Hilye-i Şerife - Serbest Kürsü
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.141 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.972 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 23010 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hilye-i Şerife, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1583 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hilye-i Şerife}   Okunma sayısı 1583 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Birdamla

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 487
  • Konu: 96
  • Derviş: 42
  • Teşekkür: 1
    • birdamlagozyasi
Hilye-i Şerife
« : 13/05/09, 18:26 »


HİLYE-İ ŞERÎFE
Hilye, lügatte süs, ziynet, yüz ve ruh güzelliği demektir. Istılahta ise, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in, beşer kelâmının imkânları nisbetinde kelimelerle çizilmiş resmidir.

18’inci asır Osmanlı âlim ve şâirlerinden Süleyman Nahîfî şöy­le der:

“Şu muhakkaktır ki, bir kimse, hilye-i şerîfe yazsa ve ona çok nazar eylese, Allah Teâlâ o kimseyi hastalıktan, sıkıntılardan ve ânî ölümden muhâfaza eyler. Şâyet bir yere sefer ettiğinde berâberinde götürürse, o seferinde dâimâ Hak -celle celâlühû-’nun muhâfazasında olur.”

Birçok İslâm müellifi, hilye-i şerîfenin sayısız fazîletleri hak­kın­da düşüncelerini ortaya koymuşlardır. Hattâ Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i rüyâda görmek için de hilye-i şerîfeyi teberrüken ezberleme an’anesi, birçok İslâm ülkesinde hâlâ mevcuttur.

İnsanın gönlü, fıtratı îcâbı dâimâ güzelliğe doğru meyleder, onunla berâber olmak ister. Bu câzibe sebebiyle zihin dâ­imâ onunla meşgul olur. Gönülde rûh ve ahlâk bakımından mahbûbuna benzeme arzusu doğar. Netîcede sevdiği şahsı örnek alarak onun hâliyle hâllenmeye başlar. Bu fıtrî temâyül sebebiyle hilye-i şerîfenin, Peygamber Efendimiz’e olan iştiyak, muhabbet ve ittibâyı artırmaya vesîle olacağı muhakkaktır.

Nitekim Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-, üvey dayısı Hind bin Ebî Hâle’ye Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in hilyesini sorarken, içinde bulunduğu hâlet-i rûhiyeyi şu sözleriyle dile getirmiştir:

“Dayım Hind bin Ebî Hâle, Allah Rasûlü’nün hilyesini çok güzel anlatırdı. Kalbimin O’na bağlı kalması ve O’nun izinden gidebilmem için, dayımın Allah Rasûlü’nden bir şeyler anlatması, benim çok hoşuma giderdi.” (Tirmizî, Şemâil, s. 10)

Habîb-i Ekrem Efendimiz’in kelimelerle resmini çizmeye çalışan hilye-i şerîfeler, saâdet devrine eremeyen ve hasretle yanan gönülleri bir nebze olsun teskin ve tesellî etmektedir. Hilye’ler vâsıtasıyla katredeki ummânı görmeye çalışan mü’minler, Âlemlerin Efendisi’ne olan muhabbetlerini artırarak O’nun üsve-i hasenesinden istifâde etmeye, şemâil ve ahlâkı ile mütehallî olmaya gayret göstermişlerdir.

Bununla birlikte, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in “nûrun alâ nûr” yâni nûr üstüne nûr olan mübârek sîmâsını sözle tasvîr ederken kelimelerin kifâyetsizliği ile beşerin O’nun hakîkatini kavramaktaki mutlak aczi hesâba katılmalıdır. Bunun târihte meşhur bir misâli vardır.

Hazret-i Mevlânâ’nın mürîdesi Gürcü Hâtun’un paşa olan beyi, Kayseri’ye tâyin olur. Gürcü Hatun, Selçuklu sarayının meşhur ressam ve nakkâşı Aynü’d-Devle’yi, gizlice resmini çizip kendisine getirmesi için Hazret-i Mevlânâ’ya gönderir. Ressam, gâfilâne huzûra çıkıp vaziyeti Hazret-i Mevlânâ’ya anlatır. O da mütebessim bir şekilde:

“–Sana emredileni arzu ettiğin şekilde yerine getir!” der.

Ressam çizmeye başlar. Fakat, netîcede karşısındaki sîmânın çizdiği resimle alâkasız başka bir muhtevâya büründüğünü fark edip yeniden çizmeye başlar. Böylece Hazret-i Mevlânâ’nın, resmi çizilirken yirmi kere şekil değiştirdiğine şâhid olur. Sonunda aczini anlar ve bu işten vazgeçmek mecbûriyetinde kalır. Hazret-i Mevlânâ’nın ellerine kapanır. Zîrâ sanatı, kendi çizgilerinin içinde kaybolmuştur.[83]

Bu hâdise, ressamın gönlünü uyandırır; hayret, dehşet ve ürperiş içinde derin düşüncelere daldırır ve enfüsî âlemin seyyâhı eyler. Bu hâl içerisinde ressam kendi kendine:

“Bir dînin velîsi böyle olursa, kim bilir nebîsi nasıl olur?” der.

Artık gönül âleminde bambaşka bir pencereden Allah Rasûlü’nün tahayyülüne dalar.

Acabâ yazılan şemâil-i şerîfeler, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in hakîkatinin kaçta kaçını ifâde edebilir?! Muhakkak ki şemâil-i şerîfeyi, herkes gönlündeki muhabbet nisbetinde ve kelimelerin sınırlı mânâları çerçevesi içinde resmedebilir.

Biz de aczimize rağmen rivâyetlerden gönlümüze akseden şebnemler nisbetinde hilye-i şerîfeyi teberrüken nakletmeyi uygun bulduk…

alinti : rahmetesintileri

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hilyei-serife-t11677.0.html



........GAVSIM-SULTANIM........

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 31
Yanıt: Hilye-i Şerife
« Cevapla #1 : 13/05/09, 20:08 »
Allah(c.c) razı olsun kardeşim... :X06




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

99 names of ALLAH,esma'i hüsna Duyarlı olmak ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.046 saniyede oluşturulmuştur


Hilye-i ŞerifeGüncelleme Tarihi: 21/10/20, 00:36 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim