Medine'deki İki Güneş - İbretlik Hadiseler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.051 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.592 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Medine'deki İki Güneş, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 7595 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Medine'deki İki Güneş}   Okunma sayısı 7595 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kusva

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.083
  • Konu: 379
  • Derviş: 244
  • Teşekkür: 8
Medine'deki İki Güneş
« : 07/10/08, 01:49 »
Medine’de bir şirkette elektrik teknisyeni olarak çalışan Allah dostu ve peygamber aşığı bir kardeşimiz işin son günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzere iken Resulullah’ın Ravzasında elektrik çarpması sonucu vefat etti ve Cennetul Bakiye defnedildi
Tabii ailesi mecburi istikamet Türkiye’ye döndü. O zaman 7 yaşında olan oğlu bugün ortaokul öğrencisi. Kompozisyon dersi ödevi olarak bir makale yazmış ve birincilik almış. İşte o peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları.
BİR SENİ GÜNEŞİM, BİR BABAMI, BİR DE TERLİKLERİMİ BIRAKMIŞTIM GELDİĞİM YERDE.
Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine’de dünyaya gözlerimi açmıştım. Doğduğum hastane senin Ravzanın hemen yanıbaşında olduğu için, duyduğum ilk koku senin bahçenin gül kokuları olmuş.


Babam gelipte daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle şereflenmiş. 40 günlük olduğumda ilk ziyaretimi de senin Hane-i Saadetine yapmışım. İlk adımlarımı senin Ravzandaki mermerlerinde atmış, ve Rabbimle ilk buluşmamı, ilk secdemi senin mescidinde yapmişim. Hemen hemen yaptığım her ilkte sen varsın. Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben. Belki seni çok tanımazdım ama sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni. Senin evini her ziyarete gelişimizde seni görmesek bile senin varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik.


Çocuklar evde sıkılınca babaları parka,eğlence yerlerine götürsün isterler. Biz Medinede yaşadığımız sürece hiç babamızdan parka götürmesini istemedik. Bizim canımız sıkılmazmıydı acaba hiç? Sanırım Medinedeki hiçbir çocuğun canı sıkılmazdı.çünkü orada hiçbir yerde olmayan gül bahçesi ve bahçenin biricik efendisi vardı. Bizim vaktimizin çoğu o bahçede geçerdi. Senin bahçenin mermerlerine ayakkabı ile basamazdık. Yalınayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Kımbilir, korkardık belkide bahçenin güllerine basıvermekten. Yazın mermerler ayaklarımı yakardı. Olsun bu da bizim hoşumuza giderdi. Babama sormuştum bir seferinde


-Babacığım neden Medine bu kadar sıcak diye.

Babam da:

- evladım Medinede iki tane güneş var da ondan, derdi.

- Nasıl olur babacığım, güneş bir tane değil mi? derdim.

Babam gülerek;

- Bak yavrum doğru, bütün dünyayı ısıtan bir güneş var ama bir de alemleri ısıtan ve aydınlatan güneş var. O güneş de Medine’de olunca sıcaklık iki kat oluyor.


Babamın bu cevabı hoşuma giderdi ve ısınırdım. Gerçektende ayaklarımızı mermerler ısıtıyordu ama senin güneşinde, sıcaklığında içimizi ısıtıyordu. Medineden ayrıldığımızdan beri belki ayaklarımız ısınıyor ama içimiz bir türlü ısınamıyor.

Çünkü güneşimizin en büyüğünü orada bırakmıştık. Ben güneşimi

kaybetmiştim. Onun evine, bahçesine gidemiyordum artık. Gerçi ışığı ta buralarda bizi aydınlatıyordu ama içimi ısıtması için onun Ravzasında yalınayak koşmam lazımdı.


Evet, bahçende yürürken ezanlar okunurdu. Öyle güzel okurki Medine müezzini ezanı, sanki Bilali Habeşi okuyor sanırsınız. Namaz kılmak için Mescide koştururduk, bilir bilmez. Babamın yanında namaz kılardık. Büyük sütünların altından gelen soğuk havadan saçlarımızı savurturduk. Zemzem bardaklarından güller yapardık. Namaz kılarken yanımıza usulca bir kedi sokulurdu. Babam ‘incitmeyin sakın, onlar Ebu Hüreyrenin kedileri’ derdi, biz de inanırdık. Senin Mescidine kediler de girebilirdi. Sen çok iyi bir ev sahibiydin çünkü.


Çarşamba günleri hep Uhud’a giderdik. Senin çok sevdiğin amcanı ziyaret etmeye, o bizim de amcamızdı.Kardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar oradan Uhud’da yatan 70 şehide selam verirdik. Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk.


Uhudda senin Ravzanın kokusu gibi gül kokardı.Orasıda ayrı bir gül bahçesi idi sanki.

İşte benim yedi senem ki en değerli en güzel yıllarım senin köyünde, senin gül bahçende, senin savaştığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi seninle dopdolu geçti. Seni görmesem de seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım,bir parçam orada kalmıştı. Buraları bana gurbet oluverdi.


Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar. Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına geldiğim zaman büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım. Taki güneşin içimi ısıtana kadar. Senin hasretinden içim üşüyor. Belki hasretin herkesi yakar, beni de üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın.


Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki. Ne olur ben sana gelemesem bile sen beni hiç bırakma. Işığınla gecelerimize nur ol. Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver. Hani sana Medineyken komşuydukya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, arasıra da olsa evimizi şereflendiriver.


Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi. Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş. Diğer adım da Muhammed    , yine senin gibi. Bu ismi de canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım.


Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum. Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin. Medineden ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanıbaşımızdaymışsın gibi hissediyorum. Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.


Babam senin köyünde kalmıştı. Biz babamın cenazesini gömerken abimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı. Ben o terlikleri çok kıskandım. Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son ziyaret edişimizde bende kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim. İşte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı.


Evet demiştim ya bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride. Babam ve terliklerim hep o oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim hep yanımızdaydı. Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık bizi bırakmayacağını biliyordum.

Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim.

Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır.

Birgün sana gelişim geç bile olsa,

Bana gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et.

Ta ki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun.

Terliklerimi bıraktığım o güzel mabed son durağım olsun

 X:04 X:04 X:04 X:04
Nebi Doğanay



Konu Adresi: http://www.dervisler.net/medinedeki-iki-gunes-t5010.0.html;topicseen




Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #1 : 07/10/08, 11:09 »
 X:04

Allah cc razı olsun... :X06


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni

Çevrimdışı tekyol_menzil

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 646
  • Konu: 30
  • Derviş: 2974
  • Teşekkür: 6
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #2 : 02/01/09, 23:16 »
Çok güzel bir yazı paylaşım için teşekkürler... :X06


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Müptela

  • Üye
  • **
  • İleti: 95
  • Konu: 6
  • Derviş: 2670
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #3 : 03/01/09, 03:29 »
   Birgün sana gelişim geç bile olsa,

   Bana gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et.

   Allah razı olsun.. :X06
   Bir gün inşaAllah.. X:04  X:04


Kalbinden aşina ol,dıştan yabancı görün
Böyle güzel yürüyüş cihanda nadir bulunur.
                                                  Şah-ı Nakşibend(ks.)

Çevrimdışı safa

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 395
  • Konu: 6
  • Derviş: 304
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #4 : 14/07/09, 03:08 »
 X:04   X:04   X:04 
 X:01


"NEFSİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR"

Çevrimdışı Fedake_Ya_Nebi

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 15
  • Konu: 1
  • Derviş: 4056
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #5 : 14/07/09, 16:05 »
 X:01


İlâhî Ente Maksudi ve Rıdake Matlubi

Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #6 : 05/09/09, 15:40 »
Medine de bir sirkette
elektrik teknisyeni olarak calisan Allah dostu ve peygamber aşığı bir
kardeşimiz işin son
günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik gorevi
tamamlayıp ayrılmak uzere iken Resulullah'ın Ravzasında
elektrik çarpması sonucu vefat etti ve Cennet-ül Bakiye
defnedildi. Tabii ailesi mecburi istikamet Turkiye'ye döndü. O
zaman 7 yaşında olan oğlu bugün ortaokul ogrencisi.

Kompozisyon dersi odevi olarak bir
makale yazmış ve
birincilik almış.


PEYGAMBER SEVGISI;


Bir seni günesim, bir babami, bir de terliklerimi
birakmistim geldigim yerde

Bir ilkbahar gununde guller gibi kokan Medine'de dunyaya
gozlerimi acmistim. Dogdugum hastane senin Ravzanin hemen
yani basinda oldugu icin,duydugum ilk koku senin bahcenin
gul kokulari olmus.

Babam gelip de daha kulagima ezan okumadan,
kulaklarim senin mescidinin ezan sesleriyle sereflenmis. 40
gunluk oldugumda ilk
ziyaretimide senin Hane-i Saadetine yapmisim. Ilk adimlarimi
senin Ravzandaki mermerlerinde atmis ve Rabbimle ilk
bulusmami, ilk secdemi senin mescidinde yapmisim. Hemen hemen
yaptigim her ilkte sen varsin. Daha konusmasiniogrenmeden seni
sevmeyi ogrendim ben.

Belki seni cok tanimazdim ama, sanki bana cok cok
yakinmissin gibi severdim seni. Senin evini her ziyarete
gelisimizde seni gormesek bile senin varligini hisseder,
evinden her ayrilisimizda
huzunlenirdik.Cocukla r evde sıkılınca babalari parka, eglence
yerlerine gotursun isterler. Biz Medine'de yasadigimiz surece
hic
babamizdan parka goturmesini istemedik. Bizim canimiz sıkılmaz
miydi acaba hiç? Sanirim Medine'deki hicbir cocugun cani
sıkılmazdi. Cunku orada hicbir yerde olmayan gul
bahcesi ve bahcenin biricik efendisi vardi. Bizim vaktimizin
cogu o bahcede gecerdi. Senin bahcenin mermerlerine ayakkabi
ile basamazdik.
Yalinayak dolasirdik mermerlerin ustunde. Kim bilir, korkardik
belki de
bahcenin gullerine basivermekten. Yazin mermerler ayaklarimi
yakardi.
Olsun bu da bizim hosumuza giderdi. Babama sormustum bir
seferinde

- babacIĞIm neden Medine bu kadar sicak diye.

Babam da
- EvladIm Medine'de iki tane günes var da ondan,
derdi.

- Nasil olur babacigim, gunes bir tane degil mi? derdim.

Babam gulerek

- bak yavrum dogru, butun dunyayi isitan bir gunes var ama
bir de alemleri isitan ve aydinlatan gunes var. O gunes de
Medine'de olunca sicaklik iki kat oluyor.

Babamin bu cevabi hosuma giderdi ve isinirdim.

Gercekten de ayaklarimizi mermerler isitiyordu ama senin
gunesin de, sicakligin da icimizi isitiyordu. Medine'den
ayrildigimizdan beri
belki ayaklarimiz ısınıyor ama icimiz bir turlu ısınamıyor.
Çünkü guneşimizin en buyuğunu orada birakmiştik. Ben gunesimi
kaybetmistim. Onun evine, bahcesine gidemiyordum artik. Geri
ışığı ta buralarda bizi aydinlatiyordu ama
icimi ısıtmasi icin onun Ravzasinda yalinayak kosmam lazimdi.

Evet, bahcende yururken ezanlar okunurdu. Oyle guzel okur ki
Medine muezzini ezani, sanki Bilali Habeşi okuyor
sanirsiniz. Namaz kilmak icin Mescide kostururduk, bilir
bilmez. Babamin yaninda namaz kilardik. Buyuk sutunlarin
altindan gelen soguk havadan saclarimizi savurturduk. Zemzem
bardaklarindan guller yapardik. Namaz kilarken yanimiza
usulca bir kedi sokulurdu. Babam 'incitmeyin sakin, onlar
Ebu Hureyrenin kedileri' derdi, biz de inanirdik senin
Mescidine kediler de girebilirdi. Sen cok iyi bir ev
sahibiydin cunku.

Carsamba gunleri hep Uhud'a giderdik. Senin cok sevdigin
amcani ziyaret etmeye, o bizim de amcamizdi. Kardeslerimle
Ayneyn tepesine çıkar oradan Uhud'da yatan 70 sehide selam
verirdik.

Uhud dagina her baktigimizda sanki orada seni gorur gibi
olurduk. Uhud'da senin Ravza nın kokusu gibi gul kokardi.
Orasi da ayri bir gul bahcesi idi sanki.

Iste benim yedi senem ki en degerli en guzel yillarim senin
koyunde, senin gul bahcende, senin savastigin yerlerde sanki
yanimda sen varmissin gibi seninle dopdolu gecti. Seni
gormesem de seninle yasamaya o kadar alismistim ki senin
yanindan ayrilirken sanki bir yanim, bir canim, bir param
orada kalmisti.

Buralari bana gurbet oluverdi.

Elimde olsa hemen yanina kosar gelirim ama hep
buyuyunce gidersin diyorlar. Ben sırf senin yanina gelebilmek
icin buyumek istiyorum. Senin yanina geldigim zaman buyumus
bile olsam bahcendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım. Ta ki
gunesin icimi ısitana kadar. Senin hasretinden içim üşüyor.
Belki hasretin herkesi yakar, beni de isitiyor iste. Cunku
benim ruhum dogdugumdan beri senin sevginle isinmaya aliskin.

Senin sicakligina o kadar muhtacim ki. Ne olur ben sana
gelemesem bile sen beni hic birakma. Isiginla gecelerimize
nur ol.

Sicakliginla butun zerrelerimizi isitiver. Hani sana
Medineyken komsuyduk ya, evlerimiz birbirine cok yakindi.
Senin varligin bize guven verirdi hep. Yine oyle ol, ara sira
da olsa evimizi sereflendiriver. Hem benim adim Nebi, aynen
seninki gibi. Bu ismi bana seni cok seven bir dostun koymus.
Diger adim da Muhammed  , yine senin gibi. Bu ismi de canim
babacigim koymus. Buraya gelirken senin köyünde biraktigimiz
babacigim.

Sana benzeyen bir yanim daha var. Ben de senin gibi babasiz
buyuyorum. Ben cok sansliyim,sen bize asla yetimligimizi
hissettirmedin.

Medine'den ayrildigimizdan beri sanki sen hep yani
basimizdaymissin gibi hissediyorum.

Geceleri korkmadan guvenle uyuyorum hep. Seni tanidigim ve
seni sevdigim icin Rabbime binlerce kez tesekkur
ederim.Babam senin koyunde kalmisti. Biz babamin cenazesini
gomerken agabeyimin terlikleri babamin kabrine dustu ve orada
kaldi. Ben o terlikleri cok kiskandim. Cunku abimin terlikleri
hep babamla
kalacakti. Babami son ziyaret edisimizde bende kimse gormeden
terligimi babamin kabri ustune gomuverdim. Iste simdi benim
terligim de hep babamla kalacakti.

Evet demistim ya bir gunesimi, bir babami, bir de
terliklerimi birakmistim geride. Babam ve terliklerim hep
oradaydi,gelemezlerdi . Ama gunesim hep yanimizdaydi.
Yetimlerin efendisi, yetimlerini hic ışiksiz birakir mi?
Dunyanin bir ucuna gitmis olsaydik bizi birakmayacagini
biliyordum.

Gozumuz gonlumuz seninle aydinlanir efendim.
Ruhumuz, icimiz sicakliginla ısınır.

Bir gun sana gelisim gec bile olsa bana,
Gul bahcesinin mermerlerinde yalin ayak kosmak ..

Ta ki aşkınla, sevginle butun bedenim yanıp
kavrulsun. Terliklerimi bıraktiğim o guzel mâbed son durağım
olsun.

ALINTIDIR.




 X:04 X:04 X:04



Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #7 : 05/09/09, 17:10 »
Hay Maşaallah.Çocuktaki aşka bak. X:04  X:04

Allah(c.c) razı olsun... :X06



Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.891
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #8 : 06/09/09, 00:50 »
Allah (c.c) razı olsun..  :X06



Çevrimdışı tuana_54

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 493
  • Konu: 19
  • Derviş: 111
  • Teşekkür: 2
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #9 : 17/11/10, 23:54 »
Efendimiz'e (s.a.v) Yazılmış Bir Güzel Mektup


Bu mektup'tan haberim bugün oldu. Cumayı kıldığım yerdeki hoca okuyunca ve kimin yazdığını söyleyince, dünyam ve zihnim sarsıldı.. Allah razı olsun ey güzel yürek, Rabbim sendeki hassasiyeti bizede nasip eylesin..



O Mektup:


Babası Nebi Doğanay Medine de bir şirkette elektrik teknisyeni olarak çalışan Allah dostu ve peygamber aşığı bir kardeşimiz işin son günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzere iken Rasulullah’ın Ravzasında elektrik çarpması sonucu vefat etti ve Cennetul Bakiye defnedildi. Tabii ailesi mecburen Türkiye’ye döndü. O zaman 7 yaşında olan oğlu bugün ortaokul öğrencisi. Kompozisyon dersi ödevi olarak bir makale yazmış ve birincilik almış. İşte o peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları... Biliriz ki dil kalpten geçen her şeyi ifade edemez. Allah bize de Resulullah sevgisi nasip etsin.



.................................................. Bir seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde


Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine'de dünyaya gözlerimi açmışım. Doğduğum hastane senin Ravzanın hemen yanı başında olduğu için, duyduğum ilk koku senin bahçenin gül kokuları olmuş. Babam gelip de daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle şereflenmiş. 40 günlük olduğumda ilk ziyaretimi de senin Hane-i Saadetine yapmışım. İlk adımlarımı senin Ravzandaki mermerlerinde atmış, ve Rabbimle ilk buluşmamı, ilk secdemi senin mescidinde yapmışım. Hemen hemen yaptığım her ilkte sen varsın. Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben. Belki seni çok tanımazdım ama sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni.





Senin evini her ziyarete gelişimizde seni görmesek bile senin varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik. Çocuklar evde sıkılınca babaları parka, eğlence yerlerine götürsün isterler. Biz Medine’de yaşadığımız sürece hiç babamızdan parka götürmesini istemedik. Bizim canımız sıkılmaz mıydı acaba hiç? Sanırım Medine’deki hiçbir çocuğun canı sıkılmazdı. Çünkü orada hiçbir yerde olmayan gül bahçesi ve bahçenin biricik efendisi vardı. Bizim vaktimizin çoğu o bahçede geçerdi. Senin bahçenin mermerlerine ayakkabı ile basamazdık. Yalınayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Kim bilir, korkardık belki de bahçenin güllerine basıvermekten. Yazın mermerler ayaklarımı yakardı. Olsun bu da bizim hoşumuza giderdi.



Babama sormuştum bir seferinde - babacığım neden Medine bu kadar sıcak diye. Babam da - evladım Medinede iki tane güneş varda ondan, derdi. - Nasıl olur babacığım, güneş bir tane değil mi? derdim. Babam gülerek - bak yavrum doğru, bütün dünyayı ısıtan bir güneş var ama bir de alemleri ısıtan ve aydınlatan güneş var. O güneş de Medine’de olunca sıcaklık iki kat oluyor. Babamın bu cevabı hoşuma giderdi ve ısınırdım. Gerçektende ayaklarımızı mermerler ısıtıyordu ama senin güneşinde, sıcaklığında içimizi ısıtıyordu. Medine’den ayrıldığımızdan beri belki ayaklarımız ısınıyor ama içimiz bir türlü ısınamıyor. Çünkü güneşimizin en büyüğünü orada bırakmıştık. Ben güneşimi kaybetmiştim. Onun evine, bahçesine gidemiyordum artık. Gerçi ışığı ta buralarda bizi aydınlatıyordu ama içimi ısıtması için onun Ravzasında yalınayak koşmam lazımdı.



Evet, bahçende yürürken ezanlar okunurdu. Öyle güzel okur ki Medine müezzini ezanı, sanki Bilali Habeşi okuyor sanırsınız. Namaz kılmak için Mescide koştururduk, bilir bilmez. Babamın yanında namaz kılardık. Büyük sütunların altından gelen soğuk havadan saçlarımızı savur turduk. Zemzem bardaklarından güller yapardık. Namaz kılarken yanımıza usulca bir kedi sokulurdu. Babam 'incitmeyin sakın, onlar Ebu Hüreyrenin kedileri' derdi, biz de inanırdık. Senin Mescidine kediler de girebilirdi. Sen çok iyi bir ev sahibiydin çünkü. Çarşamba günleri hep Uhud'a giderdik. Senin çok sevdiğin amcanı ziyaret etmeye, o bizim de amcamızdı. Kardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar oradan Uhud’da yatan 70 şehide selam verirdik.



Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk. Uhud’da senin Ravzanın kokusu gibi gül kokardı. Orası da ayrı bir gül bahçesi idi sanki. İşte benim yedi senem ki en değerli en güzel yıllarım senin köyünde, senin gül bahçende, senin savaştığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi seninle dopdolu geçti. Seni görmesem de seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım, bir parçam orada kalmıştı. Buraları bana gurbet oluverdi. Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar.


Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına geldiğim zaman büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım. Tâki güneşin içimi ısıtana kadar. Senin hasretinden içim üşüyor. Belki hasretin herkesi yakar, beni de üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın. Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki. Ne olur ben sana gelemesem bile sen beni hiç bırakma. Işığınla gecelerimize nur ol. Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver.



Hani sana Medineyken komşuyduk ya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, ara sıra da olsa evimizi şereflendiriver. Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi. Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş. Diğer adım da Muhammed   , yine senin gibi. Bu ismi de canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım. Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum. Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin. Medine’den ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanı başımızdaymışsın gibi hissediyorum. Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim. Babam senin köyünde kalmıştı.



Biz babamın cenazesini gömerken ağabeyimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı. Ben o terlikleri çok kıskandım. Çünkü ağabeyimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son ziyaret edişimizde bende kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim. İşte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı. Evet demiştim ya bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride. Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim hep yanımızdaydı. Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık bizi bırakmayacağını biliyordum. Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim. Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır. Bir gün sana gelişim geç bile olsa bana, Gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et. Tâki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun. Terliklerimi bıraktığım o güzel mabet son durağım olsun.



Nebi Doğanay





Konu açmadan önce forumda arama yapalım lütfen.Yönetim



Ne Var Ki, Pazarlığa Girişecek Ecelle;
Sermayem Tek Kelime, Allah Azze ve Celle

Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #10 : 18/11/10, 00:07 »
Daha önceden okumuştum ama hatırlamış oldum, eklediğin için yüreğine sağlık...Allah cc razı olsun...Vesselam!..



Çevrimdışı Mihenk

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 619
  • Konu: 100
  • Derviş: 6504
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #11 : 04/11/11, 02:36 »


Bir Güneş , Bir Sen ve Terliklerim

Medine'de bir şirkette elektrik teknisyeni olarak çalışan Allah dostu ve peygamber aşığı bir kardeşimiz işin son günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzere iken Resulullah'ın Ravzasında elektrik çarpması sonucu vefat etti ve Cennetul Bakiye defnedildi.

Tabii ailesi mecburi istikamet Türkiyeye döndü. O zaman 7 yaşında olan oğlu Muhammed  Nebi Doğanay bugün ortaokul ögrencisi. Kompozisyon dersi ödevi olarak bir makale yazmış ve birincilik almış. İşte o peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları..
Biliriz ki dil kalpten geçen her şeyi ifade edemez. Allah bize de bu kardeşimiz gibi Resulullah sevgisi nasip etsin. Amin.
..................................................

Bir seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde.
Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine'de dünyaya gözlerimi açmıştım. Doğduğum hastane senin Ravzanın hemen yanıbaşında olduğu için, duyduğum ilk koku senin bahçenin gül kokuları olmuş. Babam gelip te daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle şereflenmiş. 40 günlük olduğumda ilk ziyaretimi de senin Hane-i Saadetine yapmışım. İlk adımlarımı senin Ravzandaki mermerlerinde atmış ve Rabbimle ilk buluşmamı, ilk secdemi senin mescidinde yapmışım. Hemen hemen yaptığım her ilkte sen varsın.

 Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben. Belki seni çok tanımazdım ama sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni.
Senin evini her ziyarete gelişimizde seni görmesek bile senin varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik. Çocuklar evde sıkılınca babaları parka, eğlence yerlerine götürsün isterler. Biz Medine'de yaşadığımız sürece hiç babamızdan parka götürmesini istemedik. Bizim canımız sıkılmaz mıydı acaba hiç? Sanırım Medine'deki hiçbir çocuğun canı sıkılmazdı. Çünkü orada hiçbir yerde olmayan gül bahçesi ve bahçenin biricik efendisi vardı. Bizim vaktimizin çoğu o bahçede geçerdi.

Senin bahçenin mermerlerine ayakkabı ile basamazdık. Yalınayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Kimbilir, korkardık belki de bahçenin güllerine basıvermekten. Yazın mermerler ayaklarımı yakardı. Olsun bu da bizim hoşumuza giderdi. Babama sormuştum bir seferinde
- Babacığım neden Medine bu kadar sıcak diye. Babam da:
- Evladım Medine'de iki tane güneş varda ondan, derdi.
- Nasıl olur babacığım, güneş bir tane değil mi? derdim. Babam gülerek:

- Bak yavrum doğru, bütün dünyayı ısıtan bir güneş var ama bir de alemleri ısıtan ve aydınlatan güneş var. O güneş de Medine'de olunca sıcaklık iki kat oluyor.
Babamın bu cevabı hoşuma giderdi ve ısınırdım. Gerçekten de ayaklarımızı mermerler ısıtıyordu ama senin güneşinde, sıcaklığında içimizi ısıtıyordu. Medine'den ayrıldığımızdan beri belki ayaklarımız ısınıyor ama içimiz bir türlü ısınamıyor. Çünkü güneşimizin en büyüğünü orada bırakmıştık. Ben güneşimi kaybetmiştim. Onun evine, bahçesine gidemiyordum artık. Gerçi ışığı ta buralarda bizi aydınlatıyordu ama içimi ısıtması için onun Ravzasında yalınayak koşmam lazımdı. Evet, bahçende yürürken ezanlar okunurdu.

Öyle güzel okur ki Medine müezzini ezanı, sanki Bilali Habeşi okuyor sanırsınız. Namaz kılmak için Mescide koştururduk, bilir bilmez. Babamın yanında namaz kılardık.
Büyük sütünların altından gelen soğuk havadan saçlarımızı savurturduk. Zemzem bardaklarından güller yapardık. Namaz kılarken yanımıza usulca bir kedi sokulurdu. Babam 'incitmeyin sakın, onlar Ebu Hüreyre'nin kedileri' derdi, biz de inanırdık. Senin Mescidine kediler de girebilirdi. Sen çok iyi bir ev sahibiydin çünkü.

Çarşamba günleri hep Uhud'a giderdik. Senin çok sevdiğin amcanı ziyaret etmeye, o bizim de amcamızdı. Kardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar oradan Uhudda yatan 70 şehide selam verirdik. Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk. Uhud da senin Ravzanın kokusu gibi gül kokardı. Orası da ayrı bir gül bahçesi idi sanki.
İşte benim yedi senem ki en değerli en güzel yıllarım senin köyünde, senin gül bahçende, senin savaştığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi seninle dopdolu geçti. Seni görmesem de seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım, bir parçam orada kalmıştı.

Buraları bana gurbet oluverdi. Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar. Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına geldiğim zaman büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım. Ta ki güneşin içimi ısıtana kadar.
Senin hasretinden içim üşüyor. Belki hasretin herkesi yakar, beni de üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın.

Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki. Ne olur ben sana gelemesem bile sen beni hiç bırakma. Işığınla gecelerimize nur ol. Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver. Hani sana Medineyken komşuyduk ya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, arasıra da olsa evimizi şereflendiriver.
Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi. Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş. Diğer adım da Muhammed , yine senin gibi. Bu ismi de
canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım.

Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum. Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin. Medine'den ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanıbaşımızdaymışsın gibi hissediyorum.

Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.
Babam senin köyünde kalmıştı. Biz babamın cenazesini gömerken abimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı. Ben o terlikleri çok kıskandım. Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son
ziyaret edişimizde ben de kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim. İşte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı.
Evet demiştim ya bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride. Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim hep yanımızdaydı. Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık bizi bırakmayacağını biliyordum.


Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim. Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır. Birgün sana gelişim geç bile olsa bana, Gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et. Taki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun. Terliklerimi bıraktığım o güzel mabed son durağım olsun.

Böyle güzel bir yazı ancak orada doğmakla, orada büyümekle ve O Yüce Peygamber'e hasretlik çekmekle yazılır.
Peygamber diyarında ona komşu olarak büyümüş bir çocuk, onun hasretiyle yanıp tutuşan, içi üşüyen bir çocuk, ona kavuşunca ısınacağını bilen bir çocuk ancak bu kadar güzel yazabilir.


2005 yılında hacca İzmir 17. Kafile başkanı olarak Kütahya Tavşanlı hacıları ile gittim. Bu mektubu oraya da götürdüm. Ravzanın hemen yanında hacılarıma okudum. Muhammed  Nebi Kardeşimin selamını götürdüm. Bilemiyorum ben bu mektubu okurken çok duygulandım. Hislendim. Gözlerimden iki damla da olsa yaş aktı. Sizin de gözyaşlarınızı sildiğinizi tahmin ediyorum.
Ben bu çocuğu ve yazdıklarını çok sevdim. Gözlerinden öpüyorum.
Selam ve saygılarımla...

Vakit Yazarı Hasan Karakaya 08.03.2009 tarihli yazısında bu yazıdan bahsetmiş:

alıntıdır



Bizi Bilen Bilir, Bilmeyen de Kendisi Gibi Bilir...

(Mevlana)

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #12 : 04/11/11, 02:40 »
 :X06

X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Cevaplandı: Medine'deki İki Güneş
« Cevapla #13 : 04/11/11, 03:13 »
Allah c.c  Cümlemize bu şekilde  Peygabber Sevgisi Nasip eylesin.Aminnn.:(((
Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed

Allah,ım Muhammed  Nebiye salat eyle. Hem de yer bitkilerinden; kıblesin de şarkinda garbinda düzlünde dağlarinda derelerinde ağaçlarinda
 
meyvelerinde yapraklarında ekinlerinde olanların ve bereketle çikan tüm bitkilerin sayısınca
Dünyayi yarattığın günden taa kiyamete kadar günde bin kere.

Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed

Allah c.c razı olsun Emeğinize Sağlık..
Selam ve Muhabbetle. XgülllX



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hatıralar Radyosemaverde düğüne davet ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.203 saniyede oluşturulmuştur


Medine'deki İki GüneşGüncelleme Tarihi: 18/10/19, 08:32 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim