Mürşid Sayesinde Nefsi Tanıyabilmek - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.997 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.410 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22841 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Mürşid Sayesinde Nefsi Tanıyabilmek, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2510 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Mürşid Sayesinde Nefsi Tanıyabilmek}   Okunma sayısı 2510 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Mürşid Sayesinde Nefsi Tanıyabilmek
« : 11/06/11, 00:52 »
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri (rh.a) Sözler Risalesi'nde (yirmialtıncı söz) buyuruyor ki:

Ey İnsan, cüz'i iradenden dolayı Allah katında mesulsün. Çünkü kötülükleri isteyen sensin. İyilikte ise elin yoktur. Bütün iyilikler Allah'tan dır. Kötülükleri nefsinden, iyilikleri de Allah'tan bil.

"Meddahın, mürainin övünmesinin ateşi gizlidir. Lakin zahmeti, sonunda zahir olur."

Bazı insanlar kitap okur ve ibarelerden mana çıkarabilecek hale gelir. Alim olduğu vehmine kapılır. Etrafındakiler de, "Senin gibi alim görmedik" derler. Böylece meddahlık ederler. İşte o zaman o kişinin idamına karar vermiş olurlar.

"Sen, medhin/övmenin tesiri kalmaz deme. Medhin tesiri ruhta kalır. Aklandırır. Büyüklendirme, sahibini kibir ve azamete sokar. Sen tatlı bir şey yedim, tesirini görmedim deme. Helva yiyecek olsan, zevki lokmayı yutana kadar değildir. Yediğin helvanın vücuduna tesiri vardır."

Bir lokma helva, vücudun bütün organlarına yayılır da medhiye olarak işittiğin söz nefsinin organlarına yayılmaz mı? medih de helvanın tadı gibidir, insana hoş gelir. Ama kibir ve azamete götürmekle Allah'ın rızasından uzaklaştırır. Nefis, övüle övüle Firavun gibi olur. Nefsini hor gör, hakir bulundur. Efendiliğe kalkışma. Allah Teala hazretleri Kur'an-ı Mucizü'l-Beyan'da:

وَعِبَادُ الرَّحْمَٰنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا


"Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, 'selam' der (geçer) ler." (Furkan, 25/63) buyurulmuştur.

İşte Hz. Mevlana nasihatte bulunuyor:

"Hilekar ve mürailerle karşılaşınca sana, 'Ey hilekar, ey mürai' deseler, 'Evet öyleyiz. Hatta dediğinden iki yüz kat fazlayız' de. Sakın kızarak yüzlerine bakma"

Nefsin kibir ve azametini kırabilmek Allah'ın büyük bir ihsanıdır. Ululuktan/büyüklenme çıktıysa Allah'ın rahmetine kavuşur. Ululukta kalırsa şeytanın veziri olur. Şeytanla oturup kalkan cehenneme düşer; nefsini öldüren de Cennete koşmuş olur.

Cüneyd-i Bağdadi hazretleri (ks) buyurdu:

"Nefsin hilesinden kurtulabilmek en büyük nimettir. Çünkü nefis, seninle Allah arasında en büyük perdedir." Onun için, tasavvufta kamil mürşid yol gösterir. Zikir, nefsin ıslahına şeytanın vücut ikliminden kovulmasına sebep olur. Yalnız, çekilen zikrin, gerçek zikir olması lazımdır.

İmam Gazali hazretleri, İhyaü Ulûmiddin adlı eserinde buyurmuş:

"Zikir gerçek olmazsa, ne nefsi ıslah eder ne de şeytanı vücut ikliminden kovar. Gerçek zikir, Allah'ın azametini idrak ettiren bir nuraniyette olmalıdır. Kayalara da yağmur yağar, tarlaya da. Yağmur aynıdır ama kayada ot bitirmez."

İnsanın yapmış olduğu zikirin en kamil olanı namazdır. Namaz kılarken unutttuğunu hatırlıyorsan, kaybettiğini arıyorsan, düşmana cevap hazırlıyorsan, yapacağın işleri planlıyorsan, o namaz, okuduklarında gerçek zikir değildir.

Şu halde iblisi kovmanın çaresi nedir? Çaresi şudur: Takrib/Allah'a yakınlık makamı olan mürşidin sözlerine, rabıtasına devam etmektir. Hatm-i haceganlara katılmaktır. Cemaatin sofilik yönüyle kamil olanları ile bir arada olmaya gayret etmektir. Kötü arkadaş ve boş işleri terk etmektir. Siyaset sohbetleriyle, televizyon ve gazetelerle ömrü heder etmemektir. Salih ve alimlerin arasında bulunmaktır.

Muhteremler!

"Mürşid-i kamillik zordur." Bu sözümüzüde bir misal ile izah edelim:

Ebü'l-Hasan el-Buşencî hazretleri (ks) yaşadığı devirde çiftçinin biri Nişabur'da eşeğini kaybetmiş. "Zahid, kamil bir zat yok mu?" diye medet beklemiş. Halk da "Ebü'l-Hasan el-Bûşencî hazretleri var, onun yanına git" demişler. O da gelmiş şeyhin tekkesine huzura çıkmış ve şeyhe:

-Ben inceledim ve tahkik ettim. Benim eşeğimi sen çalmışsın ey şeyh, onu ver, demiş. Mübarek de,

-Genç yanılıyorsun; ben seni yeni görüyorum. Allah hakkına senin eşeğini ben çalmadım!

Oradakiler de bu adama çıkışmışlar:

-Bu zat mübarek bir kimsedir. Senin eşeğini ne yapsın, demişler. Adam,

-Yok, demiş. Ben araştırdım. Siz bilmiyorsunuz. Eşeği o çalmış!

Şeyh de çok mahzun olmuş. Allah'a yönelmiş. Münacat etmiş. Çok geçmeden eşek tekkenin kapısında anırmaya başlamış. Eşeği kaybolan adamın keyfi gelmiş:

-Vallahi senin çalmadığını ben de biliyordum; hiç şeyh eşek çalar mı?

-Öyleyse neden iftira ettin, diye sormuş mübarek.

-Seni kızdırdım ki, dua edesin de eşek bulunsun! bak, eşek nasıl da geldi, demiş.

Bir başka örnek de şöyle:

Hâce Ali Sirgâni hazretleri şahın mezarının başında yemek dağıtırmış. Bir gün yemeği getirmiş. "Ey Allah'ım, misafir gönder, senin rızan için ona ikram edeyim." diye dua etmiş. Birden bir köpek çıkagelmiş. Hace hazretleri köpeği kovmuş. Mana aleminden bir nida duyulmuş:

-Şahın kabri başında misafir istiyorsun ama gönderdiğimizi de kovuyorsun!

Mübarek derhal yerinden kalkmış, bütün mahalleyi dolaşmış. Ancak köpeği bulamamış. Dağ tepe dolaşmış. Kırlara bayırlara gitmiş. Nihayet köpeği bir köşeye çekilmiş ve uyur vaziyette bulmuş. Elinde avucunda bulunan şeyleri köpeğin önüne koymuş. Köpek yiyeceklere hiç itibar etmemiş.

Hâce Ali hazretleri çok mahcup olmuş. Tevbe istiğfar etmeye başlamış:

-Ey Rabbim, ben tövbe ediyorum. Misafir deyince ademoğlundan zannettim. Bilmedim ki mahlukatın da ikrama ihtiyacı vardır.

O sırada köpek dile gelmiş:

-Ey Hâce Ali, güzel birşey yaptığını mı zannettin? Misafir istiyor, gelince de kovuyorsun, sonra da arkasından kovalıyorsun. Eğer arada şu kabirde olan evliya olmasaydı Allah senin başına ne belalar getirecekti bir bilsen.

Muhteremler!

Yaptıklarımızda ve konuştuklarımızda daima ihtiyatlı ve tedbirli olmak lazımdır. Hadiseleri Allah için görmeli. Senin, benim gözümde değersiz olan Allah katında çok değerli olabilir.

Hz.Mevlana Mesnevi-i Şerif'te anlatıyor:

"Kazvin şehrinin ahalisi vücutlarına iğne ucu batırarak dövme yaptırırlardı.Kazvinli'nin biri hamama girdi, tellakın yanına vardı ve kendisinden güzel bir dövme yapmasını istedi. Tellak ne resmi yapacağını sordu. Adam da kükreyen bir aslan yapmasını istedi. "Sırtıma boynumdan kuyruk sokumuma kadar yap" dedi.

Tellak adamı yüzükoyun yatırdı. Sırtına aslanı yaparken iğneleri adamın vücuduna batırmaya başladı. İğne acısı adamın yüreğine işledi. Dayanamadı ve tellaka sordu:

-Usta, vallahi iğnelerle beni öldürdün. ne yapıyorsun?

-Aslan resmi yapıyorum. Sen bana slan resmi yap demedin mi?

-Dedim, dedim de sen şimdi aslanın neresinden başladın?

-Kuyruğundan başladım.

-İki gözüm benim aslan kuyruksuz oluversin!

Bunun üzerine tellak aslanın başını yapmak üzere adamın omzuna oturdu.Çok geçmeden Kazvinli bağırdı:

-Beyim, acısını ciğerlerime oturttun. Allah aşkına sen aslanın neresini yapıyorsun?

-Kulağını yapıyorum.

-Bizim aslanın kulağı da olmasın. Bu can, bu iğne acısına dayanmıyor.

Tellak iğneyi başka tarafa batırmaya başladı. Kazvinli yine bağırdı:

-Usta! Arslanın neresini yapıyorsun?

-Karnını yapıyorum.

- Bırak onu. Bizim aslanın karnı da olmayı versin!

Tellak şaşırdı; bir aslan yapacak, kuyruğu yok, kulağı yok, karnı yok...

Hiddetlendi ve iğneyi aldığı gibi yere çaldı:

-Kuyruksuz, kulaksız, karınsız arslan olur mu? Allah bile böyle arslan yaratmadı."


Muhteremler!

Hz.Mevlana bunu anlattıktan sonra şöyle diyor:

"Evladım! İslamiyet bir bütündür. Sen bir kısmını yapıp, bir kısmını yapmamakla kendinin kamil olacağını mı zannediyorsun. Dikkat et, hisseni al. İğne acısına sabret ki azgın nefsinin iğnesinin darbesinden kurtulabilesin."

Yani seyrü sülükte lazım olan mücadeleye tahammül et. Nefsini emarelikten/sürekli kötülüğü emreden nefisten tövbeyi emreden hale yükselt. Şeyhine itaat et, zikrine, dersine devam et. Şeyhe itaat etmezsen başsız; zikrine, fikrine, hatmeye uymazsan karınsız; edep ve hayayı takınmazsan kuyruksuz arslan gibi olursun. Sabret ve varlık kaydından çık. Benlik vehminden kurtul. O zaman felek de güneş de, ay da sana hizmetkar olurlar. O zaman Allah Teala her şeyi sana musahhar kılar, emrine verir.



Mehmet Ildırar
Mürşid ve Mürid Hukuku
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/mursid-sayesinde-nefsi-taniyabilmek-t27117.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Mürşid Sayesinde Nefsi Tanıyabilmek
« Cevapla #1 : 11/06/11, 01:11 »
Allahu Teala(c.c) razı olsun.



Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Yeni: Mürşid Sayesinde Nefsi Tanıyabilmek
« Cevapla #2 : 24/06/15, 01:07 »
Allah c.c razı olsun.




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

''ALLAH seni toplasın!" Adım adım 'güvenli internet' ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.102 saniyede oluşturulmuştur


Mürşid Sayesinde Nefsi TanıyabilmekGüncelleme Tarihi: 25/03/19, 08:16 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim