Kibirli İnsanda Hayır Yoktur - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.661 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22916 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Kibirli İnsanda Hayır Yoktur, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2259 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Kibirli İnsanda Hayır Yoktur}   Okunma sayısı 2259 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Kibirli İnsanda Hayır Yoktur
« : 24/05/12, 20:15 »

Kimde kibir varsa onda hayır yoktur

Kul, dünyanın bütün ibadetini yapsa da onda bir ucub varsa ve Allah'a karşı yalvarma hali yoksa onda hayır yoktur. Bunun sebebi kibirdir. İnsanda kibir olmaması lazımdır. “Ben şöyleyim, ben böyleyim” diyen insanda, aslında hiçbir şey yoktur.

İmam-ı Gazali kuddise sırruhu şöyle buyuruyor: “Kim, kendisini başkasıyla ölçerse Allah'ın katında onun değeri yoktur. Yani, ‘Ben, filandan daha iyiyim, yeryüzünde benden daha iyisi yoktur’, diyen kimse, yeryüzünde en acınacak insandır.”

Niçin? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemden, Şah-ı Nakşibend'e ve ondan sonrasına kadar, İslam tarihine, evliyaların menkıbelerine bakarsak, onlardan hiçbirinin, kendi nefsini büyük gördüğünü göremeyiz. Hiç birisi: “Ben şöyle iyiyim, ben diğer insanlardan iyiyim” dememiştir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem: “Allah’ın rahmeti olmasa kimse kendisini kurtaramaz” buyurmuştur. “Sen de mi? Ya Rasulellah?” demişler; “Evet, Allah beni, rahmetine, merhametine, denize dalar gibi daldırmasa ben de kendimi kurtaramam” buyurmuştur.

Yine, Şah-ı Nakşibend kuddise sırruhunun şu sözü meşhurdur: “Kendimi dünyadaki her şeyle kıyas ettim ve her şeyden daha adi olduğumu gördüm.”

Diğer Sadat'ın menkibelerine bakarsak hepsinin de böyle mütevazı olduğunu görürüz. Hakikaten bizim ibadetimiz, amelimiz Allah-u Zülcelâl'in zatı karşısında nedir ki? Kendimizi, Allah'ın rahmetine ve merhametine müstahak etmek için belki bize merhamet eder diye, karınca gibi acizane bir şeyler yapıyoruz, yoksa O'nun azameti ve kudreti karşısında bizim ibadetimiz nedir?...

İmam-ı Gazali kuddise sırruhu, (tasavvufa girmeden önceki hali hakkında) şöyle buyuruyor: “Secde ettiğim zaman, bu secdeyle günah sahibi oluyordum.” Niçin böyle söylüyor? Çünkü secde ettiğim zaman ruhumun, canımın, fikrimin Allah'la olması lazım. Secdede bana biraz gaflet gelse, Allah'ın hakkını yerine getirmiyorum demektir. İnsan ne yapsa Allah-u Zülcelâl'in büyüklüğü karşısında yine de azdır.

‘Allah ile çok, insanlarla az konuşun’

Hz. İsa aleyhisselam zamanında Havariler vardı. Onlar, Hz. İsa aleyhisselama yardımcı olan oniki tane büyük zattı. Nasıl, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem zamanında cennetle müjdelenen, Ashab'ın içinde en efdal olan on tane sahabe varsa, işte bunun gibi Hz. İsa aleyhisselam zamanında da oniki tane Havari vardı. Hz. İsa aleyhisselam onlara:
- Allah ile çok, insanlarla az konuşun, dedi.
- Ya Rasulellah, nasıl Allah ile çok, insanlarla az konuşacağız? dediler. Onlara şöyle cevap verdi:
- Allah-u Zülcelâl'e müracaat ve dua ederek, onunla yalnız kalın, o zaman Allah ile çok, insanlar ile az konuşmuş olursunuz.

Burada bize mühim bir işaret vardır. Hz. İsa aleyhisselam bunu, her ne kadar Havariler’ine emretmiş ise de bu emir, aynı zamanda bize de hitap etmektedir, bize de menfaatlidir. İnsan yalnız kaldığı zaman, Allah'a dua eder, O'nu zikrederse Allah'la konuşmuş olur. Allah-u Zülcelâl'le konuşmak, bizim ahiretimiz için kârlı, menfaatli, ahiretimiz için mahsulü bol olacak bir şeydir.

İnsan, diğer insanlarla sohbet ettiği zaman, hayır elde edebilir. Fakat bu hayırlı sohbetten hariç, haberi olmadan gıybete girerek, günah da işleyebilir. Bu yönüyle insanlarla konuşmak, zararlı olduğu için Hz. İsa aleyhisselam “İnsanlarla az konuşun” buyurmuştur.

İyi bir Müslüman mısın? Anlayabilirsin…

Herhangi bir mü’min kardeşimiz vefat edip dünyadan ayrıldığı zaman, Allah'ın onu af ve merhamet edip etmediğini, durumunun iyi mi kötü mü olduğunu anlayabiliriz. Ka'bul Ahbar şöyle buyuruyor: “Bir insan vefat ettiği zaman, onun dost ve ahbapları, mü’min kardeşleri hakkında hayırla konuşuyorlarsa, bil ki o hayırlı bir insandır ve Allah onu affetmiştir. Eğer insanlar, onun hakkında kötü konuşuyorlarsa, bil ki o Allah'ın katında da kötü bir insandır.”

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin her bir hadis-i şerifi ve Ashab-ı Kiram'ın her bir konuşması, bize bir işarettir ve bizi hak yola davet eder. Daima, bütün mü’min kardeşlerimize karşı iyi davranmamız lazımdır.
Allah-u Zülcelâl'in razı olduğu ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin gittiği yolda, gücümüzün yettiği kadar, hayır üzere olursak, vefat ettiğimiz zaman insanlar: “Bu bizim mü’min kardeşimizdi, Allah ona rahmet etsin, Allah onu mağfiret etsin, iyi bir insandı, şöyle hizmet ediyordu, böyle ibadet ve zikir yapıyordu” diyeceklerdir.

İnsanlar, kendileri istese de istemese de Allah onları hayırla konuşturacaktır. Çünkü insanların dilleri Allah'ın mülküdür, onların dilleri Allah'ın elindedir. Böyle olduğu için Allah onları, bizim hakkımızda hayırlı konuşturacaktır.

İnsan kendisinin iyi mi, yoksa kötü mü olduğunu anlamak isterse, etrafındaki mü’min kardeşlerine baksın. Eğer onlar, daima senden razı iseler, daima seni hayırlı görüyorlarsa, o zaman anla ki sen hayırlı, Allah-u Zülcelâl'in kıyamet gününde affedeceği bir insansın. Eğer mü’min kardeşlerin, senin hakkında bunun tersini söylüyorlarsa, sen de kötü bir insansın…

Bizden öncekiler bu dünyadan gittiler, şimdi biz nöbet tutuyoruz, biz de gideceğiz.

Siz kendinizi düzeltin; başınızdakiler düzelir

Hepimiz görüyoruz ki insanlar “Niye filan adam şöyle davranıyor, niye bizim amirimiz bize iyi davranmıyor?” diyorlar, onların durumlarından şikâyetçi oluyorlar.

Bu konu hakkında, yine Ka'bul Ahbar radıyallahu anhu şöyle buyuruyor: “Allah-u Zülcelâl insanların başına, insanların kalpleri nasılsa ona göre bir insan diker” Yani, bizim kalbimiz nasılsa, nasıl bir insansak, Allah-u Zülcelâl ona göre bir insan, idareci bize nasip eder. Eğer insanlar ıslah olmuş, salih kullar ise Allah-u Zülcelâl onların başına salih bir kimse verir. Eğer onlar; kalbi kötü, Allah'a asi olan kişilerse, Allah onların başına kötü bir kimse verir.”
 
   


Burada, bizim için yine bir işaret vardır ki başımızdaki idarecilere, insanlara kızmak yerine, kendimizi düzeltmemiz lazımdır. Biz kendimizi düzeltirsek Allah da bizi idare edenleri düzeltecektir.

Kalbimizi ıslah etmeli ve mahlûkata karşı daima şefkat ve merhametli olmalıyız. Kişi daima “Şu an Allah beni huzuruna çağırsa, acaba ne durumdayım?” diye düşünmelidir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem: “Ağzıma ne zaman bir lokma koymuşsam, o lokmayı yutamadan dünyadan ayrılacağımı düşünmüşümdür” buyurmuştur.

İşte, insan da “Ben şu anda bir kalp krizi veya trafik kazasıyla aniden ölürsem, benim Allah'la aramdaki durum nasıldır acaba?” diye düşünmelidir.

Ölüm herkese yakın!

Hz. İsa aleyhisselam bir ihtiyar cemaatinin yanından geçerken onlara şöyle dedi: “Ey İhtiyarlar! Bir ziraatçı, buğdayını veya arpasını sarardığı, kuruduğu zaman biçmez mi?” dedi. Onlar: “Elbette, biçecek” dediler. O zaman şöyle dedi: “Siz de Allah'ın ziraatısınız. Bakın saçınız, sakalınız beyazlamış, biçme zamanı geldi, Allah da sizi biçecektir.”

Bunun üzerine onlar, sanki uyuyorlardı da birden uyandılar, gerçeği gördüler. Nasıl; bir çiftçi bir tohum atıyor, o büyüyor, sonra sarardığında biçiyorsa Allah-u Zülcelâl de bizleri yarattı, çocukluktan, geçliğe daha sonra da ihtiyarlığa erişiyoruz, saçımız, sakalımız beyazladığında da Allah-u Zülcelâl bizi öldürüyor.

İsa aleyhisselam biraz gidince, bir genç cemaatine rastladı. Onlara da şöyle dedi: “Ey gençler! Siz görmüyor musunuz, bazı ziraatçılar, daha ürün tam olgunlaşmadan, yeşilken onu biçip hayvanlarına veriyor, Allah Zülcelâl de sizi gençken, tazeyken öldürebilir, onun için ölüme hazırlanın.”

İster genç, ister ihtiyar olalım, her an ölüme hazır olmamız lazımdır. İnsan “Şu anda tevbekâr mıyım, tevbekâr değil miyim, günah sahibi miyim, Allah'ı zikrediyor muyum?” diye, daima halini düşünmelidir.

Küçük günahı ‘küçük’ görme

İbni Malik, Şehr’den rivayet ediyor: “Bir gün, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin yanına bir adam geldi. Şöyle dedi: “Ya Rasulellah! (Rüyamda) Başı göklere kadar giden bir adam gördüm. O kuvvetiyle benim yanıma gelip, “Benimle dövüşmek, güreşmek istiyor musun?” dedi. Çok heyecanlandım. Ondan biraz korktum, fakat benden bunu istediği için birden ona karşılık verdim ve galip geldim, onu helak ettim. Ondan sonra baktım ki zayıf bir kişi karşıma çıkarak; ‘Benimle dövüşmek, güreşmek istiyor musun?’ dedi. O kadar zayıftı ki üflesem havaya uçacaktı.”

“Ben o kadar kuvvetli adamlarla mücadele yapıp onlara galip geldim, sen de ne oluyorsun!’ deyince, beni cehennem ateşine attı, yandım, mahvoldum. Bu neydi ya Rasulellah?”

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ona dedi ki: “Başı göklere kadar giden adam, senin büyük günahlarındı, onlardan korkuyor, tevbe ediyordun, bu sebepten onlar yok oldu. Üflediğinde uçacak kadar hafif olan da senin küçük günahlarındı. Onları önemsemiyordun, fakat bunlar, seni cehennem ateşine attı.”

İşte, bu hadis-i şerif, bizim için çok büyük bir işarettir. İster büyük olsun, ister küçük olsun, günah işlememeye çok dikkat etmemiz lazımdır. Küçük günah, bize ufak görünürse, Allah'ın katında büyük olur. Günahların hepsi bize göre büyük olmalıdır. Çünkü kendisine karşı günah işlenilen, hata yapılan zat büyük olduğu için yapılan günah küçük de olsa büyüktür.

Yapılan günahı nasıl olsa küçük diye, görmemezlik etmemeliyiz. Çünkü Allah, bu küçük günah sebebiyle insana gazaba gelebilir de insan kendisini kurtaramaz.

Daima Allah'a yalvaralım. Ayağımızın birini kaldırdığımız zaman; “Ya Rabbi!” diğerini kaldırdığımız zaman da “Ya Rabbi!” diyelim. Hep “Ya Rabbi!' diyerek ona yalvaralım…

Tel çaremiz Allah'tır. Hatırımızda daima O olmalı, dilimiz daima 'estağfirullah' ile tevbe ile meşgul olmalıdır. Kişinin kendisini Allah'a karşı muhtaç görmesi, Allah'a yalvarması, O'nun katında çok kıymetlidir.

Allah-u Zülcelâl, Musa aleyhisselama şöyle demiştir: “Ey Musa! Bütün insanların içinde, niçin seni Peygamber seçip, seninle konuştum biliyor musun?” Hz. Musa aleyhisselam; “Hayır, Ya rabbi! Niçin?” dedi. Allah-u Zülcelal şöyle buyurdu: “Ben, yeryüzünde bütün kullarımın kalbine baktım, Bana karşı senin kadar tevazulu olanını görmediğim için seni o sıfatla seçtim ve seninle konuşuyorum.”

Bakınız, bu da bizim için çok mühim bir işarettir. Allah'a karşı tevazu sahibi olmak, Allah'ın katında çok kıymetlidir. Dikkat edersek, bir kişi kibirli kibirli yürüdüğü zaman, onun bu hali hoşumuza gider mi? Gitmez. Peki, Allah'ın nasıl hoşuna gider?... Onun için kişi daima tazarrulu (yalvarmaklı) ve tevazu sahibi olmalıdır.

Allah-u Zülcelâl, kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... (Âmin)
 

SEYDA Muhammed  KONYEVî
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/kibirli-insanda-hayir-yoktur-t30721.0.html




Çevrimdışı Emsey

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 2.091
  • Konu: 139
  • Derviş: 297
  • Teşekkür: 136
Okundu: Kibirli İnsanda Hayır Yoktur
« Cevapla #1 : 25/05/12, 00:15 »
İbni Malik, Şehr’den rivayet ediyor: “Bir gün, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin yanına bir adam geldi. Şöyle dedi: “Ya Rasulellah! (Rüyamda) Başı göklere kadar giden bir adam gördüm. O kuvvetiyle benim yanıma gelip, “Benimle dövüşmek, güreşmek istiyor musun?” dedi. Çok heyecanlandım. Ondan biraz korktum, fakat benden bunu istediği için birden ona karşılık verdim ve galip geldim, onu helak ettim. Ondan sonra baktım ki zayıf bir kişi karşıma çıkarak; ‘Benimle dövüşmek, güreşmek istiyor musun?’ dedi. O kadar zayıftı ki üflesem havaya uçacaktı.”

“Ben o kadar kuvvetli adamlarla mücadele yapıp onlara galip geldim, sen de ne oluyorsun!’ deyince, beni cehennem ateşine attı, yandım, mahvoldum. Bu neydi ya Rasulellah?”

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ona dedi ki: “Başı göklere kadar giden adam, senin büyük günahlarındı, onlardan korkuyor, tevbe ediyordun, bu sebepten onlar yok oldu. Üflediğinde uçacak kadar hafif olan da senin küçük günahlarındı. Onları önemsemiyordun, fakat bunlar, seni cehennem ateşine attı.”

 :aro2: :X06


“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir"
Gavs-i sani (k.s)

Çevrimdışı Muttaki

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.649
  • Konu: 127
  • Derviş: 6733
  • Teşekkür: 121
Okundu: Kibirli İnsanda Hayır Yoktur
« Cevapla #2 : 11/12/12, 23:01 »
Allah c.c razı olsun 


''Muhakkak ki yapılan işler niyetlere göredir (değer kazanır,geçerli olur).Şüphesiz herkese (yaptığı iş için) niyetinin karşılığı vardır.''
(Hadis-i şerif;Buhari,Müslim)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Düpedüz Fitneden sakınınız!!! ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.142 saniyede oluşturulmuştur


Kibirli İnsanda Hayır YokturGüncelleme Tarihi: 13/12/19, 08:56 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim