Herkesten dua almaya bakın - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.129 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.916 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22986 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Herkesten dua almaya bakın, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 7397 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Herkesten dua almaya bakın}   Okunma sayısı 7397 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Herkesten dua almaya bakın
« : 17/08/12, 02:39 »
Yardıma koşardı
Ubeydullah-ı Ahrar “kuddise sirruh” hazretleri, hocası Yakub-i Çerhi hazretlerine üç ay hizmet edip icazet almıştı Ondan.

Başkaları senelerce hizmet ettikleri halde bu nimete kavuşamamışlardı.
Bir gün sebebini sordular kendisine.

Yakub-i Çerhi hazretleri “rahmetullahi aleyh”;
- Başkaları da Onun gibi gelseydi, onlar da böyle çabuk icazet alırlardı, buyurdu.

Sordular:
- O nasıl geldi ki efendim?
- O, yağını, fitilini hazırlamış olarak geldi. Biz sadece yakmak için ateş verdik ona.

Binüçyüz çiftliği vardı

Velhasıl üç ay içinde kalbine nurlar doldu.
Ve yirmidokuz yaşında, Veliyy-i kâmil oldu.

Memleketine dönüp, ziraatle uğraştı.
Mahsulleri o kadar bereketli oldu ki, binüçyüzden ziyade çiftliği vardı kendisinin.

Ve her birinde üçer bin amele çalışıyordu.

Anbarına giren şey, öyle çok bereketlenir ki, bir yılda, sekizyüz bin batman uşur verirdi.

Bu kadar zengin iken, mal sevgisinin zerresi bile yoktu kalbinde.
Herkese o kadar bol ihsanlarda bulunurdu ki, Onun yaptığı gibi kimse yapamazdı.

Başkaları rahat etsin diye kendisi yüklenirdi her türlü meşakkati.

Tanıdık tanımadık,
Dost düşman, herkesin yardımına koşardı hiç ayırım yapmadan.

Öyle ki, iyilik ve ihsanları dillere destan olmuştu.

İmanın esası

Bir gün, bazı sevdikleri bu zata gelip;
- Efendim, Muhammed  “aleyhisselam”ın, Allahü teâlânın Peygamberi olduğuna inanmak ne demektir? diye sordular.

Cevabında;
- Onun bildirdiği emir ve yasakların hepsinin, Allahü teâlânın emir ve yasakları olduğuna inanmak, hepsini kabul etmek ve beğenmek demektir, buyurdu.

Sordular:
- Böyle inanan kimse, bunlardan bazılarına uymazsa imanı gider mi efendim?

- Hayır, gitmez.



Menkıbeler
Abdullatif Uyan
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/herkesten-dua-almaya-bakin-t31651.0.html;topicseen




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #1 : 17/08/12, 02:40 »
Yabancı koku var
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh” zamanında talebeden biri, fasıklardan birinin gömleğini giyerek sohbete gelmişti bir gün.

Az sonra Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri teşrif etti dergaha.

Derhal talebelere dönüp;
- Bugün meclisimizde yabancı bir koku var, buyurdu.

Talebeler, Bu yabancı kimdir? diye etraflarına bakındılar.
Ancak yabancı kimse yoktu dergahta.

İyi de kimdi bu yabancı?

Büyük zat, bir talebeye bakıp;
- O koku senden geliyor oğlum, buyurdu.

Çocuk şaşkın halde niye böyle buyurdular diye düşünürken, büyük Veli;
- Senin üzerinde bir fasığın gömleği olsa gerek, buyurdu.

Talebe rahatladı o zaman.
Ve hocasına dönüp;
- Evet efendim, bu gömlek fasık bir arkadaşıma ait, diye arzetti.

- Derhal o gömleği değiştir evladım!
- Baş üstüne hocam, dedi.

Ve koşup değiştirdi o gömleği.
Mübarek zat o zaman rahatlayıp, huzur içinde başladı dersine.

Cehennem ateşi

Bir gün de bir talebesi;
- Hocam, Cehennem ateşi nasıl bir şey? diye sordu.

Cevabında;
- Cehennem ateşi öyle şiddetlidir ki, onun bir kıvılcımı, bütün bu dünyayı yakar, yok eder, buyurdu.

Sonra döndü o talebeye:
- Sen bir hayvanın ateşte yandığını görsen ne yaparsın evladım?
- Hemen kurtarırım hocam.

- Peki bu yanan, bir akrep veya yılan olsa da, yine kurtarır mısınız?
- Tabii efendim, fark etmez ki. Onlar da can taşıyor neticede.

Buyurdu ki:
- İşte bütün Peygamberler “aleyhimüsselam” bunun için uğraştı oğlum. Kimse yanmasın diye. Cehennem ateşine bir an bile dayanılmazken, kâfirler sonsuz yanacak orada. Onun için kızmak değil, acımak zamanıdır bugün. Herkese acımak lazım.

- Kâfirlere de mi hocam?
- Evet, herkese.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #2 : 17/08/12, 02:40 »
Testi kırılmasaydı
Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerini “rahmetullahi aleyh” sevenlerden bir genç, bir gün nefsine uyup, şarap almış evine götürüyordu ki, şarap testisi bir duvara çarptı ve kırıldı birden.

İçindekiler döküldü yollara.
Anladı bunun bir ikaz-ı ilahi olduğunu.

Oradan doğruca bu büyük Veli’nin yanına gitti.

Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri onu görünce;
- Evladım, kul, günah yolunda bir adım bile atmamalıdır, buyurdu. Eğer o testi kırılmasaydı, benim kalbim kırılacaktı.

Delikanlı pişman olmuştu zaten.
Tövbe etti bu zatın huzurunda.

Ve bir daha işlemedi bu günahı.
Zira; “Evliyanın sözünde rabbani tesir vardır” diye buyurmuştur büyüklerimiz.

Onlar görülünce…

Bu zat, bir gün sohbetinde;
- Allah adamlarını görmek şifadır, buyurdu. Çünkü onlar görülünce Allah hatırlanır.

Dinleyenler;
- Öyle bir Allah adamı yoksa efendim? dediler.
- Onlar yoksa da, kendilerini çok sevmeliyiz, buyurdu.

- Efendim, biz bütün Ehl-i sünnet âlimlerini ve bütün Evliyaları, görmemiş olsak da çok seviyoruz. Bu da şifa mıdır?
- Elbette. Onları seven ve yollarında giden, dünyada da rahat eder, ahirette de. Hem sonra kişi sevdiğiyle beraberdir. O büyükleri seven, ahirette onların yanında olacaktır.

Ve ekledi:
- Ama sevmek lafla olmaz. Seven, sevdiğinin yolunda gitmedikçe onu sevmiş olamaz.

Namazın kıymeti

Bir gün de sohbetinde;
- Kardeşlerim, huzur-u ilahide toplanmak ne büyük bir nimettir, buyurdu.

- Huzur-u ilahi nedir ki efendim? dediler.
- Namazdır, buyurdu. Çünkü Allahü teâlâ her namazdan sonra; “Ey kulum, iste vereyim” buyuruyor ki, o vakitlerde yapılan dualar geri çevrilmez.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #3 : 17/08/12, 02:40 »
Tasavvufla ilgim yoktu
Bir gün Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine bazı sevdikleri;
- Efendim, bu yüksek dereceye nasıl kavuştunuz? diye sordular.

Şöyle anlattı:
- Benim, tasavvufla hiç ilgim yoktu. Evliyalık nedir, bilmiyordum. Hiçbir tasavvuf kitabı da okumuş değildim. Ama bir hasletim vardı.

Sordular:
- O neydi efendim?
- Darda kalanların yardımına koşardım. Dost düşman ayırmaz, hatta kâfir-Müslüman demez, herkese hizmet için can atardım. İşte bu huyum sebebiyle, Hak teâlâ tasavvufun en yüksek derecesini ihsan etti bana.

Üç arkadaşım vardı ki

Ve bir misal verdi:
- Mesela medresede okurken üç arkadaşım vardı ki, hasta oldular bir zaman.
Onların hizmetini ben aldım üzerime.

- Gece gündüz demez, tedavileriyle uğraşırdım.
Hastalıkları bana da sirayet etti.

- Ama hizmeti bırakmadım.
Çünkü severek yapıyordum onlara bu hizmetleri.

- Bu, elimde değildi zira.
Hilkatimde vardı bu haslet.

Ve bir tavsiyede bulundu onlara.
- Siz de benim gibi olun. Çok faydasına kavuşursunuz.

Ben haksızım deyin!

Bir gün bazı gençler bu zata gelerek;
- Hocam bize nasihat eder misiniz, diye rica ettiler.

Onlara cevaben;
- Evlatlar! İnsanların kaybettiğini bulmaya çalışın, buyurdu.

Gençler bir şey anlamadı.
- O nedir ki efendim?
- Sevgi ve samimiyet. Sertlikle bir yere varamazsınız. İnsanlarla iyi geçinin. Bir ihtilafa düşerseniz, ben haksızım deyin.

- Neden efendim?
- Çünkü Peygamberimizin “aleyhisselam” müjdesi var bu konuda.

Merak ettiler:
- Ne müjdeliyor hocam?
- Böyle yapana Cennette köşk verileceğini müjdeliyor Efendimiz “aleyhisselam”. “Kefili de benim” buyuruyor.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #4 : 17/08/12, 02:49 »
Şimdi ne yapacağım?
Muhammed  Baki Billah hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” talebesinden Hace Hüsameddin şöyle anlatıyor:

Ben, hocam Baki Billah hazretlerine ilk gittiğimde, bana;
- Aradığın ben değilim, buyurmuştu.

Ben de üzüntüyle ayrılmıştım huzurundan.

Memleketime dönüp, şaşkın bir vaziyette;
- Şimdi ben ne yapacağım? diye hayrette kalmıştım.

Ben böyle üzülürken bir beyti hatırladım.
O beytte şöyle deniyordu:

Aradığın o idi,
Ne için döndün geri?

Ayrılmaz tatlıcıdan,
Kovsalar da sineği.

Bu beytin tesiriyle tekrar gittim.
Çok şükür kabul etti. Sevinip şükrettim Rabbime.

Bir teveccüh edince

Baki Billah hazretleri “rahmetullahi aleyh” zamanında bir kimse vardı ki, tasavvufta yükselmek istiyordu.

Bunun için çok dua ediyor, bir türlü kavuşamıyordu muradına.
Bir gün Baki Billah hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” ismini duydu ve öğrendi tasavvufta yüksek derecesini.

Ona gitmeye karar verdi.
Ertesi gün bu mübarek zat at üstünde giderken gördü Onu.
Ve koşup edeble yaklaştı kendisine.

Atının dizginine yapışıp;
- Lütfen beni de talebeliğe kabul edin, diye yalvardı.

Büyük Veli indi atından.
Şefkatle kucaklayıp, teveccüh etti ona.

Sonra ellerini kaldırıp;
- Yâ ilahi, sen bunu isteğine kavuştur, diye dua etti.

Bu dua ile kalb gözü açıldı adamın.
Evliya oldu o anda.

Zira Baki Billah hazretleri “rahmetullahi aleyh” dua etmişti.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #5 : 17/08/12, 02:50 »
Şefkatle bakınca
Muhammed  Baki Billah hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” zamanında bir genç de vardı ki, tek arzusu Evliyalık yolunda yükselmekti.

Her çareye başvurdu bunun için.
Çok büyük zatlar gördü.
Ama bir türlü kalb gözü açılmıyordu gencin.

Bir gece yarısı kalkıp;
- Yâ Rabbi, beni, sevdiğin bir dostuna kavuştur, diye yalvardı Rabbine.

Duası kabul oldu.
Ve ertesi gün kavuştu muradına.

Şöyle ki, daha o gün işitti Baki Billah ismini.
Henüz kendisini görmeden sevgisi yer etti kalbinde.

Ertesi gün, yolda giderken gördü yine bu büyük Veli’yi.
Peşinden koştu.

Ve atının dizginine yapışıp, büyük bir iştiyakla;
- Efendim, bana bir himmet edin de kalb gözüm açılsın, diye yalvardı.

Baki Billah hazretleri, atından inip kucakladı genci.

Sonra şefkatle bakıp,
- Yâ Rabbi, bunu muradına kavuştur, diye dua etti.

Anında kabul oldu duası.
O Allah adamının bir nazarı ve bir duasıyla açıldı kalb gözleri.

Cehenneme girmemek için

Bu zat bir gün öğle namazını kılmış, camiden çıkıyordu ki, bir delikanlı yanaştı yanına ve;
- Efendim, Cehennemden kurtulmak için ne tavsiye edersiniz? diye sordu.

Büyük Veli cevaben;
- İmanını ehl-i sünnete göre düzelt ve İslamiyet’e iyi sarıl, buyurdu.

- O zaman kurtulur muyum Cehennemden?
- Elbette. Ehl-i sünnet itikadında olan ve İslam’a uyan bir Müslüman, Cehenneme girmez.

Sonra sordu o gence:
- Sen bir anne gördün mü ki, yavrusunu ateşe atsın?
- Olur mu hocam. Hangi anne yavrusunu ateşe atar.

Buyurdu ki:
- İşte Allahü teâlânın kullarına merhameti, bir annenin yavrusuna olan merhametinden çok daha fazladır.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #6 : 17/08/12, 02:50 »
Sultanla ne işin var?
Semerkant’ta Mirza Abdullah diye bir sultan vardı ki, Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh”, onu görmeye gitmişti bir zaman.

Kapıya çıkan sultanın adamına;
- Sultanı görmek için gelmiştim, buyurdu.

Ama adam edebsizdi.

Küstah bir tavırla;
- Bizin padişahımız pervasız biridir, dedi. Öyle kolay değildir onunla görüşmek.

Sonra küçümser bir eda ile;
- Gördüğüm kadarıyla derviş bir haliniz var. Bir dervişin koca bir sultan ile ne işi olabilir? deyiverdi.

İsmini sildi defterden

Dedi ama Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri gadaba geldi bu sözlerinden.

O edebsiz adama;
- Bana bak! buyurdu. Senin o melikin pervasızsa, onu pervalı biriyle değiştiririz. Git, söyle bunu kendisine. Ve bir hafta sonra neler olacağını görün!

Ve kalemini çıkarıp, o melikin ismini eliyle bir duvara yazdı.
Sonra parmağını ağzında ıslatıp sildi o yazdığı ismi.

Oradan Taşkent’e döndü yine.
O gün, büyük korku girdi melikin kalbine.

Aradan bir hafta geçmişti ki, memleketine bir hükümdar saldırdı birden.
Onu öldürüp, bütün Semerkant’a hakim oldu.

İsmi gibi, cismi de silinip gitti o gün.

Cennette namaz var mı?

O devirde, çok namaz kılan ve bundan büyük lezzet alan bir kimse vardı ki, bir gün bu zata gelerek;
- Efendim, Cennette namaz kılmak var mı? diye sordu.

Cevaben;
- Hayır. Orada namaz yoktur, buyurdu. Çünkü Cennet, dünyada yapılan amellerin karşılığının verildiği yerdir. Amel yeri değildir orası.

- Keşke olsaydı, dedi adam.
- Neden?

Acı acı içini çekti:
- Âh ah! Namaz kılmadan nasıl durulur orada?



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #7 : 17/08/12, 02:50 »
Sizi çok seviyorum
Yakub-i Çerhi “rahmetullahi aleyh”, Evliyanın büyüklerindendir.

Zahiri ilimleri bitirip ve icazet alıp tam memleketine dönecekti ki, Evliyanın büyüklerinden Behaeddin-i Buhari hazretlerini “rahmetullahi aleyh” işitti birinden.

Görmeden çok sevdi kendisini.
Ve Onu görmek arzusuyla tutuştu, yandı kalbi.

Sanki görünmez bir bağ ile o zata çekiliyordu.
Memlekete dönmeyi tehir edip, bu zatı görmeye gitti acele.

Huzuruna girince, büyük Veli;
- Tam dönecek zaman mı, bize geliyorsunuz? buyurdu.

Çok mahcup olmuştu.

Nereden biliyorsun?

Boynunu büküp;
- Sizi çok seviyorum, dedi. Siz, Allahü teâlânın sevgili bir kulusunuz.

- Nereden biliyorsun?
- Resulullah efendimiz “aleyhisselam”; “Allahü teâlâ bir kulunu severse, Onu, diğer kullarına da sevdirir” buyuruyor. Bana da sizi sevdirdi.

Behaeddin Buhari hazretleri, tebessüm edip;
- Biz Azizanız, buyurdu.

Yakub-i Çerhi, bu Azizan sözünü işitince, gördüğü bir rüyayı hatırladı hemen.

Şöyle ki, rüyasında ona;
- Ey Yakub! Sen de gidip Azizan'a tâbi ol! denilmişti.

Cesaretini toplayıp;
- Efendim, beni de talebeliğe kabul edin, diye arzetti.

Cevaben;
- Bu işe büyüklerimiz karar verir, buyurdu. Bakalım bu gece bize ne buyururlar? Onlar, kalb casusudur. Kalbinize girip, iç halinize vakıf olurlar.

Zor geçirdim geceyi

Ve ekledi:
- Bu gece belli olur. Büyüklerimiz kabul ederse, biz de sizi kabul ederiz.

Yakub-i Çerhi diyor ki:
- Huzurundan başım önümde çıktım. Ömrümde hiç böyle çetin bir gece geçirmemiştim. Kabul edecekler mi bu biçareyi? diye düşünerek zor geçirdim o geceyi.

Sabah namazını beraber kıldık.

Duadan sonra bana dönüp;
- Müjde ey Yakub, kabul ettiler, buyurdu.

O gün girdim hizmetine.
Himmetiyle tasavvufun zirvesine yükseldim.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #8 : 17/08/12, 02:50 »
Sana yakışıyor mu?
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh” zamanında Semerkant sultanı, Ahmed Mirza adında biriydi ve bu zata bağlıydı gönülden.

Kardeşi Sultan Mahmud da Semerkant yakınında başka bir yerin hükümdarıydı.

Ancak bu Sultan Mahmud, kardeşi Ahmed Mirza’nın toprağına göz dikmiş olup, savaşmak için fırsat kolluyordu.

Ahmed Mirza, kardeşinin bu niyetini öğrenince, Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine gidip durumu arzetti.

Büyük Veli, Sultan Mahmud’a mektup yazıp;
- Bu, sana yakışıyor mu? buyurdu. İkiniz de kardeşsiniz ve hükümdarsınız. Savaşmak değil, kardeşine yardım etmek yakışırdı sana.

Vazgeç bu işten!

Ve ilave etti:
- Seni ikaz ediyorum. Vazgeç bu işten. Yoksa, sen zararlı çıkarsın.

Ancak dinlemedi Sultan Mahmud.
Ordusunu toplayıp, yürüdü Semerkant’a.

Ahmed Mirza derhal Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine giderek;
- Bu orduya güç yetirmek imkânsız, diye arzetti.

Ama o büyük Veli;
- Hiç korkma, buyurdu. Allah’ın izni ile, biz bu işe kefiliz.

Nihayet harp başladı.
Düşman, yavaş yavaş şehre ilerliyordu.
Hatta karşı mukavemeti kırmış tam şehre gireceklerdi ki, kuvvetli bir kasırga kopuverdi bir anda.

Öyle ki, göz gözü görmüyor, düşman askerleri birbirlerini kırıyor, atlarıyla birlikte yere devriliyorlardı.

Ana baba günü

Harp meydanı, ana-baba gününe dönmüş, toz dumandan bir kimse diğerini göremiyordu.

Kasırganın şiddeti daha da artınca, atlar, sahiplerini çiğneyip kaçmaya başladı. En son, Sultan Mahmut da, kaçtı harp meydanından.

Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri;
- Ey Ahmed! Geç ordunun başına, kaçanları takib et! diye seslendi.

Koşturup, altı fersah takib ettiler düşmanı.
Çoğunu kılıçtan geçirdiler.

Velhasıl bu zatın himmet ve yardımıyle muvaffakıyet Ahmed Mirza’nın olmuştu yine.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #9 : 17/08/12, 02:51 »
Önce edeb lazım
Behaeddin-i Buhari hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” bir talebesi şöyle anlatıyor:

Ben, hocamı ilk tanıdığım gün, eski talebelerden biri bana bazı nasihatlerde bulundu.

Son olarak da;
- Yolumuzda, edeb çok mühimdir, dedi. Biz en çok buna riayet ederiz.

Ve ekledi:
- Mesela hocamızın evinden tarafa, bir defa olsun ayak uzattığımız olmamıştır.

Çok hoşuma gitmişti bu öğütler.
Ve ben de dikkat ediyordum bu nasihatlara.

Ama bir gün gaflete geldim.

Şöyle ki;
- Dışarıda bir ağaç altında yatıp uyuyordum ki, bir hayvanın ayaklarımı tekmelemesiyle uyanıp fırladım ayağa.

Tekmeleme yerleri sızlıyordu.
Ne yanlış ettim diye düşünürken anladım hatamı.

Ayaklarımı hocamın evi tarafına uzatmıştım.
Eh, hak etmiştim bu cezayı.
İyi de oldu.

Zira o günden sonra bu hatayı hiç yapmadım artık.

Şükretmek nasıl olur?

Bir gün de bir talebesi;
- Efendim, Çok şükür demekle Allah’a şükredilmiş olur mu? diye sordu bu zata.

Cevap olarak;
- Hayır, çok şükür demekle şükredilmiş olmaz, buyurdu.

Sordu tekrar.
- Şükür ne demek öyleyse efendim?
- Şükür demek, bir nimet ne için verilmişse, onu o yolda kullanmaktır oğlum.

- Nasıl mesela efendim?
- Mesela göz nimetinin şükrünü yapabilmek için helal ve mubah olan yerlere bakılır, günah ve haram olan şeylere bakılmaz. Çünkü göz, güzel ve faydalı şeylere bakmak için yaratılmıştır. Onunla harama bakılırsa, o nimetin şükrü yapılmamış olur.

Ve ekledi:
- Diğer azalar da böyledir.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #10 : 17/08/12, 02:51 »
Ölü kalbleri dirilteceksin
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh” şöyle anlatıyor:

Çocukken, rüya gördüm bir gece.

İsa aleyhisselam yanımda oturuyor ve başımı okşayarak;
- “Evladım! Senin yetişmen için ben yardım edeceğim”, diyordu.
Sabah rüyamı anlattım âlimlere.

Onlar tabir ederek;
- İsa “aleyhisselam”, ölüleri dirilten bir Peygamberdir, dediler. Allahü teâlâ ona bu mucizeyi vermişti. Öyleyse bu hasletten sana da verilecek demektir.

Ve daha izah ettiler:
- Yani O ölü bedenleri diriltti, sen de ölü kalbleri dirilteceksin inşaAllah.

Çoban gibisiniz

Bu zat bir sohbetinde;
- Kardeşlerim, önümüzde çok çetin günler var, buyurdu. Zira ahirette herkese sual ve hesap olacak.

Şöyle devam etti:
- Peygamber efendimiz “aleyhisselam”; “Nasıl ki her çoban, sürüsünden mesul ise, siz de çoluk çocuğunuzdan mesulsünüz” buyuruyor.

Ve ekledi:
- Ayrıca, her işinizi ihlasla yapın ki, mahşerde faydasını göresiniz onların. Nitekim Allahü teâlâ mealen; “Siz, ibadetinize riya karıştırmazsanız size azab yapmam” buyuruyor.

Şöyle bitirdi:
- Yani ibadetler tam ihlasla yapılırsa, o kula hiç azab etmez Hak teâlâ.

Bütün iş bundadır

Bir gün de bir genç;
- Hocam, dualarımın kabul olması için ne yapayım? diye sordu bu zata.

Büyük Veli, cevap olarak ağzını işaret etti.

Ancak anlamadı delikanlı.
- Özür dilerim efendim, anlamadım.

Buyurdu ki:
- Ağzına girene ve ağzından çıkana dikkat et evladım! Bütün iş bundadır.

Ve izah etti:
- Yani haram yeme ve haram konuşma evladım. Ancak böyle bir ağızla yapılan duaları kabul eder Allahü teâlâ. Şimdi anladın mı?

- Anladım efendim.
 



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #11 : 17/08/12, 02:51 »
Niçin oynamıyorsun?
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh”, çocukken, akranları gibi sokakta oynamıyor, hatta bu oyunlar ona hiç tad vermiyordu.

Bir gün arkadaşları;
- Sen niçin bizimle oynamıyorsun? dediler.

Cevabında;
- Biz bu dünyaya oyun için gelmedik, dedi.

Gençliğinde, Hire’ye gitmişti bir zaman.
Orada Yakub-i Çerhi adını işitti bir kimseden.

Görmeden çok sevdi Onu.
Onun muhabbetiyle, tutuştu, yandı kalbi ve Onu görmek için çıktı evden.

Huzuruna girince, çok sevgi ve iltifat gördü.
İşte aradığım bu zat diye geçirdi gönlünden.

İşte yolumuzun rehberi

Yakub-i Çerhi hazretleri “rahmetullahi aleyh” de Onu görür görmez, fark etti kalbindeki cevheri.

Ona, Behaeddin-i Buhari hazretlerinden “rahmetullahi aleyh” uzun uzun anlatıp;
- İşte yolumuzun rehberi bu zattır, buyurdu.

Sonra elini uzatarak;
- Şimdi kalk, buyurdu. Benimle müsafeha et.

Ubeydullah-ı Ahrar biraz tereddüt edince;
- Yüzüme bak, buyurdu.

Bakınca, cemalini öyle nurlu gördü ki, sarılıp kucaklamak istedi o zaman.

Yakub-i Çerhi hazretleri de Ona;
- Bu eli, Behaeddin-i Buhari “rahmetullahi aleyh” tutmuş ve; “Senin elin, benim elimdir. Senin elini tutan, benim elimi tutmuş demektir” buyurmuştur.

Ve ekledi:
- Bu el, Onun elidir. Haydi müsafeha et. Bu nimet sana nasip oldu.

Hürmet ve muhabbetle öptü elini.
Üç ay hizmet edip, icazet aldı bu büyük Veli’den.

Edeb, haddini bilmektir

Bir gün, gencin biri;
- Efendim, edeb nedir? diye sordu bu zata.

Cevaben;
- Edeb, haddini bilmektir, buyurdu. Yani İslam’ın çizdiği hududa riayet etmektir.

Ve daha açıkladı:
- Allahü teâlânın emir ve yasaklarını gözetmekten daha üstün edeb yoktur ve olamaz.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #12 : 17/08/12, 02:51 »
Niçin kaydettiniz?
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh”, bazı talebesiyle bir yere gidiyorlardı ki, bir ara kağıt kalem istedi talebenin birinden.

Kağıda Ebu Said yazıp koydu cebine.
Sonra da, bir Fatiha okudu onun için.

Fakat hiçbiri, bunun hikmetini anlamadılar.

Bir tanesi;
- Efendim, Ebu Said ismini, o kağıda niçin kaydettiniz? diye sordu.

Cevabında;
- Bu, öyle birinin ismidir ki, çok yakında bu yerlerin hükümdarı olacak, buyurdu. Semerkant, Horasan ve Taşkent’i de alıp, bütün bu bölgelere hükmedecektir.

Onun sohbetine katıl!

Fazla zaman geçmemişti ki, Ebu Said ismi yükseldi hakikaten.

Meğer Evliyadan biri de o gece Ebu Saidin rüyasına girerek;
- Ya Eba Said! Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetine sen de katıl. Zira O, senin ismini yazıp cebine koydu. Ve senin nusretin için Fatiha okudu, buyurdu.

Ve ilave etti:
- Bu devrin kutbu Odur ve şu anda Taşkent’tedir. Çabuk koş, gir o zatın hizmetine.

Uyanınca, bu büyük zata tutulmuş gördü kalbini.
Ve o gün yola çıkıp, Taşkent’e vardı.

Ahaliden sorup, bir yere gittiğini öğrendi.
Ve hemen koşturdu atını o istikamete.

Bu aşkla atını koşturup yetişti bu büyük Veli’ye.

Kendisini görür görmez,
- İşte, rüyada gördüğüm zat budur, dedi. İsmimi yazıp cebine koyan ve benim için Fatiha okuyan bu zattır.

Niyetin nedir?

Atından inip, attı kendisini mübarek ayağına.
Görüşüp, diyarına döndü hemen.

Ve Semerkant’ı fethetmek gayesiyle ve ordusuyla gelip himmet istedi bu büyük Veli’den.

Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri;
- Niyetin nedir? buyurdu. Eğer Allah içinse, sana yardım erişir elbette.

Duasını alıp yürüdü Semerkant üzerine.
Ve bir ara bu büyük Veli’yi gördü ordusunun önünde.

Ondan kuvvet alıp, bir hücum emri verdi.
İki saat içinde fethetti bu ülkeyi.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #13 : 17/08/12, 02:52 »
Niçin kabul etmiyormuş?
Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine “kuddise sirruh” bir gün bir kadı gelip;
- Efendim, beni de talebeliğe kabul edin. Ben de bu şerefe kavuşayım, diye rica etti.

Ancak kabul etmedi büyük zat.
Tekrar tekrar söyleyip yalvardıysa da, hiç iltifat etmedi.

Diğer talebeler durumu görür, hikmetini çok merak ederlerdi.

Nihayet biri dayanamayıp;
- Efendim, falan kadının hali malumunuzdur. Kabul edilmiyorum diye çok üzülüyor. Boynu bükük ve mahzun halde kabulünü bekliyor, diye arzetti.

Gönlünde dünyalık var

Büyük Veli cevaben;
- Evladım, o kadının gönlünde dünyalık var, buyurdu. Bir kimsenin kalbinde, dünya sevgisi varsa, Onun, hiç istifadesi olmaz bu yolda.

Ve ekledi:
- Hem de on sene sonra ereceği mevkiye hırslı olan bir kimseyi talebeliğe kabul etmek uygun olmaz. Böyle birine büyüklerin yolu anlatılmaz. Siz onu düşünmeyin.

Aradan on sene geçti.
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri vefat etti.

O kadı, baş kadı olmuş, muradına erdiği için de pek sevinçliydi.
Ve artık bu yola girmek gibi bir arzu kalmamıştı kalbinde.
Memnundu hayatından.

Talebeler, onun bu halini görünce;
- Hocamızın kerameti çıktı, dediler. Onu talebeliğe kabul etmemekte ne kadar haklıymış. Meğer kalbinde mevki makam düşüncesi varmış adamın.

Namaz çok mühim

Bu zat, bir sohbetinde;
- Kardeşlerim, namaz kılmamak üç türlü olur, buyurdu.

Sordular:
- Onlar nedir efendim?
- Birincisi, farz olduğunu bilmiyordur. İkincisi, tembellikle kılmıyordur. Üçüncüsü de, Allah korusun ehemmiyet vermiyordur.

- Neden Allah korusun dediniz ki efendim?
- Ehemmiyet vermeyenin imanı gider de onun için. Müslüman, her günahı işleyebilir. Ama peşinden üzülür, pişman olur ve tövbe eder.

- Ya üzülmezse efendim?
- Üzülmezse, Allah’ın yasak etmesine ehemmiyet vermiyor demektir ki, imanı gider mâzallah.
 



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #14 : 17/08/12, 02:53 »
Ne kabahatim oldu ki
Muhammed  Baki Billah hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” annesi, oğlunun dergahında çalışır, severek yapardı her hizmeti.

Mesela dergahta yemekleri o yapar, yorulunca bir hasırın üstünde kıvrılır yatardı.

Oğlu bunu görüp, acıdı haline.
Ve yemek yapma işini ondan alıp, genç birine verdi.

Ancak annesi çok üzüldü bu işe.
Kederlendi, neşesi kaçtı birden.

Mutfaktakilere;
- Ne kabahatim oldu ki, bu kıymetli hizmetten mahrum ediliyorum? dedi. Benim, bu hizmetlerden gayri bir sermayem yoktu. Bu dünyada yaşamaktaki tek maksadım da buydu.

Kurtuluş ümidim buydu

Ve ilave etti:
- Ahirette kurtuluş ümidim, bu hizmetlerdi. Ne yazık ki kaçırdım, o da gitti elimden.

Onun bu halini, gidip oğlu Baki Billah hazretlerine haber verdiler.
- Efendim, muhterem anneniz, hizmetlerden mahrum oldum diye çok üzülüp ağlıyor, dediler.

Bu defa oğlu üzüldü.
- Ben ona acıdığım için yemek hizmetlerini almıştım, buyurdu. Ama madem üzülüyor, verin yine kendisine.

Koşup müjde verdiler annesine.
Çok sevindi mübarek hatun.

Allahü teâlâya şükretti.
Oğluna da teşekkür.

Ne büyük rütbe

Bir gün de Kur’an-ı kerim okuyordu ki, birden ağlamaya başladı mübarek zat.

Evdekiler,
- Niçin ağlıyorsunuz efendim? dediler.

Sesi titreyerek cevapladı:
- Allahü teâlâ bizim gibi günahkârları kendisine muhatap kılıyor, daha ne olsun. Bizimle konuşuyor. “Ey müminler!...” diye hitab ediyor bize. Bu ne büyük rütbe, düşünebiliyor musunuz?

Ve ekledi:
- Mahşer gününde de, kâfirleri kendi hallerine bırakırken, bize hitab edecek. Orada da muhatap olacağız Rabbimizle.
Ne şeref!
 




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İnsan üçlü bir yalnızlıktır. Namaz Kılan Askerin Muhteşem Cevabı ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.055 saniyede oluşturulmuştur


Herkesten dua almaya bakınGüncelleme Tarihi: 12/07/20, 08:11 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim