Kendi Kusurlarını Görmek - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.661 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22916 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Kendi Kusurlarını Görmek, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3886 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Kendi Kusurlarını Görmek}   Okunma sayısı 3886 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Kendi Kusurlarını Görmek
« : 21/01/12, 03:40 »

İnsan kendi ayıplarını görmediği için hiç aybı yokmuş gibi hareket etmektedir. Halbuki insanın kendi aybı âlemin aybından çok daha fazladır. İnsan işlemiş olduğu birçok günahlarını arkasına attığı için görememekte, ama başkasının, önünde duran günahı ise gözüne batmaktadır. Arkasına atmış olduğu kendi günahlarından bîhaber olan insan, önüne almış olduğu başkasının günahları ile meşgul olmakta dolayısı ile kendi günahlarını günah olarak görmemektedir. Yani insan başkasının bir tek aybını görebildiği halde kendi bir çok ayıbını görememektedir. Zira kendi ayıbını arkasına almaktadır.

Öyle ise insanın kendi kendinden haberi olması lâzımdır. Kendi günahlarını araştırması lâzımdır. Aile fertlerinde, yakınlarında ne gibi kusurunun olduğunu, hangi ayıblarının bulunduğunu kendisine bildirmelerini istemesi gerekmektedir. Komşularını, çevresini rahatsız eden davranışlarını kendisine söylemelerini, ikaz etmelerini istemelidir.

İnsan böyle davranırsa o zaman kendinden haberi olur da nefsinin dizginlerini elinde tutar, onu serbest bırakmamış olur. İnsan oturup davranışlarının muhasebesini yapmalıdır. Hareketlerine, konuşmasına, oturup kalkmasına dikkat etmelidir. Davranışlarının muvafık mı yoksa muhalif mi olduğuna bakmalıdır. Hareketlerinden çevresinin rahatsız olup olmadığına, ahlâkından hoşnut olunup olunmadığına, halkın karakterinden memnun olup olmadıklarına dikkat etmelidir. Kısacası kendini tam bir kontrol altında tutmalı, kimsenin kendisinden rahatsız olmamasına gayret etmelidir.

Kendinden bîhaber olan, yaptığı işlerin muhakemesini yapmayan hareketlerini, işlerini kontrol altına almayan, serbest ve başıboş bir şekilde hareket eden kimse mutlaka ziyandadır. Kendini kontrol altına almayan kimseden, âlem rahatsız olur. Konuşmasından ve davranışlarından müslümanlar incinir. Öyle ise başkalarının kendisinden incinmemesi için, insanın davranışlarını kontrolü altına alması lâzımdır.

Bir gün Gavs (k.s) Hazretleri sohbet buyurdular. Dediler ki: “Gerçek Nakşibendî olan kimse bir çok azadan yoksun gibi olmalı: Meselâ sağır, dilsiz ve kör olmalı. Dilsiz olmalı, diliyle kimsenin ayıplarını kurcalamamalı, gıybet, iftira etmemeli, dilini, dille yapılan bütün günahlara karşı lâl etmeli; kör olmalı gözüyle Allah’ın emirlerine muhalif işlere karışmamalı, harama nazar etmemeli; sağır olmalı, kulağıyla Rabbû’l-âlemîn’in razı olmadığı sesleri ve sözleri dinlememeye çalışmalı, gıybet dinlememeli, günaha götürücü çalgı seslerini dinlememelidir."

İnsan işte böyle olmaya çalışmalıdır. Eliyle, diliyle, gözüyle kulağıyla, bütün âzasıyla günah işlememeye gayret etmeli, kendisinden haberi olmalı ki, Allah’ın emirlerine muhalif davranışlardan, günahlardan kaçınabilsin. İnsan hareketlerini öyle bir kontrol altına almalı ki, adeta nefsinin başında, sert ve otoriter bir âmir gibi bulunmalı. Onun baş kaldırmasına, azalarını günaha sürüklemesine müsaadet etmemeli, Allah’ın emirlerine aykırı davranışlara göz yummamalıdır.

Meselâ, insan toy bir ata gemsiz olarak binerse, dizginler elinde olmazsa, atı kontrol altına alamaz. At da başını alır, istediği yönde gider. Belki de bir uçurumdan yuvarlanır. Hem kendini, hem üzerindeki süvariyi helak eder. Ama insan binmiş olduğu atın dizginlerini sağlam olarak elinde tutar, onun yoldan sapmasına engel olursa, elinde sıkı sıkı tuttuğu dizginle, onu doğru yola yöneltirse, o zaman netice hem kendisi için iyi olur, hem de at için. Dizginleri tutup atın kumandasını eline alan kimse, atı emniyetli yoldan sürer, başını gideceği istikâmete doğru çevirir.

İşte aynen bunun gibi, insan nefsinin başını eğer serbest bırakacak olursa, konuşmalarını, hareketlerini, davranışlarını ve işlerini kontrolü altına almazsa, o zaman serbest kalan nefis, insanı yavaş yavaş yoldan çıkarır. Hem kendini, hem de insanı helak eder. Hem dininin hem de dünyasının elden çıkmasına yol açar. Onun için insanın kendinden haberi olması, kendi nefsini kontrol altında tutması lâzımdır. İnsanın yaptığı işten haberi olması, hareketlerinin iyi mi, kötü mü, günah mı, sevap mı olduğunu bilmesi icabeder. Şayet insan böyle davranırsa, o zaman da Rabbû’l-âlemîn tarafından büyük bir kereme, büyük bir ihsana mazhar olur. Kıyamet gününde mesrur olur, ebedî saadeti elde eder.

Bu Sâdât-ı Nakşibendî çok büyüktürler, Rabbû’l-âlemîn tarafından sevilmişler, çok büyük lütuflara mazhar olmuşlardır. Allah tarafından o zatlar, o evliyalar, hidayete vesile olma cihetinden birer peygamber hükmüne geçmişlerdir. Bunu Peygamber (s.a.v) şu hadîs-i şerifiyle buyurmaktadır.

“Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir.” (*)

Ümmetinin evliyası Benî İsrail peygamberi hükmündedir. Bu hüküm hâşâ büyüklük cihetinden değil, hidayete vasıta olma yönündendir. İnsanların hidayetlerine vasıta olup yüzlerini Allah’a çevirme yönündendir. Ümmetin, evliyası vasıtasiyle yapılan hidayetin sayısı, Benî İsrail peygamberlerinin vasıtasiyle vaki olan hidayetten daha fazla olması yönündendir. İşte Sâdât’ın bu kadar büyük olmasına sebep, kendilerinden haberdar olmalarıdır. Kendilerini kontrol altında tutup Allah’ın emirlerine muhalefet üzere olmamalarıdır.

Onlar devamlı olarak kendilerini günahtan, Allah’ın emirlerine muhalefetten korudular. Onun içindir ki Rabbü’l-Âlemîn onlara bu kadar büyük makamlar verdi. Bunca hidayete onları vasıta kıldı. Onlara sonsuz ikramlarda bulundu.

Gavs (k.s) bir seferinde sohbet etti, buyurdu ki: “Bu Nakşibendî mensupları çok büyük olurlar, çok yüksek rütbeler elde ederler. Çok yüce dereceler alır, çok âlî makamlara kavuşurlar. Ve hem de bütün bu durumlardan haberleri de olmaz. Neden acaba o kadar yüce makamlara kavuşurlar, çok âlî dereceler elde ederler de haberleri olmaz? Çünkü üstadları onlara hep aynanın arka tarafını gösterir. Onlara aynanın arka tarafındaki kötülüklerini işaret ederler. Aynanın ön tarafında olan iyiliklerini görmelerine müsaade etmez. Aynanın arka tarafına bakınca da, kendi kendilerini hoş görmezler, beğenmezler yaptıklarını, kendilerini kötü olarak görürler. Nefislerinin kötülüklerini görürler. Her kim ki nefsinin vücudunu görmezse, o zamanda ona Rabbû’l-âlemîn çok âlî makamlar ihsan eder.

Halbuki başkalarının ise Allah’la biraz dostluğu olunca, yönü Allah’a dönmüş ise, onlar nazar ettikleri zaman aynanın ön tarafına bakarlar. Zuhur eden keşif ve kerametle, başkalarının kötü hallerini görürler. O zaman kendi nefisleri vücud bulur, büyür. Kendilerini, kötülüklerini gördükleri kimselerden daha üstün görmeye başlarlar. Ben falancadan şu ve şu cihetlerden daha üstünüm derler. Böyle düşününce oldukları yerde kalırlar. Terakki edemez, yükselemezler. Hatta bazen rütbelerini bile kaybedenler olur. Çünkü kendilerini başkasından üstün görürler. Nefisleri kabarınca, kendi kötü taraflarını görmeyerek başkalarına bakarlar. Baktıkları kimseleri kendilerinden daha aşağı, daha ayıplı daha günahkâr görürler. Benden daha aşağı kimseler vardır derler. Böyle olunca da terakki edemezler.

Rabbû’l-âlemîn bu Sâdât’a çok kerem etmiş. Onların izinde olanların gözleri önünde bir perde bulunur. Baktıkları zaman iyiliklerini göremezler. Böyle olunca da nefisleri vücud bulmaz. Artan amellerini göremezler. Göremeyince de amelimiz yoktur diye yakınır, amellerini artırmaya çalışırlar. Böyle olunca da Rabbû’l-âlemîn onların manevî rütbelerini artırır. İş keşif ve keramette değildir. Keşif ve kerametin kıymeti yoktur. Maksud Allah’ın hoşnutluğudur. İnsandan razı olmasıdır. İnsan Allah’ın rızasını istemelidir, ona talip olmalıdır, keşif ve keramete değil. Eğer iş keşif ve keramette olsa, şeytanınki herkesten daha fazladır. O bir saniyede tâ mağripten maşrika gidip gelebilmektedir. Yerin altına ve üstüne girmektedir. Bununla beraber şeytan kâfirdir, Rabbû’l-âlemîn onu lanetlemiş, Dergâh-i İzzetinden kovmuştur. İş Rabbü’l-Âemîn’in rızasındadır. Maksud Rabbû’l-âlemîn’in insandan razı olması, insandan emre muhalefetin zuhur etmemesidir. Maksud hiçbir zaman keşf ve keramet değildir.

Sâdât-ı Nakşibendî de keşf ve kerametin bilinmesini istemezler. Ona rağbet etmezler, keşf ve kerametin zuhur etmesi bazılarını bozar bile. Zira onlarda keşf ve keramet nefsin büyümesine sebep teşkil eder. Büyüyen nefse şeytan da yardımcı olunca sahibi için yolunu kaybetme tehlikesi baş gösterir.

Onun için, herhangi bir keşif ve keramet görmeyenin durumu daha iyidir. Sâdât-ı Nakşibendî keşf ve kerameti ancak bindebir ve ancak ihtiyaç zuhur ettiği meselâ, birinin hidayeti mevzuubahis olduğu zaman izhar eder. Sâdât-ı Nakşibendî bir ihtiyaç zuhur etmediği zaman, keşf ve kerameti asla açığa vurmazlar. Zira düstur budur:

“İlâhî maksudum sensin ve matlubum senin rızandır.”


İnsanın gayesi Allah’a ulaşmak, maksudu Allah’la olmak, Rabbû’l-âlemîn’in rızasını elde etmektir. İnsan için yegâne maksud bu olmalıdır.

Ne cennet maksud olmalı ne de cehennem. Cennet de cehennem de Allah’ındır. Şayet Allah insandan razı olmazsa cennet gibi bir yerde bile bulunsa orası onun için Cehennem hükmüne geçer. Ama Allah insandan razı olduğu vakit cehennem gibi bir yerde bulunsa orası ona cennet olur.

Meselâ, İbrahim Peygamber (a.s) Nemrut tarafından cehennem ateşi gibi şiddetli ateşe atıldığında kendisine bir şey olmadı. Neden? Çünkü o, Allah’ı dost edinmişti, Allah ondan razı idi. Öyle olunca da cehennem gibi olan o ateş İbrahim Peygamber’e cennet hükmüne geçti. Yakıcı olan ateş yakmak bir yana, aksine İbrahim Peygamberi üşüttü. Ateşe:

“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selâmet ol.” (Enbiya:69)

Emri geldi. Zira İbrahim Peygamber iltica etmişti. Yarabbi ateşin içinde üşüyorum, demişti. Onun için de Rabbü’l-Âlemîn: “Ey ateş İbrahim’i üşütme, ona normal bir ısı ver, selâmet ol,” diye ateşe hitap etti.

(*) “Âlimler, peygamberlerin varisleridir.” Hadisi için bk. (Ebu Davud, ilim 1; Tirmizi ilim 19; Buhari ilim 10;)



Seyyid Abdulhakim El-Hüseyni (ks)
Sohbetler

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/kendi-kusurlarini-gormek-t29644.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Okundu: Kendi Kusurlarını Görmek
« Cevapla #1 : 22/02/12, 03:04 »
Bir gün Gavs (k.s) Hazretleri sohbet buyurdular. Dediler ki:

 “Gerçek Nakşibendî olan kimse bir çok azadan yoksun gibi olmalı: Meselâ sağır, dilsiz ve kör olmalı. Dilsiz olmalı, diliyle kimsenin ayıplarını kurcalamamalı, gıybet, iftira etmemeli, dilini, dille yapılan bütün günahlara karşı lâl etmeli; kör olmalı gözüyle Allah’ın emirlerine muhalif işlere karışmamalı, harama nazar etmemeli; sağır olmalı, kulağıyla Rabbû’l-âlemîn’in razı olmadığı sesleri ve sözleri dinlememeye çalışmalı, gıybet dinlememeli, günaha götürücü çalgı seslerini dinlememelidir."

 :gül:



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.197
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Okundu: Kendi Kusurlarını Görmek
« Cevapla #2 : 23/02/12, 17:38 »

Gavs (k.s) bir seferinde sohbet etti, buyurdu ki:


 “Bu Nakşibendî mensupları çok büyük olurlar, çok yüksek rütbeler elde ederler. Çok yüce dereceler alır, çok âlî makamlara kavuşurlar. Ve hem de bütün bu durumlardan haberleri de olmaz. Neden acaba o kadar yüce makamlara kavuşurlar, çok âlî dereceler elde ederler de haberleri olmaz? Çünkü üstadları onlara hep aynanın arka tarafını gösterir. Onlara aynanın arka tarafındaki kötülüklerini işaret ederler. Aynanın ön tarafında olan iyiliklerini görmelerine müsaade etmez. Aynanın arka tarafına bakınca da, kendi kendilerini hoş görmezler, beğenmezler yaptıklarını, kendilerini kötü olarak görürler. Nefislerinin kötülüklerini görürler. Her kim ki nefsinin vücudunu görmezse, o zamanda ona Rabbû’l-âlemîn çok âlî makamlar ihsan eder.


 :X06

X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Kendi Kusurlarını Görmek
« Cevapla #3 : 23/12/12, 15:42 »
 



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı karadavut

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 11
  • Konu: 0
  • Derviş: 18456
  • Teşekkür: 0
Okundu: Kendi Kusurlarını Görmek
« Cevapla #4 : 23/12/12, 22:58 »
Allah razı olsun



Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.587
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 365
Okundu: Kendi Kusurlarını Görmek
« Cevapla #5 : 16/01/13, 00:39 »
Alıntı
İnsan kendi ayıplarını görmediği için hiç aybı yokmuş gibi hareket etmektedir. Halbuki insanın kendi aybı âlemin aybından çok daha fazladır.

Çuvaldız misali....
İnsan gözündeki çöpü bir görebilseydi gönül aynasını temizleyip bakardı insanlara
Allah razı olsun

 


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı insirah

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 564
  • Konu: 79
  • Derviş: 12193
  • Teşekkür: 17
Okundu: Kendi Kusurlarını Görmek
« Cevapla #6 : 16/01/13, 01:46 »
Alıntı
İnsanın gayesi Allah’a ulaşmak, maksudu Allah’la olmak, Rabbû’l-âlemîn’in rızasını elde etmektir. İnsan için yegâne maksud bu olmalıdır.

 


“O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh'a kalb-i selîm ile gelenler müstesnâ. " (eş-Şuarâ, 88-89).

Çevrimdışı Kemter

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.602
  • Konu: 298
  • Derviş: 13332
  • Teşekkür: 57
Okundu: Kendi Kusurlarını Görmek
« Cevapla #7 : 16/01/13, 05:14 »
 


Tekbir Davettir,Secde ise Ilan-i ASK...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Tövbe eden şarkıcı kadın Tahin alırken dikkat ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.122 saniyede oluşturulmuştur


Kendi Kusurlarını GörmekGüncelleme Tarihi: 13/12/19, 08:58 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim