Mağara Ve Ötesi - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.668 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22917 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Mağara Ve Ötesi, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2104 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Mağara Ve Ötesi}   Okunma sayısı 2104 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ozanca

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 186
  • Konu: 40
  • Derviş: 566
  • Teşekkür: 0
    • Ozanca Gönüller
Mağara Ve Ötesi
« : 28/09/08, 07:53 »




MAĞARADA

Hazret-i Ebu Bekr:
“-Mağaranın içinde gördüm ki, mübarek ayakları kanamış… O Nermin ayakların sahibi, yalın ayak yürümeye ve cefa çekmeye alışık değillerdi.”

Hazret-i Ebu Bekr:
“-Ey Allah’ın Resulü, ben basit bir ferdim; ölmüşüm, kalmışım, ne çıkar! Amma sana bir zarar erişecek olursa bütün ümmet helak olur!”
Allah’ın Resulü:
“-Merak etme, Eba Bekr, Allah bizimledir.”

Mağarada üç gün kaldılar. Ebu Bekr Hazretlerinin oğlu Abdullah, geceleri gelip kendilerini ziyaret ediyor, Mekke haberlerini veriyor ve gün doğmadan gizlice Mekke’ye dönüyordu.

Mağarada Allah’ın Sevgilisi, mukaddes başını, alemin en büyük Peygamber dostu Ebu Bekr’in kucağına koymuş uyumakta..
Ebu Bekr, uyanıklığı mı, uyku hali mi daha güzel ve canlı olduğunu kestiremediği bu yüze bakıyor.Allah’ın Sevgilisinin yüzü..
Aniden, mağaranın deliklerinden birinde küçük bir yılan başı gördü… Hemen çıplak ayağı ile deliği tıkadı. Ebu Bekr’in ayağına incecik bir neşter gibi yılanın dili girip çıktı. Ebu Bekr acıdan yandı. Fakat Allah’ın Sevgilisi uyanmasın diye hiç kıpırdamadı. O kadar yandı ki, gözlerinden yaş boşaldı ve şıp şıp, Allah Resulünün yüzüne damladı.
Uyandılar:
-Ne oldu ya Eba Bekr?
-Hiç efendim!
Karşılıklı oturdular.
Sevr mağarasında bu karşılıklı oturuşun sırrı bilinse…

MANEVİ MİRAÇ

Peygamberin miracı değil bu: o, has ismiyle tek ve mutlak Miraç…
Bir de Allah’ın her insana açık bıraktığı bir yol var. Allah’a ermenin yolu…
Allah’a ermenin, Allah’ta fena ve beka bulmanın, İlahi marifete ulaşmanın yolu… Erenlerin yolu… Erenler dediğimiz harikulade insanların yolu… Mansur’un yolu, Mevlana’nın yolu, Yunus Emre’nin yolu ve daha nice, her biri bunlardan her birinin bilmem kaç misli değerinde namsız ve nişansız Allah dostlarının yolu… Veliler yolu…

Evvela iman, sonra şeriat, sonra tarikat, peşinden hakikat ve marifet yolu… Tek kelimesiyle tasavvuf yolu…

Tasavvufun dine sonradan girdiğini, şuradan ve buradan devşirildiğini, hiç değilse dini yumuşatmak ve derinleştirmek için doğduğunu, yoksa sert ve çetin ölçülerden ibaret dinin böyle bir ruha malik olmadığını sananlar vardır.
Güneşin, ışığını aydan aldığı fikrinden daha bedbaht bir zan…
Yarasalara mahsus bir görüş…
Böyleleri, genişliğine, uzunluğuna, derinliğine tam ve mutlak hacim belirten dinin derinlik buudunu göremeyenler ve onu ruhlarında satıh haline getirenlerdir. O’nu anlamayanlar. Halbuki şeriat O’nun, Allah Resulünün zahiri, tasavvuf da batınıdır. Biri, içinde nur cümbüşü kopan perdeleri kapalı elmas sarayın dışı, öbürü de içi ve ziyafet sofrası… Ve her şey O’nunla ve O’ndan.

O’nun zahiri, O’nun batını… O’nun dış ve iç tecellileri… Tek dava ve yol, O’nun ruhaniyetine yapışmaktan ibaret… O’nsuz oluş yok…
Bu ruhaniyet, dışına hiçbir sızıntı vermeyen sert ölçülerin hendese şekli ve iç ve dış, birbirine sıkı sıkıya mutabıktır. Ve insan veya topyekun insanlık, bu ölçülerden geçecek olursa, tepesine ebediyet yağmurunun indiğini ve Allah’a giden yolun açıldığını görecektir.

Mağaranın içinden öyle bir pencere açtık ki, kucakladığı ufukları en kaba topografya nisbetleriyle belirtmek için bile, kütüphaneler dolusu kitap yazmak lazım…
Pencereyi kapatıyor ve sadece dipsizlik aleminden bir işaretcik çekip dış plana dönüyoruz. İşte bu yolu O, Allah’ın Sevgilisi, Sevr Mağarasında açtı ve ilk batın istikametini Ebu Bekr’e gösterdi.
Ebu Bekr’i karşısına aldı, dizleri üstüne oturttu, gözlerini yumdurdu ve kendisine gizli zikir talim etti:
-Dilini damağına yapıştır, hiç oynatma, bütün canı kalbinde topla ve onun içinden gizlice haykır; Allah, Allah, Allah…

Kutupların kutbuna bağlı tarikat yolunun ikinci kutbu Hz. Ali… Ona gösterilende açık zikirdir. Ağız ve kalp bir arada zikir…
Batın yolu iki kapıdan Allah’ın Sevgilisine varır; Ebu Bekr ile Ali kapıları… Birinde farika gizlilik, öbüründe açıklık…

Gizli zikir farikasıyla, Ebu Bekr geçidinden Allah Resulünün ruhaniyetine varan yolun, hiç bozulmadan bugüne kadar gelmiş bir mektebi vardır.
Açık zikrin ise, bozulanı ve bozulmayanı ile bir çok mektebi var… Çoğu bozulmuş ve çığırından çıkmış…
İşte, her dalında binlerce kol ve budak fışkırmış olan erenler ağacının bozulmayan halkalanışı, “Silsile-i Zeheb”
Altun Silsile:
Ebu Bekr O’ndan aldı ve sırasıyla bir öbürüne verdi:
Selman-ı Farisi…
Kasıın bin Muhammed   bin Ebu Bekr…
Cafer-i Sadık…
Bayezid-i Bestami…
Ebulhasan-i Harkaani…
Ebu Ali Farimedi…
Yusuf-u Hemedani…
Abdulhalık Gucdevani…
Arif-i Rivegeri…
Mahmut Encir Fagnevi…
Ali Ramiteni…
Muhammed   Baba Semmasi…
Seyyid Emir Külal…
Şah-ı Nakşibend Muhammed   Bahaeddin…
Alaeddin Atar…
Yakub-u Çerhi…
Ubeydullah Ahrar…
Muhammed   Zahid…
Derviş Muhammed  …
Hacegi Emkengi…
Muhammed   Bakibillah…
İmam-ı Rabbani…
Muhammed   Masum…
Seyfüddin…
Seyyid Nur…
Mazhar-ı Can-ı Canan…
Abdullah Dehlevi…
Mevlana Halid…
Seyyid Taha…
Seyyid Fehim Arvasi…
Seyyid Abdülhakim Arvasi…


Ortalama kırkar sene ara ile bin dört yüz yıla yakın bir zaman şeridine tutan bu kademeler, Mukaddes Emaneti, bir avuç su halinde sahibinden aldılar ve tek zerresini dökmeden birbirinin avucuna devredip zamanımıza kadar getirdiler.
“Altun Silsile” nin son kahramanı, Efendim, Mürşidim ve Kurtarıcım Abdülhakim Efendi Hazretleri, 1943 yılında Ankara’da vefat etti ve Bağlum köyünün silik ve sönük mezarlığında, namsız ve nişansız bir taşına altına girdi.

Tek avizesinden tek mumda sayısız güneşler pırıldayan, Allah Sevgilisine ait batın saray yolunun, kapkaranlık Sevr mağarasında açıldığını pek az insan bilir.


Kaynak: Necip Fazil Kisakürek-Çöle İnen Nur (258-263sy.) İlk Basım Tarihi-1969                  32. Basım/Ekim-2005

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/magara-ve-otesi-t4767.0.html



Sevdâ dergâhında divâne oldum..
Susarak ismini anar oldum..
|» Yokluğundan korkan yok olsun!.. «|

Çevrimdışı erdem

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.070
  • Konu: 56
  • Derviş: 30
  • Teşekkür: 1
Ynt: Mağara Ve Ötesi
« Cevapla #1 : 28/09/08, 08:43 »
Allah c.c  razı olsun...


 :X06



Asr'a yemin olsun ki; insanlar hüsrandadır. Ancak,
iman edenler, salih amel işleyenler ve birbirlerine Hakkı ve sabrı tavsiye
edenler müstesna! (Asr Suresi)

Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Ynt: Mağara Ve Ötesi
« Cevapla #2 : 28/09/08, 18:48 »
Allah cc razı olsun kurbanım... :X06


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni

Çevrimdışı Sofi_Bu.Rock

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 568
  • Konu: 47
  • Derviş: 647
  • Teşekkür: 3
Ynt: Mağara Ve Ötesi
« Cevapla #3 : 28/09/08, 18:49 »
Eyvallah kurban...  X:33X  X:33X  X:33X  :X06


"Gamına gamlanıp olma mahzun,
Demine demlenip olma mağrur.
Ne dem bâki, ne gam bâki, ya hû!"

(Yavuz Sultan Selim)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Ey biçareler! Toryum ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.093 saniyede oluşturulmuştur


Mağara Ve ÖtesiGüncelleme Tarihi: 15/12/19, 11:45 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim