Kalbimize Su-i Zan Düşmesin - Semerkand Aile
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 1 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Kalbimize Su-i Zan Düşmesin, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 6320 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Kalbimize Su-i Zan Düşmesin}   Okunma sayısı 6320 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Kalbimize Su-i Zan Düşmesin
« : 03/07/12, 01:32 »
Kendimizi kötü bilip, başkalarını iyi bilmenin inceliğini “Herkes yahşi ben yaman, herkes buğday ben saman” diye ifade eder Alvarlı Efe Hazretleri. Biz ise çok zaman bu inceliği ters yüz edip kendimizi “iyi” diye etiketliyoruz. Keser misali hep kendine yontan bu halimizle başkalarının iyi ve güzel yanlarını göremiyoruz. Bu da art niyetle, tahminle hüküm vermelerimizi kolaylaştırıyor. Böylece bizlere verilen kalp, akıl, göz, kulak, dil gibi nimetleri aslı astarı meçhul bilgilerin, hak terazisinde ölçülmemiş düşüncelerin, duyguların peşinden sürüklüyoruz. Velhasıl ya suizan ediyoruz ya suizanna maruz kalıyoruz yahut suizan edenlere kulak vermekte bir sakınca görmüyoruz.


Suizan Bizi Helak Etmesin

Suizannın öyle tehlikeli boyutlarından haberdar edilmişizdir ki, helak olmamız için yeterlidir. Mesela, elimizden geldiğince dinimizin gereklerini yerine getirip “Bu halimle Rabbim’in rızasına, cennetine kavuşamam, merhametine sığınıyorum” diye düşünsek hüsnüzan sahibiyizdir, sadece kulluğumuzu Rabbimiz’e layık görmüyoruzdur. Lakin işlediğimiz günahların ağırlığıyla kesin bir hükümle “Allah beni affetmez” diyerek tövbe kapısına sırt çevirdiğimiz anda  “İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O sizi mahvetti de ziyana uğrayanlardan oldunuz” (Fussilet, 23) ayet-i kerimesinin işaret ettiği şekilde Mevla Teala’ya suizan etmiş oluruz.


Allah Dostlarına Su-i Zan

Ve yine bilhassa Rasul-i Zişan Efendimiz’i (s.a.v) iz be iz takip edenler de suizanna maruz kalanlardan oluyor. Mümin kardeşlerimizi Allah için ziyaret etmenin sevap ve faziletini bildiğimiz halde, ziyaretine gidilen bir Allah dostu olduğunda “Bu zamanda evliya yoktur” diyenlerimiz de az değil. Oysa bulunduğunu Rasulullah (s.a.v) bildiriyor:

“Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar Allah’ın emrini ayakta tutmaya devam eder. Onları terk edenler ve kendilerine karşı çıkanlar onlara bir zarar veremez. Bu durum Allah’ın kıyamet emri gelinceye kadar devam eder. Onlar insanlara devamlı üstün gelirler.” Bu hadis-i şerifin ardından kulları ıslah eden, sünneti ihya eden bir topluluğun bulunamayacağına kanaat getirmek faziletin değil, kalbi suizanna teslim etmenin göstergesidir.


Su-i Zan Kendimize, Hüsnü Zan Başkasına Olsun

Sühreverdi (k.s); “Nefsi tanımanın alameti, onun hakkında suizanda bulunmaktır” der. Fakat ne çelişkidir ki nefsimizi tanımak, kusuru kendimizde aramak yerine, bize makul ve meşru gelen çeşitli vesilelerle kardeşlerimizin özel veya genel hallerini kalplerimize dolduruyoruz. Kimsenin bizi ne dili ne de kalbi ile gıybet etmesini istemezken, istemediğimizi bizden başkasına hak ve reva görüyoruz. Yolunda gitmeyen işlerimizde “Nerede yanlış yaptım?” demeden “Falan kişi büyü yapmıştır, kısmetimi bağlamıştır” diye ağıt yakıp birilerini düşman belliyoruz. Bir yerlerde fazlaca oyalansak gecikme sebebimiz bizce haklıdır ama eşimiz biraz gecikse işkilleniyoruz. Henüz gelinimizi veya kayınvalidemizi tam tanıyamamışken hemen her sözünü ve davranışını “Oğlumu elimden aldı, eşimle aramı açıyor” şeklinde yorumlayıp didişmeye başlıyoruz.

Türkle, Kürtle, Lazla, Çerkezle vs. evlenilmez, iş yapılmaz genellemeleriyle toplu suizanlar yapıp, içlerinde dünya iyisi de varsa önyargımızdan dönmüyoruz. Kiminin de namazına, orucuna, hizmetine, kıyafetine öyle olumsuz nazar ediyoruz ki “Dini bizden daha iyi yaşayan yoktur” vehminde kaybolup gidiyoruz. Başımıza bir kötülük, musibet gelse “imtihan” deyip, yana yana dua ederken, başkasının başına gelen dertleri “Kim bilir ne günah işledi de Allah ona bu sıkıntıyı verdi” şeklinde yorumluyoruz. Hele bir de, bir erkeği yahut kadını karşı cinsten biriyle konuşurken görsek “Belki yakınıdır, mahremidir” demeye bile gerek duymadan “Hiç beklemezdim…” diye başlayan öyle düşünceler geçiyoruz ki zihnimizden, sonuçları vahim olabiliyor. Suizan hakkında nice misal vermek mümkün, ancak biz biraz da madalyonun arka yüzüne bakıp “Suizanna sebep olanın hiç mi kabahati yok?” diye soralım.


“Kim Kendini Töhmet Altında Bırakırsa…”

Rabbimiz imtihan sırrı gereği bizi hoşlanmayacağımız hallerle sınayabilir. Lakin bu sınamalar bizim irademizi ortadan kaldırmayacağı gibi suizanna sebep olmamızı da gerektirmez. Bu husustaki en tesirli misali Siyer-i Nebi’den aktararak devam edelim.

“Bir gece mübarek hanımlarından Safiye (r.a) mescitte itikafta bulunan Peygamberimiz’i (s.a.v) ziyarete gider. Bir süre konuştuktan sonra ayrılmak üzere ayağa kalkar. Peygamberimiz de (s.a.v.) onu kapıya kadar uğurlar. Tam o sırada Ensar’dan iki genç oradan geçmektedir. Peygamberimiz’i görünce hızlanırlar. Peygamberimiz: ‘Biraz durun’ der, ‘Bu kadın (eşim) Safiye bint Huyey’dir.’ Gençler beklenmedik bir anda yapılan bu açıklamaya bir anlam veremezler. Derler ki: ‘Sübhanallah ey Allah’ın Rasulü!’ (Bunu neden söylediniz?) Efendimiz (s.a.v) duruma şöyle açıklık getirir: ‘Şeytan kanın damarda dolaştığı gibi dolaşır durur. Ben onun kalplerinize bir kötülük atmasından, vesvese vermesinden endişe ettim.

Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v) hayatından bir kesiti yansıtan bu olay ve benzeri durumlar suizan edeni haklı göstermez elbette. Suizanna sebep olabilecek hal ve hareketlerden uzak durup, tedbirli olmamızın en isabetli davranış şekli olduğunu vurgular. Hasbelkader yine de suizanna maruz kalsak, en azından Hz. Ömer’in (r.a) “Kim kendini töhmet altında kalacak bir konuma sokarsa, kendisine suizanda bulunanları kınamaya hakkı yoktur” uyarısınca “Benim de hatam var” deyip, suizan edene karşı ölçülü davranmayı ve gıyabında duayı eksik etmemeyi deneyebiliriz. Ve yine önemsememiz gereken bir diğer husus da aslına, özüne vakıf olamadığını kulağımıza dökenlerle ilgilidir ki, böylelerine nezaket çerçevesinde “sus” diyebilmek suizandan korunmanın bir başka yoludur.


Gönlümü Su-i Zanla Doldurma!

“Başkası hakkında bana kötü bilgi getirmeyin; ben yanınıza hakkınızda iyi düşünerek selim bir kalple gelmek isterim” buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.v) hem suizanna düşmeyen bir kalbin selamete erişebileceğini, hem de kötü düşünmeyi maharet edinenlere karşı “Gönlümü suizanla doldurma” dememiz gerektiğini salık verir. Fakat ne yazık ki görüyor, duyuyor yahut okuyoruz; falan kişi rüşvet alıp vermiştir, hırsızlık etmiştir, zinaya bulaşmıştır gibi sözler etrafımızda arz-ı endam ediyor. Doğruluğu olsa yayılmasında, tahmine dayansa dile getirilmesinde pek çok zarar barındıran bu gibi durumlarda hepimize temkinli olmak düşüyor. Zira Rabbimiz “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın” (Hucurat, 6) buyuruyor.


Tecrübe Edenler Bilir Hoştur Hüsnü Zan


“Öyle zannediyorum” ile başlayıp namusluya arsız, alime cahil dedirten, ailemiz başta olmak üzere diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurmamıza engel olan suizan nefsimizin şerrinden, şeytanın tesirinden, ahlakımızın kötülüğündendir. Şu durumda “Bir an için kötü düşünsem ne olmuş ki?” diyerek suizannı hafifleştirmek lehimize görünmüyor. Zira kötü düşüncelerle aşındırdığımız insafımız ve niyetimizle harama yani tecessüse, gıybete, iftiraya hevesimizi arttırmış oluyoruz. Nihayetinde suizan içeren yaklaşım tarzımızla “Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü / Zedelendi sağduyu; körleşen iz’an düştü” diyen şairin tespitindeki gibi güvenimizi yitirip, kardeşlik bağlarımızı koparıyoruz..
   
Tüm bu olumsuzluklara engel olmak için ise izleyeceğimiz yol bellidir. Rasulullah (s.a.v) “…Biri hakkında kötü düşünceden kurtulmanın yolu onu araştırmamaktır” buyuruyor. Bu minvalde tecrübe edenlerin de “hoştur” dediği hüsnüzannı alışkanlık haline getirdiğimizde nefsimizi uyanıklaştırıp “Ah bu gaflet!” demelerimizin önünü alabileceğiz. Haliyle ahlakımız güzelleşecek, herkese ve her şeye samimiyetle bakabileceğiz. Ve muhtemelen, nefsimizin zıddına attığımız böyle bir adımla Allah Teala’dan başka şeyleri düşünmekten yakındığımız namazımızın, zikrimizin vesair amellerimizin huşu ve istikamet bulmasını kolaylaştıracağız.



Huriye KARNAP

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/kalbimize-sui-zan-dusmesin-t31225.0.html;topicseen



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı insirah

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 564
  • Konu: 79
  • Derviş: 12193
  • Teşekkür: 17
Okundu: Kalbimize Su-i Zan Düşmesin
« Cevapla #1 : 31/07/12, 18:12 »
 




“O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh'a kalb-i selîm ile gelenler müstesnâ. " (eş-Şuarâ, 88-89).

Çevrimdışı Emsey

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 2.091
  • Konu: 139
  • Derviş: 297
  • Teşekkür: 136
Okundu: Kalbimize Su-i Zan Düşmesin
« Cevapla #2 : 16/02/13, 22:50 »
 


“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir"
Gavs-i sani (k.s)

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Kalbimize Su-i Zan Düşmesin
« Cevapla #3 : 17/02/13, 00:53 »
 



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı AbdulVEDUD

  • Üye
  • **
  • İleti: 108
  • Konu: 5
  • Derviş: 21039
  • Teşekkür: 11
Yeni: Kalbimize Su-i Zan Düşmesin
« Cevapla #4 : 14/05/14, 10:13 »
SUİZAN HAKKINDA... DR.MÜNİR DERMAN (K.S)


Allah Dostu Derki...
“Men ferreka feleyse minna” Hadis.

Tefrika : Fikir başkalığı. Fikir ayrılımı, ihtilâf-ı efkâr.
İnsanın menfaat ve nefsine dokunan şeyi haklı çıkarmak için bilinmez şahid arama çabasıdır.
Serbest bırakılan nefisle hakikate karşı gelip “SETTÂR” olana bir nevi isyandır.
“SETTÂR”, Cenabı HAKK kullarının ayıp ve kabahatlerini gizler, örter, zira affetmek için“Settaru’l- uyub” dur.
“Huda settardır taan etme rinde aybı beyn olma”.
Zandan sakının.
“Sakınınız” degil “Sakının”.
Teker teker demektir.
Bu zann’da fena taraf vardır.
Dikkatli olun!
“Buna tevessül etmeyin!” demektir.
O hâlde altında cezayı müstelzim hususlar vardır.
Söylenenlerin en yalanı zanndır.
Kusurlarınızı öğrenmeyin
Yekdigerininin mahremiyetini araştırmayın,
Hased etmeyin.
Gıybet etmeyin.
“Birbirinize arka çevirmeyin.” bunlar âyettir.
Evlât ile babanın
Karı ile kocanın
İki dostun arasını bozmak uhrevî cezayı mucipdir.
Allah indinde yasaktır.
“Ana ile evlâdın” arası söylenmiyor.
Dikkat et niçin?”
Bu mesele iki taraflı keskin bir kılıçtır.
Anlattıklarımız “Tefrika” yaratma gayretidir,
“Tefrika” yaratan bizden yani islâm değildir!” buyuruyor
Resûl-ü Ekrem...
Bunun şakası yoktur.
Kurtuluşu da yoktur.
Bak topluma hakiki islâm var mı dünyada?..
Boş lâkırdılara bakma!
Hakikat budur.
Savaşda insanlar ölür, bunun için şimdiye kadar başka usul bulunamamıştır.
“Allah settaru’l- uyubdur”.
Bu ne demektir?
Kim kime karşı aybını örter.
“Ayıp” ne demektir?
Basit olarak ayıp, çirkin hâl hareket, söz demektir.
“Allah’ı” göremezsin.
Görmediğin için senin aybın örtülüdür.
Allah’ın görenmemesi senin aybını örtmüştür.
Onun için “su-i zan” yasak edilmiştir.
O hâlde utanmak lâzımdır.
Senin de onun gibi aybını onun görmemesi için ört! O hâlde ayıp yapmamak “SETTÂR” ismini fiilen ruhen zikirdir
O hâlde “tefrika” yaratmak küfürdür.
Allah’a isyandır.
Resûl-ü Ekrem: “kim ki tefrika yaratır “Bizden” değildir!” buyuruyor.
“Bizden” kelimesi basit bir kelime değildir Hadisin ruhu bu kelimede gizlidir.
Basit bir izahla anlaşılmaz.
“L NÜFERRlKU BEYNE AHADİN” Hiçbirinde “fark” görmeyin’deki incelik ve mânâyı buradaki “BİZDEN” kelimesinde aramak lâzımdır.

17.X.1988, Cuma

Tefrika : Nifak. Ayrılık. Bozuşma. * Bir gazete veya dergide parça parça, bir önceki yazının devamı olarak çıkan uzun yazı. * Fırka fırka olmak.

İhtilâf-ı efkâr : Fikir ayrılığı.

Tevessül : Allah'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek. * Sarılmak. * Baş vurmak. * İnanmak. * Sebeb tutmak. * Hırsızlık.

Mahremiyet : Gizlilik. Mahrem olma hali.

Uhrevî : Âhirete dair, âhiretle alâkalı. Öteki dünyaya ait.

Men ferreka feleyse minna : Kim ki tefrika yaratır “Bizden” değildir!

Müstelzim : Lüzumlu, gerektiren. Mucib ve sebep. Bais olan. Bir şeyin lüzumunu deruhde eden.

Hased : Başkasının iyi hâllerini veya zenginliğini istemeyip, kendisinin o hâllere veya zenginliğe kavuşmasını istemek. Çekememezlik. Kıskançlık. Kıskanmak




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Patlayan Lastik !!! Allah Dostları ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.314 saniyede oluşturulmuştur


Kalbimize Su-i Zan DüşmesinGüncelleme Tarihi: 06/12/19, 02:11 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim