın­lık­la kir­let­miş, ebe­dî ha­ya­tı­nı ka­rart­mış­tır.
 
Ni­ha­yet, Ce­nâb-ı Mev­lâ­mız’ın “âlem­le­re rah­met” te­cel­li­si Ha­bîb-i Kib­ri­yâ Efen­di­miz (s.a.v), kı­ya­me­te ka­dar bü­tün in­san­lı­ğa ye­ter­li ola­cak Kur’an ve sün­net ema­ne­ti­ni ge­tir­miş, ilâ­hî teb­liğ ta­mam­lan­mış ve ke­ma­le er­miş­tir. Ar­tık bu son çağ­rı­dır. Bun­dan böy­le ya bu da­ve­te uyu­la­rak ebe­dî sa­adet ve in­san­ca bir ha­yat el­de edi­le­cek ya da ter­te­miz fıt­rat­lar kir­le­ne­cek; bir ema­net ola­rak in­sa­noğ­lu­na tes­lim edi­len yer­yü­zü fit­ne­ye, fe­sa­da ve boz­gun­cu­lu­ğa tes­lim ola­cak­tır.
 
İş­te hak­kı ve ha­ki­ka­ti teb­liğ, bu bo­zul­ma­ya, bu çü­rü­me­ye, bu as­lın­dan uzak­laş­ma­ya kar­şı bir uya­rı­dır. Hak­ka, ada­le­te, ba­rı­şa, hu­zu­ra çağ­rı­dır. İn­sa­nın ken­di nef­si­ni ve bü­tün in­san­lı­ğı doğ­ru yo­la sev­ket­me ça­ba­sı­dır. Teb­liğ, kalp­le­ri vah­yin ilâ­hî ik­li­min­de di­ril­miş mü­min­le­re Ce­nâb-ı Mev­lâ­mız’ın ver­di­ği bir va­zi­fe, bir ema­net­tir. Zi­ra O, “Siz va­sat (or­ta yol­da gi­den) bir üm­met­si­niz.”(Ba­ka­ra 2/143), “İyi­li­ği em­re­der, kö­tü­lük­ten sa­kın­dı­rır­sı­nız” (Âl-i İm­rân 3/110) bu­yu­ru­yor.
 
Bu va­zi­fe, en dar çer­çe­ve­den baş­la­ya­rak bü­tün in­san­lı­ğı ku­şa­ta­cak ka­dar ge­niş bir ala­na ya­yı­lır. Hiç şüp­he yok, bü­tün mü­min­ler ai­le ef­ra­dı, dost ve ar­ka­daş çev­re­si gi­bi dar alan­da bu va­zi­fey­le mü­kel­lef ol­du­ğu gi­bi, bü­tün in­san­lı­ğın ilâ­hî ha­ki­kat­ler­le bu­luş­ma­sı için ge­rek­li im­kân ve ze­mi­ni ha­zır­la­ya­cak fa­ali­yet­ler­le de mü­kel­lef­tir.
 
Müs­lü­man­lar, i‘lâ-yi ke­li­me­tul­lah de­di­ği­miz bu va­zi­fe­ye sa­da­kat­le bağ­lı ol­duk­la­rı de­vir­ler­de şan ve şe­ref bul­muş­lar, ih­mal et­tik­le­rin­de ise zil­le­te mah­kûm ol­muş­lar­dır. Di­ğer ta­raf­tan müs­lü­man­lar bu va­zi­fe­yi hak­kıy­la ye­ri­ne ge­tir­di­ği dö­nem­ler­de yer­yü­zün­de ada­let ve ba­rış hü­küm­ran ol­muş, ih­mal et­ti­ğin­de ise fe­sat ve boz­gun­cu­luk yay­gın­laş­mış ve hat­ta meş­ru ha­le gel­miş­tir. Bu ha­ki­ka­te ta­rih şa­hit­lik et­ti­ği gi­bi, in­saf sa­hi­bi Ba­tı­lı dü­şü­nür­ler de bu du­ru­mu iti­raf eder.
 
Ge­rek ken­di ebe­dî is­tik­ba­li­miz, ge­rek­se bü­tün in­san­lık için böy­le­si­ne bü­yük önem ta­şı­yan teb­li­ğin na­sıl ya­pı­la­ca­ğı, baş­ta mu­kad­des ki­ta­bı­mız ve sün­net-i ne­be­viy­ye ol­mak üze­re kay­nak­la­rı­mız­da açık­lan­mış­tır. Bu açık­la­ma­lar­dan çı­kan so­nuç şu­dur:
 
Mü­min­le­rin in­san­la­rı Hakk’a ve hay­ra da­vet ede­bil­me­si için ev­ve­lâ ken­di kalp­le­ri­nin di­ri, ya­şan­tı ve ah­lâk­la­rı­nın söy­le­dik­le­ri­ni tek­zip et­me­ye­cek tarz­da ol­ma­sı ge­re­kir. Son­ra za­ru­ri bil­gi­le­re sa­hip bu­lun­ma­sı, bil­me­di­ği ko­nu­lar­da id­di­acı ol­mak­tan ka­çın­ma­sı esas­tır. Gü­ler yüz­lü, tat­lı dil­li ve mû­nis ol­ma­lı­dır.
 
Ve en önem­li­si; en gü­zel ve en et­ki­li teb­liğ, mü­cel­lâ di­ni­mi­zi ya­şa­mak, gü­zel ah­lâk sa­hi­bi ol­mak­tır. Unut­ma­mak ge­re­kir ki, ya­lan­cı­lık, ri­ya, ben­cil­lik, ada­let­siz­lik ve do­lan­dı­rı­cı­lı­ğın her tür­lü­sü ve di­ğer mü­mi­ne ya­kış­ma­yan va­sıf­la­rı ta­şı­mak, Al­lah’ın di­niy­le in­san­la­rın ara­sı­na per­de ol­mak­tır.
 
Mü­mi­nin şu öl­çü­yü as­la unut­ma­ma­sı ge­re­kir: Bir in­san müs­lü­man ola­rak yal­nız­ca onu ta­nı­mış ol­say­dı İs­lâm’ı se­ver miy­di, yok­sa so­ğur ve uzak­la­şır mıy­dı?
 
Bir âri­fin şu tes­bit­le­ri­ni de dik­ka­te al­ma­lı­yız: “Unut­ma­ya­lım ki bü­tün yan­lış ve sa­pık yol­la­rın da bir man­tı­ğı, mu­ha­ke­me tar­zı ve fel­se­fe­si var­dır. On­lar da ken­di­le­ri­ni doğ­ru yol­da sa­nır, hak­lı bu­lur. İyi bi­lin­sin ki, in­sa­na ger­çe­ği Al­lah gös­te­rir, hak­kı O bul­du­rur, doğ­ru yo­la O hi­da­yet ey­ler. O hal­de dâ­ima Al­lah’tan ter­fi­ki­ni re­fik et­me­si­ni; hak­kı, doğ­ru­yu bul­dur­ma­sı­nı is­te­mek; dik­kat­li, ih­ti­yat­lı, edep­li, say­gı­lı ol­mak ge­re­kir.”


Muhammed  Saki Erol

| Temmuz 2013 |
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hayat-dengemiz--teblig-insani-ozune-davettir-t33645.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Haramdan Kaçmanın Önemi Seyfullah - Selamun selam (Klip) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.115 saniyede oluşturulmuştur


Hayat Dengemiz – Tebliğ, İnsanı Özüne DavettirGüncelleme Tarihi: 26/06/19, 15:49 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim