Hz. Yunus (a.s.) - Peygamberler Tarihi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.049 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.590 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hz. Yunus (a.s.), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1907 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hz. Yunus (a.s.)}   Okunma sayısı 1907 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Hz. Yunus (a.s.)
« : 13/03/10, 20:43 »
A. Kavmi Ve Peygamber Olarak Görevlendirilişi
 

Kur'ân-ı Kerim, Hz. Yunus fa.s.)'m adını dört yerde zikret­miş; iki yerde de onu kendisini yutan balık münâsebetiyle, her ikisi de "balık sahibi" anlamına gelen "Zü'n-nûn ve Sahibu'î-hût' isimleriyle anmıştır.[1] Peygamberimiz (s.a.v.), onun babasının adı­nı Mettâ olarak vermiştir.[2] Bünyâmin neslinden olduğu da söy­lenen Hz. Yunus (a.s.)'ın adı İncil'de Jonah veya Yonah olarak geçer. O, geniş topraklara hükmeden Asurlular'm başkenti Nino-va şehrine peygamber olarak gönderilmiş ve yaygın kanâate göre M.ö. 860-784 yılları arasında II. Yereboam devrinde yaşamıştır. Kalıntıları, Irak'ta Musul kentinin tam karşısında Dicle nehrinin doğu yakasında bulunan bu şehir, onun zamanında Asur mede­niyetinin ihtişamını temsil ediyordu. Günümüze ulaşan ve çok geniş bir alana yayılmış bulunan kalıntıları dahî, bu ihtişamı göstermeye yeter bulunmaktadır. Bugün orada Hz. Yunus (a.s.)'a nisbet edilen bir tepe mevcuttur.

Putlara tapan Ninova halkı, günah ve isyanlara boğulmuş, aralarında her türlü kötülük yayılmıştı. Allah Teâlâ, onlara doğ­ru yolu göstermek için, Yunus peygamberi gönderdi. Hz. Yunus (a.s.), 40 yaşında iken peygamber olarak görevlendirildikten son­ra, diğer peygamberlerin yaptığı gibi, hemen davete başladı. An­cak kavmi, uzun süre (bâzılarına göre 33 yıl) geçmesine rağmen davetini bir türlü kabul etmiyordu. Rivayete göre bu müddet içinde kendisine sadece iki kişi iman etmiş, Hz. Yunus (a.s.), her türlü kötülüğü işlemeye devam eden ve davetini engellemeye çalışan kavminin bu durumundan son derece sıkılmıştı. Kavmi­nin iman etmemesi yüzünden duyduğu üzüntü ve öfkenin son haddine vardığı günlerden birinde, alâmetlerine bakarak müş­riklere üç gün sonra başlarına büyük bir azabın geleceğini haber verdi ve Allah tarafından henüz hicrete izin verilmemiş olduğu halde onlardan ayrıldı. Onun kızgınlığı, şüphesiz ki, Allah rızası­na yönelik olup, dînin haysiyet ve şerefini korumak arzusundan kaynaklanıyordu. O, bu yaptığını da Allah rızasını gözeterek yap­tığına inanıyordu. Bu münâsebetle Allah'ın kendisini bu davra­nışı yüzünden bir sıkıntıya uğratabileceğini hiç düşünmemişti. [3]

 

B. Hz. Yunus (A.S.) Balığın Karnında

 

Ancak Hz. Yunus (a.s.), kavminden ayrıldıktan kısa süre sonra beklemediği bir durumla karşılaştı. O, kavmine kızgın bir halde limana gitmiş, haddinden fazla yolcu alan ve hareket et­mek üzere olan bir gemiye binmişti. Gemi denizin ortasında aşın yük yüzünden batma tehlikesi geçirince, yükü hafifletmek mak­sadıyla denize atılacakları belirlemek için çekilen kur'a sonucu onun adı da çıktı ve denize atıldı. Kur'ân-ı Kerim, onun bir kur'a sonucu denize atıldığını haber vermiş; ancak denize atılmasını gerektiren bu kur'a çekiminin sebebinden bahsetmemiştir. Bu Kur'ânın sebebi, büyük ihtimâlle yükün fazlalığı yüzünden bat­ma tehlikesi geçiren bu gemiden bâzı adamların atılmasının ka­çınılmaz  hâle  gelmesi  olmuştur.[4]  Çekilen  kur'ada  Hz.  Yunus (a.s.)'m adı da denize atılacaklar arasında çıkmış ve hemen deni­ze atılmıştı. İşte bu sırada onu büyük bir balık yutuverdi. Hz. Yunus (a.s.), balığın karnında zifiri karanlık bir ortamda hâlâ hayatta olduğunu farkettiği esnada, bütün bunların işlediği ha­tâlar yüzünden başına geldiğini de anladı.[5] Kendisini affetmesi için hemen Allah'a sığındı ve kendisini bu karanlıklardan kur­tarmasını istedi:

"Ey Rabbim! Senden başka ilâh yoktur. Sen her türlü nok­sanlıklardan uzaksın. Bana gelince kendime zulmetmiş bulunuyo­rum. Şimdi ise pişman olup tevbe ettim. Bu sıkıntıyı benden gi­der!. "

Cenab-ı Hak, duasını kabul ederek onu balığın karnından sahile çıkardı ve içine düştüğü üzüntüden kurtardı. Kur'ân-ı Kerim, onun başından geçen bu durumu şöyle açıklamıştır:

"Zünnün'u (Yunus'u) da hatırla. Hani o, bir zaman öfkelene­rek kavmim bırakıp gitmişti de, bu yüzden kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı. Sonunda karanlıklar içinde kalıp şöyle dua etti: 'Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ve teşbih ederim.

Doğrusu ben zâlimlerden oldum!' Biz de duasını kabul edip onu sıkıntılardan kurtardık. İşte, mü'minleri böyle kurtarırız."[6]   

 

C. Kurtuluş Sebebi: Zikir, Teşbih Ve Duâ
 

Kavminin îman etmemesi sebebiyle duyduğu üzüntü ve öf­ke yüzünden, Rabbinin iznini beklemeden tebliğine son verip kavminden ayrılması, Hz. Yunus (a.s.)'m başına böyle bir sıkıntı getirmişti. O, yaptığı işten büyük pişmanlık duyuyor ve bu yüz­den kendisini şiddetle kınıyordu. Hatâsını itiraf ederek Allah'a yalvarmış; duasını kabul eden Allah Teâlâ, onu yutan balığa, derhal onu sahile bırakmasını emretmişti. Âyetlerde bildirildiği­ne göre, Hz. Yunus (a.s.) çok ibâdet edenlerden ve Allah'ı çok zikredenlerden olmasaydı, balığın karnından kurtulması asla mümkün olmayacaktı. Ancak o, balığın karnında da Allah'ı ha­tırlayıp O'nu teşbih etti ve kendisini affetmesi için yalvardı. Su­çunu itiraf ederek, Allah'tan başka sığmak olmadığını söyledi. Duasını kabul eden Allah, balığa emrederek onu deniz sahilinde ağaçsız ve gölgesiz bir yere bırakmasını sağladı. Ayrıca o sırada hasta olduğundan, onu güneşten koruması ve yiyecek sağlaması İçin üzerine kabak cinsinden geniş yapraklı bitkiler bitirdi. Has­talıktan kurtulup güç ve kuvvetini yeniden kazanmasından son­ra ise onu tekrar kavmine davet için gönderdi. Hz. Yunus (a.s.), kavmine ulaştığında tahmin edemeyeceği sevindirici bir durumla karşılaştı. Çünkü küfürdeki inatları" dolayısıyla terk etmiş oldu­ğu nüfusları yüz bini aşan Ninovalilar, onun yokluğu sırasında yaşanan fevkalâde hadiselerden ibret almışlar, daha o dönme­den önce onun peygamberliğine îman edip davetini kabul etmiş­lerdi. Kur'ân-ı Kerim, onun başından geçenler ve onu sevindiren bu gelişme hakkında şu açıklamayı yapmaktadır:

"Şüphesiz, Yunus da gönderilen peygamberlerdendir. Bir zaman o, kaçıp dolu bir gemiye binmişti. Gemidekilerden bir kıs­mının atılması için kur'a çekilmişti de, O da denize atılanlardan olmuştu.Denize atılınca balık onu yutmuştu. O pişmanlık içindeydi. Eğer o, Allah'ı çok teşbih edenlerden olmasaydı, insanların tekrar diriîtileceği Kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı. Biz, onu balığın karnından hasta bir vaziyette çorak bir sahile attık. Özerine geniş yapraklı bir bitki bitirdik. Ve onu, nüfusu yüz bin hattâ daha fazla olan bir kavme peygamber olarak gönderdik. Onlar, Yunus'un davetini kabul edip iman ettiler. Biz de onlan bir vakte kadar nimetlerimizden yararlandırdık."[7]

Hz. Yunus (a.s.)'m balığın karnında kaldığı süre hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kaynaklarda 1 saat ile 40 gün arası süre­lerden bahsedilmiştir.[8]   

 

D. Yunus Kavminin İmanı
 

Ninovalılar, Hz. Yunus (a.s.)'m kendilerinden ayrılmasın­dan sonra, onun kendilerini tehdit etmiş olduğu azabın alâmet­lerini görmeye başlamışlardı. Bu fevkalâde olay karşısında Al­lah'ın birliğine ve Yunus'un peygamberliğine iman ederek, gel­mekte olan azabı kaldırması için Allah'a yalvarıp yakardılar. Yü­ce Allah, bir istisna olarak onların yeis halindeki bu imanını ka­bul etti. İnsanlık tarihinde ilk defa, bir kavmin yeis halindeki imânı geçerli sayılmış; Cenab-ı Hak, Yunus kavminin duasını kabul ederek onlardan azabı kaldırmıştı. Bu kavmin azap alâ­metlerini gördükleri sırada iman etmelerinin kendilerine faydalı olduğu ve imanlarının kabul edildiği, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle açıklanmıştır:

"Haklarında Rabbinin azap hükmü sabit olanlar, îman et­mezler. Onlara her türlü delil gelse de, can yakıcı azabı görünceye dek îmân etmezler. Heyhat o vakit îman edip de îmanları kendile­rine fayda vermiş bir memleket olsa idi? Ancak Yunus'un kavmi bundan müstesna; onlar bu durumda iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvayhk azabını kaldırdık ve onlan bir süre daha faydalandırdık.[9]

 

E. Hz. Yunus (A.S.)'ın Aceleciliği Bu Konuda Rasülullah (S.A.V.)'ın Uyarılması
 

Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e, davet husu­sunda Hz. Yunus (a.s.) gibi aceleci ve sabırsız olmaktan sakın­masını ve Mekke müşriklerinin eziyetlerine sabrederek tebliğ görevini ısrarla devam ettirmesini emretmiştir. Ona, kendisine iman etmediler diye kavmine kızıp aralarından ayrılan Hz. Yu­nus (a.s.)'m balığın karnında iken duyduğu pişmanlık ve üzüntüyü ve bu sıkıntıdan kurtulmak için yaptığı duayı hatır­latmıştır. İlâhî lütuf olmasaydı onun kınanmış bir durumda ka­lacağını; ancak suçunu itiraf edip samîmi bir şekilde tevbe etme­si sayesinde kurtulduğunu ve tekrar Allah'ın seçtiği sâlih kişi­lerden olduğunu haber vermiştir:

"Öyleyse Rabbinin hükmüne sabırla katlan ve öfkeye kapılıp da sonra (tzdırap içinde) haykıran balık sahibi (Yunus peygamber) gibi olma. Ona Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çorak bir yere atılmış olacaktı. Ancak Rabbi onu peygam­ber olarak seçti de onu sâlihlerden eyledi."[10]

 

F. Asurlular'ın Yıkılışı
 

Ninova halkı, azap alâmetlerini görünce iman etmiş ve bir istisna olarak helâktan kurtulmuştu. Ancak onlar, Hz. Yunus (a.s.)'m vefatından bir süre sonra yine doğru yoldan ayrıldılar. Giderek yozlaşan bu toplum, kendilerine gönderilen iki peygam­berin mesajına da kulak asmadı. Neticede M.Ö. 602 yılında Midyalılar, Babilliler'den de destek alarak Asurlular'a karşı şid­detli bir saldırıya geçtiler. Yenilen Asur ordusu başkent Ninova'da mahsur kaldı. Kuşatmanın ardından Midyalılar kaleye girip şehri yağma ve tahrip ettiler. Asur kralı ise, sarayını yakıp kendisi de içinde yanarak intihar etti. Ninova şehrinin kalıntıla­rı, bu yağma ve tahribin bâzı izlerini hâlâ taşımaktadır.[11]   

 

G. Yunus Kıssasından Bâzı Mesajlar
 

1. Sıkıntı Anında Allah'a Sığınma
 

Mü'minlerin, Hz. Yunus (a.s.)'m yaptığı gibi, darlık ve sı­kıntı anında Allah'a sığınması, aczini ve noksanlığını arz ederek O'ndan sıkıntının giderilmesini istemesi lâzımdır. Hz. Yunus (a.s.), balığın karnına düştüğünde, bu şekilde davranmış ve ne­ticede Allah tarafından affedilerek kurtarılmıştı. Allah Teâlâ, onu kurtardığını bildirdiği âyetin sonunda, "İşte biz, mü'minleri böyle­ce kurtarırız" diyerek, bu kurtuluşun aynı durumda kalan mü' minlerin tamamı için geçerli olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla bu âyet, Allah'ın emir ve yasaklarına uymak, O'na gerektiği şe­kilde ibâdet etmek ve O'na sığınmak şartıyla, mü'minlerin çeşitli gam ve kederlerden kurtarılacağına dair bir ilâhî vaaddir:

"Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ve teşbih ederim. Doğrusu ben zâlimlerden oldum!' Biz de duasını kabul edip onu sıkıntılardan kurtardık. İşte, mü'minleri böyle kurtarırız."[12]

Rasülullah (s.a.v.), Hz. Yunus (a.s.)'m bu duâsıyla ilgili ola­rak şöyle buyurmuştur:

"Herhangi bir Müslüman, herhangi bir hususta, Yunus'un bu duâsıyla Allah'a yalvarırsa, duası mutlaka kabul olunur. "[13]

Rasülullah (s.a.v.), şiddet ve sıkıntı anında yapılacak dua­nın önemi hakkında da amcazadesi İbn Abbas'a şöyle demiştir:

"Allah'ın emirlerine uy ve onlara sahip çık ki, O da seni ko­rusun. Allah'ın emirlerini uygulamaya devam et ki, şiddet ve sı­kıntı anında O'nun yardımını karşında bulasın. Genişlik zamanla­rında Allah'ı tanırsan O da darlık ve zorluk zamanlarında seni tanıyıp gözetir. Bir şey isteyecek olursan Allah'tan iste, bir yardım talebinde bulunacaksan Allah'ın yardımına başvur.[14]   

 

2. Davet Yolunda Sabır
 

Yunus kıssasından çıkarılan önemli diğer bir mesaj, tebliğ vazifesini yürütürken, çeşitli güçlüklere katlanmanın ve bu uğurda sabır zırhına bürünmenin şart oluşudur. Nitekim, Hz. Yunus (a.s.)'m, kavminden gördüğü kötülükler karşısında Al­lah'tan izinsiz hicrete çıkması, bir peygamber olarak kendisi için kusur sayılmış ve bu yüzden başına çeşitli sıkıntılar getirmiştir. Geçtiği gibi, onun bu durumu hatırlatılarak, Rasülullah (s.a.v.)' e onun gibi aceleci olmaması emredilmiştir. Ancak Hz. Yunus (a.s.)'m Allah tarafından bağışlanan bu davranışı, onun derece­sini düşürmez ve faziletini eksiltmez. Nitekim Sevgili Peygambe­rimiz (s.a.v.), böyle bir anlayışın yanlışlığına işaret etmiş ve şöyle buyurmuştur:

"Hiç bir kişi için, 'Ben muhakkak Yunus b. Mettâ'dan hayır­lıyım' demek uygun değildir."[15] 

 

 



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Hz. Yunus (a.s.)'m adının geçtiği âyetler şunlardır: Nisa süresi, 4/163; En'am süresi, 6/86; Yunus sûresi, 10/98; Sâffât sûresi, 37/139. O, Enbiya sûresi 21/87'de 'Zü'n-nûn", Kalem sûresi, 68/48'de "Sahibul-hûi" sıfatıyla zikredilmek­tedir.

[2] Buhârî, Enbiyâ, 24, 35.

[3] Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 550-551.

[4] Ibn Kesir, Kasasu'l-enbiyâ, 1, 335. Kur'a sebebi hakkında başka rivayetler de nakledilmiştir:

Bu rivayetlerden birine göre, gemi bir fırtınaya yakalanınca, bu fırtınanın, gemide efendisinden kaçmış bir kölenin bulunmasından kaynaklandığı, bu köle denize atılmadıkça fırtınanın dinmeyeceği söylenmiş, yolculardan hiçbiri köle ol­duğunu kabul etmeyince, onun kur'a ile belirlenmesi istenmiştir. Çekilen kur'a Hz. Yunus (a.s.)'a isabet etmiştir.

Başka bir rivayette de, geminin limandan hareket edemediği, bunun gemide bir suçlunun bulunmasına bağlandığı, suçluyu tespit için çekiien Kur'ânın Hz. Yunus (a.s.)'a isabet ettiği zikredilmiştir (bu rivayetler için bkz. Taberî, Tefsir, XXIII, 98; Salebi, 409}.

Kitab-ı Mukaddes'te Yunus kitabında İse özetle şu bilgi verilmiştir: Nineve'ye (Ninova) peygamber olarak gönderilen Yunus, daveti bırakıp Tarşiş'e kaçmak ni­yetiyle Yafa limanından bir gemiye biner. Korkunç bir fırtına çıkınca, bu fırtına­nın içlerinden biri yüzünden çıktığı söylenir ve bu şahıs kur'a ile belirlenir. Kur'ada çıkan Yunus, Rabbinin önünden kaçtığını, giderek şiddetlenen fırtınanın kendisi yüzünden çıktığını itiraf eder, kendisini denize atarlarsa duracağını söyler ve kendi isteğiyle denize atılır. Ardından deniz sakinleşir, Yunus ise bir balık ta­rafından yutulur ve üç gün sonra Allah'ın emriyle balık tarafından sahile atılır (Yunus Kitabı, 1/1-17).

[5] Müfessirler, Allah'ın Hz. Yunus (a.s.)'ı sıkıntıya sokmasının sebebi olarak, genellikle onun işlediği üç hatâdan bahsetmişlerdir:

a) Kavmine gönderilecek azabın vakti henüz Allah tarafından kesin olarak bildirilmemiş olduğu halde, alâmetlerine bakarak azabın vaktini bizzat tayin et­meye kalkışması.

b) Hiç bir peygamber, Allah'tan emir gelmeden hicret İçin kavmini terk etme­diği halde, azap vakti gelmeden önce sabırsız davranarak kavmini terk edip hicre­te çıkması.

c) Kavminden  azabın  kaldınlmasmdan   sonra  bile  kavmine  geri   dönmek istememesi (Mevdûdî, Tefhim, V, 46 )

Bu arada, îbn Abbas'tan, onun bu sırada peygamber olmadığı ve bu göreve balığın kamından kurtulduktan sonra getirildiğine dair bir rivayet nakledilmiştir. Saffât sûresinde kıssanın anlatılmasından sonra, "Ve onu biz, yüz bin veya daha fazla kişiye peygamber olarak gönderdik." ( Safi"ât, 37/147) buyurulması, bu gö­rüş için delil sayılmıştır (onun peygamberliğinin ne zaman başladığı hakkındaki görüşler için bkz. Salebi, 407; Taberi, Tefsir, XXIII, 104-105; Kurtubî, Tefsir, XV, 121-122; Şevkânî, Tefsir, IV, 410).

[6] Enbiyâ sûresi, 21/87.

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 551-553.

[7] Saffât sûresi, 37/139-148.

Kitab-ı Mukaddes'te, Hz. Yunus (a.s.)'ın kızgınlığı, azabın yaklaşması üzerine iman eden kavminin Allah tarafından affedilmesi dolayısıyla yalancı durumuna düşmesine bağlanmaktadır. Orada anlatılanlar özetle şöyledir: Balık tarafından sahüe atılan Hz. Yunus (a.s.), tekrar Ninova'ya gönderilir. Yunus halka 40 gün sonra Nİnova'nm yıkılacağını söyler. Bundan etkilenen halk iman edince Allah, onlardan azabı kaldırır. Azabın kaldırılması Hz. Yunus (a.s.)'m gücüne gider ve buna öfkelenir. Yalancı duruma düşmek yüzünden, kendisi için ölümün yaşa­maktan daha hayırlı olduğunu söyler ve şehirden ayrılıp şehir dışında bir gölgelik altına oturur. Onu üzüntüsünden kurtarmak isteyen Allah, üzerine gölge olsun diye bir asma kabağı bitirir. Yunus buna sevinir; ancak ertesi gün kabak kuru-yunca güneşte kalan Hz. Yunus (a.s.) sıcaktan baygın düşer ve tekrar ölümü is­ter. Bunun üzerine Allah, ona hitap ederek şöyle der: "Sen emeğini çekmediğin ve büyütmediğin asma kabağına acıyorsun. O kabak ki, bir gecede çıktı ve bir gece­de yok oldu. Ya ben Ninova için, o büyük şehir için acımayayım mı? O şehir ki, orada sağını ve solunu seçemeyen yüzyîrmibinden ziyâde insan, birçok da hay­van var." (Yunus Kitabı, 2/1-10; 3/1-10; 4/1-11).

Görüldüğü gibi Kitab-ı Mukaddes'teki bu bilgilerden bir kısmı ya Kur'ân-i Kerim'de yoktur veya farktı olarak aktarılmıştır. Kur'ân'da olmayan bilgiler, ge­nellikle bir peygambere yakışmayacak türdendir ve İnsanlar tarafından uydurul­duğu açıktır. Meselâ, bir peygamberin, kavminin affedilmesine üzülmesi düşünülemez. Kur'ân'dan farklı anlatımlar da, bu eserlerdeki tahrifatı göstermek­tedir. Kur'ân, kabağın Hz. Yunus (a.s.)'ın balık tarafından hasta bir şekilde sahile atılması esnasında ona bir lütuf olarak bitirildiğini söylerken, Kitab-ı Mukaddes bunu kavminin affedilmesinden sonrasına erteler ve Yunus'un işin mâhiyetini kavramasını sağlayacak bir örnek vermek maksadıyla bitirildiğini belirtir.

[8] Taberî, Tefsir, XXIII, 101; Kurtubî, Tefsir, XV, 123; îbn Kesir, Kasasul-enbiyü, I, 336.

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları:553-554.

[9] Yunus süresi, 10/98. Yeis hâlindeki imanın geçerliliği hususunda bu kavmin bir İstisna teşkil ettiğini açıklayan bu âyetler, azap alâmetlerini görünce îman eden tek kavmin Yunus kavmi olduğu şeklinde de yorumlanmıştır (Bu konudaki gö­rüşler için bkz. Nehhas, Tefsir, III, 318; İbnül-Cevzi, Tefsir, IV, 66; Ateş, Çağdaş Tefsir, IV, 253).

Mevdûdî, bu kavmin yeis halindeki imanının istisna olarak kabul edilme sebebinin, Hz. Yunus (a.s.)'m hicrete izin verilmeden onlardan ayrılması olduğu­nu ve onun bu davranışının Allah'ın adaleti gereği onlara verilecek cezayı ortadan kaldırdığım söyler. Buna göre, onun erken ayrılması, bu kavmin cezaya çarptı­rılması için gereken şartların tamamlanmasını engellemiş olmaktadır {Tefhim, II, 364).

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 555.

[10] Kalem süresi, 68/ 48-50.

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 556.

[11] Mevdûdî, Hz. Peygamber'in Hayatı, I, 480.

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 556.

[12] Enbiyâ sûresi, 21/87-88. Hz. Yunus (a.s.)'m âyetteki duası, Arapça olarak şöyle­dir: "La İlahe illâ erite sübhâneke innîküntü mine'z-zâlimîn."

[13] Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 170; Tirmizî, Deavât, 82.

[14] Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307.

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 557.

[15] Buhârî, Enbiyâ, 24, 35.

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 558.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hz-yunus-as-t19674.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Cennet Hangi Annelerin Ayakları Altındadır Ah O Eller var ya ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.084 saniyede oluşturulmuştur


Hz. Yunus (a.s.)Güncelleme Tarihi: 14/10/19, 09:46 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim