Hicret etmeden hicretten nasibini aldı - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.059 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.636 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22907 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hicret etmeden hicretten nasibini aldı , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2059 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hicret etmeden hicretten nasibini aldı }   Okunma sayısı 2059 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Sabikun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.779
  • Konu: 671
  • Derviş: 14575
  • Teşekkür: 2
                       Hicret etmeden hicretten nasibini aldı

Nisan 2010 55.SAYI

BEKLEMEK BEKLEMEK… BİLMEDEN

Beklersin çadırının önünde.
İşlerini bitirir beklersin.
Yemek pişirir beklersin.
Sütleri sağar beklersin.
Belki aç bir yolcu geçer diye beklersin.
Bir susuz geçer diye beklersin.
Bir gün, seninle birlikte tüm kainatın beklediği yolcu geçecektir çadırının önünden.
Bilmeden beklersin.
Sen bütün yolculara o yolcuymuş gibi ikram edersin.
Bilmeden tanımadan o yolcuyu,
Sen tüm yolcularda o yolcuyu özlersin.
Mevsim kış olur beklersin; bahar olur, yaz olur beklersin
Kurak günler olur beklersin.
Bolluk olur beklersin.

BİR GÜN BİR YOLCU UĞRAR DEĞİŞİR İNSAN, DEĞİŞİR ZAMAN

Ümmü Mabed (r.a) bir gün mütevazı çadırında Allah Rasulü’nü (s.a.v) ağırlamış, Allah Rasulü’nün (s.a.v) elinden süt içmiş bir hanımdır.
Asıl ismi Atike binti Halid’dir (r.a). Huzza kabilesindendir. Mekke’ye yakın bir bölgede yaşamaktadır.
Amcasının oğlu ile evlidir.
Onların koyun sürüleri vardı.
Geçimlerini sürülerinden kazanır, yoldan geçenlere de bol bol süt ikram ederlerdi.
Yine bir gün eşi koyunları otlatmaya gitmişti.
Ümmü Mabed de (r.a) çadırlarındaydı.
Allah Rasulü (s.a.v); Ebu Bekir (r.a), Amir bin Füheyre (r.a) ve rehberleri Abdullah bin Ureykıt ile Medine yolundaydılar.
Yolları Ümmü Mabed’in (r.a) çadırına düştü.
Acıkmışlardı.
Yiyecek içecek bir şeyler sordular.
Evde görünen, bilinen bir şey yoktu yiyecek içecek olarak ve Ümmü Mabed (r.a) olmadığını söyledi.
Görünmeyeni bilemezdi.
“Peki, şu koyun? Onun sütü yok mudur?” diye sordu Allah Rasulü (s.a.v)
“Onun nasıl sütü olsun? O zayıf ve cılız. Günlerdir yemez içmez. Sürüden geri kalmış bir koyuncağız” dedi Ümmü Mabed (r.a)
“Onu sağmama izin verir misin?” diye sordu Allah Rasulü (s.a.v)
“Buyur eğer süt bulabilirsen sağ.”
Allah Rasulü (s.a.v) mübarek elleriyle cılız koyuncağıza dokundu. Bir kap isteyerek sağmaya başladı.
Sağdı sağdı…
Sanki bir süt ırmağı,
Sağdıkça süt geliyordu.
Kap doldu.
İlk önce kendi elleriyle Ümmü Mabed’e (r.a) ikram etti.
Ümmü Mabed (r.a) Peygamberimiz’den (s.a.v) önce içmek istemedi.
Lakin Allah Rasulü (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Bir kavmin sulayıcısı herkesten sonra içer”
Ve diğer yol arkadaşlarına da içirdikten sonra kendisi de içti sütten Allah Rasulü (s.a.v)
Sonra da yol onları beklerdi bekletmeden devam ettiler.
Akıldan çıkmayan bir an gibiydi.
Akıldan çıkmayan bir insan.
O gün öyle etkisindeydi rüzgarının Ümmü Mabed (r.a)
Yolculardan bir yolcu geçip gitmişti çadırının önünden.
Geçip gitmiş miydi yoksa kalmış mıydı?
Öyle yola bakakaldı ardından.
Yerdeki izleri çoktan alıp gitmişti rüzgar.
Lakin zaman alıp gitmiyordu içindeki izleri.
Daha derinde bir yerlere yazıyordu her akıp giden saniyeyle.
Nitekim akşam oldu eşi koyun sürüleriyle eve döndü.
Süt kabını sütle dolu görünce şaşırdı.
“Bu süt de ne ola? Zira evde sağılır bir hayvan yok”
“Bize bugün mübarek bir zat uğradı…” diyerek gün içinde yaşadıklarını anlattı
Ümmü Mabed (r.a)
Eşi “O nasıl bir zattı, anlat biraz” dedi.
Anlattı Ümmü Mabed (r.a)
Gördüklerini anlattı, görmediklerini anlattı.
Sesine sesler eklendi, sözüne sözler de anlattı…
“Yüzü nur, gözü nur
Sesi sanki çağıldayan bir billur
Sözü nur…
Dört kişiydiler, içlerinden en güzeli
Beklentisi sanki yılların ezeli
Öyle bir yerde duruyordu her nerede olursa
Yollar sanki orda birleşir, durur da
Uzaktan bakınca dağlardan fazlaca heybet
Yakınlaşınca bürünür sessizce etraf hürmet…
Ne desem ne anlatsam kifayetsiz
Ah sözlerim şimdi ne kadar aciz
Toplasan hayatımdaki tüm anları
O anı beklemiş meğer
Ortasındayım sanırdım hayatımın
Oysa şimdi başındayım…”
Eşi yolculardan duymuştu Peygamber’i (s.a.v). Hanımının anlattıklarından sonra emin oldu ki evlerine uğrayan yolcu O’dur. Peygamberdir.
“Vallahi bu zat Mekke’de kendisinden bahsedilen peygamberdir. Ey Ümmü Mabed, eğer ben ona rastlamış olsaydım, arkadaşlığına kabul edilmek isterdim. Yine de buna bir yol bulmaya çalışacağım” diyerek Efendimiz’e (s.a.v) karşı sevgi ve hasretini ifade etti.

Mekkeliler Peygamber’in (s.a.v) peşindeydi. Başına ödül koymuşlardı. Yolları Ümmü Mabed’in (r.a) çadırına düştü. Peygamber’i (s.a.v) sordular. Önceleri sükut eden Ümmü Mabed (r.a) öfkeli Mekkelileri kabalaşmaya başladıklarında, şayet gitmezlerse akrabalarını yardıma çağıracağını söyleyerek tehdit etti. Müşrikler çekip gittiler. Zira Ümmü Mabed’in (r.a) kabilesi içindeki önemini biliyorlardı.
Gittiler
Öfkelerini de sürüyerek
Bir gün toprak olduklarında da dinmeyecek öfkelerini…
     
SÖZ VERMEK

Ve Ümmü Mabed (r.a) ve eşi bir gün çocuklarını da alarak Medine’ye geldiler.
Uzattılar ellerini Allah Rasulü’nün (s.a.v) ellerine söz verdiler.
Ümmü Mabed (r.a) hanımların arasındaydı
Söz verdiler:
Zina yapmayacaklar, çocuklarını öldürmeyeceklerdi.
İftira atmayacaklardı.
Söz verdiler.
Bir ömür sözlerinde oldular, sözlerinde yaşadılar

HATIRALAR CANLIDIR

Ebu Bekir (r.a) halife olmuştu. Bir gün Ümmü Mabed (r.a) halifeyi ziyarete gitti. Ebu Bekir (r.a) onu görünce gülümsedi. Kim bilir belki hatırladı o günü. Aç oldukları hani.
Allah Rasulü’nün (s.a.v) bereketini.
Kainata inen bir damlaydı O.
Öyle bir damla ki o bir damlayla tüm susuzlar suya kanar.
Tüm zamanlardaki susuzlar…
Ve o cılız, hani sürüden geri kalmıştı o koyunun sahibine ikramda bulundu Ebu Bekir (r.a)
Hz. Ömer (r.a) zamanında kıtlık olmuştu, o günlerde o koyunun sütünden sağıldığı söylene gelir.
Kimi zaman geri kalmak ileriye geçmektir,
Tüm zamanlardan ileriye ve tüm mekanlardan ötelere.
Kimi zaman zayıf olmak aslında en güçlü olmaktır.
Görünenin ve bilinenin ötesinde bir hayat vardır çünkü.
Sınırları görünenin ve bilinenin ötesinden çizilir

Her yolun hicretten nasibi vardır,
Adım adım aranacak bir nasip.
Kim bilir hangi adımda?
Her sofrada kereminden bir nasip vardır.
Kim bilir hangi lokmadadır?

Elvida ÜNLÜ

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hicret-etmeden-hicretten-nasibini-aldi-t28212.0.html



Alperen: İmzanızdaki resim adresi görüntülenemiyor. Yeniden yükleyiniz...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Osmanlıca-Türkçe Sözlük (Ö) Sıkıntıları Gidermek, Kusurları Affetmek ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.41 saniyede oluşturulmuştur


Hicret etmeden hicretten nasibini aldı Güncelleme Tarihi: 18/11/19, 01:39 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim