Hayrın Merkezindeki Üç Kavram(Müslüman ve mümin arasındaki fark) - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22885 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hayrın Merkezindeki Üç Kavram(Müslüman ve mümin arasındaki fark), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2516 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hayrın Merkezindeki Üç Kavram(Müslüman ve mümin arasındaki fark)}   Okunma sayısı 2516 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Şa'yâ

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.505
  • Konu: 207
  • Derviş: 511
  • Teşekkür: 145
Ebu Yahya Suheyb b. Sinan (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Müminin işi hayret vericidir. Zira onun her işi hayırlıdır. Bu meziyet yalnız mümine mahsustur. Zira o sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırdır. Başına bela gelirse sabreder. Bu da onun için hayırdır." (Müslim)

Daha önce defalarca okuduğum ve çok net anladığımı düşündüğüm bu hadis-i şerifi, aslında çok da iyi anlamamış olduğumu fark ettim. Bunu fark etmemde en büyük etken, İsmet Özel'in "Kırk Hadis" isimli kitabında bu hadisle ilgili okuduğum yorumu oldu. Ve hadisi yeniden inceledim. Hadisin bende oluşturduğu yeni izlenimini, benim gibi dikkat etmeyenler (anladığını sanıp anlamayanlar) olabilir düşüncesiyle, bazı noktalara dikkat çekerek sizlerle paylaşmak istedim. Meraklılarına İsmet Özel'in yorumunu da okumalarını, ayrıca tavsiye ederim.

Öncelikle ben, hadisin başında geçen şaşırtıcı durumun sadece müminlere has bir özellik olduğuna daha önce dikkat etmemiştim. Oysa şimdi öğrendiğim şu ki, bir hadisi doğru anlayabilmek için, öncelikle hadiste geçen kavramlar üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü hadislerde geçen kavramlar, gelişi güzel söylenmiş kavramlar değil. Her biri anlamayı kolaylaştıracak şekilde özenle seçilmiş ve özellikle söylenmiş sözler. Şahsım adına çoğunlukla gözden kaçırdığım noktanın bu olduğunu düşünmekteyim. Bu sebeple hadiste geçen mümin kavramını, "Müslim  Mümin  Muhsin" sıralamasını takip ederek idrak etmeliyiz ki, hadisi daha iyi anlayabilelim. İlk olarak "müslim"den başlayalım.

"Müslim" kelimesi, "esleme" kökünden gelmekte olup, teslim olan, teslim olarak selamete (kurtuluşa) eren demektir. Kişi Allah'ın iradesine boyun eğerek yani O'na teslim olarak islama girer ve müslüman adını alır. İslam'a girmek yada girmemek herkesin şahsi
kararıdır. Bu konuda kimse kimseye baskı yapma hakkına sahip değildir. Bize düşen sadece tebliğdir.

"Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan tamamen ayrılmıştır. Kim tağutu inkar edip Allah’a iman ederse en sağlam kulpa yapışmış olur. Allah işitir, bilir.” (1)

Teslim olmayı kabul ederek, İslama giren kişi bilmelidir ki, islamın bazı rükunları vardır. Bunlar Rasulullah (s.a.v.) 'in hadis-i şerifiyle bize öğrettiği rükunlardır. Ömer b. Hattab (r.a.) 'dan rivayet edilen hadis şöyledir:

"İslam beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Rasulullah (s.a.v.)'in O'nun kulu ve peygamberi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Kabe'yi haccetmek, Ramazan orucunu tutmak." (2)

Bunlar müslüman olmanın temel şartlarıdır. Nasıl ki, bir binanın temelleri sağlam olmadığı zaman yıkılma ihtimali artarsa, müslüman olan kişi de bu temel şartlan yerine getirmediği takdirde, kişinin islam binasının yıkılma ihtimali artar. Bu şartlar ayrıca imanın kalpte yerleşmesi açısından önemlidir. Az sonra açıklayacağımız iman ile islamın şartlan (buna amel de diyebiliriz) daima birbirinden ayrılmayan iki unsur olarak karşımıza çıkar. İslama girmek için temel bir iman gerekir. Ancak imanın yerleşmesi için amel gerekir. Zira bir kimsenin ameli arttıkça imanı artar. İmanı arttıkça da ameli çoğalır. Ki Rasulullah (s.a.v.), islama yeni giren ve "şimdi ne yapmam gerek" diye soranlara, öncelikle islamın şartlarını saymaktadır. Yine Allah-u Tealâ ayet-i kerimede,

"Bedeviler: "iman ettik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak müslüman olduk" deyin. İman henüz kalplerinize yerleşmemiştir. Eğer Allah'a itaat ederseniz amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah affedicidir, merhamet edicidir." (3)

buyurmaktadır. Buradan da anlıyoruz ki, İslamın şartlarını yerine getirmek, imanın artmasına vesile oluyor ve imanın kalbe yerleşmesini sağlıyor. Yani müslim olmadan mümin olunamıyor. Müslimlik vasfı, müminlik vasfından önce geliyor. Ancak bu müslim (müslüman) olan her kişinin mümin olacağı anlamına gelmiyor. Mümin olabilmek ayrı bir çaba gerektiriyor. Bu sebeple mümin kimdir, öğrenmemiz gerekiyor.

Mümin, "iman eden" demektir. İman ise, "emn" kökünden gelmekte olup, güvenme, verilen bir habere kalpten inanma, haberi getireni tasdik etme; bir şeye tereddüde düşmeksizin inanma demektir. İmanın hakikati, "mutlak tasdik"tir.

Hadiste geçen şaşırtıcı durumun müslümana değil, mümine has olduğuna dikkat edelim. Müminin her işi hayırdır, müslümanın değil. Neden? Çünkü mümin kişi, gönülden iman ederek, iman ettiği tüm esasları içine sindirmiş biri olarak, Allah'ın gözetimi altına giren yani emniyette olan kişidir. Aynı zamanda emniyet veren ve emniyet duyulan kişi. İşte onun her işinin hayır olması, bu emniyet duygusundan kaynaklanmaktadır. Zira o, kadere tereddütsüz iman etmiştir.

Hayrın da şerrin de Allah'tan geldiğine şehadet etmiş ve bunu sözleriyle dile getirdiği gibi kalbiyle de hiç şüphe duymayacak şekilde tasdik etmiştir. Böyle bir kişi, daima Allah'ın gözetimi altında olduğunun idrakindedir. Bu sebeple, kendisine bir nimet verildiğinde veya sevineceği bir durumla karşılaştığında şükreder. Çünkü o, bunun Allah'ın vermiş olduğu bir lütuf olduğunun ve bu nimeti nasıl kullanacağı konusunda imtihan edileceğinin farkındadır. Bu yüzden asla gurur ve kibre kapılmadan şükreder. Ve bu nimeti hayır yolunda kullanmak için çabalar. Buna en güzel örnek, Rasulullah (s.a.v.)'in Mekke'nin fethinde, devesinin üzerinde secde halinde şehre girmesidir. Gerçi Rasullulah (s.a.v.) muhsin derecesinde bir insandı. Ama vurgulamak istediğim, sıradan bir müslüman böyle bir durumda, bunun hakettiği bir başarı ve gayretinin bir sonucu olduğu düşüncesiyle kibre ve gurura kapılabilirdi. Ve yıllar önce terketmek zorunda bırakıldığı bir şehri fethetmenin gururuyla, kendisine kötülük edenlerden intikam alma yoluna gidebilirdi. Oysa Rasulullah (s.a.v.)'in kendisine kötülük eden o insanlara, nasıl davrandığını biliyoruz. İşte bu davranışlar ancak olgun bir müminin ve dahi muhsinin gösterebileceği davranışlardır. Çünkü henüz belli olgunluğa erememiş bir müslüman, böyle bir başarı elde ettiğinde yada kendisine bir nimet verildiğinde bunu tamamen kendi çabasıyla elde ettiğini ve zaten hakettiği bir başarı olduğunu düşünerek kibre kapılıp, şımarabilir. Nitekim kendisine zenginlik verilen bir çok kimsenin "ben çalıştım, kazandım, neden başkalarına verecekmişim" diyerek zekatı dahi vermeye çekindiklerini biliyoruz.

Yine bir müslüman sıkıntıya düştüğünde yada başına bir felaket geldiğinde "neden bütün dertler beni buluyor, bunu hak edecek ne yaptım, benim rahat içinde olan Ayşe'den Ahmet'ten ne eksiğim var" gibi düşünce ve sözlerle isyana düşebilir. Oysa mümin bir kişinin böyle sıkıntılı durumlarda, isyan sözcükleri ağzından çıkmadığı gibi, kalbinden de böyle düşünceler geçmez. Zira o, bunun da bir imtihan olduğunun farkındadır. Her sıkıntıyla beraber bir ferahlık olduğunun(7) ve her şerde bir hayır olduğunun(8) idrakindedir. Ona düşen sabretmektir.(9) Şikayet etmeyip sabrederek, sıkıntılı durumu kendisi için hayra dönüştürmeyi başaran kişidir mümin. İşte müminin bu durumu şaşılacak bir şeydir. Çünkü o her durumda kazanır. Ve mümin olmayan kişinin, onu anlaması gerçekten zordur. Zira sadece müminin her işi hayırdır. Başkasının değil. Müslümanın da bu hayra erişebilmesi için, mümin olma yolunda çabalaması gerekir; müminin de muhsin olma yolunda. Birbirini takip eden bu zincirin en son halkası olan “Muhsin” kavramına da kısaca değinelim.

Muhsin, "ihsan duygusu altında olan” demektir. İhsan ise "hasene" kökünden gelmekte olup, "iyilik, güzellik, uygun ve güzel olanı en güzel ve kusursuz bir şekilde yapmak" demektir. Cibril hadisi olarak bilinen hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.v.),

"ihsan nedir?" sorusuna, "İhsan, Allah'ı görüyormuşçasına O'na kulluk etmendir. Zira sen O'nu görmesen de, O seni mutlak surette görür."(10)

buyurmuştur. Buradaki "Allah'ı görüyormuşçasına" ifadesinin "Allah'ın bizatihi görülmesinin değil, Allah'ın sıfatlarını idrak ederek kulluk etmenin istenildiği anlatılmaktadır" denmiştir.(11) İhsan ahlâkının iki yönü vardır:

1- Başkasına iyilik etmek, nimet kazandırmak, yardımcı olmak ve bütün bunları güzellikle yapmak.

2- Amelde ihsan, yani bir şeyi güzel bir bilgi ile bilmek (mesela Allah'ı) veya bir şeyi güzel bir amelle yapmak.

İhsanda, daha fazlasını vermek, daha güzeli ile karşılık vermek anlayışı vardır. İhsan, müminin yalnız ibadetle ilgili meselelerde yükümlü olduğu bir sorumluluk değil, bütün söz ve işlerindeki değişmez tavrıdır. Rasulullah (s.a.v) ,

"Allah her şeyde ihsan ile davranılmasını kullarının üzerine gerekli kılmıştır. Bundan dolayı öldürdüğünüzde güzel davranın, hayvanların kesiminde güzel davranın" (12)

buyurmuştur. Yapılan iyiliklerin hasbî ve Allah rızası için olmasının gerekliliğine de işaret eden Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"İnsanlar bize iyi davranırsa onlara iyilik yaparız, şayet köyü davranırlarsa onlara kötülük yaparız diyen şahsiyetsizlerden olmayın. Kendinizi, insanlar iyi davranırsa onlara iyilikle mukabele etmeye, şayet kötülük yaparlarsa onlara yine iyilikle karşılık vermeye alıştırın."(13)

Muhsin kişi, daima Allah'ın gözetimi altında olduğunun bilincinde olarak, yaptığı her işi ihsan üzere yani en güzel şekilde, ibadetin amacına ve hikmetine uygun şekilde yapar. İhsan olması için ihlas gerekir. Rasulullah (s.a.v.),

"İnsanlara güzellikle davranan, Allah'a kulluk yaparken kulluğun gereği olan; kulluk yapılan zatı iyi tanımanın gereklerini yerine getiren muhsinlerin, Allah'ın rahmetine çok yakın olduğunu"

bildirmiştir.(14)

İşte müslümanın hedefi bu olmalıdır. Müslüman olmak, islam binasına girmek; muhsin olmak ise, bu binanın en üst katma yerleşmektir. Rasulullah (s.a.v.),

“İki günü birbirine denk olan ziyandadır.”

buyurmaktadır. Yani kişi, “müslüman oldum, tamam” dememelidir. Sürekli ilim, irfan, kişilik ve ahlaki özelliklerini geliştirmek, hatalarını görerek düzeltmek yolunda çalışmalıdır. Zira, ancak çalışanlar kazanacaklardır.

Biz de yine onun bir duasıyla bitirelim,

“Rabbimiz! İlmimizi, tevfik ve hidayetimizi fazlalaştır.” (Amin…)


Dipnot:
(1) Bakara 216
(2) Buhari, Müslim
(3) Hucurat 14
(4) Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili 1, 179
(5) Buhari, İman 37; Müslim, İman 1-5-7
(6) Bakara 177; Nisa 136 vs.
(7) İnşirah 5-6
(8) Bakara 216
(9) Al-i İmran 200
(10) Buhari, İman 37; Mukaddime,6
(11) Seyyid Şerif el-Cürcani, et-Ta'rifat, s.12
(12) Müslim, Sayd 57; Tirmizi, Diyat 14
(13) Tirmizi, Birr 63
(14) Dârimi, Mukaddime 56

Kaynaklar:
1- İsmet Özel, Kırk Hadis
2- Şamil İslam Ansiklopesidi
3- Zübeyr Tekkeşin, İhsan
4- Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili



Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hayrin-merkezindeki-uc-kavrammusluman-ve-mumin-arasindaki-fark-t5086.0.html



"Hiç kimsenin beklemediği aydınlanmayı bir İslamcı, İslam tasavvufunun önünün açılmasını bir sosyalist sağlayabilir."

 Mahmud Erol Kılıç

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.734
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
"........Yani kişi, “müslüman oldum, tamam” dememelidir. Sürekli ilim, irfan, kişilik ve ahlaki özelliklerini geliştirmek, hatalarını görerek düzeltmek yolunda çalışmalıdır. Zira, ancak çalışanlar kazanacaklardır.... "




Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .

Çevrimdışı Su

  • Üye
  • **
  • İleti: 122
  • Konu: 12
  • Derviş: 208
  • Teşekkür: 0
Ve gayretlerimiz karsiligini bulacaktir bi-iznillah...
Allahu Teala razi olsun!



Çevrimdışı Sabikun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.780
  • Konu: 671
  • Derviş: 14575
  • Teşekkür: 2
Her anı,her işi kendisi için hayırlı olan sadece mümindir... ''Hayrın Merkezindeki Üç Kavram''başlıklı yazı
müslim,mümin,muhsin kavramlarına değinip rasulullahın hadiste söz ettiği kişinin genel değil,özel olduğunu,
bunu ancak bir mümin olabileceği gerçeğini altını çizerek ifade edilmiştir...

zira mümin biri sevinç veren bir durumla karşılaşırsa bunu Allahtan bilir ve şükreder bunun karşılığında da Allah onu mükafatlandırır
kendisine,ailesine veya malına bir zarar gelirse bunun da Allahtan geldiğine inanır ve sabreder dolayısıyla iki durumda da sevap kazanır..

Kamil bir imana sahip olmayan müslümanlar ise başlarına bir bela gelse sıkıntıya düşer,öfke ve kin tüm benliğini sarar...
işin garip tarafı da bunun allahtan geldiğini bildiği halde bunu yapar... Allah ıslah etsin....oysa Allahtan gelen her şeyin güzel olduğunu bilmelidir bir müslüman...
ve aynı şahıs'a Allah ikram eder,onu nimete gark ederse bunun kıymetini bilmez ve bunu iyi yerde değil de kötü yerde kullanıp günaha girer...



Allah razı olsun emeğine sağlık


Alperen: İmzanızdaki resim adresi görüntülenemiyor. Yeniden yükleyiniz...

Çevrimdışı _berrak_

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 12
  • Konu: 2
  • Derviş: 15393
  • Teşekkür: 0
Rabbim sabredenlerden eylesin inşaallah


Alem insan ile müzeyyen, İnsan ilim ile ekmel, Bilesin ilim amel ile. Amel ihlas ile mükemmel.

Çevrimdışı Mostar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 891
  • Konu: 21
  • Derviş: 3265
  • Teşekkür: 3
Amin ecmain.Allah(cc)razı olsun...


RABBİMİZ " Soracak : " BEN Hep Seninleydim , Ya Sen Kulum Kiminleydin ???


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Büyük velî İbn-i Cevzî Hikmet ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.865 saniyede oluşturulmuştur


Hayrın Merkezindeki Üç Kavram(Müslüman ve mümin arasındaki fark)Güncelleme Tarihi: 19/09/19, 16:24 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim