Mevt (Alemdar) - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Mevt (Alemdar), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1901 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Mevt (Alemdar)}   Okunma sayısı 1901 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.563
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 362
Mevt (Alemdar)
« : 19/03/09, 14:39 »


Mevt (Alemdar)

Ölüm, tabiî ve irâdi ölüm olmak üzere iki kısma ayrılabilir. “Tabiî ölüm”; canın bedenden ayrılması, “İrâdi ölüm” ise; “Ölmeden evvel ölünüz.” esası, nefsi öldürmek, ruhu, aklı ve kalbi diriltmek1, manalarına gelmektedir.

Esad Erbili (k.s),

“Bezm-i maâriften seni yok eylemiş bu varlığın Mahzâ bu yüzdendir senin cânândan ağyârlığın Öldür şu nefsini serkeşi öğren tarikın bârlığın”2 mısralarında bu hakikati dilegetirmektedir.

Hâtem-i Esam (k.s), “Ölümü tatmadıkça kişi hakka layık olmaz.” der.4


1. Mevt-i Ebyaz (Beyaz ölüm): Nefsi aç ve susuz bırakmaktır.

2. Mevt-i Esved (Kara ölüm): Ezâ ve cefâya tahammül etmektir.

3. Mevt-i Ahmer (Kızıl ölüm): Nefse muhâlefettir.

4. Mevt-i Asfer (Sarı ölüm): Eski elbise giymektir.3


Mevtî irâdî ile ölenler (Nefsin fena arzularını kahredenler):

Hz. Mevlânâ, “Cenazemi görünce, el-firâk! el-vedâ! deme. Zira bu an bizim vuslat anımızdır. Ölüm başka türlü görünse de, o aslında yeniden doğuştur.” diyerek ölümü gülerek karşılar. Ölüm gününe Şeb-i arûs (gerdek gecesi) der.

Hz. Ali (r.a), “Dünyadaki ömür ruh için azabdır, ölüm ise ruhun râhâtıdır.” buyurur. Nebi (s.a), “Müminler ölmezler, ancak bir evden öbür eve nakledilirler.”, “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çururlarından bir çukurdur.” buyururlar.

İmam Gazâlî (rh.a) rahatsızlanır, muayene için iki doktor gelir, biraz hava alması için dışarı çıkarırlar. Hz. İmam evinin yanıbaşında bulunan çayırlı çimenli, güllük gülistanlık bir bahçe görür. “Allah Allah bu güzelliklerden hayatım boyunca haberşizmişim.” diye yakınırken, evden bir tabutun çıktığını görür. Ona doğru koşarken doktorlar kollarından tutarlar. “Ya İmam bu tabut senin tabutundur. Sen öldün. Şimdi ise cennetlerdesin.” derler.

Peygamberimiz (s.a.v), “Müminler ölmezler, fâni olan alemden bâki olan âleme göç ederler.” buyurmuşlardır.



İmam Gazali’ye göre ölüm iki şekildedir:

1. Ruh-u hayvânî; ateş, su, hava ve topraktan oluşur.

2. Ruh-u İnsânî; melekî ve latîftir, ölmez ve çürümez. Ruh-u hayvânî yok olunca, ölüm dedîğimiz hâdise vukûbulur. Fakat Ruh-u insâninin yok olmasıyla, “Sonra O’na döndüreleceksiniz.” ayet-i celilesiyle, geliş yeri olan mele-i âlâya, arşa yükselinilir. Sa’d İbni Muâz (rh.a)’ın irtihâlinde Cebrâil (a.s) gelip, “Ya Muhammed  (s.a.v) bu sâlih kul kimdir ki, ruhunun yükselmesi için semânın kapıları açıldı. Teşrifinden dolayı Arş-ı Rahmân titredi.” demiştir.

Cüneyd Bağdâdî (k.s)’ye melekler, “Rabbın kimdir?” diye sual sorunca, “Ben size Allah kelâmıyla cevap vereyim. O Allah ki gökleri, yeri ve aralarındakini altı günde yaratmış, sonra arşa istivâ etmiştir. (O) Rahmândır. Sen O’nu haberi olana sor.”,4 “Beni öldürecek ve diriltecek olan da O’dur.”5 ayetlerini okudu, melekler çekip gittiler. Rabbımız, “Ya Cüneyd, cennete girer misin?” deyince, “Rabbim seni güçlükle buldum, bırak beni karşına hayrân durayım.” demiştir.

Asıl ölüm bedenin ölümü değil, kalbin ölümüdür. Abdullah bin Mubârek (rh.a) vefatı anında gözlerini açar, gülerek, “Amel edenler, bunun gibisini elde etmek için amel etsinler.”6 ayetini okur ve ruhunu Mevla’ya teslim eder. Bir ayet-i Kerime’de, “Ki, bunlar meleklerin pâk ve âsûde olarak canlarını alacakları kimselerdir. Selâm size, yaptıklarınıza karşılık haydin cennete girin.”7 buyrulmaktadır. Necmüddin Isfahânî (k.s), âriflerden bir zâtın cenâzesinde güler. Pek gülmeyen efendi hazretleri, “Neden güldünüz?” diyenlere, “Hocanın telkîninde kabirde bulunan zât; ‘El-hamdülillah benim kalbim diridir fakat bana telkin verenin kalbi ölüdür. Ölü diriye telkin veriyor.’ demesine hayret ettim.” der.8 “Aşık öldü deyu salâ verirler Ölen hayvân imiş âşıklar ölmez”, diyen Aşık Veysel bu gerçeği ne güzel dile getirmiştir.



Ölüme hazırlanmak

Süfyan-ı Sevrî (rh.a). “İbâbetler ölümü hatırlatmanın meyvesi, günahlar da ölümü unutmanın neticesidir. Ölüm her ân gelebilir, yarına çıkacağını düşünen, ölüme hazırlanmış sayılmaz.” der.

Bir iftar sofrasında Sâmi Ramazanoğlu (k.s) ölümden bahs ile “Mevtin nezaman geleceği belli olmaz.”diye Fâik Bey isminde bir zâta dikkatlice bakar. Fâik Bey, “Üstadımız bana öleceğimi îmâ ettiler, herhalde ben artık yaşayamam.” der ve vasiyetlerini yapar. Sohbeti müteâkip Kur’an-ı Kerim okunurken, en feyizli ânda, kutb-u cihânın huzurunda, kul ile Mevlâ arasında perdelerin kalktığı iftar ânında, “Allah” diyerek rûhunu Hakk’a teslim eder. Üstazımıza duyurulmaz, yemekler yenir, ellerin yıkanacağı ânda duyurmak için, “Efendim...” diye söze başladıklarında, “Fâik Bey’in ölümünü mü haber vereceksiniz? O, böyle bir mecliste ölmeye lâyıktı.” buyururlar. Sâmi Efendimiz (k.s) Biiznillâhi Teâlâ sekerât hâlinde olan ihvânını da terketmezlerdi. Kayseri’nin Develi ilçesi, Gâzi Kasabası’nda, tatlı bir sohbet ânında, Ramazan isminde bir amcanın birden gözleri semâya dikilir. “Ey mel’ûn, efendim gelince nasıl kaçarsın. Söylüyorum efendim, lâilâhe illallah.” der ve yanı üzere devrilir. Hacı Hasan Efendi (k.s)’nin dâmadı Hafız Ahmet Dinç (rh.a) çok rahatsızlandığı bir ânda, şehâdet parmağını şiddetle kaldırır indirir, kendisine gelince neden böyle yaptığı sorulduğunda, “Hacı Baba, mel’ûn geldi. İll⠓Allah iki diyeceksin.” dedi, Ben de “Hayır Allah birdir.” diye mücadele ediyordum.” demişti. İrtihâlinden sonra bir zât ile haber gönderir. “Benim hâlim Hacı Babamın bugünlerde okuduğu kitabın şu sâhifesindeki velîlerin hâlidir.” der. Kitaba bakıldığında haberin doğruluğu görülür. Esad-ı Erbilî (k.s)’nin dergâhında yıllarca aşçılık yapan Tevfik Baba, Medine-i Münevvere’de son nefeslerinde yanında bulunan cemaate, “Âsâmı verin” der. Süratle âsâyı atar, karşıda bulunan camlar yere iner. Buyurur ki, “İmanımı almak için mel’ûn geldi, onu kovmak için âsâmı attım.” Esâd Erbilî (k.s) Hazretleri, “İki ay oldu içime iman korkusu girdi, ne olur îmanıma duâ edin.” diye dostlarına yalvarır. Hacı Hasan Efendimiz (k.s) bir sabah gülerek uyanırlar. “Yavrum, rüyamda ölüyordum.” buyururlar. Hasan-ı Basrî (rh.a), Hakk Teâlâ Hazretleri’nden öyle korkarlardı ki, sanki cellât elinde dururdu. Ömrü içinde kimse onu gülerken görmedi. Dâimâ melîl ve mahzûn idi. Birgün, bir kişi bu hadîsi okudu.

“Tamûdan bin yıldın sonra çıkan Hannâd adlı bir kişidir.” Hasan-ı Basri bu hadîsi işitince, zârilik eyledî. “Keşke bin yılda tamûdan çıkan Hannâd ben olaydım.” dedi. Yezid er-Rakkâşî (rh.a), nefsine hitapla, “Sana yazık! Ölümünden sonra senin yerine kim namaz kılar, kim oruç tutup taat yapar. Vâdesi ölüm, evi kabir, yatağı toprak, arkadaşı kurt, yılan, sonra da en büyük korku var.” der ve baygın düşerdi. Abdullah b. Ömer (rh.a)’den rivâyetle Peygamberimiz (s.a.v) Ensar’dan birisinin “Ya Rasulallah, insanların en akıllısı kimdir?” suâline, “Onların ölümü en çok zikredeni, ölüm için hazırlığı en çok olandır. İşte o zeki kişiler yok mu? Onlar dünyanın şerefi ile, ahiretin de kerâmetiyle gittiler.”,9 “Ölüm; dünyada zâhid (Takvâ) sahibi kılar ve âhirete teşvik edici olarak da kâfidir.” buyurur Peygamberimiz (s.a.v).



Lüfâf (rh.a), “Kim ölümü çok anarsa üç şey ona ikrâm edilir buyurur:

1. Tevbeyi hemen etmek

2. Nefsi kanaât sahîbi kılmak

3. İbâdette neş’e ve huzur duymak


Şakîk ez-Zâhid (rh.a), “Söz sırasında insanlarımız; ‘Evet ölüm haktır, hepimiz öleceğiz derler.’ fakat sünnet-i seniyyeye muhâlefetlerini, haram helâl demeden mal topladıklarını görürsünüz de ‘Sanki ölüm onlara gelmemiş.’ dersiniz.” buyurmuştur


Hasan-ı Basrî (k.s) “Üç şeyi unutmak mümine yakışmaz” buyurur:

1. Dünyanın geçiciliğini,

2. Dünya ahvâl ve nîmetlerinin biteceğini,

3. Ölümün hak olduğunu hatırlamamak.



Allah’a Muhabbetin alâmetleri yedi maddede özetlenir:

1. Ölümden nefret etmemek.

2. Sevdiğini Allah için sevmek.

3. Allah’ın ismini her an yâd etmek.

4. Kur’an-ı Kerim-i okumak, anlamak ve hayatına geçirmek. 5. Tenhâda Allah’a yalvarmak.

6. Zevkle ibadet yapmak.

7. Allah’ın sâdık kullarını sevmek.10

Emaneti Hakk’a istediği şekilde arzetmek asıl gayemiz olmalı. “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öylece Rabbınız (c.c)’ın huzuruna varırsınız.” hakikat-i âliyesini hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Ölüm kapısından gerçek hayata ulaşabilmek için, bu dünyanın idrakine varabilmeyi Cenab-ı Allah hepimize nasib eylesin.



Dipnotlar: 1. Avarif’ül Meârif 2. Divan-ı Esad 3. Feridüddin-i Attar, Tezkiretü’l Evliya 4. Furkan: 59 5. Şuara: 81 6. Saffat: 61 7. Nahl: 32, 8. Ruhul beyan 9. Tarikat-ı Muhammediye, Muhammed  Mevlana ebu Said Hadimi 10. Ruh ve Ölüm Ötesi, Mustafa Ertuğrul Kaan, Gayret Kitabevi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/mevt-alemdar-t8938.0.html



Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sen Bir Gül Bahçesi...... İbn-i Makbûl ve Kansu Paşa ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.285 saniyede oluşturulmuştur


Mevt (Alemdar)Güncelleme Tarihi: 23/09/19, 13:21 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim