İlm-i Kıyafet - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.638 yorum yapıldı. Bugün 2 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22908 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İlm-i Kıyafet, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2309 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İlm-i Kıyafet}   Okunma sayısı 2309 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
İlm-i Kıyafet
« : 28/11/11, 12:31 »
İlm-i Kıyafet

Kıyafet, sözlükte “İz sürme; Fizikî özelliklerden nesep tespiti” anlamındadır. Eskiden beri bilinen kıyafet ilmi iki kısımdır: “Kıyafetü’l-eser” ve “Kıyafetü’l-beşer”. Birincisi olan eser kıyafeti, canlıların ayak izlerinden tanınması ilmidir. Bu bilgi, iz bırakan tozlu ve kumsal gibi yerlerde çıplak ayakla yürüyenlerin bıraktığı izlerden elde edilmektedir. Bu tecrübe ilmi sayesinde kaçak insanlar ve kayıp hayvanlar bu dalda bilirkişi özelliği olan “kâif” kimseler tarafından izlenip bulunabiliyordu. Bu iş İslâm öncesi Cahiliyye döneminde Araplar arasında ileri seviyedeydi. Hatta anlatıldığına göre onların bazıları ayak izinden iz sahibinin genç veya yaşlı, erkek veya kadın, bekar veya dul olduğunu anlayabiliyorlardı.

İkincisi olan beşer kıyafeti ise, iki şahsın cilt şeklinden, dış görünüşteki fizikî benzerliklerinden nesep bağlarını ve müşterek hallerini tanıma ilmidir. Bu ilim vasıtasıyla çocuğun nesebini tespit de mümkün görülmektedir. Kıyafet ilminin belli bir eğitimi ve kitabı yoktur. Tamamen kişinin kabiliyet, sezgi, tahmin ve teşhisine bağlı bir bilgi dalıdır. Bu ilim geçmişte bilhassa Arabistan’da, Mudlic Oğulları ve Lihb Oğulları kabilelerinde yaygınmış. Necid bölgesinde son dönemlerde yine bu işin uzmanı Arap kabileleri bulunurmuş. Onlar gördükleri deve izlerinin kimin devesine ait olduğunu, izi görülen insanların nereden gelmiş olduklarını tanıyıp söylerlermiş.

(Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin meşhur Marifetname’sinde yer alan ve beden yapısıyla karakter ilişkisini anlatan “Kıyafet-i A’za” şiirleri ise, burada sözü edilen ilm-i kıyafetle değil, aslında ilm-i firasetle ilgilidir. İlm-i kıyafete benzer yazılan diğer kıyafetnameler de öyledir.)

Arabın biri çalınan eşeğini aramak için izini sürmeye başlamış. Şiirler söyleye söyleye Hille’ye (Irak’ta) girmiş. Nihayet eşeğinin izini görünce tanıyıp duruvermiş. Halbuki onun izi, sayısız eşek izleri arasında bulunuyormuş. İlm-i kıyafette ileri seviyede olan kimseler bir insan topluluğuna baksalar, oğulu babasıyla, kardeşi kardeşiyle, akrabayı akrabasıyla buluşturabilirlerdi. Topluluk arasında yabancı varsa onu farkedebilirler, içlerinde bulunan Mekkelileri, onların yakınlarını ayırdedebilirler, Iraklı ve Şamlıyı, Mısırlı ve Medineliyi, Arap olanı ve olmayanı seçebilirlerdi.

Büluğu’l-Ereb, 3/214; Sıddîk b. Hasan Han, Ebcedü’l-Ulûm (Beyrut 1999), 2/360-61.

İlm-i Firaset

Firaset, sezme ve ileri görüşlülük demektir. Bir kimsenin dış görünüşünden onun ahlâk ve karakterini tahmin etmek firaset ilmine girer. Bu iş daha çok tecrübeye dayanır. Geniş anlamda firaset ise, duyu organlarıyla ve akılla ulaşılmayan, fakat sezgi gücüyle hissedilip anlaşılan bilgi mertebesidir. Bu ise herkese nasip olmayan ve sebebi bilinmeden ilham şeklinde hatıra gelen bir durumdur. Sadık rüyalar ve yorumları da bu bölümden sayılır. İnsan bedeninde dış görünüşe göre kişinin ahlâk ve ahvali hakkında oluşan kanaat ve firaset, aslında kesin ilim değil, tahminî ve zanna dayalı bilgidir. Bu da kişilerin akıl, idrak ve anlayış gücüne göre farklı seviyede olur. Bazı kimseler bazısıyla birkaç dakikalık sohbet ve gözlem sonunda o şahsın karakterini isabetle tahmin edebilirler. Ancak bu hususta her şahıs aynı değildir. Kimi insanların teşhis edilmesi hayli geç ve güç olabilir.

Daha ziyade tecrübe ve müşahedeye dayanan, insanın dış görünüşüne göre huyunu ve suyunu tahmin ve tespit eden eserler eskiden beri yazılagelmiştir. İbrahim Hakkı Erzurumî, Marifetname kitabında bu bahse ayırdığı birkaç manzumesinde çarpıcı bilgiler verir. Bu bilgilerin büyük çoğunluğu hayatî tecrübelerle doğru çıkmaktadır. Şu da unutulmamalı ki hoş olmadığı bilinen huy ve davranışlar, terbiye ve iradeyle düzeltilip ıslah edilebilir. İbrahim Hakkı hazretlerinin ifadesiyle: “Kim ki saçı sert olur / Akıl ile cüret bulur.”, “Kim ki saçı sarıdır / Kibr ü gazab kârıdır.” Bir başka edip de şöyle söylemiş: “Sûretin sîretine şahiddir / Başka şahid aramak zaiddir.”

İmam Şafiî hazretleri firasetten çokça nasiplenmiş bir alim olarak bilinir. Bir gün İmam Muhammed ’le birlikteyken bir adam görmüşler. İmam Muhammed  demiş ki: “Şu adam bir marangozdur.” İmam Şafiî: “O bir demircidir” demiş. Sonra adama sanatının ne olduğunu sormuşlar. Adam da: “Önce demirciydim, şimdi ise marangozum.” demiş. Böylece ikisinin de firaseti isabetli olmuş. Abbasi halifelerinden Mehdi-Billah, gördüğü bir rüyayı unuttuğu için tasalı olarak sabahlamış. Tahmin ve tabirde uzman olan Huveylid isimli kimseye bu halini bildirmiş. O adam da: “Sen rüyanda bir dağa çıkmışsın” demiş. Mehdi hayretle: “Vay sihirbaz, doğru söyledin!” deyince Huveylid: “Ben sihirbaz değilim. Sen konuşurken elini başına sürdün. Oradan rüyada bir dağ başına çıktığını tahmin ettim.” demiştir.

Büluğu’l-Ereb, 3/215-220; İbrahim Hakkı, Marifetname (İstanbul 1330), s. 211-13.

İlm-i Irafet

Irafet, olaylar arasındaki benzerlikler ve alametler vasıtasıyla geçmişten (ve gelecekten), kayıplara karışmış eşyadan haber vermektir. Bu işi yapanlara “arraf” denir. Arraflarda eşya ve hadiseler arasında herkesçe farkedilmeyen gizli benzerlik ve münasebetleri, güçlü kabiliyet ve üstün sezgileriyle kavrama özelliği görülür. Arraflar bazen istikballe ilgili tutarlı tahminler de yaparlar. Arraf ve kâhin çok defa aynı manada kullanılmış olsa da, bilhassa geçmiş ve şimdiki zamanla ilgilenen arrafların, gelecekten haberler uçuran kâhinlerden farklı olduklarında şüphe yoktur. Verdikleri bilgiler zan ve tahmin seviyesinde olsa da, kaybolan ve çalınan eşyaların durumu için eskiden beri arraflara müracaat edilmiştir.

Anlatıldığına göre Abbasi halifesi Harun Reşid zamanında kör bir arraf varmış. Ona bir şeyden sorulsa, yanındakilerden birinin sözünü işitince o sözden anlam çıkararak isabetli bir sonuca ulaşırmış. Bir gün halifenin hazinesinden kıymetli eşyalar çalınmıştı. Bilgi için o arraf halifenin yanına getirildi. Harun Reşid yanındakilere, arrafa yöneltilecek sorudan sonra kimsenin bir söz söylememesini tenbihledi. Öyle yaptılar. Halifenin sorusuna muhatap olan arraf dikkatle çevresinden bir söz duymaya çalıştı. Fakat kimseden bir ses çıkmayınca hayret ve ızdırap içinde kaldı. Bu arada arraf elini halı üzerinde gezdirirken bir hurma çekirdeği buldu. Büyük bir sevinçle dedi ki: “Çalıntı nesneler inci, yakut ve zümrüttür!” Harun sordu: “Onlar nerededir?” Arraf, “Bir kuyudadır” dedi. Onun dediği gibi o madenleri kuyuda buldular. Bu duruma şaşıran halife, ona böyle bir bilgiye nasıl ulaştığını sordu. Arraf dedi ki:

“Bir hurma çekirdeği buldum. Hurma çiçeğinin inci gibi beyaz olmasından çalınanlar içinde inci bulunduğu kanaatine vardım. Sonra hurma çiçeği, taze hurma olur. O ise yeşildir ki, zümrüdün rengi de öyledir. Sonra olgun hurma olur. O da kırmızıdır ki, yakutun rengi de öyledir. Sonra bana eşyanın yerini sordunuz. O sırada bir kovanın sesini duydum. Bundan da anladım ki, çalınan şeyler bir kuyudadır.”

Bu durumdan çok memnun olan Harun Reşid, arrafa bol ikramda bulundu.

Büluğu’l-Ereb, 3/224-25; el-Mufassal, 6/772-73; Taşköprü-zâde, Mevzûâtü’l-Ulûm (İstanbul 1313), 1/384-86.

Yusuf YAVUZ
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ilmi-kiyafet-t29007.0.html




Çevrimdışı Şa'yâ

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.505
  • Konu: 207
  • Derviş: 511
  • Teşekkür: 145
Okundu: İlm-i Kıyafet
« Cevapla #1 : 28/11/11, 21:24 »
Enteresan bilgiler.
Allah cc razı olsun.


"Hiç kimsenin beklemediği aydınlanmayı bir İslamcı, İslam tasavvufunun önünün açılmasını bir sosyalist sağlayabilir."

 Mahmud Erol Kılıç

Çevrimdışı Muttaki

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.649
  • Konu: 127
  • Derviş: 6733
  • Teşekkür: 121
Okundu: İlm-i Kıyafet
« Cevapla #2 : 28/11/11, 21:41 »
 -tşk.2-


''Muhakkak ki yapılan işler niyetlere göredir (değer kazanır,geçerli olur).Şüphesiz herkese (yaptığı iş için) niyetinin karşılığı vardır.''
(Hadis-i şerif;Buhari,Müslim)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

pcyi telefondan internete bağlama Erkek öfkesine sahip olmalı ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.386 saniyede oluşturulmuştur


İlm-i KıyafetGüncelleme Tarihi: 18/11/19, 20:07 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim