Hz. Zekeriyâ (a.s.) - Peygamberler Tarihi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.049 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.590 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Hz. Zekeriyâ (a.s.), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1804 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Hz. Zekeriyâ (a.s.)}   Okunma sayısı 1804 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Hz. Zekeriyâ (a.s.)
« : 13/03/10, 20:46 »
Kur'ân-ı Kerim'de tanıtılan Benî İsrail peygamberlerinden olan Hz. Zekeriyâ (a.s.), Hz. İsa (a.s.)'ın teyzesinin kocasıdır. Öm­rünü Allah'a davet yolunda ve Mescid-i Aksâ'ya hizmet ile geçir­miş, bu arada Hz. Meryem'in bakımını üslenmiştir.

İbn İshak ve diğer tarihçilerin naklettiğine göre, İsrailoğul-lan'nin Bâbil'den Filistin ve Suriye'ye dönüşleri ve işlerinin yolu­na girmesinin ardından, Cenab-ı Hak, onlara bâzı peygamberler göndermiştir. Ancak İsrailoğulları, bu peygamberlere düşman kesilmişler ve onları yalanlamışlar; hattâ içlerinden bâzılarını öldürmüşlerdir. Allah Teâlâ'nm İsrailoğulları içinden son pey­gamberler olarak Hz. Zekeriyâ (a.s.), Hz. Yahya (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)'ı göndermesine kadar böyle devam etmiştir.[1] Kur'ân-ı Ke­rim'de de bu hususa işaret edilerek şöyle buyrulmakta-dır:

"Andolsun ki, Musa'ya o kitabı verdik. Ve ondan sonra birbi­ri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık mucizeler verdik. Ve onu Ruhülkudüs ile te'yid ettik. Ey Yahudiler! Her peygamber size, nefislerinizin istemediği şeyleri getirdiği za­man, büyüklük taslayıp, bir kısmını yalanlıyor, bir kısmını da öl­dürüyor musunuz? 'Kalplerimiz perdelenmiştir' dediler. Hayır, Allah, onlan inkârlarından dolayı lânetlemiştir. Ne de az iman ederler. "[2]

Hz. Süleyman (a.s.) neslinden olan Hz. Zekeriyâ (a.s.)'m babasının adı Berahya'dır. Kaynaklar, Filistin'in Roma İmpara-torluğu'nun bir eyâleti olduğu dönemde Kudüs'te yaşayan Hz. Zekeriyâ (a.s.)'m doğumu ve gençlik yıllan hakkında bilgi ver­memişlerdir. Fâkur kızı İyşâ (Elizabet) adındaki bir kadınla evle­nen ve Rasülullah (s.a.v.)'in bildirdiğine göre geçimini marangoz­lukla sağlayan Hz. Zekeriyâ (a.s.),[3] Cenab-ı Hak tarafından pey-gamber olarak görevlendirilmiştir:

"Zekeriyâ, Yahya, îsa ve îlyas'ı da hidâyete erdirdik. Hepsi de sâlih kullanmızdandı.[4]

Hz. Zekeriyâ, Beytülmakdis/Mescid-i Aksâ'nm imamlığını yürütüyordu.  Bu  görevi  sırasında,  baldızı  Hanne'nin Mescid-i Aksâ'nm hizmetine adadığı kızı Hz. Meryem'i himayesine aldı. Kur'ân-ı Kerim'de, Peygamberimiz (s.a.v.)'e hitaben, Hz. Mer­yem'in din adamlarından hangisine bırakılacağı hususunda çe­kilen kur'aya işaret edilerek şöyle denilmektedir:

"Bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir: Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerim atarlarken sen yanlarında değildin, tartışırlarken de orada bulunmadın.[5]

Hz. Zekeriyâ (a.s.), Hz. Meryem'i böylece mâbedde iyi bir şekilde yetiştirdi. Ona büyük değer verip, yetişmesine büyük itina gösterdi. Rahat bir şekilde İbâdet edebilmesi için ona ayn bir oda, bir mihrap tahsis etmişti. Onun mihrabına[6] her girişin­de, yanında çeşitli yiyecek maddeleri görür, ona bunların nere­den geldiğini sorardı. Hz. Meryem ise, bunların Allah tarafından gönderildiğini söylerdi:

"Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir surette kabul buyurdu. Ve onu güzel bir surette yetiştirdi. Onu, Zekeriyâ'nın himayesine bı­raktı. Zekeriyâ mihraba onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. 'Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?' diye so­rardı, O da: 'Bu, Allah'ın katındandır.' cevabını verirdi. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız nzıklandırır.[7]

Hz. Meryem'i himayesine alan Hz. Zekeriyâ (a.s.). kendisi de bir çocuk sahibi olmayı çok istiyor, bunun için sürekli Allah'a yalvarıyordu. Evliliğinin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağ­men, hanımının kısırlığı yüzünden bir türlü çocuk sahibi olama­sa da duadan vazgeçmiyordu. Allah'tan kendisine dâvasını yürü­tecek sâlih bir evlât vermesini istemeye devam etti. Her şeye ka­dir olan Allah'tan ümidini kesmedi, Kısır olan hanımı gibi kendi­si de çok yaşlandığı halde, bu duasını dilinden düşürmüyor, kendisine hayırlı halef olacak bir çocuk istiyordu. Bu arada Hz. Meryem'i himayesine alması ondaki bu çocuk özlemini daha da artırmıştı. Rivayete göre, Hz. Meryem'e mevsimleri dışında lütfedilen çeşitli meyveler, ona Cenab-ı Hakk'ın sonsuz kudretini tek­rar hatırlatmış, Allah'ın kendilerine her halükârda bir çocuk vermeye muktedir olduğunu düşündürerek ondaki çocuk ümi­dini daha da artırmıştı.

Hz. Meryem'e çeşitli rızklar gönderen Allah'ın, istediği takdirde kendisine de bir çocuk lütfedeceğinden şüphesi yoktu. Çok yaşlanmış olduğu halde, ailesini temsil ede­bilecek hayırlı bir evlât istiyor, duasını ısrarla devam ettiriyordu. Nihayet Cenab-ı Hak, beklediği müjdeyi ona namaz kılmakta olduğu bir sırada ulaştırdı. Gönderdiği melek vasıtasıyla, kendi­sine iffet sahibi, efendi ve sâlihlerden bir oğul vereceğini ve onu ileride peygamber yapacağını müjdeledi. Beklenen bu müjde, ısrarla bir çocuk vermesi için Allah'a yalvarmasına rağmen, Hz. Zekeriyâ (a.s.)'ı yine de hayrete düşürmüştü.

Çünkü, hanımının kısırlığı yanında, her ikisi de rivayetlere göre 90 yaşını aşmış bulunuyorlardı. Bu yüzden tereddüdünü gidermek için Cenab-ı Hak'tan kendisine çocuğu olacağını gösteren bir alâmet verme­sini istedi. Ona delil olarak, üç gün boyunca insanlarla konuşa­mayacağı, bu süre boyunca onlarla ancak işaretle anlaşabileceği bildirildi ve bu süre içinde zikir ve teşbihle meşgul olması emre­dildi:

"Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir surette kabul buyurdu. Ve onu güzel bir surette yetiştirdi Onu Zekeriyâ'nın himayesine bı­raktı. Zekeriyâ mihraba onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. 'Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?' diye so­rardı. O da' Bu, Allah'ın katındandır.' cevabını verirdi. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır. îşte orada Zekeriyâ Rabbine duâ etti: 'Ya Rab! Bana kendi katından temiz bir nesil bahşet; şüphesiz sen duayı işitirsin! '

Zekeriyâ Mâbed'de namaz kılarken melekler ona seslendi­ler: 'Allah sana kendi emriyle vücut bulan İsa'yı tasdik eden, efendi, iffetli ve sdlihlerden bir peygamber olan Yahya'yı müjde­ler. ' Zekeriyâ şöyle dedi: 'Ya Rab! Ben artık iyice kocamış, kanm da kısırken nasıl oğlum olabilir?' Allah, 'Bu böyledir, Allah diledi­ğini yapar.' dedi.

Zekeriyâ, 'Ya Rab! Bana bir alâmet ver.' dedi. Allah, 'Alâme­tin, üç gün, işaretle anlaşma dışında insanlarla konuşmamandır.

Rabbini çokça an, akşam sabah O'nu teşbih et' dedi.[8]

Allah Teâlâ, hiç bir kimse fazlından ve rahmetinden ümit kesmesin diye, Peygamberimiz (s.a.v)'e, ashabına Hz. Zekeriyâ (a.s.)'ın kıssasını anlatmasını emretmişti. Çünkü onun başından geçenler, en olumsuz şartlar içinde dahi Allah'tan ümit kesil­memesi gerektiğini, Allah'ın yardımı geldiğinde de, en zor şeyle­rin hemen oluverdiğini açıkça gösteriyordu. Çünkü Hz. Zekeri-yâ (a.s.) çok yaşlı, hanımı da onun gibi yaşlı ve üstelik kısır olduğu halde, Allah onlara nur topu gibi bir oğul ihsan etmişti:

"Ey Muhammedi Bu, Rabbinin kulu Zekeriyâ'ya olan rahme­tini anmadır. Hani bir vakit, Zekeriyâ Rabbine içinden gizlice yal­varmış, şöyle demişti: 'Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim, ben sana ne duâ etmişsem, bedbaht ve mahrum olmadım. Doğrusu ben, benden sonra yerime geçecek ya­kınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğulla­rına mirasçı olsun. Rabbim! onu, nzanı kazananlardan eyle"

Allah, 'Ey Zekeriyâ! Sana, Yahya isminde bir oğul müjdeli­yoruz. Bu ismi daha önce kimseye vermemiştik.' buyurdu. Zekeriyâ, 'Rabbim! Karun kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?' dedi. Allah, 'Rabbin böyle buyurdu. Bu, ba­na kolaydır, nitekim daha önce sen hiç bir şey değilken seni yaratmıştım.' dedi.

Zekeriyâ, 'Rabbim! Öyleyse çocuğumun olacağına dair bana bir alâmet ver!' dedi. Allah, 'Senin alâmetin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşmamandır.' bu­yurdu. Zekeriyâ bunun üzerine Mâbed'den çıkıp kavmine, 'Sabah akşam Allah'ı teşbih edin!' diye işarette bulundu.[9]

Yüce Allah, sevgili Rasülü Hz. Zekeriyâ {a.s.)'in duasını ka­bul ettiğini, kendisine ihlâs ile itaat eden ve ümidini yitirmeksi­zin yakarışlarını devam ettiren bu sevgili kulunun eşini doğum yapacak hale getirerek onlara erkek bir çocuk lütfettiğini bir başka yerde şöyle açıklamaktadır:

"Zekeriyâ'yı da hatırla! O, bir vakit Rabbine, 'Rabbim! Beni evlâtsız tek başıma bırakma. Sen vârislerin en hayırlısısın.' diye nida etmişti. Biz de duasını kabul ederek, ona Yahya'yı bahşet­miş, eşini ıslah edip doğum yapacak hâle getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yanşıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıyor-lardı. Bize, huşu ile itaat ederlerdi."[10]   

 

Hz. Zekeriyâ (A.S.)'In Şehadeti
 

Hz. Zekeriyâ (a.s.)'ın, oğlu Yahya'nın doğumundan sonraki yıllarını nasıl geçirdiğine dâir pek bilgi yoktur. Kendisi gibi pey­gamber olarak görevlendirilen oğlu Hz. Yahya (a.s.)'m bu görev dolayısıyla öldürülmesi, şüphesiz bu ihtiyar babayı çok üzmüş olmalıdır. Bu katillerin kendisini de öldüreceğini bilen Hz. Zekeriyâ (a.s.), bu üzüntüyle şehirden kaçmış, Mescid-i Aksâ'nm yakınındaki bir bahçeye sığınarak, ikiye ayrılmış bir ağacın ko­vuğuna gizlenmişti. Rivayete göre, şeytanın ihbarı sonucu onun gizlendiği ağaca gelen düşmanları, ağacı kesmek suretiyle onu şehid ettiler.[11] Yine sevgilisinin isteğini geri çeviremeyen Kral Hirodes tarafından önce hapse atıldığı sonra başının kestirildiği de söylenmektedir.[12] Onun şehâdeti, Hz.İsa (a.s.)'m refinden 2,5 yıl önce vuku bulmuştur. [13]


 



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Salebi, 370.

[2] Bakara sûresi, 2/87-88.

[3] Müslim, Fezâİl, 45; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 296.

[4] En'am sûresi, 6/85.

[5] Âl-i Imrân sûresi, 3/44.

[6] Söylendiğine göre, Hz. Zekeriyâ (a.s.), Beytülmakdis'de Hz. Meryem için bir mihrap yani merdivenle çıkılan bir oda yapmıştı. O, her gün oraya Meryem için yiyecek ve içecek götürürdü; oraya ondan başkası çıkamazdı (Salebi, 373}. Buranın bir mescid olduğu da söylenmiştir.

[7] Âl-i imrân sûresi, 3/37.  Hz.Meryem'e verilen bu yiyecek maddeleri hakkındaki görüşlere, onunla ilgili bölümde işaret edilecektir.

[8] Âl-i İmrân sûresi, 3/37-41. Luka incilinde, Kur'ân'da verilen bu bilgilere çok yakın bir anlatım vardır: Orada bildirildiğine göre, Hz. Zekeriyâ (a.s.), kahinlik hizmeti sırası ailesine geçince, âdet üzere Mâbed'e girip buhur yakmak ister. Ce­mâatin buhur saatinde dışarıda dua etmekte olduğu bir sırada mabede giren bir melek, buhur mezbahınm sağında görünür. Kendisinden korkan Hz. Zekeriyâ (a.s.)'a, duasının Rabbi tarafından kabul edildiği, karısı Elizabet'in bir oğul doğu­racağı müjdesini verir ve oğluna Yahya adını vermesini söyler. Onun doğmasın­dan sonra sevineceğini, halkın bir kısmının da bu doğumdan memnun kalacağı­nı, doğacak çocuğun Rabbin gözünde büyük olacağını, şarap ve içki içmeyeceğini ve daha anasının karnında Ruhülkudüs ile dolu olacağını haber verir. İsrail oğullan'ndan birçoğunu Rabbin yoluna çevireceğini söyler. Hz. Zekeriyâ (a.s.)'m kendisinin ve karısının yaşlılığını hatırlatarak, bunların olacağına dair bir alâmet istemesi üzerine, Cebrail olduğunu açıklayan bu melek, verdiği haberlere inanmadığını ve bu yüzden ceza olarak, bu olayların meydana gelmesine kadar dilinin tutulacağını söyler. Bu sırada mâbedden çıkan Hz. Zekeriyâ (a.s.), içeride kalışının uzamasından hayrete düşen halka bir şey söyleyemez. Bunun üzerine halk, onun içerde bir rü'yet gördüğünü anlar (Luka, 1/5-23).

[9] Meryem sûresi, 19/2-11.

[10] Enbiyâ sûresi, 21/89-90.

Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 566-570.

[11] Salebi, 380 -381.

[12] Mevdûdî, Tefhim, I, 478.

[13] Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları:  570.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/hz-zekeriya-as-t19676.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sabrın Hakikatı Vee ve ve.. Beklenen gün.. (: ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.576 saniyede oluşturulmuştur


Hz. Zekeriyâ (a.s.)Güncelleme Tarihi: 14/10/19, 11:00 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim