İşte Hal-i pür melalimiz (Tavsiye Edilir) - Edebiyat Kültür Sanat
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22884 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, İşte Hal-i pür melalimiz (Tavsiye Edilir) , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1808 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{İşte Hal-i pür melalimiz (Tavsiye Edilir) }   Okunma sayısı 1808 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kusva

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.083
  • Konu: 379
  • Derviş: 244
  • Teşekkür: 8
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı
Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı (Fuzuli)


Nedir bu zaman dedikleri ?
Bize verilen sınırlı yolculukta son durağa ilerlerken tükettiklerimiz değil mi?

Tükettiklerimiz...
İyi ve kötüsü ile bitirdiğimiz ve çoğu zaman telafisi olmayan hatalar zinciri. Yolun sonuna geldiğimizde dönüşün olmadığını bilmemize rağmen niçin bu uğraşlarımız ? Nereye götüreceğiz bu hırsı bu doyumsuzluğu ?

Karun gibi derler...
Karun; hala servetinin ne kadar olduğu bilinmemekte ve çeşitli rivayetler dolaşmakta dillerde. Ama bu söylentiler arasında "Servetini yanında götürmüş" sözünü duyanımız var mı?

Kırıp döküyoruz çevremizde iyilik ve güzellik adına ne varsa. İyi ama nereye kadar bu bencillik ?

Dün beraber olduğumuz halde bugün yanımızda olmayan ve son nefesini verenler nerede ?
Gitmişler...
Halbuki en başta zaten var olmamışlardı öyle değil mi? Çevremizde olanlardan hangi varlık ezelden bu yana var olduğunu iddia ediyor ki ? Dünya hırsımıdır bu azgınlığın sebebi ?

Dünya...
Arapça'da deni kökeninden gelmekte. "Deni" sefillik,rezillik ve en aşağı olan manasına gebe. Dünya ise en fazla rezil, aşağıda olan...
Neden biz bu aşağı olan dünya'nın efendisi olma gayreti içerisinde savaşlar veriyoruz ? Nedir bizi bu sonsuz gibi görünen ama aslında çok kısa olan hayatın içinde irademizi elimizden alan güç ?

Hatalar...
Bilerek veya unutarak işlediklerimiz mi bizim efendimiz olmuş, son durağa doğru sürüklemekte cümlemizi.

Sevdiklerimiz...
Hani şu uğruna canımızı feda etmeye hazır olduklarımız.. İlk zamanlarda gözlerinin içine bakarak "Sensiz olamam, senle cenneti yaşarım, sensiz cehennem ızdırabı yaşarım" dediklerimize ne oldu da şimdi onları unutup yeni yepyeni hayallere kanat çırpmaya çalışıyoruz?
Her kanat çırpışımız bizi bir yükseğe mi çıkarıyor. Yükseğe çıktıkça sonsuzluğa ulaşma ümidi mi sarmalamış düşüncelerimizi.
Yok mu bize, "o kadar yükseğe çıkma düşersen kötü olursun" diyecek bir can dostumuz.

Onlar...
Hani dinlerken haz aldığımız.. Kendi içimizden samimi itiraflarda bulunup "ben ne yapıyorum böyle" diye hayıflandığımız sözler nereye gitti.
Kimden merhamet bekliyoruz ?
Anne, baba, eş, dost...
Bizi bu dünyada yalnız bırakıp son yolculuğa çıkan anne babalar değil mi ? Neden onlar bize merhamet etmiyorlar ?
Bizi sevdiğini söyleyenler nerede en zor günümüzde ? Hani nereye kayboldu bunlar.

Anne...
Benim için gözyaşı akıtan varlık...

Baba...
Yaşamım için üstüme kol kanat olan dünyanın en güçlü adamı...
Hani nerede, nereye gitti bunlar...

O halde değil... Bunlar değil merhametin kaynağı.
Neden suni ve fani olan yaşam sahiplerinden bekliyoruz düştüğümüzde bizi kaldırmalarını.
Yoktan var eden "Kutilel insan" kahrolası, nankör insan... buyurmamış mı?
Özümüzde bir nankörlüğün var olduğu bildirilirken nedir bu uğraşlar ?
O yüce rasül için " O boş yere ve kendiliğinden değil ancak bizim kendisine bildirdiklerimizi" söyler" işareti verilmişken Kitabımız Kur'an-ı kerimde.
Alemlerin rahmet incisi " Yoktan var edenin rahmetine sığınırken" bize ne oldu böylede kutretli görür olduk benliğimizi?

Her türlü zarardan koruduğumuz bu beden değil mi, görmediğimiz tutamadığımız hissedemediğimiz ruh denilen gücün çıkması ile rahatsız edici kokuyu etrafına dağıtan.

Hani ne oldu bu güzel bedene... Neden hareketsiz yatar oldu sere serpe. Seviyorum dediklerimiz neden kokuyor ? Bu koku neden bizi ürkütüyor ?
Sana canımı veririm dediğimiz can parelerimizi toprağa gömerken neden onları yalnız bırakıyoruz?

Bizi uzak kılan, korkutan ne oldu da onlarla birlikte toprağa gömülmeyi, onunla kucak kucağa oracıkta yatmaya razı değiliz.?
Ağlıyorduk ama onun için. Yüzü solduğunda, sıkıntısı olduğunda içimiz daralıyordu. İyi ama neden onu yalnız bırakıyoruz. Yoksa ona olan sevgimiz gerçek değilmiydi ? Seviyorduk, yanına uzansak ve o toprakları bizimde üstümüze serpiştirseler ne olur sanki...

Adres önümüzde... yol rehberi verilmiş elimize. Her an dilimizde belki de . Düştüğümüzde, bir yere çıkarken, lokmayı ısırırken fısıldıyoruz her daim o rehberi. Bismillah dökülüyor dudaklarımızdan.

Rahman ve rahim olan...
Dünya'da her canlıya ama ahırette sadece iman sahibine sonsuz şefkati olan...
Bu sözleri dilimizde tekrar ederken, merhametin kaynağı, yegane sahibi olan o yüce yaratanın kapısına gitmek aklımıza gelmiyor mu ?

"Rahmetim benim azabımı geçmiştir" kutsi sözü ile af ve merhamet kapısının açık olduğunu bildiğimiz halde niçin...
Neden o kapıya varıp el aman dilemiyoruz?

Düştüm, kapına geldim... Temiz olarak bahşettiğin bedenim hatalarım ve isyanlarımın esiri oldu sana geldim...
Senden başka yok kimsem.
Sen , sadece sen vardın... Yine sen olacaksın hiç bir şey olmadığında. Af ve merhametine sığınıyorum. Ben hatalı...Ben kusurlu... Ben isyan eden.

Sen sonsuz merhametin sahibi olansın... Sen Rahmet peygamberini bize önder seçen... Son nefese kadar af kapısını kapatmayan ve acıması, sevgisi en samimi olan. Kimsesiz kaldığımızda elimizden tutup yardım edecek olansın.

Üzgünüm, özürdilerim. hatalıyım. Ama senden yardım ve merhamet dileniyorum. Eğer sende benim bu halime sonsuz okyanusundan zerre merhamet damlatmazsan bittim. Daha fazla asi olmamak için al canımı...

Yunus peygamberi balığın karnında yaşatan, İbrahim Peygamberi ateşten kurtaran, Musa elçini sular arasından geçiren ve "Dua ediniz dualarınız kabul olunur" diyen benim sahibimisin...Emrine uydum kapına geldim. Ne olur sen geri çevirme...

Neden diyemiyoruz, bu yalvarış çok mu zor ?
Bir yanlışlık var dostlar. Bir yerde hata işliyoruz. Yolun sonu nerede bitiyor var mı bilenimiz ? X:04

Hüseyin Akkaş


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/iste-hali-pur-melalimiz-tavsiye-edilir-t10984.0.html




Çevrimdışı Mihenk

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 619
  • Konu: 100
  • Derviş: 6504
  • Teşekkür: 1

Alıntı
"Rahmetim benim azabımı geçmiştir" kutsi sözü ile af ve merhamet kapısının açık olduğunu bildiğimiz halde niçin...
Neden o kapıya varıp el aman dilemiyoruz?

Düştüm, kapına geldim... Temiz olarak bahşettiğin bedenim hatalarım ve isyanlarımın esiri oldu sana geldim...
Senden başka yok kimsem.
Sen , sadece sen vardın... Yine sen olacaksın hiç bir şey olmadığında. Af ve merhametine sığınıyorum. Ben hatalı...Ben kusurlu... Ben isyan eden.

Sen sonsuz merhametin sahibi olansın... Sen Rahmet peygamberini bize önder seçen... Son nefese kadar af kapısını kapatmayan ve acıması, sevgisi en samimi olan. Kimsesiz kaldığımızda elimizden tutup yardım edecek olansın.


Hakikaten çok güzeldi... X:04
Allah razı olsun

 :X06


Bizi Bilen Bilir, Bilmeyen de Kendisi Gibi Bilir...

(Mevlana)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Üzüm tam bir şifa deposu Gönül vermek ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.123 saniyede oluşturulmuştur


İşte Hal-i pür melalimiz (Tavsiye Edilir) Güncelleme Tarihi: 19/09/19, 10:06 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim