Hz. İBRAHİM - Peygamberler Tarihi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.550 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22879 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hz. İBRAHİM, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3305 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hz. İBRAHİM}   Okunma sayısı 3305 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Türkoğlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 398
  • Konu: 151
  • Derviş: 5047
  • Teşekkür: 0
Hz. İBRAHİM
« : 07/05/09, 18:41 »
Hz. İBRAHİM

Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm'ın müştereken kabul ettiği büyük peygamber.
Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm tarafından en büyük ata ve temel referans noktası kabul edilen İbrahim'le ilgili Tevrat'ta ve genel olarak yahudi dinî literatüründe ayrıca hıristiyan kültürü ile Kur'ân-ı Kerîm ve sonraki İslâmî literatürde diğer birçok peygambere nisbetle daha geniş malûmat bulunmaktadır. Bilhassa yahudi ve İslâm kaynaklarında İbrahim hakkında tevhid inancını yerleştirmek üzere gösterdiği faaliyetler merkeze alınarak bilgi verilmiştir.
İsmi. Tevrat'ın bazı bölümleriyle [643] Nehemya (9/7) ve I. Tarihler'-de (1/27) Avram (Abram). Ahd-i Atîk'in diğer yerlerinde Avraham (Abraham) olarak geçmektedir. Tevrat'a göre İbrahim'in adı önce "ulu ata" mânasında Abram iken daha sonra "milletlerin babası" anlamında Abraham'a dönüşmüştür. Bununla birlikte abraham kelimesinin menşei ve anlamı tam tesbit edilmiş değüdir. [644] Abram keiimesinin, İbrânîce'de-ki "i" harfinin düşürülme Özelliğine da-yanılarakabiramın kısaltılmış şekli olabileceği belirtilmektedir. [645] Abiram kelimesine hem Ahd-i Atikte [646] hem deabrm ve abirami şekliyle milâttan önce XIV ve XIII. yüzyıllara ait Ras Şamra metinlerinde rastlanmaktadır. İbrânîce iştikakı bulunmayan abraham. muhtemelen abramın diyalektik bir varyantı veya Ârâmî dilindeki açılımıdır. [647] Kuzey Sâmîdilinde bir isim olan Abram, ibrahim'in güneyde ikamet ettiği dönemde Abraham'a dönüşmüştür. [648] Kur'an'da İbrahim ismi altmış dokuz yerde geçmektedir. Kur'an ve hadisler dışındaki İslâmî kaynaklarda kelimenin meşhur olan "İbrâ-hîm" şeklinden başka telaffuzları da vardır. [649]
Yahudilik. Hz. İbrahim Kİtâb-ı Mukad-des'te Terah'ın oğlu, İbrânîler'in atası, inananların babası ve Allah'ın dostu olarak takdim edilmektedir. [650] Tevrat'ta şeceresi Nûh, Sâm, Arpakşad. Şeiah, Eber. Peleg. Reu, Seruc, Nahor, Terah, Abram şeklinde gösterilir. [651] Putperest olan Terah'ın [652] Abram'-dan başka Nahor ve Haran adında iki oğlu daha vardır. [653] Soy kütüğünde ilk sırada yer almasına rağmen İbrahim muhtemelen kardeşlerin en küçüğüdür. Adının ilk sırada geçmesi İbrânîler'in atası oiması itibariyle derecesinin yüksekliğindendir. [654]
Tevrat'a göre [655] İbrahim Keldânîler'in Ur şehrinde doğdu. Tevrat'ın İbrânîce metninde doğum yeri "Ûr Kasdîm" şeklinde anılmakta olup bu ifade Yunanca'ya "Kal-deliler'in Ur şehri" olarak çevrilmiştir. [656] Ur Kasdîm'in Aşağı Babilonya'da Fırat'ın batı yakasında, bugünkü Bağdat'ın 300 km. güneydoğusundaki Tel el-Mukayyer denilen yer olduğu belirtilmektedir. Bir yoruma göre İse Hz. İbrahim'in doğduğu yer Kuzey Suriye'de Harran'a çok yakın olan Ura'dır. [657] Ruhban metnindeki bilgiye göre İbrahim ailesiyle birlikte Ur'dan Harran'a, oradan Kenan'a gitmiştir [658] ancak Yahvist gelenek, zımnen de olsa İbrânîler'in asıl vatanının Harran çevresi olduğunu belirtmektedir. [659] Kitâb-ı Mukaddes geleneği İbrahim'in memleketi olarak Kuzey Mezopotamya'yı, yani Güneydoğu Anadolu'ya tekabül eden bölgeyi gösterir. [660] Bugün artık Hz. İbrahim ve ailesinin anayurdunun, içinde Harran'ın da bulunduğu bu bölge olduğu kabui edilmektedir. [661]
Hz. İbrahim'in yaşadığı dönem tam olarak bilinmemektedir. Araştırmacılar, Tevrat'ta nakledilen hayat hikâyesinin çeşitli metinlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulduğunu söyler. Julius Wellhausen ekolünün ortaya koyduğu Tevrat'ın edebî tahliline göre Hz. İbrahim'le ilgili Tevrat'taki bilgiler Yahvist, Elohistve Ruhban metinlerine dayanır. Yahvist metin milâttan önce 950 yıllarında. Elohist metin milâttan önce Vill. yüzyılda, Ruhban metni ise milâttan önce 400Terde yazılmıştır. Tevrat'ta Hz. İbrahim'le ilgili bilgilerin Bâbil esareti devrine ait rivayetler olduğu, esaret sonrası dönemde Ruhban metni yazarının buna bazı ilâveler yaptığı, Doğu krallarıyla ilgili Tekvîn'in 14. babındaki bilgilerin ise çok daha sonra Helenistik dönemde eklendiği ileri sürülmektedir. [662] İbrahim'in çağdaşı olarak takdim edilen Sennear (Şinar) veya Babilonya Kralı Amrafel'in, Bâbil Kralı Hamrnurabi ile aynı kişi olduğu yönündeki yaygın görüş kabul edilirse İbrahim'in milâttan önce XXll-XX. yüzyıllarda yaşadığı söylenebilir. [663] Hz. İbrahim'in dünyaya gelişi, çocukluğu ve gençliğiyle ilgili olarak sadece Kitâb-ı Mukaddes dışı yahudi dinî literatüründe bilgi bulunmakta olup bu bilgiler İslâmî kaynaklarla büyükoranda benzerlik taşımaktadır.
Tevrat'a göre Hz. İbrahim'e ilk vahiy Ur şehrinde gelmiştir. Burada tanrıların en büyüğü sayılan Sin adına yapılmış pek çok tapınak vardı. Sin kültü Babilonya'da da yaygındı. "Nehrin (Fırat) öte yakasında yaşayan" İbrahim'in babası da putperestti. [664] Böyle bir ortamda Allah İbrahim'i peygamber olarak seçmiş; ona büyük millet olacağı, mübarek kılınacağı, adının büyük olacağı, yeryüzünün bütün milletlerinin onda mübarek kılınacağı müjdesi verilmiştir. Yine Tevrat'a göre kendisine ve zürriyetine miras olarak verilen diyara gitmesi emredilmiştir. [665] Terah, oğlu Ha-ran'ın ölümünden sonra diğer oğlu Ab-ram'ı. Haran'ın oğlu ve kendi torunu Lüt'u, Abram'ın eşi Sâre'yİ alarak Ken'ân diyarına gitmek üzere Keldânîler'in Ur şehrinden ayrılıp Harran'a varmış [666] İbrahim ve beraberindekiler Terah'ın ölümüne kadar uzun bir süre Harran'da kalmışlardır. [667] Nihayet İbrahim, yetmiş beş yaşında iken Rabb'in emri üzerine eşi Sâre ve yeğeni Lût ile birlikte Harran'da kazandıkları mallan ve yanında çalışan insanları alarak Ken'ân diyarına gitmiş [668] bölgede kıtlık baş gösterince güneye doğru yoluna devam ederek Mısır'a ulaşmıştır. [669] Bir süre sonra da Sâre, Lût ve Sâre'nin cariyesi Hâcer'le birlikte Ken'ân diyarına, ilk mezbah yaptığı Beyt-el'e (Bethel) dönmüş [670] burada Mısır'dan getirdikleriyle birlikte serveti daha da artmıştır. Bundan sonra İbrahim ile Lût birbirlerinden ayrılırlar. Lût, Erden havzasını tercih ederken İbrahim Hebron'a giderek Mamre meşeliğine yerleşir. Rab o bölgeyi bütünüyle onun soyuna vereceğini bildirir [671]Elam kralının Filistin'i işgal edip Sodom ve Gomore'yi yağmalaması ve Lût'u esir alması üzerine Amoriler'le bir antlaşma yapan İbrahim, adamları ve müttefikleriyle birlikte işgalcileri Filistin'den kovarak yeğeni Lût ile halkını kurtarmıştır. [672]
Hz. İbrahim, vaad edilen Ken'ân diyarının kendisine verileceğine inanmakla beraber bu hususta Tann'dan gözle görülür bir işaret ister ve bu işaret kendisine gösterilir. [673] Ayrıca ona zürri-yetinin çok olacağı müjdesi verilir. [674] Fakat Ken'ân diyarına gelişin onuncu yılında hâlâ çocuksuz olan Sâre cariyesi Hâcer'i kocasına verir ve Hz. İbrahim seksen altı yaşında iken İsmail dünyaya gelir. [675] İsmail'in doğumundan sonra geçen on üç yıllık süreyle ilgili Tevrat'ta bilgi yoktur. İbrahim doksan dokuz yaşına gelince kendisine Sâre'nin de bir çocuk doğuracağı müjdelenir, bütün Ken'ân diyarı zürriyetine ebedî mülk olarak vaad edilir. [676] Bu ahdin simgesi sünnet olmaktır. İbrahim sünnet olunduğunda doksan dokuz, İsmail de on üç yaşındadır. [677]
Hz. İbrahim 100, Sâre doksan yaşında iken İshak doğar. Fakat İshak'ın sütten kesilmesinin ardından Kıskançlık duyguları kabaran Sâre'nin isteği ve Rabb'in emri üzerine İbrahim, Hâcer ile İsmail'i evden uzaklaştırır. Onlar bir süre Beer-şeba çölünde dolaştıktan sonra Paran (Fârân) çölüne gidip orada yaşarlar. [678] Tevrat'taki konuyla ilgili bilgiler bazı problemler taşımaktadır. Meselâ Sâre'nin, doğduğu günden itibaren İsmail'i kıskanmasına rağmen kendi oğlu İshak dünyaya gelinceye kadar on üç yıl boyunca ona katlanmış olması zayıf bir ihtimaldir. Ayrıca Tevrat'ta bildirilenlere bakılırsa o sırada on yedi yaşında bulunması gereken İsmail'den "çalı dibine atılan küçük bir çocuk" olarak söz edilmesi de [679] tuhaftır. Diğer taraftan İshak'ı müjdelemek üzere misafirler (melekler) geldiğinde [680] İbrahim'in, eşi Sâre ve uşağı ile birlikte oturduğu bildirilmekte, fakat İsmail ile annesinden hiç söz edilmemektedir. Halbuki Sâre'nin onların dışarı atılmalarını istemesi bir arada bulundukları kanaatini vermektedir. Bütün bunlar, İslâmî kaynaklarda belirtildiği üzere İsmail'in çok küçük yaşta iken annesiyle birlikte evden uzaklaştırıldığı ihtimalini güçlendirmektedir.
Tevrat'a göre İbrahim. Mamre'den cenup diyarına göç eder ve Kadeş ile Şur arasındaki Gerar'a gider. [681] Kral Abimelek'le yaptığı anlaşma uyarınca orada bir kuyu kazar ve oraya Beer-şeba [682] adını verir. [683]
İshak büyüdüğünde İbrahim'e onu kurban etmesi emredilmiş, İbrahim oğlunu kurban etmek üzere Moriya diyarına gö-türmüşse de Rab onun yerine bir koç göndermiştir. [684] Tevrat'a göre Sâre 127 yaşında Hebron'da vefat etmiş ve İbrahim tarafından Makpela mağarasına defnediimiştir. [685] Yaşı 140'a varan İbrahim, İshak'ı evlendirmiş [686] kendisi de Ketura adında bir kadınla evlenmiş ve ondan Zimran, Yokşan, Medan, Midyan. Yişbak ve Şuah adındaki çocukları doğmuştur. [687] Hz. İbrahim kendisine ait her şeyi İshak'a bırakır. Cariyelerinin oğullarına ise hediyeler verir ve onları oğlu İshak'ın yanından ayırarak şark diyarına gönderir. 175 yaşında vefat eden İbrahim'i oğullan İsmail ve İshak Makpela mağarasına. Sâre'nin yanına gömerler. [688]
Bugün burası Halîl (Hebron) diye adlandırılmaktadır.
