Âşık Öldüren Mescidi, Ölümünü Arayan Âşığın Pervasızca O Mescide Misafir Olması - Serbest Kürsü
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.151 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.983 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 23021 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Âşık Öldüren Mescidi, Ölümünü Arayan Âşığın Pervasızca O Mescide Misafir Olması , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1463 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Âşık Öldüren Mescidi, Ölümünü Arayan Âşığın Pervasızca O Mescide Misafir Olması }   Okunma sayısı 1463 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Âşık Öldüren Mescidi Ölümünü Arayan Âşığın Pervasızca O Mescide Misafir Olması
Âşık Öldüren Mescidi, Ölümünü Arayan Âşığın Pervasızca O Mescide Misafir Olması
Rey şehrinin kıyısında bir bir mescit vardı. Hiç kimse yoktu ki orada ge¬celesin yatsın da korkudan ölmesin. O mescide nice çıplak garip gitti hepsi de sabah çağı yıldızlar gibi battı mezara girdi.
Herkes: “Orada kuvvetli periler var orada konaklayanları kesip öldürüyorlar.” derdi.
Nihayet bir gece vakti mescide bir konuk geldi. Mescidin bu şaşılacak şöhretini o da duymuştu. Bir tecrübe etmek istiyordu. Çünkü bu konuk hem pek yiğitti hem de canından bezmişti hayatına doymuştu. Dedi ki: “Bu başa bu gövdeye pek o kadar aldırış etmem.Tut ki can hazinesi için bir habbe gitmiş ne çıkar.”
Halk bu adama dediler ki: “Sakın burada geceleme yoksa can alıcı seni küspe gibi eziverir. Sen garipsin bunu bilmezsin burada kim yattı uyuduysa mahvoldu. Bunu biz nice defalar gördük.”
Âşık dedi ki: “Ey öğüt verenler!. Ben hayata doydum. Ben bir tembelim amma yiyecek içecek tembeli değilim. Ölümünü arayan bir tembelim.”
Ahali dedi ki: “Babayiğitlik satma yürü. Bu sevdadan vazgeç. Nice kim¬seler vardır ki böbürlenir fakat ızdırap zamanında yapışacak el arar. Ey kerem sahibi gel yiğitlik taslama mescidimizi de töhmet altında bırakma bizi de.. Olur ki bir düşman yann bize bir ateştir salar onu zalimin bîri boğdu mescidi de kurtulmak için bahane yaptı diyebilir.”
Konuk dedi ki:
Dostlar ben bir lahavle ile ürküp kaçacak şeytanlardan değilim. Size bir hikâye söyleyeyim: Bir çocuk ekin bekçiliği yapar ve yanındaki defi çalarak kuştan kaçırırdı. Bir gün kerem sahibi Sultan Mahmud’un yolu oralara düştü; koro otağı o civara kuruldu; bütün ordusuyla oraya kondu. Bir de horoz gibi önde giden esrik bir deve vardı ki nöbet davulunu sırtına yüklemişlerdi. Ansızın o deve tarlaya giriverdi. Çocuk ekinleri korumak için o küçücük defi çal¬maya başladı. Bir akıllı kişi o çocuğa dedi ki: “Def çalıp durma o eski deve koca davulun sesine alışmış a çocuk! Senin bu defceğizin ona tesir eder mi? Bu deve kocaman nöbet davulu taşıyor.”
İşte arkadaşlarım sizin bu tehditleriniz yok mu? Bana ancak bir defceğizin çıkardığı ses gibi gelir. Erler! Ben hayallere kapılıp bu yolda duracaklardan değilim. Ben bu mescitte kalacak uyuyacağım isterse mescit bana Kerbela olsun aldırış etmem. Öğüd vermede Cebrail bile olsanız Halil ateş içinde kimseden medet istemez. “

Nihayet âşık mescitte suya gark olmuş adam nasıl uyursa öyle uyudu. Gece yansı korkunç bir sestir geldi:
“Ey kendisine fayda dileyen geleyim mi geleyim mi?”
Bu şiddetli ses tam beş kere geldi korkudan adamın yüreği param parça oluyordu. O iyi bahtlı konuk sesi duyunca yerinden bile kıpırdamadı dedi ki:
“Bu ses bayram davulu sesi! Neden korkacakmışım. Tokmağı yiyen davuldur o korksun.”
Yerinden fırladı bağırdı:
“Ey ulu adam! İşte ben buradayım. Haydi ersen gel.”
Tılsım birdenbire bozuldu her taraftan altın dökülmeye başladı öyle döküldü ki konuk altın yığınından kapının bile kapanıp açılmayacağından korktu. Ondan sonra o kuvvetli arslan kalktı tâ seher çağına kadar altını dışarıya taşımakla uğraştı. O canıyla oynayan er korkakların rağmına definelere sahip oldu.
Her körün ve hakikatten uzak kalmış altına tapan her kişinin hatırına bu hikâyeyi duyunca derhal zahirî altın gelir. Lâkin bu altından murad zahirî altın değildir. Mesela; çocuklar saksıları kırar o kırık parçalara altın adını takarak eteklerine doldururlar. Oyun oynarken o parçalara altın adını taktıkla¬rı için sen çocuğa ne vakit altın desen; onun aklına saksı parçalan gelir. Fakat erlerin kastettikleri altın ne o altındır ne bu altın..

Burada altından murat meskukât değil tecelliyât-ı ilâhiyye’dir ki gönül ve can ondan zenginleşir.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hazir-cevaplar-t5437.0.html;prev_next=next



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.890
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Eski Mühendisler Namazın Manası ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.088 saniyede oluşturulmuştur


Âşık Öldüren Mescidi, Ölümünü Arayan Âşığın Pervasızca O Mescide Misafir Olması Güncelleme Tarihi: 28/11/20, 11:48 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim