İbn Kayyim El Cevziyye-zadu'l Mead (ders Notları) - Fahr-i Kainat Efendimiz H.Z MUHAMMED (s.a.v)
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.638 yorum yapıldı. Bugün 2 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22908 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İbn Kayyim El Cevziyye-zadu'l Mead (ders Notları), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2146 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İbn Kayyim El Cevziyye-zadu'l Mead (ders Notları)}   Okunma sayısı 2146 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Hamd alemlerin Rabbi Allah’a dır. Cennet ancak O’na yakınlıkla sağlanır. Kalbin olgunlaşması ve kurtuluşa ermesi yalnızca O’na karşı ihlaslı olmak ve O’nu sevgide birlemekle elde edilir. Yaratıkları sayısınca, kendi hoşnutluğunca, Arş’ının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi çokluğunca O’na hamd… O’nun ne zatında ne fiillerinde, ne de sıfatlarında bir benzeri vardır. Allah yüceler yücesidir. Allah’a çokça hamd ü senalar… sabah akşam Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim. Gökler ile gökteki melekler ; yıldızlar ile yörüngeleri ; yeryüzü sakinleri ; denizler ile içindeki balıklar ; yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar, tepeler, ovalar, her ölü ve diri o’nu tesbih eder. “ Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar içinde bulunanlar O’nu tesbih eder. O’na hamdederek tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu o halimdir, bağışlayandır.” İsra 44

“Tanıklık ederim ki Allah birdir. O’nun ortağı yoktur.” Sözüyle yer ve gökler ayakta durmaktadır. Bütün yaratılmışlar bunun için yaratılmıştır. Bunun için Allah Teala peygamberlerini gönderdi , kitaplarını indirdi ve kanunlarını koydu. Şu iki soru sorulmadan kulun ayakları Allah’ın huzurundan ayrılmayacaktır. 1 - Neye kulluk ediyordunuz 2 - Peygamberlere ne cevap verdiniz.

Tanıklık ederim ki H.z. Muhammed  şüphesiz o’nun kulu ve rasulüdür. Vahyini güvenip teslim ettiği, yarattıkları arasından seçtiği, kendisi ile kulları arasında elçisidir. Sağlam bir din ve dosdoğru bir yol ile gönderilmiştir. Allah O’nu alemlere bir rahmet, Allah’tan korkanlara bir lider olarak göndermiştir. İnsanlara O’na itaat ve yardım etmelerini, saygı göstermelerini, O’nu sevmelerini, O’nun haklarını gözetmelerini farz kılmıştır. Cennetin yollarını kapamış ve O’nun yolundan gelmeyen hiç kimseye yolların açılmayacağını belirtmiştir.

“Şeref ve üstünlük Allah’ın Peygamberlerinin ve inananlarınındır.” Münafikun 8


Allah Teala iki cihan saadetini ona uymaya ve iki cihan bedbahtlığını da ona karşı gelmeye bağladı. Hidayet – emniyet, felah ve izzet , kifayet ve zafer , yakınlık ve destek , dünya ve ahirette iyi yaşam onun yolundan gidenlerin ; zillet ve alçaklık , korku va sapıklık , hem dünyada hem de ahirette rüsvaylık ona karşı gelenlerindir.

H.z. Muhammed  ( s.a.v.) bir hadisinde buyurur ki : “Herhangi biriniz beni çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.”

Allah Teala ve Peygamberi bir hüküm verdimi o hükmün haricinde inanmış bir kimsenin tercihte bulunması söz konusu değildir.

Şüphesiz Allah Teala yaratma ve yaratıkları arasından beğenip seçme konularında tektir. O şöyle buyurur.

“Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.” Kasas 68

“ Bu Kur’an, iki şehrin birinde ki büyük adama indirilmeli değimliydi? Dediler. Zuhruf 31

Görüldüğü üzere Allah Teala, onların kendisine karşı seçimde bulunmalarını tanımamış ve haber vermiştir ki onlar için böyle bir hak yoktur. İnsanları dereceler bakımından üstün kılan, aralarında, aralarında geçimlikleri ve tercih derecelerini taksim eden de Allah’dır. Nitekim Allah’u Teala “ onlara bir ayet geldiği zaman : ‘Allah’ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız derler. Allah, elçilik görevini nereye ( kime ) vereceğini daha iyi bilir.” Enam 124 yani Allah peygamberlik ve elçilik vazifesi için kimi seçeceğini en iyi bilendir.


PEYGAMBERLERE OLAN İHTİYAÇ

Buraya kadar olan anlatımda asıl olarak Peygamber ve onun getirdiklerini tanımaya, haber verdiği hususlarda onu tasdik etmeye ve emrettiği konularda ona uymaya zorunlu olunduğunu anlamış olduk.
Hem dünyada hem de ahirette kurtuluş ve mutluluğun yolu ancak Peygamberlere imandan geçer.
Allah Teala insanı yaratmış ve O’na nasıl yaşaması gerektiği hususunda kanunlar koymuştur. Ve kurtuluşun ancak bu kanunlara uyma ile mümkün olacağını bildirmiştir.
Peygamberler göndererek bu kanunların nasıl ve ne şekilde olacağını bizlere Peygamberleri vasıtasıyla öğretmiştir.
Davranışların, sözlerin, huyların, iyi olanları onların sünnetleridir. Ölçüm işini yapan terazi onlardır.
Peygamberler olmadan doğru yol bulmak mümkün değildir.


H.Z. Muhammed ’in ( s.a.v.) nesebi

H.Z. Peygamber (s.a.) kayıtsız şartsız yeryüzü halkının neseb yönünden en hayırlısıdır. Nesebinin şerefi en yüksek doruk noktasındadır. Buna düşmanları bile şahitlik ederdi. Hatta Ebo Süfyan, Bizans hükümdarının huzurunda şu şekilde tanıklıkta bulunmuştu. En şerefli kavim onun kavmi, en şerefli kabile onun kabilesi ve en şerefli aile onun ailesidir.

Soy kütüğü şöyledir : Muhammed  – Abdullah – abdülmüttalib – Haşim – Abdümenaf – Kusay – Kilab – Mürra – Ka’b – Lüey – Galib – Fihr – Malik – en – Nadr – Kinane – Huzeyme – Müdrike – İlyas – Mudar – Nizar – Mead – Adnan.

Buraya kadar olan kısmı doğru olarak bilinmekte ve bu konuda neseb uzmanları arasında görüş birliği sağlanmış olup asla ihtilaf bulunmamaktadır. Adnan dan sonra ihtilaf edilmiş olup alimlerce söylenen onunda babası H.z. İsmail dir.

H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) in Mekke merkezinde Fil hadisesinin cereyan ettiği sene doğduğunda hiç ihtilaf yoktur. Babası Abdullah H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) in ana rahminde iken mi yoksa doğduktan sonra mı vefat ettiği ihtilaflıdır. Annesi yedi yaşında iken vefat ettiğinde ihtilaf yoktur. Bakımını dedesi Abdülmüttalip üstlendi. Dedesi vefat ettiğinde Resulullah sekiz yaşında idi. Sonra bakımını amcası Ebu Talip üstlendi. Amcası onu on iki yaşındayken Şam yolculuğuna çıkardı. İşte bu gidişte Rahip Bahira onu gördü ve Yahudilerden bir zarar gelir diye onu Şam’a götürmemesini söyledi. Bunun üzerine amcası onu yanına birini vererek Mekke’ye gönderdi. Bu yaştan itibaren 25 yaşına kadar hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.

Yirmi beş yaşına varınca bir ticaret kervanı ile Şam yolculuğuna çıktı. Busra denilen yere kadar gidip geri döndü. Döndükten sonra kırk yaşında bulunan ve dul olan H.Z. Hatice ile evlendi. O evlendiği ilk kadın idi ve ilk ölen hanımı idi. Onun üzerine başka birini nikahlamamıştır. Cebrail , Rabbinden ona selam getirdiğini söylemesini H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) e emretti. ( Buhari )

Allah Teala H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) e mağarada halvete çekilmeyi sevdirdi. Hira mağarasında halvete çekilir, orada ibadet ederdi. ( Buhari ) Putlardan ve toplumunun dininden nefret ederdi.

Tam kırık yaşına vardığında peygamberlik nuru parıldadı. Allah Teala ona elçiliği görevini lutfetti. O na seçkin bir şeref ve saygınlık kazandırdı. Peygamberlik ile görevlendirilmenin günü Pazartesi olduğundan şüphe yoktur. Ancak Kur’an ne zaman inmeye başlamıştır bunun hakkında ihtilaflar vardır. Kimi alim Recep ayı derken kimi de Ramazan ayı olduğunu söyler.



VAHYİN GELİŞ ŞEKİLLERİ

1-Sadık rüya
2-H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) görmeden onun zihnine ve kalbine yerleşirdi.
3-H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) e bir insan suretinde melek gelir o sırada sahabe meleği görürdü.
4-Zil sesi şeklinde gelirdi ki, bu şekli H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) e en ağır geleniydi. Melek O’na iyice sokulur, öyle ki alnından ter boşanırdı. Hatta deve üzerinde ise deve yere çökerdi.
5-H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) meleği yaratıldığı asıl suretinde görür, melek Allah Tealanın vahyedilmesini istediği ayetleri ona vahyederdi.
6-Göklerin üstünde iken Allah’ın, Miraç gecesi O’na namazın farz kılınması ve benzeri hususları vahyettiği şekil.
7-Allah Tealanın direk olarak kendisiyle konuşması.


SÜT ANNELERİ

Ebu Leheb’ in cariyesi Süveybe H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) i günlerce emzirdi. Amcası H.z. Hamza yı da aynı kadın emzirdi. Sonra O’nu Halime emzirdi.

DADILARI

1-Annesi Amine
2-Süveybe
3-Halime
4-Halimenin kızı Şeyma. Aynı zamanda süt kardeşidir. Annesi ile birlikte dadılık yapardı.
5-Habeşli saygın ve faziletli hanım Ümmü Eymen Bereke. H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) daha sonra onu Zeyd b.Harise ile evlendirdi.


PEYGAMBER OLUŞU VE İLK VAHİY

Allah Teala O’nu kırk yaşının başında peygamber olarak gönderdi. Bu yaş olgunluk yaşıdır.

Allah Rasülünün ( s.a.v.) peygamberliği ilk olarak rüya şeklinde başladı. Gördüğü her rüya sabah aydınlığı gibi gün yüzüne çıkardı. Sonra Hira mağarasında bulunduğu bir sırada Melek geldi ve “ Yaratan Rabbinin adıyla oku” diye başlayan Alak suresinin ilk ayetleridir.
H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) in Melek ilk geldiğinde “ Ben okuma bilmem” sözü O’nun okumasının olmadığının kanıtıdır. Resulullah ( s.a.v.) eve dönüp beni hemen örtün dedikten sonra Allah Teala “Ey bürünen kalk ta uyar” Müddessir ayetini indirdi.

Davetin aşamaları

1-Peygamberlik
2-Yakın akrabalarını uyarması
3-Kavmini uyarması
4-Bütün Arap milletini uyarması
5-Kıyamete kadar davetin ulaşmadığı bütün cinleri ve insanları uyarması

Bundan sonra H.z. Peygamber ( s.a.v.) üç sene insanları Allah Teala ya davet ederek bekledi. Sonra “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ve müşriklerden yüz çevir” Hicr 94 Ayeti inince davetini herkese ilan etti.

Birinci Hicret ve ikinci Hicret

Müslümanlar çoğalıp kafirler onlardan korkmaya başlayınca H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) e yaptıkları eza ve Müslümanlara verdikleri işkence şiddetini arttırdı. Bunun üzerine Allah rasülü ( s.a.v.) Müslümanların Habeşiştan’a hicret etmelerine izin verdi. 12 erkek, 4 kadın, hicret etti. Aralarında H.z. Osman hanımı ve Allah Rasülünün kızı olan Rukiyye de vardı. Daha sonra Kureyş’in Müslüman olduğu haberi kendilerine gelince geri döndüler ancak Mekke’ ye yaklaştıklarında bu haberin yalan olduğu haberi geldi. Bunun üzerine bir kısmı geri dönerken bir kısmı da Mekke’ye girdi. Mekke ye girdiklerinde daha şiddetli bir eziyet ile karşılaştılar.
Sonra H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) Müslümanlara ikinci kez hicret izni verdi. 83 erkek ve 18 kadın vardı. Ve Necaşinin yanına yerleştiler. Bu durum Kureyş’e ulaşınca derhal harekete geçip Necaşiye bir heyet gönderdiler. Ancak gittiklerinde Necaşinin Müslümanlardan yana tavır alması onları çok kötü bozdu. Bunun üzerine Kureyş lilerin Allah Rasulüne karşı eziyetleri daha da artmıştı. O’nu ve Ailesini Ebu Talib’in vadisinde üç sene bir rivayet iki sene kuşatma altında tuttular. Bu kuşatmadan birkaç ay sonra Ebu Talib 87 yaşında öldü. Ebu Talib’in ölümü üzerine Kureyş’liler eziyetlerine daha da ağırlık verdiler. Bundan çok kısa bir zaman sonra hanımı H.z. Hatice vefat etti. Eziyetler sırasında Resulullah ( s.a.v.) Taif’e giderek oradaki akrabalarına davette bulundu. Yol kenarlarına sıra sıra olup taşladılar ve yurtlarından kovdular. Öyle ki topuklarına kadar kana bulandı. Mekke’ ye dönmek üzere yola koyuldu yolda giderken Nahle denilen yerde Nasib’in halkından yedi kişilik bir cin grubu kendisine geldi. Bu grup Kur’an dinleyip Müslüman oldular. Mekke’ye dönerken Allah Teala kendisine Cebrail’i göndererek şayet isterse Mekke nin iki büyük dağını onların üzerine geçirmeyi emretmiş ancak H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) “ Hayır onlara yumuşak davranılmasını, mühlet tanınmasını istiyorum. Belki Allah, onların sulblerinden kendisine ibadet edecek ve O’na hiçbir şeyi ortak tutmayacak kimseler çıkaracaktır.” Demişti. Yolda giderken şu duayı yapmıştır. “Allah’ım Gücümün zayıflığından, çaresizliğimden sana yakınıyorum…”

Daha sonra H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) Mut’im b.Adiy’in yardımıyla Mekke ye girdi.

Bu sırada Miraç olayı vukuu buldu. Burada beş vakit namaz farz kılındı.

1. AKABE ve 2. AKABE

Mekke de kaldığı süre içerisinde kabileleri Allah Teala’ya davet ediyor ve kendisini her hac mevsiminde onlara arz ediyor ancak hiçbir kimse O’nun bu çağrısına yanaşmıyordu. Allah Teala bu işi Ensar’a bir şeref olarak sakladı. Ensar’ı kendisine gönderdi. H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) hac mevsiminde bir rivayet altı bir rivayet sekiz kişilik bir grubun yanına yaklaştı. Mina da Akabe denilen yerde başlarını traş ediyorlardı. Yanlarına oturdu onları Allah’a davet etti ve onlara Kur’an okudu. Onlarda Allah Rasülünün davetini kabul edip Medine’ye döndüler. Kavimlerini islam’a davet ettiler. Aralarında İslam yayıldı. Allah Rasülünün adı geçmeyen Ensar evi kalmadı. Medine’ de ilk defa içinde Kur’an okunan mescid Züraykoğulları Mescididir.

Ertesi sene 12 erkekten oluşan bir Ensar grubu geldi. Akabede gelecek sene buluşmak üzere Allah Rasülüne biat ettiler. Sonra Medine ye döndüler. Ertesi yıl 73 erkek, 2 kadın H.Z. Muhammed  ( s.a.v.) e geldiler. Allah Rasülünü ( s.a.v.) kadınlarını, çocuklarını ve kendilerini korudukları şeylerden O’nu da korumak üzere biat ettiler. H.z. Muhammed  ( s.a.v.) sahabenin Medine’ye hicret etmelerine izin verdi. Medine’ye ilk gönderdiği Mus’ab b.Umeyr olmuştur. Hicret başlayıp sahabe Medine’ye geldikçe Ensar evlerini açıyor onları konuk ediyordu. Böylece İslam Medine’ye yayıldı. En son olarak Allah Teala H.z. Peygamber’in ( s.a.v.) in hicretine izin verdi. Yaşı 53 idi. Beraberinde Ebu Bekir es Sıdık vardı. Medine’ye ulaşınca Kuba denilen yerde Amr b. Avf oğullarının konuğu oldu. Orada 14 gün kaldı ve Kuba mescidinin tesisini yaptı. Daha sonra yola koyuldu ve salim oğullarına vardığında Cuma namazının vakti girmişti. Orada bulunan yüz Müslüman’la beraber Cuma namazı kıldırdı. Daha sonra Medine’ye giren Resulullah ( s.a.v.) çok büyük bir coşkuyla karşılandı. Burada Mescid’i Nebevi’nin inşaatına başladı. Ebu Eyyub el- Ensari’ nin evinde yedi ay kaldı. Daha sonra mescide yerleşti.

Habeşiştan’da ki arkadaşlarına hicret haberi ulaştığında otuz üçü geri döndü. Geri kalanlar ise Hayber savaşından sonra bir gemi ile hicret ettiler.

ÇOCUKLARI

1- İlk çocuğu Kasım’dır. Hayvana binecek çağa gelinceye kadar yaşadığı söylenmektedir. Ancak daha çocukken vefat etmiştir.
2- Sonra Zeyneb dünyaya gelmiştir.
3- Sonra Rukiye
4- Ümmü Gülsüm
5- Fatıma

İbn Abbas tan rivayete göre Rukiyye üç kızın en büyüğü ve Ümmü Gülsüm onların en küçüğüdür.

Sonra Abdullah dünyaya geldi. Tayyib ve Tahir o mudur, yoksa ondan ayrı iki çocukmudur bu konuda iki görüş ortaya atılmıştır. Bir rivayet bu iki isim Abdullah’ın lakabıdır.
Ama emin olduğumuz bir husus var ki çocukların tamamı H.z. Hatice’den dir.

Daha sonra Medine’de hicretin sekizinci senesinde Mısır yerlisi bir hanım olan Mariye’den oğlu İbrahim dünyaya geldi. İbrahim daha sütten kesilmeden vefat etti.

H.z. Fatıma dışında bütün çocukları kendisinden önce ölmüştür. H.z. Fatıma ise kendisinden 6 ay sonra vefat etmiştir.


AMCALARI

1-H.z. Hamza
2-H.z. Abbas
3-Ebu Talib , gerçek adı Abdümenaf’dır.
4-Ebu Leheb , gerçek adı Abdüluzza’dır.
5-Zübeyr
6-Abdülkabe
7-Mukavvim
8-Dırar
9-Kusem
10- Muğire, lakabı Hacel’dir.
11- Gaydak , gerçek adı Mus’ab’dır.

Bunlardan yalnızca H.z. Hamza ve H.z. Abbas Müslüman olmuştur.


HALALARI

1-Safiyye, Zübeyr b. Avvam’ın annesidir.
2-Atike
3-Berra
4-Erva
5-Ümeyme
6-Ümmü Hakim el- Beyza

Bunlardan sadece Safiyye hakkında kesin Müslüman olduğu bilinmektedir. Diğerleri hakkında net bilgi yoktur.

HANIMLARI

1- Kureyş’li Esed kabilesinden Huveylid kızı H.z. Hatice’dir. H.z. Muhammed  ( s.a.v.) e peygamberlik gelmeden önce onunla evlenmiş, İbrahim dışında bütün çocukları O’ndan dünyaya gelmiştir. Peygamberlik geldikten sonra Resulullah’a ( s.a.v.) en çok yardım eden H.z. Hatice olmuştur. Hicretten üç sene önce vefat etmiştir. Resulullah ( s.a.v. ) H.z. Hatice hayattayken başka bir kadınla evlenmemiştir.
2- H.z. Hatice’nin vefatından vefatından sonra Kureyşli Sevde ile evlendi.
3- Daha sonra H.z. Ebu Bekir’in kızı H.z. Aişe ile evlendi. O’ndan başka hiçbir hanımı bakire değildi. H.z. Aişe Resulullah’ın en alim hanımıydı.
4- Sonra H.z. Ömer’in kızı Hafsa ile evlendi
5- Daha sonra kays kabilesinden Hilal b. Amir oğullarından Huzeyme b. Haris’in kızı Zeyneb ile evlendi. Bu hanımı evlendikten iki ay sonra vefat etti.
6- Kureyşli Ümmü Seleme Hind ile evlendi. Resulullah ( s.a.v.) in en son ölen hanımıydı.
7- Daha sonra Esed b.Huzeyme oğullarından Cahş’ın kızı Zeyneb ile evlendi. Zeyneb halası Ümeyye nin kızıdır. Zeyneb ilk olarak Zeyd b. Harise ile evliydi. Allah Rasülü Zeyd’i evlat edinmişti. Zeyd Zeyneb’i boşayınca Allah Teala evlat edinenlerin onların hanımları ile evlenebilecekleri konusunda ümmeti için uyulacak bir numune olmak üzere Peygamberini onunla evlendirdi.
8- Mustalık oğullarından Haris b. Ebi Dırar’ın kızı Cüveyriye ile evlendi. Bu hanım Mustalık oğullarından alınan esirler arasında idi. Resulullah ( s.a.v.) e gelerek kölelik sözleşmesine yardımcı etmesini istedi. Bunun üzerine Resulullah ( s.a.v.) onun kölelikten kurtulması için vaat edilen parayı ödedi ve onunla evlendi.
9- Kureyş’in emeviler kolundan Ebu Süfyan kızı Ümmü Habibe ile evlendi.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ibn-kayyim-el-cevziyyezadul-mead-ders-notlari-t4956.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
UYUMA VE UYANIŞI

Kimi zaman yatakta, kimi zaman post üzerinde, kimi zaman hasır üzerinde, kimi zaman yerde, kimi zaman divan üzerinde, kimi zaman kilim üzerinde uyurdu.

Uyumak için yatağa yattığında ; “Senin adınla, Allah’ım Dirilirim, ölürüm.” Derdi. Buhari. Avuçlarını birleştirir, içlerine üfler İhlas, Felak ve Nas surelerini okur, sonra bedeninin ön kısımlarından, başı ve yüzünden başlamak üzere avuçlarını vücudunun sürebildiği yerlerine sürerdi. Bunu üç kere yapardı. Buhari
Sağ yanına yatar uyur, sağ elini sağ yanağının altına kor sonra : “Allah’ım ! Kullarını yeniden dirilteceğin günde beni azabından koru.” Diye dua ederdi.

Yatağına yattığında şu duayı okurdu :

“Göklerin ve yerin Rabbi, yüce Arş’ın rabbi,bizim ve her şeyin Rabbi, daneyi, çekirdeği filizlendiren, Tevrat’ı, İncil’i ve Furkan’ı indiren Allah’ım ! Perçeminden yakaladığın her şerli varlığın şerrinden sana sığınırım. İlk sensin, senden önce hiçbir şey yoktur. Son Sensin, Senden sonra hiçbir şey yoktur. Varlığın aşikardır. Senden daha aşikar hiçbir şey yoktur. Senin mahiyetin gizlidir, Senden daha gizli yoktur. Bizim borcumuzu öde, fakirlikten bizi zenginleştir.

Geceleyin uykusundan uyandığı zaman şu duayı okurdu :

“Senden başka Allah yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Allah’ım Günahımı bağışlamanı diler, merhametini isterim. Allah’ım ilmimi artır. Beni doğru yola iletmişken kalbimi eğriltme. Katından bana rahmet bağışla. Şüphesiz sen sonsuz bağışta bulunansın.”

UYKUDAN UYANINCA

“Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun. Kıyamet’te O’nun huzurunda haşrolacağız.” Der, sonra dişlerini misvaklar ve zaman zaman da Al-i İmran suresinin son on ayetini okurdu.


HAYVANA BİNİŞİ


H.Z. Peygamber (s.a.v.) atlara, develere, katırlara ve eşeklere binmiştir. Bazen eğerli, bazen de çıplak ata binmiştir. Bazı zamanlar atı koşturduğu da olurdu. Hayvana çoğunlukla yalnız binerdi.

Çoğunlukla bineği at ve deve idi. Katıra gelince, bilinen yalnızca krallardan birinin kendisine hediye ettiği bir tek katırı vardı. Zaten memleketinde katır yaygın değildi. Hatta H.z. Peygamber’e ( s.a.v.) katır hediye edilince “Atları eşeklere aştıralım mı” diye sordular. “Bunu yalnızca bilgisizler yapar” cevabını verdi. Ebu Davud.

Allah Resulü (s.a.v.) sürü sahibi idi. Yüz koyunu vardı.

Cariyeleri ve köleleri vardı. Azadlı köleleri cariyelerden daha çoktu.


ALIŞ – VERİŞİ ve BAZI MUAMELELERİ

Allah Resulü (s.a.v.) alım satım işleri yapmıştır. Allah Teala’nın kendisine peygamberlik geldikten sonra hem alış hem de satış yapmıştır. Ortaklık yapmış, hem kendisine vekil tayin etmiş hem de vekil olmuştur.
Hediye vermiş, hediye kabul etmiştir ve hediyenin karşılığını vermiştir. Bağış yapmış, bağış almıştır. Hem ödünç aldığı olmuş, hem gerek peşin, gerekse veresiye alış – veriş yapmıştır. Vefat edipte geride borcunu karşılayacak mal bırakmayan Müslümanların borçlarına kefil olmuştur.
Allah Resulü (s.a.v.) sahibi olduğu bir araziyi vakfedip Allah yolunda sadaka olarak vermiştir.
Hem kendisi arabuluculuk yapmış, hem de araya aracılar sokularak kendisine müracaat edildi. Berire adlı kadın, ayrıldığı kocası Muğis’e geri dönmesi için H.z. Peygamber ( s.a.v.) tarafından yapılan arabuluculuk girişimini reddetti. H.z. Peygamber (s.a.v.) ona ne kızdı, nede onu azarladı.
Allah Resulü (s.a.v.) şakalaşır ve şakasında yalnız hakikati söylerdi. Hem kişilere danışmanlık yapar hem de kendisi bir iş yapacağı zaman kişilere danışırdı. Hasta olanları ziyaret eder, cenazeye katılır, davete icabet ederdi.
Allah Resulü (s.a.v.) bizzat koşu yarışı yaptı ve güreşti. Ebu Davud
Kendi eliyle elbisesini yamadı, koyununun sütünü sağdı, elbisesini temizledi, ailesinin ve kendisinin hizmetini gördü. Mescit yapılırken diğer Müslümanlarla birlikte kerpiç taşıdı. Hem misafirliğe gitti hem de misafir ağırladı. Başının ortasından, ayağının üstünden, omuzları arasından ve iki boyun damarından kan aldırdı. Hastaya kendisine zarar verecek yiyecekleri yememesini önerdi ( perhiz verdi ).

H.z. Peygamber ( s.a.v.) bir borç aldığında öderken aldığı şeyden daha iyisini verirdi. Her hangi bir kimseden borç aldığında borcunu öder ve o kimse için dua eder, derdi ki : “Allah ailenin ve malının bereketini versin.” İbn Mace H.z. Peygamber ( s.a.v.) bir deve ödünç almıştı. Sahibi borcunu almak üzere geldi. H.z. Peygamber ( s.a.v.) e ağır sözler söyledi. Bunun üzerine sahabe adamın üzerine yürüdüler. H.z. Peygamber ( s.a.v.) “Bırakın onu. Hak sahibinin söz söyleme hakkı vardır” buyurdu. Buhari



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Bir keresinde bir şey satın aldı. Ancak yanında verecek parası yoktu. Kendisine kar teklif edilince o şeyi sattı, karını Abdülmüttalib oğullarının dullarına sadaka olarak verdi ve “ Bundan sonra yanımda alacak para olmadan bir şey satın almam” buyurdu. Ebu Davud

Bir Yahudi H.Z. Peygamber (s.a.v.)’e bir müddete kadar veresiye bir şey sattı. Yahudi daha müddet dolmadan parasını almaya geldi. H.Z. Peygamber (s.a.v.) “Müddet dolmadı” dedi. Yahudi : “Ey Abdülmüttalib oğulları ! Siz gerçekten borcunuzu oyalayıp geçiktiriyorsunuz.” Dedi. Bunun üzerine ashab adamı haklamak istedi. H.Z. Peygamber (s.a.v.) onlara engel oldu. Bu durum ancak O’nun yumuşak huyluluğunu artırdı. Bunu gören Yahudi : “ O’nda Peygamberlik alametlerinden hepsini bildim, gördüm. Yalnız biri kalmıştı. O da kendisine karşı yapılan aşırı cahilane tavırların, ancak onun yumuşak huyluluğunu artırmasıydı. Onu da bilmek istedim.” Dedi ve Yahudi Müslüman oldu. İbn Hibban

YALNIZ BAŞINA ve ARKADAŞLARIYLA YÜRÜYÜŞÜ

H.Z. Peygamber (s.a.v.) yürürken vücudu dik yürürdü. En hızlı, en güzel ve en sakin yürüyen insan o idi. Ebu Hureyre anlatıyor : “Allah Resulü (s.a.v.) den daha güzel bir şey görmedim, sanki güneş yüzünde yüzerdi. Allah Resulü (s.a.v.) den daha hızlı yürüyen kimse görmedim ; sanki yer ayaklarının altında dürülürdü. H.z. Ali bir keresinde “H.z. Peygamber (s.a.v.) in yürüdüğü zaman takallu ederdi” demiştir. Takallu, yokuştan inen biri gibi tamamen yerden yukarı doğrulmak demektir ki, bu yürüyüş şekli azim, himmet ve şecaat sahiplerinin yürüyüşüdür. Kişilerin yürüyüş şekillerinden bazıları : yürüyen kimse ya ölü gibi yürür, ya odun gibi bir tek stilde gider ki bu kötü, çirkin bir yürüyüş şeklidir, ya densiz deve gibi bir o yana çalkalanarak yürür, bu da kötü bir yürüyüş şeklidir, ya da ağırbaşlı yürür bu yürüyüş şekli Rahman’ın has kullarının yürüyüş şeklidir. Allah (c.c.) buyurur ki “Rahman’ın kulları yeryüzünde ağırbaşlı yürürler.” Furkan 63 Bu Allah Resulü (s.a.v.) in yürüyüşüdür.

Arkadaşlarıyla birlikte yürüyüşüne gelince ; kendisi arkada yürür, arkadaşları ise önünde giderdi. “Arkamı meleklere bırakın derdi” İbn Mace

OTURUŞU ve YASLANIŞI

Allah Resulü (s.a.v.) gerek toprak üzerine, gerekse hasır üzerine otururdu. Adiy b. Hatim Medine’ye geldi, Allah Resulü (s.a.v.) onu evine davet etti. Ona oturması için eline aldığı yastığı Adiy ile arasına koyup yere oturdu. Adiy “Anladım ki o kral değil” dedi. Allah Resulü (s.a.v.) zaman zaman sırt üstü yatıp uzandığı olurdu. Bazen ayak ayak üstüne atardı. Yastığa dayanarak otururdu. Kimi zaman sağ tarafına kimi zaman sol tarafına uzanırdı. Halsiz kaldığı zamanlarda dışarı çıkmak ihtiyacı duyduğunda arkadaşlarından birine dayanarak çıkardı.



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
TUVALET ADABI

Tuvalete girerken şu dua’yı okurdu. “Allah’ım ! Görünen – görünmeyen, maddi – manevi bütün pisliklerden, kovulmuş şeytandan sana sığınırım.” Buhari
Çıkıncada bağışla Rabbim derdi. Tirmizi
Tuvalet temizliğinde bazen su, bazen taş bazen de ikisini bir arada kullanırdı.
Tuvaletini yaparken ağaçların arasına saklanırdı.
Sert bir yere küçük abdestini bozacağı zaman yeri iyice eşeler sonra abdestini bozardı. Bunun için yumuşak topraklı yer arardı. Daima oturarak tuvaletini yapardı. Ömer b. Hattab der ki : Ayakta abdest bozuyordum, H.z. Peygamber (s.a.v.) beni gördü ve bana : “Ey Ömer, ayakta abdest bozma” dedi. Ondan sonra bir daha ayakta abdest bozmadım. Tirmizi
Tuvalette sol eliyle temizlenirdi. Abdestini bozarken birisi kendisine selam verse, onun selamını almazdı. Müslim


FITRAT ve İLGİLİ KONULARDAKİ TUTUMLARI

Ayakkabı giyme, saç tarama, temizlenme, bir şey alıp verme konularında sağdan başlamaktan hoşlanırdı. Yemek, içmek ve temizlik konularında sağ elini, tuvalet v.b. ezayı giderme konularında ise sol elini kullanırdı.
Dişlerini misvaklardı. Oruçlu iken de dişlerini misvaklardı. Uykudan uyandığında, abdest alırken, namaz kılacağı zaman eve girdiği vakit misvakla dişlerini fırçalardı.
Koku sürünürdü. Güzel kokuyu severdi. Önceleri saçlarını salıverdi, sonra ikiye ayırdı. Bir sürmedanlığı vardı her gece uykudan önce iki gözüne de ondan sürme çekerdi. Tirmizi
Enes diyor ki : H.z. Peygamber (s.a.v.) başını ve sakalını çokça zeytinyağı ile yağlardı. Tirmizi
Saç taramayı severdi. Saçı uzayınca dört örgü yapardı. Tirmizi
Güzel kokuyu geri çevirmezdi. Buhari H.z. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki : “Herhangi birinize fesleğen çiçeği verilirse onu geri çevirmesin. Çünkü o cennetten çıkmadır.” Tirmizi
En çok sevdiği koku misk ti. Kına çiçeğinden de hoşlanırdı.


BIYIKLARI KISALTMADAKİ TUTUMLARI

H.z. Peygamber (s.a.v.) Bıyıklarını kısaltır ve H.z. İbrahim’in de bıyığını kısalttığını söylerdi. Tirmizi Ebu Hureyre’den rivayetle H.z. Peygamber (s.a.v.) “Bıyıkları kısaltın, sakalları bırakın, böylece Mecusilere muhalefet edin” buyurmuştur. Müslim


KONUŞMASI, SUSMASI, GÜLÜŞÜ, AĞLAYIŞI :

O’nun konuşması kalpleri tutar, ruhları esir ederdi, buna düşmanları bile tanıklık ederdi. Konuştuğu zaman açık sözle tane tane konuşurdu. Çoğu zaman iyi anlaşılsın diye sözü üç kere tekrar ederdi. Uzun zaman susardı. Gereksiz konuşmazdı. Konuşmalarında az sözle çok mana ifade edecek cümleler kullanırdı. Anlatacağını ayrıntılarıyla anlatır, ne boş yere nede gereksiz kısaltmalarda bulunurdu. Lüzumsuz konularda konuşmazdı. Yalnızca sevabını umduğu konularda konuşurdu. Bir şeyden hoşlanmadığı yüzünden belli olurdu.

Gülüşü tebessüm idi. Ağlaması gülmesi gibiydi. Nasıl kahkaha ile gülmez idiyse, ağlarken de bağıra bağıra ağlamazdı. Ancak gözleri yaşla dolardı. Kimi zaman ölüye merhametinden, kimi zaman ümmeti için korktuğundan ve onlara olan şefkatinden, kimi zaman Allah korkusundan, kimi zaman da Kur’an dinlerken ağlardı. Oğlu İbrahim öldüğünde gözleri yaşla doldu ve ona olan merhametinden ağladı ve buyurdu ki : “Göz yaşla dolar, kalp mahzun olur. Rabbimizi hoşnut etmeyecek şey söylemeyiz. Biz sana gerçekten üzülüyoruz, ey İbrahim.” Buhari
İbn mesud ona Nisa suresini okurken “Her ümmete bir şahid getirdiğimiz ve seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit halleri ne olacak ?” ağladı. Buhari
Zaman zaman gece namazında ağlardı.


HUTBELERDE Kİ TAVIRLARI

Hutbeye çıktığı zaman gözleri kızarır, sesi yükselir, öfkesi artardı.
Her hutbesine Allah’a hamdederek başlardı.
Hutbeyi ayakta okurdu.
Cemaatin ihtiyacına göre hutbeyi kısaltır veya uzatırdı.

ABDEST ALIŞI

H.z. Muhammed  (s.a.v.) genellikle her namaz için abdest alırdı. Ancak bazen birden çok namazı aynı abdest ile kıldığı olurdu. En az abdest için su harcayan o idi. Ümmetini abdest alırken su israfı yapmaktan sakındırırdı. Bazen uzuvlarını birer, bazen ikişer, bazen de üçer kere yıkardı. Bazen bir avuç suyla hem ağzına hem de burnuna su verdiği olurdu. Abdullah b. Zeyd’ den rivayet edildiğine göre “H.z. Muhammed  (s.a.v.) bir tek avuç sudan hem ağzını çalkaladı, hem de burnuna çekti. Bunu üç kere yaptı.” Buhari

Sağ eliyle burnuna su alır, sol eliyle sümkürürdü. Her abdest alışında mutlaka ağzını ve burnunu yıkamıştır.
Başının tamamını meshederdi. Ve bir kere meshederdi.
Ayağı çıplak ise yıkamış. Ayağında mest varsa üstüne mest aldığı da olmuştur.
Başı ile beraber kulaklarının içini ve dışını da meshederdi.
Abdestin başında besmele çekmekten başka sağlam bir rivayet yoktur. Ümmetine de başka bir şey öğretmemiştir.
Abdestten sonra uzuvlarını kurulama alışkanlığı yoktu.
Abdest sıralamasına dikkat ederdi.


NAMAZ KILIŞI

Namaza kalktığında “Allah’u ekber” derdi. Bundan önce hiçbir şey söylemezdi, ( uydum imama, durdum kıbleye v.b. sözlerden hiç birini söylememiştir. Söyledi diye de hiçbir rivayet yoktur.)
Tekbir getirirken ellerini, parmaklarını açık ve kıbleye yönelik bir şekilde kulaklarının üst kısmına kadar kaldırırdı. Ellerini omuzlarına kadar kaldırdığı da rivayet edilmiştir. Sonra sağ elini sol elinin üzerine kor ve Subhaneke’yi okurdu. Müslim
Kur’an okurken med ile ( uzatarak ) okur, her ayet sonunda durur ; sesini uzatırdı. Buhari
Sabah namazında uzun uzun okurdu ama bunu her zaman yapmazdı. Sabah namazını diğer namazlardan uzun tutardı, çünkü sabah namazının kıraatine şahitlik edilmektedir.

Rüku edişi
H.z. Peygamber (s.a.v.) kıratı bitirince yeniden nefes alacak kadar bir müddet susar ; sonra ellerini kaldırır, tekbir alarak rükua gider, ellerini dizleri üzerine sanki onları avuçluyormuşçasına koyar, sırtını dümdüz edip uzatırdı. Başını yukarı dikmez, aşağı eğmez ; sırtının hizasına getirir, ona eşit seviyede tutardı. Rükuda şöyle derdi : Subhane rabbiyel azim ( Yüce Rabbimi tenzih ederim ) derdi. Mutad olan rükusu on tesbih getirecek kadar kadardı. Daha sonra



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Peygamber Efendimiz'in Allah'ın Vahyine ve Elçiliğine Kavuşması.. Fark ettimde !.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.275 saniyede oluşturulmuştur


İbn Kayyim El Cevziyye-zadu'l Mead (ders Notları)Güncelleme Tarihi: 18/11/19, 12:44 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim