Lutfedilen Nimetler - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.661 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22916 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Lutfedilen Nimetler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1430 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Lutfedilen Nimetler}   Okunma sayısı 1430 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Lutfedilen Nimetler
« : 16/12/11, 03:40 »
Dünyaya talip olanlar, zarardan başka bir şey bulamazlar.

İnsan dünyaya dost olmamalı, zira dünyadan fayda umulmaz. O, kimseye yâr olmaz. Sonunda insana pişmanlıktan başka bir şey vermez. Dünyaya talip olanlar, onun arkası sıra koşarlar, zarardan başka bir şey bulamazlar. İster zengin, isterse fakir olsun, dünyanın arkası sıra koşanlar, ondan bir istifade, bir kâr elde edemezler. Dünyadan bulunacak tek şey zarardır.

Devamlı dünyanın arkası sıra koşup zenginlik talep eden fakir kimse, bütün emeğini boşa harcamış olarak bir şey elde edemeden göçüp gider. Zengin de dünyadan murat alamaz. O da oraya koşar, buraya koşar, şuna sahip olayım, buna sahip olayım, der. İstediklerinin bir çoğuna kavuşama-dan, dertle, kederle, gamla göçüp gider. Şayet dünya malından bir şeyler elde etmiş, zengin olmuş ise, kanaat etmez. Daha fazlasını elde etmek için çırpının O arzuyla, o iştiyakla yanar, kavrulur. Elde ettiği, artırdığı mallardan, servetinden istifade edemeden vaktini doldurur, her şeyi bırakıp gider.

Netice şudur ki, insan, ister zengin, ister fakir olsun, dünyadan murat almak imkânına kavuşamaz. Dünyada gamdan ve kederden başka bir şey bulamaz. Dünyaya doyamadan göçüp gider.

Fakat gerçekten Allah'a yönelmiş, gerçekten Allah'a dost olmuş kimseler ise her istediklerini elde ederler. Rabbû'l-âlemîn dostlarına istediklerini, arzu etmiş oldukları şeyleri onlara ihsan eder. Allah, dostlarına her zaman ihsanlarda bulunur. Kabirlerini cennet bahçelerinden bir bahçeye çevirir. Kıyamet gününde Peygamber (s.a.v)'e yakın edip, O'nun bayrağı altına girmelerini nasip eder. Cennette Peygamberine komşu yapıp, O'nun sohbetleriyle, şereflendirir. Cennetin bitmez tükenmez nimetlerini ihsan edip cennet hayatında her istediğine dostlarını kavuşturur.

Halbuki dünya peşinden koşup duran, dünyayı dost edinen kimse, dünyada istediklerini elde edemeden göçüp gider de, âhirette Allah'ın azâbıyla, cehennem ateşiyle karşı karşıya kalır ve o ateşle azaba uğratılır.

İnsan her istediğine kavuştuğu, güzellik ve iyiliklerle dolu olan yere, her zaman gitmek ister. Fakat istediklerini elde edemediği, hoş ve güzel olmayan yerlere ise hiç gitmek istemez.

Halbuki istediği birçok şeyi elde edemediği dünyanın peşinden durmadan koşar. Dünyada kimse istediklerini tam olarak elde edemez. Ne kadar zengin, ne kadar mal ve mülk sahibi olsa, gene de Karun kadar zengin olamaz. Buna imkân yok, zira Karun'un zenginliği o kadar çoktu ki, hazinelerin bulunduğu kasaların anahtarını kırk deve ancak taşıyabiliyordu. Böyle olduğu halde Karun bile her istediğini elde edemedi, muradına eremeden ölüp gitti. Hattâ imanını bile muhafaza edemedi, imansız olarak küfür üzerine gitti.

İşte dünya böyledir. Hiç kimseyi maksuduna erdirmez, insan onu mutlaka hasretle terk eder. Dünyada iken ancak Allah dostlarının maksudu hasıl olur, ancak onlar muratlarına ererler. Onlar ne isterler ise elde edebilirler. Rabbû'l-âlemîn, hem de hatır ve hayâllerinden geçmeyen şeyleri bile verir. Veya bir istediklerinde belki yüzbin kat fazlasını kendi kereminden verir, ihsanlarda bulunur.

Öyle ise nasıl olur da insan Allah yolunu, Allah'a tâtât ve ibâdeti, Allah'a kulluğu bırakıp dünyanın arkasından koşmakta, zarardan başka bir şey vermeyen dünyanın ardı sıra gitmektedir. Yoksa deli mi olmuştur? Aklını mı kaybetmiştir? Yoksa cahil midir?

İnsan şöyle etrafına bir baksın. Kim dünyada maksuduna ermiştir? Kim artık yeter, her istediğime kavuştum, diyebilmiştir? Kim muradına erebilmiştir? Kim dünyada baki kalmıştır? Asla böyle bir kimse olmamıştır, yoktur.

Bugün için zengin olan, pek çok dünya malına sahip kimse, yine tatmin olmamakta, bir milyon azdır iki milyonum olsa, diye arzu etmekte, onu elde edince yine az bulmakta, kanaat etmemekte, üç milyonun hayallerini kur, ona da kavuşunca neden dört milyonum olmuyor, diye kıvranmaktadır. Ve bu hayalleriyle bu ihtiraslarıyla istediğini elde edemeden, maksuduna eremeden, gece uykularını uğruna feda etiği dört milyonuna kavuşmadan göçüp gitmekte, o uğurda rahatını kaçırdığı, çalışıp didindiği halde maksuduna eremeden gitmektedir.

Şöyle bir çarşı pazar dolaşılsa durum daha iyi anlaşılabilir. Meselâ, zengin mağaza sahipleri biraz daha fazla kazanabilmek, biraz daha fazla menfaat elde edebilmek için, yazkış demeden gece ve gündüz mağalarına kapanmakta, soğuğa ve sıcağa aldırmadan çalışıp didinmektedirler. Neticede tam istediklerini elde edemeden, muratlarına eremeden göçüp gitmektedirler.

İnsan ne kadar zengin olursa olsun, sonunda ölüm şerbetini mutlaka içecek, yakasını ölümden kurtaramadan, bütün dünya malını, servetini terk edecek, dünyadan üryan olarak ayrılacaktır. Eğer Allah'a yönelmemişse, tâât ve ibadeti yoksa, salih amel işlemimişse, o zaman ne yapacak? Nasıl kurtulabilecek. Acaba Mahkeme-i Kübra'da ne diyebilecek? Nasıl hesap verecek?

Rabbû'l-âlemîn insana mal mülk, aile, evlât vermiş, güç ve kuvvet ihsan etmiş. Şayet insan bütün bunları dünya için harcamışsa, hesabını acaba nasıl verebilecek? Acaba Mahkeme-i Kübra'da ne cevap verecek? Yakasını nasıl sıyırabilecek?

Rabbû'l-âlemîn, insana bunca nimetler ikram etmiş ve bütün nimetlerinin de fevkinde Peygambere ümmet olma şerefini vermiş, şu kıymetli Nakşibendî yolunu nasip etmiş, böyle çok büyük keremlerde bulunmuş, teveccüh etmiş ise ve insan da onun gösteridği şekilde yolundan gitmiyorsa, ne kadar cahil., ne kadar zalim olduğunu ortaya koymaz mı?

Rabbû'l-âlemîn'in nasip ettiği iman kıymetini insanın bilmesi kendisine kâfidir. Çünkü iman bütün nimetlerin fevkinde bir ihsandır. Zira insanı kurtaracak tek şey imandır. İnsan çok zengin olsa, hesaba gelmeyecek kadar dünya malına, servetine sahip olsa ve bütün servetini fakir fukaraya dağıtsa hayır ve hasenat yolunda harcasa, servetini fakir fukaraya dağıtsa, hayır ve hasenat yolunda harcasa, eğer imanı yoksa, bütün bu çalışmalarından bir fayda elde edemez.

Çalışmaları onu cehennem azabından koruyamaz. İnsanı cehenennem ateşinden koruyacak imandan başka hiçbir şey yoktur. Yalnızca iman insanı cehennem ateşinden koruyabilir. Öyle ise iman bütün nimetlerin fevkindedir. Rabbû'l-âlemîn imandan daha büyük ikinci bir nesne yaratmamıştı.

İman nimeti, imandan nasibi olmayanlara verilen bütün nimetlerden çok daha fazla değer taşır. Zira iman ehli olmayanlara verilen bütün nimetlerden çok daha fazla değer taşır. Zira iman ehli olmayanlara verilen bütün nimetlerin had ve hesaba gelmeyecek nimetlerin hiçbirisi sahibine faydalı olamaz. Sahibini cehennem ateşinden koruyamaz. Cehennem ateşinden koruyacak yegâne nimet iman nimetidir. İnsanı cehennemden koruyacak tek şey insanın imanı, itikadıdır.

Rabbü'l-Âlem'in iman ve itikadı nasib etmesiyle insanları imansızlıktan kurtarıp İslâm ve imanla şereflendirmektedir. Peygamber (s.a.v)'e ümmet olmakla şereflendirmektedir. Nakşibendî Tarikatını nasib etmekle de imanın korunmasını, tâat ve ibadetin devamlılığını lütfetmiştir.

İnsana iman, İslâm ve Nakşibendîlik gibi üç tane çok büyük nimet veren Rabbû'l-âlemîn'e hâlâ şükredilmemekte, verdiği nimetler hatırlanmamaktadır. Hep iyiliğini düşünene kötülükle mukabele eden insandan acaba daha haini bulunur mu?


Kendisine iman şerefini, hidayetini, ebedî saadetini veren Rabbû'l-âlemîn'den kendini uzak tutan, onu unutan, emirlerine sırt çeviren insandan daha kötüsü bulunur mu?

Allah-u Teâlâ'nın büyük nimetlerinden biri olan şu Nakşibendî tarikatının insana sayılamayacak kadar faydaları vardır. En büyüğü ise insanın nefsi nefsini yok etmesidir. Nakşibendî zikirleri, letâifleri hep nefsi ezmek içindir. Onu yok etmek içindir.

Bir kimse ki nefsini yener, onu ezer, ortadan kaldırırsa, o zaman Allah'la o kimse arasında bir mania da kalmaz. Bu da yine Allah'ın keremiyle, insaniyle olur. Nice çalışıp amelini tamamlayan kimseler vardır ki, Allah'ın bu keremine mazhar olamamışlardır.


Yine de insan elinden geldiği, gücünün yettiği kadar çalışmalı, ondan ötesini Rabbû'l-âlemîn'e bırakmalıdır. Zira hidayet Rabbû'l-âlemîn'in elindedir. İnsanın çalışması sadece bir vazifeyi ifadır. Eğer Rabbû'l-âlemîn'in keremi ve lütfü olursa, hidayeti tamam etmiş ise, bir sebep halkeder; yok eğer murad-ı İlâhî yoksa hidayete ermek imkânsızdır.

Aslında Rabbû'l-âlemîn insanın niyetine bakar, niyetinin menşe'ine, cevherine ve ihlâsına bakar. İhlası olmayan kimsenin çalışması, sarı ineğin durumuna benzer ki, süt verir, verir sonunda tekmeyi vurup kovayı devirir, hepsini döker gider. Onun için insan emeğini boşa çıkarmamalı, şeytan gibi yapmamalıdır. Nasıl ki şeytan senelerce ibadet etmişti. Fakat bir günah sebebiyle dergâh-ı İlâhîden tard edildi. Ebedî lanete müstehak oldu.

Bunun tek sebebi de ameliyle gururlanması, tekebbür etmesiydi.

Amelinin kendisinde nefis meydana getirmiş olması imanına mal oldu Amelini görmesi, kendisine nefis oldu. Kendisini beğenmesine sebep oldu. O da imanının gitmesine sebebiyet verdi. Beri yandan Âdem Peygamber'in ise amelini değil, sadece Günahını görmesi, günahı için tövbe, istiğfar etmesi affa uğramasına sebep oldu.

Öyle ise insan amelini görmemeli, hep günahını görmeli, günahını gözünün önünde bulundurmalı, yaptığı hayrını, işlediği amelleri görmemeyi çalışmalı, onları unutmalıdır. Zira insan amelini gördükçe, kendini gördükçe Allah'tan uzaklaşır.

Çünkü insanın amelini görmesi kendinde nefis meydana gelmesine, kibirlilik emarelerinin belirmesine sebep olur. Böyle olunca da nefis hemen baş kaldırır.



Seyyid Abdulhakim el Hüseyni Hazretleri (ks.)
Sohbetler

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/lutfedilen-nimetler-t29242.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Menzil Gülü

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 271
  • Konu: 33
  • Derviş: 17014
  • Teşekkür: 132
Okundu: Lutfedilen Nimetler
« Cevapla #1 : 16/12/11, 04:04 »
Allah razı olsun

 :gül:


Bu zamanda insanlara yapılan en büyük iyilik,tövbeyi tarif edip,bir Mürşidi Kamile yönlendirmektir

(Gavs-ı Sani k.s)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Arkadaşlık Kelimelerin Bitip Tükendiği Yerdeyim..! ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.132 saniyede oluşturulmuştur


Lutfedilen NimetlerGüncelleme Tarihi: 13/12/19, 08:58 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim