İnternette paylaşımı doğru okumak.. - Mostar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.056 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.632 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22906 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İnternette paylaşımı doğru okumak.., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4022 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İnternette paylaşımı doğru okumak..}   Okunma sayısı 4022 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı MenaKiB

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 261
  • Konu: 105
  • Derviş: 2621
  • Teşekkür: 1
Eskiden beri anlatılan bir hikâyedir; matbaa gâvur icadı olduğu için Osmanlılar kabul etmedi, bu sebeple biz de geri kaldık. Başka bir rivayete göre de ekmeklerinden olmak istemeyen hattatların kuvvetli lobisi, baskı makinelerinin memlekete girmesine mani olacak fetvayı çıkarttırmış. Hikâyenin her iki versiyonunda da esas nokta, yeni olana duyulan güvensizlik ve eldekini muhafaza etme arzusu. Buna benzer bir hadise bugün de, sanatın ve kültürün “digitalize” olmasıyla, dijitalleşmesiyle yaşanıyor.

Yazılı ve görüntülü basında sık sık karşılaştığımız bir durumdur; “sanat” âleminin bir ferdi çıkar ve internet çıktığından beri işlerin kesat gittiğinden, bedava indirilen müzik/film yüzünden yeni albüm/film çıkarılamadığından yakınır. Doğrudur, korsan olarak çoğaltılan yayınlar emek hırsızlığıdır. Birileri organize olarak çalışırlar ve daha matbaadan çıkmadan kitabın, daha stüdyodan çıkmadan şarkının, daha sinemada gösterilmeden filmin korsanını çıkararak başkalarının alın teri üzerinden para kazanırlar. Mevcut kanunlara göre de suç olan bu fiili işleyenlerle mücadele etmek güvenlik güçlerinin görevi elbette. “Çakma” Adidas tişörtü satanın da, korsan Aşk romanını satanın da cezası verilmeli. Bütün bunlara pek itiraz eden yok ama iş, internet üzerinden dosya paylaşımını da “korsan” olarak nitelemeye gelince itirazlar haliyle yükseliyor. İtiraz eden bu tekil şahıslar, elbette öncelikle internet üzerinden, daha organize birlikler oluşturmaya başlıyor.

MP3’ün müdafaası
İnternetin müdafaası olarak değerlendirilebilecek olan bu hareketin en kurumsal hali İsveç’te kurulan Korsan Partisi. Telif hakkı yasaları ve patentlerle ilgili olarak genel çizginin dışında fikirleri savunan hareket, Avrupa Parlamentosu’nda bir sandalyeye bile sahip. Farklı tonlarda da olsa dünyanın değişik ülkelerinde benzer fikirleri savunan hareketler örgütleniyor. İnternet üzerinden yapılan paylaşımın kısıtlanması yönünde yapılan her hamle, sessiz bir öfkeyi de üzerine çekiyor.

Telif haklarımız ihlal ediliyor diyen sanat ehli, kanuni değişiklikler yapılmasını, mümkünse internet üzerinde yapılan her türlü paylaşımın yasaklanmasını istiyor. Gerekçe olarak, internetten şarkı indirenlerin artık orijinal albüm almamasını gösteriyorlar. Yapımcılar, yönetmenler ise internet üzerinden film indirildiği için sinemalarda film izlenmediğini, gelirlerinin azaldığını söylüyorlar. Fakat rakamlar incelendiğinde farklı gerçeklerle karşılaşıyoruz aslında. İnternetten indirilen filmlere, küresel finansal krizin bütün dünyayı kasıp kavurmasına rağmen Hollywood tarihî rekorunu kırdı. Amerikan sinema endüstrisi elde ettiği 10.5 milyar dolarlık gelirle internetten indirilen filmlere yönelik öfkeyi tartışmaya açtı. Bu kadar kâr elde edilebildiğine göre iddiaların üzerinde daha titizlikle durmak gerekiyor artık. Mesela; Çin’de yapılan bir araştırma, internetten müzik indirenlerin diğer şahıslara göre daha fazla orijinal müzik albümü satın aldığını ortaya koydu.

Meselenin en temel noktasını da zaten bu konuda şikâyetçi olanların teknolojinin boyutlarını, gelişim yönünü tam olarak kavrayamamaları oluşturuyor. Türkiye’deki müzisyenlerin yasal temsilcisi durumundaki MÜYAP, bu durumun bir bakıma en iyi örneği. Geçen yıl bir dava açtılar ve Last.fm ve MySpace adlı internet sitelerinin yayını durdurtmayı başardılar. Gerekçeleri ise bu sitelerin lisanssız müzik ürünü barındırarak telif haklarını ihlal etmesiydi. Fakat beklemedik bir tepkiyle karşılaşıldı. MÜYAP’a üye olmayan bağımsız müzisyenler, misal Aylin Aslım, bu karara karşı öfkeli açıklamalar yaptı. Çünkü bu siteler üzerinden ürettikleri müziği doğrudan dinleyiciye ulaştırma imkânına kavuşuyorlardı. Hem de yapımcı, stüdyo, klip, televizyon yayın ücreti gibi büyük masrafları yapmadan. Dünyanın her tarafında sadece internet üzerinden eserlerini yayınlayan binlerce bağımsız sanatçı var. Bir bilgisayarla odalarını kayıt stüdyosuna çeviren gençler, müziklerini tüm dünyaya ulaştırma imkânına kavuşuyor. Nasıl ki kapatılan siteler bu işi hayır için yapmadıkları gibi kapatmayı talep edenler de elbette teliflerinin derdinde. Zaten sorun teliften öte, işin ticari boyutunun yönetilememesinde. Sanat ürünlerinin satışının eski kalıplarla devam ettirilmek istenmesinde.

Müzik üzerinden devam edersek, MP3 formatının çıkışı bütün taşları yerinden oynattı. CD’ler içerisinde taşınan dosyaların boyutu bir anda çok küçüldü ve tabii internet üzerinden transfer edilebilme imkânı oluştu. Kavga da o zaman başladı. Çünkü bilgisayarınızda bulunan bir dosyayı başkalarıyla paylaşabiliyordunuz artık, binlerce hatta milyonlarca kişiyle. Bunun yolunu açan da Napster isimli program oldu. Daha sonra açılan davalarla kapanmak zorunda kaldı ama Pandora’nın kutusu açılmıştı bir kere. Aslında yabancı bir durum yok ortada. Satın aldığınız albümü, filmi, kitabı bir arkadaşınıza ödünç verdiğinizde ne kadar ahlâksız bir şey yaparsanız, paylaşım programları vasıtasıyla bunu başkalarına gönderdiğinizde de aynı şeyi yapmış olursunuz. Aradaki fark eseri paylaştığınız insan sayısında; internette sınır yok, binler de olabilir, yüz binler de… Eğer ticari olarak o eser üzerinden gelir elde etmiyorsanız yanlış olan nedir? Anlaşmazlık da bu noktada çıktı.

Onlarca paylaşım programı üretildi Napster’ın ardından. Ve tabii sadece müzikle sınırlı kalmadı paylaşım. Filmlerin de boyutu küçüldü, kitaplar PDF dosyalarına dönüştü, internet bağlantıları kat kat hızlandı. Paylaşım aldı başını gitti ama bizim müzik/film yapımcıları bu akışı yıllarca seyretmekten ve “Devlet kanun çıkarsın, bunları yasaklasın” demekten başka bir şey yapmadı. Teknolojinin her türlü imkânını kullanan sanatçılar, kullanıcı lehine olan gelişmeleri ise görmezden geliyor hâlâ.

Elbette bu durumun sürdürülebilir olmadığını görenler çıktı. Onlar da sanat dünyasından değildi zaten. Mesela Apple, iPod’u çıkardı. “İstediğiniz yerde müzik dinleyin ve müziği de internet üzerinden, benden yani iTunes’dan alın” dedi. Bu çalışmalarının neticesinde de ayda 1 milyarın üzerinde şarkı indirilen bir platform haline geldi. Yeni bir sektör oluştu bu alanda. İnternet üzerinden yasal müzik, film satışı ile milyar dolarlık değer üreten bir sektör. Yerli telekom şirketlerinin yaptıkları satışlar önemli bir gelir kaynağı oldu. Yıllar önce yayınlanmış bir filmi internet üzerinden cüzi bir ücrete satın alıp, bilgisayarınızda veya mobil cihazınızda yolculuk esnasında izleyebiliyorsunuz artık.

Youtube’dan dünyaya
Fede Alvarez isimli Uruguaylı yönetmen, çektiği 5 dakikalık kısa filmi video paylaşım sitesi Youtube’da yayınladı. Büyük beğeni toplayan filminin izleyicileri arasında Hollywood’un ünlü yönetmenlerinden Sam Raimi de olunca, çekeceği yeni filmi için 30 milyon dolarlık bütçeye kavuştu. 250 dolar masraf yaparak hazırladığı video 1.5 milyon defa izlenen ve birçok yapımcıdan teklif alan Alvarez, "Hepimiz şoke olduk. Eğer bir ülkeden bir yönetmen sadece Youtube'a bir video yükleyerek bunu başarabiliyorsa, herkes yapabilir" dedi. Türkiye’de yasak olan Youtube vasıtasıyla hayatı değişen Alvarez, teknolojiyi kendini ifade etmek için kullandı ve ürününü milyonlara ulaştırdı. Tıpkı kendi başlarına hazırladıkları klipleri, video paylaşım programlarında yayınlayıp ünlü olan şarkıcılar gibi. Veya yayınlatamadıkları kitaplarını, makalelerini internet üzerinden yayınlayanlar gibi. Bloglarında fikirlerini “özgürce” ifade edenler gibi.

Teknoloji bir alettir, çok yönlü kullanılabilir. Sürekli gelişir, geliştirilir. Devletler, ordular, şirketler sürekli yeni bir şeyler üretir ve sizin kullanmanızı beklerler. O ürüne karşı kayıtsız kalamazsınız, mutlaka hesaplaşmanız gerekir. Fikri donanımınız varsa onu ruhun emrine amade kılarsınız, yoksa tesiri altına girersiniz. Yeni çıkan ürünleri satın alarak ömrünüzü geçirebilirsiniz. Ama ben mevcut şartlarımı değiştirmem, yasaklansın, kaldırılsın, ekmeğimle oynamayın diyemezsiniz. Hattatlar diyemediği gibi, yapımcılar da diyemez. Artık savaşlar bile internet üzerinde yapılıyor; sanatın, ticaretin bunun dışında kalmasını düşünmek abes.

Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite dergisi.. Sayı:60   Hakan Hastaoğlu
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/internette-paylasimi-dogru-okumak-t19279.0.html



Bu dünya bir kuyu,havasız çömlek;
Daralıyorum !
Kelime manayı boğan bir gömlek !
Paralıyorum !
Allah ismi varken lûgat ne demek ! Karalıyorum ! Kapımı , buyursun diye o Melek; Aralıyorum ! Necip Fazıl Kısakürek

Çevrimdışı Şa'yâ

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.505
  • Konu: 207
  • Derviş: 511
  • Teşekkür: 145
Cevaplandı: İnternette paylaşımı doğru okumak..
« Cevapla #1 : 18/02/10, 16:00 »
Yazının başlığı ve ifade ettiği mana çok mühim.

YAzandan da ulaştırandan da Allah(cc) razı olsun.


"Hiç kimsenin beklemediği aydınlanmayı bir İslamcı, İslam tasavvufunun önünün açılmasını bir sosyalist sağlayabilir."

 Mahmud Erol Kılıç

Çevrimdışı Murat Ayhan

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.573
  • Konu: 269
  • Derviş: 737
  • Teşekkür: 67
    • Terk-i-Ben
Cevaplandı: İnternette paylaşımı doğru okumak..
« Cevapla #2 : 18/02/10, 17:08 »
Allah(cc) razi olsun

evet güzel bir tesbit...biraz düsüncemizi tetikliyelim...
____________________________________________

...ama Kilic ne kadar keskin olursa olsun onu kullanan Ustanin magrifeti kadar keser, bu kisi kendisini bile kesebilir kullanmasini bilmezse...
______________________________________________

...bazen elinde sadece bir tas olan kisi , elinde kilic olan kisiyi yenebilir / öldürebilir...
_________________________________________________

bir menkibe okumustuk bir zamanlar bir talebe sokakda bir kitab buluyor okuyor, hocasi görüyor nedir evladim o ?
kitab hocam , okudunmu ? okudum. Nereden buldun ? yerde hocam.

oku dinleyeyim...talebe okuyor, hoca dogru . talebe okuyor, hoca dogru. talebe okuyor, hoca dogru...kitab bitiyor.

hocasi diyorki : icinde ne yaziyorsa hepsi dogru ama okuyana bir faydasi yok, cünki maddi kazanc elde etmek icin yazilmis. Allah(cc) rizasi icin , insanlara Ilim ögretmek icin degil.
_________________________________________________

....belirtmekde fayda var Internet Sistemi olsun, CEB Telefonlari GSM Sistemi olsun Amerika Silahli Kuvvetlerinin gelistirmis oldugu Teknolojilerdir...


" BEN`i terk et , O´nu bulursun ! "

ESKİ 'AKİF15'


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

sofilerin başlarından geçenler.. Namazın Sırları (Şehabüddin Sühreverdi Hazretleri’nden) .. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.316 saniyede oluşturulmuştur


İnternette paylaşımı doğru okumak..Güncelleme Tarihi: 13/11/19, 15:07 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim