Namazımızın Namaz Olması İçin Neler Yapabiliriz?... - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Namazımızın Namaz Olması İçin Neler Yapabiliriz?..., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1721 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Namazımızın Namaz Olması İçin Neler Yapabiliriz?...}   Okunma sayısı 1721 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Güllere Hasret

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.296
  • Konu: 1265
  • Derviş: 364
  • Teşekkür: 121
Namazımızın 'Namaz' Olması İçin Neler Yapabiliriz?

--------------------------------------------------------------------------------

1-)Namazın özü ve mânâsı nedir?

Namazın özü, Cenâb-ı Hakk’ı tesbîh, ta’zîm ve O’na şükürdür. Evet, tesbîh, tekbîr ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedir. Ondandır ki, namazdaki bütün hareketlerde ve zikirlerde “Sübhân”, “Elhamdülillah” ve “Allahu Ekber” sözlerinin manaları gizlidir. Bediüzzaman Hazretleri’nin de ifade ettiği gibi, iftitah tekbîrinden selam vereceğimiz ana kadar biz, hemen her an söz, hal ve tavırlarımızla ya “Sübhân” deyip Cenâb-ı Hakk’ı takdîs eder, ya “Elhamdülillah” sözüyle hamd ü senâ hislerimizi seslendirir ya da “Allahu Ekber” diyerek O’na ta’zimde bulunuruz. Namaza başlarken söylenen tekbîre, ibadete onunla başlandığı için “iftitah tekbîri” dendiği gibi; namaz içinde bazı şeylerin yapılması bu tekbîrle haram kılındığı için ona “tahrim tekbîri” ya da “ihram tekbîri” de denmiştir. Aslında bu tekbîr, mâsivaya ait her şeyi kendine haram kılarak harem dairesine adım atma, bütün dünyevîlikleri kapının dışında bırakma ve yalnızca Sultan-ı Kâinat’a teveccühte bulunma adına bir söz vermedir. O andan itibaren, namazın bütün dakikalarına, saniyelerine ve saliselerine tesbîh, tahmîd ve tekbîr ruhunu işleme, bir manada bütün bütün namaz kesilme ve adeta namazlaşma ahdi demektir. Melekler, bu sözün gereğini yerine getirerek namazını ikâme eden bir âbidin âlem-i misâle yansıyan resmini çizseler, ihtimal ortaya namaz çıkar; o insan ancak mücessem bir namaz kesilmiş olarak resmedilebilir.
Namazı hakkıyla ikâme etmek istiyorsanız, tekbîrle beraber mâsivâdan sıyrılmalı ve gönlünüzü sadece O’na açmalısınız. Dudaklarınızdan dökülen her kelimeye şuurunuzun mührünü basmalısınız. Mesela, “Elhamdülillah” derken, bu sözün ne mana ifade ettiğini iyi bilmeli, onu derinlemesine mülahazaya almalı, “Kimden kime olursa olsun bütün hamd ü senâlar, bütün minnet ve şükürler Allah’a (Tebâreke ve Teâlâ) aittir; bu hakikati ilan benim vazifem, Hâlık-ı Kâinat’ın da hakkıdır.” diye gürlemelisiniz. Böylece, o söz, Cenâb-ı Allah’a yükselirken üzerine yüklediğiniz o derin manalarla beraber yükselmeli. O’nun Rahmân ve Rahîm olduğunu ilan ederken, yine aynı derin duygularla dolmalısınız. Namaz sizin için de bir mi’rac olmalı ve siz Rasûl-ü Ekrem (sas) Efendimiz’in Mi’rac’da duyduğu hakikatleri kendi idrak ufkunuzdan duymaya çalışmalısınız. Selam verir vermez de huzurun adabına riayet edememiş olma endişesiyle bir kere daha ellerinizi kaldırmalı, yine o mübarek kelimeleri otuz üçer defa tekrarlamalısınız. İşte, namazı böyle engin duygu ve düşüncelerle ikâme etmek gerekiyorsa, onu geçiştiremezsiniz.


--------------------------------------------------------------------------------
2-)Namazı hissetmek için ne yaptınız?

İman ve namaz aynı döl yatağında neş’et etmişlerdir; namaz, imanın ikiz kardeşidir. İman, dinin ve diyanetin nazarî yanını teşkil eder; o nazarî yanın takviye edilmesi ve tabiatın bir derinliği haline getirilmesi ise ancak başta namaz olmak üzere diğer ibadetlerle mümkün olur. Bu itibarla da, denebilir ki; namaz pratik imandır, iman da nazarî bir namazdır. Dini yalnızca bir vicdanî kabulden ibaret görenler ve ibadet ü tâatı devreden çıkaranlar, mesleklerini din kategorisi içinde mütalaa ettikleri halde hiç farkına varmadan şirke girmekten kurtulamamışlardır. Evet, dinin direği namazdır. Namaz, mü’minin günde en az beş defa içine girip temizlendiği sonsuzluğa doğru akıp giden bir tövbe ırmağı ve arınma kurnasıdır. O, savaş meydanında mücadelenin kızıştığı en tehlikeli anlarda bile hakkı verilmesi gereken çok önemli bir vazife, emin bir sığınak, mühim bir kurbet vesilesi ve en kısa bir vuslat yoludur. Namazın bu hususiyetlerinden dolayıdır ki, Asr-ı saadetten günümüze kadar Hak dostları onu hayatlarının merkezine koymuş ve farzları ikâme etmekle yetinmeyerek her gün yüzlerce rek’at nafile kılmayı itiyad haline getirmişlerdir.


--------------------------------------------------------------------------------
3-)Rükû insana tevazuyu öğretir

Namaz, insan için bir karakter eğitimidir. Namazla birçok şeyi öğreniriz. İşte bunlardan biri rükûdur. Rükû bize alçak gönüllü olmayı, hataları bir daha tekrar etmeme kararlığını hatırlatır.

Rükû insana tevazuyu öğretir. Rükû insanın ‘toprak’ gibi olmayı öğrenmesinin ilk basamağıdır. İnsanlar toprağın üzerine bastığı halde toprak öylesine mütevazı ve fedakârdır ki; daima bütün varlıkları doyurmaya ve ikrama devam etmektedir.

Kötü duygu ve düşünceleri olumlu yöne ve hakiki olana secde ettirme haline nefsi kurban etme denilir ki bu durum da en yoğun şekilde hak olan Allah’a teslim olma O’nunla bütünleşerek doğru duygu, düşünce ve karakter özelliklerini seçme kararını aldığımız secde halinde yaşanır.

Secde noktasında Allah’a yakınlaşma, dünyadan tamamen uzaklaşıp, Allah’tan başka her şeyi gönülden çıkarmakla mümkün olur. Niyazi Mısrî, “Vasl-ı Hak’ı isteyen cân u cihanı terk eder” diyerek Allah için dünyayı ve canı aşmanın önemini vurgulamıştır. Kıyamda hatalarını fark eden, rükûda hatalarından dolayı pişman olup gözyaşı döken, hatalarını bir daha tekrar etmeme kararı veren insan secdede Allah’ın isimleriyle yakınlığı ve bütünlüğü yakalayabilecektir. “Secde et ve yaklaş.” Başka bir ifadeyle namaz kılan insan, secde noktasında Allah’a en yakın olduğu bir durumu tecrübe etmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ‘secde et ve yaklaş’ buyurularak, bedenlerimizin secde etmesi canı da Hakk’a yaklaştırmaktadır. Bu yakınlaşma, kalbin Hakk’a secdesi miktarıdır.

Merdivenin basamakları gibi kıyam, rukû ve secde insanın içindeki olumsuz duygu düşünce ve arzuları “RAB” ismiyle terbiye ederek karakter gelişimine hizmet ederler. Her basamakta ayrı bir karakter eğitimi söz konusudur. Kalbini hakiki olana rukû ve secde ettirme halini yaşayan bir kişinin namazı, kendisini çirkin fiillerden ve akla sağduyuya aykırı olan her türlü şeyden alıkoyacaktır.



alıntı
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/namazimizin-namaz-olmasi-icin-neler-yapabiliriz-t3449.0.html




Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Allah cc razı olsun kurbanım... :X06


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Bu şiir bitmez... igneyi önce kendime batirdim... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.177 saniyede oluşturulmuştur


Namazımızın Namaz Olması İçin Neler Yapabiliriz?...Güncelleme Tarihi: 22/09/19, 14:18 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim