Lafı Bırak, Yaşamaya Bak - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.051 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.592 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Lafı Bırak, Yaşamaya Bak, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3259 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Lafı Bırak, Yaşamaya Bak}   Okunma sayısı 3259 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.891
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« : 27/06/08, 03:15 »
LAFI BIRAK, YAŞAMAYA BAK


Nasihat etmenin, yanlış olduğunu hiç kimse söyleyemez. Fakat bunlar, zorluklarla karşı karşıya gelmeden önce yapılmalı değil mi? Hastalığını veya acizliğini kabul edip çare arayan kişiye laf değil, icraat lazımdır.

Her şeyi yerinde ve zamanında yapmak güzeldir. Konuşma, yani düşündüğünü açıklama kabiliyeti, insana verilmiş olan en büyük nimetlerden. Fakat her derdin ilacı değil. Hele yerinde ve zamanında olmazsa...

Mesela boğulmakta olana nasihat etmek boşuna zaman kaybetmektir. Bunun yerine onu kurtarmak için bir ip uzatmak en doğru iştir. Acılar içinde kıvranan hastaya sağlıklı olmanın faydalarını anlatmak yerine, ağrı kesici vermek ve tedavisine koyulmak gerekir. Borçluya, borca düşmenin zararlarını anlatacağına, borcunu ödemesi için birkaç kuruş vermek sonuç getirir.

Nasihat etmenin, sağlık bilgilerini öğretmenin, borcun zararlarını anlatmanın yanlış olduğunu hiç kimse söyleyemez. Fakat bunlar, zorluklarla karşı karşıya gelmeden önce yapılmalı değil mi? Hastalığını veya acizliğini kabul edip çare arayan kişiye laf değil, icraat lazımdır.

Ayağınızın kırıldığını ve bu yüzden ağrılar içinde kıvrandığınızı düşününüz. Hastaneye götürüldünüz ve doktorun önüne yatırıldınız. Doktorun ne yapmasını beklersiniz? Karşınıza geçip hangi kemiğin kırıldığına, bu tür kırıklara tıp sahasında hangi ismin verildiğine, ağrıların nasıl oluştuğuna ve beyin tarafından nasıl algılandığına dair bilgiler verilmesini mi? Yoksa hemen müdahale edip önce ağrı kesici ile ağrılarınızı dindirmesini, sonra kırığı düzelterek alçıya almasını ve tedavi için gerekli ilaçları yazmasını mı beklersiniz? Elbette tedavi beklenir. Böyle bir durumda doğru da olsa lafların ağrıları kesmediğini, kırığı düzeltmediğini, ayağı alçıya almadığını hepimiz biliriz.

Bu hakikat ışığında şu soruyu sormak gerekir: İslamî ilimler sahasında az çok bilgi sahibi olan insanlar ne yapıyor? İnsanlar geliyor ve “Efendim! Ben Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmek istiyorum. Namaz kılarken çarşıda pazarda değil, Allah’ın huzurunda olduğumu hissetmek istiyorum. Bunun bilgi kısmını öğrendim, ama yaşantısından uzağım; bunu bana yaşatın veya yaşamanın yolunu gösterin!” diye çare arıyorlar. Biz ne cevap veriyoruz?

Hz. peygamber (A.S.) sadece bilgi mi aktarmış, yoksa nasıl yaşanacağını da öğretmiş midir? İslâm tarihi boyunca bu tür taleplerin cevabı ne olmuştur ve kim tarafından verilmiştir?

Hemen bir gerçeği ifade etmek gerekir: Hz. Peygamber (A.S.)’dan günümüze, müslümanların bu tür arayışları hep olagelmiştir.

Bu arayışlara cevap verebilenler, Hz. Peygamber’in sünnetini, hayatlarının merkezine yerleştiren takva imamları, tasavvuf büyükleri olmuştur. İnsanlar onların yanına vardığında, sözden ziyade icraat görürler. Gelen insanlar, manen hasta olduklarını kabul eden ve çare arayan insanlardır. Yukarıda verdiğimiz hasta örneğinde olduğu gibi mana doktorları hemen tedaviye başlarlar. Önce gelen insanlarla birlikte Allah’a karşı acziyetlerini itiraf manasına tevbe ederler. Arkasından farz olan amellerin yanında manevi hastalıkları tedavi edecek zikir, tefekkür, ve tezekkür yolunu öğretirler.

Bir de bakarsınız ki, Allah’ın ikram ettiği muhabbet atmosferinde bu insanlar günden güne gelişir ve olgunlaşır. Nice bitirim şahsiyetler, bu mana güneşlerinin önünde olgunlaşmış başaklar gibi kemale ermiştir. Hayattan ümidini kesmiş ve yaşayan ölü gibi dolaşan niceleri, bu takva imamlarının meclislerinde hayat bulmuştur. Aynen Resul-i Ekrem (A.S.)’ın gününde olduğu gibi...

Çünkü Allahu Tealâ öyle buyurmuştu: “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de, O gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan sizi O kurtardı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” (Âl-i İmran/104)

Allah, Saadet Asrı’nda insanlara Rasulünü ikram ederek ateş çukurunun kenarından kurtardığı gibi, bütün İslâm tarihi boyunca Rasulünün ahlâkı ile ahlâklanan takva imamları ile de O’nun ümmetini kurtarmıştır ve kurtarmaktadır.

İnsanların aradığı çare işte budur. Tasavvuf ve takva imamları, bu usülü kendi kanaatleri ile ortaya çıkarmamışlardır. Bu usül, bizzat Resul-i Ekrem’in tebliğ ve irşad usülüdür. Onların yaptığı da, O’nun sünnetine sıkı sıkıya sarılmaktan ibarettir.

Hz. Peygamber (A.S.), faydasız ilimden Allah’a sığınmıştır. Herkes O’nun az konuştuğunu, fakat etrafında bulunanların yaşantılarını tamamen değiştirdiklerini anlatmıştır. Dinin bütün hükümlerini önce kendisi yaşamış, Ashab-ı Kiram’a da yaşatmıştır. Yirmiüç sene zarfında farklı kabiliyetlerde ve farklı kültürlerdeki insanları kendi atmosferinde pişirmiş, dünyanın en olgun toplumunu meydana getirmiştir.

Saadet Asrı’nda Efendimiz’in huzuruna varan insanlar, İslâm’ı kabul ettikten sonra O’nun önderliğinde hemen ircaata geçiyorlardı. Allah’ın huzurunda nasıl durulacağını, O’nun nasıl zikredileceğini, nasıl secde edileceğini, Efendimiz örneğinden görerek ve anlayarak öğreniyorlardı. İnsanlarla ve diğer bütün varlıklarla ilişkilerde hangi ölçülere riayet edileceğini, her varlığın hukukunun nasıl gözetileceğini O’na uyarak tatbik ediyorlardı. Resul-i Ekrem (A.S.), hayatı dengeli bir şekilde yaşayabilmek için onlara çeşitli ameller, zikirler ve tesbihler tavsiye ediyordu. Ashab-ı Kiram’da bu tavsiyelere güçlerinin yettiğince riayet ediyorlardı.

Böylece onlar, ümmetlerin en hayırlısı olurken, yaşadıkları asır da saadet asrı oldu.

Yol, O’nun yoludur. “O halde dileyen Rabbine ulaştıran bir yol edinsin” (Nebe/39).



Kemal Süleymanoğlu / Semerkand
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/lafi-birak-yasamaya-bak-t2265.0.html




Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.701
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 212
Ynt: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #1 : 27/06/08, 05:54 »
Allah (cc) razı olsun, çok çok faydalı bir yazı. :X42
Rabbim bizleri ilmiyle amil olanlardan eylesin. X:02
 



"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)

Çevrimdışı GARİP

  • Üye
  • **
  • İleti: 80
  • Konu: 1
  • Derviş: 453
  • Teşekkür: 0
Ynt: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #2 : 27/06/08, 10:17 »
Allah c.c.luhu o yoldan ayırmasın inşaallah




Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.565
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 363
Ynt: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #3 : 27/06/08, 16:54 »
“O halde dileyen Rabbine ulaştıran bir yol edinsin” (Nebe/39).

Allah cc razı olsun çok önemli bir paylaşım yapmışsınız. :X06


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı Can_Feda

  • Üye
  • **
  • İleti: 148
  • Konu: 3
  • Derviş: 6721
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #4 : 29/07/10, 21:58 »
Gökde ararken yerde buldum hazir sohbet ...  :X84 :X06 X:01 :X84


iSte GörDüK seni Dünya
Ne GerCekSiN ne de Rüya
BiR ReSiM CiZiLMiS SuYa
SaHTe IsIk ,SaHTe BoYa
SaHTe DüNYaDaKi GeRCeK "DOSTA" Can_Feda

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #5 : 10/04/11, 04:59 »
 :X06 

X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Cevaplandı: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #6 : 02/07/11, 03:03 »
Allahu Teala razı olsun.


Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Sabikun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.780
  • Konu: 671
  • Derviş: 14575
  • Teşekkür: 2
Cevaplandı: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #7 : 02/07/11, 20:31 »
Allah razı olsuın çok güzel paylaşım...


Alperen: İmzanızdaki resim adresi görüntülenemiyor. Yeniden yükleyiniz...

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Yeni: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #8 : 30/12/14, 00:29 »
Alıntı
Hz. Peygamber’in sünnetini, hayatlarının merkezine yerleştiren takva imamları, tasavvuf büyükleri olmuştur. İnsanlar onların yanına vardığında, sözden ziyade icraat görürler.

 


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı Ebediyat

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 232
  • Konu: 2
  • Derviş: 21466
  • Teşekkür: 6
Yeni: Lafı Bırak, Yaşamaya Bak
« Cevapla #9 : 19/01/15, 13:54 »
Allah (c.c) razı olsun.


''Hizmet Nimettir.''


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Örnek insan nasıldır? Kusurları güzellikle düzeltmek ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.257 saniyede oluşturulmuştur


Lafı Bırak, Yaşamaya BakGüncelleme Tarihi: 19/10/19, 22:11 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim