O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22915 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 5919 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma}   Okunma sayısı 5919 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Aç bu kulun gözlerini!
Abdullah bin Mübarek hazretleri “rahmetullahi aleyh”, büyük İslam âlimlerindendi.

Bir gün, huzuruna bir a’ma gelip;
- Efendim, dua buyurun da gözlerim açılsın, diye rica etti.

Kırmadı adamı.
Ellerini açıp;
- Yâ Rabbi, aç bu kulunun gözlerini, diye dua etti.

Anında açıldı adamın gözleri.

Merv şehrinde yıllarca fıkıh ve hadis okutmuş, yanında nice fasık kimseler, hidayet bulmuştu.

Dersine, günahkâr ve kötü huylu bir kimse de geliyordu ki, bir ara gelmez oldu derslere.

Abdullah bin Mübarek hazretleri çok üzüldü onun derslere gelmeyişine.

Yakınları;
- O, kötü huylu biriydi zaten, niye üzülürsünüz efendim? dediler.

Cevabında;
- O zavallı bizden ayrıldı ama kötü huyları ayrılmadı kendisinden, buyurdu. Halbuki yanımızda az daha kalsaydı, kötü huylarını burada bırakıp da tertemiz giderdi. Ona üzülüyorum.

Takva yoksa…

Bu zat bir sohbetinde;
- Bir kulun takvası yoksa, Hak teâlâ o kula zerre kadar kıymet vermez, buyurdu.

Ve ekledi:
- Yine din ilmi yoksa, onun da hiç değeri olmaz Hak katında. Ama sırf ilim de yetmez.

Sordular:
- Başka ne lazım efendim?
- Eğer hilm sahibi değilse, yanı insanlara yumuşak davranmıyorsa, o ilmin ona faydası olmaz.

Ve ekledi:
- Eğer mahlukata merhamet etmezse, Allahü teâlâ da ona merhamet etmez.

Şöyle bitirdi:
- Halis mümin odur ki, her günahtan kaçınır. Kimseyi incitmez ve kalb kırmaktan titrer.
 
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/o-kerim-zatin-hizmetinden-sakin-ayrilma-t31474.0.html;topicseen




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #1 : 30/07/12, 20:55 »
Ahirete hazırlan!
Hasan-ı Basri hazretleri “rahmetullahi aleyh”, nasihat isteyen bir gence;
- Ahirete hazırlık yap, buyurdu. Sağlamlar hasta olur, gençler ihtiyarlar. Ecel, herkesi bir gün yakalar. Günahtan çok sakın ki, günahın karşılığı, ateş olur o günde.

Ve sordu ona:
- Bir yılanı ateşte yanarken görsen, kurtarır mısın oğlum?
- Elbette kurtarırım efendim.

- Onun yanmasına yüreğin dayanmaz değil mi?
- Evet efendim.

- Öyleyse sen kendini de ateşe atma evladım. Cehennem insanlar için yaratıldı.

Delikanlı sordu:
- Yanmaktan nasıl kurtulurum efendim?
- Doğru iman sahibi olursan, yanmazsın Cehennemde.

Dünya üç gündür

Bir gün de bir sevdiğine;
- Dünya üç gündür, buyurdu. Dün, bugün ve yarın. Dün gitti, geri gelmez. Yarın henüz gelmedi, belki de gelmeyecek. Öyleyse bugünü değerlendir.

Şöyle devam etti:
- Dostunun çokluğuna da güvenme kardeşim. Zira öldüğünde yalnız kalacaksın. Kabre yalnız girersin, yalnız dirilirsin. Münker ve Nekir'e, yalnız cevap verirsin kabirde.

Sözüne devamla;
- Hesap ve Mizanda da yalnız olur ve yalnız çıkarsın Sırat'ın üzerine.
Sana buralarda yoldaş olacak bir tek şey var.

Adam sordu:
- O nedir efendim?
- İhlas ile yaptığın amellerindir.

Kimseyi ayıplamayın!

Bir gün de;
- Kimseyi ayıplamayın, buyurdu. Yoksa aynı hatayı siz de işlersiniz.

Ve ilave etti:
- Hadis-i şerifte mealen; “Bir kimse bir Müslümanı, tövbe ettiği bir kusurundan dolayı ayıplarsa, o kimse o kusuru işlemeden ölmez” buyuruluyor.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #2 : 30/07/12, 20:56 »
Ahireti görsem de
Amir bin Abdullah hazretleri “rahmetullahi aleyh”;
- Ahireti görsem de imanımda ve ibadetimde bir artma olmaz, buyururdu sevdiklerine.

Devamlı ağlamaktan, pek çok geceleri uyumaz, ölüm ve ahireti düşünürdü sadece.

Hiç uyumayıp hep ağladığını görünce;
- Niçin uyumuyorsunuz? diye sordular.

Cevaben;
- Cehennemin harareti uykumu kaçırıyor, buyurdu. Cehennem, yakmak için insan beklerken rahat uyuyanlara şaşıyorum.

Bir cenaze görseydi, kendinden geçer, ahiret hallerini düşünürdü içinden.

Şöyle ki;
Ölüm meleği ruhumu güç mü alır, kolay mı? Kabre girdiğimde mezarım vücudumu sıkıp da kemiklerimi birbirine geçirir mi? Sual meleklerine nasıl cevap veririm? Amel defterim sağımdan mı verilir, yoksa solumdan mı? Hep bunları düşünüp, kendinden geçerdi.

Ağlayıp yaş akardı gözlerinden.

Ahirette en zor şey

Bir gün bazı sevdiklerine;
- Ahirette en zor şey nedir, biliyor musunuz? diye sordu.

- Bilmiyoruz, nedir efendim? dediler.
- En zor şey, kul hakkıdır, buyurdu.

- Neden zordur efendim?
- Çünkü Allahü teâlâ kendisiyle ilgili günahları affedebilir, ama kul hakkını affetmez.

- Peki ne yapalım hocam?
- Şimdiden helallaşın. Alacaklı olsanız da ahirette alırım demeyin. Helal edin gitsin. Ahirete bir şey kalmasın.

- Neden efendim?
- Çünkü hiç belli olmaz. Belki de o haklı, siz haksızsınız. Herşeyin doğrusu o gün meydana çıkacak.

Şöyle bitirdi:
- O gün, kendini alacaklı zanneden nice kimseler, borçlu çıkıp hüsrana uğrayacaktır.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #3 : 30/07/12, 20:56 »
Akıllı olmanın alameti
Bir gün Hasan-ı Basri hazretlerinden “rahmetullahi aleyh” nasihat istediler.

Onlara;
- Hiç bir kul var mıdır ki, attığı her adımdan hesaba çekilmesin? buyurdu. Mutlaka hesaba çekileceğiz.

Şöyle devam etti:
- Aklı olan insanın tek derdi, Cehennemden nasıl kurtulurum? sorusuna cevap arayan ve bunun endişesini yaşayıp, çaresine bakandır.

Derin bir nefes aldı:
- Akıllı insan her an bunu düşünür, bunu dert eder kendine. Ve hiçbir şeye bu kadar ehemmiyet vermez.

Ahmak olmanın alameti

Ve ilave etti:
- Onun akıllılığı şundan belli olur ki, gece gündüz ahiret hazırlığı içindedir.

Sordular:
- Ahmak olmanın alameti nedir efendim?
- Ahmak olanın da tek derdi, oyun ve eğlencedir. Bu dünyanın bir gün biteceğini, sonra sonsuz olarak ahiret hayatının başlayacağını düşünmez.

Ve ilave etti:
- Bunu düşünmemesi, ahmaklığına en büyük delildir.

Benden niçin kaçıyorlar?

Bir sohbetinde de;
- Kardeşlerim, Müslüman mütevazı olmalı, hata ve kusurları kendinde aramalı, buyurdu.

Ve ekledi:
- Kusuru başkasında arayan kimse, insanlar arasında sevimsiz olur. Herkes ondan kaçar, dost edinemez ve yalnız kalır. Sonra da Bu insanlar niçin benden kaçıyorlar? der. Daima kendini haklı gördüğü için kaçtıklarını düşünemez.

Şöyle devam etti:
- Kul, kendini haksız ve kusurlu bilmedikçe ve başkasını bırakıp, kendine dönmedikçe, bu yolda zerre kadar yükselemez.

Şöyle bitirdi:
- Kusuru kendinde arayan kimse, başkasına bakmaya vakit bulamaz zaten.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #4 : 30/07/12, 20:56 »
Ama ben istemiyorum
Behlül Dânâ “rahmetullahi aleyh”, Harun Reşid devrinde yaşayan Allah dostu ve hâl ehli bir Veli’dir.

Aslen Kûfe'li olup, Bağdat'ta yaşadı.
Harun Reşid, bu zatı kıymetli tutuyor, nasihatleri ile ferahlıyordu.

Bir gün Onu görünce;
- Ey Behlül, nicedir seninle görüşmek istiyordum, dedi.

O ise hiç oralı olmayıp;
- Ama ben hiç istemiyordum, buyurdu.

Harun Reşid kızmadı buna.
Hatta hoşuna gitti ve;
- Bana biraz nasihat eder misin, dedi.

Ölüm, en büyük nasihatçı

Behlül Dânâ “rahmetullahi aleyh”;
- Sana ne diyeyim ey hükümdar, bir şu sarayına bak, bir de kabristana, buyurdu. Bundan ibret alamayan, başka neden alır ki?

Ve ekledi:
- Ölümden daha büyük nasihatçi yoktur.

Ve devam etti:
- Ey müminlerin emiri! Senin halin ne olacak? Yarın huzur-u ilahiye çıkacak, her amelinden hesaba çekileceksin. Verecek cevabın varsa, iyi, yoksa otur da cevap hazırla!

Ben henüz gencim

Bir gün de, bir genci görüp;
- Ömür, çok kıymetli bir sermayedir, buyurdu. Onu boşa geçirme.

Genç umursamadı:
- Ben henüz gencim efendim.

Mübarek zat acıyarak baktı ona:
- Bu gençlik böyle devam eder mi sanıyorsun?

- Etmez mi efendim?
- Etmez tabii. Vaktiyle ben de senin gibi gençtim. Ama bak, şimdi yaşlandım. Geçmişte boşa geçirdiğim zamanlarıma üzülüyorum. O günleri arıyor, ama bulamıyorum.

Delikanlı sordu:
- O günleri bulsaydınız, ne yapardınız?
- İslamiyet’i öğrenir, başkalarına da öğretirdim.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #5 : 30/07/12, 20:56 »
Artık dersinize gelmeyeceğim
Abdullah bin Mübarek hazretleri “rahmetullahi aleyh”, âlim ve Veli bir zat idi.

Nice kararmış, hatta ölmüş kalbler, Onun sohbetleriyle aydınlanır, hayat bulurdu.

Talebesinden Sehl bin Abdullah vardı ki, yakışıklı bir genç olup, çok takva sahibiydi.

Bir sabah derse geldiğinde;
- Artık dersinize gelmeyeceğim, dedi hocasına.

Abdullah bin Mübarek hazretleri;
- Niçin? diye sorunca da;

- Bugün buraya gelirken, kapı önünde çok ayıp bir hadise vuku buldu, dedi.

Büyük Veli merak etti:
- Nasıl bir hadise?

Benim Sehl’im, Benim Sehl’im!

O, sıkılarak arzetti gördüğü hadiseyi:
- Tam kapıya yaklaşmıştım ki, sizin evin kızları dama çıkmış, oradan bana seslenerek, Gel gel diye işaret ediyor ve herbiri gülerek; Benim Sehl'im, benim Sehl'im diye, beni kendilerine çağırıyorlardı.

Abdullah bin Mübarek hazretleri anladı meseleyi.

O gece bütün talebeleri toplayıp;
- Haydi Sehl'in cenazesine gidelim, buyurdu.

Evine varınca, vefat etmiş olduğunu gördüler gerçekten.

Talebeler çok şaşırıp;
- Efendim, siz Sehl'in öleceğini nasıl bildiniz? diye sordular.

Dünkü hadiseyi anlatıp;
- Benim hiç kızım yok, Sehl'in o gördükleri, Cennet hurileriydi, buyurdu. Vefat edeceğini öğrenip, Onu kendilerine davet etmişler.

İhlasın alameti

Bir gün de bazı dostları;
- İhlasın alameti nedir efendim? diye sordular bu zata.

Cevabında;
- İhlaslı Müslümanı methetseler, hiç sevinmez, buyurdu. Çünkü Onun insanlarla işi yoktur. O, yalnız Allah rızasını düşünür. Onu kazanmaya bakar. Her işini, Allah emrettiği için yapar ve sevabını Ondan bekler.

Şöyle devam etti:
- İyi amellerini unutur, ama günahları hep gözünün önündedir. O, insanlardan yüz döndürmüş, Hakk’a vermiştir gönlünü. Rabbine ibadetle geçirir ömrünü.
 



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #6 : 30/07/12, 20:57 »
Ateşe dayanacağın kadar
Davud-i Tai hazretleri “rahmetullahi aleyh”, büyük Velilerdendir.
Bir gün biri nasihat istedi Ondan.

Buyurdu ki:
- Bu dünyada ne kadar kalacaksan, dünya işlerine de o kadar çalış. ahirette ne kadar kalacaksan, ona da o kadar gayret göster. Ateşe ne kadar dayanabiliyorsan, o kadar günah işle. Allahü teâlâya ne kadar muhtaçsan, Ona da o kadar ibadet eyle, buyurdu.

Bir gün pazara çıkıp, hurma gördü bir satıcıda.
Almak istedi. Ama parası yoktu.

- Bana bir dirhem kıymetinde hurma ver. Parasını yarın vereyim, buyurdu.

Veresiye satmıyorum

Ancak satıcı tanımıyordu Onu.
- Veresiye satmıyorum, dedi cevap olarak.

Bu cevabı alınca ayrılıp gitti oradan.

Komşu satıcılar;
- Sen ne yaptın? dediler. O zat Davud-i Tai hazretleri idi.

Adam çok üzüldü yaptığına.
Bir kesenin içine bin dirhem koyup koştu arkasından.

Yetişip keseyi arzedince;
- Benim bunlarla işim yok, buyurdu. Ben, nefsime haddini bildirmek istemiştim. Meğer bir dirhem bile itibarı yokmuş. Bunu o da anladı.

Gönlü öldüren zehir

Bir günkü sohbetinde;
- Kardeşlerim, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan itikada uymayan fena, bozuk itikatlar, imanlar, gönlü öldüren bir zehirdir, buyurdu.

- Zehir midir efendim? dediler.
- Evet. İnsanı sonsuz ölüme, ebedi azablara götürür.

- İbadette gevşeklik olursa efendim?
- İbadetlerde tenbellik ve gevşeklik olursa, affolunabilir. Ama itikatta gevşek davranmak affolunmaz.

- Hikmeti ne hocam?
- Çünkü âyet-i kerimede mealen; “Şirki, yani küfrü asla affetmeyeceğim. Diğer bütün günahları, istediğim kimselerden affederim!” buyuruldu.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #7 : 30/07/12, 20:57 »
Bana zarar yapar mısın?
Abdullah bin Mübarek “rahmetullahi aleyh” hazretleri, bir gün şunu anlattı sevdiklerine:

Bir ateşperest ile birlikte bir yerde çalışıyorduk.

Namaz vakti gelince;
- Ben namaza duracağım. Bana bir zarar yapar mısın? diye sordum.

Cevaben;
- Hayır, söz veriyorum ki sana bir zarar yapmayacağım, dedi.

Ve ekledi:
- Bu hususta müsterih ol.

O böyle söyleyince, namaza durdum.
Gerçekten de ahdinde durdu ve bir fenalık yapmadı bana.

Sonra, ateşperestin ibadet vakti geldi.
O da, benden teminat istedi bu konuda.

Ben de ona;
- İbadetini rahat rahat yapabilirsin. Benden sana zarar gelmez, dedim.

Fakat o, ateş yakıp da karşısında secdeye varınca dayanamadım.
Din gayretim galebe çaldı.

Ahdine vefa eyle!

Tam üzerine hücum edecektim ki, o esnada bir ses duydum gaibten.
“Söz vermiştin, ahdine vefa eyle!” diyordu.

Hemen geri çekildim.
Ama o farkına varmış bu işin.

Secdeden kalkınca;
- Sen bana hücum edecektin ki, birden geri çekildin, dedi. Niçin öyle yaptın?

Cevaben;
- Rabbim beni ikaz etti, dedim.

- Nasıl ikaz etti?
- Söz vermiştin, ahdine vefa eyle! diye ikaz etti beni.

O bunu işitince, kelime-i şehadeti okuyup Müslüman oldu.

Sebebini sorunca;
- Senin ilahının hak olduğunu anladım, dedi.

- Nasıl anladın ki?
- Çünkü senin ilahın, düşmanı için dostunu azarladı. Onun hak mabud olduğunu bundan anladım.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #8 : 30/07/12, 20:57 »
Behlül’e söyle, işimize karışmasın!
Behlül Dânâ hazretleri, şehirde dolaşıp, rastladığı kimselere nasihat ediyor, yanlış iş yapanları görürse, ikaz ediyordu.

Bu hâl, çoklarının hoşuna gitse de rahatsız olanlar da vardı.
İşte bunlardan birkaçı Halifeye gidip şikâyet ettiler bu Veli’yi.

- Behlül'e söyleyin, işimize karışmasın, dediler. Bizim günahımızdan ona ne?

Ve eklediler:
- Her koyun, kendi bacağından asılır, söyleyin, o kendi işine baksın.

Harun Reşid, hazret-i Behlül'ü saraya çağırıp;
- Ey Behlül, halk senden şikâyetçi, diye haber verdi.

Hazret-i Behlül sordu:
- Ne diyorlar?
- İşlerimize karışmasın. Her koyun, kendi bacağından asılır, diyorlar.

- Pekâlâ, deyip çıktı saraydan.

Kendi bacaklarından astı

Bir kaç koyun alıp, kesti onları.
Ve bacaklarından astı herbirini bir sokağın başında.
İnsanlar bunu görüp, önce bir şey anlamadılar.

Alaylı alaylı;
- Ne olacak, delinin yapacağı iş bu kadar olur, dediler.

Fakat, birkaç gün sonra etler kokmaya başlayınca iş değişti.
Pis koku, giderek dayanılmaz hâl aldı artık.

Öyle ki, kötü kokudan insanlar nefes alamaz hale gelmişlerdi.
Hatta kokudan mahallede durulmaz olmuştu ki, halifeye koştular yine.

- Ey halife, Behlül'e söyleyiniz. Astığı koyunların kokusundan bizar olduk, dediler.

Halk senden şikâyetçi

Harun Reşid, çağırdı hazret-i Behlül’ü.
- Ey Behlül, hak senden şikâyetçi.
- Neden şikâyetçilermiş?

- Köşe başlarına astığın koyunlardan.
- İyi ama onların dediğini yaptım ben. Her koyunu kendi bacağından astım. Niye şikâyet ediyorlar ki?

- Ama pis kokudan rahatsız olmuşlar.
- Evet, ben de onu anlatmak istedim onlara. Demek ki, bir kötünün zararını, bütün bir mahalle halkı çekermiş. Herhalde anlamışlardır.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #9 : 30/07/12, 20:58 »
Ben buna lâyık değilim
Habib-i Acemi hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” bir kulübesi vardı ki, orada gece gündüz ibadet ederdi Rabbine.

Bir gece elbisesinin söküğünü dikiyordu ki, bir ara iğnesini düşürdü elinden.
Ancak iğneyi görebilmek için çok ışık lazımdı.

O iğneyi düşürdüğü anda gün gibi aydınlandı kulübe.
İğneyi kolayca görüp aldı.

Ama çok utanmıştı.

Yüzünü ellerliyle kapatarak;
- Affet yâ Rabbi, ben buna lâyık değilim, dedi.

Ve ağladı hayâsından.

Ne derdi var acaba?

Bir komşusu vardı evinin bitişiğinde.

O anlatıyor:
Ben her gün akşam eve vardığımda, ağlama seslerini işitirdim komşumuzun.

Kendi kendime;
“Acaba ne derdi var ki böyle ağlıyor?” der, sabah uyandığımda, yine ağladığını duyardım.

Bir gün, hanımından;
- Komşunun ne derdi var? diye sordurdum.

Cevabında;
- Bizim bey, hep ölümü düşünür. Akşam olunca; Sabaha çıkar mıyım? diye düşünüp ağlar. Sabah olunca da; Akşama çıkar mıyım? der, yine ağlar, dediler.

Onun kalbinde, dünyanın yeri yoktu.
Ahireti düşünürdü sadece.

En zor iş nedir?

Bir gün sevdiklerine;
- Bu dinde en zor iş nedir, biliyor musunuz? diye sordu.
- Bilmiyoruz efendim, dediler.

Buyurdu ki:
- Bu dinde en zor iş, doğru yolu bulduktan sonra hep o yolda kalmak, sebat etmek, o yoldan hiç ayrılmamaktır.

Ve şöyle devam etti:
- Hud suresinde, Peygamber efendimize “aleyhisselam”; “Emr olunduğun doğru yolda sabit kadem ol. O yoldan ayrılma!” mealindeki âyet-i kerime inince, Efendimiz “aleyhisselam”; “Hud suresi, sakalıma ak düşürdü” buyurmuşlardır.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #10 : 30/07/12, 20:58 »
Ben o işe karışmam
Bir zaman Bağdat'ta müthiş pahalılık olmuş, gittikçe şiddetlenen bu musibete halkın tahammülü kalmamıştı ki, Behlül Dânâ hazretlerine gidip;
- Ey Behlül! Dua et de şu bela üstümüzden kalksın, dediler.

Cevaben;
- Vallahi ben bu işe karışmam, buyurdu.

- Neden efendim?
- Demek ki, biz buna lâyıkmışız. Zira biz günahlardan kaçınıp, Rabbimizin emrettiği gibi yaşasaydık, bir buğday tanesi, bir dinar olsa bile hiç sıkıntı çekmezdik.

Ve izah etti:
- Çünkü Allah, kullarının rızkına kefildir. Yeter ki, biz kulluğumuzu tam yapalım Ona.

Sonra ellerini birbirine vurarak;
- Ey insanoğlu! Ahiret muhakkak varken hep dünyaya çalıştın, kendine yazık ettin. Halbuki ahirette bir hesap var. Ama senin, o suallere verecek cevabın yok!

Ve kalkıp gitti oradan.

Günah işlemekle iman gider mi?

Bir gün de bazı insanlar;
- Mümin, günah işleyince imanı gider mı efendim? diye sordular.
- Hayır, günah işlemekle iman gitmez, buyurdu.

- Peki tövbe edince günahlar affolur mu efendim?
- Elbette.

- Muhakkak mı efendim?
- Tabii. Çünkü, Allahü teâlâ, tövbeyi kabul edeceğini vaad etmiştir. O, vaadinden dönmez.

- Ya tövbe etmezse efendim?
- O zaman onun işi, Allahü teâlânın iradesine kalmıştır. İsterse imanı hürmetine günahlarının hepsini affederek Cennete sokar. İsterse günahları kadar Cehennemde azab yapar.

- Ama yine çıkar değil mı efendim?
- Evet. Zerre kadar imanı olan, sonunda rahmete kavuşacaktır. Ama kâfirlere, merhametin zerresi bile yoktur ahirette.
 



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #11 : 30/07/12, 20:58 »
Bir gün öleceğiz
Hasan-ı Basri “rahmetullahi aleyh”, tabiin-i kiramdandır.
Bir gün, bir dostunun cenazesine gitmişti.

Namazını kılıp kabrine defnettiler.
Kabir başında ağlayıp, çok gözyaşı döktü.

Sonra başını kaldırıp;
- Ey Müslümanlar! Sonunda hepimizin yeri işte şu mezar, buyurdu. Dünya konaklarının sonu olan bu kabir, ahiret menzillerinin ilkidir. Bir Müslüman madem bir gün şu mezara girecekse, nasıl günah işleyebilir?

Onu dinleyince cemaat da ağladı.
Uzun müddet yaş döktüler gözlerinden.

Öyle çok ağladı ki…

Bir gün, damın üzerinde namaz kılıyordu.
Secdeye gittiğinde ağlamaya başladı.

Öyle ki, göz yaşları süzülüp, aktı yanaklarından ve damın kenarından damlamaya başladı.

O sırada biri geçiyordu dam altından.
Gözyaşları onun üzerine damladı.

Kendinizi kusurlu bilin!

Bir gün de sevdikleriyle sohbet ediyordu ki, cemaattan biri;
- Efendim, bize bir hadis-i şerif okur musunuz, diye rica etti.

Ona cevaben;
- Pekâlâ! buyurup, şu hadis-i şerifi okudu:

(Kendilerini kusurlu bilenlere, helalden kazanıp hayırlı yerlere sarfedenlere, dinini öğrenip öğrendiğiyle amel edenlere, işlerini Allah için yapanlara, kimseye kötülük yapmayanlara ve malının fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayanlara müjdeler olsun.)

Müslümanın şiarı

Bir gün de;
- Müslümanlık kısaca nedir efendim? diye sordular bu zata.

Cevaben;
- Allahü teâlânın emir ve yasaklarına saygılı olmak ve Onun mahluklarına acımaktır, buyurdu.

- Peki hocam, Müslümanın şiarı nedir?
- Güler yüz, tatlı dildir.

- Ya münafıklarınki efendim?
- Onlar çatık kaşlı, asık suratlı olurlar.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #12 : 30/07/12, 20:58 »
Bir gün sen de öleceksin
Ömer bin Abdülaziz hazretleri halife iken, Hasan-ı Basri hazretlerine mektup yazıp, nasihat istemişti.

Ona cevaben;
- Ya Ömer, bir gün sen de öleceksin. Zulme, haksızlığa mani ol, fırsat verme. Zira asıl vazifen budur, buyurdu.

Ve devam etti:
- Kendi evladına nasıl davranıyorsan, milletine de öyle davran. Sen Allah'ın emrine itaat et ki, milletin de sana itaat etsinler.

Ve ekledi:
- Ey emirel müminin! Bu gün yarın ölürsün, ama orada sultan olduğuna bakmazlar. ölüm ve sonrasına iyi hazırlan ki, o gün başkalarının faydası olmaz sana.

Bu dünya imtihan

Şöyle devam etti nasihatına:
- Ya Ömer! Senin kabir diye bir makamın daha var ki, bu ömürden daha çok kalırsın orada. Bu dünya imtihandır, ölümle biter. Fırsat varken ölümden sonrasına hazırlan. Hükümdar olduğuna bakma da, ölüp, o dar kabire girdiğin günü düşün.

Sözüne devamla;
- Ya Ömer! Kıyamette bütün yaptıklarından hesaba çekileceksin. Eğer zulüm yapmışsan, vay haline! Bu dünya, ahiret'e ulaşan bir köprüdür.
Takva sahiplerini Cennete götürür.

Ve ekledi:
- Senden öncekilerden ibret al ki, öldüğünde hiç pişman olmayasın. Kalbini bu dünyaya kaptırırsan, kabir ve mahşeri unutursun. Az gafletle ayağın kayar da pişman olursun.

Aç ve kapat!

Bir gün de gencin biri nasihat istemişti bu zattan.

Ona buyurdu ki:
- Aç ve kapat evladım!

Genç adam bir şey anlamadı.
- Neyi açıp neyi kapatayım efendim?

- Kesenin ağzını aç, ağzını kapat! buyurdu.

Yani fakir ve muhtaçlara yardım et ve lüzumsuz konuşma demek istemişti.



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #13 : 30/07/12, 20:59 »
Bir günah işlemişim ki
Behlül Dânâ “rahmetullahi aleyh”, hâl ehli bir Veli idi.

Çocuklar, taş attılar bir gün kendisine.
Bir taş vücuduna isabet etti ve kanattı orasını.

Buna rağmen kızmayıp;
- Ey çocuklar! Attığınız taşlar vücudumu kanattı. Ama bu da Allah’tandır, buyurdu.

Ve ekledi:
- Bir günah işlemişim ki bu iş geldi başıma.

Çocuklar mahcup oldu.
Ve özür dilediler kendisinden.

Bir gün de, kabristanda, kabirler arasında otururken gördüler kendisini.
Bu hâl, gariplerine gitti tabii.

- Ey Behlül! Ne ararsın bu kabristanda? dediler.

Cevaben kabirleri gösterip;
- Bana hiç eziyet etmeyen ve gıybetimi yapmayan şu insanlarla oturuyorum, buyurdu.

Niyet çok mühim

Bu zat bir gün de;
- Ey insanlar! Her işi yaparken niyetinize dikkat edin! buyurdu. Niyetiniz halis olsun. Yani her işinizi sırf Allah rızası için yapın. Kulların da beğenmesini düşünmeyin.

Ve ekledi:
- Peygamber efendimiz “aleyhisselam”; “Müminin niyeti, amelinden hayırlıdır” buyuruyor.

Bilmeden olmaz

Bir gün de bazı insanlara;
- Bu din, bilmek dinidir, buyurdu. Bilmeden Müslümanlık olmaz. Yani dünya ve ahrette rahat etmek, saadete kavuşmak için, dinimizin bildirdiği, inanılacak ve yapılacak şeyleri öğrenmek, bilmek ve bunların gereğini yerine getirmek mecburiyetindeyiz.

Sonra izah etti:
- İslamiyet’i bilmeyen ve tatbik etmeyen bir kişi, evliyalık yolunda bulunmaya kalkarsa, sapıtır.

Ve ekledi:
- Hatta şeytan çalar onun imanını.
 



Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Okundu: O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılma
« Cevapla #14 : 30/07/12, 20:59 »
Bu merkebi bana sat!
Abdullah bin Mübarek hazretleri “rahmetullahi aleyh”, bir zaman uzak bir sefere çıkmıştı ki, bir ara yol kenarında ölmüş bir merkep gördü.

Yanında da biri oturmuş ağlıyordu.

- Niçin ağlıyorsun? diye sordu ona.

Adam gözyaşları içinde;
- Ben fakir biriyim. Bu hayvanla iş yapıp geçimimi sağlıyordum. O da ölünce ne yapacağımı şaşırdım, dedi.

Bu defa sordu ona:
- Pekâlâ, bu hayvanı bana beşyüz dirheme satar mısın?

Gözleri parladı adamın:
- Satarım, ama ölü hayvanı ne yapacaksın ki?

- Mühim değil. Sen sıkıntıdan kurtul, kâfi.

Ve beşyüz dirhemi verip aldı o ölmüş merkebi.
Fakir, sevinerek döndü evine.

Bu merkeb kiminse…

Ve o gece, mahşer yerini gördü rüyasında.

Cennete girip gezinirken merkebini gördü orada.
İnci ve yakutlarla süslenmiş geziyordu yeşillikler arasında.

Bir melek de onu gösterip;
“Bu merkep kiminse, ona müjdeler olsun!” diyordu.

Fakir, sevinçle koştu meleğe:
- Ey melek! O benim merkebimdi.

- Evet senindi, ama öldüğüne ağladın ve sattın onu başkasına. Bak önünde ne yazıyor?

Fakir bakınca, “Bu binek, Abdullah bin Mübarek'e aittir” yazısını okuyup, çok üzüldü.

Ve uyandı uykudan.

Ben satıştan vazgeçtim

Anlamıştı hatasını.
Koşup yetişti Abdullah bin Mübarek hazretlerine.
Ondan aldığı o beşyüz dirhemi kendisine uzatıp;
- Ben satıştan vazgeçtim, dedi. Al şu paranı.

Büyük Veli tebessüm etti:
- Bu geceki rüya için mi vazgeçiyorsun?
- Evet.

- Pekâlâ ben de vazgeçtim. Ama para sende kalsın. Musibete sabretmek lazım geldiğini anladın değil mi?
- Evet, çok iyi anladım efendim.
 




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Donanım Terimleri Sözlüğü İnsanlara iyilik etmek ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.191 saniyede oluşturulmuştur


O kerim zatın hizmetinden sakın ayrılmaGüncelleme Tarihi: 12/12/19, 19:48 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim