Malın Hayırlısı - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22885 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Malın Hayırlısı, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2084 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Malın Hayırlısı}   Okunma sayısı 2084 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Emsey

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 2.091
  • Konu: 139
  • Derviş: 297
  • Teşekkür: 136
Malın Hayırlısı
« : 16/11/11, 00:46 »
   
   Ebu Ummetu’l-Bahilî r.a. anlatıyor:
   Mescide her gidişimizde hep aynı kişiyle karşılaşıyorduk. Mescide herkesten evvel geliyor, cemaatle namazları kaçırmamaya çok dikkat ediyordu. Bu kişi Salebe b. Hatip idi.
   Herkes ona gıptayla bakıyordu. İnsanlar ona bu güzel halinden dolayı “mescid kuşu” lakabını takmıştı. Çok fakir biriydi.
   Salebe bir gün Peygamber s.a.v. Efendimiz’e gelerek:
   -Ya Rasulallah, Allah’a dua et de bana mal versin, dedi.
   Peygamber s.a.v.:
   - Ya Salebe, şükrünü eda ettiğin az mal, şükrünü yerine getiremiyeceğin çok maldan daha iyidir, diye karşılık verdi ve onu geri gönderdi.
   Fakat Salebe, Rasulullah s.a.v.’e tekrar gelerek isteğini yineledi:
   - Ya Rasulallah, Allah’a dua et de, bana mal versin!
   Peygamber s.a.v. Efendimiz buyurdu ki:
   - Ya Salebe, beni örnek almak istemez misin? Allah’ın Rasulü gibi olmak istemez misin? Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederek söylüyorum ki, dağların benim için altın ve gümüş olmasını dilesem, olurdu. 
   Salebe vazgeçmedi. Bu sefer yalvararak:
   - Seni hak dinle peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, bana mal versin diye dua edersen, her hak sahibine hakkını vereceğim, fakirlere ve muhtaçlara çokça yardım edeceğim, diye vaatlerde bulundu.
   Bunun üzerine Peygamber s.a.v. Efendimiz:
   -Allahım, Salebe’ye mal nasip eyle, diye dua buyurdular.
   Salebe, Peygamber s.a.v. Efendimiz’in yanından ayrıldıktan sonra iki koyun edindi. Koyunlar, üreyerek çoğaldılar ve zamanla Salebe’nin sürüsüne Medine dar gelmeye başladı. Bunun üzerine sürüsüyle birlikte Medine dışında bir vadiye taşındı. Bu yüzden öğle ve ikindi namazlarını cemaatle kılıp, diğer vakitler cemaatten geri kalmaya başladı. Bu arada sürü çoğalmaya devam ediyordu.
   Bir zaman sonra bulunduğu vadi de dar gelmeye başladı. Medine’den daha uzak bir yere taşınmak zorunda kaldı. Artık cumadan başka hiç bir namazı cemaatle kılamıyordu.
   Gün geçtikçe Salebe’nin sürüsü hızla çoğalmaya devam etti. Salebe, artık cuma namazlarına da gelmez olmuştu. Ara sıra yola çıkarak, geçen kervanlardan Medine’de olup bitenleri öğreniyordu.
   Bir gün Peygamber s.a.v. Efendimiz:
   - Salebe ne yapıyor? diye sordu.
   Olan biteni anlattılar. Bunun üzerine Peygamber s.a.v. Efendimiz:
   - Yazık Salebe’ye, yazık Salebe’ye, yazık Salebe’ye, buyurdu.
   Bu sırada, “Onların mallarından belirli bir sadaka al, böylece onları temizlemiş ve nefislerini arındırmış olursun. Onlar için dua et, senin duan onları huzura kavuşturur” (Tevbe, 103) mealindeki ayetler inerek zekât vermek farz kılındı.
   Peygamber s.a.v., Cüheyne ve Süleym kabilelerinden iki kişiye yazılı bir emirname verip, zekât toplamakla görevlendirdi. Onlara:
   - Salebe b. Hatip ile Beni Süleym’den falan adama varıp, zekâtlarını alın, diye emretti.
   İki sahabi yola çıkıp Salebe’ye vardılar. Peygamber s.a.v.’in emirnamesini okuyarak, zekât vermesini istediler. Salebe, tahsildarları şu sözlerle karşıladı:
   - Bu, cizyeden başka birşey değil. Bu, cizyenin kardeşidir. Gidin, işiniz bitince bana tekrar uğrayın. Bu arada ben de düşüneyim.
   Bu cevabı alan tahsildarlar, diğer adama, Süleymî’ye yöneldiler. Süleymî onların geldiğini duyunca, develerinin en semizini seçerek zekât olarak ayırdı. Tahsildarlar bunu görünce:
   - Semiz deveyi vermen gerekli değil, başka bir deve de verebilirsin, dediler. Süleymî:
   - Hayır, zekât için ayırdığım deveyi alın. Ben onu gönül hoşnutluğu ile veriyorum. Onu, siz alasınız diye ayırdım, dedi.
   Tahsildarlar deveyi aldılar, diğer görevlerini de bitirip geri dönerlerken, Salebe’ye bir daha uğradılar. Zekâtını vermesini istediler. Salebe bu sefer:
   - Yanınızdaki yazıyı bir daha gösterin, dedi ve yazıya göz atarken de, bu cizyenin kardeşidir. Siz gidin, ben ne yapacağıma daha sonra karar vereceğim, dedi.
   Tahsildarlar Medine’ye döndüler. Peygamber s.a.v. Efendimiz onları görür görmez, daha kendileriyle konuşmadan, “Yazıklar olsun Salebe’ye!” buyurdular. Süleymî’ye de çokça dua ettiler.
   Tahsildarlar Peygamber s.a.v.’e, Salebe’nin ve Süleymî’nin nasıl davrandığını anlattılar.
   İşte bu esnada şu ayetler nazil oldu:
   “Onlardan kimi, Allah’a şöyle kesin söz vermişlerdi:
   ‘Eğer Allah bize lütfundan verirse, biz de mutlaka zekât verip teberruda bulunacak ve mutlaka iyi insanlardan olacağız.’
   Fakat Allah onlara servet verince cimrilik ettiler, onun hakkını vermediler. Allah’a verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söylemeyi adet edindikleri için, Allah da bu işlerinin sonucunu, huzuruna çıkacakları güne kadar kalblerinde sürecek nifaka çeviriverdi.
   Bunlar bilmediler mi ki, Allah onların sırlarını da bilir, fısıltılarını da... Allah bütün gizlilikleri tam tamına bilendir.” (Tevbe, 75-78)
   Bu sırada Peygamber s.a.v. Efendimiz’in yanında bulunan Salebe’nin bir akrabası, inen ayeti duyunca Salebe’ye gidip dedi ki:
   - Ey anası ölesice Salebe! Yüce Allah senin hakkında şöyle şöyle ayet indirdi.
   Bunu duyan Salebe korkuya kapılarak derhal yola çıktı. Peygamber s.a.v.’e varıp, zekâtını vermek istediğini söyledi. Peygamber s.a.v.:
   - Allah, bana senden zekat almayı yasakladı. İşte senin amelin! Verdiğim emri yerine getirmedin, diye cevap verdi.
   Bu cevap üzerine, Salebe başına toprak serperek, dövünerek evine geri döndü.
   Peygamber s.a.v. ahirete göçünce, Salebe zekât borcunu Hz. Ebu Bekr r.a.’a getirdi, fakat şu cevabı aldı:
   - Allah Rasulü s.a.v.’in almadığı zekâtı ben nasıl alabilirim?
   Salebe, Hz.Ömer r.a. zamanında da zekâtını vermek istedi. Fakat Hz. Ömer r.a. da aynı cevabı vererek reddetti. Hz. Osman r.a.’ın hilafeti zamanında ise, Salebe’nin malının yarısını kurtlar yedi, yarısı hastalıktan öldü. Derken hiç malı kalmadı ve eski halinden daha da kötü durumlara düştü ve o halde öldü.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/malin-hayirlisi-t28875.0.html;topicseen



“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir"
Gavs-i sani (k.s)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İncitme Selim Kalbe İlâhi Lütuf: Hakiki Aşk ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.33 saniyede oluşturulmuştur


Malın HayırlısıGüncelleme Tarihi: 20/09/19, 22:41 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim