Kuyu Dibindeyim;Yakubsuz - Serbest Kürsü
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.150 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.973 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 23021 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Kuyu Dibindeyim;Yakubsuz, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1557 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Kuyu Dibindeyim;Yakubsuz}   Okunma sayısı 1557 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 458
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 4
Kuyu Dibindeyim;Yakubsuz
« : 18/07/08, 20:01 »


Kuyu Dibindeyim;Yakubsuz

Azalarım kuyuya atıldı, ipliklerine oksijen değmiş gömleğim kayıp. Ne aslanlara yem oldum,
ne sırtlanlara, ne de akbabalara. Kuyuya itildim bir kerâhat vâktinde.
Gömleğim sapasağlam, fakat bir Yâkub'u yok ki, gözlerine sürülsün âşk sürgünü.
Kuyunun içerisindeki su birikintisine, ay ışığının gölgesi indiği zaman,
beynimdeki hüzünleri taşırıyor tufanlar; ve sorguluyor: Ben bir sürgünlük
müyüm, yoksa bir hicretlik mi?
Gâmsız çehremle göğün yarılmasını ve semâdan uzanacak bir kovanın beni kurtarmasını beklerken, yıldızlar değiyor kaşlarıma.

Ellerimde kirpiklerim,
mızrak oyunu oynuyorum. Bel kemiğim düşerken incinmiş; hâlâ sızısını hissediyorum kâlbimde. Geride bıraktıklarım değil, geleceğe bırakacaklarım tedirgin etmeye başlıyor günbegün yüreğimi.
Kuyuda; tedirgin bir yürekle başbaşa, çentik sarasına tutulup köpürtüyorum durgun suları.
Sesimin rızkını tellerime kelepçelediğim günler oldu. Eklemlerim
emekleyemeden, birilerinin ekmeğine sürüldü. Sözlerimle devşirme ve duyarsız bir şekilde, kültür kuruntuları yetiştirmeye çabaladım mat bodrumlarda.
Topuklarıma paslı çiviler saplandı, mantarlanmış çehreme sürdüğüm havayı başkalarına soluttum. Sonucunda da, toplu imhâlarda ritimsiz âhlar bağlandı
kâlbime.
Şafaklarımın ilmiklerini sökerken, yalnızlık sözleri heceledim. Yalnızdım, yansızdım; bîtaraf bakışlarımı kenetlemiştim dünyama. Dâla tutunmak bizim
şehirde geçersizdi; ben de allı pullu yasakların elinden tuttum. Fakat elim tutuldu önce; sonra kolum tutuldu. Gövdeme sirâyet etti gâmsızlık virüsü.
Hücrelerimde dalga dalga yayıldı virüs. Cam kesiklerine benzer yarılmalar vuku buldu rüzgarlarımda. Ve ben, rüzgârın lokmalarını püskürdüğü kayıp
şehirde, aldatıcı kehânetler üreten bir Notradamus oldum. yani felçli bir kâhin....
Gizlenmiş izlerimi yerküreye kazıyamamışlığımın vermiş olduğu gurbetlikle,
yusufçuklar doğurmak istiyor zanlı yüreğim. Yüzü temiz, kâlbi mutmâin, sadrı uzay boşluğu kadar geniş sâf hazineler. İşte tam bu saat vurumlarında, yine
o soru hâyât buluyor tâhâyyülümde: Ben bir sürgünlük müyüm, yoksa bir hicretlik mi?
Kuyu hezeyânları depreştirirken marjinal sükûtumu, saray erkânı
debdebelerimi kuyunun mahzûn suyunda boğmak ister gibiyim. Diplenmiş
küsgünlüklerim, sisler inmiş küllerimi kürüyor, tınılı kükreyişlerimi
notalıyor adeta. Dibi daha tutmamış varlığımı karıştırma zamanının geldiğini
düşünüp, bir nebze olsun gerçekliğime yol verme istemlerime suni tenefüsler icra etmek istiyorum.
Adlandırılıp kulaklarıma sürülen kavramları, sorgusuzca kabul edişimin
üzerinden birkaç yüzyıl geçti. Artık pınarbaşından kana kana dolduramıyorum
testilerimi. Plastik dünyanın âhenksiz tavırları derdest etmişken
saliselerimi, bir güyüm gözyaşı içsem ne eksilir, ne de azalır hengâmım.
Şehirlerimdeki boyun bağları, koyun etmişken gündüzlerimi; kuyuma dolan güneş, sıtmaya yüz tutmuş benliğimi ısıtmıyor ki.
Kudüs'ümü naylondan düşlere sardılar zifiri gecelerde; Endülüs'üme rastlayan yok!..
Dalgalar vuruyor kaldırımlarıma. Tsunami değil bu alıp getüren
vuslatımı, kırbaçsı günlerde usul usul, azar azar getürülmüş cümlelerim.
Kuyuya bırakılmışım üveyciller tarafından, fakat dedim ya; bir Yakub'um yok benim.
Makiler bitti kursağımda, sıcak iklimlerdeyim hep. Kuyumun kapağını
kurşunlayıp betonlayacaklarmış. Sıcaklığı bile hissedemeyecekmiş beş duyum. Altıncı his mezarlığında, ben de bir kefenlenmiş kâbristan olacağım sonunda, bir kovaya tutunamadan.
Sürgünlük damlatılmış bal mumu kaldım hep. Dondum kaldım düştüğüm yerde. Sonra bir daha damladım ve tekrar tekrar dondum durdum.
Hicretlik olamadım
ki; sürgünler yurduna fetih için geri dönebileyim. Kuyudan bile çıkmayı
becerememiş bir mahkûmum ben!
Çocukluk düşlerimi hatırlıyorum, görüşümü akıntıya kaptırdığım anlarda. Çığdan arta kalan dağdan, bir kaya düşüyor sırtıma o vâkit. Karalanmış
yaralarıma merhem olsun diye, kimi zaman süslü kelimeler betimliyorum.
Ve
Diyorum ki ruhumu kuruttuğum ay ışığı yansımalarında: Kuyu dibindeyim;
Yakubsuz...

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/kuyu-dibindeyimyakubsuz-t2881.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 31
Cevaplandı: Kuyu Dibindeyim;Yakubsuz
« Cevapla #1 : 24/07/11, 23:22 »
 tşk.




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Tokalaşma ve kozmik bilinç Virdlerim, rabıtalarım nereye gidiyor? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.045 saniyede oluşturulmuştur


Kuyu Dibindeyim;YakubsuzGüncelleme Tarihi: 01/12/20, 05:15 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim