Kuvvet Daima Birliktedir - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.638 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22908 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Kuvvet Daima Birliktedir, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1137 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Kuvvet Daima Birliktedir}   Okunma sayısı 1137 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Kuvvet Daima Birliktedir
« : 31/12/11, 03:05 »
Hukûk-u Müslimîne ta'zîm, müslümanların birbirlerinin haklarına ve hukuklarına son derece riâyet etmelerinin lüzumu ve yine birbirlerine merhamet ve yardım etmelerinin yegâne vazifeleri olduğu, fakat bu yardım ve merhametin günah işlerde olmayıp, yalnız hak ve îmân yolunda olması ve selâmı izhar ile, hastaları ziyaret ve mü'min kardeşlerinin cenazelerinde bulunmak, ihtiyaçları halinde, elinden geleni esirgememek ve hizmetçisinden tut da, komşuların, arkadaşların hattâ kendi köpeğinin, tavuğunun dahi haklarına riayet ve emsâli bütün haklara riayetkar olmaktır. Nitekim, vücudumuzun, çeşitli azalarımızın, her birisinin hizmeti ayrıdır. Eğer biri hizmetten geri kalsa, vücudumuzun işleri muatal olur. Meselâ, göz görmese, kulak duymasa, el tutmasa, ayak yürümese, o vücudun ne kıymetli olur. Bunun gibi her azânm vazifesi ayrı ayrı olduğundan, birinin vazifesini diğeri yapamaz. Meselâ, göz görmek için yaratılmıştır. Onda duyma kabiliyyeti yoktur.

Diğer bütün azalarda da böylece vazife taksimi yapılmış olup hepsi kendi hilkati icâbı ne ise onu yapmakla mükellefdir. Bizim de onların kadir ve kıymetini bilip, öylece haklarına hürmet ve riâyet etmemiz, şükrünü îfâ etmemiz nasıl iktizâ ederse, cem'iyyet içindeki vazifelerimiz de böyledir. Câhil, âlimi görünce, ona hürmet ve saygı gösterip, sözlerini dinlemek, ilim ve saadeti taleb ve gafleti terk etmek nasıl vazifesi ise, âlimlerin de câhillere karşı va'z ve nasihatlerini eksik etmemesi ve onları gafletten  kurtarmağa  çalışması ve her insanm da üzerine düşen görevi ihmalsiz yapması, tıpkı bir vücuddaki  ahenk  gibidir. Vücuddaki ahenk ve nizâm bozulunca, ne vahim neticeler ve akıbetler doğduğu aşikârdır.

Bunun gibi cemiyetteki ahenk de aynıdır. Herkesin üzerine düşen vazifeyi dürüst ve ahenkle yapmaya çalışması îmân ve İslâmiyetin icâbıdır. Büyüklere karşı hürmet,   ta'zîm, bahusus anne ve babaya karşı titizlikle hürmet ve saygıda mübalağa etmek, küçüklere karşı şefkat ve merhameti elden bırakmamak, mubah olan ve günah  olmayan şeylere, hükümdarlara itaat edip birliği muhafazaya çalışmak, hep bu hadîs-i şerifin buyrukları içindedir. Bunu îzâh için buyuruluyor ki, baş ağrıdığı vakit, nasıl bütün vücudun muztarib olduğu ve yine göz ağrıdığı vakit yine bütün vücudun ezâ duyduğu daima görülen ve bilinen şeylerdir. Diş ağrısı, karın ağrısı, diz ağrısı hep aynıdır. Bütün bunlar bize bildirir ki, bu ağrı ve sızıların, vücudun her tarafında duyulması vücuddaki irtibatın mükemmeliyetinden ileri geldiği, cümlece ma'lûmdur. Ma'azallah, bir tarafda felç gibi bir arıza olunca, bu irtibat ortadan kesiliyor. Artık orada bir hareket de olmuyor. Vücud da bir ağrı ve sızı duymuyor. Zavallı, bir müddet ölü gibi yatar. Yalnız bir nefesi vardır. Hiç bir şeyden haberi de yoktur. Nihayet doktorların tedavileri neticesinde, hastalığın şiddetine göre, bir müddet sonra biraz kendine gelir, hattâ aylarca, belki de yıllarca eski haline gelemez. Yürürken bakarsınız, ayağına veya koluna hâkim değil, sürükliyerek yürür. Bunlar bize vücud irtibatının bozulmasının ne demek olduğunu, mümkün mertebe anlatır.

Eğer cem'iyyeti teşkil eden azaların irtibatı kuvvetli ise, herkes birbirine karşı insanca ve kardeşçe yardım eder ve birbirini çok iyi gözetip kontrol eder. Hattâ, babaları, anaları ölen kimseler (Müslümanlığın ilk devirlerinde) ana veya babalarının öldüğünü bile anlayamazlarmış. Çünü, etrafındaki müslümanlar, onlara yardım ellerini öylesine uzatırlarmış ki, çocuklar babaları veya analarının sağlıklarında bile görmedikleri, lütûflara, ihsanlara, iyilik ve şefkatlere nail ve mazhar olunca, tabîi olarak bütün ıztıraplarını unuturlarmış...

İşte bu da müslümanlıktaki irtibatın varlığına alâmet olduğu gibi, şefkat ve merhametin, lütuf ve ihsanın, yardım ve muavenetin kısıklığı veya yokluğu, İslâm irtibatının yokluğuna ve za'fma işarettir. Nitekim, bir bina da, tıpkı böyledir. Taş, demir, ağaç, kum, kireç, ne varsa, hepsi birbiriyle bağlanıp, irtibatları devam ettiği müddetçe, o bina, o ev ayakta durur. Ne zaman ki irtibatları bozulur, taşlar birbirinden ayrılıp dökülmeye başlayınca, o muhteşem ve muazzam bina, nasıl yıkılır, hurdahaş olursa, bunun gibi, mü'minler de birbirinden ayrıldıkları, herkes kendi derdine düştüğü zaman, o bina gibi yıkılırlar.

Bunu bize anlatmak  için Cenâb-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretleri, "Mü'minliğin yani bütün ehl-i îmânın tek bir adam gibi olduğunu" duyurmuşlar ve bu hakikati bizlere  açıklamışlardır. Bizler böyle oldukça, şan ve  şerefimizle, hür olarak yaşarız. Ancak bu îmân ve İslâm irtibatı zayi olup da, herkes kendi nefsim dediği zaman, başkalarının kölesi, esîri olup, hürriyet ni'metinden mahrum oluruz. İnsan değil, âdeta bir hayvana benzeriz. Bir hadîs-i şerîfde: "Ahir zamanda mü'min, koyundan daha zelil olur" ta' biri; koyun, sahiblerinin elinde nasıl zebun, mahkûm, âciz ve nâçâr ise, mü'min de, îmânın asaletinin ona verdiği kuvvet, metanet ve safveti kaybedince, işte böyle şuursuz bir hayvana döner. Arkadaşını  keserlerken,  o halâ  yemek içmekle ve otlamakla meşguldür. Şimdi beni de kesecekler diye başının çâresine bakmağa lüzum bile görmez. Mü'minler de böyle değil mi?..

Aziz kardeş, bir baksana, bir adamı herhangi bir sebepden veya arızadan dolayı bir azasını kesmek veya ameliyat yapmak istiyorlar. O kesilecek yere bir morfin yapıyorlar. Artık o hiç acı ve sızı duymadan yapacakları ameliyatı yaparlar. Ma'lûm ya, bu acı duymamak, o uzuvdaki hissin iptali neticesidir. Hissin iptali ile mâ'neviyâtın iptali arasında hiç bir fark yoktur. Birisi madde ile iptal olunur, diğeri ruhun duygusunun iptali demekdir. Kulun Allah Teâlâ'nın varlık ve birliğine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe olan inancına, öldükten sonra dirileceğine, Cennet ve Cehennem'e, mîzâna sırata, Kur'ân-ı Kerîm'in buyruklarına ve Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin sünnet-i seniyyelerine  uymamakla  veya  bunları  inkâr  ile, kulun ruhu tamamiyle söner. Artık îmân ve İslâm mefhumlarını idrâk şuurundan da   mahrum olur. Ruhî hissi tamamen iptal olur.

O zaman eli veya ayağı kesildiği zaman hiç bir acı duymayan hastaya döner. Maazallah, şu var ki, hasta ameliyattan bir müddet sonra kendine gelir. Acıları duymaya başlar. Fakat, ruhunu kaybeden bir zavallının artık kendine gelmesi, gafleti bırakıp da îmâna sarılması, ölümden kurtulan bazı  hastalar  gibi  nâdirattandır. Kur'ân-ı Kerîm'de de, böyle kimseler, mahlûkâtın en şerlisi olarak vasıflandırılmışdır. (Beyyine Sûresi, âyet: 6.) Artık böyle insanlara uyanlara ne demek lâzım, onu da siz söyleyin...

İşte İslâm ve îmân sahiplerinin sayısı ne kadar çok olursa olsun ve ne kadar dağınık olursa olsun, şark ile garb arasında, biribirlerine ne kadar uzak olsalar dahi yine bir vücud gibidirler. İmdadlarına yetişmek ve onları her bakımdan vikaye ve muhafaza, bütün müslümanların üzerine düşen vazifelerdendir. Yine bakınız, bir insanın eli veya bir yeri kesildiği vakit çok acı duyar. Bunun sebebi nedir, bilirsiniz. O kesilen  azadaki  birliğin  bozulmasından  nâşî-dir. Kesik yüzünden, azâ ikiye bölünmüşdür. Yara kapanıncaya  kadar devam  eden acı, yaranın kapanması ve birliğin yeniden temini ile kaybolur. Kuvvet daima birliktedir. Onun için  İslâm dininin kökü tevhîddir. Lâ ilahe illallah Muhammed ü'r-Resûlullah. Ce-nâb-ı Hak bizleri ve bütün ümmet-i Muhammedi bu yoldan ayırmasın, âmîn. Ve sallallahu alâ seyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihî ecmaîn.



Mehmed Zahid Kotku (ks)
Müminlerin Vasıfları

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/kuvvet-daima-birliktedir-t29363.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Kabenin yeniden imarı ve Peygamberimizin hakemliği Zonguldak Genel Bilgiler ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.12 saniyede oluşturulmuştur


Kuvvet Daima BirliktedirGüncelleme Tarihi: 19/11/19, 03:50 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim