Hz İsa - Peygamberler Tarihi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.664 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 3 ileti gönderildi.. Toplam : 22916 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hz İsa, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4048 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hz İsa}   Okunma sayısı 4048 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Türkoğlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 398
  • Konu: 151
  • Derviş: 5047
  • Teşekkür: 0
Hz İsa
« : 07/05/09, 18:45 »
Hz İsa

Kur'an'da adı ve kendisine kutsal kitap incil verilen peygamber.
Hz. îsâ Kur'ân-ı Kerîm'de îsâ, İbn Mer*yem ve Mesîh şeklinde zikredilen, kendi*sine İncil'in verildiği, Hz. Muhammed 'i müjdelediği bildirilen, "Allah'tan bir ruh ve kelime" olarak tavsif edilen, ancak kul olduğu vurgulanan peygamberdir. Hıris*tiyanlık'ta ise îsâ Mesîh Tann'ntn oğlu, do*layısıyla Allah kabul edilmektedir.
îsâ, gerek Hıristiyanlık'ta gerek İslâm'*da hem îsâ hem de Mesîh olarak adlandı*rılmaktadır. İnciller'deyer aldığı şekliyle îsâ ismi ona, meleğin Yûsufa [1][293] ve Meryem'e [2][294] talimatı doğrultusunda verilmiştir. Batı dillerinde îsâ karşılığında kullanılan Jesus isminin aslı "Yarıve kurtuluştur, Yahve kurtarır" anlamındaki İbrânîce Yehöşûa'nın kısal*tılmış şekli olan Yeşua'dır. Kelime lesous şeklinde Grekçe'ye, oradan da Iesus biçi*minde Latince'ye geçmiştir. îsâ'nın ismi İnciller'de ve Pavlus'un mektuplarında lesous olarak geçmektedir. Ahd-i Atîk'in Yunanca tercümesinde Yoşua [3][295] Yehöşûa [4][296] ve Yeşua [5][297] kelimeleri hep lesous olarak kaydedilmiştir. Matta (1/21), îsâ kelimesine "kurtarıcı" anlamı vermekte*dir. Arapça konuşan hıristiyanlar İbrânî*ce Yeşua'nın Süryânîce'deki şekli olan Yeşu'u Yesu' diye telaffuz etmekte [6][298] Kur'ân-ı Kerîm'de ve İslâmî literatürde ise îsâ ismi kullanılmaktadır. Bazı Batılı yazarlar, kelimenin îsâ şeklinin Hz. Muhammed 'e bizzat yahudiler tara*fından empoze edildiğini ileri sürerler. Buna göre yahudiler, Hz. Ya'küb'un oğlu olan ve Tevrat'ta pek tasvip edilmeyen Esaü'nün ruhunu taşıdığı iddiasıyla Hz. îsâ'ya Esaü adını vermişlerdir, îsâ kelime*si de buradan gelmektedir.[7][299] Ancak îsâ sonrasının en önemli yahudi dinî literatürü olan Talmud'da îsâ'nın hiç*bir zaman Esaü ile mukayese edilmemiş olması bu iddiayı geçersiz kılmaktadır.[8][300]
îsâ kelimesinin Arapça olduğunu ka*bul edenler ise "donuk, beyaz renkte ol*mak" anlamında 'ayes kökünden geldiği*ni ve rengi beyaz olduğu için onun bu adı aldığını ileri sürerler. Kelimenin "yönet*mek, idare etmek" anlamındaki'avs kö*künden türediğini söyleyenler de vardır. Buna göre Hz. îsâ nefsini taatle, kalbini muhabbetle ve ümmetini Allah'a davet*le eğittiği için kendisine bu ad verilmiş*tir.[9][301] Ancak müslüman dil*ciler genellikle kelimenin İbrânîce veya Süryânîce'den geldiğini kabul etmekte*dir.[10][302]
Mesîh sıfatına gelince. Batı dillerinde Christ şeklinde ifade edilen bu kelimenin aslı Grekçe Hristos'tur (Christos). îsâ ad, Mesîh ise unvandır. Mesîh sıfatı erken dö*nemlerden itibaren Özel isim gibi kulla*nılmaya başlanmıştır. Yeni Ahid'de îsâ, Mesîh sıfatı yanında rab, kurtarıcı, Al*lah'ın oğlu, Allah'ın kulu, insanoğlu, iyi ço*ban, yol, gerçek, hayat gibi unvanlar da taşımaktadır.

Hıristiyanlık'ta Îsâ.
A) Hayatı.
Hiristiyanlığın en belirgin vasfı, Hz. îsâ ile ilgili inanç ve telakkiler üzerine temellendiril-miş bir din olmasıdır. Bu sebeple îsâ'nın kimliği, tabiatı ve mesajı Hıristiyanlık ta*rihi boyunca çok tartışılmış, onun hakkın*da pek çok eser kaleme alınmıştır. Ancak hayatına, özellikle de çocukluk ve gençlik yıllarına dair birinci derecede kaynaklar oldukça sınırlıdır; çünkü Hıristiyanlık te*olojisinde İsa'nın dünyevî hayatından çok ölümü, dirilmesi ve semaya urucu önem taşımaktadır. Bundan dolayı sahih sayı*lan bugünkü İnciller'de dünyevî hayatına fazla önem verilmemiş, dünyevî hayatını ön plana çıkaran, çocukluğu ve gençliği hakkında bilgiler veren diğer İnciller ise sahih kabul edilmemiştir. îsâ ile ilgili Hı*ristiyanlık dışı kaynaklar ise yok denecek kadar azdır.
İnciller'de îsâ'nın Beytlehem'de doğdu*ğu bildirilmekle beraber Nâsıralı diye tak*dim edilmektedir. Ancak bu kelimenin menşe ve anlamı tartışmalıdır, çünkü Nasıra hem bir yerleşim merkezinin hem de bir dinî hareketin adıdır. Öte yandan kelime "Allah'a adanmış, Allah'ın elçisi, mukaddesi" anlamlarına da gelmekte*dir [11][303] Hz. îsâ'nın memleke*tinin Nasıra olduğu belirtilirse de [12][304] Nâsıra'da değil Beytle*hem'de doğduğunu söyleyenler, memle*ket (patris) kelimesinin mutlaka doğum yeri anlamına gelmeyeceğini ileri sür*mektedir. Ancak Matta, îsâ'nın Yahudiye Beytlehemİ'nde (2/1), Luka. Yahudiye'de Davud'un şehri olan Beytlehem'de (2/4) doğduğunu kaydetmektedir. Markos ve Yuhanna ise Beytlehem'den ve îsâ'nın orada doğduğundan hiç bahsetmemiş, sadece Nâsıra'yı onun memleketi olarak göstermiştir. îsâ dünyaya gelmeden ön*ce annesi Meryem Nâsıra'da ikamet et*mekteydi.[13][305] Mısır dönüşün*de de aile yine Nâsıra'ya yerleşmiş ve îsâ'*nın hayatının otuz yılı burada geçmiştir.
Hz. îsâ'nın doğum tarihi kesin şekilde bilinmemekteyse de milâdî başlangıç ola*rak kullanılan tarihin yanlış olduğu kabul edilmektedir. Bugün kullanılan tarih, VI. yüzyılda yaşamış bir papaz olan Dionysİus Exiguus tarafından ortaya konulmuştur. İnciller'de verilen bilgiye göre îsâ. Kral Hi-rodes günlerinde Beytlehem'de doğmuş*tur.[14][306] Hirodes'in îsâ'yı öldürme planı üzerine meleğin uyarısıyla Yûsuf, îsâ'yi Mısır'a götürmüş ve Hirodes'in ölü*münden sonra geri dönmüşlerdir.[15][307] Tarihçi Josephus'a göre Hi-rodes otuz yedi yıl hüküm sürmüş, mi*lâttan önce 4 yılında Paskalya'dan evvel, ay tutulmasından sonra ölmüştür. Astro*nomik hesaplar, ay tutulmasının Roma takvimine göre 750 yılının 12-13 Mart gecesi vuku bulduğunu göstermektedir. Paskalya ise 12 Nisan 750'de başlamıştır. Buna göre Hirodes'in ölüm tarihini 1 Ni*san 750, diğer bir ifadeyle milâttan önce 4 yılı olarak kabul etmek daha gerçekçi*dir, îsâ'nın doğumu ile Hirodes'in ölümü arasında cereyan eden olaylar iki üç aylık bir süreyi gerektirdiğinden îsâ'nın doğu*munu milâttan önce 5 yılının sonu veya4 yılının başı olarak kabul etmek uygun olur.[16][308] Müneccimlerin gelişini milât*tan önce 5 yılına. îsâ'nın doğumunu ise onların gelişinden bir yıl önceye, yani 6 veya 7 yılına yerleştirenler de vardır.
Hz. îsâ'nın doğduğu ay ve gün konu*sunda da kesin bilgi yoktur. Batı kilise-lerince kabul edilen 25 Aralık ilk defa IV. yüzyılda doğum günü olarak kutlanmış*tır. Bu konuda kiliseler arasında ihtilâf vardır. Hippolyte, III. yüzyılın başında gü*neş ilâhı Mİthra'nın bayramı olan 25 Ara-lık'ı doğum günü kabul ederken İskende*riyeli Clement 19 Nisan'ı. diğerleri ise 18 Nisan'ı, 29 Mayıs'ı veya 28 Mart'ı ileri sür*müşlerdir. Milâttan sonra IV. yüzyılda Ma-laki kitabında yer alan "salâh güneşi" (4/ 2) ifadesi îsâ olarakyorumlanmış, güneş ilâhı Mİthra'nın yerine salâh güneşi îsâ konulmuş ve 25 Aralık Noel kabul edil*miştir. Doğu ve Ermeni kiliselerinde ise 6 Ocak kabul edilmektedir.[17][309]
İnciller'de verilen bilgiye göre Hz. îsâ'*nın annesi Meryem, Zekeriyyâ'nın hanı*mı Elizabeth'in kız kardeşinin çocuğudur. Meryem. îsâ'yi babasız dünyaya getirmiş*tir. İnciller'de Meryem'in anne ve baba*sından bahsedilmemekte, sadece îsâ'*nın doğumundan önce Galile'de Nasıra şehrinde oturduğu. Dâvûd evinden Yû*suf adlı bir dülgerle nişanlı olduğu belir*tilmektedir.[18][310] Meryem'inteyzesi Elizabeth. Hârûn soyundan oldu*ğuna göre [19][311]Meryem de aynı soydan gelmelidir.
Dört İncil'den sadece Matta (1/1-16) ve Luka'da (3/23-28) îsâ'nın şeceresi veril*mektedir. Matta İncili îsâ'nın şeceresini Dâvûd ve İbrahim'e kadar çıkarmakta, böylece İbrahim'e yapılan vaadin, ayrıca Yahudilik'te beklenen Mesîh'in Dâvûd so*yundan olacağına dair inancın îsâ'da ger*çekleştiğini ortaya koymaya çalışmakta*dır. Luka da Hz. îsâ'nın beklenen Mesîh olduğunu vurgulamak amacıyla şecere*sini vermektedir. Ancak bu iki İncil'deki şecere listeleri birbirinden farklıdır. Mat-ta'nın listesinde Dâvûd'dan îsâ'ya kadar yirmi sekiz isim yer alırken Luka'nın liste*sinde bu sayı kırk bire çıkmaktadır, isim*lerde de farklılık vardır. îsâ'nın babasız dünyaya geldiği kabul edildiği halde her iki liste de Meryem'in nişanlısı Yûsuf ile son bulmaktadır. Listeler arası çelişkiyi gidermek için Matta'daki listenin dülger Yûsuf a, Luka'daki listenin de Meryem'e ait olduğu ileri sürülürse de bununla çe*lişki ortadan kalkmamaktadır.
Luka İncili'ne göre Cebrail, Yûsuf ile nişanlı olan Meryem'e bir oğlan doğura*cağını müjdeler ve adının îsâ olacağını bil*dirir. Ona yüce Allah'ın oğlu denecek. Rab Allah ona babası Davud'un tahtını vere*cek, Ya'küb'un evi üzerinde ebediyen sal*tanat sürecek ve onun melekûtuna hiç son olmayacaktır.[20][312] Meryem kendisinin evli olmadığını, dolayısıyla böy*le bir doğumun olamayacağını belirtince melek Allah'tan olan bir sözün hükümsüz kalamayacağını belirtir.[21][313] Meryem'in hamileliği anlaşılınca Yûsuf nişanı bozmak ister, ancak Rabb'in me*leği rüyasında ona görünerek çocuğun Rûhulkudüs'ten olduğunu söyleyip Yû*suf'u ikna eder.[22][314]
Yine Luka İncili'ne göre Yûsuf ile Mer*yem, milâttan önce 29-miIâttan sonra 14 yılları arasında imparator olan Kayser Augustus'un buyruğu üzerine nüfusa yazılmak için Beytlehem'e giderler ve bir ahırda kalırlar. Meryem îsâ'yı burada do*ğurur (2/1-7). Çok eski bir geleneğe göre ise îsâ ahırda değil Beytlehem'e yakın bir mağarada dünyaya gelmiştir. Doğumun sekizinci gününde ona îsâ adını koyup sünnet ettirirler.[23][315] Kırk gün sonra şeriata uygun olarak [24][316] Yeruşalim'e mabede götürürler ve gerek*li takdimelerde bulunduktan sonra Nâsı*ra'ya dönerler. Kudüs'te Simeon adlı sâ-lih ve dindar bir adamla kendini mabe*de adamış Anna adındaki yaşlı bir kadınonun beklenen Mesîh olduğunu anlarlar.[25][317] Bu arada Hirodes, Beyt-lehem ile çevresinde iki yaşın altındaki bütün erkek çocukların Öldürülmesini emreder.[26][318]
Hz. îsâ'nın çocukluk ve gençlik yıllarıyla İlgili olarak İnciller'de sadece Fısıh (Pas*kalya) bayramı münasebetiyle on iki ya*şında Kudüs'e götürülmesi olayı zikredil*miştir.[27][319] Bayram sonunda îsâ'yı kaybeden Yûsuf ve Meryem, onu mâbedde din adamlarıyla sorulu cevaplı konuşma yaparken bulurlar. Dinleyenler onun anlayışına ve cevaplarına şaşırırlar.[28][320]
İnciller'de yer alan bilgi ve işaretlerden îsâ'nın çocukluk ve gençliğiyle ilgili şu hu*suslar tesbit edilebilir: îsâ'nın Ya'küb, Ya-huda, Yoses ve Simun adında dört erkek kardeşi, ayrıca kız kardeşleri vardır. Ba*zı yorumcular, îsâ'nın kardeşlerinin Yû*suf'un ilk evliliğinden olduğunu kabul et*mekte, bazıları bunların îsâ'nın kuzenle*ri olduğunu, bir kısmı ise Meryem ile Yû*suf'un çocukları olup İsa'dan sonra doğ*duklarını ileri sürmektedir.[29][321] îsâ da Yûsuf gibi dülger olmuştur.[30][322] Ayrıca okuma yazma biliyordu.[31][323] Kutsal yazılara yaptığı atıf*lar onları çok iyi bildiğini göstermektedir.[32][324] Eski İbrânîce'nin yerine geçen Ârâmî dilini konuşuyordu. Çevre*sinde Grekçe'nin konuşulduğunu, dolayı*sıyla Grekçe'yi de anlayabileceğini düşü*nenler vardır.[33][325]
Matta İncili Azız Yûsuf'u ön plana çı*karmakta, Meryem ise hep geri planda kalmaktadır. Mesîhî müjdelerin Hz. îsâ'*nın şahsında gerçekleşmesi, Yahudilikten Hıristiyanlığa geçen insanlara hitap eden Matta İncili için dikkat çekici bir husus*tur. Luka İncili'nde ise bütün dikkat ço*cuk îsâ ve annesi Meryem üzerine yoğun*laşmıştır.
îsâ Beytlehem'de bir ahırda dünyaya gelmiş, kırk gün sonra Rabb'e takdim edilmek üzere mabede götürülmüş, daha sonra müneccimler gelmiş ve îsâ'yı doğ*duğu ahırda değil bir evde bulmuşlardır.[34][326] Müneccimlerin ziyaretinden hemen sonra da Mısır'a kaçma olayj vuku bulmuştur. Luka İnciİİ'ne göre aile, îsâ'*nın Kudüs'te Rabb'e takdim edilmesin*den hemen sonra Nâsıra'ya dönmüştür. Çünkü bu İncil'de ne Hirodes'in zulmün*den ne de Mısır ikametinden bahsedil*mektedir.
İnciller'e göre Hz. îsâ'nın tebliğ faali*yeti, Yahya tarafından vaftiz edilmesi veşeytan tarafından denenmesinin ardın*dan başlamıştır. îsâ'dan altı ay büyük olan Yahya, ondan önce tebliğ faaliyetine baş*layarak insanları göklerin melekûtunun çok yakın olduğunu haber verip tövbeye davet eder. Gelenler günahlarını itiraf edip Yahya tarafından vaftiz edilir. Otuz yaşlarındaki îsâ da [35][327] Yahya ta*rafından vaftiz edilir. Vaftizden sonra Rû-hulkudüs onu çöle götürür ve çölde kırk gün, kırk gece oruç tutar. İblîs onu iğvâya çalışır, fakat başarılı olamayınca peşini bırakır. Şeytanın îsâ'yı denemesi hadisesi sadece sinoptik İnciller'de yer almaktadır.[36][328]
îsâ'nın bir veya üç yıl süren tebliğ faali*yetinin İnciller'den hareketle tam bir kro*nolojisini çıkarmak zordur; çünkü bazı olaylar İnciller'in bir kısmında yoktur, ba*zıları da farklı tarihlerle irtibatlandınl-maktadır. Buna rağmen tebliğ dönemi*nin olaylarını şu şekilde sıralamak müm*kündür : Hz. îsâ. Erden civarında ve Gali-le'de tebliğ faaliyetine başlar. 27 veya 28 yılı Nisan ayında Paskalya'nın yaklaştığı günlerde Kudüs'e gelir, Paskalya'dan son*ra Kudüs'ten ayrılıp Yahudiye diyarına gi*der ve burada Hz. Yahya ile aynı bölge*de tebliğ faaliyetinde bulunur, ardından Galile'ye döner. Sinoptikİnciller'in ver*diği bilgiye göreîsâ'nın asıl tebliğ hayatı Galile'de geçer. Bu bölgedeki faaliyetleri*ni dört safhaya ayırmak mümkündür. Bi*rinci safha kendi memleketi olan Nâsıra'-dan ilk çıkarılışı ile başlar [37][329] ve muhtemelen dört ay devam eder. Mu*cizeler gösterip hastaları iyileştiren îsâ'*nın bu ilk dönemdeki mesajı Rabb'in ru*hunun kendisiyle birlikte olduğu, fakirle*re İncil'i vazetmek için Allah'ın kendisini meshedip gönderdiği fikri üzerinde yo*ğunlaşmaktadır. Bu dönemde îsâ, Al*lah'ın melekûtunun yakın olduğunu bil*dirmekte ve insanları tövbeye, İncil'e iman etmeye çağırmaktadır. îsâ'nın me*sajı Yazıcılar ve Ferîsîler'in düşmanlığını celbeder. Ferîsîler'le Hirodesîler onu orta*dan kaldırmak üzere anlaşırlar.[38][330] İkinci safhada îsâ Paskalya için Ku*düs'e gelir. Bu sırada Ferîsîler'le arası iyi*ce açılır.[39][331] Galile'ye dönen îsâ'nın cumartesi günüyle ilgili kural dışı davranışları yahudi otoritelerince tepkiyle karşılanır. Ferisîler, îsâ'yı yok etme plan*ları kurarken halk büyük bir coşku ile onu takip eder. Üçüncü safhada on iki havari*sini seçen îsâ dağda yaptığı meşhur vaaz*la pek çok hakikati dile getirir. Dördüncü safha dağ vaazı sonrasında başlamaktave Hirodes'in îsâ'ya karşı tavır almasına kadar devam etmektedir. Bu dönemde îsâ hastaları iyileştirip çeşitli mucizeler gösterir, meseller vererek gerçekleri an*latır. Nâsıra'dan ikinci defa çıkarılır, on iki havariyi İncil'i tebliğ göreviyle çevreye gönderir, Yahya şehid edilir. îsâ 5000 ki*şiyi doyurur. Kendisine inanan Galileliler onu kral yapmak isterler [40][332] îsâ bölgeden ayrılarak Sur ve Sayda taraf*larına, oradan Dekapol'a gider ve nihayet Kefernahum'a döner. Altı ay süren bu dö*nem boyunca îsâ mucizeler göstermeye ve tebliğde bulunmaya devam eder, ölü*münü ve dirilişini önceden haber verir, kendi sureti değişir (transfiguration). Ku*düs'e gider, Yahuda ve Pere'yi dolaşır, öle*li dört gün olan Lazar'ı diriltir.[41][333] Kudüs'eçok yakın bir yerde vu*ku bulan bu mucizevî olay başşehri sar*sar. Kudüs'te başkâhin Kayafa'nın teşeb*büsüyle toplanan Sanhedrin'de îsâ'nın yaptıklarının kendileri için tehlike oluş*turduğu belirtilir, öldürülmesi için plan*lar yapılır.[42][334] Durumu sezen îsâ oradan ayrılarak Efraim şehri*ne, oradan da Pere'ye gider. Kudüs'e dö*nerek, "Korkma ey Sion kızı, işte kralın bir eşek sıpasına binmiş geliyor [43][335] ifadesindeki mesîhin kendisi ol*duğunu belirtmek için bir sıpa üzerinde şehre girer. Bu arada on iki havariden bi*ri olan Yahuda İskariyot, başkâhinlere giderek otuz gümüş karşılığı îsâ'yı ele ver*meyi vaad eder. Ancak Fısıh bayramının birinci gününde Fısıh yemeği sırasında îsâ. Petrus'un sürçeceğini, kendisinin ele verileceğini bildirir, havarilerinden uyanık durup dua etmelerini ister. Biraz uzakla*şarak secdeye kapanır ve dua eder, ha*variler ise onu dinlemeyip uyurlar.
Kısa bir süre sonra îsâ tutuklanır, ha*variler kaçarlar. îsâ, Başkâhin Kayafa ve Sanhedrin tarafından sorgulanırsa da yaptıklarında suç unsuru bulunamaz. So*nunda başkâhinin mesîh olup olmadığı hususundaki sorusuna karşılık îsâ'nın açıkça mesîh olduğunu söylemesi üzeri*ne ölümü hak ettiğine karar verilir. Yahu*diler isa'nın milleti kandırdığını, kaysere vergi verilmesine engel olduğunu ve ken*disinin mesîh kral olduğunu iddia ettiği*ni ileri sürerek [44][336] Roma Valisi Pilatus'tan öldürülmesi için onay isterler. Pilatus îsâ'yı özel olarak sorguya çeker, iddialarının siyasî ve tehditkâr olmadığı*nı görür [45][337] suçsuz ol*duğunu açıklayıp serbest bırakmak ister*se de halkla karşı karşıya gelmeyi göze alamaz; yahudilerin ısrarla îsâ'nın çarmı*ha gerilmesini istemeleri üzerine sorum*luluktan kurtulmak için çare arar. îsâ'nın Galile'den olduğunu öğrenince onu Hirodes'e gönderir.[46][338] Hirodes, îsâ'yı sorgulayıp Pilatus'a iade eder. Gön*lü îsâ'yı affetmekten yana olan Pilatus. yahudilerin baskısı karşısında onun çar*mıha gerilerek öldürülmesini onaylar. Bu*nun üzerine yahudiler îsâ"yı Golgota de*nilen yere götürerek çarmıha gererler, îsâ'nın başının üzerine "Nâsıralı îsâ. yahu*dilerin kralı" diye bir yazı asılır.[47][339] îsâ cuma günü sabah saat dokuz*da çarmıha gerilir [48][340] ve öğ*leden sonra saat üçte ruhunu teslim eder.[49][341] Arimatealı Yûsuf. îsâ'*nın cesedini haça gerildiği yerdeki bah*çede bulunan hazır bir kabre veya kendi*si için kaya içine oyduğu kabre koyar. An*cak pazar günü kabre ziyarete gelenler mezarın boş olduğunu görürler. Bu arada îsâ dirilmiş olarak onlara görünür.[50][342] Yeni Ahid. Hz. îsâ'nın diril-dikten sonra on defa havarilerine ve şâ-kirdlerine göründüğünü kaydetmektedir.[51][343] Resullerin İşleri'ne göre îsâ dirildikten sonra kırk gün daha yaşamış, havarilerine telkin ve tavsiyelerde bulunmuş, daha sonra ha*varilerini Zeytinlik dağına götürmüş ve oradan semaya alınmıştır (1/3, 9/11).
Hz. îsâ'nın hayatıyla ilgili olarak sinop-tik İnciller'le (Matta, Markos, Luka) Yu*hanna İncili'nin bakış açısı farklı olduğun*dan naklettikleri olayların kronolojik sırası da birbirinden farklıdır, ayrıca zaman ve mekânla ilgili işaretler genelde çok muğ*laktır. Sadece sinoptikler dikkate alındı*ğında îsâ'nın tebliğ hayatı oldukça kısa*dır ve bu sürede yalnızca bir Fısıh yaşa*mıştır. Bununla beraber bazı ifade ve işa*retler Kudüs'e birden fazla gittiğini dü*şündürtmektedir.[52][344] Yuhanna İncili ise hem coğrafî plan*da hem kronolojik anlamda geleneksel bakış açılarından farklıdır. Ona göre Hz. îsâ tebliğ faaliyeti döneminde bir değil üç Fısıh yaşamıştır.[53][345]
Diğer taraftan Hz. îsâ'nın tarihî bir şah*siyet olup olmadığı dahi Batı'da özellikle XIX. yüzyıl başlarında tartışılmış, bazıları gerçekte böyle bir kişinin yaşamadığını ileri sürmüşlerdir. Onu tarihî bir şahsiyet olarak tanımakla birlikte hayatıyla ilgili rivayetlerin mitolojik unsurlarla dolu oldu*ğunu söyleyenler de vardır.[54][346] İnciller'de îsâ'nın yaşadığı dönem ve şartlarla İl*gili az da olsa tarihî bilgiler bulunmakta*dır. Bununla birlikte İncil yazarlarının an*lattıkları olayları dışarıdaki vakıalara bağ*lama endişeleri pek yoktur. Sadece Roma Valisi Pilatus dört İncil'de de zikredilir. Matta ve Luka, îsâ'nın doğumunu Hirodes'in saltanatının son zamanlarına yerleştirmektedir. Luka iki yerde anlattığı olayların tarihini verir (2/2; 3/1 -2). Yuhan*na ise îsâ'nın mâbedden satıcıları kovma hadisesinin mabedin inşasından kırk altı yıl sonra vuku bulduğunu belirtmektedir (2/20). îsâ'nın tebliğ faaliyetine başlama*sıyla ilgili en açık tarihî bilgiyi veren pasaj Luka İncili'ndedir. en açık tarih ise "Kay*ser Tiberius'un saltanatının on beşinci yılı" ifadesidir (3/1-2). Luka, îsâ'nın otuz yaşlarında vaftiz olduğunu belirtmekte*dir (3/23).
İnciller'in dördünde de îsâ'nın cuma günü çarmıha gerildiği bildirilmektedir.[55][347] Fakat hadisenin ayın hangi günü gerçekleştiği tartışmalıdır. Yuhanna İncili'ndeki bir ifadeye göre 18/ 28 Paskalya'nın yeneceği gün (14 nisan) çarmıha gerilmiş olmalıdır. Bu husus, Paskalya'nın arefesiyle tarihlenen son ak*şam yemeği kıssası [56][348] ve îsâ'nın ölümü kıssasıyia da (19/31) teyit edilmektedir. îsâ'nın öldüğünün ertesigünü büyük bayram günü yani 15 Ni-san'dır. 14 Nisan tarihi Pavlus tarafın*dan da benimsenmiştir.[57][349] Sinoptik İnciller'deki bazı işaretler de îsâ'nın ölüm gününün büyük bayram günü yani 15 Nisan olma*dığını göstermektedir.[58][350] Yine sinoptik İnciller son akşam ye*meğini Paskalya yemeği olarak takdim etmektedir.[59][351]
îsâ, yahudi dinî takvimine göre 14 Ni*san Cuma günü ölmüştür. Yahudi dinî takvimindeki 14 Nisan'm cuma gününe rastlaması, milâdî takvimle ya 11 Nisan 27'de ya 7 Nisan 30'da ya da3 Nisan 33'-te olmuştur. Bunlar arasında gerçeğe en yakın olanı 30 yılıdır. Bu bilgilere göre îsâ'nın hayatıyla ilgili kronoloji şu şekilde tesbit edilebilir: Milâttan önce 6 veya S yılı îsâ'nın doğumu, milâttan sonra 27 yılı Yahya'nın göreve başlaması, 28 yılı kış mevsimi îsâ'nın vaftiz olması, 28 yılı Ni*san ayı Kudüs'te Paskalya bayramına ka*tılması, 30 yılı 6 Nisan son akşam yeme*ği, 30 yılı 7 Nisan îsâ'nın ölümü, 30 yılı 9 Nisan dirilişi.[60][352
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hz-isa-t11351.0.html



sana senden olur her ne olursa başın selamet bulur dilin durursa.....

Çevrimdışı Türkoğlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 398
  • Konu: 151
  • Derviş: 5047
  • Teşekkür: 0
Yanıt: Hz İsa
« Cevapla #1 : 07/05/09, 18:47 »
B) Teolojik Şahsiyeti.

Hıristiyanlık'ta îsâ, tarihî olduğu kadar hatta ondan da*ha fazla teolojik yönden Önem taşımak*tadır, zira bu dinin temel nasları îsâ İle ilgilidir. Hıristiyan inancına göre îsâ Al*lah'ın bedenleşmiş kelâmıdır, dolayısıyla tanrıdır. Tann'nm yaratılmamış olan ezelî mesajı bedenleşmiş olup îsâ olarak in*sanlar arasında yaşamaktadır incarnation. Bu sebeple hıristiyanlar îsâ'ya "Tan*rı oğlu, rab. mesîh" unvanlarını vermek*tedir. İnciller'de Allah'nın ondan "oğlum", onun da Tann'dan "babam" diye bahsettiği çeşitli pasajlar îsâ'nın ulûhiy-yetine delil olarak gösterilmektedir. Bu*na karşılık onun ilâh olmadığını savunan*lar da İnciller'e dayanırlar.[61][353] İznik Kon-sili'nin toplanmasına sebep olan Arius da konsilde İnciller'den getirdiği karşı delil*lerle onun ilâh olmadığını göstermeye çalışmıştır. îsâ'nın tabiatı, yani insan mı yoksa ilâh mı veya hem insan hem ilâh mı olduğu hususu asırlar boyu tartışıl*mış, 32S İznik. 431 Efes ve 451 Kadıköy konsillerinde alınan kararlarla insanî ve ilâhî olmak üzere İki tabiatı fakat bir tek şahsiyeti olduğu. Tann'nın oğlu olması hasebiyle teslîsin bir uknumunu teşkil ettiği resmen tasdik ve ilân edilmiştir.[62][354]
İnciller'e göre îsâ'nın mesajının özü Al*lah'ın melekûtudur. îsâ tebliğ faaliyetine Allah'ın melekûtunun çok yakın olduğu*nu, insanların tövbe ederek ona hazırlan*maları gerektiğini vurgulayarak başla*mıştır. Melekûtun gelişiyle şeytanın, gü*nahın ve ölümün insanlar üzerindeki hâ*kimiyeti sona erecektir. îsâ Mesîh yeryü*züne ilâhî emirleri {şeriat-tevrat) kaldır*mak değil tamamlamak için gelmiştir.[63][355]
Hz. îsâ'nın İnciller'de yer alan çok sayı*da mucizesi vardır. Dünyaya gelişi, vafti*zi esnasındaki olaylar, su üzerinde yürü*mesi, suları şaraba çevirmesi, rüzgâra emrederek fırtınayı dindirmesi, incir ağa*cını kurutması, gelecekten haber verme*si, insanların kalplerinden geçeni bilmesi, hastaları iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi, öldükten sonra dirilmesi, göğe yüksel*mesi, az yiyecekle çok kişiyi doyurması, günahları bağışlaması bunlardandır.
Hıristiyan inancına göre havarilerin gözleri önünde semaya urûc eden ve ba*basının sağ tarafına yerleşen îsâ dünya*nın sonuna doğru ikinci defa gelecektir fparousia). İnciller'de onun çeşitli alâmet*lerle geleceği anlatılmaktadır. îsâ gelme*den önce milletlerarası çatışmalar, kıtlıkve depremler, büyük sıkıntılar olacak, bir*çokları Mesîh iddiasıyla ortaya çıkacak, daha sonra güneş kararacak, ay ışığını vermeyecek, yıldızlar düşecek ve bütün bunlardan sonra insanoğlu (îsâ) gelecek*tir.[64][356] İnsanoğlu melek*lerle beraber gelip izzet tahtına oturun*ca deccâlin hâkimiyetine son verecek, iyi*leri mükâfatlandıracak, kötüleri cezalan*dıracaktır.[65][357] İlk hıristiyan-lar, Mesîh'in ikinci gelişinin çok yakın ol*duğuna inanıyor ve gelmesini bekliyorlar*dı.[66][358] Fakat bu gelişin vaktini sadece Allah bilmektedir.[67][359] Allah yargı yetkisi*ni ona vermiştir.[68][360]
Hıristiyan dünyasında îsâ'nın ikinci ge*lişiyle başlayacak ve 1000 yıl sürecek olan bir hükümranlık (millenarisme) inancı da vardır. Bu inanca göre 1000 yıllık süre ilk dirilişle ikinci diriliş arasında gerçekleşe*cektir. Deccâlin hâkimiyeti ve deccâl ta*raftarlarıyla Mesîh taraftarlarının savaş*masından sonra bu sonuncuların zaferiy*le Mesîh'in 1000 yıllık yeryüzü saltanatı başlayacak, 1000 yılın sonunda kötülerle yeni bir savaş (armagedon) olacak ve bu savaş iyilerin mutlak zaferiyle sonuçla*nacaktır. Fakat Katolik kilisesi 1000 yıl*lık mesîhî krallık inancını reddetmekte*dir.[69][361]
İslâm'a Göre îsâ. Kur'ân-ı Kerîm'e gö*re Hz. îsâ, resullerin en büyükleri olan beş "ülü'l-azm" peygamberden biridir. On beş sûrede doksan üç âyette ismi veya bir sı*fatı ile zikredilmekte, ağırlıklı olarak Âl-i İmrân, Mâideve Meryem sûrelerinde do*ğumunun müjdelenmesi, dünyaya gelişi, tebliği, mucizeleri, dünyevî hayatının so*nu ve Allah katına yükseltilişiyle ilgili ola*rak bilgi verilmektedir.
Kur'an'da hem îsâ hem İbn Meryem hem de Mesîh olarak adlandırıldığı gibi başka isimlerle de anılmakta, ayrıca ken*disine çok sayıda unvan verilmekte, yirmi beş defa îsâ. on altısı îsâ kelimesiyle bir*likte olmak üzere yirmi üç defa İbn Mer*yem şeklinde geçmektedir. Mesîh kelime*si ya tek başına [70][362] veya Mesîh İbn Mer*yem [71][363] ya da Mesîh îsâ b. Meryem [72][364] şeklinde on bir yerde geçmektedir. Ancak Kur'an'daki mesîh kelimesi hıristiyanların bu kelime*ye yüklediği anlamda değildir. îsâ Mesîh diğer peygamberler gibi yaratılmıştır, birkuldur. Ona ulûhiyyet nisbet etmek, onu rab edinmek kesinlikle doğru değildir.[73][365] Mesîh diye nitelendirilme*sinin birçok izahı yapılmaktadır [74][366] Hz. îsâ'ya verilen diğer isim ve un*vanları şu şekilde sıralamak mümkündür: Müeyyed [75][367] rûhullah [76][368] kelime [77][369] ve-CÎh [78][370] sâlih [79][371] resul [80][372] mübeşşir [81][373] münebbi [82][374] musaddık [83][375] âyet [84][376] merfû" [85][377] temizlenmiş [86][378] göz aydınlığı [87][379] abd [88][380] nebî [89][381] müba*rek [90][382] ilim veya alem [91][383] rahmet.[92][384]
Kur'ân-ı Kerîm'de âlemlere üstün kılın*dığı bildirilen [93][385] dört seçkin aileden biri de Hz. îsâ'nın annesi Mer*yem'in mensubu bulunduğu İmrân aile-sidir. Yine Kur'an'da Hz. îsâ'nın annesi Meryem hakkında îsâ'nın doğumunun müjdelenmesi münasebetiyle de bilgi bu*lunmaktadır. Kur'an'a göre Meryem, aile*sinden ayrılarak kendisine tahsis edilen yerde yaşarken Allah'ın ruhunu (Cebrail) tastamam bir insan şeklinde karşısında görünce korkudan Allah'a sığınarak on*dan kendisine dokunmamasını ister. Me*lek ise ona tertemiz bir erkek çocuk ba*ğışlamak üzere Allah tarafından gönde*rilmiş bir elçi olduğunu söyler. Meryem'in, kendisine bir erkek eli değmediği, iffetsiz olmadığı halde nasıl çocuğu olabilece*ğini sorması üzerine melek bunun Allah için kolay olduğunu bildirir.[94][386] Sonuçta Meryem kendisine hiçbir erkek eli değmemişken îsâ'ya hamile ka*lır.[95][387]
Hz. îsâ'nın müjdelen mesiyle ilgili olarak İncil'de verilen bilgilerle Kur'an'daki bilgi*ler arasında benzerlik ve farklılıklar var*dır. Her iki anlatımda da Meryem bakire*dir, fakat İnciller'e göre Yûsuf adlı bir ki*şiyle nişanlıdır. Luka İncili'nde (1/26-35) Meryem'e müjde veren melek Cebrail ile hamile kalmasına vesile olan Rûhulkudüs aynı değildir. Kur'an'da ise Allah Teâlâ Meryem'e gönderilen melekten "bizim ruhumuz" diye söz eder ve genellikle bu*nun Cebrail olduğu kabul edilir.[96][388] Melek Meryem'e müjdeyi vermiş, daha sonra Allah ruhundan üfle-miş ve Meryem îsâ'ya hamile kalmıştır.[97][389] Müfessir-lerin belirttiğine göre Meryem'e müjdeyigetiren Cebrail onun gömleğinin yenin*den üflemiş ve Meryem hamile kalmıştır.[98][390] Diğer taraftan Kur'an isa'nın babasız dünyaya gelmesini Âdem'in ya-ratılışıyla mukayese etmektedir.[99][391]
Meryem, îsâ'yi dünyaya getirdikten sonra kavminin yanına döner. Kavmi, ba*kire Meryem'i kucağında çocukla görün*ce çocuğun gayri meşru bir ilişkinin ürü*nü olduğunu sanarak, "Ey Meryem! Ger*çekten sen iğrenç bir şey yaptın. Ey Hâ-rûn'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi, annen de iffetsiz değildi" derler.[100][392] Bunun üzerine beşikteki îsâ şunları söyler: "Ben Allah'ın kuluyum. 0 bana kitabı verdi ve beni pey*gamber yaptı. Nerede olursam olayım O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece ba*na namazı ve zekâtı emretti. Beni anne*me saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır" [101][393] Kur'ân-ı Kerîm'de îsâ'-nın doğumundan itibaren tebliğ faaliye*tine kadar geçen dönemle ilgili olarak sa*dece Meryem ve oğlunun iskâna elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirildikleri bildirilmektedir.[102][394]
Diğer İslâmî kaynaklarda Meryem'in ya*nında amcasının oğlu Yûsuf b. Ya'küb'-dan da söz edilir. Meryem'in hamile oldu*ğunu anlayan Yûsuf bunu iyi karşılamaz, fakat daha sonra durumu anlayınca Mer*yem'in işlerini de kendisi yapar. Doğum yaklaşınca Allah'ın emriyle Yûsuf, Mer*yem'i oradan uzaklaştırır ve bir hurma ağacının altında îsâ dünyaya gelir. Bu es*nada bütün putlar yüzüstü düşer. Du*rumdan endişe eden şeytanlar İblîs'e ha*ber verirler, o da îsâ'nın doğduğu yere ge*lir; fakat melekler her taraftan îsâ'yı ku*şattıkları için bir türlü ona yaklaşamaz.[103][395]
Kur'an'a göre Allah, îsâ'ya kitap vermiş ve onu mübarek kılmiştır.[104][396] O İsrâiloğullan'na gön*derilen bir peygamberdir.[105][397] Bir olan Allah'a kulluğa çağırmış [106][398]Tevrat'ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiş [107][399] kavmine namazı ve zekâtı emretmiştir.[108][400]
Kur'an'da Hz. îsâ'nın doğduğundan, öleceğinden ve tekrar hayata döneceğin*den söz edilir.[109][401] Ancak genel İslâmî telakkiye göre onun bu dirilişi, Hıristiyanlık'taki gibi çarmıha gerildik*ten sonraki diriliş değil kıyamet sonrası diriliştir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'e göre îsâ çarmıha gerilmemiştir. Yahudiler, îsâ'nın tebliğ ettiği mesajdan hoşlanma*mışlar ve onu öldürmek için tuzak kur*muşlardır.[110][402] "Allah elçisi Meryem oğlu îsâ'yı öldürdük demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar, fakat öldür*dükleri onlara îsâ gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir sağlam bil*gileri yoktur. Kesin olarak onu öldürme*diler, bilâkis Allah onu kendi nezdine kal*dırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibi*dir.[111][403] Böylece Hıristi*yanlık'ta önemli bir dinî inanç olan, insan*ların günahına kefaret olmak üzere îsâ'*nın çarmıha gerilmesi hadisesinin İslâm'*da kabul edilmediği görülmektedir.
Kur'an'da Hz. îsâ'nın öldürülmediğini ve çarmıha gerilmediğini bildiren âyette yer alan "şübbıhe lehüm" ifadesi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Bu ifadenin şekillendirdiği İslâm geleneğine göre çar*mıh ve çarmıha gerilen bir kişi vardır, fa*kat bu îsâ değildir. İslâmî rivayetlere gö*re çarmıha gerilen kişi, îsâ'nın yerini ya-hudilere ve Roma makamlarına gösteren Yahuda İskaryot'tur. Hain Yahuda tam îsâ'yı ele vereceği sırada îsâ'nın suretine büründürülmüş ve îsâ yerine çarmıha kendisi gerilmiştir. Diğer bir rivayete gö*re ise çarmıha gerilen kişi haçı taşıması için görevlendirilen Kirinuslu Simun'dur.[112][404] Bu kişinin îsâ'nın tıpa*tıp benzeri olan başka bir şahıs olduğunu söyleyenler de vardır. Buna benzer bir yo*rum hıristiyan dünyasında da yapılmıştır. Docetler'e [113][405] göre Hz. îsâ'nın ıstırap çekmesi ve çarmıha gerilip öldürülmesi sadece görüntüde*dir; aslında onun yerine bir benzeri, belki de Kirinuslu Simun çarmıha gerilmiştir. İslâmî kaynaklarda konunun ayrıntısına dair farklı rivayetler bulunmaktadır.[114][406]
Hz. îsâ'nın yahudiler tarafından öldü*rülmediği ve aşılmadığı Kur'an'da açıkça belirtilmekle birlikte akıbeti, ölüp ölme*diği ve semaya ref inin nasıl olduğu ko*nusu hem müslümanlarla hıristiyanlar arasında hem de müslümanlann kendi aralarında tartışmalıdır. îsâ'nın dünyevî hayatının sonuyla ilgili âyetlerde yer alan iki kavram büyük önem taşımaktadır.
Bunlar "teveffî" ve "ref kavramlarıdır. Âl-i İmrân sûresinde (3/55) Allah. "Ey îsâ! Seni vefat ettireceğim (müteveffîke). seni nezdime yükselteceğim (râfiuke), seni in*kâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üs*tün kılacağım" demektedir. Mâide sûre*sinde ise Allah îsâ'ya, "Beni ve annemi Allah'tan başka iki Allah bilin diye sen mi dedin?" diye sorduğunda îsâ, "Ben onla*ra ancak bana emrettiğini söyledim. Be*nim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Al*lah'a kulluk edin dedim. İçlerinde bulun*duğum müddetçe onları kontrol ediyor*dum. Beni vefat ettirince artık onların üzerine gözetleyici yalnız sen oldun" diye cevap vermektedir.[115][407] Bu âyetlerden, önce teveffînin ve ardın*dan ref hadisesinin olacağı anlaşılmak*tadır. Nisa sûresinde yahudilerin îsâ'yı öldüremedikleri, aşamadıkları, bilâkis Al*lah'ın onu kendi nezdine aldığı belirtilmektedir (4/157-158). Buradan ve nüzûl-i îsâ ile ilgili hadislerden hareketle genel*de îsâ Mesih'in "ruh maa'l-cesed" Allah katına ref olunduğu, kıyametten önce tekrar geleceği ve o zaman ruhunun kab-zedileceği kabul edilmektedir. Bu görüşü benimseyenlere göre îsâ yahudiler tara*fından öldürülmemiş, îsâ'ya benzer bir kişi çarmıha gerilmiş veya îsâ'nın çarmı*ha gerildiği zannedilmiş, îsâ semaya ref edilmiştir; kıyamette tabii olarak ölecek ve gene! dirilişle o da dirilecektir. Diğer taraftan îsâ'nın öldürülmekten ve çarmı*ha gerilmekten kurtulduğu, fakat. "Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yüksel*teceğim [116][408] âyeti gereği dünyevî ömrünü tamamlayıp vefat etti*ği, ruhunun Allah katına yükseltildiği gö*rüşü de ileri sürülmektedir. Ahmediyye'-ye (Kâdiyânîlik) göre haç üzerindeki zahirî ölümü ve dirilişinden sonra Hz. îsâ İncil'i tebliğ etmek üzere Keşmir'e gitmiş, ora*da 120 yıl yaşamıştır. Kabri Srinagar'dadır.
Nitelikleri,
a) Allah'tan Bir Kelime Olu*şu. Üç âyette Hz. îsâ'ntn "Allah'tan bir kelime" olduğu ifade edilmektedir [117][409] îsâ'nın Al*lah'tan bir kelime oluşu Allah'ın "of em*rinin gerçekleşmesi ve onun peygamber*liği gibi çeşitli şekillerde açıklanmaktadır.[118][410]
b) Allah'tan Bir Ruh Oluşu. Kur'an'da Hz. îsâ'dan "Allah'tan bir ruh" olarak da bahsedilmekte [119][411] Meryem'e ruhtan üflendiği [120][412] böylece îsâ'nın ha*yat bulduğu belirtilmektedir. Buradaki ruh kelimesi "Allah'ın emri, üflemesi, rahmet ve hayat" şeklinde yorumlanmakta*dır.[121][413]
c) Peygamberliği ve Mucizeleri. İslâm İnan*cına göre Hz. îsâ. ne hıristiyanların İddia ettikleri gibi bir Allah veya Tann'nın oğlu ne de yahudilerin iddia ettikleri gibi sıra*dan bir insandır, o Allah'ın gönderdiği bir nebî [122][414] ve resuldür [123][415] İsrâiloğullan'na gönderilmiş bir peygam-berdir [124][416] ken*disine İncil verilmiştir.[125][417] Tevrat'ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiştir.[126][418] îsâ, "Muhakkak ki Allah benim de rabbim sizin de rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur [127][419] diyerek İsrâiloğulları'nı bir olan Allah'a kulluğa davet etmiş [128][420] Allah'ın kulu olduğunu belirtmiş [129][421] birçok mucize göstermiştir. Mabede adanmış, itaat ve ibadetle meş*gul olmuş, Allah tarafından nzıklandınl-mış, iffet sembolü olarak yetişmiş olan Meryem'den [130][422] ba*basız dünyaya gelmiş [131][423] böylece hem anne hem oğul ilâhî kudrete bir alâmet kılın*mıştır.[132][424] Hz. tsâ'nın gösterdiği mucizeler Kur'an'da şu şekil*de belirtilmektedir: Beşikte İken ve ol*gun bir insan tavrıyla konuşmuştur.[133][425] Çamurdan yaptığı kuş şekline üfle*yip onu canlandırmıştır. Anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştirmiştir.[134][426] Ölüleri diriltmiştir.[135][427] Evlerde yenilen ve biriktirilen şeyleri haber vermiştir.[136][428] Semadan sofra indirilmiştir.[137][429] Bazı hıristiyanlar, semadan sofra indirilmesi mucizesinin İn*cil'de geçen son akşam yemeği veya Pet-rus'un vizyonunda belirtilen şey olduğu*nu ileri sürmüşlerdir. Bunun, Hz. îsâ'nin az miktardaki ekmek ve balıkla çok kişiyi doyurmasına [138][430] işaret oldu*ğunu söyleyenler de vardır,
d) Rûhulkudüs ile Teyit Edilmesi. Hz. îsâ. hem dûğumu sırasında hem İsrâiioğulfarı arasında görev yaparken Rûhulkudüs ile destek*lenmiştir. Rûhulkudüs ile desteklenme ifadesi Kur'an'da sadece Hz. îsâ için kullanılmaktadır. [139][431]
e) Hz. Muhammed 'i Müjdele*mesi. Kur'an'a göre Hz. Muhammed 'in geleceği İncil'de yazılıdır.[140][432] îsâ, kendisinden sonra gelecek Ahmed adındaki peygamberi müjdelemiştir.[141][433] Bu müjdenin bugünkü İnciller'-de de bulunduğu. Yuhanna İncili'ndeki Paraklefin [142][434] Ahmed anlamına geldiği müslümanlarca ileri sü*rülmektedir.[143][435]
Kur'an'a göre îsâ bütün üstün özellik*lerine rağmen bir insan ve bir kuldur.[144][436] Hiçbir zaman ken*disinin Allah edinilmesini söylememiş ve yalnız Allah'a kulluğu öğütlemiştir.[145][437] Kur'an teslisi açıkça reddetmekte, temel prensip olarak tev*hidi ortaya koymaktadır.[146][438]
Hadislerde de îsâ'dan bahsedilmekte*dir. Her doğana şeytanın mutlaka dokun*duğu, ancak Hz. îsâ'ya şeytanın doğrudan değil perde arkasından dokunabildiği, onun beşikte iken konuşan üç kişiden bi*ri olduğu, Hz. Peygamber'in onunla mi'-rac gecesi ikinci kat semada karşılaştığı, kıyamette îsâ'nın şefaat için kendisine gelenleri Hz. Muhammed 'e göndereceği belirtilmektedir. Allah'tan başka ilâh ol*madığına ve Muhammed 'in onun kulu ve resulü, îsâ'nın da Allah'ın kulu ve elçisi olup Allah'ın Meryem'e ilkah ettiği keli*mesi ve Allah'tan bir ruh olduğuna ina*nan kimsenin cennete gireceği, Meryem oğlu îsâ'ya en yakın kimsenin Hz. Muhammed  olduğu yine hadislerde açıklan*maktadır. Ayrıca Resûl-i Ekrem, hıristi*yanların Meryem oğlu îsâ'yı methettik*leri gibi kendisinin methedilmesini yasak*lamıştır. Diğer taraftan Hz. îsâ'nın şema*ili de hadislerde yer almaktadır. Buna gö*re îsâ kırmızı benizli, kıvırcık saçlı, geniş göğüslüdür.[147][439]
Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerde takdim edilen îsâ, İnciller'de ve hıristiyan teolo-jisindekinden farklıdır. Hıristiyanlık'ta te*mel inanç esaslarından olan ulûhiyyetin bedenleşmesi, îsâ'nın çarmıha gerilmesi dolayısıyla kurtuluş fidyesi oluşu Kur'an tarafından kabul edilmez. Bu farklılıklar, daha İlk dönemlerden itibaren müslü-manlarla hıristiyanlar arasında tartışma*ların başlamasına sebep olmuş, iki taraf da birbirini reddeden ve tenkitlere cevap veren eserler kaleme almış, böylece geniş bir reddiye literatürü oluşmuştur. Daha Asr-ı saâdet'te Necran hıristiyan lan Hz. Peygamber'i ziyaret edince Hıristiyanlı*ğın temel inançları tartışılmıştır. Âl-i İm*rân sûresinin ilk seksen âyetinin Medine'de Peygamber'i ziyaret eden Necran heyetiyle yapılan görüşme ve îsâ ile ilgili tartışma sebebiyle nazil olduğu rivayet edilmektedir.[148][440] İlk dönem*lerden itibaren ortaya çıkan polemik li*teratürünün temel konularının başında teslîs doktrini ve îsâ'nın tabiatı İle kefa*ret problemi ve çarmıh hadisesi gelmek*tedir. Abdullah b. İsmail el-Hâşimî'den başlayan ve günümüze kadar devam eden reddiyelerde hıristiyanların Hz. îsâ ile ilgili görüşleri eleştirilmekte, İslâmî görüşler savunulmaktadır.[149][441] Diğer taraftan tefsir kitapların*da, tarih ve kısas-ı enbiyâ türü eserlerde ve tasavvuf literatüründe Hz. îsâ ile ilgili çeşitli rivayetler yer alır. Bu rivayetlerin büyük bir kısmı hıristiyan kaynakların*dan gelmektedir. [150][442]

Bibliyografya :


Râgıb el-İsfahânî. el-Müfredât, "cays" md.; Lisânü'l-'Arab, '"avs", "cays" md.leri; Musta-favî. et-Tahkik, VIII, 272; Buhârî. "Şalât", 1, "Enbiyâ'", 5, 24, 43, 47, 48. "BecPü'l-balk". 6, Menâkıbü-l-enşâr",7, 11, 42, 53, "Tefsir", 2/ 1, 17/5, "Tevhîd\19, "Rikâk", 51,"Hudûd", 31. "Ta'bîrü'r-rü'yâ", 32, "Fiten", 26; İbn Hİ-şâm, es-Sîre, I, 657; Taberî, Câmi'u'l-beyan,III, 161-163; VI. 24-25; XVI, 45; a.mlf.. Târih (Ebü'l-Fazl), ], 593-605; Sa'lebî, 'Arâ'feü7-me-câlis, Beyrut 1985, s. 381-406; Mevhûb b. Ah*med el-Cevâlîkî. el-Mucarreb (nşr. F. Abdürra-hîm). Dımaşk 1410/1990, s. 452;Fahreddiner-Râzî, Mefâtîhu'l-ğayb,XX\,\95; XXII, 218-219; İbntn-Esîr. el-Kâmil, I, 226-227; Fîrûzâbâdî, öeşâ'('r(nşr. M Ali en-Neccâr), Beyrut, ts. (el-Mektebetü'l-ilmiyye}, VI, 111; H. Lesetre, "Mil-lenarîsme", DB, IV/2, s. 1090-1096; J. Horovitz, Koranische üntersuchungen, Leipzig 1926, s. 128-130; F. Prat. "Chronologie biblique", DBS, I, 1280;J. Lebroton. "fesus Christ". a.e.,IV, 970-975; A. Jeffery. The Foreign Vocabu-lary of the Qur'ân, Baroda 1938, s. 219; Ch. Guignebert, Jesus, Paris 1947, s. 59-75, 78, 80-83; R. Bultmann. Jesus Christ and Mythol-ogy, New York 1958; M. Hayek. Le Christ de t'ls-lam, Paris 1959; W. St. Claİr-Tisdall. TheSources of islam (trc. W. Muir). Edinburgh, ts., s. 49-67; Abdûssamed Şerefeddin, Havle "Üs^ûre teces-südi'lilâh", Cidde 1398; W. F. Arndt - F. W. Gin-grich, A Greek-EngÜsh Lexicon of the riew Testament and Other Early Christian Literatü*re, Chicago 1979, s. 373-374; Nouueau Testa*ment (Traduction oecumenique de la Bible), Paris 1981,s.47;/YDB,s. 321,385, 389; Mu-hammed Atâurrahîm. Bir İslâm Peygamberi Hz. Isa (trc. Kürşat Demirci). İstanbul 1985, s. 21-44, 183-206; X. Jacob. îsâ Kimdir, Ankara 1987; M. Asım Koksal. Peygamberler Tarihi, Ankara 1990, II, 303-339; Salih Akdemir, Hıristiyan Kaynaklara ve Kur'ân-ı Kerîm'e Göre Hz. îsâ (doktora tezi, 1992), AÜ Sosyal Bilimler Enstitü*sü; Catechisme de l'eglise catholique, Paris 1992, s. 94-151; T. Michel, Hıristiyan Tannbili-mine Giriş, İstanbul 1992, s. 56-61, 99-102; M.
E. Boring, The fieıv Interpreter's Bibte, Nash-ville 1995, Vlll, 134; G. Parrinder. Jesus in the Qur'ân, Oxford 1995; Riyâz Ebû Vendî v.dğr.. '/sâ oe Meryem fı'l-Kur'ân ue't-tefâsîr, Amman 1996; H. Goddard. Müslim Percepüons ofChris-tianity, London 1996, s. 1-3, 17-30; Zeki Sarı-toprak. İslam İnancı Açısından Nüzül-i îsâ Me*selesi, İzmir 1997; Mahmûd Şeltut. "İsa'nın Ref i" (trc. E. Ruhi Fığlalı), Aü/FD, XXIII (1978), s. 319-324; Abdullah Aydemir. "Kur'an'a Göre Hz. îsâ", Din Öğretimi Dergisi, sy. 27, Ankara 1991, s. 16-26; sy. 28 (1991), s. 21-36; D. B. Macdonald. İsâ", İA, V/2, s. 1062-1064; G. C. Anawati. "Msâ", E/2(Fr.). IV, 85-90; H. Cazeiles. "Chronologie", Catholicisme, II, 1109-1110; Ed. Cothenet. "Jesus", a.e., VI, 749-759; J. Seguy, "Millenarisme", a.e., IX, 159; L, F. Hartman, "Jesus", New CatholicEncyclopedia, Washing*ton 1967, Vll, 970-971; A. Le Houllier. "Nazare-ne",a.e.,X, 284-285.


sana senden olur her ne olursa başın selamet bulur dilin durursa.....

Çevrimdışı lem50

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 47
  • Konu: 0
  • Derviş: 19777
  • Teşekkür: 0
Okundu: Hz İsa
« Cevapla #2 : 11/04/13, 08:53 »
Paylaşımın hazırlanmasında ve yayınlanmasında emeği geçen herkeseten Allah (cc)  razı olsun inşâAllahu Teala 
Paylaşımın hazırlanmasında ve yayınlanmasında emeği geçen herkes haklarını bizlere helâl etsin inşâAllahu Teala 




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Evlililik, mutluluk şalını örmektir... Sonbaharın Habercisi " Kızılcık " ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.304 saniyede oluşturulmuştur


Hz İsaGüncelleme Tarihi: 13/12/19, 13:56 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim