İrşad, Mürşid Ve Tebliğ.. - Gül Bahçesi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İrşad, Mürşid Ve Tebliğ.., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2876 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..}   Okunma sayısı 2876 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..
« : 11/11/08, 03:30 »

İnsanoğlu zaaflarıyla aşağılardan aşağı, faziletleriyle de alâ-yı illiyînde, meleklerden üstün bir varlıktır. İnsanı bu iki zıt yanı ile ele almayan her türlü terbiye anlayışı eksik ve yarımdır. Mücellâ dinimiz, insanoğlunu bir bütün olarak ele alır. Zaaflarına karşı uyarıcı, faziletlerine karşı da teşvik edici bir metodla yaklaşır.

Bu nedenle ayet-i celilelerde ve hadis-i şeriflerde ümit ile korku, cennet ile cehennem, rahmet ile gazap hep birbiri ardına dengeli olarak zikredilmiştir.

İnsanın tek yanını dikkate alan bütün yaklaşımlar, felsefeler ve sistemler ya iflas etmiş ya da ulaştığı vahim neticelerden dolayı kendini yenileme çabasına girmiştir.

Rabbimiz, ayet-i celilede şöyle buyurur.

“İçiniden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten de uzaklaştıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmran, 104).

Bu ayet-i kerime müminlere bir vazife, bir sorumluluk yüklemektedir. Bu vazifeyi en etkin şekilde ve bir numune-i imtisal olmak üzere en başta peygamberler icra eylemiştir. Sonra da ilâhî düsturların kılavuzluğunda belli vasıfları haiz insanlar yerine getirmiştir. Bu vazife yeryüzünün en büyük, en üstün vazifesidir. Bundan daha kıymetli bir vazife olsaydı, Rabbimiz peygamberlerini o vazife ile görevlendirirdi.

Müfessirler yukarıdaki ayet-i kerimeyi tefsir ederken, bu vazifenin dinî hüküm bakımından farz-ı kifaye oluşu üzerinde durmuşlardır. Bu, üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Zira günümüzde bu vazifenin farkında olan kişilerin azlığı ortadadır. Aynı müfessirler, bu sorumluluğu yerine getiren bir topluluk yoksa, iyiliği emretme, kötülüğü men etme vazifesinin farz-ı ayn olduğunu; yani namaz, oruç gibi herkesi bağlayan mükellefiyetler alanına girdiğini de ifade ederler.

İslâm, ayet-i kerimede atıfta bulunulan iyi (maruf) ve kötü (münker) olanı belirleyen bir değerler manzumesidir. O halde iyiliği emretme, kötülükten men etme, kısaca İslâm'ı anlatma ve yaşatma çabasıdır. Buna tebliğ ve irşad da denir.

Son birkaç asırdır müslümanların ekonomik, kültürel, ahlâkî alanlarda dış tesirler altına girmesiyle, irşad faaliyetlerinde de nisbî bir azalma olmuştur, fakat asla durmamıştır. Bu dış tesirler yazık ki bazen müminlerin sahip oldukları mücevher mesabesindeki değerlerden dahi şüphe etmesine, bu değerlerin bazılarından uzaklaşmasına sebep olmuştur. Böyle bir ortamda, bu rüzgara kapılmayanların ferdî gayretleri ise genel gidişi değiştirememiştir.

Eğer tebliğ ve irşad vazifesi genel ana prensipler gözetilerek yerine ve zamanına göre kurumsallaştırılabilseydi, bugün insanlığın topyekûn müşteki olduğu sosyal ve ahlâkî sorunların önü alınmış olabilecekti.

Cenab-ı Hak insanoğlunu Rabbini bilip tanımak ve bu bildiklerine göre iç dünyasını şekillendirmek için yaratmıştır. Ona bu vazifesini hatırlatmak, bu marifete ulaştırmak için peş peşe peygamberler gönderilmiştir. Bütün peygamberlerin vazifesi irşaddır. Tarih boyunca ne zaman bir hak dinin ve kutlu nebinin tesiri zayıflamış ya da silinmiş ise, insanlık bir alçalışa geçmiş, türlü şekilleriyle zulüm hükümran olmuş, insanın iç dünyasında sarsıntılar birbirini takip etmiştir. Bu durumda, insanlığın hidayetini murad eden Rabbimiz, bir diğer elçisini vazifelendirmiştir. Bu tekerrür ahir zaman nebisi, son peygamber Fahr-i Alem s.a.v. Efendimiz'e kadar devam etmiştir.

Fahr-i Alem s.a.v. Efendimiz'den sonra ise, irşad vazifesini enbiyanın vârisleri olarak Allah dostları, mürşidler deruhte etmişlerdir. Bu vazife kıyamete dek ehlullah tarafından devam ettirilecektir. İrşad yolunda atılan her adım, irşad sahibi için nübüvvete veraset sevabı kazandırır; zira bu vazife aslı itibariyle peygamberlerin vazifesidir. Bu vazife irşad erlerine ilâhi bir lütuf olarak verilmiştir.

En yakınlarından başlamak üzere bildiği doğruları Hak rızası için insanlara ulaştırmaya çalışan tebliğciler ne kadar samimi iseler, söz ve davranışları da o kadar etkili olur. Anlatım ne kadar parlak olursa olsun, samimiyet olmazsa hiçbir netice vermez. Hatta diyebiliriz ki, bir yönüyle hidayetin anlatmayla bire bir alakası yoktur. Unutulmamalıdır ki hidayet Allahu Teâla'nın elindedir. O murad etmezse, hiç kimsenin bir başkasının hidayetine vesile olması mümkün değildir.

Öyle ise asıl mesele Cenab-ı Mevlâ ile irtibat içinde olmaktır. Çünkü gizli-aşikâr bütün kapıların anahtarı O'nun nezdindedir. Hidayet ise en büyük kapıdır. İnsanlara hakkı ulaştırma gayretinde olan herkes, bütün samimiyetiyle vazifesini yaparken, Kadir-i Mutlak olan Allah'a dayanmalıdır. İrşada ehil Allah dostları, bu hali zirvede yaşadıkları için olgun ve olgunlaştırıcı (kâmil ve mükemmil) oldular.

Diğer taraftan niceleri, çok parlak hitabet gücüne sahip olmalarına rağmen, insanlara Hak adına birşey sunamadılar. Çünkü bazı yönleriyle samimi değillerdi, her şeyi kendilerinden biliyor ve her neticeyi de kendilerine bağlıyorlardı. Bugün ağzı söz yapan değil, bildiğini ve söylediğini yaşayan insanlara ihtiyaç vardır. Okudukları kendisine fayda vermemiş ya da gece gündüz konuşan lafazanların milletin kurtuluşu hesabına verecekleri hiçbir şey yoktur.

Hakkı, doğruyu anlatan insan, bunu yaparken fevkalâde bir ruh sadeliği ve kalp safveti içinde olmalıdır. Davasının berraklığına denk bir gönül taşımalıdır. Aksi durumda ruh dünyasındaki bulanıklık nispetinde Hak ile olan münasebetleri de kesik kesik olur, dolayısıyla tesiri hiçe iner.

Hak yola davette rıza-yı ilâhiden başka hiçbir şeyi asıl maksat yapmamalıdır. Böyle olduğu müddetçe mübelliğ , Cenab-ı Mevlâ'nın rahmetini, Fahr-i Cihan s.a.v.'in ruhaniyetini ve büyüklerin himmetini zahir olarak bulur. Bu hakikatte kimsenin şüphe ve tereddüdü olmamalıdır. Toprağın bağrına atılan tohumun birken bin olması arzu ediliyorsa, bunu bu hale getirecek ilâhi güce dayanmak gerekir. Başka kapılara müracaat ise sadece zarar getirir.

Her mümin önce kendi irşadı için hakiki bir mürşide kalbini sonuna kadar açmalı, sonra samimiyetle hal ve lisanı ile Hak Yol'u insanlara sunmaya, tebliğ etmeye gayret etmelidir. Tertemiz, ahlâk ve fazilet sahibi bir toplum olma yolunda atılabilecek en önemli ve en büyük adım budur.

Rabbimizin tevfik ve inayeti ile...



S.Mübarek Erol

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/irsad-mursid-ve-teblig-t5989.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Ynt: İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..
« Cevapla #1 : 11/11/08, 11:20 »
Allah cc razı olsun kurbanım... :X06


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni

Çevrimdışı berigel_beri

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 460
  • Konu: 181
  • Derviş: 6330
  • Teşekkür: 6
Cevaplandı: İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..
« Cevapla #2 : 04/10/10, 20:49 »
 X:01 :X06



Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Cevaplandı: İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..
« Cevapla #3 : 05/10/10, 00:31 »
 X:01 :X06 X:33X :X06



Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.734
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Okundu: İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..
« Cevapla #4 : 29/12/11, 21:11 »
 :X06


Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .

Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.563
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 362
Okundu: İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..
« Cevapla #5 : 21/05/12, 23:05 »


Alıntı
“İçiniden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten de uzaklaştıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmran, 104).


Allah razı olsun

 :X06


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Gizli rakamlar... Dinimi Öğreniyorum (çocuklar için) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.775 saniyede oluşturulmuştur


İrşad, Mürşid Ve Tebliğ..Güncelleme Tarihi: 22/09/19, 18:49 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim