Modern insan ve dua... - Serbest Kürsü
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.053 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.599 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22897 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Modern insan ve dua..., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2071 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Modern insan ve dua...}   Okunma sayısı 2071 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı bilal_yilan

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 235
  • Konu: 51
  • Derviş: 495
  • Teşekkür: 2
Modern insan ve dua...
« : 10/09/08, 09:23 »
   Her hayır kapısının anahtarı olan dua, bu modern çağda, nerdeyse silik ve kuru bir kavram haline geldi. Maddecilik ve vahyin ışığından mahrum felsefi akımlar, modern insandan o kadar çok kıymetler alıp götürdü ki, insanlık bu çağda aklı, ruhu ve kalbi aç birer fukara haline geliverdi. Çağdaş insanın kaybettiği en büyük kıymetlerden, manevi sığınak ve dayanaklardan birisi de dua şüphesiz.
   
   Bilgisine, tedbirine ve gayretine itimat besleyen çağdaş insan, duadan öyle ikrah eder ki, huşu ve şuurdan mahrum dudaklardan bir alışkanlık sonucu dökülüveren “inşaAllah” temennisinden bile rahatsızlık duyduğunu belli eder. “Bu işler öyle, inşaAllah-maşAllah ile olmaz” der.
   İnsanlık, batılı psikologların ve rehberlik uzmanlarının, “hayatı sev ve ondan güç al”, “içindeki sese kulak ver”, “yalnız kendine güven” telkinleriyle kendi örgüsünü ördü. Nihayet, Allah’a kul olduğumuzu izhar eden bütün davranışlarımızın özü olan dua, aklına ve icat ettiği teknolojiye güvenen modern insanın sinesinden çekilip gitti.
   Yüce Rabbimiz’in: “Nihayet onların arkasından öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar. Nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekeceklerdir.” (Meryem/59) diye açıkladığı üzere, namazı yani duayı unutan bir nesil zuhur etti. Aslında, bu neslin dualarının kıblesi şaştı. “O münezzeh hayat sahibi ve asla ölmeyecek olan Allah’a dayan.” ilâhi emrine rağmen, yok olmaya mahkum fani varlıklara bel bağladı. Bu nesil, düşünürlerin, “dua ihtiyacını kendinde öldüren bir toplum, fesat ve çöküşten korunabilecek unsurlara artık sahip değildir.” diyerek endişe duyduğu bir hale geldi.
   İdeologlar ve bilim adamları adeta işbirliği yaparak ibadetsiz ve duasız bir insan kumaşı dokudular. Ve tanrıtanımaz, yalnız bilimselliğin laboratuvarında görünene inanan ve ona sığınan bir insanlık doğdu. Bu kabil bir inanç taşıyan insanlığın mimarları, bu insanlığa üstün varlık olarak baksalar da: “Rasulüm de ki: Kulluk ve dualarınız olmasa Rabbim size ne diye kıymet versin?” (Furkan/77) ifadesine göre, duasız beşeriyetin Allah katında hiçbir kıymet ifade etmediği gayet aşikâr.
   Dua artık, Yüce Rabbimiz’in “Dağ gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini bütünüyle Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar” meal-i kerimesinde bahsedilen zor zamanlarda, güvendiğimiz dağlara kar yağdığında, dost edindiğimiz Allah’tan gayrı dayanaklarımıza ümit ve itimatlarımızın sarsıldığı demlerde, uçsuz bucaksız evrende kendimizi yapayalnız hissettiğimiz anlarda; kısaca denize düştüğümüzde sarılacak bir yılan bile bulamadığımızda cılız bir imdat çağrısı, kalbimizde bir teselli, bir temenni olarak belirip kaybolmakta.
   Dua da, inançlarımız gibi mesut yaşadığımız müddetçe artık hayatımızın dışına itildi. Ve duayı, kul ile Rabbi arasında en güçlü gönül ve kulluk bağı olarak mütalaa edemeyen “bilimsel” dünya, ona yalnızca psikolojik bir güçlendirme aracı olarak bakma lütfunu gösterebildi. Yani onlara göre dua, boş ve ümitsizce çalınan bir ihtiyaç kapısı!
   Tarihi boyunca insanlık, kulluktan hangi sebeplerle kaçmışsa, duadan da o sebeple kaçmıştır. O, kendini müstağni görmüş hep... müreffeh ve mutlu zamanlarında, muhtaç, zavallı ve aciz bir varlık olduğunu daima unutarak yaşamış. Diğer taraftan da ona aczini fısıldayan gizli bir lisan duymuş her zaman. İçindeki bu fısıltıya kulak verdiğinde ise, aczini ve noksanlığını Rabbine dua ederek tamamlama yoluna gideceğine tam aksini yapmış; o mütekebbir ruhu, kendini ihtiyaçsız bir varlık gibi görmüş.
   Bir damla su ve bin endişeden yaratılmış bu insan, kibrine kulluğu pek yakıştıramamış. Yaratıcısına kulluktan ve duadan firar ederek izzet aramış. Malına, evladına, aklına güvenmiş; bunlarla mağrur olmuş, bunlarla avunmuş, ama bu nimetleri verene Rabbim diyerek dua etmeyi bir zillet olarak görmüş. Modern insan, bilim ve teknolojinin gücüyle tabiata hakim oldukça, daha doğrusu olduğunu zannettikçe, duaların da manasızlığına inanmaya başlamış artık.
   Oysa, alemde duasız bir varlık hayal etmek hiç mümkün mü ki, insan duasız olabilsin? Toprakta tohumun duası bir başka, fezada yüzen yıldızların duası başka, susuzluktan çatlamış kupkuru toprakların niyazı ise daha başkadır. Bütün varlıklar, çok yüce olan Rahman’dan rahmet ve hayat istemektedir. Nasıl istemesin ki?
   Yüce Mevlâmız: “Göklerde ve yerde bulunan herkes O’ndan ister; o her an yaratandan” (Rahman/29) buyurarak kendi şanını adeta varlığa ilan etmektedir. “O, isteklere her an karşılık verendir” gibi bir çağrışım da uyandıran bu ayet, bize, alemlerde Allah’tan istemeyen bir varlık olamayacağını da söylemekte.
   Evet, her kıpırdanışın özünde bir dua var. Mümin bir kulun namazında, haccında, orucunda da dua halinin derin ifadesi saklı.
   Hülasa, kalbinde dua ihtiyacını yitirmiş insanın eş, dost ve evlatları, akraba ve aşireti, dünya dolusu serveti olsa da, o gerçek manada kimsesiz ve yapayalnız bir insandır. O, bu varlıklarla mağrur olur da, duaya ihtiyaç duymaz. Ama o bilmez ki Allah’tan başka her dost fanidir ve yok olmaya mahkumdur.
   Buram buram hak ve tevekkül kokan atasözlerimiz insana ne güzel nasihatler verir: “Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.” demişler. Dualarının yönünü Allah’a değil de başka varlıklara çeviren, onlardan ululuk, şeref ve nimet bekleyenleri, şu ayeti kerimenin meali de derin derin düşündürmez mi? “Allah’tan başka dostlar edinenlerin hali, örümceğin misali gibidir. Örümcek bir yuva edindi. Halbuki yuvaların en dayanıksızı şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi...” (Ankebut/41)
   Örümcek ağından bir sığınak edinen insan, denize düşünce yılana sarılan insandır. Duasının yönünü seraba çeviren insandır. Fakirdir, açtır ve aldanmıştır bu insan. Varlığa sırt çevirip yokluktan uman insandır duasız insan...
   Modern çağın bu kendini duadan müstağni gören insanı, acaba şu beytin derin manasını bir gün ruhunda bularak, gerçek sahibine yönelme bahtiyarlığına erebilecek mi?
   Kimsesiz hiç kimse yoktur, her kimsenin var kimsesi.
   Kimsesiz kaldım, yetiş ey kimsesizler kimsesi!
   Ne dersiniz, duasız insanın gerçekten bir kimsesi, bir sahibi var mı acaba?

Faruk Gürbüz
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/modern-insan-ve-dua-t4130.0.html



Bu suçlarla tartarsa beni Rahman...
Kırılır arza-i mahşerde mizan...

Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Ynt: Modern insan ve dua...
« Cevapla #1 : 10/09/08, 12:28 »
Allah cc razı olsun... :X42


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni

Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.566
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 363
Ynt: Modern insan ve dua...
« Cevapla #2 : 10/09/08, 13:31 »
“Göklerde ve yerde bulunan herkes O’ndan ister; o her an yaratandan” (Rahman/29)

Allah razı olsun.

Hz. Ebû Hüreyre (radiyallâhu anh) anlatiyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Allah'a duayi, size icabet edeceginden emin olarak yapin. Sunu bilin ki Allah (c.c) (bu inancla olmayan ve) gafletle (baska mesguliyetlerle) oyalanan kalbin duasini kabul etmez."

Tirmizî, Daavât 66.(3474.)
   :X06


Ebû'd-Derdâ (radiyallâhu anh) anlatiyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kardesinin giyabinda dua eden hicbir mü'min yoktur ki melek de: "Bir misli de sana olsun" demesin."

Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2783); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534
  :X06


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı Alem İrşad Görsün

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 446
  • Konu: 22
  • Derviş: 1159
  • Teşekkür: 0
Ynt: Modern insan ve dua...
« Cevapla #3 : 10/09/08, 20:34 »
“Göklerde ve yerde bulunan herkes O’ndan ister; o her an yaratandan” (Rahman/29)

 allahrazı olsun. :X06 X:33X :X06


Kapında bir ömür,
Gitse yeridir,ey Sevgili!
Senin kapından çevrilen var mıdır?
Yüzüne kapadığın var mıdır?

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.193
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: Modern insan ve dua...
« Cevapla #4 : 10/04/11, 04:42 »
 :X06

 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı Sabikun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.780
  • Konu: 671
  • Derviş: 14575
  • Teşekkür: 2
Cevaplandı: Modern insan ve dua...
« Cevapla #5 : 10/04/11, 18:49 »
Her hayır kapısının anahtarı olan dua bu modern çağda nerdeyse silik ve kuru bir kavram haline geldi.
Modern insan bilim ve teknolojinin gücüyle tabiata hakim oldukça daha doğrusu olduğunu zannettikçe duaların da manasızlığına inanmaya başlamış ..

Allah’tan gayrı dayanaklarımıza ümit ve itimatlarımızın sarsıldığı demlerde uçsuz bucaksız evrende kendimizi yapayalnız hissettiğimiz anlarda; kısaca denize düştüğümüzde sarılacak bir yılan bile bulamadığımızda cılız bir imdat çağrısı kalbimizde bir teselli bir temenni olarak....
Oysa alemde duasız bir varlık hayal etmek hiç mümkün mü ki insan duasız olabilsin? Toprakta tohumun duası bir başka fezada yüzen yıldızların duası başka susuzluktan çatlamış kupkuru toprakların niyazı ise daha başkadır. Bütün varlıklar çok yüce olan Rahman’dan rahmet ve hayat istemektedir. Nasıl istemesin ki?

Yüce Mevlâmız: “Göklerde ve yerde bulunan herkes O’ndan ister; o her an yaratandan” (Rahman/29) buyurarak kendi şanını adeta varlığa ilan etmektedir. “O isteklere her an karşılık verendir” gibi bir çağrışım da uyandıran bu ayet bize alemlerde Allah’tan istemeyen bir varlık olamayacağını da söylemekte.
Evet her kıpırdanışın özünde bir dua var...

Allah razı olsun



Alperen: İmzanızdaki resim adresi görüntülenemiyor. Yeniden yükleyiniz...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İki şarabın farkı Ateş Nasıl Bulundu Dersiniz? :) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.14 saniyede oluşturulmuştur


Modern insan ve dua...Güncelleme Tarihi: 24/10/19, 04:10 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim