Müslümanın Batıla Karşı Tavrı Ne Olmalı? - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.643 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Müslümanın Batıla Karşı Tavrı Ne Olmalı? , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2572 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Müslümanın Batıla Karşı Tavrı Ne Olmalı? }   Okunma sayısı 2572 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30

“Küfre rıza küfür, günaha rıza günahtır!”

“O, size kitap’ta şunu indirdi: Allah’ın ayetlerine küfredildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze geçmedikçe yanlarında oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Doğrusu, Allah münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.”(Nisâ: 140)

Engellenmediğiniz kötülük size dönecektir

Günümüzde bazı televizyon, radyo, dergi, gazete, gibi medya organları vasıtasıyla insanın ahlakını yozlaştıran, imanını zedeleyen; fıtrata ters, ahlak dışı görüntüler ve aklı bozacak fikirler, insanımızın kalbine oluk oluk akıtılmaktadır. Diğer taraftan, kişiyi imansızlığın pençesine düşürebilecek, İslam’ın hükümlerini basite alan sosyal medya tartışmaları ile zihinler bombardıman altına alınmaktadır. Bu gibi durumlarda, bir Müslüman olarak tavrımızı belirlememiz ve tepkimizi ortaya koymamız gerekmektedir.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede: “Onlar, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff; 8) buyurarak, bunlara sebep olanların tüm çalışmalarının boşa olduğunu müminlere haber veriyor.

Asıl konumuza gelelim. “Peki, bir mümin imanına ve dinine yapılan saldırılara karşı nasıl bir tepki ortaya koymalıdır? Ahlaksızlık, fuhşiyat ve küfrün yaygınlaşması için çalışan kişi ve kurumlara karşı nasıl bir tavır takınmalıdır? Karşılaştığımız yanlışlar karşısında tutumumuz nasıl olmalıdır?”

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Sizden her kim; bir kötülük görürse eğer gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse diliyle düzeltsin. Onu da yapamazsa hiç olmazsa kalbiyle buğzetsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir.” (Tirmizi, İbni Mace)

Başka bir hadiste ise Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır: “Allah, bir topluma azap indirdiğinde, azap o toplumda bulunan herkese isabet eder. Sonunda, niyetlerine göre tekrar diriltilirler.” (Buhari)

Bir toplumda kötülük çoğaldığında, o toplum içerisinde yaşayan iyi kimselerin, güçleri oranınca bu kötülüğü engellemeleri gerekir. Allah-u Zülcelâl ayet-i kerime şöyle buyurmaktadır: “Sizden sadece zalim olanlara isabet etmekle kalmayan bir fitneden sakınınız!” (Enfâl; 25)

Bu gibi kötülükleri eliyle ve diliyle değiştirmeye gücü yetenlerin, sadece kalben buğzetmekle yetinmeleri doğru olmaz. Çünkü Müslüman olarak bizlerin, kötülük karşısında bütün sınırları zorlayarak, kötülüğü ortadan kaldırmak için elimizle ve dilimizle mücadele etmemiz gerekmektedir. Elimizle ve dilimizle savacağımız bir kötülük karşısında, kalben buğzetmekle yetinirsek bu buğzetmemiz bizi, Allah katında mesul olmaktan kurtarmadığı gibi o kötülükten dolayı, dünyada bizlere musibet isabet etmesi de kaçınılmazdır.

Kötülüğün manevi zararları bir yana, bir toplumda işlenen kötülükler çoğaldıkça sonunda bizi, ailemizi ve bütün Müslümanları gelip bulacaktır. Hele bu iletişim çağında, her türlü etkileşim içerisinde bulunduğumuz toplumun yıkıcı tesirinden salim kalmamız mümkün değildir. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığı, ancak yolunu şaşırmışların tarzıdır. Bir Müslüman asla bu şekilde düşünemez.

Bir gün Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, etrafındakilere şöyle der: “Sizden birisi kendini küçük düşürmesin!” Bunun üzerine “Ya Rasulallah sallallahu aleyhi vesellem” derler. “Bizden biri kendini nasıl küçük düşürür?” Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz şöyle cevap verir: “Kötü bir durum görür. Orada Allah için bir söz söylemesi lazımdır. Fakat o, bir şey demez. Allah ona kıyamet günü ‘Şöyle şöyle demene engel olan neydi?’ der. O kimse, ‘İnsanlardan korktum’ deyince, Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: ‘Asıl benden korkman gerekmez miydi?” (İbn-i Mace)

Sonuç olarak, ayet-i kerimenin ifadesiyle, birer fitne olan kötülükler karşısında; korkmadan, yılmadan, taviz vermeden, bütün sınırları zorlayarak, elimizle, dilimizle, toplum ve fert bazında mücadele etmemiz emredilmektedir.

Küfre rıza küfür, günaha rıza günahtır

Allah-u Zülcelâl, bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır.“O, size kitapta şunu indirdi: Allah’ın ayetlerine küfredildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze geçmedikçe yanlarında oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Doğrusu Allah münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (Nisâ; 140)

Bu ayet-i kerimenin muhatabı; gerek gerçek manada iman etmiş, imanını zahiren gösteren ve gerekse münafık olan herkes içindir.
Ayetin zahirine baktığımızda, Allah’ın ayetleri ile alay etmek küfür olduğu gibi, o esnada onların yanında oturmanın, yapılan kötülüğe rıza göstermenin, tepkisiz kalmanın da küfür olacağı anlaşılıyor.

İslam âlimleri, küfre razı olan kimsenin kâfir olacağına ve dinî yönden hoş olmayan bir kötülüğü görüp de ona razı olanın, o kötülüğü yapanların arasında tepki göstermeden bulunan kimsenin, bilfiil o kötülüğü yapmasa bile günah bakımından yapanlardan bir farkı olmadığına hükmetmişlerdir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Bir topluluk içinde, bir adam kalkar da bir takım çirkin hareketler işlerse o topluluktakiler de ona mâni olmaya güçleri yettiği halde mâni olmazlarsa ölmeden Allah onlara belâ verir.” (Müslüman Şahsiyeti; s. 216)

Günümüzde Müslümanların çoğunun bilmedikleri, çok önemli bir mesele ile karşı karşıyayız. Dikkat edilmelidir ki küfür ehli gibi olmak, hem günah hem de küfür yönünden onlar gibi davranmaktır. Yani, sadece iman etmek yeterli değildir. Müslüman, davranış ve tavırlarını da İslam’ın emrettiği, Müslümanların örfü, davranış kalıpları ne ise ona göre davranmalıdır. Hele başka din mensuplarının veya herhangi bir inanç taşımayanların, giyimlerini, hareketlerini ve ortamlarını paylaşmak, kişiyi dini açıdan şüpheli hale düşürmektedir.

Allah’ın ayetlerini inkâr eden, alaya alan veya bir kötülük esnasında oradan kalkıp gidebilecek iken gitmeyen yada tepki göstermeyen insan, elbette onların küfrüne ve günahına ortak olur.

Bir rivayette, Ömer b. Abdülaziz radıyallahu içki içen bir gurubu, cezalandırmak için yakalattı. Onları yakalayanlar, Ömer b. Abdülaziz radıyallahu anhuya şöyle dediler: “İçki içenlerle birlikte oturan, fakat onlarla içki içmeyen, üstelik oruçlu olan bir adam vardı.” Ömer b. Abdülaziz radıyallahu anhu bunun üzerine, cezaya önce o adamla başlamış ve: “Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz…” (Nisa; 140) ayetini okumuştur.

Buna göre, günaha rıza göstermek günahtır ve günahı işleyenle o günaha rıza gösteren kimseler, cezada eşittirler. Her ikisi de birlikte helak olurlar. Elbette her ikisi arasındaki benzerlik, bütün sıfatlarda bir benzerlik değildir. Sadece onunla beraber oturmuş olduğu için zahiren onun gibi olmuştur. İşte, bu zahire göre olan hükümdür. Tıpkı şairin dediği gibi: “Her arkadaş, arkadaşına uyar.”
Günah işleyenlerle beraber oturmamak, onlardan uzaklaşmak gerekli olduğu gibi bid’at ehlinden, heva ve hevesine göre hareket edenlerden uzaklaşmak, elbette daha önceliklidir.” (Kurtubi Tefsiri)

En son tepki buğzetmek

Huzeyfe radıyallahu anhu şöyle demiştir: “Karşılaştığı kötülüğü eliyle, diliyle veya bunlara gücü yetmediği takdirde kalbiyle değiştirmeye çalışmayan bir kimse, yaşayan bir ölü gibidir.”

Mesela, eğer, “İsrail, Filistin’de zülüm yaptığı için İsrail’e buğzediyorum” diyorsanız, aynı zamanda elinizden geldiği kadar bu zulmün toplum ve dünya kamuoyu açısından bilinmesine, kınamasına ve asıl engellenmesine gayret etmelisiniz. Ayrıca, İsrail mallarından uzak durabilir, en azından dolaylı destek vermemiş olursunuz. Aksi halde, elinizle değiştirmeye gücünüzün yettiği bir kötülüğü, buğzetmekle geçiştirmeye çalışmış olursunuz ki bu sizi Allah katında mesuliyetten kurtarmayacaktır.

Sonuç olarak kişi, hangi konumda olursa olsun gücü nispetinde, işlenen kötülüklere ve günahlara karşı tepki göstermelidir. Eliyle veya diliyle önleyeceği bir kötülüğe karşı, insanın sadece “Kalben buğzediyorum” diyerek yetinmesi, kendisini avutmasından başka bir şey değildir.

Mümin, kötülüğü ortadan kaldırmak için yapması gerekenleri yapar, eğer yapacak bir şeyi kalmamışsa son olarak kalbiyle buğzeder. “Allah’ım ben bu yapılandan razı değilim, bundan uzağım” der. Unutulmamalıdır ki bir Müslüman’ın kötülük karşısında göstereceği en son tepkisi, kalben buğzetmektir.
 

Abdülbaki TOPAL
Gülistan Dergisi
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/muslumanin-batila-karsi-tavri-ne-olmali-t31707.0.html




Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Karşılaştığı kötülüğü eliyle, diliyle veya bunlara gücü yetmediği takdirde kalbiyle değiştirmeye çalışmayan bir kimse, yaşayan bir ölü gibidir.
Allah (cc) razı olsun inşâAllah. 



Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Beyninizi güçlendirmek için... Özü Buldum Sözü Buldum ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.14 saniyede oluşturulmuştur


Müslümanın Batıla Karşı Tavrı Ne Olmalı? Güncelleme Tarihi: 23/11/19, 04:22 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim