Nohut.......“Ya yaa” diye başladı Hafız emmi söze. “Çok kötü günlerdi o günler - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.059 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.636 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22907 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Nohut.......“Ya yaa” diye başladı Hafız emmi söze. “Çok kötü günlerdi o günler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3535 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Nohut.......“Ya yaa” diye başladı Hafız emmi söze. “Çok kötü günlerdi o günler}   Okunma sayısı 3535 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.736
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
“Ah bire gardaşım, Allah o yılları bir daha göstermesin. Neydi o öyle, ne açlıktı. Gene de rızk bir yerlerden geliyordu lakin. Demi Hafız emmi”
Hafız emmi özbek sarığı ile sarılı başını manalı manalı sallamıştıbakarak etrafındakilere. Orada oturanlar Hafız Emminin diyeceklerinden çok; doksanını geçmiş tepeden tırnağa ap-ak olan ve yine kendisi gibi ap-ak birine emmi demesi ve esas hoş olanı, Hafız Emminin de O’na “yeğenim” demesiydi.
“Ya yaa” diye başladı Hafız emmi söze. “Çok kötü günlerdi o günler. Allah bir daha göstermez inşaAllah yeğenim” dedi. Osman emmi ile aralarında yirmi beş-otuz yaş olduğu halde, hiç birbirinden farkı görünmeyen Hafız emminin, kendisi gibi pamuk bir ihtiyara “yeğenim” demesi gerçekten çok ilginç gelmişti oradakilere. Osman emmi göz ucu ile Hafız emmiyi takip edip, başka diyeceğinin olmadığına emin olunca devam etti söze.
“N’edeceğimi şaşırmıştım artık. Oğlan eskerlik de, ben, bizim hatun, gelin ve beş torun eddi mi sekiz, üç de bacım ile iki yetimi, etti on bir nüfus. Aman gardaşım sanki sana garazı var çocukların. Önlerine ne goysan öyle yiyorlar. Acıkdıklarından deel de garazlarından yerler. Belki de bana öyle gelir. Heç unutmam. Her bişey tükenmiş idi evde. Sadece evin önündeki bahçeden iki güne bir yolduğumuz turupcuk otu. Onu da gavurgaç eder etmez havada kapışıyorlardı çocuklar. Ama sunu da demek gerek ki, çoğu zaman, her gün topladıkları da oldu turupcuk otunu. Üce Irabbım her biseyi almış, sanın ki, o sene otlara bereket vermiş idi. Dağ daş turupcuk, ısırgan, yarpuz, soğukluk otu. yığınla. Amma yeyince garın ağrıması da olmasa, gıtlık deme. Amma ve lakin, her zaman da aynı otlar yenmiyor gardaşım.”
“Heç bişey galmadı dediydim ya sözümün başında. Essahdan da yenecek bisey galmadıydı,çocuklar bana saldıracakmış gibi gelmeye başlamış idi. N’edeceğimi, nere gedeceğimi bilmeden, heç kimseye de demeden çıkdım evden. Delirdiydim herhal. Bir gün yol geddim. Açlık yol gederken de heç çekilmez imiş gardaşım. Heç çekilmez imiş. Hele ki yol kenarlarından epey; ışkın, yemlik ve eşkimecek topladım. Aklımda heç geri eve dönmek yokdu. Allah vekil, geri dönmek için çıkmamış idim evden. Dedim ya delimserek bir halim vardı. Ben bile farkında idim nasıl olduğumun. Daralıyordum, heç bir yerde duramıyordum, getmek, çekip getmek geliyordu içimden. N’edeceğimi nereye gideceğimi bilmeden, düşünmeden getmek. Ben de öyle yaptım. Başımı aldım, çekip gettim. İkinci gün Andırın’ı bitice geçtiydim ki aklıma babamın dostu Bekir Ali emmi geldi. Bir defa gettiydik de babamınan. Pekmezinen buğday değişdiydik o taraf köylerde. Sonra da Bekir Ali emminin evinde galdıydık. Eyi dostuydu babamın ırahmetlik.” Aşşanın adamını bilirim amma bu Bekir Ali’yi çıharamadım yeğenim” dedi Hafız Emmi.
“Hani çeltikde bir Andırın’lı zehir tenekesiynen su içdiydi de zehirlendiydi bir zaman da, bizim köylüler Gadirli’ye zor ulaştırdılardı, öyle gurtulduydu zavallı, işte onlardan emmi. Hani bizim deli ibraama bir hatun gişi getirdiydik kadını ölünce de, o da deli çıkdıydı da sen götürdüydün babamnan ya emmi köylerine. O köyden olur.” “Hııımm... bildim” dedi Hafız Emmi.
“Bekir Ali emmim beni görünce nasıl sevindi heç anlatamam. Hemen babamı sordu. Geçindi emmi altı sene evvel dedim. Siline siline ağladı, beni gucakladı da. Oturur-oturmaz yemeklediler beni. Herhal iki-üç ay olduydu yufka ekmek yemeyeli. Goca bir sahan gatıklı dövme aşıynan, ben deyim üç, siz deyin dört ekmek yedim. Canına mı siner gardaşım, canına mı siner heç. Her ekmek bölüşümde bir çocuk, her kaşık çalışımda diğer bir çocuk aklıma gelir de, yediğim beynime gider ellaham. Her zaman “ne hızmata geldiydin” diye soran Bekir Ali emmi bişeycikler sormadı. Ben de demedim nereye gedip nereden geldiğimi. Hoş ben de bilmem ya nereye gettiğimi. Gıtlıkla nasıl ettiğimizi sordu da, heç bir cuvaba gadir olamadım. O anladı halimden ki; “şurada yarım çuval bir nohut var yeğen giderken götür, çocuklara, bir-kaç öğün savarsınız. Buralarda da hal aynı, olanını veren utanmamış cennetliğimin aslan teberiği” dedi.
“Aman gardaşım, o başını alıp da çekip geden, bir daha da geri dönmeyecek olan ben deeldim o zaman. Oturamaz oldum da battı baa oralar. Emmi müsaade edersen ben gedem dedim. Bekir Ali emmi “ Bu acelen ne arhadaşımın teberiği. Sabah ola hayrola. Hele bir sabah olsun. Akşamın hayrından, sabahın şerri evladır derler. Yat hele bugün burda” dediyse de, yol ver ba emmi, gedem dedim. Durabilirmim heç gardaşım. Durabilinir mi. Nohut torbasını kavradım boğazından da, sırtıma atıp yola çıkışım bir oldu. Beni göreydiniz bir. Ne sevinirim, ne sevinirim gardaşım, değme keyf bende. Bir gelirim ki eve doğru. Hep düşlerim hızlı hızlı yürürken, çocukların haşlanmış, kavrulmuş nohudu nasıl kapışa kapışa yemelerini de içimden ne idüğünü bilemediğim bişeyler akar gider.”
“Nohudu sırtıma aldığım o hızınan, bir yerlerde kondum mu konmadım mı bilmiyom gayrı. Sabah ışımaya az galdıydı. Artık guşlar ötüşmeye başlamış idi sabah serinliğinde. Biraz sona da bizim kevenni belden aşağı döndüm. Ev aşağıda göründü de keyfim bin kat daha arttı. Bayır aşağı inerken biti de hızlandım. Yorulmamış idim heç. Bir-gaç gün evvel yağan yağmur yumuşacık etmiş tarlayı. Aşağı doğru inerken hafifden ayağım gömülür toprağa da, ondan bile keyf alırım. Keyflendikçe de, aşağı doğru koşuyorum sayın siz beni. Ah gardaşım ahh... Olacağın önüne geçilmez. Üce Irabbım neyi takdir eddiyse o olur. Daha ötesi yok bunun. Ayağım bir gaymaz mı... Nasıl oldu, nasıl düştüm bilemem onu gayrı. Bildiğim, yüzüm aşağı yatar buldum kendimi. Nohut torbasının ağzı acık dı da, heç bırakmadığımdan fark edemedim mi. Yoksa düşünce mi boşandı, onu da bilemem. Yüz üstü yatarım ve kulağımda caavvvv diye bir ses. Geddi gardaşım. Getti nohut. Hele torbada bir avuç da galsın ya. Hele bir çukurcuk olsun da, oraya bir avuç dolsun . Sonacıma bir deynek uzansın oraya, bir odun parçası olsun da arkasına dursun bir avuç. yok gardaşım yok. Heç bir yerlere, bir avuç bile durmadan, bayır tarlaya aşşa saçıldı nohut. Gıtlık gısmetedir gardaşım. Gıtlık oldu mu, depeden tırnağa olur imiş. Yatarım ben öyle. Yatmayıp da n’edem. İşte o zaman anladım ki, ben kahamaz halde yorulmuşum da, bilmez imişim. İnanın kahamadım epey. Davranmadım mı kalkmaya. Elbet davrandım birkaç defa. Amma kahamadım gardaşım. Garşı köylerden sabah ezanı ohunmaya başlayınca topladım kendimi biraz. Kalktım eve endim zor güç. Sevindi evdekiler. Gelin garşıladı beni, “ana babam gelmiş” deyi sesleyerek. Nohut getiriyodum kızım. Aha yoharı tarlada düştüm, yere saçıldı. Get toplayabilir isen topla gızım. Harmanın önüne aşşa saçıldı” dedim. “Sevinerek getti gelim “toplarım hepisini baba üzülme sen” dedi. “ Gurtlara guşlara gıtlık deelmi gardaşım. Goyarlar mı heç. Bir tane goymamışlar, toplamışlar guşlar sabah sabah. elinde bir avuç nohudunan geri geldi gelin.”
“Ah bire gardaşım. Gıymetini bilmek gerek bu günlerin. Şu bol nimeti şükürsüz bırakmamak gerek” dedi ortaya henüz hazırlanan siniyi göstererek. Gözlerini silerek sakalını sıvazladı. “Deel mi Hafız emmi” diyecekti belki hafız emmiye döndüğünde. Fakat Hafız Emminin, yüzünde kaybolmuş gözlerinden, pamuk yığını gibi ak sakalına dökülen siğim siğim yaşları görünce sustu.
Odadakilerin bir kısmı “Allah bu günümüzü aratmasın” dedi geri kalanıda “Amiinnn” diyerek katıldı duaya.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/nohutya-yaa-diye-basladi-hafiz-emmi-soze-cok-kotu-gunlerdi-o-gunler-t881.0.html



Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .

Çevrimdışı Kemter

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.602
  • Konu: 298
  • Derviş: 13332
  • Teşekkür: 57
   X:01   kurban  amin amin amin Rabbim bu gunlerimizi aratmasin


Tekbir Davettir,Secde ise Ilan-i ASK...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)

♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.197
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
 “Allah bu günümüzü aratmasın” amiin
 


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

U harfi ile başlayan Şifalı Bitkiler Sözlüğü Ashabı Bedr ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.094 saniyede oluşturulmuştur


Nohut.......“Ya yaa” diye başladı Hafız emmi söze. “Çok kötü günlerdi o günlerGüncelleme Tarihi: 17/11/19, 07:35 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim