Okuduğun şey Allah'ın rızasına uygun mu? - Edebiyat Kültür Sanat
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.056 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.632 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22906 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Okuduğun şey Allah'ın rızasına uygun mu? , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3194 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Okuduğun şey Allah'ın rızasına uygun mu? }   Okunma sayısı 3194 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................

Lisede kişisel gelişim kitapları okumayı severdim. Bu kitaplar insana daima hırsı, azmi, kararlılığı, girişimciliği, yapabilme gücünü va'zediyorlar. Böyle olunca da insan için bu kitaplar cazip hâle geliyor. Biz istediğimizde her şey oluyordu çünkü. Gerisi önemli değildi. Yeter ki insan başarmak istesin. Batı menşeli anlayış üzerine yazılan kişisel gelişim kitapları bizi geliştirmekten çok değiştiriyorlar. Bu değiştirme elbette ki bizi kendimize hükümran yapıp Allah’tan uzaklaştırıyor.

Bu kitaplar kaderi bir kenara itiyor

Kişisel gelişim kitapları çok iyi bir şekilde seçilmeli. Zaten oldum olası da bu ismi sevmemişimdir ya! Her iyi kitap aslında bizi geliştirir ve güzele doğru götürür. Yani bunu özel bir kategoriye almanın bir manası yoktur. Ama günümüz insanı için bu adlandırma bir problem teşkil etmemekte. Çünkü o, on tane kitap okuyup onlardan hâsıl olacak bilgiyi bir kitaptan alabileceğini zannediyor. Ve böylece bir sektör meydana getiriliyor. Sektörle beraber birçok sorunlar çıkmakta.

Lisede okuduğum bu kitaplar zamanla şunu öğretti ki bu kitaplar Allah ile kul arasında derin yaralar ve uçurumlar açıyor. “Siz istedikten sonra her şeyi başarırsınız, güç sizin içinizde, içinizdeki devi uyandırıp onunla büyük başarılara imza atın” diyen bir zihinyet ve bu zihniyete sahip olan bir insan Allah’ın kader anlayışından uzaktadır. Çünkü insan sınırlı bir varlıktır. Her yere eli yetişemez. Bir şey sadece onun istemesiyle tahakkuk edemez. Bir şeyin olması için Allah’ın o şeyi dilemesi lazımdır. "Kun feyekûn" bunun en güzel delilidir. Sezai Karakoç’un dediği gibi “Gökten gelen bir karar vardır.” Ama bu kitaplar bizi adeta ilahlaştırarak insana başka başka meziyetler yüklüyor ve böylelikle yapıp etmeler insan elinin ürünü olarak telakki ediliyor. Böylece inanç temellerimiz Allah’ın koyduğu kanunlarla değil de Batı menşeli olarak gelişiyor. Sonunda kainata şefkat gözüyle bakan ve her şeyin Allah’ın dilemesi ve himayesi altında olduğunu bilen bir insan tipi yerine dünyayla, insanlarla, doğayla, mahlukatla mücadele eden bir insan tipi ortaya çıkıyor. Bu da bireylerde ve toplumlarda felaket üstüne felaketlere neden oluyor.

Sınırsız olmak yalnız Allah’a mahsustur

Bu kitaplar bizi “insan” olmaktan çıkarıp adeta bir “kahraman” hüviyetine sokuyor. Bu da hiç şüphesiz Batı felsefesinin bir tezahürüdür. İslam’da insan sınırlı, noksan ve âcizdir. Fakat Batı felsefesi insanın isterse yapamayacağı bir şeyin olmadığını bize söylüyor. Aslında kitabı ilk elimize aldığımız zaman bunu fark edebilmeliyiz ama maalesef biz de artık kafa yapısı olarak onlar gibi düşündüğümüz için, “her şeyi yapabilirsin” sözünü okuduğumuzda bir irkilme ya da hayret içerisine gireceğimize o sözün yalancılığına kapılıyoruz. Bu da bizi giderek değiştirip dönüştürüyor. Sonunda kendimizi o kadar büyük görüyoruz ki kibir, sinir, hırs, şiddet, bencillik, hepsi birden ferde ve topluma hücum ediyor.

İşte kendilerine her şeyi yapabileceklerini söylenen bu zehirli kitaplar, güç ve kuvvetlerinin sınırını gören insana günbegün “istediği her şeyi yapabilen insan” büyük bir şok yaşattı, bunalıma soktu, bunun neticesinde de ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri dolup taştı. Nöroloji ve psikoloji bölümlerinin koridorları dâhi bu insan tipiyle doldu. Oysa biz sınırlıyız. Duymamız, tutmamız, koşmamız, aklımız, idrakimiz, fehmimiz, yapabilme gücümüz sınırlı. Bu kitaplar “gücü her şeye yeten” bir insan tipi oluşturmakla aslında bir şeytan “geliştirip” onu tüm insanlığın karşısına dikmiştir. Dolayısıyla bütün insanlar artık şeytanı bırakıp birbirlerini düşman olarak görmüşlerdir. Gücü her şeye yeten insan tipi aynı zamanda “şirk” dediğimiz mevzunun da tam odağına giriyor.

Kadim kitaplarımız var, onlar ne güne duruyor!

Buraya kadar sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. İnsan ne ümitsiz olmalı ne de gururlu. "Yapabilirim" diyeceğim kadar "yapamam" da diyebilmeli. Tamam, insan kendine güvenmeli, "acaba bunu başarabilir miyim" demeli, korkak, beceriksiz, tembel, oturan biri olmamalı ama bunun karşısına da “her şeyi yapabilen” bir insan tipi koymak bir o kadar da yanlış kanaatimce. Dolayısıyla ehl-i sünnet anlayışının gerektirdiği orta yolda olmak burada da o nurlu tecelliyâtını gösteriyor. Ne pısırık olacağız ne de kibirli. Orta yolu bulacağız. Ne ifrat ne tefrit.

Ne ifrat ne de tefrit olan bir düşünce tevekküle de kucak açar. İnsan kararlı olacak, elinden geleni yapacak, sonrasını ise “Allah’ım ben elimden geleni yaptım, gücüm buna yetiyor, gerisini senin takdirine bırakarak sana tevekkül ediyorum” diyerek Allah’a bırakacaktır. İşte Batı düşüncesi ile İslam düşüncesi arasındaki fark budur. Ama maalesef günümüzde çoğumuz, Batı menşeli kişisel gelişim kitapları okuyoruz. Bunun neticesinde ise yukarıda zikrettiğim felaketler çıkıyor ortaya.

Yahu bir Mevlana, bir Yunus, bir Hacı Bektaş-ı Veli, bir Ahmet Yesevi, bir Abdülkadir Geylani neyimize yetmiyor ki! Onlardan daha âlâ yol göstericiler mi var! Onların eserlerinden daha zengin, daha irfan ve hikmet yüklü kitaplar mı var! Kendimize gelelim. Zenginliklerimizin farkına varalım. Bizi Allahsız bir gelişmeye davet edenlere karşılık Allah ile hemhal olan âşıkların eserlerini okuyalım. Eminim bu, toplumda yaygın bir görüş haline gelse ve saçma sapan kitaplar okuyanlar bu engin denizlere dalsalar dünya daha güzel bir yer olacaktır.

Batı insanı hırçınlaştırır, insana zehirli bir hırs verir, mahlukata düşman yapar, eşyayı maddeye indirir, Allah’a karşı insanı alternatif olarak sunar. Fakat Yunus öyle mi? Mevlana hazretleri öyle mi? Hacı Bektaş-ı Veli öyle mi? Bizim amacımız okumakla Allah’a daha çok yakınlaşmaktır. Bu noktadan hareketle iyi kitaplar okumamız gerekmekte. İyinin niteliği de Allah’ın rızasına uygunlukta aranmalıdır.

Yunus Sürücü



Konu Adresi: http://www.dervisler.net/okudugun-sey-allahin-rizasina-uygun-mu-t35021.0.html




Çevrimdışı Rehnüma

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.138
  • Konu: 197
  • Derviş: 20900
  • Teşekkür: 129
Yeni: Okuduğun şey Allah'ın rızasına uygun mu?
« Cevapla #1 : 04/05/14, 12:57 »
Bazı kitaplar haram lokma gibidir.Rabbim,özellikle gençleri böyle kitapların manevi zararlarından korusun


Arada bir yar köyüne varan derviş olur amma,
Gittiği her yeri yar köyü yapan kesin aşık’tır.
(Serdar Tuncer)

Çevrimdışı Şekerlik

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 778
  • Konu: 136
  • Derviş: 17204
  • Teşekkür: 99
Yeni: Okuduğun şey Allah'ın rızasına uygun mu?
« Cevapla #2 : 04/05/14, 14:30 »
Kimin ilmini okursan onun ilmiyle yaşarsın denilmiş. Okuduklarımız içinde seçici olmamız gerekiyor. Bizim için seçenler var çok şükür Semerkand yayınları bize de alıp okumak ve amel etmek düşüyor inşaAlllah..


Kerem et bir busecik bastığın topraktan. Dökülsün hasret yaprağı aşk ağacından. Baki.


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Çanakkale'de Ezan Sesleri Namazın Önemi ve Fazileti.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.605 saniyede oluşturulmuştur


Okuduğun şey Allah'ın rızasına uygun mu? Güncelleme Tarihi: 15/11/19, 00:16 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim