Hizmet Eden Cemaatları Sevmeli - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.639 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 1 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hizmet Eden Cemaatları Sevmeli, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1820 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hizmet Eden Cemaatları Sevmeli}   Okunma sayısı 1820 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Hizmet Eden Cemaatları Sevmeli
« : 27/05/12, 00:18 »

Cehennemin Dehşeti

Allah-u Zülcelâl, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “O gün, cehennem de (zebaniler tarafından, haşir meydanına) getirilecektir. İşte o gün, insan (dünyada yapmış olduğu) günahlarını hatırlayacak. Fakat o hatırlama neye yarar (ki)?” (Fecr; 23)

Cehennem, kıyamet günü haşir meydanına, her bir bağına yetmiş bin zebani bağlı olduğu halde getirilecektir. Her bir zebaninin alınları bir aylık mesafe genişliğinde, iki omzunun arası bir yıllık mesafe genişliğinde, kulak memesi ile ensesi arasındaki mesafe, yetmiş yıllık mesafe genişliğindedir.

Bunların her birinin öyle bir gücü vardır ki, elindeki topuz ile bir dağa vursa dağ toz gibi olur. Her bir vuruşunda, yetmiş bin kişiyi cehennem çukuruna atar. Nitekim İbn Mes’ud radıyallahu anhu şöyle demiştir: “Cehennem yetmiş bin meleğin yedeğinde (nezaretinde) çekilerek getirilir ve nihayet Arş'ın solunda yer alır. Kızgındır ve ateşin sesi, uğultusu duyulur.”

Hz. Ömer radıyallahu anhu ise şöyle demiştir: “Cehennemi çok hatırlayın. Zira onun ateşi şiddetli, dibi derin ve topuzları demirdendir.”

İbn-i Abbas radıyallahu anhu da cehennemin şiddetini şöyle tasvir etmiştir: “Kuşun yemleri toplaması gibi cehennem de cehennemlikleri öyle toplar.”

İşte, bütün bunlara bakarak, uyanık olmamız lazımdır. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki şimdiki halimin ne olursa olsun, insanın akıbeti çok önemlidir. Her işin sonucu önemlidir.

İnsan, akıbetinden korkmalıdır

Abdullah İbn-i Mes’ud radıyallahu anhudan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “İnsan, annesinin karnında, kırk gün su olarak kalır. Bundan sonraki kırk gün içinde, kana dönüşür. Daha sonraki kırk gün sürede et parçasına dönüşür. Bu yüz yirmi gün tamamlandığı zaman, Allah-u Zülcelâl bir meleği, ona ruh üflemesi için gönderir. Bu et parçasına ruh üflendikten sonra, Allah-u Zülcelâl, o meleğe şu dört şeyi yazmasını emreder; dünyada ne kadar rızk yiyeceğini ve ne kadar yaşayacağını; cehennemlik veya cennetlik olacağını... (Allahu Zülcelâl sonsuz ilmiyle, o kişinin dünyada nasıl yaşayacağını, yaptıkları neticesinde cenneti mi cehennemi mi hak edeceğini bilir.)”

“Bir kişi, on beş yaşından sonra kötü yollara sapar. Hataların ve günahların içinde adeta kaybolur. Ömrünün sonunda, bütün bu hata ve günahlarından pişman olarak tevbe eder. Allah-u Zülcelâl de onun bütün günahlarını affeder. Bir kişi de ömrünün tamamında iyi ameller işleyip salih bir kimse olarak göründüğü halde, akıbetinde dalâlete düşüp fasıklardan olur.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

İşte insan, ister genç olsun, ister ihtiyar olsun, akıbetini düşünerek, çok dikkatli davranmak zorundadır. Ölüm anında insan ne halde ise amel defteri o şekilde kapanacaktır. Tevbe üzerine yaşayıp iyi ameller işlemişse salih kimselerden olup defteri hayırla kapanacak; günahlarla yaşayıp kötü ameller işlemişse günahkâr ve fasık kimselerden olup defteri kötü bir şekilde kapanacaktır.

Sehl bin Abdullah’ın arkadaşları şöyle nakletmişlerdir: “Biz onun, hiç bir ayetin veya zikrin karşısında yüzünün değiştiğini ve ağladığını görmedik. Yalnızca: ‘Bugün sizden (karşılığında sizi kurtaracak) fidye alınmaz.’ (Hadid; 15) ayet-i kerimesini duyduğu zaman, daima hal ve hareketleri değişir ve ağlardı.”

İnsan dünyadayken, herhangi bir suç işlediği zaman; malı, parası varsa fidye vererek kendini kurtarabilir. Ancak, mahşer günü öyle bir gündür ki, salih amellerden başka hiç bir şey insana fayda vermez. Bundan dolayı, o dehşetli günün fidyesini, daha dünyada iken hazırlamak lazımdır. O gün, bütün dünya altın ve gümüş olsa da insan zerre kadar bir sevap için onu feda edecektir.

İşte, bu anlatılanları düşünüp ahiret için hazırlanmak, kurtuluşun çarelerindendir. Şimdiden bunun gibi çarelere sarılanlar, mutlaka mükâfatını alacaklardır.

Ölüm bize yakındır

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin ümmetinin ömrü, diğer ümmetlerden kısadır. Örneğin, Nuh aleyhisselam dokuz yüz elli sene yaşamıştır. O ve ümmeti, dünyada uzunca bir ömür sürüyorlardı ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin ümmetinin ömrü, en fazla yüz senedir. O da, bin kişiden bir kişiye nasip olmaktadır. Yüz sene yaşayan da ihtiyarlık musibetinden dolayı ölmeyi istemektedir. Ömrümüz ne kadar da kısadır. Bu yüzden ahiret için hazırlık yapmalı, Allah-u Zülcelal’in rızası için gayret göstermeliyiz. Allah-u Zülcelâl bizden razı olsun da isterse vücudumuz paramparça olsun… (Ne önemi var.)

Hizmet eden cemaatleri Allah için sevmeli

İbadet ve hayırları, hem kendimiz yapmalı hem de başka arkadaşlarımıza yardımcı olmalı ve onları hayra teşvik etmeliyiz.

İnsan hem kendisi hayırlara doğru gitmeli, hem de mü’min kardeşlerine hayır yapmaları için yardımcı olmalı, hayırlı işler yaptıkları zaman da onları Allah için sevmelidir. Hayır yapmak, yalnızca sadaka vermek değildir. İrşad hizmeti yapmak, tevbeye davet etmek, sohbet etmek ve Allah-u Zülcelal’in rızasına sebep olan her şey, hayırdır. Amerika’da dahi bir kişi Allah’a ve Rasulüne iman etmişse o kişiyi sevmeliyiz.

Bazı cemaatler, diğer cemaatleri sevmemektedir, bu çok yanlış bir şeydir. Buna, Allah-u Zülcelal’in rızası yoktur ve bu şeytanın sevdiği bir davranıştır. Eğer kişi Allah’ı seviyorsa bir kişi Allah’ın razı olacağı bir davranış yaptığı zaman, ondan hoşlanmalıdır. Allah’ın sevmediği şeyler, kişinin de hoşuna gitmemelidir.

Peygamber varisi âlimlere uymalı

Hayırlı işler yapmak, Allah-u Zülcelal’in rızasına sebep olurken; hayırdan men etmek de Allah’ın gazabına sebep olur. Bundan dolayı çok dikkatli olmamız lazımdır. Bakınız, Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede ne buyuruyor: “Ey Rabbimiz! Gerçekten biz; ‘Rabbimize iman edin’ diye, imana çağıran bir davetçiyi işittik ve derhal iman ettik.” (Al-i İmran; 193)

Allah-u Zülcelâl bu ayet-i kerimede insanlara yol göstermiştir. Buradan anlaşılıyor ki, bir kişi mü’min kardeşlerine daima nasihatte bulunmalı, onlar da ona uymalıdır. Bu şekilde, ölünceye kadar, bu kural ve kaide uygulanmaya devam etmelidir.

Artık peygamber gelmeyeceği için onların varisi olarak, vaaz ve nasihat eden kimseleri dinlemeli, Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerine inanmalı ve onları yerine getirmeliyiz. Tohum, toprağın altında kaldığı müddetçe büyümez, kemâle eremez. Ama filiz verip topraktan çıktıktan sonra, güneş görüp hava alır. Böylece onlardan istifade etmek suretiyle, o tohum yeşerir ve kemâle erer.

İnsan da Peygamberlerden veya onların varislerinden istifade etmediği müddetçe, o buğday tohumunun toprağın altında çürüdüğü gibi çürüyüp kalacaktır. Tohum toprak üstüne çıktığı zaman, nasıl güneşten istifade edip gün be gün kemâle eriyor ise insan da Peygamberler ve onların varislerden istifade ettiği zaman kemâle erer. Yalnız, bunun da kural, kaide ve şartları vardır.

Yalnız bilmekle, duymakla olmaz

Yalnız bilmek, insana kâfi gelmez. Duymakla, bilmekle insan bir yere varamaz. Duyduğu, bildiğiyle amel etmelidir. Amel yaptığı zaman, yaptığı her bir şeyle bir menfaat alacaktır. Buğday çıktıktan sonra, ona her gün biraz su ve gübre dökersen, nasıl kemale erer ise aynen insan da ibadet ve zikir yaptığı, kendisini günahlardan muhafaza ettiği zaman, kemale erecektir. Allah’ın katındaki ecir ve sevaplara çok düşkün ve meraklı olmamız lazımdır.

Bayezid-i Bestami rahmetullahi aleyh, bir gün Bağdat’ta arkadaşlarıyla beraber bir köprünün üzerinden geçiyordu. Baktı ki, küçük çocuklar, iki bebekten birini Hz. Muhammed   sallallahu aleyhi vesellem, diğerini de Hz. Aişe radıyallahu anha yapmışlar, onların düğününü yaparak oynuyorlardı. Çocuklar Bayezid-i Bestami’yi görünce, hemen onun önüne geldiler ve şöyle dediler: “Ya Şeyh! Biz düğün yapıyoruz. Düğünümüze gelmiyor musun?” Bayezid-i Bestami: “Kimin düğünü?” diye sordu. Onlar da: “Bu bebek Muhammed  'dir, bu da Aişe'dir onların düğünü!” dediler.

Onların bu davranışı, Hz. Muhammed   sallallahu aleyhi vesellem ve onun hanımını oyuncak yapmaları, Bayezid-i Bestami’nin hoşuna gitmedi ve bastonuyla vurarak iki bebeği de suya düşürdü. O gece, halvet yerinde murakabe yaptı. Murakabesindeki halinde (yakaza), Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin huzuruna gitti. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemi ziyaret etmek (elini öpmek) istedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ona elini vermedi. Bunun üzerine: “Ya gözümün nuru, ya Allah’ın Habib’i niye bana kızdın, ben ne yaptım?” dedi.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ona şöyle buyurdu: “Senin yanında benim ismimin hürmeti yok mu? O masum çocuklar anlamıyorlardı, fakat benim ismim onların muhabbetiydi. Bir bebeğin ismini ‘Muhammed  ’ diğerininkini de ‘Aişe’ yapmışlardı. Düğün de benim sünnetimdir. Niçin benim ismim olduğu için o bebeğe, onların düğününe hürmet etmedin. Bir de bana burada hürmet etmek istiyorsun!”

O hal geçtikten sonra, Bayezid-i Bestami rahmetullahi aleyh hemen o çocukların yanına koştu. Onlara bir şeyler verip, gönüllerini aldı. Buradan anlaşılıyor ki, insan zarar görmemek için daima her şeyde dikkatli davranmalıdır.

İnsan, Allah-u Zülcelal’in rızası için bir şeyler yaptığı zaman hiç aldanmaz. Hz. Ömer radıyallahu anhu camide kölesini gördüğü zaman, namaz kıldığı, cemaate geldiği için onu azat etti. Bunu duyan diğer köleleri de namaz kılmaya, cemaate gelmeye başladılar. Bundan maksatları azat olmaktı. Onları da gördüğü zaman azat ediyordu.

Bazı arkadaşları ona dediler ki: “Ya Emir’ül-mü’minin! Bunlar seni aldatıyorlar. Azat olmak için cemaate geliyorlar.” Onlara şöyle dedi: “Rabbim için beni aldatıyorlar. Fakat, o zaman ben aldanmamış oluyorum. Cemaate geldiklerini gördüğün zaman, onları azat ediyorum. Fakat, ben bunu Rabbim için yapıyorum. Onlar beni aldatamazlar, onlar aldanıyorlar.”

Son olarak diyorum ki insan, Allah-u Zülcelal’in rızası için her şeyini feda etmelidir. Allah-u Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin. (Âmin)
 

Seyda Muhammed   Konyevî
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hizmet-eden-cemaatlari-sevmeli-t30738.0.html




Çevrimdışı önemsiz

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 425
  • Konu: 6
  • Derviş: 18352
  • Teşekkür: 4
Okundu: Hizmet Eden Cemaatları Sevmeli
« Cevapla #1 : 27/05/12, 01:28 »
Alıntı
Yalnız bilmek, insana kâfi gelmez. Duymakla, bilmekle insan bir yere varamaz. Duyduğu, bildiğiyle amel etmelidir.
:yoo:

"Duyduğunuzu, bildiğinizi değil!
İNANDIĞINIZI söyleyin"...
Ben işin aslını bu şekilde duymuştum ve de okumuştum...
Belki benim gibi buna denk gelen ve üzerinde düşünen kardeşlerimiz de olmuştur...
"Nakkaş" kardeşimiz belki bu konuda bir izahat yapabilir...
Allah (c.c) râzı olsun...



Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Hizmet Eden Cemaatları Sevmeli
« Cevapla #2 : 31/03/13, 13:25 »
Hizmet eden cemaatleri Allah için sever...

 

vesselam veddua velmahabbe....



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Okundu: Hizmet Eden Cemaatları Sevmeli
« Cevapla #3 : 03/04/13, 11:38 »
Bismillah Allah (cc) adıyla başlarız her işimize, bizi biz eden imandır. Söyleyeceklerim Seyda Muhammed  Konevi hocamız Allah (cc) ondan razı olsun makamı Firdevs cenneti olsun âmin.


Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sevgili kızım ve değerli öğretmenim Kurban bayramı karakatürleri ... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.518 saniyede oluşturulmuştur


Hizmet Eden Cemaatları SevmeliGüncelleme Tarihi: 19/11/19, 23:23 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim