İbnü’l-Heysem - Dinimizin Önemli Şahsiyetleri
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.188 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 146.055 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 23048 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İbnü’l-Heysem, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4131 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İbnü’l-Heysem}   Okunma sayısı 4131 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Türkoğlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 398
  • Konu: 151
  • Derviş: 5047
  • Teşekkür: 0
İbnü’l-Heysem
« : 08/05/09, 13:52 »
İbnü’l-Heysem

Ebû Alî Muhammed  b. el-Hasen b. el-Hasen b. el-Heysem el-Basrî el-Mısrî (ö. 432/1040) Optiğin gelişmesine yaptığı önemli katkılarla tanınan Ortaçağ’in en büyük fizikçisi; matematikçi -astronom, filozof.
Batı dünyasında Alhazen, Alhacen veya Avenetan, Avennathan adlarıyla bilinir. Büyük bir şöhrete sahip olduğu halde ha*yatına dair yeterli bilgi yoktur. İbn Ebû Usaybia. onun 417’de (1026) altmış üç yaşında iken kaleme aldığı müellif hattı otobiyografik bir risalesini bularak çalış*ma tarzı, uyguladığı yöntem, o tarihe ka*dar okuduğu ve yazdığı eserler üzerine verdiği bilgileri günümüze aktarmıştır. Buna göre 354 (965) yılı civarında doğdu*ğu anlaşılan İbnü’l-Heysem aslen Basra-lıdır ve Bağdat, Dımaşk, Kahire gibi dö*nemin ilim ve kültür merkezlerine seya*hatler yaparak öğrenimi sırasında elde ettiği aklî ilimlere, özellikle felsefe, man*tık, matematik, astronomi ve tıbba dair bilgi ve görgüsünü geliştirdi. Bir ara Bü-veyhîler yönetimindeki Basra’da vezir un*vanıyla divan görevlisi olarak çalıştıysa da ilmî araştırmalarını engelleyen bu görev*den bir süre sonra ayrıldı. Fatımî Halifesi
İbnü’l-Heysem’in Hâkim-Biemrillâh’a, “Mısır’da olsam NİI nehri üzerine baraj yaparak taşmaları ön*lerdim” dediğinin ulaştırılması üzerine Mısır’a davet edildi. Fakat Yukarı Mısır’*da bulunan Asvan ve çevresinde araştırma ve ölçümler yaparak projesini gerçek*leştiremeyeceğini anladı ve halifeden özür diledi. Halife çok kızmakla beraber ona divanda bir görev verdi. İbnü’l-Heysem hayatının önemli bir kısmını bu ülkede geçirdi. Evhamlı ve dengesiz bir kişi olan Hâkim’den çekindiği için huzurlu bir ça*lışma ortamına ancak onun ölümünden (411/1021) sonra kavuşabildi. 418 (1027) yılında Bağdat’ta geometriyle ilgili bir soruya verdiği cevaptan zaman zaman seyahate çıktığı anlaşılan İbnü’l-Heysem [1][863] ilerlemiş bir yaş*ta Mısır’da vefat etti. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Sâid el-En-delüsî, dostu Kâdî Ebû Zeyd’in 430’da (1039) onunla Mısır’da karşılaştığını İbnü’l-Kıftî ise ay*nı yıl içinde veya biraz sonra vefat ettiği*ne dair bir rivayeti aktardıktan sonra İb*nü’l-Heysem’in kendi el yazısıyla 432yılın-da kaleme aldığı hendeseyle ilgili bir çalış*masını elde ettiğini söyler. Buna göre onun 432’de (1040) Öldüğü söylenebilir. İbnü’l-Hey*sem’in hayatı ve eserleri hakkında bilgi veren kaynaklarda Hasan b. Hasan ve Muhammed  b. Hasan şeklinde farklı iki künye ile anılmasından ve özellikle İbn Ebû Usaybia’nın onun çalışmalarını biri klasik felsefe, diğeri matematik ve optik ağırlıklı iki ayrı listede toplamasından ha*reketle aynı dönemde yaşayan iki İbnü’l-Heysem’in varlığından söz edilmektedir.[2][864] İddia sahibine göre bunlardan biri Basra’da doğup Kahire’de hayatını sürdürmüştür ve matematik, optik âli*midir; diğeri ise Bağdat’ta yaşamış olup nazarî tıp âlimi ve filozoftur. Ancak bu iddia Abdülhamîd İbrahim Sabra [3][865] tarafından reddedilmiştir.[4][866] Şahıs olarak iki ayrı İbnü’l-Heysem’in var*lığı söz konusu edilmese de bir tek İbnü’l-Heysem’in hayatı, ilgi yönü ve eserlerinin özellikleri açısından iki safhaya ayrılabilir. Çünkü onun otobiyografisinde verdiği bil*gilerden, önce felsefî ilimlerin fürûu ile ilgilendiği ve bu dönemde klasik felsefe*nin konularına dair meselelerin anlaşılır hale getirilmesini amaçlayan, daha son*ra ise matematik, astronomi ve optiğin esaslarına yönelik, bu disiplinlerin prob*lemlerini çözmeye çalışan eserler telif et*tiğini söylemek mümkündür. Bu durum*da, yetişme döneminde genel olarak fel*sefî ilimlerle uğraşan ve bu alanda eser veren İbnü’l-Heysem ile olgunluk çağında daha çok matematik, geometri ve optikle meşgul olan, herkes için değil, “binlerce insan arasında ancak bir tane bulunabile*cek uzmanlar ve sınırlı sayıdaki seçkin in*sanlar” için yazan İbnü’l-Heysem’i birbirin*den ayırmak mümkün olacaktır.[5][867]
Bütün kaynaklar İbnü’l-Heysem’in mal ve mevkiye değer vermeyen, geçimini gü*zel yazısıyla kazanan bir zâhid olduğu hu*susunda görüş birliği içindedir. İbnü’1-Kıftî’nin naklettiğine göre ölünceye kadar her yıl Ökiid’in Uşûiü’i-frendese’sinİ, Batlamyus’un el-Mecisfî’sini ve Câlînûs’un el-MütevassıtâVım istinsah ederek İSO dinara satmış ve bununla geçinmiştir. İslâm ilim ve dü*şüncesinin zirveye ulaştığı bir dönemde yaşayan İbnü’l-Heysem, Mu’tezile kelâm-cısı Kâdî Abdülcebbâr, Eş’arî kelâmcısı Ebû Bekir el-Bâkıllânî, filozof İbn Miske-veyh, İbn Sînâ ve Bîrûnî ile çağdaştı. Ken*disi Eskiçağ bilgin ve filozoflarının eserle*ri üzerinde çalışmış, onlara şerhler, haşi*yeler yazmış ve bir kısmını telhis etmişse de esas başarısını matematik, astronomi ve optik alanlarında göstermiştir. Ancak çağdaşı İslâm filozoflarının görüşlerine yer vermediği gibi onlara herhangi bir göndermede de bulunmamıştır. Bu ara*da gerek İlkçağ’da yaşayanların, gerekse çağdaşlarının eserlerini veya bazı görüş*lerini eleştirmek üzere müstakil birçok kitap, makale ve risale kaleme almıştır. Meselâ zındık olarak tanınan İbnü’r-Râvendî ile Ebû Bekir er~Râzî’nin peygam*berliği eleştiren görüşlerine ve Mu’tezi-le’nin “sıfat” ve “vaîd” anlayışlarına karşı birer risale telif etmiştir. Ayrıca âlemin yaratılmışlığını ispat etmek üzere kelâmcıların ortaya koyduğu delilin tutarsızlı*ğını ve bunun ancak doğru kıyasla kanıt*lanabileceğini göstermek üzere bir ma*kale yazmıştır. Bîrûnî gibi âlim -filozof ti*pini temsil eden İbnü’l-Heysem, zamanın sonradanlığını savunan kelâmcıiara karşı filozofların yanında yer almış ve Allah’ın fail olmadığı bir anın bulunamayacağı fik*rini temellendirmeye çalışmıştır.
İbnü’l-Heysem, İbn Ebû Usaybia kana*lıyla günümüze intikal eden hayat hikâye*sinde kendi ilim ve metot anlayışını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Onun Gaz-zâlî’den çok Önce bir İlim adamında bu*lunması gereken temkin, ihtiyat ve ilmî şüphenin ne olduğu hususundaki görüşü şöyledir: “Küçükyaştan beri insanların farklı İnançlara sahip olmasına, her ke*simin kendi görüşüne sıkıca bağlanma*sına hep şüphe ile baktım. Çok iyi biliyordum ki hakikat tektir; o konudaki görüş ayrılıkları farklı yöntem kullanmaktan kaynaklanmaktadır... Aklî bilgileri kavra*yacak düzeye gelince gerçeğin kaynağını aramaya başladım. Olanca hırsımla zan ve şüphenin aldatmasından kurtaracak bir yöntem aradım... Çünkü gerçeği bul*mak zor, ona giden yol sarp ve hakikat şüphelerle örtülüdür. Ulemâya iyimser gözle bakmak ise insanın yapısında var*dır... Dolayısıyla önceki nesillerin kitapla*rını inceleyen ve onlara iyimser gözle ba*kan hakikat arayıcısı olamaz. Gerçekte hakikat arayıcısı, kendisinin onlar hakkın*daki görüşünü eleştirdiği gibi okudukla*rını da eleştirip delillerle kanıtlayandır... Hakikat doğrudan amaçtır, onu arayan kimseyi onun varlığından başka hiçbir şey ilgilendirmez... Zira Allah ulemâyı hata ve kusurdan korumuş değildir; eğer öyle olsaydı ulemâ arasında hiçbir ilim dalın*da ihtilâf bulunmaz ve herhangi bir ko*nuda gerçeğe ilişkin görüşleri farklı ol*mazdı. Halbuki durum bunun tersidir... Bu sebeple ilmî eserleri inceleyen kimse*nin amacı gerçeğin bilgisine ulaşmaksa kendisini o eserdeki fikirlerin hasmı (an*titezi) yerine koyup o gözle okumalı ve bü*tün yönleriyle sorgulayıp eleştirmeli; ay*nı zamanda kendi görüşünü de eleştire*rek müellife karşı hoşgörüsüz davranma*malı. Böyle bir yöntem izleyecek olursa hakikatler apaçık ortaya çıkar... Bütün bunları dikkate alarak farklı düşünce ve inançları, çeşitli ilim ve dinleri araştırma*ya koyuldum. Bunlar bana fazla bir şey vermediği gibi gerçeğe ulaşmak için bir yöntem, kesin bilgiye kavuşturacak yeni bir anlayış da kazandırmadı. Gerçeği bulmak için duyu verilerinden hareket ede*rek aklî bilgiye u/aşmam gerektiğini anla*dım” [6][868]Daha sonra o, Aristo külliyatı üzerinde çalışarak ilmî formas*yon kazandığını, özellikle matematik, fi*zik ve metafizik alanında yoğunlaştığını söyler.
Matematik ve astronomiyle ilgili araş*tırmalarından önce optik alanında dev*rim sayılan çalışmalarıyla tanınan İbnü’l-Heysem. İlkçağ’dan XVII. yüzyıla kadar optik tarihinin en önemli şahsiyeti olarak kabul edilir. Matematiksel analizle olgu*nun fiziksel boyutunu da işin içine kata*rak düzenlediği ayrıntılı deneylerle mo*dern anlamda bir fizik çalışması gerçek*leştirmiş ve optiği ilkeleri, problemleri, çözüm yol ve yöntemleriyle çok iyi işlen*miş bir bilim haline getirmiştir. Onun özel*likle ortaya koyduğu Kitâhü’l-Menâzır adlı eserinde ışığın doğrusal [7][869] yayılımı. gölgenin özel*likleri, karanlık oda. gök kuşağı ve hâle*nin oluşumu, yansıma ve kırılma konula*rı gibi pek çok temel optik olguyu incele*yerek bu ilmi kökten değiştirdiği görülür. İbnü’l-Heysem’in optik ilmine getirdiği yenilikleri Kilâbü’3-Menâzır’dan ve ko*nuyla ilgili diğer çalışmalarından faydala*narak şu şekilde özetlemek mümkündür: Işığın mahiyetini felsefeden çok matema*tiksel ve deneysel metotlarla araştırmış, yaptığı optiğe ilişkin araç ve gereçlere da*yanarak düzenlediği deneyleri birer apa*çık kanıtlama vasıtası olarak kullanmıştır. Açıkça modern bilimsel tavır sergilediği bu anlatımıyla hem yanlışlıklarına rağ*men kullanılagelen önceden ileri sürül*müş tezlerin çürütülmesin! sağlamış, hem de kendi tezlerinin doğruluğunu ka*nıtlayarak optik disiplininin, âdeta doğru önermeler topluluğundan meydana ge*len bir temel bilim halini almasına yol aç*mıştır. Öncelikle ışık kaynaklarını ve yay*dıkları ışıkların niteliklerini incelemiş, ken*disi ışık kaynağı olan nesnelerin ışığına birincil, ışıklandırılmış nesnelerin yaydığı ışığa da ikincil ışık adını vermiştir. Aynı zamanda ışığın doğru boyunca yayıldı*ğını düşünerek bunun kanıtlanması için bugünkü fotoğraf makinesinin esasını teşkil eden- karanlık oda deneyini ve göî-gelerin niteliklerini dikkate alan daha baş*ka deneyleri düzenlemiştir. İster kendisi ışık kaynağı olsun, isterse ışığını diğer bir ışıklı nesneden alsın her kaynaktan çıkan bütün ışıkların doğrusal çizgilerde yayıl*dığını belirlemiştir. Gözün yapısını, gör*menin mahiyetini ve görme bozuklukla*rının sebebini bugünkü bilgilere çok yakın şekilde açıklamıştır. Onun görme ko*nusundaki en büyük başarısı, öncelikle ışığın gözden çıktığını savunan gözışın ku*ramını yıkıp ışığın nesneden geldiğini ka-nıtlamasıdır. Böylece görmenin hem fizik*sel olduğunu hem de nesneden göze ula*şan ışıniar aracılığıyla oluştuğunu mate*matiksel ispatlarla ortaya koymuştur. Yansıma (catoptrics) konusunda, kendin*den ışıklı ve ışıklandırılmış nesnelerin ışık*larının, yani birincil ve ikincil ışık kaynak*larının yaydıkları ışıkların düz. küresel, si-lindirik ve konik aynalardan yansımaları*nı deneyler yaparak incelemiş ve kanun*larını geometrik yoldan ispat etmiştir. Özellikle yansımanın nedensel analiziyle ilgili çalışması konuya yeni bir yaklaşım getirmesi bakımından önemlidir. Yansı*manın birinci temel kanunu, yansıma du*rumunda geime ve yansıma açılarının (şe*kildeki a açılan) eşit olduğunu belirtir. İbnü’l-Heysem. bu kanunun kanıtlanmasını önceki yaklaşımlardan çok farklı biçimde ele almıştır. İzlediği yöntem, gelen ve yan*sıyan ışınlara etki ettiği düşünülen kuv*vetleri veya birleşenleri göz önünde tu*tan bugünkü hızlar dörtgeni yöntemidir. Ona göre ışık çok yüksek bir hızla hareket eder ve ayna yüzeyine ulaştığında ne orada durabilir ne de içine işleyebilir; dolayı*sıyla hâlâ orijinal hareketin yapı ve gücü*ne sahip olduğundan aynı eğim derece*siyle yansıyarak yoluna devam eder.
GÖk kuşağı da güneşten gelen ışınların çukur (konkav) bir yansıtıcı yüzey görevi yapan bulutun iç kısmında yansıma yap*masıyla ortaya çıkar; değişik renklerin oluşması ise ışınların girdiği ortamın yo*ğunluğuna bağlıdır. Buna karşılık hâle de tümsek (konveks) yüzeyden, yani küreden yansıyan radyal ışınların toplamıdır. İbnü’l-Heysem, optik kırılmayı açıklamak için mekanik analojilere başvurmuş ve ışığın kırılmasını, fırlatılan bir taşın diren*ci daha çok veya daha az başka bir ortama geçerken hareketinde meydana gelen de*ğişmeyle karşılaştırmıştır. Ona göre ışık saydam nesnelerde çok büyük bir hızla hareket eder ve hızı, az yoğun ortamlar*da çok yoğun ortamlara göre daha fazladır. Bu gözlemler sonucunda ışığın hızı nın, geçmesine izin veren saydam ve en gelleyen mat ortamlarda azaldığını ve matlığın arttığı oranda büküldüğünü be lirlemiştir. Burada dikkati çeken ilk huşu: yoğun ortamda ışığın hızının azaldığınır belirtilmesidir; çünkü bu durum, her m kadar açıkça söylemese de ışığın mani yetini -günümüz optik ilmi gibi- parçaca olarak kabul ettiğini göstermektedir. Öte yandan katı bir nesnenin sabit bir cisme dik açı yapacak doğrultuyla fırlatıldığın*da, onu diğer açılardan gelenlere nisbe-ten daha kolay tahrip ettiği gözlemine dayanarak yansımada olduğu gibi kırıl*mada da genel bir kural tesbit etmiştir: Dik hareket daha güçlü ve kolaydır; dike yakın eğimli hareket de uzak olan hare*ketten daha kolaydır. Buna göre dik ışın o doğrultu boyunca ortaya çıkan hareke*tin gücünden dolayı, demir bir güllenin dik olarak fırlatıldığında karşısındaki cis*me kolaylıkla girmesi gibi kınlmaksızın yoğun ortama nüfuz edebilir; eğimli ışın ise aynı doğrultuyu sürdürebilmek için yeterince güçlü olmadığından ortama da*ha rahat nüfuz edebileceği diğer bir yöne döner. İbnü’l-Heysem’in teorileri bilim dünyasında çok etkili olmuş ve kendisi Doğu’da ve Batı’da XVII. yüzyıla kadar op*tikte otorite kabul edilmiştir. Onun bu ba*şarısının altında yatan en önemli husus kendisinden önceki bilim adamlarının düştükleri yanlışlara düşmemesi, yani bir teoriyi kabul edip diğerini çürütmek yeri*ne orijinal fikirler üretmeye çalışmasıdır.
Eserleri. İlim tarihinin en önemli sima*larından biri olan İbnü’l-Heysem’in kendi otobiyografisiyle tabakat kitaplarında zikredilen, bir kısmı günümüze ulaşmış bulunan pek çok eseri vardır ve aslında muhtemelen bunların sayısı daha da faz*ladır [8][870] Onun için “ikinci Batlam-yus” diyen Beyhaki, Târihu hükemâYsiâm’ında eserlerinin sayılamayacak kadar çok olduğundan ve özellikle ahlâk üzerine yazdığının bir benzerinin bulunmadığından bahseder.[9][871] İbnü’l-Hey*sem’in eserlerinin bir listesini (doksan al*tı adet) veren ilk kaynak İbnü’i-Kıftî’dir [10][872] Daha sonra bu listeden de faydalandığı anlaşılan İbn Ebû Usaybia, İbnü’l-Heysem’in otobiyografi*sine dayanarak iki ayrı liste hazırlamıştır.[11][873] Bunların yanında Lahor’da bulunan ve müellifin hayat hikâyesini ihtiva eden bir sayfası eksik yazmada da [12][874] yine bir liste mevcuttur. İbnü’l-Heysem, İbn Ebû Usaybia’nın günümüze aktardığı otobiyografisinde o tarihe (417/1026) kadar matematikle ilgili yirmi beş ve fizik-ilahiyatla ilgili kırk dört kitap telif ettiğini, daha sonra bunları ye*niden ele alarak üzerlerinde daha geniş çalışmalar yapacağını bildirmektedir. İbn Ebû Usaybia, bu listeye İbnü’l-Heysem’in anılan tarihten Cemâziyelâhir 419’a (Tem*muz 1028) kadar telif ettiği yirmi eseri da*ha eklemiş, ardından onun bu tarihten 429 (1038) yılı sonuna kadar yazdığı dok*san eserden oluşan başka bir liste daha vermiştir. İbnü’l-Heysem’in bundan birkaç yıl sonra vefat ettiği düşünüldüğünde bu kadar velûd bir müellifin 429 yılından son*ra da çok sayıda eser yazmış olması ihti*mali akla geimekte, bu ihtimali çeşitli kü*tüphanelerde bulunan ve klasik kaynak*lardaki listelerde adı geçmeyen yazma eserler de doğrulamaktadır. İbnü’l-Hey*sem’in günümüze ulaşan eserlerinin baş-licaları şunlardır:
1. Kitâbü’l-Menâzır.[13][875] Müellifin, Eskiçağ’dan kendi zamanına kadar mevcut olan bütün optik bilgi birikimini ve problemleriyle doğru-yanlış çözüm yollarının tamamını ihtiva eden en önemli eseridir. Kitap yedi ciltten oluşmuştur; ilk üç cilt doğrudan görme, ondan sonraki üç cilt yansıma ve son cilt de kırılma konuları hakkındadır. Özellikle Kemâleddin el-Fârisî ile (ö. 718/ 1319) Takiyyüddin er-Râsid’m (0.993/ 1585) çalışmalarında derin izler bırakan kitabın Batı’ya ne zaman geçtiği ve XII. yüzyılın sonlarında veya XIII. yüzyılın baş*larında yapıldığı sanılan Latince çevirisi*nin kime ait olduğu bilinmemektedir. La*tince metin Friedrich Risner tarafından VVitelo’nun [14][876] kitabıy*la birlikte Opticae thesaurus Alhazeni Arabis libri septem, naneprimum edi-ti, eiusdem liber de crepusculis et nu-bium ascensionibus, item Vitellionis Thuringo-Poloni libri X, omnes instou-rati, figuris illustrati et aueti, adjectis etiam in Alhazenum commentoriis adıyla yayımlanmıştır (Basel 1572). Avru*pa ilim çevrelerinde başta John Pecham. VVitelo, Roger Bacon, Johannes Kepler, Snell van Rogen. Pierre de Fermat ve Descartes gibi pek çok ünlü optikçinin kuramlarının teşekkülünde ve dolayısıy*la Batı’da optik ilminin karanlık çağdan sonra yeniden kurulmasında çok etkili olan eser bugün de aynı yoğunlukta ilgi çekmeye devam etmektedir. Kemâleddin el-Fârisî tarafından Tenkihu’l-Menâzır adıyla [15][877] göz*den geçirilip ihtisar ve şerhedilen Kitâbü’1-Menâzırın ilk üç cildini Abdülhamîd İbrahim Sabra tahkik ederek yayım*lamış (Kuveyt 1983). daha sonrada İngi*lizce’ye çevirmiştir. [16][878]
2. Makale ü’sührâci sem-ti’l-kıble fîcem’fi’l-meskûne.[17][879] Cari Schoy tarafından ince*lenmiş ve Almanca’ya tercüme edilmiş*tir. [18][880]
3. Maka*le iî hey’eti’l-‘âlem [19][881] İbrânîce’ye ve üç defa Latince’ye çevrilen eserin mukaddimesini modern çağda Moritz Steinschneider neşretmiş ve Eilhard VViedemann Almanca’ya çe*virmiştir.[20][882]
4. Makale îî Şerhi musâderöti Kiiöbi Öklîdis Öklid’in paraleller teo*risi hakkında olan eserden seçilen bir kıs*mı Halîl Çâvîş yayımlamıştır. [21][883]
5. Makale fi davi’I-kamer.[22][884] Kari Kohl tarafın*dan üzerinde bir araştırma yapılarak Al*manca’ya tercüme edilmiştir. [23][885]
6. Makûle (Kaul) fîsemü’l-kıbîe bi’1-hisâb. Ahmed S. Dalla! tarafın*dan İngilizce tercümesiyle birlikte neş-redilmiştir. [24][886]
7. Makale fî uşûli’l-misâha [25][887]Eilhard Wiedemann ta*rafından Almanca bir Özeti verilerek tahlil edilmiştir. [26][888]
8. Makale fî misâhati’1-küre. Eseri Cemâl ed-Debbâğ Rusça’ya çevirmiştir.[27][889]
9. Makale (Risale) fimisâhati’l-mücessemi’l-mükâff. Heİnrich Suter ta*rafından Almanca’ya tercüme edilmiştir.[28][890]
10. Makale muh*tasara fîberkâri’d-deva’in’l [29][891] Eseri Eilhard Wiedemann Almanca’ya çevirmiş*tir. [30][892]
12. Makale fî terbfi’d-da’ire. Heİnrich Suter, eseri Vatikan ve Berlin kütüphanelerinde bulunan yazma*lara dayanarak yayımlamış ve Almanca’*ya çevirmiştir. [31][893]
13. Risale fî rü}yeti’l-kevâkib. Ab-dülhamîd İbrahim Sabra ve Anton Heinen tarafından İngilizce tercümesiyle birlik*te neşredilmiştir. [32][894]
14. Makale fî halli şükûki Ki*tabi’İ-Mecistî yeşükkü fîhû ba’zu eh-li’î-Hlm. Eseri Abdülhamîd Sabra İngilizce tercümesiyle birlikte yayımlamıştır. [33][895]
15. Kavi fi’stihrâci mukaddimeti dıfi’l-müseb-ba [34][896] Cari Schoy tarafından Almanca’ya çevrilmiştir. [35][897]
16. Makûle fî ed~ vâ:’i’l-kevâkib.[36][898] Eseri Eilhard Wiedemann Almanca olarak özetlemiş [37][899] W. Arafat ile Henry James Jacques VVinter İngilizce’*ye tercüme etmiştir.[38][900]
17. Makale fi’1-eşer ellezî fi’l-kamer [39][901] Cari Schoy tarafından Almanca’*ya çevrilen eseri [40][902] Yûsuf İbnü’l-Heysem’in KMbü’t-Menazır adlı eserinden goîünanatomisiyle ilgili bir çizimin de yer aldığı iki sayfa [41][903] Zeydân yayımlamıştır.[42][904]
18. Makûle fi’1-mcflûmât. Eseri Louİs Pierre E. Amelie Sedillot incelemiştir. [43][905]
19. Makûle fi’ş-şükûkcalâ Batlamyus. Ab*dülhamîd Sabra ve Nebîl eş-Şihâbî tara*fından neşredilmiştir Kahire 1971.
20. Makale fi’stihrûci irtifâ H’1-kutb ‘alâ ga*yeti’t-tahkik. Eseri Jacobus Golius Latin*ce’ye (Leiden 1643) ve Cari Schoy Alman*ca’ya çevirmiştir. [44][906]
21. Makûle fi’1-küre-ti’1-muhrika. Eseri Rüşdî Râşid, Kemâ-leddin el-Fârisî tarafından yapılan tahrî-riyle birlikte tahkik ederek Fransızca’ya çevirmiştir. [45][907]
22. Mo-kûle fî şûreti’l-küsûf. Kemâleddin el-Fârisî tarafından şerhedilen ve Eilhard VViedemann tarafından Almanca’ya çev*rilen eser [46][908] sarihin Tenkîhu’l-Menâzır ile bir*likte yayımlanmıştır. [47][909]
23. Kavi fi’stihrâci mes’eletin ‘adediyyetin. Eseri VViede*mann Almanca’ya çevirerek tahlil etmiştir. [48][910]
24. Cevâb’an su:’âli’s-sâ’>il’:ani’l~mecerreti hel hiye îi’1-hevâ3 ev fî cismi’s-semâ3. Saman*yolu hakkında sorulan bir sorunun ceva*bını ihtiva eden eser VViedemann tarafın*dan Almanca’ya çevrilmiştir. [49][911]
25. Havâşşü’l-müşelleş min ciheti’l-camûd.[50][912] Hakkında Hein-rich Hermelink bir makale yazmıştır. [51][913]
26. Kitûbü’l-Mtfûmelât fi’1-hisâb. Eseri Ullrich Rebstock Almanca tercü*mesiyle birlikte yayımlamıştır.[52][914]
27. Makale fî mesaili’t-te-lâki. Eilhard VViedemann tarafından Al*manca’ya çevrilmiştir. [53][915]
28. Kitâb iî halli şükûki Kitabi Ök-lidis fi’1-uşûl ve şerhi ma’ânîh. Fuat Sezgin ve Matthias Schramm tarafından tıpkıbasımı yapılan eseri (Frankfurt 1985) Halil Çâvîş kısmen neşretmiştir. [54][916]
29. Makûle li’1-Hasan b. el-Hüseyin b. el-Heyşem iî temâmi Kitâbi’1-M.ahrûtât. Nazım Terzioğlu tarafından tıpkıbasımı yapıl*mış [55][917] ve J. P. Ho-gendijk tarafından İngilizce tercümesiyle birlikte yayımlanmıştır.[56][918]
30. Makale can şemerâti’I-hikme. Ese*ri Muhammed  Abdülhâdî Ebû Rîde (Ka*hire 1991) ve Ammâr Tâlibî [57][919] neşretmiştir.[58][920]

Bibliyografya :

Sâid el-Endelüsî, Tabakâtü’l-ümem, s. 150; İbnü’l-Kiftî, İhbârü’l^ulemâ3 (Lippert), s. 165-168; Ali b. Zeyd el-Beyhakî, Târihti hükemâYt-İslâm{nşı Memdûh Hasan Muhammed ). Kahire 1417/1996, s. 98-100; İbn Ebû Usaybıa. *UyÛ-nü’l-enbâ’, s. 550-560; Max von Krause. Stam-buler Handschriften Islamischer Mathematiker, Eingegangen 1935; BrocKelmann, GAL, ], 617-6\9;Suppl.,\, 851-854; S. Inayetullah. Hasan ibn al-Haytham: a Müslim Scienüst of4’” Cen-turi A. H., Lahore 1950; Sarton, IntroducLion, I, 721-723; M. Schramm. ibn al-Haythams Weg zurPhysik, Wiesbaden 1963;a.mlf., “ifan al-Haytlıam’s Stellung in der Geschİchte der VVissenschaften”, Fikrun wa Fen, VI, Bonn 1965, s. 2-22; Sezgin, CAS, V, 358-374; VI, 251 -261; VII, 288; ibn al-Haitham: Proceedings ofthe Celebrations of 1000”’ Anniuersary fed. Hakim Mohammed Said), Karachİ 1970; Eilhard VViedemann, Aufsatze zur arabischen uıissen-schaftsgeschichte, Hildesheim 1970,1-11; a.mlf., Gesammelte Schriften zur arabisch-islamis-chen lüissenschaftsgeschichte (ed. Dorothea Girke - Dieter Bischoff), Frankfurt 1984, l-III; B. H. Sude, ibn al-Haytham’s Commentary on the Premisses ofEuclld’s Ftements, Books (dok*tora tezi, 197-4). Princeton Clniversity, I-VI; A. I. Sabra, “İbn al-Haytham and the Visual-Ray Hypothesis”, Ismâ’ili Conlribuüons to Islamic Culture(eö.S. H. Nasr), Tahran 1977, s. 187-205; a.mlf., The Optics of İbn al-Haytham, London 1989; a.mlf., Optics, Astronomy and Logic: Studies in Arabic Science and Philos-ophy, Hampshire 1994; a.mlf.. “One ibn al-Haytham or Two? An Exercise in Reading the Bio-bibliographical Sources”, Zeitschrift für Geschİchte derarabisch -islamischen Wissen-schaften,X]\, Frankfurt 1998, s. 1-50; a.mlf., “ibn al-Haytham”, DSB, VI, 189-210; Anton Heinen, “ibn al-Haitam’s Autobiographie in einer Handschrift aus dem]ahr556 H./ 11 öl A. D.”, Die islamische weltztuischen Mittelal-ter und Neuzeit. Festschrift fûr Hans Robert Roemerzum 65. Geburtstag (hrsg. von U. Haarman - P. Bachmann), Beirut-Wiesbaden 1979, s. 254-277; a.mlf.. “al-BIrüni and Ibn-al-Hai-tham: A ComparativeStudy ofScientific Meth-od”, Studies in Hlstory of Medicine, ¼, New Delhi 1977, s. 285-297; Beşşâr M. Safd Kasım -Ali Yûsuf Ferah, el-Hasen b. el-Heyşem ue eşe-rühû ‘ale’l-mesîreü’l-‘ilmiyyeti’l-hadîşe, Zerkâ 1405/1985; Hamîd MûYânî, Târtfıu’lAıtüm’in-de’lMrab, Beyrut 1989, s. 177-193; Mutıam-mad Saud. The Scientific Method of İbn al-Haytham, Islamabad 1990; U. Rebstock, Rech-nen im islamischen Orient, Darmstadt 1992, s. 66-67, 178-182, 199-202; R. Rashed. Op-tlque el mathematiçues: Recherches sur l’his-toire de la penseescientifıçueen Arabe, Hamp*shire 1992; a.mlf.. Ceometrie et dioptnque au A’p siecle: ibn Sahi, a!-Qühi et ibn al-Haytham, Paris 1993; a.mlf., Les mathematiqu.es in-finitesimales du IX’ au XI” siecle: ibn al-Hay*tham, London 1993, II; a.mlf., “ibn al-Haytham (Alhazen)”, Encyclopedİa oftheHistory ofSci*ence, Technology, and Medicine in !*lon-West-ern Cultures, Dordrecht 1997, s. 405-408; İz*mirli İsmail Hakkı. “İbn Yûnus ve Îbnü’1-Hey-sem”, DİFM, ¼ (19261. s. 45-73; Hamit Dİlgan. “Hassan Ben Haîthem et les manuscrits ex-istants dans les bibliotheques d’Istanbul”, Bulletîn ofthe Technical (jniuersity of istanbul, VIII, İstanbul 1955, s. 36-41; David C. Lindberg. “Alhazen’s Theory of Vision and I ıs Reception in the West”, ISIS, LVIII (1968), s. 321-341; Gü-nay Tümer. “İbn-i Heysem’in Şimdiye Kadar Ele Geçmemiş Bir Eseri”, AÜ İlahiyat Fakül*tesi İslâm İlimleri Enstitüsü Dergisi, IV, Ankara 1980, s. 219-223; Bruce Eastwood. “Alhazen, Leonardo, and Late-Medieval Speculation on the Inversion of Images in the Eye”, Annalsof Science, sy. 43, Oxford 1986, s. 413-446; Hü*seyin Gazi Topdemir, “İbnü’l-Heysem’in Optik Araştırmaları”, Bilim Felsefe Tarih, 1, İstanbul 1991, s. 174-194; a.mlf.. “İbnü’l-Heysem’in Optik Araştırmaları”, Bilim ue Felsefe Metinle*ri, 1/1, Ankara 1992, s. 67-84; a.mlf.. “İbn el-Heysem’in İşık Üzerine Adlı Çalışması”, TTK Belleten, LXI/230 [ 1997), s. 43-65; Gerard Sİ-mon. “L’optique d’Ibn al-Haytham et la tradi-tion ptolemeenne”, Arabic Sciences and Phi-losophy, II, Cambridge 1992, s. 203-235; Ay*dın Sayılı, “A Possible influence in the Field of Physiological Optics of ibn Sînâ on ibn al-Haytham”, 7TKÖe//eZen,XLVI!/187 [1983). s. 665-675; H. Suter. “İbnülheysem”, İA, V/2, s. 859-861 ;J.Vernet, “ibn al-Haytham”, E/5(İng.), III, 788-789.
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ibnularabi-t11419.0.html;prev_next=next



sana senden olur her ne olursa başın selamet bulur dilin durursa.....


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Passaparola Kalbe Gelen Düşünceler ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.084 saniyede oluşturulmuştur


İbnü’l-HeysemGüncelleme Tarihi: 20/09/21, 13:09 Dervisler.Net © 2008-2021 |Lisans(SMF) |Sitemap | İletişim