Ahd-i Atîk'e göre İbrahim Allah'ın dostudur. [689] İsrail. İbrahim'in zürriyeti diye çağrılmaktadır. [690] Ahd-i Atîkyazarları çeşitli vesilelerle onu örnek bir şahsiyet olarak gösterirler; Yahve, "İbrahim'in Allah'ı" diye tavsif edilir. [691] Rab, İbrânîler'in Ken'ân diyanndaki haklarını kendisinin İbrahim'e görünmesine, ona yaptığı vaad ve ahidlere bağlar [692] Hz. Mûsâ.Yeşû. İlyâ. Dâvûd, Nehemya hep bu ahdi hatırlatırlar. [693]
Kitâb-ı Mukaddes dışındaki yahudi dinî literatüründe de İbrahim yahudi dindarlığının modeli olarak gösterilir. Talmud ve Ahd-i Atîk tefsirlerinde, Hz. İbrahim'in bütün emirleri daha onlar vahyedilmeden önce yerine getirdiği, şifahî Tora'ya uygun davrandığı, Mûsâ şeriatının hükümlerini uyguladığı, bunları oğlu İshak ile torunu Ya'küb'a da vasiyet ettiği ve sabah ibadetini ilk defa onun tesis ettiği kabul edilmektedir. En önemli fazileti Allah'ı ilk tanıyan kimse olmasıdır. Onun bir, üç, on veya kırk sekiz yaşında Allah'ı tanıdığı ileri sürülmektedir. Bir put ustası olan babasının putlarını reddettiği için Kral Nim-rod (Nemrûd) onu ateşe atmış ve Cebrail kendisini ateşten Kurtarmıştır İbrahim, Allah'ın kendileriyle rüya veya rü'yette değil açık olarak konuştuğu büyük peygamberlerden biridir. Keldânîler'in ülkesinde gerçek Tann'nın bilgisine erişmiş, ilâhî di! olan İbrânîce'yi öğrenmiş, memleketinin putperestliğini reddetmiş, Tann'nın buyruğu üzerine ülkesini terkederek Ken'ân diyarına gitmiştir. [694]
Hıristiyanlık. Hz. İbrahim hıristiyan kültüründe de özel bir yere sahiptir. Ahd-i Cedîd'deZekeriyyâ ve Meryem, İbrahim'e yapılan vaadleri ve onunla akdedilen ahdi dile getirmekte [695] İbrahim'in soyundan geldiği belirtilen Hz. îsâ [696] muhtelif kişileri "İbrahim kızı veya oğlu" diye adlandır-makta [697] "İbrahim zürri-yetiyiz" diyen yahudilere onun gibi dav-ranmazlarsa bütün ayrıcalıklarını kaybedecekleri uyarısında bulunmaktadır. [698] Diğer peygamberlerle birlikte "Allah'ın melekûtunda" olan İbrahim [699] bütün inananların, doğruların veyahudilerin [700] atası-dır; diğer milletler onun gölgesinde oturacaklardır. [701]
Petrus, İstefanos [702] ve Pavlus [703] yahudilere ataları İbrahim'e yapılan vaadleri hatırlatır. Pavlus, bu vaadlerin İbrahim'in oğlu [704] îsâ Mesih'te gerçekleştiğini belirtmekte [705] İbrahim'in zürriyetinden olmaktan çok onun yolundan gitmenin önemli olduğunu vurgulamaktadır. [706] Hıristiyanlar. Pavlus'tan itibaren onu bir iman modeli olarak kabul etmektedirler. Yeryüzünün bütün milletleri İbrahim vasıtasıyla ilâhî lutfa nail olmuşlardır. Kendisi Allah'a imanıyla sâlih sayılmıştır. [707] İbrahim'in imanını taklit edip o imanda yaşayanlar onun manevî çocuklarıdır [708] dolayısıyla onun vasıtasıyla mübarek kılınmışlardır. Yahudiler İbrahim'e kan bağı ile, hıristi-yanlar ise iman bağı ile bağlıdırlar. O inananların babasıdır.
Tarihçi Josephus. Berosus'tan naklen, tufandan on nesil sonra Keldânîler arasında yaşadığı bildirilen büyük sâlih kişinin İbrahim olduğunu söyler. Ona göre İbrahim, semayı gözlemleyerek Allah'ın varlığını akıl yoluyla bulan ilk kişidir. Yahudi filozof Philo'ya göre ise İbrahim, Mûsâ şeriatını değil tabiat şeriatını uygulamıştır. Tarihçi Nicolas de Damas, İbrahim'in bir ordu ile Kalde'den çıktığını, önce Şam'a gidip orada bir süre kaldığını, daha sonra Ken'ân diyarına girdiğini nakletmektedir. Justin'e göre İbrahim Şam'ın dördüncü kralı idi. Josephus. Philon, Nicolas de Damas gibi bazı kilise yazarları Hz. İbrahim'in astronomi, metafizik ve matematikteki derin bilgisinden bahsetmektedir. Suidas harfleri ve İbranî dilini, Isidore de Seville ise Süryânî ve Keldânî harf karakterlerini onun icat ettiğini söylemektedir. Yesirah kitabı ile 88 ve 89. Mezmurlar ona nisbet edilmektedir.
Kilise, inananların atası kabul ettiği İbrahim'in adını IX. yüzyıldan itibaren şe-hidler kütüğüne [709] kaydetmiştir. İbrahim'in oğlunu kurban etmesi hadisesi Papa Damase'tan itibaren âyin kitabına alınmıştır. Kıbtî kilisesi onu 28 Mart'-ta anarken Süryânî kilisesi, ateşe atıldığı kabul edilen 20 Ocak'ta özel tören düzenlemektedir. [710]
Kitâb-ı Mukaddes dışında kalan ve apokrif kabul edilen eserlerde de Hz. İbrahim'le ilgili bilgiler vardır. II. yüzyıla ait Apocaiypse d'Abraham adını taşıyan apokrif eserde İbrahim'in put ustası olan babasına yardım ettiği, ancak çeşitli olaylar sebebiyle zihninde putlara tapmanın meşruluğu hakkında şüpheler uyandığı nakledilir. [711] Hz. İbrahim'le ilgili diğer bir apokrif kitap da Testament d'Abraham adım taşımakta ve onun vefatını anlatmaktadır. [712] Yazılış tarihi bilinmeyen bu eserde müellif Hz. Musa'nın vefatıyla ilgili ya-hudi kaynaklarından faydalanmıştır. [713]
İslâm. Hz. İbrahim, Kur'ân-ı Kerîm'de kendisinden en çok söz edilen ülü'l-azm peygamberlerden biridir. Ancak Kur'an peygamberlere ilişkin açıklamalarında takip ettiği, muhataplarının dinî ve ahlâkî yönden aydınlanmasını ve ders almasını amaçlayan genel yöntemine uygun olarak İbrahim'den bahsederken de -Tevrat'ta olduğu gibi kronolojik akışa göre bilgi vermek yerine- çeşitli sûrelerde münasebet düştükçe onun genel inanç tarihindeki yerini, öğretisinin ana hatlarını ve özelliklerini, tebliğ faaliyetleri ve yöntemlerini, kişiliğinin dinî, ahlâkî, içtimaî ve ailevî boyutlarını tanıtmış, bu konularla ilgisi ölçüsünde hayatından da bazı kesitler vermiştir.
Hz. İbrahim, Kur'an ve hadislerde sadece "İbrâhîm" şeklinde anılırken diğer İslâ-mîkaynaklarda bu adın "İbrâhâm", "İbrahim" ve "İbrahem" telaffuzlarına da rastlanmaktadır. "İbrâhûm". "İbrâhum" ve "İbrâhem" söyleyişlerini ekleyerek bu farklılığın sayısını yediye çıkaranlar da vardır. [714] Arap dilcileri "İbrâhîm" kelimesinin Arapça olmadığını kabul ederek menşeini araştırmışlardır. Mâverdî ve Ebü'l-Bekâ, kelimenin Süryânîce olduğunu ve "eb rahîm" (merhametli baba) anlamına geldiğini kaydetmektedir. [715] Fakat çağdaş araştırmacılar kelimenin aslının İbrânîce Abraham olduğunu belirtmektedirler. [716]
İslâmî kaynaklarda Hz. İbrahim'in şeceresi İbrahim b. Târih (Terah) b. Nâhor b. Sârûğ (Serûc) b. Erğu (Reu) b. Fâliğ (Peleg) b. Âbir Eber b. Şâleh (Şelah) b. Fînân (Kaynân) b. Erfahşed (Arpakşad) b. Sâm b. Nûh şeklinde verilmektedir [717] Kur'ân-ı Kerîm'de babasının adı Âzer olarak geçmekte ve onun putperest olduğu bildirilmektedir. [718] Kur'an ve hadisler dışındaki İslâmî kaynaklarda Hz. İbrahim'in babasından hem Âzer hem de Kitâb-ı Mukaddes'teki gibi Târih (Tarah) diye söz edilmekte, annesinin adı Ûşâ, Nûnâ ve Ebyûnâ olarak gösterilmektedir. [719]
Tarih ve tefsir kitaplarında, Hz. İbrahim'in Ahvaz bölgesindeki Sûs'ta veya Bâ-bil'deki Kûsâ denilen yerde yahut Kesker sınırındaki Verkâ'da doğduğu, daha sonra babasının onu Nemrûd'un bulunduğu Kûsâ'ya götürdüğü ileri sürülmektedir. Harran'da dünyaya geldiği ve babasının kendisini Bâbil'e götürdüğü de rivayet edilir. [720] İbn Sa'd'ın naklettiğine göre babası aslen Harranlı olup buradan Hürmüzcird'e göç etmiş, İbrahim burada doğmuştur [721]Bugünkü Urfa şehrine tarih içinde Edes-sa, Orhai. Urhay ve Ruha adlarının verildiği bilinmektedir. Tevrat'ta Hz. ibrahim'e gösterilen hedefle takip ettiği güzergâh dikkate alındığında doğduğu şehrin Kaldeliler'in Ur şehri değil bugünkü Urfa olması, orada doğup ateşe atılmış, ardından Harran'a ve buradan da Filistin'e gitmiş bulunması daha mâkul görünmektedir.
Müslüman tarihçilerin kaydettiğine göre kâhin ve müneccimlerin o sene bölgede doğacak İbrahim adlı bir çocuğun halkın dinini değiştireceğini, Nemrûd'un saltanatına son vereceğini söylemeleri, diğer bir rivayete göre ise kendisinin bu mahiyette bir rüya görmesi üzerine Nemrûd hamile kadınları bir yere toplamış ve doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini, ayrıca erkeklerin eşlerinden uzaklaştırılmasını emretmiştir. Bunun üzerine Âzer. İbrahim'e hamile kalan karısını Küfe ile Basra arasındaki Ur şehrine [722] götürüp bir mağaraya saklamış, İbrahim bu mağarada doğmuştur. [723] İbrahim mağarada on beş ay kalmış, ancak bir ayda dışarıdaki bir yıl kadar gelişme göstererek on beş yaşındaki bir çocuğun vücut ve zekâ seviyesine erişmiştir. İbrahim, Kur'ân-ı Kerîm'de ayrıntılı biçimde anlatılan [724] Allah'ın sonsuz varlığına ve birliğine dair istidlallerini de bu mağaradan ayrılışını takip eden günlerde yürütmüştür. Buna göre bir akşam vakti mağaradan çıkarılan İbrahim, babasına gördüğü şeylerin ne olduğunu ve bunların bir yaratıcısının bulunup bulunmadığını sormuş, onların bir rabbi olması gerektiğini düşünmüş; yıldızları, ayı ve
güneşi görünce her biri için, "Rabbim budur" demiş: fakat gördükleri kısa süre sonra sönüp gidince. "Ben böyle sönüp batanları sevmem" diyerek bunların hiçbirinin ilâh olamayacağını ifade etmiş; "Hiç şüphesiz ben, bir tevhid ehli olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a yönelttim, ben müşriklerden değilim" diyerek bir olan Allah'a dönmüştür. [725] Rabbi İbrahim'e. "Müslüman ol!" dediğinde, "Âlemlerin rabbine teslim oldum [726] diyerek bu davete icabet etmiştir. Bununia birlikte, "Andolsun İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik; biz onu iyi tanırdık [727] mealindeki âyetin de işaret ettiği gibi İbrahim peygamberlik öncesinde de doğru yolda idi. Hz. Nuh'a verilenler Hz. İbrahim'e de tavsiye edilmiş ona sahîfeler verilmiştir. [728] Müslüman tarihçiler Hz. İbrahim'e on sahîfe indirildiğini, bunların mesellerden ibaret olduğunu bildirirler. [729]
Hz. İbrahim, peygamber olarak seçilip kavmine gönderildiğinde önce babasına hak dini tebliğ etmişse de babası onu kovmakla tehdit etmiştir. [730] İbrahim daha sonra kavmini de dine davet etmiş, ancak olumlu sonuç alamamıştır. [731] Kur'an'da Hz. İbrahim'in babası için Allah'tan af dilediği, fakat bu dileğinin kabul edilmediği belirtilmektedir. [732]
Kur'an'ın özellikle ikinci ve üçüncü Mekke dönemine ait sûrelerinde İbrahim'in, babasının ve kavminin taptığı putlara karşı mücadele ettiği ve bir tek Allah inancını savunduğu; gök cisimlerine ve bunların sembolleri olan putlara tapmanın mânâsız olduğunu, hiç kimseye fayda veya zarar vermesi mümkün olmayan bu cisimlere tapmaktan vazgeçmeleri gerektiğini söylediği ifade edilir. Hz. İbrahim'in ay. güneş ve yıldızlan görüp önce, "Bunlar benim rabbimdir" demesi, daha sonra da batıp giden şeylerin rab olamayacağını belirtmesi, İslâmî kaynaklarda onun henüz küçük yaşta İken dinî bir endişe taşıdığı şeklinde yorumlanmaktadır. Ancak bu olaydan, İbrahim'in kısa bir süre için bile oisa gök cisimlerini gerçekten Allah zannettiği şeklinde bir sonuç çıkarılmamalı, bu husus, sadece kavminin dinî telakkilerinin anlamsızlığını vurgulamak için başvurduğu bir tartışma yöntemi ve muhakeme tarzı olarak Kabul edilmelidir. Zira ay battığında söylediği, "Rab-bim bana doğru yolu göstermezse" sözü, güneş batınca da. "Ey kavmim! Ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım" demesi, hadisenin kavmine tevhid inancını tebliği esnasında vuku bulduğunu göstermektedir. Aynı şekilde Kur'an'da, Hz. İbrahim'in Allah'a ölüleri nasıl dirilttiğini sorması da aslında inandığı halde "kalbinin tatmin olması" şeklinde olumlu bir gerekçeyle açıklanmaktadır. [733] Bu olay Midraş haggadol'da da kaydedilmektedir. [734]

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hz-ibrahim-t11350.0.html



sana senden olur her ne olursa başın selamet bulur dilin durursa.....

Çevrimdışı Türkoğlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 398
  • Konu: 151
  • Derviş: 5047
  • Teşekkür: 0
Yanıt: Hz. İBRAHİM
« Cevapla #1 : 07/05/09, 18:43 »
Hz. İbrahim'in putları kırması ve bu yüzden putperestlerce ateşe atılmasına rağmen ateşin kendisini yakmaması, onun tevhid mücadelesinin güzel bîr hâtırası olarak Kur'an'da ve bazı ayrıntılarla birlikte diğer kaynaklarda yer alır. Buna göre İbrahim, taptıkları putların ne kadar âciz ve işe yaramaz olduğunu kavmine göstermek üzere fırsat kollar. Nihayet bir bayram günü halk şenlik için şehir dışına çıkınca [735] put evine girerek en büyük put dışındaki bütün putları kırar. Kavmi döndüğünde durumu görüp İbrahim'i sorguya çeker, İbrahim, "Belki de şu büyükleri yapmıştır, ona sorun" der. [736] Nihayet putperest yönetim İbrahim'i ateşe atmak suretiyle cezalandırmaya kalkışır. [737] Ancak Allah'ın, "Ey ateş, İbrahim'e karşı serinlik ve esenlik oll" emri üzerine ateş İbrahim'i yakmaz [738] Tarih ve tefsir kaynaklarının çoğunda, Bakara sûresinde (2/258) Hz. İbrahim'le tartışarak tanrılık iddiasında bulunduğu, fakat İbrahim'in ortaya koyduğu deliller karşısında yenik düştüğü bildirilen kişinin onu ateşe atan toplumun lideri Nemrûd olduğu kabul edilir.
Kur'an dışındaki İslâmî eserlerde daha da zenginleştirilen bu bilgiler [739] yahudi kaynaklarında da vardır. [740] Hz. İbrahim'in ateşe atılması Tevrat'ta yer almamakla birlikte Ki-tâb-ı Mukaddes dışı yahudi literatüründe tafsilatıyla anlatılmaktadır. [741] Aynı olay Saint Jerome, Saİnt Augustin ve Saint Ephrem gibi kilise babalan tarafından da nakledilmektedir. [742]
Kitâb-ı Mukaddes'te olduğu gibi İslâmî kaynaklara göre de Hz. İbrahim eşi Sâ-re, yeğeni Lût ve diğer adamlarıyla birlikte Nemrûd'un ülkesini terkederek önce Harran'da, ardından Ürdün'de bir süre kalmış, oradan Mısır'a gitmiş, daha sonra Filistin diyarına dönmüştür. [743]
Hz. İbrahim'in, Mısır'da bulunduğu sırada can güvenliği kaygısıyla eşini kız kardeşi olarak tanıtması Tevrat'ta olduğu gibi [744] Kur'an dışındaki İslâmî kaynaklarda da anlatılmaktadır. Bir hadise göre İbrahim üç defa yalan söylemiştir: Kavmi tarafından çağrıldığında hastayım demesi, putları kimin kırdığı sorulduğunda, "Bunu büyükleri yapmıştır" cevabını vermesi ve eşini kız kardeşi olarak tanıtması. [745] Bu son hadise Ge-rar diyarında ve Kral Abimelek zamanında olmak üzere Tevrat'ta bir defa daha tekrarlanmakla birlikte [746] İslâmî kaynaklarda bu ikincisinden söz edilmemiştir.
Bir rivayete göre Hz. İbrahim. Mısır dönüşü Filistin topraklarında Seb'a (Şeba) denilen yerde bir kuyu açar ve bir mescid yapar: fakat halkı kendisine iyi davran-mayınca orayı terkeder: ayrıldıktan sonra da kuyunun suyu çekilir. Halk yaptıklarına pişman olarak ona gider ve geri dönmesi için yalvarır. İbrahim dönme talebini reddederse de onlara yedi keçi verir ve bu hayvanları sularken kuyunun suyunun tekrar çıkacağını söyler. [747]
Kur'an"a göre Hz. İbrahim ve Lût. putperest kavmi terkedip Allah'ın kendilerine vaad ettiği bereketli ülkeye ulaştıktan sonra Lût kavmine gitmekle görevlendirilir ve İbrahim'den ayrılır. [748] Hz. İbrahim, kavminden ayrılıp hicret ettikten sonra [749] yaşı bir hayli ilerlemiş olduğu ve hiç çocuğu bulunmadığı için Allah'tan sâlih bir evlât ister; kendisine akıllı (halim) bir çocuk müjdelenir. [750] Hz. İbrahim'in ilk çocuğu hem Tevrat'a hem de Kur'an'a göre İsmail'dir.
İbrahim'in Hebron'da Mamre meşeliğinde ikamet ederken kendisine bir grup misafirin geldiğine dair Tevrat'ta geçen kıssa [751] bazı farklılıklarla Kur'an'da da yer almaktadır. Buna göre Hz. İbrahim'e Ailah'in elçileri misafir olarak gelirler. İbrahim onlara kızartılmış buzağı ikram eder; fakat misafirler yemezler; durumdan kaygılanan İbrahim'e endişe etmemesini. Lût kavmi için geldiklerini söylerler, ayrıca ona bir oğlu olacağı müjdesini verirler. O esnada ayakta olan hanımı bu müjdeyi duyunca gülerek bu iki yaşlı insandan çocuk doğmasının şaşılacak bir şey olduğunu söyler. Bunun üzerine melekler Allah'ın emrine şaşmamaları gerektiğini hatırlatırlar. [752]
Hâcer'i kendi rızâsı ile İbrahim'e veren Sâre'nin İsmail'in doğması üzerine kıskançlığa kapılıp onlarla bir arada yaşamak istemediğini İslâmî kaynaklar da kaydeder. Fakat götürüldükleri yerle bu sırada İsmail'in kaç yaşında olduğu gibi konularda önemli farklılıklar vardır. İslâmî kaynaklara göre Allah İbrahim'den, Hâcer ile İsmail'i Mekke'nin bulunduğu yere götürmesini ister. [753] Kur'an'ın ifadesiyle İbrahim zürriyetinden bir kısmını Beytülharâm'ın yanına bırakır. [754] Yine Kur'an'dan anlaşıldığı kadarıyla İsmail Hz. İbrahim'in ilk çocuğudur ve oraya bırakıldığında daha çok küçüktür. [755]
İshak'ın kurban edilmesine dair Tevrat'ta geçen olay [756] İshakadı zikredilmeden bazı farklılıklarla Kur'an'da ve diğer İslâmî kaynaklarda da yer almaktadır. Buna göre Hâcer ile İsmail'i Mekke'nin bulunduğu yere bırakan ve kendisi Filistin'de yaşayan Hz. İbrahim, ilk çocuğu koşar çağa gelince onu kurban etmekle imtihan edilir. Hz. İbrahim bu imtihanı başarır ve mükâfat olarak geriden gelecekler arasında ismi ebedîleştirilir. [757]
Hz. İbrahim zaman zaman Mekke'deki Hâcer'i ve İsmail'i ziyaret eder. Bazı rivayetlere göre İbrahim Filistin'den Mekke'ye üç defa gitmiştir. İlk seyahatini Allah'ın buyruğu üzerine burakla yapmış, Cebrail'in kendisine yol gösterdiği bu yolculukta iki yaşındaki oğlu İsmail'i önüne, Hâcer'i terkisine bindirerek onları bugünkü Beytuilah'ın bulunduğu yere bırakmıştır. Ailesini ziyaret için Mekke'ye ikinci defa gittiğinde Hâcer'in vefat ettiğini öğrenmiş, İsmail'i de görememiştir. Kabe'nin temellerinin yükseltilmesi emrini aldığında üçüncü defa Mekke'ye giden İbrahim, oğlu İsmail ile birlikte Beytülharâm'ı bina etmiş ve haccı ilân etmekle görevlendirilmiştir. [758] Taberî, Hz. İbrahim'in Hacur adında bir kadınla daha evlendiğini ve ondan beş oğlunun olduğunu nakleder. [759]
Kur'ân-ı Kerîrn'de Hz. İbrahim'in nerede ve nasıl vefat ettiği bildirilmemektedir. Ancak diğer İslâmî kaynaklara göre ölüm meleği çok yaşlı bir kişi suretinde geldiğinde İbrahim ona ikramda bulunur, fakat onun yemek yiyecek hali yoktur. Bunun üzerine İbrahim ona yaşını sorar; kendisinden iki yaş büyük olduğunu öğrenince onun haline düşmemek için şimdiden ruhunun alınmasını ister, ölüm meleği de bu isteği yerine getirir. Vefat ettiğinde 200 veya 175 yaşında olan İbrahim'in naaşı Hebron'da Sâre'nin yanına defnedilir. [760]
Hadislerde ve tarih kitaplarında Hz. İbrahim'in orta boylu, ela gözlü, güzel ve güler yüzlü, açık alınlı [761] ayak izlerine varıncaya kadar şekil ve şemailce Hz. Muhammed 'e en çok benzeyen insan olduğu nakledilmektedir. [762] Ayrıca onun Kûsa'da Süryânîce konuştuğu, Harran'dan yola çıkarak Fırat'ı geçtiğinde dilinin de İbrânîce'ye dönüştüğü, tirit yemeğini ilk defa onun yaptığı, "ebü'l-adyâf [763] diye anıldığı, 120yaşında kendi kendini sünnet ettiği [764] 300 kölesini serbest bıraktığı, onların da müslüman olduğu nakledilmektedir. [765]
Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. İbrahim'in şahsiyet özellikleri, manevî ve ahlâkî nitelikleri hakkında geniş bilgi verilmektedir. Buna göre İbrahim Nuh'un milletindendir [766] inananların babası [767] Allah'ın dostudur. [768] Kendisine göklerin ve yerin melekûtu gösterilmiş [769] rabbinin emrettiği yere hicret etmiştir. [770] Onun soyuna da peygamberlik ve kitap verilmiştir. [771] Allah tarafından birtakım kelimelerle sınanan İbrahim imtihandan başarıyla çıkmış, bu sayede insanlara önder (imam) yapılmıştır. [772] İbrahim'in imtihan edildiği kelimelerle ilgili çeşitli yorumlar bulunmaktadır. Bunların İlâhî emir ve yasaklar olduğu söylendiği gibi sayısı onu bulan temizlik kurallarından ibaret bulunduğu da belirtilmektedir. Öte yandan kelimelerden onunun Tevbe(9/112), onunun Ahzâb (33/35), onunun Mü'minûn (23/1-9) sûrelerinde yer alan nitelikler olduğu da rivayet edilmektedir. Bu kelimeler ayrıca Nemrûd'la tartışması, kavmiyle ters düşmesi, ateşe atılması, memleketinden hicrete mecbur kalması, oğlunu kurban etmekle imtihan edilmesi şeklinde de yorumlanmaktadır. [773] Hz. İbrahim soyundan da Önderler yapması için Allah'a niyazda bulunmuş, fakat ilâhî ahdin zalimleri kapsamadığı bildirilmiştir. [774]
Bu âyet, Allah tarafından insanların önderi kılınan İbrahim'in soyundan gelmeleri sebebiyle "Allah'ın seçilmiş halkı" olduklarına İnanan İsrâiloğul-lan'nin bu iddialarının geçersiz sayıldığını göstermektedir.
Hz. İbrahim'in tevhid akidesini tesis etmesi yanında oğlu İsmâi! İle birlikte Kabe'yi kurması da hem Kur'an'da hem İslâm kültüründe müslümanlardan biri olarak gösterilmesine [775] ve kendisine itibarlı bir yer verilmesine vesile olmuştur. Allah tarafından Bey-tullah'ın yeri bildirildikten sonra [776] İbrahim, oğlu İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltmiş [777] ve bir olan Allah'a adanan ilk mâbed olarak Kabe inşa edilmiş [778] İbrahim'den insanlar arasında hacci ilân etmesi, Beytullah'ı temiz tutması istenmiş, böylece bu kutsal mekân bütün müslümanlar için hac yeri ve kıble yapılmıştır. [779]
Beytuilah'ın bulunduğu Mekke için dua eden Hz. İbrahim Mekke'nin emin bir şehir olmasını dilemiş bölgeyi "haram" (kutsal) ilân ederek orada kan dökülmesini ve dışarıda caiz olan diğer bazı işlerin yapılmasını yasaklamıştır. Kendi zürriyetinden Ailah'a itaat eden bir ümmet çıkarmasını, onlara peygamber göndermesini niyaz etmiştir. [780] İbrahim ve oğlu İsmail'in dualarında yer alan bu peygamber onların soyundan gelen Hz. Muhammed 'dir. Nitekim İsmail'in neslinden daha başka peygamber de gelmemiştir. "Ben babam İbrahim'in duası, kardeşim îsâ'nın müjdesi ve annemin rüyasıyım [781] hadisi de buna işaret etmektedir. Hz. İbrahim'in bu duasına şükran nişanesi olmak üzere müslümanlara namazlarda "salli ve bârik" dualarını okumaları öğütlenmiştir. [782]
Kur'an'da İbrahim, İsmail, İshak, Ya'-küb ve esbâtın yahudi veya hıristiyan oldukları şeklinde yahudi ve hıristiyanlarca İleri sürülen iddia reddedilmekte [783] buna delil olmak üzere Tevrat ve İncil'in ondan sonra indirildiği hatırlatılmakta [784] "Yahudi yahut hıristiyan olun ki doğru yolu bulaşınız" diyen yahudi ve hiristiyanlara karşı müsiümanlardan, "Hayır, biz Hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız; o müşriklerden değildi [785] demeleri istenmektedir. Öte yandan Arap müşrikleri de İbrahim'in soyundan gelmek ve onun bina ettiği Kabe'yi koruma İşini üstlenmiş olmaktan onur duyarlardı. [786] Ancak Kur'an onlara da Hz. İbrahim'in asla müşriklerden olmadığını, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman olduğunu hatırlatır. [787]
Kur'an'da, geçmiş peygamberler içinde özellikle İbrahim'in öğretisine kalıcı bir değer yüklendiği görülür. Nitekim İslâm Peygamberi'ne, "Doğru yola yönelerek İbrahim'in dinine uy" diye emredilmiş [788] Allah'ın onu doğru yola, gerçek dine, hakka yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine ilettiği belirtilmiştir. [789] Resûl-i Ekrem de, "Ben müsamahalı ve kolay olan Hanîflik'ie gönderildim [790] şeklindeki açıklamasıyla aynı gerçeği dile getirmiştir. Ayrıca İslâm ümmetine de İbrahim'in Hanîf dinine uyması emredilmiş [791] din bakımından en güzel yolun İbrahim'in dinini benimsemek suretiyle izlenen yol olduğu ifade edilmiştir. [792] Kabe'nin haremindeki İbrahim'in makamının namaz yeri kılınması [793] İbrahim'in dinine uyulması emredilmiş [794] onun dininden ancak kendini bilmezlerin yüz çevireceği [795] gerçek iman sahiplerine müsiüman ismini çok önceden İbrahim'in verdiği [796] bildirilmiştir. İbrahim dünyada seçkin kılınmış olanlardan, kendisine güzellik verilenlerden, âhirette de sâlihlerdendir [797] Hakk'ayö-nelen, Allah'a itaat eden bir önderdir. [798]
Hz. İbrahim son derece ağır başlı, yumuşak huyluydu, varlığını Allah'a adamıştı. [799] Kendisi ve eşi ileri yaşta olduğu halde duası kabul edilerek ona akıllı, iyi huylu ve bilgili iki oğlu olacağı müjdelenmiştir. [800] Sadece kendisi değil ailesi de Allah'ın rahmet ve bereketine mazhar olmuştur. [801] İbrahim çok misafirperverdir [802] sıdki bütün bir peygamberdir. [803] Bu sebeple İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda müminler için güzel örnekler bulunduğu bildirilmiştir. [804]
Kur'an'ı Peygamber'in yazdığı peşin hükmünden hareket eden Christian Snouck- Hurgronje'ye göre Hz. Muhammed . ancak hicretten sonra Yahudilerle ters düşmesi üzerine İbrahim'i ilk müs-iüman ve Hanîf ilân etmiş, İsmail ile birlikte Kabe'yi inşa edip hac ibadetini başlatmış bir önder olarak takdim etmiş, İslâm'ı ilk defa ibrahim'in tebliğ ettiği din olarak tanıtmıştır. Ancak Hurgronje'nin bu iddiaları müslümanlann tepkisine sebep olduğu gibi Abraham dans le Coran adıyia bir tez çalışması yapan Yoachim Moubarac gibi bazı hıristiyanlarca da eleştirilmiştir. Moubarac, İslâm ve Hıristiyanlığı uzlaştıran bir tavır tesbitine çalışmıştır.
Hadislerde de Hz. İbrahim'in faziletine dair bilgiler yer almaktadır. Bir hadise göre insanlar kabirden kalktıklarında çıplak olarak hasredilecek ve kıyamet gününde elbise giydirilen ilk peygamber Hz. İbrahim olacaktır. [805] Diğer bir hadise göre kıyamet gününde Hz. İbrahim babasıyla karşılaştığında ona. "Ben sana, bana âsi olma demedim mi?" diyecek, o da, "Artık bugün sana âsi olmayacağım" karşılığını verecektir. Hz. İbrahim babasının affı için Allah'a yalvaracak, fakat dileği kabul edilmeyecektir. [806] Bir hadiste. Hz. İbrahim'in Mekke'yi dokunulmaz bir şehir yaptığı ve onun için dua ettiği, Resûlullah'ın da aynı şeyi Medine için yaptığı bildirilmektedir. [807] Mi'racda Hz. Muhammed , Hz. İbrahim'i yedinci [808] semada beytülma'mûra dayanmış olarak görmüştür. [809] Mekke'nin fethinde Kabe putlardan temizlendiğinde Hz. İbrahim ve İsmail'in, ellerinde fal okları olan suretleri çıkarılınca Resûlullah, "Yazıklar olsun! Onların bu nesnelerle fal bakmadıklarını bilmiyorlar mı?" demiştir. [810] Başka bir hadiste nakledildiğine göre kıyamet günü insanlar, Hz. Âdem'den başlayarak bütün peygamberlerden şefaat dileyecekler, fakat her peygamber diğerine gönderecek, Hz. İbrahim de üç yalanı sebebiyle buna yetkili olmadığını söyleyip gelenleri Hz. Musa'ya yollayacak, sonuçta sadece Hz. Muhammed  şefaate yetkili olacaktır. [811]

Bibliyografya :
Mustafavî, el-Tahklk, I, 7-10; A. Jeffery, The Foreign Vocabuiary oftheOur'ân, Cairo 1938, s. 44-46; Müsned, I, 276, 332; 11,403; IV, 127, 128; V, 262, 266; VI, 116, 233; Buhârî. "Tefsir", 26,-Enbiyâ"", 8; "Nikâh", 12; "Şalât", 1; "Tevhîd", 19, 24, 37; "Hac", 54; "Büyü'", 53; "Ci-hâd", 71, 74; "frişâm", 16, 100;"Hîbe", 28,36; "Libâs", 68; "Rikâk", 45, 51; "Da'avâl", 31, 32; Müslim, "îmân", 259, 263, 264, 270-272, 278; "Fezâ'il", 150, 151, 1 54; Ebû Dâvûd."Talâk", !6;Tirmizî, "Tefsir", 21/3;İbn SaU el-Tabakât, I, 46-48; Mes'üdî, Mürûcü'z-zeheb, I, 44-46; Taberi. Târih (Ebü'1-Fazl). I, 233-313; Sa'lebî, Arâ'isü'l-mecâlis, s. 72-100; Ebû Nuaym el-is-fahâni, Deiâ'ilü'n-nübüvue, Haydarâbâd 1369/ 1949, I, 21; Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlikî. el-Mti'arrefofnşr. F. Abdürrahîm}, Dımaşk 1410/ 1990, s. 102-104; Fahreddin er-Râzî, Mefâühu'l-ğayb, IV, 33-72; İbnü'l-Esîr, ei-KâmU, I, 94-124; Nevevî, Tehzîb, I, 98-103; İbn Kesir, Tefsî-rü't-Kur'ân,\, 164-167; Fîrûzâbâdî. Başâ3ir(nşr. M. Ali en-Neccâr}, Beyrut, Is. (el-Mektebet.ü'1-il-miyye). VI, 32-38; E. Mangenot, "Abraham", DB, I/I, s. 74-82; "Ur des Clıaldecns", a.e., V/II, s. 2356-2358; L. Pirot, "Abraham", DBS, I, 8-28; J. B. Frey. "Abraham (Apocalypse d')", a.e., I, 28-32; a.mlf., "Abraham (Testamentd')", a.e., 1, 33-38; H. Cazelles, "Patriarches", a.e., VI], 81-156; D. Sİdersky. Les origines des iegendes musulmanes dans le Coran et dans les uies des prophetes, Paris 1933, s. 31-54; L. Woolley, Abraham decouueries recenies sur les origines des Hebremc, Paris 1949; Y. Moubarac, Abra-ham dans le Coran, Paris 1958; G. E. VUrİght. Biblical Archaeology, Mew York 1962, s. 41-47; A. L, "Abraham", tiDB, s. 7-9; "Ur en Chaldee", a.e., s. 767; Ancien Testament, s. 61; The Torah: A Modern ComanLary, Mew York 1981, s. 91; Şaban Kuzgun, islâm Kaynaklarına Göre Hz. İbrahim ue Hanîflik, Ankara ] 985, s. 20-95; Süleyman Ateş, Yüce Kur'an'tn Çağdaş Tefsiri, İstanbul 1988, I, 231-241; M. Asım Koksal. Peygamberler Tarihi, Ankara 1990, s. 141-229; R. Firestone, Journeys in Holy Lands, New York 1990; Norman Calder, "Tafsir from Taban to Ibn Kathir Problems in The Descrip-tion of A Genre, lllustrated with Reference to The Story of Abraham", Approaches to The Qur'â'n(eö. G. R. Hawting-A. A. Shareef), Lon-don 1993, s. 101-140; İbrahim Canan, Hz. ibrahim'in Mesajı, İstanbul 1998; L. Ginzberg, The Legends of theJeıvs, Behimore 1998, I, 183-309; Wil!em A. Bijlefeld. "Controversics Around The Qur'anic İbrahim Narrativc And Us 'Ori-entalist' Interprelations", MW, LXXII (1982). s. 81 -94; F. Abdurrahim, "Aslü kelimetî İbrâhâm", MMLAÜr., Xl/32 (1407/1987), s. 325-327; Uri Ru-bin, "Hanifiyya And Kata: An Inquiry intoThe Arabian Pre-Islamic Back ground of Din ibrahim", Jerusalem Studies in Arabic And İslam, XIII, Jerusalem 1990, s. 85-112; Reuven Firestone. "Abraham's Journey to Mecca in Islamic Exegesis: A Form-Critical Study of ATradition", SU, LXXV[ [19921, s. 5-24; A. J. VVensinck. "İbrahim", İA, V/2, s. 878-880; E. Honigmann. "Urfa". a.e., XIII, 50; R. Paret, "ibrahim", EF (Fr.),!II, 1004-1006; L Hicks. "Abraham", IDB, ], 14-21;C. H. Gordon,"Paddan-Aram", a.e., III, 617; N. M. Sarna. "Abraham", EJd., II, 111-115; I.T. Ta-Shma, "Abraham", a.e., II, 115-117; J. Licht,"Abraham, Apocalypse of", a.e., II, 125-127; D. Flusser, "Abraham, Testament of", a.e., II, 129; "Ur", a.e., XVI, 1-3; J. V. Seters.. "Abraham", ER,), 13-17; A. Pa.. "Abraham", E8r.?, I, 36-37.


sana senden olur her ne olursa başın selamet bulur dilin durursa.....

Çevrimdışı vatandaş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 729
  • Konu: 22
  • Derviş: 1218
  • Teşekkür: 1
Yanıt: Hz. İBRAHİM
« Cevapla #2 : 07/05/09, 19:00 »
Hz.İbrahim ve tuz...

(Kaynağını bilmediğim ve bir hocamızın sohbetinde dinlediğim bu olayın rivayet mi yoksa gerçek mi olduğunu bilmiyorum.İlmi olan kardeşlerimizden rica ederim:)

Bir rivayete göre İbrahim a.s cömertliği hususunda yine de kendini yetersiz bulup duaya durur.
_ Ya rabbi ! bana öyle bir nimet ver ki..onu kullarına hediye edeyim.Öyle ki hemen bitmesin.Öyle ki benden sonra gelenler de bu nimetten faydalansın.....diye dua eder.

Ardından "Ey İbrahim...Dağın zirvesine çık..(ki o dağın bir denize yakın olduğu söylenir)oradan ellerini denize doğru savur..istediğin verilecektir...diye bir ses işitir.

ve duyduğu gibi yapar..
O esnada İbrahim a.s ın elini denize doğru savurması ile denizlerin o ana kadar tatlı olan suyu tuzlanır.Sofralarımızın olmazsa olmazı tuzu denizlerden damıtarak kullanmaya başlarız.ve tuzu ziyan etmemeye gayret ederiz.Hz.İbrahim a.s'ın insanlığa allahu tealanın lütfu ile hediyesi olarak......






Bu kapı Allah kapısı;
resulullahtadır tapusu..


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Halının ucunu kaldır! Messenger'in Merkür ile 3. buluşması ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.495 saniyede oluşturulmuştur


Hz. İBRAHİMGüncelleme Tarihi: 20/08/19, 15:38 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim