Mürşide Muhabbet - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Mürşide Muhabbet, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 14651 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Mürşide Muhabbet}   Okunma sayısı 14651 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Mürşide Muhabbet
« : 30/08/10, 17:37 »

Sevgi insanın fıtratına konulmuş bir ihsandır. Bu her insanda farklı farklıdır, derece derecedir. Bütün milletlerin gayesi sevgi üzerine kurulmuş bir toplum meydana getirmektir. Sevgi her insanda farklı olarak tezahür eder. Yaratıcı kulların içine sevgi melekesini yerleştirmemiş olsaydı, kullar kahır ve gadaplarından dünyayı yaşanmaz bir hale getirirlerdi ki, sevgisiz olan milletler diğer milletlere bunu reva görmektedirler. Yaratandan ötürü mahlukatı severiz. Kullar birbirini sevmezlerse asıl sevilmesi gereken ve onda fani olunması gereken Yüce Zatı sevemedikleri gibi O’nun tarafından makbul olamaz ve sevilemezler. Mecnun Leylayı severken O’nda fani olarak sevgisini bir merhale öteye götürmüş, aşk,muhabbet derecesini elde etmiş ve ordan basamak atlayarak aşkını Yüce Yaratana dönüştürmüştür.

Her şeyi O’nun tecellilerinden dolayı seven insan bir gün asıl sevgiyi yakalayarak, fani olanları, sönüp gidenleri,batanları ve ayrılanları sevmekten öte , sonsuz sevgiyi kendisinde bulunduran Zatı sevecek ve başka şeylere kalben iltifat itmeyecek ve dönüp O’nun sevgisini kazanmak için mücadele verecektir.Seven sevgili uğruna parasını, zamanını gençliğini, aklını, canını, ruhunu her şeyini O’nun uğruna feda ederken,bize lütfedildi de bütün bunları O’nun uğruna feda edebildik, bize bunları kendi uğruna kullanmayı lütfetti denilecek. Bu sevgi toplumu Resulullah döneminde tesis edilmiştir.Ashab vermeleri gereken her şeyi verip tükendikleri anda O’nun aşkıyla dipdiri dirilmişler ve hayatlarını tamamlamışlardır.

Onlardan birisi Hz Sümeyra Uhudda kocasını, babasını, iki oğlunu feda etmiş,Sonra "Eyne Resulullah" ,"O nerede", O’nun sağ olduğunu görünce , bütün musibetler bana vız gelir, sen sağsın ya kaybettiklerimin ne ehemmiyeti var diyebilmiştir.Resullah sevgisinin tezahürü ki Allah sevginin alametidir.Salihleri sevmek,sıddıklarla beraber olmakta Resulullah sevgisinin alametidir.Her şey birbirine bağlı,halka halka,içiçe geçmiş bir bütün halidir.O’nun kimleri,nasıl, neden, niçin, niye sevdiğini araştıracak bu uğurda tehalük göterecek, O’nun zatıyla beraber, sıfatlarını ve O’na ait ne varsa onları sevecek, her şeyden üstün tutacak,O’nun hoşnut olduğu ve sevdiği fiil, hareket,davranışları yerine getirmeye çalışacak.

O “temizlenenleri”,”takva sahiplerini” severim buyuruyor. O’nun sevgisini elde etmek için O’nun adını bir lahza gönlündün ve dilinden düşürmeyecektir.Abdurrahmanı Taği Hazretleri ;Bana tüm malınızı bağışlasanız, benim nazarımda makbul kimseler olamazsınız. Benim nazarımda ancak nafile namaz kılan kimse makbuldur. buyuruyor.

Resulullah sav ;Bir kulum farz kıldığım amelleri yaparak bana yaktaştığı gibi, hiçbir şeyle bana yaklaşamaz.Kulum nafile ibadetleri ile de devamlı bana yaklaşır.Nihayet onu severim.Ben bir kulumu sevdiğim zaman,(kendisine vereceğim özel durum ile) onun işiten kulağı,konuşan dili,gören gözü,tutan eli,yürüyen ayağı anlayan kalbi olurum.O artık benimle işitir,benimle konuşur,benimle görür,benimle tutar,benimle yürür,benimle anlar.Benden bir şey isterse,istediğini veririm; bana sığınırsa kendisini korurum. (Buhari)

Fahrettin Razi bu hadisi kudsiyi şöyle açıklar; Bir insan samimiyetle Yüce Allaha kulluğa devam ederse, Allahın; “onun gören gözü ,işten kulağı,tutan eli olurum” buyurduğu bir makama yükselir.Yüce Allahın sevdiği kuluna ikram ettiği celal nuru,onda bir kulak olunca,o,yakını işittiği gibi uzağı da işitir.

Bu nur bir kul için göz olunca,o, yakını gördüğü gibi uzağı da görür.Yine Allahın celal nuru bir kulda el olunca ,o kul, zora, kolaya, yanındakine, uzaktakine, çok şeye gücü yeter. (mefatihul gayb.) Bu Allahın veli kullarına verdiği,lütfettiği bir ikramdır. Resulullah sav buyuruyor ki; Allah CC. buyurur ki ;"Benim için birbirini sevenlere muhabbetim hak olmuştur. Benim için birbirini arayıp soranlara muhabbetim hak olmuştur.Benim için birbirini ziyaret edenlere muhabbetim hak olmuştur.Benim için birbirine ikramda bulunanlara muhabbetim hak olmuştur.Benim için meclis kuranlara muhabbetim hak olmuştur." (Ahmed,Müsned-Hakim)

Meclisler toplantılar O’nun için olursa Ziyaretler, ziyafetler O’nun için olursa arayıp sormalar, sevişmeler O’nun için olursa O’da bizim için olur.Başka bir hadisde ise; Size cennet ehli olanlarınızı haber vereyim mi? Bir şehrin (memleketin) öbür ucunda bulunan din kardeşini Allah rızası için ziyaret eden kimse cennetliktir.

İnsan ziyaret için yola çıkarken keramet görmek veya başka bir niyetle değil sırf Allah rızası için ziyarete gitmeli.Hele bu Allahın sevdiği bir Kulu olursa mükafat belki kat kat fazlasıyla arz edilecektir.Muhabbet bir lütfu ilahiyedir ki Allah onu dilediği kulun kalbine ilka eder.Yalnız her şey sebepler dairesinde meydana geldiğinden dolayı muhabbetin tahsili içinde bir takım kaideler konulmuştur.Bunun için büyükler değişik ifadelerle, yollarının gerektiği şekilde en kestirme şekilde mesajlar vermişlerdir.Sevgi muhabbetin içinde bir cüzdür ki onun ileri gitmesinden aşk meydana gelir.

Muhabbet kapsamlı bir tariftir ki marifetin meyvesidir.Kimin marifeti çok ise onun muhabbeti fazla olacaktır.Kimin muhabbeti fazla ise onunda teslimiyeti o ölçüde fazlalaşacaktır.Allah muhabbetini elde etmek için onun şeairine riayet etmek gerekmektedir.

S.Saki hazretleri Muhabbet diyor; “Mürşidi malından,mülkünden,çoluk çocuğundan ve hatta kendi nefsinden daha fazla sevmek, ona değer vermek ve ona güvenmektir."

Bu yolun büyükleri demişlerdir ki:"Gerçek muhabbet, sevgilinin arzu ve isteklerini, kendi nefsinin arzu ve isteklerine tercih etmektir."

Kamil mürşide gösterilen bu muhabbet, esasında Yüce Allah içindir. Bu muhabbet derecesine tasavvufta ‘fenu fiş-şeyh’ denir.Manası, şeyhin muhabbetinde fani olmak demektir.Bu hali elde eden insanın bütün arzusu, mürşidinin sevdiği şeyleri yapmak ve devamlı onun istekleri doğrultusunda yaşamak olur. Kamil mürşitlerin Allah rızasından başka bir arzusu yoktur. Hak yolunda ona tabi olmak Allah ve Resulüne tabi olmak demektir.(Allaha Resulüne ve sizden olan Ulul Emre itaat edin) Bunun için samimiyet ve çok safi bir sevgi gerekir.B u muhabbetin devamı ve bir ileri derecesi Hz.Resulullah s.a.v. Efendimizi bütün benliği ile sevmek ve bütün davranışlarında sünnetine uygun hareket etmektir.Buna tasavvufta ‘Fena fir Resul’ denir.Resulullah Efendimiz kendisinin ne derece sevilmesi gerektiğini şöyle belirtmiştir.

- Allaha yemin ederek söylüyorum ki, ben bir kimseye ailesinden, çoluk çocuğundan, anne babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, o kimse gerçek manada iman etmiş olmaz.

- Hz.Ömer Ya Resulallah nefsimden sonra en çok seni seviyorum deyince ,Allah Resulu;

-Ya Ömer nefsinden daha fazla beni sevmedikçe iman etmiş olamazsın buyurur

Muhabbetin en üst derecesi,kalbi Allahü Tealaya bağlamak ve Ona hakkıyla kulluk yapmaktır. Bütün zikir, fikir, ibadet ve hizmetlerin hedefi Allah sevgisidir.Bu doyumsuz ve ölçüsüz sevgiye ulaşma haline arifler ‘Fene fillah’ mertebesi demişlerdir. Manası, kendi iradesini Yüce Allahın iradesine tabi etmek,Onun emirlerini noksansız yerine getirmek, hep O’nun sevdiğini sevmek,ilahi sevgi içinde kendini kaybetmektir.

Mürşide muhabbet, mümine güzel ibadet yapma şevkini kazandırır. Güzel ibadet, insanı kamil yapar. Kamil insanın hediyesi Yüce Allahın muhabbeti ve cemalini seyirdir.Bundan daha büyük bir nimet var mıdır.?

Şunu da belirtelim ki; muhabbet zorlama ile olmaz. Allahü Teala’dan samimi muhabbet istemelidir. İnsanın iradesiyle yapabileceği şey edep ve saygıdır.Kamil mürşidler terbiye için edep ve saygıyı yeterli görürler.Yeter ki mürid edepli ve sabırlı olsun.(A.Y.Edepleri S. 34.35.36)

Kişi O’nları nefsinden, ailesinden, çoluk çocuğundan, malından her ne ki varsa, hepsinden daha fazla O’nları sevmedikçe muhabbetin kokusunu koklayamaz. Seven sevdiğine tabi olur.Sevginin tezahuru itaatte, boyun bükmekle, O’nun sevdiklerini sevmek ve tazim göstermekle meydana gelir. Sevginin zıddı kahırdır, nefrettir ki insan kahra düşmekten ve onu üzerine çeken sıfatlardan uzaklaşmak zorundadır.

Abdurrahmanı Taği (KS) "Sofi kendi kusurunu görmez, yani şeyhinin üzerindeki lütfunu fark edemezse, şeyhine bağlı olanları sevmezse, ve ne olursa olsun şeyhinin sevgisine herhangi bir şeyi denk tutarsa, bu isterse oğlu, isterse bir kitap olsun, şeyhinin sevgisine denk ve rakip hale geldikten sonra fark etmez, o zaman müridin reddedilmesine yol açan büyük kahır gerçekleşir." (NŞMS.334)

Yine Abdurrahmanı Taği ; "Bizim tarikatımız sevgili uğruna ruhu feda etme yoludur.Bu konuda mürid ne zaman ihmalkar davranırsa durum aleyhine döner.Kalbin şeyhin sevgisi üzerine yoğunlaşması ve şeyhin dışında kalan herkesle – kim olursa olsun - ilgisini kesmesi için gayret edilmelidir.Şeyh Alaaddin Attar KS. “Aşkı daha çok olanın fena alanındaki mertebesi daha yüksektir.” buyuruyor.

Gavsül Azam Hazretlerinin eşiğinde Ali Can ile Sufi Said adlarında iki mürid vardı.Ali Can Gavsül Azam Hazretlerine karşı herkesten çok muhabbet besler,hiç kimsenin muhabbetini onun muhabbetine denk tutmazdı. O kadar ki Gavsül Azam hazretleri ile birlikte Seyyid Taha hazretlerinin ziyaretine varır; fakat orada asla ne teveccüh halkasına girer ve nede sohbete katılırdı. Bir gün Gavsül Azam hazretleri kendisine

“Niye teveccühe ve sohbetlere katılmıyorsun?” diye azarlayınca kendilerine

“Sen buraya yarar sağlamak için geliyorsun, oysa ben buradan hiçbir yarar sağlamak istemiyorum.” diye cevap verdi.

Bu cevabı üzerine Gavsül Azam hazretleri bir daha bu konuda ona başka hiçbir şey söylemedi.Sufi Saide gelince, o şeyh (Seyyid Taha) hazretlerine karşı (Şeyhi Gavsül Azam hazretlerine ) beslediğinden daha büyük bir muhabbet besliyordu. Bu yüzden eksiklik ve hamlık bataklığından kurtulamamış ve Allaha doğru seyir bakımından kemale erememişti. Buna karşılık Ali Can hayatı süresince bu mesafeyi aşarak kemale erebilmişti. (NŞMS:288)

Allahı kullara sevdirin ki Allah da sizi sevsin. Peki Allahı kullara nasıl sevdirilir. Ş.Nakşibend KS, hazretleri.

“Allah bir kulu sevdiği zaman onu dostuna gönderir” buyuruyor.Dostlarını insanlara sevdirmek Allahı kullarına sevdirmektir.Kul önce müminleri sevecek onların dertleriyle dertlenecek onlarda fani olacak ki sevgisi gelişsin, dostları sevsin, mürşidini daha sonra peygamberi sevebilsin. Bünyanı marsus gibi olacak, çelikten duvarlar gibi olacak, parmağın biri yaralandığı zaman bütün uzuv rahatsız olduğu gibi kardeşinin birinin başına gelen bir sıkıntıdan bütün müminler üzülecek veya sevinçli hallerinde sevinilecektir.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Nefsim yed-i kudretinde olan zâta yemin ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!" (Müslim, İman 93, (54); Ebu Davud, Edeb 142, (5193); Tirmizi, İsti'zan 1,)

Hadisi Şerifte selam vererek birbirimizi sevebileceğimiz ve böylece imanımızın olgunlaşma durumunu sağlamış olacağımız ifade edilmektedir.

Gavsı Kasrevi (KS); "Şeyhin sevdiği kimseyi sevmeyen, şeyhini sevmiyor demektir."(S.83,) diyor.

Kişiye ne oluyor ki onlar kabul etmiş dairenin içine çekmişler ama sen O’nun sevdiğini sevmiyorsun ki bu hal kişiyi uçurumun kenarına götürür. Karşılıklı sevginin meydana gelmesi için kişi sevdiğini kardeşine söylemelidir.

“Biriniz kardeşini (Allah için)seviyorsa ona sevdiğini söylesin.” (Ebu Davud)

Sevgide kalbden kalbe bir yol vardır. Gördüğün kişiye kalbin ısındı ve seviyorsa Allah senin sevgini onun kalbine de koyar . Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında bir adam vardı. Derken oradan birisi geçti. (Aleyhissalatu vesselam'ın yanındaki): "Ey Allah'ın Resulü! dedi, ben şu geçeni seviyorum." "Pekiyi kendisine haber verdin mi?" diye Aleyhissalatu vesselam sordu. "Hayır!" deyince,"Ona haber ver!" dedi. Adam kalkıp, gidene yetişti ve: "Seni Allah için seviyorum!" dedi. Adam da: "Kendisi adına beni sevdiğin Zât da seni sevsin!" diye mukabelede bulundu." (Ebu Davud, Edeb 122,)

Muhabbet sevgiden meydana gelir o halde insan önce sevmeyi öğrenmeli ki sonra sevginin doruğu olan aşkı tadıp muhabbet o insanda kökleşsin.

Gavs Hz.ne (ks) muhabbet nasıl elde edilir diye sorulduğunda, "MUHABBET’i kazanmak için sebep; mürşide sık gidip gelmek, hatmelere devam etmek, mürşide rabıta etmek, mürşid sohbeti yapmak gibi şeyler insana muhabbet verir" buyurmaktadır.

Her arabanın şoförü farklı olduğu gibi her zamanın mürşidi de yeni kaideler koyup o zaman için sofilerine en gerekli olan şeyi ifade edebilir. Gavsı Sani hazretleri ise muhabbetin tahsili için gerekli olan üç şartı söyledikten sonra hatme yerine virdi ifade etmektedir.

Gavsı Sani K.S.; Zikre devam ediniz, virde devam ediniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kuran okumak, salavat çekmek, hizmet etmek sevaptır.Fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder. (Gavs-ı Sani (K.S.) Semerkand,ağustos,2002)

Abdurrahmani Taği KS.; "Kimin ibadeti çoksa muhabbeti de daha fazla olur."

Herkes bilsin ki, virdler den,amellerden ve nafilelerden beklenen sevap değil, muhabbettir. (NŞMS.282.)

Allah dostuna aşırı muhabbet Resulullaha sav. muhabbete, Onun muhabbeti doruğa çıktığı zaman da Allah muhabbetine adım atılır.

Abdurrahman-ı Taği (K.S.): "Yolumuz Sevgi ve muhabbet üzerine kurulmuştur. Bu yolun müntesipleri arasına katılan her insan yeter ki inkar etmesin sohbetlerden yararlanır. Büyüklerin himmetiyle cehennem ehli olmaktan kurtulur.İnsanın hiçbir karı olmasa bile,bu sohbet meclislerinde bulunması ona yeter.Zira H.Şerifte;Kişi sevdiğiyle beraberdir,buyurulur. Gavsi Hizani derki ;”Seven sevilir ve yolumuzda sayılır” Bakınız! Kıyamet günü bir kişi getirilir. Bakılır ki amel defteri bomboştur.Kurtuluşuna sevap olacak hayırlı bir ameli yoktur. Adama “Hiç mi hayırlı amel işlemedin?“denilir. Adam; Bir gün bir yerde oturuyordum. Baktım ki üzerime bir gölge düştü. Bu gölgenin sahibi gönül ehli bir Allah dostuydu...der ve boynunu büker. O kişi,bunun üzerine affedilir."(NŞMS.)

Seven sevdiğine tabi olur, öyle olamazsa bile onlarla beraber bulunmak için çaba sarf eder. Evet sevginin doruğu muhabbettir ki; onun menfaati çoktur. Onlarla (Allah Dostlarıyla) beraber düşüp kalkan kötü olamaz, onlarla beraber düşüp kalkan affedilir ve kendisi onların amelini işleyemese bile onlarla beraber bulunur.

Gavsı Kasrevi KS. “Eğer benim 70 senelik amelim olsa Şah-ı Hazne'nin ekmeğini amelimden üstün tutarım.” (Gavsın hayatı,S.33-34) derken sevgide ne aşamada olunabilineceğini gösterir.

Şeyh Seyyid Taha hazretleri; “Eğer müridde tam bir ihlas ve muhabbet ile şeyhe bağlılık vasıfları varsa başına hiçbir hal, hiçbir terslik gelmez. Eğer bu vasıflardan biri eksik olursa sahip göründüğü tüm haller -Allah korusun-istidraçtan başka bir şey değildir” buyuruyor.

Dünyada da ukba dada kendi üzerine bir terslik gelmemesini, sıkıntıya düşmemesini isteyen insan O’nları sevecek ki büyük nimetlere nail olabilsin.
Abdurrahmanı Taği Ks.;

Bağlılıktan başka bir derece iddia eden müridin toprak başına! Çünki bağlılık zahiri bile olsa milyonlarca dereceden daha hayırlıdır. Sebebine gelince bağlılık mahşerde sevgili ile birlikte olmayı, bir sürelik azaptan sonra bile olsa, sevgili ile birlikte cennete girip orada onunla birlikte oturmayı gerektirir ki,bu mazhariyet milyonlarca derece ve makamdan daha hayırlıdır buyuruyor.(NŞMS.338)

Resulullah sav sevenin sevildiğini, kendileri layık bile olmasa, onların bereketiyle dünyadaki beraberliğin ahirette de onlarla beraber bulunulduğunu bakın nasıl anlatıyor. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Aziz ve Celil olan Allah Teala hazretleri Kıyamet günü şöyle diyecek: "Benim celalim adına sevişenler nerede? Gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu günde onları gölgemde gölgelendireyim!" (Müslim, Birr 37, (2566); Muvatta, Şi'r 13, (2952).)

Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah Aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah'ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne şehidlerdir. Üstelik Kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehidler de onlara gıbta ederler." Orada bulunanlar sordu: "Ey Allah'ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver!" "Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah'ın ruhu (Kur'an) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah'a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler. Ve şu ayeti okudu: "Haberiniz olsun Allah'ın dostları var ya! Onlara ne korku var ne de onlar üzülecekler" (Yunus 62). (Ebu Davud, Büyü 78) buyuruluyor.

Gavs Hazretleri ise buyuruyor ki; “İnsanda muhabbet meydana getirmesi yönünden sohbet, Allah sohbeti, nafile namaz dan da, oruç tanda faydalıdır. Sohbetle, Allah’a muhabbet, Allah aşkı meydana gelir Sohbetle Taat ve ibadete iştiyak artar.” (32.Sohbet S.199)

Muhabbeti meydana getirmek için O’nlarla beraber olunacak, düşünülecek, sohbetleri devamlı yapılacak ki onlarda fani olunsun.Kişinin kalbinde ne varsa dilinden o dökülür. Kalblere onların sevgisi yerleştirilsin ki onların sohbeti dillerde terennüm edilsin.

Maide suresinde “Allah onları sever onlarda Allahı -Yuhibbuhhum ve yuhubbune” buyurulmuş.


Demek ki kullara O’nun dostum dediği kulları sevdirdiğimiz zaman Allahı kullara sevdirmiş oluyoruz. Kulun çalışıp gayret ettiğini gördüğünde Allah kulu sever ve kendi sevgisini kulun kalbine yerleştirir. Sonra tüm gökteki melekler ve yeryüzündeki halk onu severler. Seviyorsan seviliyorsun demektir. Sevmeyende sevilmeyende hayır yoktur. Allah kullarını yalancı çıkarmaz. Gavsı kasrevi KS. buyuruyor;

"Peygamber (sav) şöyle buyuruyor “İnsan her kimi seviyorsa (Kıyamette de) onunla beraber (Haşr olacak kiminle arkadaşsa Haşirde de onunla arkadaş olacaktır.)” Öyleyse kimlerle arkadaş olmamız lazım geldiğini, kimleri sevmemiz icap ettiğini bilmemiz lazım; dolayısıyla Hazreti sevmemiz, şeyhleri sevmemiz, Sadat’ı sevmemiz lazımdır ki, Kıyamet gününde de onlarla beraber olup sevdiğimizden menfaat görmüş olalım.(1.sohbet)

Yukarıdaki hadisin müslim'deki rivayetinde şu ziyade var: "Allah Celle Celaluhu, bir kula da buğzetti mi Cebrail aleyhisselam'a: "Ben falancaya buğzettim sen de buğzet!" diye seslenir. Ona Cebrail de buğzetmeye başlar. Sonra Cibril sema ehline nida eder: "Allah Celle Celaluhu falan kimseye buğzetti, siz de buğzedin!" Sonra yeryüzüne onun için buğz vaz'edilir."

Salih müslümanların kelamlarına dikkat et. Onların kalplerinde bulunanlar dillerinden dökülür.Bak bakalım onların gönüllerinde yerin nasıldır. Seviliyor veya buğz mu ediliyorsun ki dolayısıyla Allah katındaki durumunu öğrenmiş olursun. Kendin hakkında ve başka meseleler hakkında dikkat et.Neler hakkında konuşuluyor.Her an uyarıldığını sana işaret verildiğini gözlemle uyanık ol. Bir bakışa bir tokat yediysen zarara girmeye devam edip durma. Çünkü zarara kendi rızasıyla gidene acınmaz. Sen insanlara nasıl muamele edersen, nasıl görürsen öyle görülür ve öyle muamele görürsün.

Seversen sevilir, gadap edersen buğza müstehak olursun. Güzel gören güzel düşünür güzel düşünen hayatından lezzet alır. Başkaları hakkındaki güzel düşünceler, iyi niyetler insanı yüceltir. düşüncesini berraklaştırır, sıkıntılarını giderir ve aynı şeyler kendisine akseder. İnsan Tarikatı Aliyeye sevgiyle, aşkla bağlanmalı ve emirleri muhabbetle yerine getirmeye çalışmalıdır. Eşeği, katırı zorla sürüyen insan gibi olmamalıdır. Sohbetler kitabında buyuruluyor;

“İnsanda muhalefet olmadıktan sonra, Nakşibendi olduktan sonra, nisbet devam eder, kesilmez. Bağdada olsa, dağ dada olsa menfaatı her zaman devam eder. Okunan her fatihaya, yapılan her hatmeye o da dahil olur. İnsan Nakşibendi olduktan sonra,ister mürid ister salik olsun, bütün yapılanlardan istifade eder. Nerede bir hatme yapılırsa hissesi içinde olur. Yeterki Nakşibendi olmaya çalışsın. Şah-ı Nakşibend (K.S.) “Ameli az olan mürid bizden değildir” buyuruyor.

Yani az amel yapan Nakşibendi değil diyor. Nakşibendinin en az ameli 5 bindir. Şah-ı Nakşibendinin beyanına göre vird çekmeyen mürid Nakşibendi değildir. İnsan kendini bu amellerden mahrum etmemelidir. Beş bin vird çeken kimseye bir on hesabıyla ellibin defa Allahın ismini zikr etmiş gibi sevab yazar Rabbül Alemin. Ayrıca Sadatı Nakşibendiye Fatihalarda okunur. Her fatiha okunduğunda, hediye sunulduğunda Sadatın ervahı da orada hazır olur, hediye karşılıksız bırakılmaz. Sadat’da kendilerine hediye edilen fatihaların sevabını karşılıksız bırakmazlar. Ayrıca sevgileri de kazanılır. Okunan fatihalar başta Peygambere (sav) Ciharyarı Güzin hazretlerine de hediye edildiklerinden, Sadatın ervahıyla beraber Peygamberin ve Ciharyarı Güzinin ervahıda hazır bulunur.

Dolayısı ile insan onlar tarafından da tanınmış olur. Tanıyınca da dar zamanlarında yardıma yetişirler. Teslimiyet ve muhabbbet asla karşılıksız kalmaz. Mutlaka hediyesi verilir. İnsan günde iki defa, bir hatmede birde vird çekerken Sadatın ruhaniyetini hazır edip nazarları altına girmelidir. Günde bir veya iki sefer Sadatın nazarı altına giren kimse için korku olmaz. Sadatı Nakşibendi onları bırakmaz. Peygamber (sav) onu yalnız bırakmaz. İnsan uzak durmamalıdır. Tarikata girip de evde oturan, hatmeye gitmeyen kimseyi, ne Peygamber(sav) nede Sadatı Kiram tanır.”(21.Sohbet S.125)

Bu yolun büyükleri kendilerine bağlı olanlardan gafil değildir.Onlara kimse kafa tutamaz.Onlara kafa tutanın işi de başı da saadeti de gider.

“Leyse kemislihi şeyun -O’nun misli gibi bir şey yoktur” buyuruluyor. İnsan öyle bir makama yükselmeli ki bu ayetin manasını anlasın ve ona göre yaşantısına aktarabilsin. Bütün vesileleri atarak hatta O’na ait sıfatlara bile tevecüh etmeden zata yönelebilsin. O’nunla arasında bulunan zulmet perdelerini kaldırdığı gibi nur perdelerini de kaldırsın. Direk zata teveccüh etsin, gül bahçesine girince gülleri görmesin O’nu görsün, nazarını fikrini bir anı seyyale ondan ayırmasın. Ben varken nasıl güle nazar edersin itabıyla karşılaşmasın. O’nunla aramıza neden dünya, nefis, gibi zulmet perdelerini veya sabır, şükür, ibadet gibi nur perdelerini koyuyoruz. Aciziz ve acziyetimizin farkına varamıyor, bazen bunlar maksudu bizzat bile olabiliyor. Bunlar amaç değil vasıta, vesile birer araçtır. Ve “Vesilelere yapışınız “buyurulduğundan O’na doğru seyrü sülük yaparken hamdler, sabırlar taatler, insanlar, dualar, ilimler hepsi birer vesile olduğunun şuurunda bulunarak, hiçbir şey istemeden, ne dünyaya ait ne ahirete ait makamlara, ne şuna ne buna sadece O’na teveccüh edileceği ana kadar vesilelere muhtacız.

Bazen bir anı seyyale Yüce Zattan lütfen ikramen kendi Zatına doğru esintiler yakalanabilse bile bunlar daimi olamamaktadır. Vesilenin arkasındaki vesileyi harekete geçireni Müsebbibül Esbabı görerek, vesilelere takılıp kalmamak gerekmektedir. Sana iyilik yapanı değil o iyiliği yaptırana şükür etmeli ama zahiren iyilik yapana da teşekkür etmelidir. Kullara teşekkür etmeyen Mabudu Hakikiye şükredemez. Bir şey ikram edip cömertlik yapanın gönlüne ikramda bulunmayı gönlüne O koydu. İkram eden asıl cömert olan O’dur. Getirip veren mecburi olarak getirip veriyor içine konulan sevki tabii ile vermesi gerekeni mecburi olarak veriyor. O halde getirip verene teşekkür O’na da şükür etmek gerekmektedir. Kör adamın önündeki taşı göremeyip taşa takılıp kılıyorsa taşın ne suçu vardır.

Sana tokat atana aynıyla tokat atmak veya tokatın kimin eliyle geldiğini görmek için dönüp bakmak veya tokatın O’ndan geldiği şuuru içinde hakikatta tokat atan O’dur, kimin eliyle geldiğinin ne ehemmiyeti vardır deyip, mecazdaki tokan atana dönüp bakmamak ve karşılık vermeden muhatap bile almamak gerekir ki bu sadır meselesidir.

Satırdan konuşan ve yazanlar ancak bunun edebiyatını yaptıkları halda sadırdan konuşanlar özün özü, lübün lübünü yakaladıklarından, hayret makamında dilleri lal olmuş olduğundan ifade edemez belki işaretlerlerle bunu ifade etmeye çalışırlar. Herkes Allahı nasıl tanıyor ve hüsni zan içinde veya su-i zan içinde bulunuyorsa O’nu o şekilde bulacaktır.Neye müstahaksa öyle muamele görecektir. Kudreti sonsuz olan yüce yaratıcıya kendi dar çerçevenden değil O’nun engin ezel ve ebed, zahir ve batın olan, O’nun bize muhabbeti rahmeti nisbetinde O’na dayanarak, acizlik ve fakirlik içinde olduğunu idrak ederek O’nun için olmaya çalışmak.



Mehmet AYDIN


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/murside-muhabbet-t23155.0.html;all



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı tevhidim

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 49
  • Konu: 3
  • Derviş: 10318
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #1 : 30/08/10, 17:48 »
Allah bu muhabbeti kalblerimize yerle$tirsin...



$ bunun yerine bari s yazsak(ş harfiniz yok anlaşılan).Yönetim



Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #2 : 31/08/10, 00:26 »
Amin.
Allah(c.c) razı olsun.


 :X06



Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.585
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 363
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #3 : 31/08/10, 00:43 »

Rahman razı olsun.

 :X06


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı Sehl

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.912
  • Konu: 208
  • Derviş: 2261
  • Teşekkür: 16
    • Gönül Hanesi..
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #4 : 31/08/10, 02:17 »
Allah razı olsun kurbanım  :X06 :X06



Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #5 : 31/08/10, 02:30 »
Hased, ateşin odunu yaktığı gibi iyilikleri yakıp yok eder.
Keşke bunu hayatımızın her saatinde düşünüp ona göre hareket etsek.
öle olsaydı insanlar birbirlerine daha samimi ve riyasız olurdu...

Muhammedden oldu muhabbet
                     Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl.... Allah celle Celaluhu razı olsun selam ve dua ile..


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı _menzil

  • Üye
  • **
  • İleti: 103
  • Konu: 34
  • Derviş: 8915
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #6 : 31/08/10, 02:49 »
 X:01



Ey Rabbim, canımızı gafletle alma, kâmil imanla al. Şeytanın şerrinden halas eyle. Karanlık toprağın soğukluğundan haberimiz yok. Işık olarak amel-i salih nasip eyle. Enbiya-i zîşanın şefaatine, evliya-i izamın himmetine nail eyle. Sâdâtın üzerimizdeki emeklerini zayi etme. Amin...

Çevrimdışı tevhidim

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 49
  • Konu: 3
  • Derviş: 10318
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #7 : 31/08/10, 16:01 »
aliskanlik ya kusura bakmayin $ bazen yazilmazsa yanlis kelimeler çikiyor ortaya bu yûzden kendimizi bôyle alistirdik, hakkinizi helal edin



Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.197
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #8 : 07/11/10, 02:51 »
Yuhibbuhhum ve yuhubbune

 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı n.yolcusu

  • Üye
  • **
  • İleti: 54
  • Konu: 8
  • Derviş: 11230
  • Teşekkür: 0
    • www.nuruahlal.com
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #9 : 07/11/10, 18:48 »
 X:01 kardeş.
Yazıyı okurken aklıma risale-i nurlarda geçen şu mebhas geldi.

Altıncı İşaret: Enbiyâ ve evliyâya Kur'ân'ın tarif ettiği tarzda muhabbetin neticesi: O enbiyâ ve evliyânın şefaatlerinden berzahta, haşirde istifade etmekle beraber, gayet ulvî ve onlara lâyık makam ve füyüzâttan o muhabbet vâsıtasıyla istifâza etmektir. Evet,  sırrınca, âdi bir adam, en yüksek bir makama, muhabbet ettiği âlî-makam bir zâtın tebâiyetiyle girebilir.  32. söz.



Çevrimdışı adnantaha

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 362
  • Konu: 0
  • Derviş: 9736
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #10 : 07/11/10, 19:20 »
 X:01 güzel bılgıler  dı emeğınıze sağlık



Çevrimdışı berigel_beri

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 460
  • Konu: 181
  • Derviş: 6330
  • Teşekkür: 6
Cevaplandı: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #11 : 08/11/10, 01:31 »
 X:01 :X06



Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.197
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Okundu: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #12 : 27/05/12, 03:26 »
Mürşide muhabbet, mümine güzel ibadet yapma şevkini kazandırır. Güzel ibadet, insanı kamil yapar. Kamil insanın hediyesi Yüce Allahın muhabbeti ve cemalini seyirdir.Bundan daha büyük bir nimet var mıdır.?

Şunu da belirtelim ki; muhabbet zorlama ile olmaz. Allahü Teala’dan samimi muhabbet istemelidir. İnsanın iradesiyle yapabileceği şey edep ve saygıdır.Kamil mürşidler terbiye için edep ve saygıyı yeterli görürler.Yeter ki mürid edepli ve sabırlı olsun.(A.Y.Edepleri S. 34.35.36)

 :X06 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı Mostar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 891
  • Konu: 21
  • Derviş: 3265
  • Teşekkür: 3
Okundu: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #13 : 28/05/12, 11:03 »
 :gül: X:01


RABBİMİZ " Soracak : " BEN Hep Seninleydim , Ya Sen Kulum Kiminleydin ???

Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.585
  • Konu: 1902
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 363
Okundu: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #14 : 18/03/13, 17:09 »


Alıntı
S.Saki hazretleri Muhabbet diyor; “Mürşidi malından,mülkünden,çoluk çocuğundan ve hatta kendi nefsinden daha fazla sevmek, ona değer vermek ve ona güvenmektir."

Bu yolun büyükleri demişlerdir ki:"Gerçek muhabbet, sevgilinin arzu ve isteklerini, kendi nefsinin arzu ve isteklerine tercih etmektir."


Bu muhabbetin neresindeyiz....

Allah razı olsun

 


Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 

Çevrimdışı Şekerlik

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 778
  • Konu: 136
  • Derviş: 17204
  • Teşekkür: 99
Yeni: Mürşide Muhabbet
« Cevapla #15 : 22/04/15, 19:28 »
Abdurrahman-ı Taği (K.S.): "Yolumuz Sevgi ve muhabbet üzerine kurulmuştur. Bu yolun müntesipleri arasına katılan her insan yeter ki inkar etmesin sohbetlerden yararlanır. Büyüklerin himmetiyle cehennem ehli olmaktan kurtulur.İnsanın hiçbir karı olmasa bile,bu sohbet meclislerinde bulunması ona yeter.Zira H.Şerifte;Kişi sevdiğiyle beraberdir,buyurulur. Gavsi Hizani derki ;”Seven sevilir ve yolumuzda sayılır” Bakınız! Kıyamet günü bir kişi getirilir. Bakılır ki amel defteri bomboştur.Kurtuluşuna sevap olacak hayırlı bir ameli yoktur. Adama “Hiç mi hayırlı amel işlemedin?“denilir. Adam; Bir gün bir yerde oturuyordum. Baktım ki üzerime bir gölge düştü. Bu gölgenin sahibi gönül ehli bir Allah dostuydu...der ve boynunu büker. O kişi,bunun üzerine affedilir."(NŞMS.)

 


Kerem et bir busecik bastığın topraktan. Dökülsün hasret yaprağı aşk ağacından. Baki.


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Diyebilicek miyim?. . "C-Ç" Harfi İle Başlayan Deyimler Ve Açıklamaları .. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.479 saniyede oluşturulmuştur


Mürşide MuhabbetGüncelleme Tarihi: 08/12/19, 21:45 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim