Kuran’da nesh var mı? - Kur'an-ı Kerim Işığında
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.570 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22883 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Kuran’da nesh var mı? , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3711 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Kuran’da nesh var mı? }   Okunma sayısı 3711 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Kuran’da nesh var mı?
« : 14/07/08, 10:12 »
--------------------------------------------------------------------------------

Allah, hem adalet bakımından hem de hüküm bakımından verdiği sözleri zaman içerisinde değiştirebilir mi? Kuran’da nesih var mı?Allah verdiği sözleri hiçbir zaman değiştirmez. Daha önceden bir vaadi değiştirip daha sonra başka bir şey vaad etmez. Benzer şekilde Kur’an’da Allah, söylediği bir şeyi daha sonradan başka bir ayetle değiştirmemiştir. Nesh konusu son derece yanlış anlaşılan ve bu yönde kullanılan bir konudur. Bu konuya delil olarak kullanılan Nahl suresinin 101. ayetindeki bir kelime yanlış çevrilip bu yöndeki yorumlarda kullanılmaktadır.

Bu ayetteki manayı daha iyi anlayabilmek için “ayet” ( اية )kelimesinin karşılığını tam olarak vermemiz gerekir. Ayet kelime anlamı olarak “ delil, mucize, iz, işaret” anlamına da gelir Kur’an ayetleri de Allah’ın delilleri olduğu için bu kelimeyle ifade edilir. Kur’an’da ayet ve bunun çoğulu olan ayetler (ayat) ( اياة )kelimesinin farklı kullanımları vardır. Tekil ayet kelimesi Kur’an boyunca mucize, delil anlamlarında kullanılır.
Örneğin:
Andolsun, biz Musa’ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona: “Gerçekten ben seni büyülenmiş sanıyorum” demişti (17 İsra Suresi - 101)
“Elini koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın.” (20 Taha Suresi - 22)
(Musa) Ona büyük mucizeyi (ayeti) gösterdi. Fakat o, yalanladı ve isyan etti.(79 Naziat Suresi - 20- 21)
Bu şekilde Kur’an’da geçen tüm tekil ayet kelimesi mucize delil anlamında olup, hiç birisi Kur’an ayetleri anlamında kullanılmaz.
Çoğul ayetler (ayat) ( اياة) kelimesi ise Kur’an’da Kur’an ayetleri anlamında kullanılır.
“İnkâr edip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ateşin halkıdırlar ve orada süresiz kalacaklardır.” (2 Bakara Suresi - 39)
Yanınızda olan (Tevrat)ı, doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur’an’a) iman edin; onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca benden korkun. (2 Bakara Suresi - 41)
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: “Geçmişlerin masallarıdır.” dedi. (83 Mutaffifin Suresi - 41)
Bu örnekleri de çoğaltabiliriz. Bu ayetlerden de görülebileceği gibi çoğul ayetler kelimesi Kur’an ayetleri olarak kullanılmaktadır.
Şimdi ayet ve ayetler (ayat) kelimelerinin bu anlamlarıyla Nahl suresinin 101. ayetine bakarsak, konu daha iyi anlaşılacaktır.
Biz bir delili (ayeti), bir (başka) delilin (ayetin) yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilir.- “Sen yalnızca iftira edicisin” dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler. (16 Nahl Suresi - 101)
Bu ayette Allah kendi varlığının gösteren bir delil verdiğini daha sonra başka bir delil yada mucize daha gönderdiğini söylemektedir. 102. ayet okunduğunda ise bu delilin yada mucizenin ne olduğu anlaşılacaktır.
De ki: “İman edenleri sağlamlaştırmak, müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur’an’ı) hak olarak Rabbinden Ruhu’l-Kudüs indirmiştir.” (16 Nahl Suresi - 102)
Burada verilen delil Kur’an’dır. Allah geçmiş kitapların yerine Kur’an’ı vermiştir. Yani ayetler arasında bir değişiklik değil, aksine Kur’an’ın önceki kitapların yerine gönderilmesinden söz edilmektedir. Dolayısıyla Kur’an’da ne birbirinin hükmünü kaldıran bir ayet vardır, nede böyle bir durumun olduğunu söyleyen bir Kur’an ayeti bulunmaktadır.
İçki konusu:
Nesih konusuna delil olarak gösterilmeye çalışılan iddialardan birisi içki hakkındadır. İçki hakkındaki bazı ayetlerden yola çıkarak bazı ayetlerin diğer ayetlerin hükmünü kaldırdığı iddia edilir; oysa durum böyle değildir. Şimdi bu konudaki ayetlere bakalım:

Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır. (16 Nahl Suresi - 67)
Nahl suresindeki bu ayette bir durum tespiti vardır. Meyvelerden hem sarhoşluk veren şeyler üretildiğinden hem de güzel rızk üretildiğinden söz edilmektedir. İçki içmek helaldir diye bir ifade yoktur. Sadece bir durum tespiti söz konusudur.
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür.” Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “İhtiyaçtan artakalanı.” Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz; (2 Bakara Suresi - 219)
Bakara suresindeki bu ayette de içkinin (Şarap ve sarhoşluk) bazı faydaları olabileceği fakat günahının yararından daha fazla olduğu bildirilmektedir. Yani kısmen kısıtlama söz konusu değildir. Tümüyle yasak olduğu bu ayette açıkça ifade edilmektedir.
Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (4 Nisa Suresi - 43)
Nisa suresindeki bu ayette ise içkili durumda olan bir insanın nasıl namaz kılabileceği anlatılmaktadır. Bir insan içki içebilir, sarhoş olabilir bu haramdır; fakat böyle olması onun namaz kılmayacağı anlamına gelmez. Bir insan bu haramı işlese de, ibadetlerini nasıl yapacağı anlatılmaktadır. Bu ayet sarhoş olan bir kişinin eğer namaz kılmak isterse kendini bilene kadar namaza yaklaşmamasını emreder. Yoksa içkinin helal kılınması diye bir şey söz konusu değildir.
Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. (5 Maide Suresi - 90)
Bu ayette de açıkça içkinin haram olduğu ifade edilir.
Sonuç olarak bu ayetlerin hiçbiri diğeriyle çelişmediği gibi, hiç biri diğerinin hükmünü ortadan kaldırmaz. Aksine birbirini tamamlayan ayetlerdir. Nesihe delil olarak gösterilmeye çalışılan tüm ayetler bu şekilde açıklaması çok basit olan ayetlerdir.
Kur’an’da Nesh yoktur:
Kur’an’da nesh olduğuna dair iddiada bulunanlar buna ilişkin bir çok örnek verirler. Eğer ayetler uydurma hadislerin bakışıyla değil, akılcı bir şekilde okunursa, bunlar da bir nesih olmadığı açıkça görülecektir. Bu konuyla ilgili olarak iddiada bulunanların delil olarak kullandıkları ayetleri aşağıda teker teker verip bunlarda bir neshin olup olmadığını birlikte görelim:
(1)
Neshedildiği iddia edilen ayet
Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir. (2 Bakara Suresi – 180)
Neshettiği iddia edilen ayetler
Allah size çocuklarınız hakkında öğütte bulunuyor. Erkek, kadının iki katı pay alır. Mirasçılar sadece kadın olup iki kişiden fazla iseler terekenin üçte ikisi onlarındır. Çocuk sadece bir kadınsa terekenin yarısı onundur. Ölen kişi ardında çocuk bırakmışsa, ana ve babasının her birisine altıda bir düşer. Çocuğu yok da kendisine sadece ana ve babası varis oluyorsa bu durumda annesine üçte bir pay düşer. Kardeşi varsa bu durumda annesine altıda bir düşer. Tüm bu paylaşma oranları, ölenin yaptığı vasiyetten ve borçların ödenmesinden sonra gelir. Analarınız, babalarınız ve çocuklarınızdan hangisinin size daha yararlı olduğunu bilemezsiniz. Bu Allah’ın yasasıdır. Allah Bilendir, Bilgedir. (4 Nisa Suresi – 11)
Çocukları yoksa, hanımlarınızın bıraktığı mirasın yarısı sizindir. Çocukları var ise, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bu pay, borçlarının ödenmesinden ve yaptıkları vasiyetteki payların dağıtılmasından sonradır. Çocuklarınız yoksa bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuklarınız varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Bu pay, borçlarınızın ödenmesinden ve yaptığınız vasiyetteki payların dağıtılmasından sonradır. Miras bırakan erkeğin veya kadının, çocuğu ve eşi olmayıp bir erkek veya bir kız kardeşi var ise bu durumda herbirine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler, üçte biri paylaşırlar. Bu paylaşım vasiyetteki payların dağıtılmasından ve borçların ödenmesinden sonra uygulanmalıdır ki kimseye zarar verilmesin. Bu, Allah’tan bir vasiyettir. Allah Bilir, Şefkatlidir. (4 Nisa Suresi – 12)
Bakara suresinin 180. ayetinde vasiyet etmenin bir hak olduğu, herkesin ölümünden sonra mallarının dağıtımı için vasiyet edebileceği ayette bildirilir. Fakat bir insan vasiyet etmeden ölebilir. Bu durumda ise bu kişinin bıraktığı malları nasıl paylaşılacağı diğer ayetlerde ifade edilmiştir. Bu iki ayette de bir nesih söz konusu değildir.
(2)
Neshedildiği iddia edilen ayet
İnananlar, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, sakınmanız için size de farz kılındı. (2 Bakara Suresi – 183)
Neshettiği iddia edilen ayet
Oruç gecelerinde kadınlarınızla cinsel ilişkide bulunmanız size helal kılındı. Onlar sizin (sırlarınızı gizleyen) örtüleriniz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, kendinizi kandırıp durduğunuzu bildi de tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık Allah’ın sizin için belirlediğini dileyerek onlarla cinsel ilişkide bulunabilirsiniz. Şafağın beyaz ve siyah ipliğini birbirinden ayırdedinceye kadar yeyin, için. Sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlere kapanmış durumdayken onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır; onları çiğnemeyin. Allah korunmaları için ayetlerini halka böyle açıklar. (2 Bakara Suresi – 187)
Bu ayetlerde hüküm kalkması gibi bir şey yoktur. Oruç daha öncekilere olduğu gibi bizlerede farz kılınmıştır. Orucun zamanları güneşin doğuşuyla başlar batışıyla biter. Bu süre içinde yemek içmek ve cinsel ilişki yasaktır. Süre tamamlandıktan sonra ise cinsel ilişkinin helal olması özellikle bildirilmiş beklide daha önceden yapılan yanlış bir uygulamanın düzeltilesi sağlanmıştır.
(3)
Neshedildiği iddia edilen ayet
Ölüp de geriye eşler bırakan erkekleriniz, eşlerinin evlerinden çıkarılmaksızın bir yıl boyunca geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Çıkarlarsa, kendileri için uygun olanı yapmalarından siz sorumlu değilsiniz. Allah Güçlüdür, Bilgedir. (2 Bakara Suresi – 240)
Neshettiği iddia edilen ayet
İçinizden ölen erkeklerin geride bıraktığı eşleri, dört ay ve on (gün) beklerler. Sürelerini doldurunca artık kendileri için uygun olanı yapmalarında size sorumluluk yoktur. Allah yaptıklarınızdan Haberlidir. (2 Bakara Suresi – 234)
Bu ayetler arasında nesih olabileceği bekleme süresinin farklı algılanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak dikkatli okunursa bekleme sürelerinin farkı, farklı kişilerce uygulanmasından ileri gelir. 240. ayette geçimleri sağlamak için ölen erkeğin vasiyetinden bahsetmektedir. Kadına eşinden sonra aynı evde barınacak bir müddet olarak 1 yıl sürenin verilmesi gerekmektedir. Dikkat edilirse bu emir kadına değil onun geçimini sağlayıp barındıracak olan erkeğin ailesine ve geride kalanlara bildirmektedir. 234. ayette ise kadının tekrar evlenebilmesi için, beklemesi gereken süre söz konusudur. Yani iki ayette farklı durumlar için farklı çözümler getirilmiştir.
(4)
Neshedildiği iddia edilen ayet
İnananlar, birinize ölüm yaklaşınca, vasiyet anında aranızdan iki adil şahit tanık bulunsun. Yolculuk anında size ölüm gelirse, sizden olmayan iki kişi… Kuşkulanıyorsanız, namazdan sonra tanıkları alıkoyup Allah adıyla: “Akraba dahi olsa tanıklığımızı hiç bir değerle değiştirmeyeceğiz, Allah’ın tanıklığını gizlemiyeceğiz. Aksi taktirde, günahkarlardan oluruz,” diye yemin ettirin. (5 Maide Suresi – 106)
Neshettiği iddia edilen ayet

Sürelerini doldurdukları zaman, onları güzelce tutun, yahut güzelce ayırın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de bu işleme tanık tutun. Tanıklığı Allah için yapınız. İşte bu, Allah’a ve ahiret gününe inananlar için bir öğüttür. Kim Allah’ı sayıp dinlerse ona bir çıkış yolu yaratır. (65 Talak Suresi – 2)
5/106 daki ayette vasiyet için yapılacak şahitlikten, 65/2 de ise boşanma durumundaki şahitlikten bahsedilmektedir. Durumlar farklı olduğu için zaten kıyasa dahi gerek olmadığından burada da nesih gibi bir şeyin olması söz konusu değil.
(5)
Neshedildiği iddia edilen ayet
İster hafif ister ağır olarak savaşa çıkınız. Paralarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Bu sizin için daha iyidir, bir bilseydiniz. (9 Tevbe Suresi – 41)
Neshettiği iddia edilen ayetler
Allah’a ve elçisine içten bağlı oldukları taktirde, zayıflara, hastalara ve yardım için verecek bir şeyi bulunmayanlara bir ayıplama yoktur. İyi davrananlar kınanamaz. Allah Bağışlayandır, Rahimdir. (9 Tevbe Suresi – 91)
(Mekke’de kalan) İnananların, topluca (Medine’ye hicret eden peygamberi ziyaret için) yola çıkmaları doğru olmaz. Her gruptan sadece bir kaç kişi, dini anlayıp öğrenmek için harekete geçmeli. Nitekim böylece, halklarına geri döndüklerinde, halklarının uyanık bulunması için onları uyarabilsinler. (9 Tevbe Suresi – 122)
Burada da değişiklik yoktur. 9:42’de İmkanı olanların, Allah yolunda malı ve canı ile cihadı emredilmiş ve bunun hayırlı olduğu vurgulanmıştır. 9/91 de ise imkanı olmayanların kınanıp ayıplanmaması belirtilir. Ki zaten mantıklı düşündüğümüzde 41. ayette yardım edecek olan insanların 91. ayette belirtilen zayıf durumdaki kişilere de bu harcamalarını yapmaları gerekmektedir.
122. ayette ise cihad konusunda nesih olmuş gibi görünse de bu bir mantık hatasından kaynaklanır. Ama burada da durum öyle değildir. Cihad dini yaymak, güvenliğe ulaşmak, Allah yolunda mücadele için yapılacak bir şeydir. Bu 41. ayet tüm iman edenlere emredilir ve bunun daha hayırlı olduğu söylenir. Ancak 122. ayette bahsi geçen olay başka bir durumdur. Burada inananların bir grubunun bilgi edinmek maksadıyla çıkmalarından ve daha sonra kavimlerine gelip öğrendiklerini anlatmalarından söz edilmektedir. Yani ilk ayette savaş durumdan söz edilirken, diğerinde ise bilgi almak ile ilgili bir durumdan söz edilir.
(6)
Neshedildiği iddia edilen ayet
Zina eden bir erkek, eninde sonunda, zina eden veya müşrik bir kadınla evlenir; zina eden bir kadın da eninde sonunda, zina eden veya müşrik bir erkekle evlenir. Bu, inananlar için yasaktır. (24 Nur Suresi – 3)
Neshettiği iddia edilen ayet
Bekarlarınızı, erdemli kadın ve erkek ( sağ elin malik olduğu) hizmetçilerinizi evlendiriniz; eğer yoksul iseler, Allah onları kendi lütfundan zengin edecektir. Allah Cömerttir, Bilendir. (24 Nur Suresi - 32)
Nur Suresi’nin 3. ayette zina eden bir erkeğin zina eden bir kadınla evlenebileceği bildirilmektedir. Aynı şekilde zina eden kadınında müşrik yada zina eden bir erkekle evlenebileceğine vurgu yapılmıştır. 32. ayette ise erdemli bekar olan hizmetçilerin evlendirilmesi tavsiye edilmektedir. İlk ayet müşriklerin ancak müşrik olanlarla evlenebileceğini vurgularken ikinci ayet bambaşka bir konu olan kişilerin yanlarında çalışan hizmetçilere karşı yaklaşımına dikkat çekiyor. Ve onlarında helal olan yollarla evlendirilebileceğini belirtiyor.
(7)
Neshedildiği iddia edilen ayet
Bunların ötesinde kadınlar sana helal değildir, ve eşlerinden her hangi birisini de onlarla değişemezsin. Güzellikleri senin ilgini çekse bile. Ancak sözleşmenle üzerlerinde hak sahibi olduklarınla yetin. Allah her şeyi gözetleyendir. (33 Ahzab Suresi – 52)
Neshettiği iddia edilen ayet
Ey peygamber, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini ve Allah’ın sana bağışladığı sözleşmenle üzerlerinde hak sahibi olduğun, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kılmışızdır. Ayrıca, peygamber dilerse, kendisini inananlara değil sadece peygambere mehirsiz olarak hibe eden birisiyle nikahlanabilir. Biz, eşleri ve yeminlerinin:anlaşmalarının hak sahibi oldukları hakkında üzerlerine yüklediğimiz sorumlulukları bildirmiştik ki güç bir duruma düşmeyesin. Allah Bağışlayandır, Rahimdir. (33 Ahzab Suresi – 50)
Bu iki ayet arasında nesih iddiası zaten mümkün değildir. Nesh edildiği iddia edilen ayet neshettiği iddia edilen ayetten sonra gelir ve hükmü belirler. 50. ayette belirtilenlerin dışındaki kadınlarla evlenilmeyeceğini 52. ayetten açık şekilde anlarız. Ayetler ard arda gelmeleri ve birbirlerini mantıksal yönde de tamamlayıcı şekilde olduklarından dolayı hükmün değişmesi değil, aksine bu ayetler arasında bir anlam bütünlüğü mevcuttur.
(8)
Neshedildiği iddia edilen ayet
Ey inananlar, elçiyle özel görüşme yapacağınız zaman, görüşmenizden önce (yoksullara) bir sadaka verin. Bu sizin için daha iyi ve daha temizdir. Veremiyorsanız, Allah Bağışlayandır, Rahimdir. (58 Mücadele Suresi – 12)
Neshettiği iddia edilen ayet
Özel görüşmenizden önce bir sadaka vermekten çekindiniz mi ki onu uygulamadınız? Allah tevbenizi kabul eder. Namazı gözetin, zekatı verin, Allah’a ve elçisine uyun. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (58 Mücadele Suresi – 13)
Allahın bağışlayıcılığını nesih kavramında değerlendirenler burada emrin değiştiği kanısına varırlar. Oysaki Yüce Allah 12. ayette peygamberimizle görüşme öncesinde sadaka verilmesinin kişinin kendisi için daha temiz ve hayırlı olduğunu söylemiştir. 13. ayette ise insanların bu emir karşısında bir çekinceyle sadakadan kaçtıklarını bunu uygulamadıklarını ama Allah’ın yinede onların tövbelerini kabul edeceği bildirilir. Bu ayet 12. ayetin hükmünü ortadan kaldırmış ve bundan sonraki görüşmeler için sadaka verilmesini iptal etmiş değildir. Sadece Allah’ın bağışlayıcılığını vurgulayarak tövbe edenleri kabul edeceğini göstermiştir.
(9)
Neshedildiği iddia edilen ayet
Kafirlere katılan eşleriniz yoluyla bir şeyler yitirdikten sonra (ganimet veya size katılanlar yoluyla bir şeyler kazanıp) üstün gelirseniz, eşlerini yitirmiş olanlara, onların harcamış oldukları mehir kadar verin. İnandığınız Allah’ı sayıp dinleyin. (60 Mümtehine Suresi – 11)
Neshettiği iddia edilen ayet
Ayırım gününde, iki ordunun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize ve Allah’a inanıyorsanız, bilin ki elinize geçen her ganimetin beşte biri Allah’ın ve elçisinindir. Bu pay, akrabalar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışların hakkıdır. Allah her şeye Güç Yetiren’dir. (8 Enfal Suresi – 41)
60/11’de eşini kaybetmiş erkeklere üstünlük kazanmaları halinde daha önceden kadınları için harcadıkları mehirlerin verilmesinden söz edilmektedir.(mehir: Evlilik sırasında her iki tarafça kabul edilen, kadına ödenmesi gereken para yada mal…) Eşleri kafirlere katılmış dolayısı ile daha önceden yaptıkları harcamalar konusunda mağdur kalmış erkeklerin bu harcamalarını geri elde edebilmeleri için fazladan bir hakları olduğu belirtilmiştir. 8/41’de ise savaş sonrası kazanılan ganimetin pay edilmesinde öncelikten ve elçiye verilecek olan miktar vurgulanmaktadır. Savaş sonrası kazanılan ganimetin kişiye ait olan kısmından 1/5’i o kişi tarafından Allah yolunda harcanmak üzere yetime, yoksula ve yolda kalmışa pay edilir. Yani birinci ayette kazanılan ortak ganimetten eşleri kendilerinden ayrılmış erkekler için öncelik ve fazladan bir durum olarak mehirlerin geri ödenmesi durumu, ikinci ayette ise kişinin kendi hesabına düşen ganimetinde 1/5’ini Allah yolunda pay etmesi durumu vurgulanmaktadır.
Sonuç: Görüldüğü gibi hiçbir ayetin bir diğer ayetin hükmünü kaldırması gibi bir durum söz konusu değildir. Bu konuda delil olarak gösterebilinecek olan diğer örneklerde de benzer durumlar söz konusudur. Eğer ayetler iyi okunup objektif bir gözle değerlendirilirse böyle bir şeyin olmadığı açıkça görülecektir.

Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/kuranda-nesh-var-mi-t2754.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Ynt: Kuran’da nesh var mı?
« Cevapla #1 : 14/07/08, 10:13 »
Niyetlerimiz gün gelir ortaya çikar !

--------------------------------------------------------------------------------

Kardeşlerimize Önce şu hususu ifade edelim ki, insanlar iyi ya da kötü olan niyetlerinibir noktaya ve yere kadar gizleyebilirler. Artık o bir noktadan ve yerden sonra öyle br an gelir ki, niyetlerimiz bakmişsiniz ortay çikmiş ve anlaşilmiş olur. İşte bu nokta-yı nazardan hareketle
bu forumda bir üye düşünün; başkaları tarafindan sürekli bütün yazilarini düzeltmek veya noksanlik ve yanlişlarini
ifade etmek zorunda kaliyoruz. Böyle bir üyenin foruma ve insanlara zarardan başka ne faydasi olabilir. İşte yukaridaki yaziyi asan
şahis maalesef böyle bir konumda olan üyedir.
Sebep olmak istediği tahribatlardan Rabbimiz herkesi muhafaza etsin. Amin.
Nasih ve Mensûh Nedri ? Böyle bir şey var midir ?
Arz ve ifade olunur ki ,
Tarih boyunca kalblerinde maraz bulunan bazı insanlar; kitabın (Kur'an'ın) anası sayılan muhkem âyetleri bir kenara bırakıp, müteşabih âyetlere sarılmışlardır. Kur'an-ı Kerim'de: "(Habibim) Sana Kitab'ı indiren O'dur. Ondan bir kısım âyetler muhkemdir ki bunlar Kitab'm anası (temeli)dir. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar sırf fitne aramak (ötekini berikini saptırmak) ve (kendi arzularına göre) onun te'viline yeltenmek için onun müteşabih olanına tabi olurlar. Halbu ki onun te'vilini Allah'dan başkası bilmez..." (Al-i İmran: 7) hükmü beyan buyurulmuştur. Muhkem âyetlerin yanında müteşabih âyetlerin bulunması, bir imtihan vesilesidir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan nasih ve mensuh hükümlerr de aynıdır. Bazıları neshi inkar etmişlerdir. Halbuki bu hakikati inkar etmek, geçmiş şeriatların nesini kabul etmemek olur ki, bundan daha büyük bir cehalet düşünülemez! Zira neshi haber veren bizzat Yüce Allah (cc)'dır. O'nun Resulü, Hz. Muhammed  (sav)'dir, Ashabıdır, Tabiindir, Müctehid ulemadır.
İşte Kur'an'da ki haber: "Herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz." (Bakara: 106) Bu değişen hükümleri uygulayan ise hiç şüphesiz Resûl-i Ekrem (sav)'dir. Zira Resûl-i Ekrem (sav): "Size kabir ziyaretini yasaklamıştım. Şimdi (den sonra) kabir ziyaretinde bulununuz; kabirler size ahireti hatırlatır." buyurarak sünnetin sünnetle açık neshine en güzel misali vermiştir. (Fıkıh Usulü, Prof. A. Kerim ZEYDAN, sh: 363. İst. 1993. İslâm Hukuku Metodolojisi - Prof. M. Ebu ZEHRA, sh: 166, Fecr Yay. 1990 Ankara) Müctehidde aranan şartlardan birisi de nasihi ve mensuhu bilmektir (İmamların Fıkhi İhtilafları Niçin Rahmettir. Sh: 14-15. Büceyrimi, Minhaç, C/4, sh: 346. Mısır Bas.) Muhakkik ulemadan İbn-i Abidin (rh.a) ise Tefsir ve Hadis ilminde söz sahibi olabilmek için alet ilimleri arasında
"Nasih ve Mensuh" ilmini bilmeyi de saymıştır. (İbn-i Abidin, C/l, sh: 41. Şamil Yay. İst. 1982) Onun içindir ki; kırk ciltlik (40) bir tefsir yazan Ebu Müslim el-İsfehani; "Neshi" kabul etmediği için, yazdığı Tefsir rağbet görmemiş zayi olmuştur. (Osman KESKİ-OĞLU, Fıkıh Tarihi ve İslâm Hukuku, sh: 14. Müftüoğlu Yay. Ankara, 1969. Mustafa VARLI, Hangi İslâm? sh: 28. Ankara, 1999) Ehl-i Sünnet Ulema, neshin caiz ve sabit olduğunda ittifak etmiştir.. Günümüzde kendilerini Ehl-i Sünnet tanıtan bazı yazarlar, neshi inkar ederek. Mu'tezile akaidini savunmaktadırlar.
İmam-ı Nevevi (rh.a) Kur'an'da neshin üç çeşit olduğunu söyleyerek konuya şöyle yaklaşır:
1- Hükmü de tilaveti de neshedilen (âyet) ... Saadetinde olduğumuz "On emme" meselesi buna örnektir. İlgili Vahyin metni de hükmü de kaldırılmıştır.
2- Tilaveti neshedilmekle beraber hükmü devam eden âyetler. Zina eden yaşlılara recmi emreden âyet de buna örnek gösterilmiştir: Kur'an'da metni yoktur, fakat hükmü bakidir.
3- Hükmü neshedildiği halde tilaveti baki kalan (â-yet). Bu çeşit nesh, miktarca öncekilerden çoktur..." (Prof. İbrahim CANAN. Kütüb-i Sitte Muhtasarı, C/ 16, sh: 32) Osman Keskioğlu ise "İslâm Hukuku" adlı eserinde; Neshle ilgili olarak "Kur'an'daki âyetlerin bir kısmının diğer bir kısmını neshettiği meselesi umum tarafından kabul edilmektedir. Nesih: Sonra inen bir âyetin, önce inmiş olan bir âyetin hükmünü kaldırmasıdır... Fukaha neshi dört kısma ayırır:
1- Hem tilaveti, hem hükmü mensuhtur.
2- Tilaveti mensuh, hükmü baki (recrn gibi).
3- Yalnız hükmü mensuh, tilaveti baki.
4- Hükmü ve tilaveti ba-ki'dir. Fakat vasfı değişir; farz olan, caiz olur..." (age. sh: 14-16. Ayyıldız Mat. Müftüoğlu Yay. Ankara, 1969)
Bu konularda daha detaylı ve daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsanız, tanıtımını yapmaya çalıştığımız bu kitabı alıp okumalısınız! Mutlak müctehidlerden İmam-ı Ahmed İbnü Hanbel (rh.a) gibi bir hadis otoritesi nesih ve mensuh konusunda aynen şöyle diyor: "Şafii'nin ders halkasına oturuncaya kadar biz mücmeli müfesserden, nasih hadisi de mensuhtan ayıramıyorduk" (Kütüb-i Sitte Muhtasarı, C/16, sh: 150) Peki Kur'an'dan âyetlerle, Resûl-i Ekrem (sav)'in sünnetiyle, Ashab-ı Kiram (ra)'ın, Müctahid ulemanın (rh.a) beyanlarıyla kaynakları tarayıp Nesih ve Mensuhla ilgili bilgileri (deryadan damla misali de olsa) aktarmamıza karşın peki karşı tarafın "Nesih ve Mensuh"u kabul etmeyip reddetmelerinde baş vurdukları delilleri nelerdir? Yıllarca arasanız bir delil bulabilir misiniz? Zira kupkuru bir inattan başka hiçbir ilmi ve nakli delilleri yoktur. Bu kervanın ipini çeken kimse, daha önce belirttiğimiz gibi Mu'tezile Mezhebine bağlı olan Ebu Müslim el-İsfehani'dir. Yani Ehl-i Sünnet Akaidine bağlı değildir. Bazı cahiller bu sakat görüşleri, bilmeden sahiplenmektedirler. Hatta "Efendim Ehl-i Sünnet alimleri niçin neshedilen âyetlerin sayısında ittifak edememişlerdir.?" gibi, fuzuli sualler sormaktadırlar. Neshedilen âyetlerin sayısında ittifakın olma-ması,usûlle ilgili bir meseledir. Ancak neshin sahih ve sabit olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.
İşin çok ilginç bir başka yönü ise şudur. Günümüzde, hayatı dondurduğu gerekçesiyle "İslâm Fıkhını" reddederek dinde reform yapmak için canhıraş çalışan, Neshe karşı çıkan ehl-i bid'a olduğudur! Bu halin ne kadar tutarsız olduğu açıkça ortadadır. Ne kadar gülünç değilmi? Allahü Teâla (cc) bu beyinsizlere basiret nasibeylesin! Esasen bunların en iyi niyetli olanları dahi kendi iç dünyalarında henüz istikrarı yakalayabilmiş değillerdir! Diğerlerinin sözlerini ise zaten ciddiye alan yoktur! Gelelim kitabımızı tanıtmaya. Kitabın yazarı; Mer'i İbn Yusuf'u Kermi (rh.a), "Filistin'de Tu'l-Kerm şehrinde doğmuştur. Büyük bir hadis ve Fıkıh alimiydi. Zamanının en büyük alimlerindendi.
Fıkıh konusunda ve Hadis ilminin incelikleri konusunda büyük ilmi vardı. Bütün hayatı kitap yazmak ve müslümanlara ders ve fetva vermekle geçmiştir. Hicri 1033, miladi 1624 senesinde vefat etmiştir." (sh: 3) Yazarın kitapla ilgili çok güzel bir "Önsöz"ü vardır. Bende aynen alıp size aktarmayı uygun gördüm. Kitabın en güzel özelliklerinden birisi, sahasında müstakil bir eser olarak piyasaya sunulmuştu olmasıdır.
"Kur'an-ı Mübin'i Cibril vasıtasıyla Resûlullah'a (sav) indiren Allah (cc)'a hamdolsun. Kur'an'da Nasih ve Mensuh'u mü'minler için rahmet, kafirler için fitne (imtihan) kılan Allah'a hamdolsun. İslâm nimetinden dolayı Allah'a hamdeder ve Alemlerin seyyidi ve müttakilerin imanı olan Resûlullah (sav)'e, ehline, ashabına ve kıyamete kadar onlara tabi olanlara salat ve selam olsun. İmamlar nasih ve mensuh konusunu kitapları arasında dağınık bir şekilde yazmışlardır. Bunların hepsini okumak için bir çok kitaptan araştırma yapmak gerekir. Alimler nasih ve mensuh hususunda müslümanları aydınlatmak için bir çok kitap yazmışlardır. Bunlardan biriside Müfessir Hibetullah el-Bağdadi'nin yazmış olduğu kitaptır ve 95 kitaptan toplanmıştır.
Bunları gördüm ve nasih mensuh ilminin, haram ve helallar hususunda ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Bu konuda birçok kitap yazıldığı için çoğu okuyucu bu meseleyi uzatmadan ve açık bir şekilde anlatan, nasih ve mensuh hakkındaki kapalılığı kaldıran bir kitap yazmak istedim. Bu kitabı yazarken büyük alimlerin ve Müfessirlerin bu konudaki yazdıklarını kaynak aldım. Bu kitaba "Kalaid'ül-Mercan Fi'1 Beyan En-Nasih ve'1-Mensuh ' Fi'1 Kur'an" ismini verdim. Bu kitapta nasih ve mensuhun bilinmesi gerektiği ve nasih ve mensuh konusunu bilmeyenlerin bütün ilimleri bilseler bile, ilim sahibi olamayacaklarını belirttim. İcaz kitabının sahibi şöyle dedi: Sahih senetle rivayet edilmiştir ki Hz. Ali (ra) mescitte insanlara İslâm'ı anlatan bir adam gördü ve ona: "Sen Nasih ve Mensuh'u biliyormusun?" diye sordu. Adam "Hayır, bilmiyorum" dedi. Ali (ra) ona: "Sen helak oldun ve insanları helâka sürüklüyorsun" dedi. İbn-i Abbas (ra)'dan şöyle bir rivayet vardır: "Kime hikmet verilirse ona çok hayır verilmiştir." (Bakara: 269) âyeti hakkında İbn-i Abbas (ra) şöyle demiştir: "Âyetteki "Hikmetten maksat Kur'an-ı; nasihi ve mensuhu, muhkemi ve müteşabihi, mücmeli ve mufassalı, daha önce ve daha sonra nazil olan, haramı ve helâli ve Kur'an'da verilen misalleri bilmektir. Huzeyfe İbn-ü Yeman (ra)'den şöyle dediği nakledilmiştir: "İnsanlara fetva veren kişiler üç türlüdür:
Birincisi: Kur'an'ın nasihini ve mensuhunu bilen kişi.
İkincisi: Kadı olarak tayin edillmiş ve başka çaresi olmayan kişi.
Üçüncüsü: Fetva makamına layık olmayan fakat fetva veren kişi.
Ben birinci ve ikinci kişilerden değilim. Üçüncü kişi olmaktan da Allah (cc)'a sığınırım." Şeyh Hibetullah İbn-ü Selame (rh.a) Nasih ve Mensuh Kitabından şöyle dedi: Selef alimlerinden şöyle bir söz nakledilmiştir: "Kitap ilmini öğrenen fakat nasih ve mensuhu bilmeyen kişinin ameli eksiktir. Çünkü böyle bir kişi yasaklananla emredileni, mubah olan ile haram olan şeyleri karıştırır."
Bunları anladıktan sonra ve mensuh ilminin ne kadar önemli bir ilim olduğu anlaşılır. Ayrıca alimler bu ilmin öğrenilmesi ve açıklanmasmın farz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Bundan dolayı hemen bu ilimle ilgili bir kitap yazıp müslümanlara bu ilimle ilgili lazım olan şeyleri müslümanların anlayabileceği bir şekilde anlatmaya niyetlendim. Bu kitabın sonunda çok faydalı bazı bilgiler ekledim. Müslüman olarak ölmemi Allah (cc)'den niyaz ediyorum. Yardım Allah (cc)'dandır, O, ne güzel yardımcıdır." (sh: 7-9)

Kitap üç babtan meydana gelmiştir.
Birinci Bab, altı bölümden meydana gelmiş, Birinci Bölüm: Neshin lügat manâsı ve çeşitleri üzerinde durmuş, Kur'an'dan misallerle zenginleştirilmişti. İkinci Bölüm: Kur'an'da mensuhun kısımları âyetlerden misallerle incelenmiştir.' Üçüncü Bölüm: Kur'an'da (Nesih) kısımları hakkında bilgiler sunulmuştur. Bu bölümde de Kur'an'da üç kısım nesih varlığı âetlerden misallerle işlenmiştir. Dördüncü Bölüm: Nasjh (Nesheden) ve Mensuh (Nesholunan) olması caiz olan şeyler hakkında bilgilerden oluşmuştur. Kitabın konusunda müstakil ve Türkçe olarak piyasaya ilk ve çok mükemmel bir kitap olarak sunulmuş olduğunu daha önce de arz etmiştik. Ancak özellikle ve önemle bu bölümün mutlaka okunması gerektiğini belirtmek isterim. Gerçekten çok mükemmel bir bölümdür. Ehil bir alim tarafından kaleme alındığını okuyan her mükellef hemen anlar. Bu bölümü okuyan bir mükellef dahi "Nasih ve Mensuh" konusunu kavrayabilir diyebilirim. Tabii kalpleri marazlı olanlar hariç! Aynı zamanda bu bölüm kitabın özeti gibidir. Bu bölümde neshin kısmında bahsedilmektedir:
Birincisi: Kur'an'm Kur'an'la neshi. Bu İcma ile sabittir. (Bu konudaki neshi mütercim kardeşimiz de kabul etmişler! Belki bizde yanlış bir kanaat hasıl olmuş olabilir ama, bize göre mütercim kardeşimiz sanki kitabın yazılış amacını gölgelemek için çalışmışlardır. Daha öncede bu konuya parmak basmıştım. Herhangi bir kitabı terceme eden kimse, niçin terceme ettiği esere musannifin görüşlerine zıt iddiaları musannifin eserine sokar? Terceme, bir emanettir. Bu tür emanetlere bilerek veya bilmeyerek yapılan ihanetleri henüz anlamış değilim. Bundan daha büyük bir vebal olabilir mi?
İkincisi: Sünnetin Kur'an'la neshi.
Üçüncüsü: Kur'an'ın Mütevatir sünnetle neshedilmesi.
Dördüncüsü: Sünnetin, sünnetle neshi.
Beşincisi: Kur'an'm İcma, İcmanın icma ve Kıyasın kıyas ile neshi.
Kur'an'ın icma ile neshine gelince, ilimde derinleşmiş alimlerin çoğu neshin bu şeklini kabul etmediler. İcmanın icma ile ve kıyasın kıyas ile neshini de kabul etmediler. Hanefiler ve Malikiler bunları usul kitaplarında zikrettiler, (sh: 34) Yukarıda başlıklar halinde verilen Neshin çeşitleri Kur'an'dan ve sünnetten misaller verilerek işlenmiştir. Beşinci bölümde: Neshin şer'i manâsı, Tahsis ve istisna arasındaki farklar işlenmiştir. Altıncı bölümde: "Nesh Hangi Mevzularda olur?"
İkinci Bab
Birinci Bölümde:
a) Kendisinde hem nasih, hem mensuh bulunan sureler,
b) İçinde nasih olmayıp, sadece mensuh bulunan sureler,
c) İçinde mensuh bulunmayıp sadece nasih bulunan sureler,
d) İçinde nasih de mensuh da bulunmayan sureler incelenmiştir. (sh: 41-42)
İkinci bölümde:
"İçinde nasih ve mensuh bulunan sureler" ele alınıp incelenmiştir . (sh: 44-325) Öyle ki bu bölümde ister üzerinde ittifak edilen âyetler olsun, ister ihtilaf edilen âyetler olsun tamamı ele alınarak tek tek incelenmiştir.
Üçünü Bab'ta:
Kısa bir "sonuç",
Birinci bölümde: Mekke'de inen sûrelerin diziliş sırası,(sh:326-327),
İkinci bölümde: Medine'de inen sûrelerin diziliş sırası, (sh: 328-330),
Üçüncü bölümde: "Sûrelerin sıralanış Babı" (331-332),
Dördüncü bölümde: "Kur'an'daki harflerin, kelimelerin, Âyetlerin sayılarının zikri" (sh: 338-340) incelenmiştir.
Sonuç olarak diyebilirim ki, Nasih ve Mensuh konusunda kaleme alınan bu kitap çok güzel bir eserdir.. Konu hakkında Ehl-i Sünnet akaidine uygun bilgi sahibi olmak isteyen her mükellef hiç tereddüt etmeden bu kitabı alıp okuyabilir.
Kitabın Adı: Kur'an'da Nasih ve Mensûh
Yazarı: Mer'i İbn Yusuf'u Kermi
Tercüme eden: Eyüp Aslan
Baskı Yayınevi:Hak Yay.
Kitabın Sayfası: 342



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Ynt: Kuran’da nesh var mı?
« Cevapla #2 : 14/07/08, 10:14 »
Kuran da neshin bulunduğunu gösteren ayetler vardır.

"Allah dilediğini silip iptal eder (dilediğini de) sabit bırakır. Bütün kitapların aslı O'nun yanındadır." (Ra'd 39)

"Allah neyi indireceğini pek iyi bildiği halde, biz bir ayeti başka ayetin yerine değiştirdiğimiz zaman sen ancak iftiracısın derler.Ama öyle değil, onların çoğu bilmezler..." (NAhl 101)

Kuran-ı kerim üzerinde çalışma yapan alimler 3 kısım neshi incelemişlerdir.

1- metni Kuran da bulunduğu halde hükmü uygulamadan kaldırılanlar.

Buna misal şu ayettir. "Ey iman edenler sizler sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın" (Nisa43) Bu ayetten anlaşılan namazın kılınabileceği en son vakte kadar sarhoşluk veren içkinin yasaklığıdır. Fakat bundan sonra Maide 90-91 de içki kumar ve fal oklarının şeytan işi olduğu bildirilerek bunlardan kaçınmaları emredilmiştir ve en sonunda Vazgeçtiniz değil mi buyurularak yukarıdaki ayetin hükmü kaldırılmıştır... Bu nedenle hiç kimse ben Nisa 43 e dayanaraktan namaz vakti girmeden ayılabileceğim kadar içebilirim veya iki kadeh içki beni sarhoş etmez dolayısıyla namazda ne söylediğimi bilebilirim diye içki içebilirim diyemez. Çünkü ayetin hükmü uygulamadan kaldırılmıştır...

2- Hem metni hem de hükmü Kurandan kaldırılan ayetler.

Yukarıdaki HZ Ayşe'nin "Bilinen 10 defa emme ayeti Kur'anda nazil olmuştur sonra da bilinen beş defa emme ayeti nazil olmuştur." şeklindeki ifadesi de Kuran da nesh olduğunu gösterir.Çünkü Hz Ayşenin sözünü ettiği ifade şu anda Kuran da yoktur. (Müslim RAda 25; Muvatta Rada18;Darimi Nikah 49) bu konuya örnektir.

3- Metni kaldırıldığı halde hükmü devam edenler.

Ayetin hükmüne göre evli olan veya evlilik muamelesi geçmiş bir kimse zina ederse bu kimseye taşlanarak öldürme vardır.

Bir kısım insanlar 2.ve 3. kısım neshi kabul etmezler. Ancak bazı bilgiler bize rivayetle gelmektedir. Eğer rivayet yolunu kabul etmezsek tarihi hiçbir bilgiyi kabul edemeyiz. Sıhhatı üzerinde kanaat oluşmuş haberleri bir anda kenara atıvermek doğru değildir.Eğer bilgi bize sağlam ve güvenilir kaynaktan gelmişse bunu yok saymak yerine bunu nasıl anlayabiliriz diye kafa yormak gerekir.

Yüce Rabbimiz kaldırmak istediği dini hükmü kaldırır onun yerine dilediğini koyar veya indirdiği hükümleri olduğu gibi bırakır isterse tamamen kaldırır. Hiç kimsede onun hakimiyetine karışamaz. Niye böyle yaptın diye de hesap soramaz.

Sonunda sünnette bağlayıcıdır, hükmü kaldırılmadığı için de bağlayıcıdır.



Abdullah Feyzi Kocaer Sahihi Buhari Muhtasarı Tecridi Sarih



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Ynt: Kuran’da nesh var mı?
« Cevapla #3 : 14/07/08, 10:15 »
Bütün hak dinlerde, iman bilgileri yani Amentü’nün esasları bozulmadan önce aynı idi. İmanda değişiklik olmaz. İki âyet meali:

(Kur’an, önce gelmiş olan kitapları tasdik edicidir.) [Bekara 97]

(Tevrat’ı tasdik eden Kur’ana inanın!) [Bekara 41]

Nesh, Peygamber kıssaları ile Cennet ve Cehennemi bildiren âyetlerde olmaz. Yalnız, emir ve yasaklarda olur. Nesh; emir ve yasakları değiştirmek demek değil, bunların yürürlük zamanlarının bittiğini haber vermektir. Kur’an-ı kerim, Tevrat ve İncil’i nesh edip yürürlükten kaldırdı. (Beyan-ül-hak)

Dinin emir ve yasakları tedrici olarak bildirildi. Mesela Bekara suresinin 219. âyetinde, önce içkinin büyük günahı yanında, bazı faydalarının da bulunduğu bildirildi. Daha sonra haram edildi. (Maide 91)

Nesh hakkında iki âyet meali:
(Biz, daha iyisini veya onun gibisini getirmeden bir âyeti nesh etmez veya unutturmayız.) [Bekara 106]

(Ya bize bundan başka bir Kur’an getir, yahut onu değiştir diyenlere de ki, Onu kendiliğimden değiştiremem.) [Yunus 15]

Demek ki nesh edilen ve unutturulan âyetler vardır. Hadis-i şerifle de olsa, nesh yine Allahü teâlânın emri iledir. Çünkü Resulullahın dine ait sözleri vahiydir:
(Onun sözü vahiyden başka değildir.) [Necm 4]

Neshin çeşitleri şunlardır:

1- Âyetin, âyet ile neshi:
Bekara suresinin 180. âyetinde, ölüm hastasının ana, baba ve yakınları için vasiyette bulunma şartı vardı. Nisa suresinin 11. âyetinde, herkesin ne kadar miras alacağı bildirilmiş ve böylece vasiyet şartı kaldırılmıştır. Nisa suresinin, (Yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini veriniz) mealindeki 33. âyetine göre, akraba olmayan iki kişi yeminleşir ve biri diğerine mirasçı olurdu. Ama Enfal suresinin,(Yakın akrabalar vâris olmaya daha uygundur) mealindeki 75. âyeti ile neshedildi. (Ebu Davud)

Nur suresinin, (Zina eden ancak zina edenle evlenebilir) mealindeki 3. âyeti, Nur suresi 32. âyeti ile ve İbni Mace’nin bildirdiği (Önceki zina, nikahı haram kılamaz) hadis-i şerifi ile nesh edildi. Dört mezhepte de, zina eden, zina etmeyenle ve zina etmeyen, zina edenle evlenebilir. (Cessas)

2- Âyetin, sünnet ile neshi:
Bekara suresinin (Ölüm gelince, ana baba ve yakınlara vasiyet farzdır) mealindeki 180. âyeti, [Buhari’deki] (Vârise vasiyet yoktur) hadis-i şerifi ile nesh edildi.

Zekat verilmesi bildirilen 8 sınıftan biri olan Müellefe-i kulub, iman etmesi veya kötülükleri önlenmek istenilen kâfirler ve yeni iman etmiş olan zayıf Müslümanlar idi. Hz. Ebu Bekir zamanında, Beyt-ül-mal emini olan Hz. Ömer, [Kütüb-i sittenin hepsinde bulunan] (Zekatı Müslümanların zenginlerinden al, fakirlerine ver) mealindeki Muaz hadisini bildirip, (Müellefe-i kulub’a zekat verilmesini Resulullah nesh etti) dedi. Eshab-ı kiramın hepsi, bunu kabul etti.Nesh edilmiş olduğuna ve bunlara zekat verilmemesi gerektiğine icma hasıl oldu. (Redd-ül Muhtar)

3- Sünnetin âyet ile neshi:
Beyt-ül-makdis’e doğru namaz kılınırken, Bekara suresinin, (Yüzünü artık Mescid-i Haram [Kâbe] tarafına çevir) mealindeki 144. âyeti ile nesh edildi. Kıble Kâbe oldu.

4- Sünnetin sünnet ile neshi:
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabir ziyaretini yasaklamıştım, bundan sonra ziyaret edin!) [İbni Mace]

(Cehennemde en hafif azap Ebu Talib’e yapılır. Ayaklarında ateşten iki nalın olacak, bunların sıcaklığından beyni kaynayacaktır.) [Müslim]
Bu hadis-i şerif, imam-ı Kurtubi ve imam-ı Süyuti’nin bildirdiği (Amcam Ebu Talib, diriltildi ve iman etti) mealindeki hadis-i şerif ile nesh edilmiştir.

(Bazı âyetlerde olduğu gibi, hadislerimden de birbirini nesh eden olur.) [Deylemi]




Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Esselamun Aleykum Ve Rahmetullah Ve Berekatuhu Ynt: Muallak Taşı... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.112 saniyede oluşturulmuştur


Kuran’da nesh var mı? Güncelleme Tarihi: 15/09/19, 09:27 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim