Keşif ve keramet hevesi - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.094 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.748 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22953 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Keşif ve keramet hevesi, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1560 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Keşif ve keramet hevesi}   Okunma sayısı 1560 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 31
Keşif ve keramet hevesi
« : 14/06/10, 23:21 »

Tasavvuf, kaynağını Kur’an ve Sünnet’ten alan ve müntesiplerini Hakk’ın rızasına ulaştırmayı hedefleyen bir nefsi terbiye ve tezkiye sistemidir. Amacı da sadece Subhan olan Hakk’ın rızasını kazanmaktır. Fakat, bazıları ise keşif ve keramet sahibi olmak gayesi ile de tasavvufa ilgi göstermektedirler. Oysa bu gibi manevi kabiliyet ve özellikler, bırakın tasavvuf yoluna giren saliki, kamil bir mürşid de bile olması gerekli vasıflardan değildir. Tasavvuf yoluna giren bir kimsenin, bu gibi şeylere heves etmesinin nedenini anlamak mümkün değildir. (1)

Hatta toplumumuzda öyle yanlış ölçüler yerleşmiş ki; Veli, Evliya, Mürşit, Allah Dostu dendiği zaman, bunların insanüstü güçlere sahip olduğu ve vazifeleri de sanki keşif, keramet gibi olağan üstü haller göstermekmiş gibi algılanıyor. Oysa onların vazifesi, insanlara Kur’an ve Sünnet doğrultusunda, salih bir kul olmayı öğretmek, kamil iman sahibi olmanın yollarını göstermektir.

Tasavvuf yolunun en büyük üstadı olarak kabul edilen İmam-ı Rabban-i Hazretleri bu konuyu şu şekilde izah etmektedir: “Kerametlerin ve olağan üstü hallerin ortaya çıkması, veliliğin şartlarından değildir. Nasıl, alimler harikalar meydana getirmekle mükellef değillerse, aynı şekilde evliyalar da harikalar ortaya koymakla mükellef değillerdir. Zira velilik, Yüce Sultan İlah’a yakınlıktan ibarettir. Evliyalar, Allah’tan gayrısını unuttuktan sonra, bununla yani Allah’a yakınlık ve yakîn elde etmekle ikram olunurlar.

Bir şahıs ki, bu yakınlık ona verilir, ama gaip ve sonradan olan hallere vakıf olma ona verilmez (yani keşif ve keramet verilmez). İkinci bir şahıs ki, bu yakınlık ona verilir, aynı şekilde gaybi ve sonradan olan hadiselere vakıf olma da ona verilir. (Yani keşif ve keramet verilir).

Üçüncü bir şahıs daha vardır ki; ona hiçbir şekilde Allah’a yakınlık verilmez. Ama gaip durumlara vakıf olma, olağan üstü haller gösterme ona verilmiştir. Bu üçüncü şahıs, istidraç ehlindendir. Nefsin safası, gaip işleri keşfetmesi ile onu belalandırmış ve sapıklığa atmıştır.

“Bunları şeytan kaplamış da Allah’ı hatırlamayı kendilerine unutturmuştur. Bunlar şeytanın taraftarlarıdırlar. Bilin ki şeytan taraftarları olanlar, hep hüsrana düşenlerdir.” (2)

Bu ayette Allah’ın zikrini unutarak bu gibi olağan üstü hallerle uğraşan istidraç ehline de işaret vardır.

Yakınlık derecesiyle şereflenmiş aynı zamanda keşif ve keramet sahibi de olan ikinci şahıs ise; Yüce Allah’ın evliyalarındandır. Gaib şeyleri keşfetmesi, onun veliliğinde hiçbir şey artırmayacağı gibi, keşfinin ve kerametinin olmayışı da onun veliliğinde hiçbir şey eksiltmez. Aralarındaki farklılık, yani keşfi ve kerameti olan evliya ile olmayan arasındaki üstünlük; kim daha çok Allah-u Zülcelal’e yakınlık elde etmiş ise o evliya daha faziletlidir.

Çoğu zamanlar gaip suretlerin keşfedilmesine sahip olmayan evliyalar, gaip suretlere sahip olan evliyalardan daha üstün olmaktadır. Hatta kendince elde edilmiş yakınlık meziyeti ile ondan bir adım daha ilerdedir.

Hatta bu konuda Kehf Suresi’nde geçen Musa (as) ile Hızır (as) arasında geçen kıssa çok iyi bir örnektir. Bu kıssa da bilindiği gibi Hızır (as) ledün ilmini iyi bildiği için Musa (as)’a bu ilmi öğretmekle görevlendirilmişti. Halbuki, Musa (as) ulu’l azam peygamber olması sebebi ile Allah’a daha yakın ve makamca Hızır (as)’dan daha büyüktü. Öyle ki, Hz. Musa (as)’ın veli olması daha muhtemel olan Hızır (as)’dan daha üstün derecede ve makamda olduğu da ortadadır. Hülasa olarak Hızır (as)’ın ledün ilmini bilmesi ve Musa (as)’ın bilmemesi ve bu ilmi Hızır (as)’dan öğrenmesi, Hızır (as)’ı Musa (as)’dan daha üstün ve faziletli yapmamıştır…



Ahmet Yalçın Kocabaş
Gülistan Dergisi
 
 

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/kesif-ve-keramet-hevesi-t21286.0.html




Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Cevaplandı: Keşif ve keramet hevesi
« Cevapla #1 : 15/06/10, 16:40 »
Allah c.c.  razı olsun
Rabbim cümlemizi melul şeytanın ve şeytan ruhlu insanların şerrinden korusun  X:04




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Aksaray Genel Bilgiler Komik Otomobil ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.038 saniyede oluşturulmuştur


Keşif ve keramet hevesiGüncelleme Tarihi: 10/04/20, 06:31 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim