Herkesten dua almaya bakın - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.129 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.916 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22986 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Herkesten dua almaya bakın, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 7396 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Herkesten dua almaya bakın}   Okunma sayısı 7396 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #30 : 17/08/12, 02:59 »
Çok şükür, Türkler kazandı
Ubeydullah-ı Ahrar “kuddise sirruh” hazretleri, bir Perşembe gününde, talebelerine;
- Atımı hazırlayın! buyurdu.

Ve hızla kalktı yerinden.
Vakit, öğleden sonra idi.

Beyaz atına atlayıp hızla uzaklaştı Semerkant’tan.
Gün batısına doğru gidiyordu.

Bazı talebeleri, takib ettiler arkasından.
Lakin Semerkant’ı geçince;
- Siz burada kalın! buyurup, kendi yalnız devam etti.

Akşam vakti, geri geldi yine.
Talebeleri, nereye gittiğini sordular.

Cevabında;
- Türk sultanı Muhammed  Han, dün kâfirlerle şiddetle bir savaşa girerken bizden yardım istedi, ona gittim, buyurdu.

Gençler sordu:
- Netice ne oldu hocam?
- Allah’ın izniyle Türkler kazandı.

Çok sevap kazanmak için

Bir gün de talebesinden biri;
- Hocam, bana çok sevap kazandıracak bir ibadet söyler misiniz, diye arzetti.

Mübarek zat, ona sevgiyle bakıp;
- Çok sevap kazanmak istiyorsan, insanların sıkıntılarını gider, buyurdu.
Rahatlat onları.

- Efendim, ben sevap kazandıracak bir ibadet sormuştum. Hani namaz kılmak gibi, oruç veya zikir gibi falan.

Büyük Veli tebessüm etti:
- Sen çok sevap kazanmak istemiyor musun evladım?
- Evet hocam, çok istiyorum.

- Öyleyse insanların dertlerine deva ol, kalblerine ferahlık ver, ihtiyaçlarını gider, sevindir onları.

Ve şöyle izah etti:
- Bak evladım, bir Müslümanın bir ihtiyacını görmen, bir sıkıntısını gidermen, veya herhangi bir şekilde onları sevindirmen, bin sene nafile ibadet etmenden daha sevaptır. Şimdi anladın mı?

- Anladım efendim
 
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/herkesten-dua-almaya-bakin-t31651.30.html




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #31 : 17/08/12, 02:59 »
Çabuk çıkın evlerden!
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh” bir gün Taşkent’e gitmek üzere yola çıktı.

Mevsim ilkbahardı.
Yolda akşam olunca, bir talebesinin evinde misafir oldu o gece.
Biraz sohbet ettiler.

Yatma vakti gelince;
- Evladım, sen de yanımda yat, buyurdu ev sahibine.

Talebe;
- Baş üstüne efendim, dedi.

Ve aynı odada yattılar ikisi de.
Talebe tam uykuya dalmıştı ki, bir ses duyup uyandı.

Hocasının sesiydi bu.

Uyuyor musun evlat?

Kendisine;
- Evlat, uyuyor musun, yoksa, uyanık mısın? diye sormuştu.

Cevap verdi:
- Uyumuyorum efendim.
- Pekâlâ, hemen kalk, eşyalarını topla ve hemen dışarı çık, buyurdu.

Ve ekledi:
- Bütün mahalle halkını da uyandır. Herkes kıymetli eşyasını alıp çıksın evinden.

Kendi de acele çıktı.

Sonra meydanda toplanan köy halkına,
- Beni takip edin! diyerek hızlı adımlarla yöneldi yakındaki tepeye.
İnsanlar da peşinden.

Az sonra tepenin üstüne toplanmışlardı bütün köy halkı.

Buraya niçin geldik?

Herkes yanındakine;
- Neler oluyor?
- Buraya niçin geldik?
- Bir şey mi var? diye soruyordu.

Ancak kimse bilmiyordu bundaki hikmeti.
Onlar böyle konuşuyordu ki, yukardan bir sel kopup, büyük şarıltıyla köye indi.

Önüne ne geldiyse, alıp götürüyordu.
Ağaçlar, evler, hayvanlar.

Korkunç sel, kısa zamanda köyü harab etmiş, ama insanlar kurtulmuştu.

Bu harikuladeyi hepsi gördü.
Ve o gün, talebesi oldular bu büyük Veli’nin.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #32 : 17/08/12, 03:00 »
Bu yaptığın doğru mu?
Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” fakir bir talebesi vardı.
Bir seferden dönerken, ona misafir oldu.

Garip, üstadının geldiğini görünce çok sevindi.
Öyle ki, Cennetten müjde gelmişti sanki.

Fakat genç ve güzel bir oğlu vardı ki, bilmiyordu bu zatın kim olduğunu.
İlk defa görüyordu zira.

Tanımadığı için suratını asıp oturdu bir kenarda.
Hiç ilgi göstermedi bu büyük Veli’ye.

Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh”, o gencin halini görüp acıdı ve merhametinden kendine çekti onun kalbini.

Yanına gidip, kulağına eğilerek, yavaş sesle;
- Bu yaptığın doğru mu. Ben de senin yüzünü kara edeceğim, görürsün, buyurdu.

Bir emriniz varsa

Sonra gelip yerine oturdu.
Az sonra genç fırlayıp, Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” önüne geldi:
- Bir emriniz varsa yapayım efendim.
- Bir sıcak çorba getir de içelim öyleyse.

Delikanlı, koşup ocağı yaktı hemen.
Çabuk yansın diye de üflemeye başladı ateşe.

Öyle ki, yüzü gözü simsiyah oldu is ve dumandan.
Ocak yanıp tutuşurken, kalbi de bu büyük Veli’nin muhabbetiyle yanıp tutuşmuştu.

Yüzü, siyah olmuşsa da, kalbi, nurlanmıştı o Veli’nin sevgisiyle.
Nihayet çorbayı getirip ikram etti.

Ve çok himmetine kavuştu bu büyük Veli’nin.
Ve bir daha ayrılmadı yanından.

Namaza önem vermezse

Bu zat, bir gün bir sevdiğine;
- Namaza ehemmiyet vermeyen, vazife kabul etmeyen kimsenin, imanı gider, mürted olur, buyurdu.

Ve ekledi:
- Mürted, Cehennemde sonsuz azab çekecektir.

- Sonsuz mu efendim?
- Evet. Çünkü mürted, Cehenneme de, azaba da, namazın önemine de inanmaz. Dünyada, hayvan gibi yaşamakta, zevkinden ve zevkine vasıta olan parayı ve malı toplamaktan başka birşey düşünmez.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #33 : 17/08/12, 03:00 »
Bir Veli arıyordu
Muhammed  Baki Billah “kuddise sirruh” hazretleri, İmam-ı Rabbani hazretlerini “kuddise sirruh” yetiştiren büyük bir Veli’dir.

Kırk yaşında vefat etti.
Din ilmini tahsile çocuk yaşta başladı ve zahiri ilimleri öğrendi tamamiyle.

Tasavvufa girmeyi de çok istiyor, bu yoldaki gayreti herkesi şaşırtıyordu.
Feyz alacak bir Veli zatı gece gündüz arıyor, ama bulamıyordu bir türlü.

Bu hususta öyle gayretliydi ki, daha fazlasına takatı olmazdı hiç kimsenin.
Hele ki o şehrin toprağı killi idi.

Bu sebeple yolları çamurlu olur, bu çamurlu yollarda yürümek hayli meşakkatli olup çok yorardı insanı.

Ama aldırmazdı o.
Büyük bir maksadı vardı çünkü.
Bir gönül erbabını arıyordu aşk ve şevkle.

Anne duası

Böyle bir üstad bulmak için çırpınıp duruyor, ama yaşlı annesi dayanamıyordu Onun bu haline.

Oğlunun muradına kavuşması için çok dua ediyordu.

Ve bir gece yarısı çıktı sahraya.
Seher vaktine kadar ibadet etti.

Duaların kabul olunduğu seher vaktinde açtı ellerini;
- Yâ Rabbi, evladımın muradı neyse, sevdiğin kullarının hürmetine ihsan et.
Ya kavuştur oğlumu muradına, ya da al canımı ki, takatim yoktur artık, diye yalvardı.

Göz yaşları aktı yanaklarına.
Anne duası kabul olmuştu.

Aradığı mürşide kavuştu tez vakitte.

Duam kabul olmuyor

Bir gün de bir genç gelip;
- Efendim dualarım kabul olmuyor. Ne yapayım? diye sordu bu zata.

Mübarek zat sorda gence.
- Namaz kılıyor musun yavrum?
- Eh işte.

- Ne demek eh işte?
- Yani beş vakti tam kılamıyorum.

- Olur mu evladım. Dualarının kabul olmasını istiyorsan, beş vakit namazını tam kılacaksın. Hem de özenerek.

Ve ekledi:
- Unutma. Namaz kılmayanın duası kabul olmaz.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #34 : 17/08/12, 03:00 »
Bir nazarı kâfiydi
Muhammed  Baki Billah hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” insanlara şefkati pek fazla idi.

Bir zamanlar kıtlık olmuştu Lahor’da.
Öyle ki, bir lokma ekmeğe muhtaç oldu insanlar.

Onların bu haline öyle çok üzülürdü ki, evinde yemek olsa da yemezdi.

Sebebini soranlara;
- İnsanlar açlıktan kırılırken, bizim yememiz insafa sığar mı? buyururdu.

Evine getirilen yemekleri yemeyip, fakirlere dağıtırdı.
Delhi’ye, at ile giderdi ekseriya.

Ama yolda yaya giden fakirleri görseydi, atından inip, bindirirdi onları atına.
Kendisini tanımasınlar diye de, tebdil-i kıyafetle gider, şehre yaklaşınca, kendi binerdi tekrar ata.

Şefkatinden, manevi himmeti de çok olurdu insanlara.
Talebesi olan İmam-ı Rabbani hazretleri “rahmetullahi aleyh”, bir talebe ile yoğurt göndermişti kendisine.

Senin ismin ne?

Talebe gidip çaldı kapısını.
Baki Billah hazretleri kapıyı açıp, o gelen talebeden yoğurt kabını alırken yüzüne şefkatle bakıp;
- Senin ismin ne, nereden geliyorsun? diye sordu.

Genç tanıttı kendisini.
- Pekâlâ, hocana selam söyle, buyurdu.

Bu kadarcık görüşüp, geri döndüğünde Evliyalık halleri başladı o talebede.

İmam-ı Rabbani hazretleri de hayret edip;
- Evladım, sana böyle ne oldu? diye sordu.

O, kendinden geçmiş halde;
- Bilmiyorum efendim, dedi. Her yerde bir nur görüyorum ki, izah edemiyorum.

Namaz hesabını verirsen

Bir gün de gencin biri sordu bu zata:
- Efendim kıyamette Hesap var değil mi?
- Elbette evladım.

- Peki, nelerden sorulacak acaba efendim?
- Evvela imandan, sonra namazdan.

- Namaz da iman gibi mühim demek ki efendim.
- Elbette. Namaz dinin direğidir evladım. Namaz hesabını veremeyenin diğer hesapları zor geçecek ahirette.
 



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #35 : 17/08/12, 03:00 »
Beyaz atı var mıydı?
Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” oğlu Abdülhadi şöyle anlatıyor:

Ben Anadolu’ya gittiğimde, Sultan Muhammed  Han’ın oğlu Bayezid Han
Osmanlı devletinde padişahtı.

Beni misafir etti.

Sohbet esnasında;
- Ey Abdülhadi! Babanızın şemaili şöyle şöyle miydi? Beyaz bir atı var mıydı? diye sordu.

Ben de;
- Evet, babamın şemaili aynen dediğiniz gibiydi, beyaz atı da vardı, dedim.

Sultan bana dönüp;
- Babam Fatih Sultan Muhammed  Handan dinledim.
Şöyle anlatmıştı bize:

Bir Perşembe günüydü.
Savaşın en sıkışık bir anında ellerimi açıp;
- Yâ Rabbi, bu zamanın kutbu hangi Veliyse, Onu bize yardıma gönder! diye yalvardım.

Yardim istedim zamanın kutbundan.
O anda beyaz atıyla, bir zat geldi yanıma.

Ve o en sıkışık anımızda imdadımıza yetişti.
Onun gelmesiyle, hücuma geçti erler.
Allah’ın izniyle bizim oldu zafer.

Büyükler vefakârdır

Bu zat bir gün talebesiyle sohbet ediyordu ki,
- Hocam, Evliyanın şefaatine kavuşmak istiyorum. Ne yapayım? diye sordu bir talebesi.

Ona cevaben;
- Onlara bir iyilikte bulun! buyurdu

- Ya vefat etmişlerse efendim?
- Kitapları varsa, onları dağıt. Çocuklarına iyilik et. Evlada yapılan, babaya yapılmış gibidir.

- Bunlar da yoksa hocam?
- O zaman bir Fatiha okuyup gönder ruhlarına.

- Böyle de şefaat ederler mi efendim?
- Elbette. Onlar Allah adamı oğul. Vefalı olurlar. Bir kimse bir Evliyanın ruhuna, ömründe bir kere bile bir Fatiha okuyup hediye etse, o zat bu iyiliğin altında kalmaz. Mutlaka şefaat eder o kimseye.

- Anladım efendim.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #36 : 17/08/12, 03:01 »
Ben seni bekliyordum
Ubeydullah-ı Ahrar “kuddise sirruh” hazretleri, Evliyanın en büyüklerindendir.
Henüz çocukken yüzünde nur parlıyor, Onu görenler hayran olup hayır dua ediyorlardı kendisine.

Dedesi, Şihabüddin adında bir Veli olup ölüm hastalığına yakalandı bir gün.
Vefatı yaklaşınca, aile fertleriyle vedalaştı tek tek.

Sonra, torunlarıyla görüştü birer birer.
En son, Ubeydullah’ı getirdiler yanına.

O zaman henüz pek küçüktü.
O içeri girince, dedesi doğruldu yatağından.
Kucağına alarak, bağrına bastı onu.

Ve ağlayarak;
- Ben seni bekliyordum oğlum, dedi.

Sonra diğer çocuklarına dönüp;
- Bu çocuk, ilerde çok büyük bir Veli olacaktır, dedi. Fakat ben o günleri göremem. Bunun hidayetinin nuru alemi tutacak, cihan padişahları emrinde olacaktır.

En son babasına dönüp;
- Ey oğlum! Bunun yetişmesini sana ısmarlıyorum, dedi.

Ve bir müddet sonra vefat etti.

En güzel ve en kötü şey

Bir gün bazı dostları;
- Efendim, dünyada en güzel şey nedir? diye sordular bu zata.

Cevaben;
- Dünyada en güzel şay, dünyaya düşkün olmamaktır, buyurdu.

Sordular yine:
- En kötü şey nedir efendim?
- Dünyaya düşkün olmaktır.

- En faydalı şey nedir hocam?
- İyi arkadaş.

- En zararlı şey?
- Kötü arkadaş. Bu, nefs ve şeytandan da tehlikelidir.

Ve açıkladı bunu:
- Kötü arkadaş yalnız insandan olmaz. Sizi doğru yoldan uzaklaştıran her şey, mesela okuduğunuz kitap zararlıysa, kötü arkadaştır.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #37 : 17/08/12, 03:01 »
Bana yardım et yâ Rabbi
Derviş Muhammed  hazretleri “rahmetullahi aleyh”, Evliyanın büyüklerindendir.
Dayısı olan Kadı Muhammed  Zahid hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” sohbetinde kemale geldi.

Ondan önce nefsiyle çok mücadele etti.
O zamanlar insanlardan bigane yaşıyor, nefsinin şerrinden kurtulmak için çalışıyordu.

Onbeş yıl riyazet ve mücahede yaptı.
Ama kavuşamadı muradına.

Çaresizlik içinde ellerini kaldırıp;
- Yâ ilahi, bu nefsimin şerrinden kurtulmam için bana yardım et, diye yalvardı.

Kavuşmak istiyorsan

Elini yüzüne sürerken Hızır “aleyhisselam”ı gördü yanıbaşında.

Hazret-i Hızır, kendisine şefkatle bakıp;
- Eğer bu isteğine kavuşmak istiyorsan, dayın Muhammed  Zahidin hizmetine gir, buyurdu. Zira nefsten kurtulmanın tek çaresi, nefsinden kurtulanların sohbetidir.

Ve ekledi:
- Dayın Muhammed  Zahid onlardandır. Haydi git, derdinin ilacı ondadır.

Sevincinden ellerini açıp;
- Yâ ilahi, sana sonsuz şükürler olsun ki, bu işin çaresini bana öğrettin, dedi.

Ve koştu dayısının huzuruna.
Az zamanda kurtuldu nefsinin isteklerinden.

Resulullahın “aleyhisselam” mübarek kalbinden fışkıran nurlar, kalbden kalbe akarak Onun kalbine aktılar.

O da hocasından aldığı bu nurları, kendi oğlu Hacegi hazretlerinin kalbine akıttı.

Gülerek günah işlerseniz

Bu zatın dine hizmette pek çoktu gayreti.
Sapıklarla uğraşıp, bid'atleri yok etti.

Sohbetlerinde;
- Ey inanlar, bu dünya bir imtihandır. Burada her ne yaparsanız, mahşerde herbirinden hesaba çekileceksiniz, buyururdu.

Bir gün de;
- Kardeşlerim, her sözün, her hareketin, hatta her düşüncenin hesabını ahirette bize soracaklar, buyurdu. Her günah, Allahü teâlânın yasak ettiği bir iştir ki, eğer O affetmezse karşılığı ateştir.

Ve ekledi:
- Bu dünyada, gülerek günah işleyenler, mahşerde, ağlayarak Cehenneme girerler.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #38 : 17/08/12, 03:02 »
Bal, şarap oldu
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh”, bir gün hizmetçisine;
- Bana Semerkant’tan, biraz bal getir, buyurdu.

Hizmetçi;
- Peki efendim deyip, yollandı Semerkant’a.

Hocasının emrettiği kadar bal satın alıp, tam dışarı çıkıyordu ki, dükkana çok güzel bir kadın girdi.

Şeytana uyup, şehvetle baktı o kadına.
Sonra ayrılıp yola koyuldu ve Taşkent'e gelip, takdim etti o balı hocasına.

Etti ama, hocasının yüzü gülmüyordu.

Hatta kaşlarını çatıp, pek sitemli olarak;
- Sen bal almaya gittin. Ama şarap getirdin. Niye böyle yaptın? buyurdu.

- Estağfirullah efendim. Ben size bal getirdim.
- Hayır, şarap getirmişsin. İstersen aç bak.

Hizmetçi kutuyu açınca hayretten dona kaldı.
Zira kutuda bal değil, şarap vardı hakikaten.

O zaman anladı hatasını.
Kendi kendine;
“O kadına şehvetle bakmıştım. Ben o günahı işleyince, kutudaki bal da şarap olmuş” diye düşündü hemen.

Bu, ona büyük bir ders olmuştu.
Bir daha bakmadı yabancı bir kadına.

Havaya yazı yazmak

Bu zat bir sohbetinde;
- Kardeşlerim, bazı kimseler vardır ki, her ne olursa olsun, kim ne ziyana uğrarsa uğrasın, her nimet yalnız bana gelsin, der. Maksadı, hedefi budur, buyurdu. Ve ekledi:
- Onun zevki ve sefası için herşeyin feda olması, umurunda bile değildir.

Sordular:
- Bunlar neden böyledir efendim?
- Çünkü imansızdırlar. Akılları yoktur. Böyle kimselerde merhamet olmaz. Canavardan, en korkunç hayvandan da daha zararlıdırlar.

- Ama bunlardan bazısı, insanlıktan, şefkatten bahsediyor hocam.
- Onların insanlıktan, merhametten söylemesi, havaya yazı yazmak gibidir kardeşim. Yani kendi menfaat ve şehvani arzularına kavuşmaları için birer tuzaktır.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: Herkesten dua almaya bakın
« Cevapla #39 : 17/08/12, 03:02 »
Ama gitmen gerekiyor
Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri “rahmetullahi aleyh”, bir gün bir talebesini yanına çağırıp;
- Memleketine gitmeyi düşünmüyor musun? diye sordu.

Genç talebe;
- Hayır efendim, dedi hürmetle. Bir mecburiyet olmadıkça yanınızdan ayrılmayı istemiyorum.

- Ama gitmen gerekiyor oğlum. Annen baban bana sıkıntı veriyorlar çünkü. Çabuk git de gel.

Delikanlı bir şey anlamadıysa da,
- Peki efendim, dedi hemen.

Ve gitti memleketi olan Horasan’a. Anne ve babasına da anlattı bunu aynen.
Onlar, bunu duyunca, ağladılar.

Niçin ağlıyorsunuz?

Çocuk şaşırdı:
- Niçin ağlıyorsunuz? Bir şey mi oldu?

Annesi şöyle anlattı:
Biz, beş vakit namazdan sonra hocan Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine teveccüh edip, dua ediyorduk oğlum.

- Nasıl dua ediyordunuz anne?
- Yâ Rabbi, hocası oğlumuza izin versin de onu bize göndersin diye yalvarıyorduk Allah’a.

Mesele anlaşılmıştı.
Onlarla görüşüp aynı gün geri döndü.
Ve bir daha ayrılmadı yanından.

İnsanın kıymeti neye bağlı?

Bir gün, bir genç bu zata gelerek;
- Efendim, insanın kıymeti ne ile ölçülür? diye sordu.

Cevaben;
- İnsanın kıymeti takva ile ölçülür, buyurdu.

- Takva nedir hocam?
- Takva, Allah'tan korkup günah işlememektir. Ama bu korku, çocuğun annesinden korkması gibi olmalıdır.

Ve ekledi:
- Onu incitmekten korkmalıdır. Annesi çocuğunu azarlasa, dövse de, çocuk yine döner, annesine sarılır değil mi?

- Evet hocam.
- İşte mümin de Rabbinden böyle korkmalıdır.
 




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

msn nicke Türk bayrağı istermisiniz?.. Kolay Çilek Reçeli ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.089 saniyede oluşturulmuştur


Herkesten dua almaya bakınGüncelleme Tarihi: 12/07/20, 03:21 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim