İnfâkta Acele Etmek - Fahr-i Kainat Efendimiz H.Z MUHAMMED (s.a.v)
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.935 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.080 yorum yapıldı. Bugün 2 konu ve 3 ileti gönderildi.. Toplam : 22732 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İnfâkta Acele Etmek , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1615 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İnfâkta Acele Etmek }   Okunma sayısı 1615 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 107
    • .....................
İnfâkta Acele Etmek
« : 17/03/12, 17:00 »
İNFÂKTA ACELE ETMEK
 
     
    "Siz Allâh için ne verirseniz, Allâh onun yerine hemen yenisini verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Sebe' 34/39)

Kâinâtın Efendisi, zarûrî ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, fazla olan malını biriktirmeden ihtiyaç sâhiplerine verirdi. Âhiret zengini olabilmek için ihtiyaç fazlası malın, fakirlere ve darda kalmışlara bir an önce ulaştırılmasını arzulardı. Zîrâ o:

"Ey âdemoğlu! İhtiyâcından fazla olan malını sadaka vermen senin için hayırlıdır. Eğer vermeyip elinde tutarsan, senin için kötüdür. Yeterli miktarda mala sâhip olmaktan dolayı Allâh katında sorumlu tutulmazsın. İnfâka, bakmakla yükümlü olduklarından başla! Zîrâ veren e l, alan elden üstündür." (Müslim, Zekât, 97) buyurarak âhiretini düşünen ve hesâbının kolay olmasını isteyen kimselerin "veren el" olmalarını tavsiye ederdi. Çünkü âhiret için infâk kadar bereketli bir hazırlık yoktur. Arap edebiyâtının ustalarından biri olan Harîrî, infâk ederek âhiret hazırlığı yapmak isteyenlere, acele davranmalarını söyleyerek şöyle hitâb eder:

"Ey kürkler içinde salınan servet sâhipleri! Kime dünyâlık verildiyse muhtaçlara dağıtsın ve gücü yetenler, elinden gelen yardımı esirgemesin. Zîrâ dünyâ gaddardır, zaman vefâsızdır. Kuvvet ve kudret bir rüyâya, fırsat da yaz bulutuna benzer. Vallâhi ben, çok kere kışı, bütün ihtiyaçlarını tedârik ederek karşılar, o gelmeden önce gereken şeyleri hazırlardım." ( Makâmât , s. 188)

Tebliğ ettiği her şeyi, bizzat kendisi tatbik ederek canlı bir Kur'ân olan Efendimiz, başta infâk olmak üzere hayır işlerinde acele davranırdı. Niyet ettiği güzel bir ameli, herhangi bir mânî sebebiyle terk etmeyi hoş görmezdi. Onun bu hasletini gözler önüne seren güzel bir misâli, Ukbe bin Hâris -radıyallâhu anh- şöyle anlatmaktadır:

"Bir keresinde, Medine'de İki Cihân Güneşi Efendimiz'in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Resûl-i Ekrem Efendimiz, selâm verip namazı bitirdi ve sür'atle yerinden kalktı. Safları yararak hanımlarından birinin odasına gitti. Cemâat, onun bu telaşından endişe ettiler. Sevgili Peygamberimiz kısa bir müddet sonra döndü. Ashâbının meraklanmış olduğunu gördü ve davranışının sebebini açıklayarak:

«Odamızda biraz altın olduğunu hatırladım da beni (hayırda acele etmekten) alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.» buyurdu." (Buhârî, Ezân, 158)

Muhtaçların çok olduğu bir toplumda infâkın ehemmiyeti bir kat daha artmaktadır. Müslümanın sâhip olması gereken merhamet duygusu, fakirlerin ihtiyaç içinde kıvranmaları karşısında kayıtsız kalınmasına müsâade etmez. Bu sebeple Sevgili Peygamberimiz, ihtiyaç sâhiplerini kendine tercih eder ve onlara infâkta bulunurdu. Hele muhtaç olduğu hâlinden açıkça belli olan kimseleri görünce, rahmet dolu yüreği hiç dayanamaz, onların yaralarını sarmak için çırpınırdı. Cerir bin Abdullâh -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

"Birgün erken vakitlerde Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in huzûrunda idik. O esnâda Mudar kabilesinden, kaplan derisine benzeyen alaca çizgili elbise ve abalarını delerek başlarından geçirmiş, neredeyse çıplak vaziyette olan, kılıçlarını kuşanmış bir topluluk çıkageldi. Onları bu derece fakir görünce Efendimiz'in yüzünün rengi değişti. Hemen eve girdi. Sonra da çıkıp Bilâl'e ezân okumasını emretti, o da okudu. Sonra Bilâl kâmet getirdi ve Efendimiz namaz kıldırdı. Akabinde bir hutbe îrâd ederek şu âyet-i kerîmeyi okudu:

«Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbiniz'e hürmetsizlikten sakının. Allâh şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.» (en-Nisâ 4/1) Sonra da Haşr sûresinde geçen şu âyeti okudu:

«Ey îmân edenler! Allâh'tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın!» (el-Haşr 59/18) Daha sonra:

«Her bir fert altınından, gümüşünden, elbisesinden, bir ölçek bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka versin. Hatta yarım hurma bile olsa sadaka versin!» buyurdu.

Bunun üzerine Ensâr'dan bir adam, ağırlığından dolayı neredeyse kaldırmaktan âciz kaldığı, hatta kaldıramadığı bir torba getirdi. Ahâlî birbiri peşine sökün edip sıraya girmişti. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Resûl-i Ekrem Efendimiz'in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu." (Müslim, Zekât, 69)

Gönüller Sultânı Efendimiz, vefat ettiği gün, Hz. Âişe'nin yanında altı veya yedi dînar bulunuyordu. Allâh Resûlü bunları fakirlere dağıtmasını ona emretmişti. Hz. Âişe ise Efendimiz'in hastalığıyla meşgul olduğu için buna fırsat bulamamıştı. Peygamber Efendimiz baygınlığı geçip ayıldığı zaman:

"- Dînarları ne yaptın? Fakirlere dağıttın mı?" diye sordu. Hz. Âişe:

- Hayır! Vallâhi senin hastalığın beni meşgul etti! dedi. Peygamberimiz onları isteyip getirtti, avucuna aldı ve:

"- Bu dînarlar yanında bulunduğu halde ölüp Allâh'a kavuşacak olursa, Allâh'ın Peygamberi Muhammed 'in hâli nice olur?!" buyurdu. Onların hepsini Ensâr fakirlerinden beş ev halkına bölüştürdükten sonra:

"- İşte şimdi rahatladım!" buyurdu ve tekrar uyudu. (İbn-i Hanbel, VI, 104; İbn-i Sa'd, II, 237-238)

Bu münasebetle İmam Kastallânî şöyle der:

"Alemlerin Rabbi olan Allâh Teâlâ'nın Habîbi, peygamberlerin en yücesi, geçmişteki ve gelecekteki kusurları bağışlanmış bulunan Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- böyle düşünürse, üzerlerinde Müslümanların kanları ve kendilerine harâm olan malları bulunduğu halde Allâh'a kavuşanların halleri nasıl olur, bir düşün!" (Kastallânî, II, 480-481)
 


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/infakta-acele-etmek-t30200.0.html;msg169984




Çevrimdışı Vali

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 24
  • Konu: 3
  • Derviş: 21844
  • Teşekkür: 1
Yeni: İnfâkta Acele Etmek
« Cevapla #1 : 21/07/18, 18:34 »
Düşünüyoruz ancak çabuk unutuyoruz.




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sen bile Ağlıyorsan Efendim... Bozuk Simit Paraları ile Cenneti Satın Almak‏ .. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.072 saniyede oluşturulmuştur


İnfâkta Acele Etmek Güncelleme Tarihi: 17/08/18, 16:47 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim