Müşahade - Akaid ve Fıkıh Bilgileri-2016/Dervisler.Net Gönül Kapısı/
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.905 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 144.957 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22687 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Müşahade, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2135 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Müşahade}   Okunma sayısı 2135 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.166
  • Konu: 795
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Müşahade
« : 18/10/12, 00:21 »
İmanın Lezzetinin Tadıldığı Nokta: Müşahade

Müşahede, kalbin bütün şüphelerden arındığı ve tam bir sükûnetle huzur bulduğu makamdır. Allahu Teâlâ, zâtının tanınmasını, ilahi sevginin tadılmasını ve islam'ın güzelliğine ulaşılmasını iki temel esasa bağlamıştır:

1- İman,

2- Zikir.

İlâhî hüküm şöyledir: "Allah kendisine yönelenleri hidâyete erdirir. Onlar, gerçek olarak iman edenler ve kalbleri Allah'ın zikriyle sükûnete eren kimselerdir. Dikkat edin!

Kalbler ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur, huzur bulur." (Ra'd, 28.)

Rabbini tanımak için yaratılmış bir kalbin bunlardan başka bir şeyle huzur ve sükûn bulması mümkün değildir. Efendimizin (s.a.v) beyanı ile, kalbin ilacı ve cilası zikirdir. Bu zikirlerin en üstünü, "la ilahe illallah" zikridir.( Tirmizî, Deavât, 9; İbnu Mâce, Edeb, 55; Hâkim, Müstedrek, l, 498.)

Arifler, gerçek tevhidin, ancak sahih bir iman, ilme uygun amel ve kalbin zatî zikre ulaşmasıyla elde edileceğini belirtmişlerdir.

İmam Rabbânî (k.s), bu mühim konuya şöyle değinir: "Kalbin Allah'tan gayri her şeyi unutacak derecede zikir içinde kaybolması ancak, ehl-i sünnet akidesi üzere hak mezheplerin hükümleriyle amel etmek suretiyle elde edilir. Bu, peşine düşülecek en büyük hedeftir. Cenâb-ı Hakk ile sükûn bulup selîm hâle gelen kalp sahipleri, eşyaya nazar ettiklerinde, onları değil, yaratanı hatırlarlar ve varlıklar ile perdelenmezler. Ne kadar düşünseler, bizzat eşyaya ait bir vücud ve unvan akıllarına getiremezler. Her şeyde ilâhî tecellileri müşahede ederler. Buna "fenâ-i kalbî" denir. Tarikatta ilk basamak budur ve diğer velayet kemâlatları bunun üzerine gelişir.( Bkz: İmam Rabbânî, Mektûbât, l, 278. Mektub.)

Yine İmam Rabbânî (k.s), demiştir ki: "Kişi sevdiği ile beraberdir."( Hadis için bkz: Buhârî, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165; Tirmizî, Zühd, 50; Hâkim, Müstedrek, IV, 171.) hadisi gereğince, Allah'ı seven arifler de hep O'nunla beraberdirler. Onlar, halkın içinde bulunsalar da Hakk'tan kopmazlar. Zahiren halkın arasındadırlar fakat, bâtın ve kalbleriyle Cenâb-ı Hakk ile beraberdirler. Kul ile Rabbi arasında asıl perde, kulun nefsidir. Bu âlem bizzat murad olacak bir şey değildir ki kalbe perde olsun. Kul, kendi nefsinin derdine düşerse Rabbinden gafil kalır. Bu durumda kalbe, Yüce Zâtın muhabbeti girmez. Cenâb-ı Hakk'ın muhabbeti öyle bir devlettir ki o ancak mutlak "fena hâli"nin gerçekleşmesinden sonra elde edilir. Buna ulaşmak, Zatî tecelliye bağlıdır. Bu tecelliye mazhar olan arif, her işini ihlas üzere, sırf Rabbinin rızâsı için yapar. Nefsini, cenneti ve cehennemi düşünmez. Bu mertebe, "mukarrabûn" sınıfına giren zatların mertebesidir.( Bkz: imam Rabbânî, Mektûbât, l, 24. Mektub)

Mevlâna Hâlid Bağdadî (k.s.), zatî zikrin ne demek olduğunu şöyle belirtmiştir: "Zikir, kalbten başlayarak ruh, sır, hafi, ahfâ ve nefs-i natıka üzerinde yapılarak bütün vücûdu sardığında "zikr-i sultanî" ismini alır. Zikr-i sultanî; zikrin insanın bütün vücûdunu sarması, hatta bütün eşyada hissedilmesidir."( Bkz: Esad Sâhib, Buğyetü'l-Vâcid, 149.)

Demek ki, bütün amellerin esası görülen "ihlas" ve hepsinin hedefi olan "tevhid", felsefe ve edebiyatla değil, kalbin bu derece ilâhî muhabbet ve zikir ile dolmasından sonra hâsıl olmaktadır. Bu muhabbetin meyvesi güzel kulluktur ve o derecede bir zikrin sonucu edebtir.

Ehli Sünnet vel Cemaat -  Dr. Dilaver Selvi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/musahade-t31963.0.html



"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Okundu: Müşahade
« Cevapla #1 : 18/10/12, 00:36 »
 Allah c.c razı olsun...



Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Okundu: Müşahade
« Cevapla #2 : 18/10/12, 15:19 »
Allah (cc) razı olsun kurban. 



Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''

Çevrimdışı önemsiz

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 425
  • Konu: 6
  • Derviş: 18352
  • Teşekkür: 4
Okundu: Müşahade
« Cevapla #3 : 11/04/13, 02:31 »
Allah (c.c) razı olsun "merhamet" kardeşim...
Bu kadar önemli bir konuya sadece iki kardeşimizin duyarlılık göstermesi çok acı bir şey...
"İnsan bazen düşünüyor bu ve buna benzer diğer konular okundu mu acaba" diye...
Şüphesiz bazı kardeşlerimiz daha önceden okudukları için pek ehemmiyet vermemiş olabilirler ama, tekrar-tekrar okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olduğu için zaten D. Selvi tarafından da kaleme alınmış...

Alıntı
İmam Rabbânî (k.s), bu mühim konuya şöyle değinir: "Kalbin Allah'tan gayri her şeyi unutacak derecede zikir içinde kaybolması ancak, ehl-i sünnet akidesi üzere hak mezheplerin hükümleriyle amel etmek suretiyle elde edilir. Bu, peşine düşülecek en büyük hedeftir. Cenâb-ı Hakk ile sükûn bulup selîm hâle gelen kalp sahipleri, eşyaya nazar ettiklerinde, onları değil, yaratanı hatırlarlar ve varlıklar ile perdelenmezler. Ne kadar düşünseler, bizzat eşyaya ait bir vücud ve unvan akıllarına getiremezler. Her şeyde ilâhî tecellileri müşahede ederler. Buna "fenâ-i kalbî" denir. Tarikatta ilk basamak budur ve diğer velayet kemâlatları bunun üzerine gelişir.( Bkz: İmam Rabbânî, Mektûbât, l, 278. Mektub.)

Yine İmam Rabbânî (k.s), demiştir ki: "Kişi sevdiği ile beraberdir."( Hadis için bkz: Buhârî, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165; Tirmizî, Zühd, 50; Hâkim, Müstedrek, IV, 171.) hadisi gereğince, Allah'ı seven arifler de hep O'nunla beraberdirler. Onlar, halkın içinde bulunsalar da Hakk'tan kopmazlar. Zahiren halkın arasındadırlar fakat, bâtın ve kalbleriyle Cenâb-ı Hakk ile beraberdirler. Kul ile Rabbi arasında asıl perde, kulun nefsidir. Bu âlem bizzat murad olacak bir şey değildir ki kalbe perde olsun. Kul, kendi nefsinin derdine düşerse Rabbinden gafil kalır. Bu durumda kalbe, Yüce Zâtın muhabbeti girmez. Cenâb-ı Hakk'ın muhabbeti öyle bir devlettir ki o ancak mutlak "fena hâli"nin gerçekleşmesinden sonra elde edilir. Buna ulaşmak, Zatî tecelliye bağlıdır. Bu tecelliye mazhar olan arif, her işini ihlas üzere, sırf Rabbinin rızâsı için yapar. Nefsini, cenneti ve cehennemi düşünmez. Bu mertebe, "mukarrabûn" sınıfına giren zatların mertebesidir.( Bkz: imam Rabbânî, Mektûbât, l, 24. Mektub)

Ve bunlara dair bir müşahede :

Alıntı
Demek ki, bütün amellerin esası görülen "ihlas" ve hepsinin hedefi olan "tevhid", felsefe ve edebiyatla değil, kalbin bu derece ilâhî muhabbet ve zikir ile dolmasından sonra hâsıl olmaktadır. Bu muhabbetin meyvesi güzel kulluktur ve o derecede bir zikrin sonucu edebtir.





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Can sağolsun Şırnak İli Baraj ve Göletleri ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.068 saniyede oluşturulmuştur


MüşahadeGüncelleme Tarihi: 25/05/18, 02:17 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim