İmâm-ı Rabbânî (k.s) - 50. Mektup - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.053 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.598 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22897 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İmâm-ı Rabbânî (k.s) - 50. Mektup, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3800 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İmâm-ı Rabbânî (k.s) - 50. Mektup}   Okunma sayısı 3800 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.891
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
İmâm-ı Rabbânî (k.s) - 50. Mektup
« : 11/05/09, 23:35 »
İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî k.s (Mektûbât)ının ikinci cilt, ellinci mektûbunda buyuruyor ki:

İslâm dîninin bir sûreti, bir de hakîkati, özü vardır. Sûreti, önce îman etmek, sonra, Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymaktır. İslâm dîninin sûretine kavuşanların nefs-i emmâreleri inkârda ve isyân etmektedir. Bunların îmanı, îmanın sûretidir. Kıldıkları namaz, namazın sûretidir. Oruç ve başka ibâdetleri de böyledir. Çünkü, nefs-i emmâre, insan varlığının temelidir. Herkes (Ben) deyince, nefsini göstermektedir. İşte, bunların nefsleri îman etmemiş, inanmamıştır. Böyle kimselerin îmanları ve ibâdetleri hakîkî, doğru olabilir mi? Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, yalnız sûrete kavuşmağı kabûl buyurmuştur. Bunları, râzı olduğu Cennetine sokacağını müjdelemiştir. Yalnız kalbin inanmasını kabûl buyurması, nefsin inanmasını da şart koşmaması, Onun büyük ihsânıdır. Evet, Cennet nîmetlerinin de, hem sûretleri, hem hakîkatleri vardır. İslâm dîninin sûretine kavuşanlar, Cennetin sûretinden pay alacaklardır. Dünyada, islâm dîninin hakîkatine kavuşanlar, Cennetin hakîkatine kavuşacaklardır. Sûrete kavuşmuş olanlarla hakîkate kavuşmuş olanlar, Cennetin aynı bir meyvesini yiyecek. Fakat, herbiri başka tat alacaktır. Resûlullah efendimizin mübârek zevceleri Cennette, Resûlullahın yanında olacak, fakat duydukları lezzet başka olacaktır. Eğer, başka olmasaydı, bu mübârek zevcelerin, bütün insanlardan daha üstün olmaları lâzım gelirdi. Her üstün olan kimsenin zevcesinin de, bunun gibi üstün olması gerekirdi. Çünkü zevceler, Cennette zevclerinin yanında olacaktır. İslâm dîninin sûretine kavuşanlar, buna uydukları zaman, âhırette kurtulabileceklerdir. Buna uyanlar, umûmî evliyâlığa yâni Allahü teâlânın rızasına, sevgisine ermiş demektir. Bununla şereflenen, tasavvuf yoluna girebilecek, (Velâyet-i hâssa) denilen özel evliyâlığa kavuşabilecek kimse demektir. Bunlar, nefs-i emmârelerini itmînâna ulaştırabilirler. Şunu iyi bilmelidir ki, bu vilâyette, yâni İslâm dîninin hakîkatinde ilerliyebilmek için, islâm dîninin sûretini elden bırakmamak lâzımdır.

Tasavvuf yolunda ilerlemek, Allahü teâlânın ismini çok zikretmekle olur. Bu zikir de, islâm dîninin emrettiği bir ibâdettir. Zikretmek, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde övülmüş ve emredilmiştir. Tasavvuf yolunda ilerliyebilmek için, islâm dîninin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır.Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir. Tasavvuf yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir (Rehber) aramak da, islâm dîninin emrettiği birşeydir. Mâide sûresinin otuzsekizinci âyetinde, (Ona kavuşmak için vesîle arayınız) buyuruldu. (Vesîlenin, insan-ı kâmil olduğu, onsekizinci maddede uzun bildirilmiştir). Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, islâm dîninin sûreti de, hakîkati de lâzımdır. Çünkü, evliyâlık üstünlüklerinin hepsi, islâm dîninin sûretine uymakla ele geçer. Peygamberlik üstünlükleri de, islâm dîninin hakîkatinin meyveleridir.

Evliyâlığa kavuşturan yol tasavvuftur. Tasavvuf yolunda ilerliyebilmek için, Allahdan başka herşeyin sevgisini kalbden çıkarmak lâzımdır. Allahü teâlânın ihsânı ile, kalb hiçbirşeyi görmez olursa, (Fena) denilen şey hâsıl olur. (Seyr-i ilallah) tamam olur. Bundan sonra, (Seyr-i fillah) denilen yolculuk başlar. Böylece, (Bekâ) denilen şey hâsıl olur ki, aranılan da budur. İslâm dîninin hakîkati buradadır. Buna kavuşan zata (Velî) denir ki, Allahü teâlânın râzı olduğu, sevdiği kimse demektir. Burada (Nefs-i emmâre) mutmainne olur. Nefis, küfürden kurtulup, Allahü teâlânın kaza ve kaderinden râzı olur. Allahü teâlâ da, ondan râzı olur. Kendini anlar. Büyüklük, kendini beğenmek hastalığından kurtulur. Tasavvuf büyüklerinden çoğu nefis itmînâna kavuşunca da, Allahü teâlâya âsî olmaktan kurtulamaz demişlerdir. Resûlullah bir gazâsından dönüşte, (Küçük cihâddan döndük. Büyük cihâda başlıyoruz) buyurdu. Bu büyük cihâd, nefs-i emmâre ile cihâddır demişlerdir. Bu fakir [yâni imam-ı Rabbânî] böyle anlamıyorum. Nefis itmînâna kavuşunca, hiç ısyânı, kötülüğü kalmaz diyorum. Nefis de, herşeyi unutmuş olan kalb gibi, Allahdan başka hiçbirşey görmez. Mevkı', rütbe, mal, hattâ bunların vereceği tat ve acılıklardan kurtulmuştur. Nefis ezilmiş, yok gibi olmuştur. Allah için, kendini feda etmiştir. Hadis-i şerifte, (Cihâd-ı ekber) buyurulması, bedeni meydana getiren maddelerin fizik ve kimyâ ve biyolojik isteklerine karşı olan cihâd olsa gerektir. Şehvet, yâni istek kuvvetleri, gadap, yâni ürkmek, çekinmek istekleri, hep maddî isteklerdir. Hayvanlarda nefis yoktur. Fakat bu kötü istekler, onlarda da vardır. Her hayvanda bulunan şehvet, gadap, birşeye çok düşkün olmak, hep maddelerin hâssalarından ileri gelmektedir. [Bu isteklere (Sevk-ı tabî'î) içgüdü denir.] İnsanların bunlarla cihâd etmesi lâzımdır. Nefsin itmînâna kavuşması, insanı bu kötülüklerden kurtarmaz. Bunlarla cihâdın çok faydası vardır. Bedeni de temizlemeye yarar.

Nefis itmînâna kavuşunca, (İslâm-ı hakîkî) nasip olur. Hakîkî îman hâsıl olur. Yapılan her ibâdet hakîkî olur. Namaz, oruç ve hac, hakîkî yapılmış olur.

Görülüyor ki, tasavvuf ve hakîkat denilen şeyler, islâm dîninin sûreti ile hakîkati arasındadır. (Vilâyet-i hâssa)ya kavuşamıyan kimse, mecâzî müslümanlıktan kurtulamaz. Hakîkî islâma kavuşamaz.

İslâm dîninin hakîkatine kavuşan ve islâm-ı hakîkî ile şereflenen kimse, Peygamberlik üstünlüklerinden pay almaya başlar. (Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir) hadis-i şerifinde bildirilen müjdeye kavuşur. Evliyâlık üstünlükleri, islâm dîninin sûretinin meyveleri olduğu gibi, Peygamberlik üstünlükleri de, islâm dîninin hakîkatinin meyveleridir. Vilâyetin üstünlükleri, nübüvvetin üstünlüklerinin sûretleridir.

İslâm dîninin sûreti ile hakîkati arasındaki fark, nefsten ileri gelmiş oldu. Vilâyet üstünlükleri ile, nübüvvet üstünlükleri farkı da, bedendeki maddelerden ileri gelmektedir. Vilâyetin kemâlâtında, maddeler, fizik, kimyâ ve biyoloji özelliklerine uyar. Fazla enerji, taşkınlık yaptırır. Maddeler, gıda ister. Bu isteğe kavuşmak için, uygunsuz işler yapılır. Nübüvvet kemâllerinde, böyle uygunsuz işler de kalmaz olur. (Şeytanım müslüman oldu) hadis-i şerifi, bu hâli bildirmiş olabilir. Çünkü, insanın dışında şeytan olduğu gibi, içinde de vardır. Fazla enerji insanı azdırır. Kendini beğendirir. Bu ise, fena huyların en kötüsüdür. Bunun müslüman olması, bu kötülüklerden kurtulmasıdır. Peygamberlik kemâlâtında, hem kalbin, hem nefsin îmanı, hem de bedendeki maddelerin düzeni ve dengesi vardır. Nefsin tâm itmînâna gelmesi, bedendeki madde ve enerjinin dengeye gelmesinden sonradır. Bu itmînândan sonra, artık kötülüğe dönemez. Bütün bu üstünlükler, hep islâm dîninin üstüne kurulmaktadır. Ağaç ne kadar dallanır, meyvelenirse, yine köksüz olamaz. Her üstünlükte Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymak lâzımdır. Ellinci mektûbdan tercüme burada tamam oldu.


(Mektubat, 50.mektup)

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/imami-rabbani-ks-50-mektup-t11606.0.html;topicseen




Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Yanıt: İmâm-ı Rabbânî (k.s) - 50. Mektup
« Cevapla #1 : 12/05/09, 00:51 »
 X:01 Vesselam!.. :X06 X:33X :X06



Çevrimdışı erdem

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.070
  • Konu: 56
  • Derviş: 30
  • Teşekkür: 1
Yanıt: İmâm-ı Rabbânî (k.s) - 50. Mektup
« Cevapla #2 : 12/05/09, 10:06 »
Allah cc razı olsun....

 :X06


Asr'a yemin olsun ki; insanlar hüsrandadır. Ancak,
iman edenler, salih amel işleyenler ve birbirlerine Hakkı ve sabrı tavsiye
edenler müstesna! (Asr Suresi)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Kuran dinlemek için mükemmel bir link Hayat Kaynağımız Kur'an ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.204 saniyede oluşturulmuştur


İmâm-ı Rabbânî (k.s) - 50. MektupGüncelleme Tarihi: 21/10/19, 14:07 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim