Ölü yıkayıcısı ile röportaj..içeri buyrun - İbretlik Hadiseler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.049 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.590 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ölü yıkayıcısı ile röportaj..içeri buyrun, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 24012 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ölü yıkayıcısı ile röportaj..içeri buyrun}   Okunma sayısı 24012 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ikikanatlı

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 423
  • Konu: 5
  • Derviş: 16412
  • Teşekkür: 1
Gazeteci  Suna Akyıldız, Zincirlikuyu Mezarlığı’nın Gasilhane çalışanları (Ölü Yıkayıcıları) ile röportaj yaptı.


* Sizi biraz tanıyabilir miyiz, kaç yaşındasınız? eğitiminiz nedir?

Neziha Keleş: Açıköğretimde okuyorum. 41 yaşındayım. 11 yıldır bu işi yapıyorum. Ben soğuk kanlı bir insanım. Eşim de din görevlisi. Eşim burada çalışıyordu, müdür ile konuştu. Bende buraya başladım.

Kezban Öztürk: 37 yaşındayım. Ortaöğrenim mezunuyum. Kendimi bu işe hazır hissettim. Belirli bir

sınavdan geçtik ve buraya geldim. 3 yıldır bu işi yapıyorum.

* Bir insan kendini böyle bir şeye nasıl hazır hisseder?

K.Ö: Yani bir cenazenin vebaline girmemek. Çünkü o cenaze sizin elinizde. Hiçbir şey yapamıyor. Yani ölünün yıkayıcısına teslimiyeti. Onun vebaline girmemek için bütün dini vecibelerini yerine getirerek farzını sünnetini hiçbir şekilde hakkına girmeden yerine getirmek. Bir de yaşanan bir acı var. Onların psikolojisini anlamak lazım. Kendimi dinen bu işe hazır hissettim.

* Buraya başlamadan önce bu işi yapmış mıydınız?

N.K: Eşim camide din görevlisiydi. Ben bebekleri yıkardım. Öyle başladım. Bir de soğukkanlı olmak çok önemli bu işte. Devamlı gözyaşı olan bir iş yapıyoruz. İnsanlar acılı. Acılarını paylaşıyoruz. Bu mesleğin en iyi tarafı ölen birini en iyi şekilde hazırlayıp Allah’ın huzuruna gönderiyoruz. Mesleğimi de seviyorum. Daha önce ev hanımıydım.

K.Ö: Ben evli değilim bekarım. Uzun bir süre önce Halk Eğitim Merkezi’nde çalışmıştım. El sanatlarında.

* Bu işte çalışmak için ne gibi testlerden geçiriliyor?

N.K: İlk önce dini bilgiler için mülakat yapılıyor. Ondan sonra sınava giriyoruz. Büyükşehir belediyesince açılan bir sınav dini bilgilerde içeriyor. Eski gassalların yanında uygulamayı öğreniyorsunuz.

* İlk kimi yıkamıştınız hatırlıyor musunuz?

K.Ö: İlk anneannemi yıkadım. Anneannemi yıkayabildiğime göre rahatlıkla bu işi yapabileceğimi düşündüm. Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki gasilhaneye başladığımda ilk yıkadığım cenaze genç bir kadındı, 25-26 yaşlarında ve eşi çok ağlıyordu. Çok üzülmüştüm. Biz her cenazede cenaze yakınları ile birlikte ağlıyoruz. Onlar bize sarılıyor, biz onları teskin ediyoruz. En ufak bir kelimemiz cenaze yakını rahatlatır.

N.K: Burada bir personel arkadaşımızın yeğeni vefat etmişti. Ben o zaman 29 yaşındaydım ve 9 aylık bebeğim vardı. Yıkadığım kişide 29 yaşındaydı ve 9 aylık bebeği vardı. Çok duygulanmıştım. (Ağlamaya başlıyor) Bir anda kendimi onun yerine koydum ve çok üzüldüm. Yüksek tansiyondan ölmüş. Onu hiç unutamam. Bunu bizimle olmayan anlayamaz. Yanınıza gelirken şunu düşündüm keşke röpörtaj yapacak arkadaş 1-2 saatini ayırsa ve bizim ne yaptığımızı görebilse. Bu anlatılmaz yaşanır.

* Güne kaçta başlıyorsunuz, buraya geldiğinizde ilk işiniz ne oluyor?

N.K: 08.00’de işbaşı yaparız. Gasilhanede bulunan cenaze malzemelerimizi hazırlarız. Kefen, havlu, sabun, pamuk, yumuşak sünger, kafurun ve gülsuyu. Kafurun böceklerin gelmemesi için kullandığımız keskin bir kokudur. O cenazede kullanılması şarttır. Böceklerin belli bir müddet gelmemesini sağlar. Bazen kokuda getirir vatandaşlar. Tütsü yani. Ondan sonra gelen ölüleri yıkıyoruz.

K.Ö: Cenazeyi kafurunlamak sünnettir. Yıkıyoruz, kefenliyoruz kefenin üzerine serpiyoruz. Cenazeyi süslemektir. Gelini damada süslersiniz ya. Ölüyü de Rabbine süslersiniz. Yıkarsınız tertemiz yaparsınız. Giydirirsiniz ve Rabbine sunarsınız. Bu bizim dinimizin çok güzel bir vecibesi.

* Günde ortalama kaç ölü yıkıyorsunuz?

N.K: Ben şu anda Karacaahmet’teyim. 15 gün önce geçtim. Günde en az 10 kişi yıkıyoruz. Şahsım adınada 4-5 kişi ben yıkıyorum.

K.Ö: Ben günde 2-3 tane yıkıyorum. Ama tabii bu belli de olmaz. Zaman zaman arta bilir. Bugün mesela arkadaşımla birlikte 3 tane yıkadık.

* Cenazeyi son yolculuğuna uğurlarken, ailelerin özel istekleri oluyor mu?

N.K: Tabii oluyor. Kendilerinin getirmiş olduğu kefeni veya havluları oluyor. Onları kullanmamazı istiyorlar. Ama kefenin makbulü pamuklu olması. Yeşil veya beyaz tercih ediliyor zaten. Mezarlıklar müdürlüğü zaten evinden alınmasından itibaren tam teşekküllü hizmetini veriyor.

* Çok sevdiği özel eşyalarının kefene konulmasını istiyorlar mı?

K.Ö: Tabii diyorlar. Bazen öyle oluyor ki, küçük bir ayıcığını, resmini, takısını yanlarına koydurmak istiyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını, hatıra olarak kendilerinin saklamalarının daha iyi olacağını söylüyoruz. Bazıları anlayışla karşılıyor. Dualar yazıp kefenin içine koymak istiyorlar. Ama acıları olduğu için arzu ve isteklerini onları kırmadan hemde farz olanı yerine getirerek hizmetimizi yapıyoruz.

N.K: Biz dinimizde yapmamız gereken vecibeleri anlatıyoruz. Ama eğer ısrar ederlerse sorumluluk onlara ait oluyor. Genelde fotoğraf bıraktığımız oldu. Geçen hafta yaşlı bir teyzeyi yıkadık. Torununu çok seviyormuş. Bize getirdiler. Göğsünde torununun resmini bulduk. Onunla uyuyormuş. Kendi yakınları da bizimle birlikte gördü. Çok severmiş. Dini yönden bunun sakıncalı olduğunu söyledim. Onlar sorumluluk bize ait dediler. Kendileri bıraktılar. Acılı insanlar, cenaze onların biz anlatıyoruz, tercih onlara kalmış.

* Nasıl bir psikolojidir bu...Sabah evinizden çocuğunuzla, annenizle mutlu olarak çıkıp burada ölüleri yıkamak?

N.K: Bebek cenazesi ve gençlerde çok etkileniyoruz. Bende bir anneyim. Çocuğum var, kızım var, torunum var. Onlar önüme geldiğinde kendimizinmiş gibi üzülüyoruz. Ama görev yerinden ayrıldıktan sonra Allah’ın vermiş olduğu bir güçle normal hayatımıza geçiyoruz. Yoksa hep bununla yaşasak ayakta duramayız. Kendimizi çok dengede tutmamız gerekiyor.

K.Ö: İş işte, ev evde. Gasilhanede o cenazeyi yıkayıp kapıdan çıktığım anda benim için o olay orda bitti. Çok ekstra aşırı derecede üzüldüklerimde oluyor tabii. Ağlaya ağlaya yıkadıklarım da oldu. Özellikle gençleri ve bebeklerde çok ağlıyorum.

* Yıkarken çok ama çok etkisinde kaldığınız bir cenaze oldu mu?

K.Ö: Geçen gün bir teyze rahatsızlanmış. Evden hastaneye giderken yolda vefat etmiş. Hastaneye götürülmüş, oradan bize. Evdekilerin bundan haberi yok. Evdekiler hastaneyi gittiğini biliyorlar. Oysa yarım saat sonra annelerinin öldüğünü öğrenip gasilhaneye geldiler. O insan benim annemde olabilir. Çocukları şoke oldu, anlatması çok zor.

N.K: Bir evladın annesine yapmış olduğu hizmet beni çok etkiledi. Bu bir doktor. Annesi 3 yıl bitkisel hayatta kalıyor. Annesinin bütün bakımlarını evinde özel olarak yapıyor. Hortumlarla annesini besliyor. Annesi öldü buraya getirdiler. Öyle oyalı, dantelli havlular getirmiş ki. Bebekler gibi bakmış annesine. Annesinin hastalığını, Allah’ın kendisine bir lütfu olarak kabul ediyor. Ona bakabildiği için. Cenazeyi yıkadık, hazırladık camiye götürdüler. İsmimi sordu, söyledim. Telefonumu istedi siz beni buradan bulursunuz dedim. Bir yıl sonra telefon geldi. İsmini söyledi. Hemen hatırladım. Sizin isminiz benim defterimde yazılı. Annemin ölüm yıldönümü sizi mutlaka bekliyorum. Bu çok önemli bir paşa kızı. İş yerimden izin aldım ve gittim. Beni kapıda karşıladı. Boynuma bir sarıldı anlattamam. Annesini hazırladığım için benim ellerimi öpüyor(ağlıyor) Beni unutmamış. Hala devam ediyor dostluğumuz. Böyle enterasan şeylerle de karşılaşıyoruz. Kusura bakmayın ağlıyorum ama bugün çok duygusalım.

* Niçin hayırdır?

N.K: Buraya gelmeden 1 saat önce bir cenaze yıkadım. Öyle yanlız ve kimsesiz ölenlerimiz var ki. Çok içime dokunuyor öylesi(ağlıyor). Anneleri ölmüş. Annelerinin öldüğünden haberleri yok. Yalnız yaşıyormuş. Kapıcısı kokudan rahatsız olmuş ve polise haber vermiş. 15-20 gün önce ölmüş çürümeye başlamış. Anlatamam yani. Onun yerine kendimi koydum. Aslında ben soğukkanlı biriyim ama o cenazenin yerine kendimi koydum ben de olabilirdim diye. Öyle şöyler görüyoruz ki.

K.Ö: Ne olduk değil, ne olacağız demeli. Yaşları ilerlemiştir bakıma muhtaçtır. Onları tek başına bırakıp, 10 gün 15 gün sonra kapılarını açıp onların ölüleriyle karşılaşmak. Çok acı inanın çok acı. Yaşarken değerlerini bilmek lazım. İyilik yap iyilik bul. Benim de başıma böyle bir şey geldi. Yazın kadıncağızın evlatları tatile çıkmış. Tatilden 2 hafta sonra annelerine telefon açıyorlar. Anneleri telefona cevap vermeyince annelerinin canına geliyorlar. Anneleri ölmüş bayağı bir zaman geçmiş aradan. Bu bir evlada yakışmayacak durumlardır. Anneyle babayla, akrabayla hiçbir zaman ilişki kesilmemeli. Bizim dinimizin güzelliği de budur.

* Ölünün yüzüne baktığınızda iyiliği veya kötülüğü yüzüne yansır mı?

N.K: Onu biz bilemeyiz. Hastalığın verdiği bazı şeyler de oluyor. Mümkün mertebe cenaze yakınlarından 2-3 kişi alıyoruz. Onu biz asla yorum yapamayız.

K.Ö: Onu cenaze yakınları bize çok soruyorlar. ’Hocam yüzü güzel miydi? Yüzü nurlu muydu? Gözleri niçin açıktı?’ onu biz bilemeyiz. Onu Rabbim bilir. Bazen içeriye çok doluşmak isteyenlerde oluyor. Bütün mahalle geliyor. Mahalleyi bırakın köyün aktığını hatırlarım. 30-40 kişi. İçeri girmek istiyorlar. Biz buna engel olmaya çalışıyoruz. Çünkü cenazenin hal ve durumunu çok yakını olmadığı kişiler görür sonra gidip orada burada anlatır. Bu meftanın vebaline girmektir. Ondan helallik almak mümkün değil artık.

N.K: Cenazenin bazen özel halleri oluyor. Onun bizde kalması lazım. Mesela kalpten ölen olduğu zaman onu yıkadığınızda kan harekete geçtiği için yüzünde morarma oluyor bunu kötüye yoranlarda olabilir. Kalp, solunum yolu, aslım hastalıklarında bunlar olabiliyor. Artık bizde doktor gibi olduk. Canezeye baktığımızda artık neden öldüğünü anlayabiliyoruz. Görmek istediklerinde ise güzel bir şekilde giydiriyoruz onun en güzel şekilde görülebilecek haliyle gösteriyoruz.

* Yaptığınız işten dolayı çevreniz sizi yadırgıyor mu?

N.K: Ölümün soğukluğundan kaynaklandığı için ilk etapta karşımızdaki insanlar irkilebiliyor. Ama şunu bilmek lazım hiçbir zaman ölüden zarar gelmez diriden zarar gelir. Ben hiçbir zaman hiçbir yerde mesleğimi inkar etmedim. Tam tersi yaptığım işten gurur duyuyorum. Manevi bir iş yaptığımı düşünüyorum. İnşAllah bunun ecrini de Allah katında alacağıma inanıyorum. Bizim mesleğimiz maneviyatıyla ağır bir meslek. Onu en güzel şartlarıyla yaparsanız gerçekten sevabı çok büyük. Onu eksik yapmamak lazım. O sorumluluğu alan arkadaşlarımız çalışmalı zaten. Dini vecibeleri tam olarak bilmeli.

K.Ö: Tabii dini bilgisinin tam olması lazım. Kuran bilecek, fıkıh olacak bunlar çok önemli. İslami bir eğitim alması şart. Bu anlamda eğitimli kişiler buraya alınmıştır. Yoksa öyle sokaktan geçen herkes bu işi yapamaz. Ben işimi seviyorum çünkü bir hizmet veriyorum. Rabbine yaradan adına en iyi şekilde bir şey yapabilmek benim için önemli. Bu yüzden ilk anlamda yadırgana bilir ama oturup konuştuktan ve anlattıktan sonra çok farklı. Ve sevabı çok büyük.

* Siz bekarsınız bildiğim kadarıylı. İleride bir evlilik olursa bunun sorun olacağını düşünüyor musunuz?

K.Ö: Ben evliliği düşünmüyorum. Düşünmediğim için sorun olmayacak. Ben yaradılanı seviyorum yaradandan ötürü. Bu kader kısmet işi ama şu anda düşüncemde yok. Dinini islamı bilen bir kişide bunu yadırgamaz zaten.

N.K: Ölüm soğuk gelir insanlara. Ama inanın vatandaşlarımızdan takdir alıyoruz.

* Gasilhanede kimse olmadığı zaman cenazeyle yanlızken hiç korktuğunuz oluyor mu?

K.Ö: Kendi adıma söylemek gerekirse hiç korktuğum olmuyor. Bazen tabii şehir dışına gidecek olan cenazeler oluyor herkes gidiyor. Cenaze geç saatte vefat etmiştir ve cenaze yakınları ikindeye memleketine götürmek istiyor. Onu bekliyoruz. Öyle korkma gibi bir olay olmuyor. Ölümden korkan ölümü kabullenmeyen bu gerçeği görmek istemeyen cenaze yakınları zaman zaman korku yaşıyorlar. Trafik kazasıdır mesela ama yaşadığı gibi değildir ve aile görmek istemeyebilir.

N.K: Bende korkmadım bu zamana kadar. Ama ailelerden korkan olduğu çok oluyor. Zannediyor ki farklı bir şey görecek. ’Ölmeden önceki halini hatırlamak istiyorum’ deyip yanına girmedikleri de oluyor. İnsanın psikolojik yapısına ve o anki ruh haline bağlı. Ama biz kendi annemiz kendi ailemiz gibi ilgileniyoruz.

* Trafik kazası, patlamada ölmüş bu tarz durumlarda ne yapıyorsunuz?

N.K: Mesela HSBC Bank’a yapılan bombalı saldırıda cenazeler bize gelmişti. Gerçekten tanınmayacak haldeydi. DNA testleri yapılmış tabii. Hiç unutmuyorum bir beyefendi geldi. Eşinin karın kısmında ben varmış. ’Var mı?’ diye sordu. O kadar enterasan bir şey ki kadın tanınmayacak durumda benine hiçbir şey olmamış. Kafası gövdesi hiç yok ama diyorum ya Allah’ın işi işte sol tarafındaki ben o kadar belirgin duruyordu. Dedim ki ’Beyefendi emin olabilirsiniz bu cenaze kesinlikle sizin’.

* O durumda olanlar nasıl yıkanıyor?

N.K: O parçalarını birleştiriyoruz ve bir gövde haline getiriyoruz.

K.Ö: Dikme olarak algılanmasın. Bacak kopmuştur veya kol kopmuştur onu yerine koymaktır.

* Kopmuş bir vucüdü yerine koyarken kanama olmaz mı?

N.K: Tabii oluyor olmaz mı?

K.Ö: Biz o tedbirimizi alıyoruz.

N.K: İşte profesyonellik orada. Gereken bütün malzemelerimiz var. Pamuklarımız bol bol var. Onları pamukla sarıyoruz. Tanponumuzu yapıyoruz. Cenaze sahibi o halini asla görmez bizde göstermeyiz zaten. Çünkü görürse o çok kötü olur. Biz alışık olduğumuz için onun psikolojisiyle oynamak istemeyiz. Biz o cenazeye bütün bir cenazeymiş gibi hazırlarız kefenleriz bütün şartlarını yerine getiririz.

* Böyle bir cenazeyi sabunlamakta zordur sanırım...

N.K: Tabii. Bazen öyle oluyor çok zorlandığımız oluyor. Yaralı olan bölgeye pamukla tampon yapıyoruz. Kanamayı önleyici sargı bezi ve pamuk kullanıyoruz. Aşırı kanamalarda ceset torbasına koyuyoruz. Bu gibi durumlarda kanın akması abdesti bozmaz.

K.Ö: Bazen öyle yakınları geliyor ki. ’Çok güzel olsun önceki gibi olsun’ diyor. Anne tabii çocuğunu öyle görmeye dayanamıyor.

* Ailere ’Görmezseniz daha iyi olur’ dediğiniz oluyor mu?

N.K: Tabii ki tabii ki. Görürse o kişi dayanamaz. Mesela o terör olayında 40-50 yaşlarındaydı. Yüzünü biz bile tanıyamadık. Parçalanmış bir ceset. Ailesine söyledik. Zaten onlarda onu son haliyle hatırlamak istedi. Burası tam teşekküllü bir yer. Ceset torbalarımız var.

K.Ö: Çocukları trafik kazası geçirmiş bir aile. Baba bakıyor ama annenin bakmasını istemiyor. Baba ikna ediyor veya bizden rica ediyorlar söylememizi. Veya en gösterilebilir şekli ile çok az bir bölümünü gösteriyoruz.

* Terörün, kazanın dışında çok ilginç ölümler gördünüz mü?

N.K: Depremde çok ilginç şeyler yaşadık. Çok etkilendiğimiz şeyler oldu. Orada da şu vardı; insanlar ölülerine üzülmeye geçmişler, cesetlerini bulduklarına seviniyordu. Cenazesini bulup defnetmek istiyorlardı.

K.Ö: Deprem ve terör cenazeleri...Allah herkese hayırlı ölümler versin.

* Bu işi ne kadar maaşa yapıyorsunuz?

N.K: Ben kadrolu olarak Büyükşehir belediyesi personeliyim. 980 YTL aldım son olarak. Ama kesintiler oluyor tabii. 1.100’ün üzerine çıkıyor.

K.Ö: Aynı.

* Size hediye vermek isteyenler oluyor mu?

N.K: Tabii ki teşekkür mayetinde bunu zorla yapmak istiyorlar. Ama bizim hizmetlerimiz ücretsiz. Biz kesinlik almıyoruz. Ücretsiz hizmet olması vatandaşı sevindiriyor.

* Ölmekten korkuyor musunuz?

N.K: Yaşadığınız iç dünyanız söyler onu. Bu kaçınılmaz bir gerçek. Ben mesleğimin sevabına dayanarak açıkçası korkmuyorum.

K.Ö: Ölümden korkmuyorum. Ölüm sevgiliye kavuşmaktır. Tek korkum acaba görevlerimi tem olarak hakkıyla Rabbime yerine getirebiliyor muyum? Bunu düşünüyorum. Eğer bir hatamız oluyorsa da Allah’ın merhametine sığınıyoruz. İnşAllah o canı bir gün bende vereceğim.

* Öldükten sonra ölünün içinde ’son nefes’ dedikleri bir nefes kalırmış doğru mu?

N.K: Bize de bazen geldiğinde cenazeyi yıkarken sağına soluna çevirirken öyle nefes olayı oluyor ama o nefes değildir. İçinde kalan hava. Çünkü ölüm raporu alınarak geliyor buraya.

K.Ö: Genelde yüzde doksan cenazelerde bu hava olayı vardır. Ölü değişik bir hal alıyor. Bütün beden bitmiş, bütün organlar kendini salmış. Hücrelerde bazı değişiklikler oluyor tabii.

* Soğuk suyla mı yıkıyorsunuz?

K.Ö: Asla. Kesinlik öyle değil. Süngerlerimiz hiç kullanılmamıştır. Yıkadığımız süngerle başka bir cenaze asla yıkamayız. Her şey sıfır ve temizdir. Ve suyunu her zaman onlara baktırırız. Su sizi memnun ediyor mu diye sorarız. Çünkü onun vebali bize ait. Onun vebaline girilmez.

N.K: Soğuk suyla asla bir cenaze yıkanmaz. Soğuk suyla nasıl yıkanır. Çok kanaması vardır. Sıcak suyu gördüğü zaman kanamalar çoğalıyor. Yinede çok soğukla yakınmaz biz onu ılık yaparız. Siz nasıl banyo yapıyorsanız cenazede öyle yıkanır.

* Hiç ünlü birini yıkadınız mı?

N.K: Ünlü olması pek fark etmiyor açıkcası çünkü orada herkes eşittir. Şimdi aklıma gelenler Esmeray ve Duygu Asena’yı yıkadım. Özellikle Esmeray benim çok sevdiğim bir sanatçıydı. Papatyaları çok severmiş benim gibi. Tabutunun üzerine papatyalar konmuştu. Allah rahmet eylesin o da Zincirlikuyu’da yatıyor.

K.Ö: Sibel Can’ın annesi gelmişti. Arkadaşlarımla yıkadık. Fatih Rüştü Zorlu’nun kızı. Tabii ki ünlüler geliyor ama aklımızda kalmıyor. Ölümün ünlüsü ünsüzü yok.

* Sibel Hanım, annesine çok düşkün bir sanatçı annesini girip gördü mü?

K.Ö: Tabii ki gördü. Aslında bizim için aynı. Hiçbir fark yok. Yıkanırken tabii ki Sibel Hanım da içerde bulundu. Yardımcı oldu. Annesine en iyi şekilde son hizmetini yapabilmek için elinden gelini yaptı.

* Bir cenazeyi ne kadar zamanda yıkıyorsunuz?

N.K: En az yarım saatimizi alıyor ama tabii normal bir cenaze. Cenazenin durumuna göre değişiyor. Yaralı olabiliyor, trafik kazaları olağanüstü durumlarda ve durumuna göre değişir.

K.Ö: Devamlı bu işi yaptığımız için artık el pratikliği olmuş. El ister istemez hızlanıyor. Günde kaç tane cenaze yıkıyorsun. Pratiğe dökülüyor.

* Çok etkilendiğiniz bir cenazeyi yıkamayadığınız arkadaşınızdan yıkaması için rica ettiğiniz oluyor mu?

N.K: Tabii ki oluyor. Ama rica ediyoruz yardım alıyoruz yani birlikte yıkamak için. Biraz önce anlattığım yaşlı teyze mesela(evinde çürümekteyken getirilen) hep beraber girdik. Birbirimize destek olmak için. Derileri soyuluyordu çünkü. Hassasiyet durumuna göre ’Sen girme ben girerim’ diyoruz.

K.Ö: Arkadaşımı yardıma çağırdığım durumlar oldu. Çok kilolu insanlarda arkadaş yardımı ile yakadığımız oldu. Biri suyu tutar biri yıkar. Öyle ekip çalışmasıyla.

* Yıkadığınız ölüler rüyülarınıza giriyor mu?

N.K: İlk başladığım zamanlarda rüyalarıma çok girerdi ama şimdi girmiyor. Zamanla alışılıyor.

K.Ö: Rüyalarıma girmiyor ama ister istemez çok etkilendiğim şeyleri evde ailemle paylaşıyorum.

* Psikolojik destek alıyor musunuz?

N.K: Kendi kendimizi motive ediyoruz.

* Biriniz 3 yıldır, diğeriniz ise 11 yıldır bu işi yapıyor. Son 3 yılda ölümlerin nedeni nedir?

N.K: 40-60 yaş arası ölümler çok oluyor. Bundan 5-6 yıl önce gençlerde intihar olayı çoktu. Son zamanlar ben onu görmüyorum.

K.Ö: Genelde trafik kazalarındaki ölümlerin çoğu gençler. Ama normal ölümlerde biraz yaşlı tabii. Hastalık olarakda kanserden ölümler çok fazla. Ölüm oranlarının yüzde 95’i kanserden kaynaklanıyor. Kadınlarda rahim ve göğüs kanseri özellikle. Mide ve lenf kanseri. Genel olarak kanserden ölen çok fazla.

* Ölüyü yıkarken aklınızdan ne geçer?

N.K: Acaba neler yaşamıştır. Kim bilir ne kadar güzel günleri olmuştur. Acaba hayatı çok kötü mü yaşadı. Çok sıkıntısı var mıydı? diye düşünürüm.

K.Ö: Genç bir insansa hayatının baharında ölmüş. Takdiri ilahi diyip üzülüyorum. Yaşlı ölümüyle genç ölümü bir değil. Daha fazla içiniz yanıyor. 80-90 yaşında birinin ölümüyle 20-25 yaşında birinin ölümü bir olamaz. Yaşlıysa acaba nasıl bir hayat yaşadı diye düşünüyorum. Eğer gençse daha yaşayacak kim bilir ne kadar güzel günleri olacaktı diye aklımdan geçer.

* Ailenizden birinin bu işi yapmasını ister misiniz?

N.K: Tabii ki hayat şartları ne gösterir bilemem. Ama manevi yönünü düşünerek yapabilir tabii.

K.Ö: Hakkı ile yerine getirecekse, bunun şuurundaysa yapmasında sakınca görmüyorum.

* Akşama kadar ölü yıkadınız. İşten çıktınız bir yakınınızın düğünü var. O psikolojiden kurtulabiliyor musunuz?

N.K: Genç olduğu zaman o psikolojiden kurtulamıyorsunuz. O düğün size zevk vermiyor. Etkisinde kalıyorsunuz. Ölümün olduğu aklınıza geliyor ve insanların oynayıp zıplamaları bazen çok anlamsız geliyor. Yaşam ve ölüm çok uç noktalarda. Bazen çok anlamsız gelebiliyor.

K.Ö: Normal insanlarla bizim durumumuz çok farklı. Normal insanların aklına ölüm günde 1 kez veya haftada bir kez geliyorsa biz ölüm ile her an iç içe yaşıyoruz. Dünyaya aşırı derecede değer vermiyorum. Yani şunum olsun, bunum olsun olayından çıkıyoruz. Sonunda ölüm var diyoruz. Arabam olsun, evim olsun, çok param olsun hepsini geçtik biz.

* En büyük korkunuz nedir? Nasıl ölümden korkuyorsunuz?

K.Ö: Her zaman şunun duasını ederim. Rabbim ölümün hayırlısını versin. Ama sırf bana değil bütün insanlığa.

* Ne kadar süre bu işi yapmayı düşünüyorsunuz?

N.K: 11 yılımı doldurdum ama emekli oluncaya kadar yapmayı düşünüyorum. Ama hayat ne gösterir insanlara onu bilemeyiz. Ben acısıyla seviyorum mesleğimi çünkü son yolculuğuna ben hazırlıyorum ve Rabbime gönderiyorum. Bundanda çok mutluyum.

K.Ö: Sağlığım elverdiği müddetçe. İnsanları çok seviyorum onlara hizmet etmeyi seviyorum. O cenazeyi o taştan her gördüğümde işte nokta bu diyorsunuz.

* Bir ölüye kaç metre kefen kullanılıyor?

N.K: 9 metre kefen gidiyor. Kefen 5 parçadan oluşuyor. İki tane çadır deriz biz. Gömleği olur, başörtüsü olur ve göğüs örtüsü olur. Bayanlar için ara bezi yapılır. Vucüt kendini saldığında kefenin dışına çıkmayacak tedbirleri alırız. Boynun baş taraflarından bağlanacak biçimde ölçüsünü alırız. O iki tane çadır dediğimiz ondan sonra gömleğini, başörtüsünü ve gögüs örtüsünü keser onu güzel bir şekilde giydiririz.

* Cenazeyi yıkarken namahrem yerlerini de görüyor musunuz?

N.K: Cenazeyi yıkamaya aldığımızda üzerine bir örtü örteriz. Örtünün altından üzeri görülmeyecek şekilde kıyafetlerini keserek çıkarırız. Taşa yatırırız. Yıkamaya başlarken göğüs ve diz kapağı arasına havlu örteriz. O örtünün altından yıkarız. Zaten göğüs ve diz kapağının arasının görülmesi haramdır. Ne yıkayana ne de yakınlarına. Çünkü siz yaşarken yıkanırken görülmesini istemediğiniz yerlerinizi öldükten sonrada görülmesi doğru değildir. Öyle yapmadığınız takdirde cenazenin hakkına girersiniz. Bu büyük bir haramdır. Bu şekilde yıkarız bu şekilde hazırlarız. Bu şekilde kurularız. Kefeni de başörtüsünü, gömleğini giydiririz. Hazırlarız.

K.Ö: Islak havluyu alırken kuru havluyu koyarken o esnada bile bakılmaz. Islak havlunun üzerine kuru havluyu koyarsınız alttan da ıslak havluyu çekersiniz. Bu çok önemli bir konu. Cenazenin namahrem bölgelerini ne yıkayıcısı ne yakınları göremez. Çünkü bir hesap günü vardır ve o hakkını yıkayıcısından isteyecek. Ona göre muamele yapmak lazım.

* Yıkama işi bittikten sonra gusul abdesti aldırıyorsunuz değil mi?

K.Ö: Yıkamaya başlarken abdest yerleri örtünün altından temizlenir. Ondan sonra boy abdesti verilir. Aslında boy abdesti bir keredir ama biz iki kere veriyoruz. Daha sonra yıkama işlemine geçiyoruz yıkandıktan sonra cenaze yakınları su tutmak ister. Cenaze tamamen yıkandıktan sonra yine niyet edip gusul abdesti verilir. Kurulanır ve kefenlenme yapılır.

Suna Akyıldız/Posta Gazetesi
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/olu-yikayicisi-ile-roportajiceri-buyrun-t27935.0.html;topicseen



YÜZÜNÜ GÖRMEDEN YARİM VAR DEMEM...

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.191
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı samyeli

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.290
  • Konu: 142
  • Derviş: 254
  • Teşekkür: 2
Allah razı olsun.  :X06


Bir El Tut ki, O da Seni Tutsun.

Çevrimdışı kadirifai

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 17
  • Konu: 2
  • Derviş: 16557
  • Teşekkür: 0
çok iyi anlıyorum bende bir sağlıkçıyım çünkü. mevla kolaylıklar ihsan etsin bu gibi işte çalışanlara.


Aşk beni arif etti,İnceltti zarif etti,ben aşkı bilmezdim,aşk beni tarif etti..

Çevrimdışı SEKİNE

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 18
  • Konu: 0
  • Derviş: 16781
  • Teşekkür: 0
Ey "ö r t ü l e r i n e" bürünmüş bu çağın masum melekleri! Biliyormusun?Güneşin beyin kaynattığı o günde "ö r t ü n" tüm mahşer alanına gölge diye çekildiğinde,bugün örtünden dolayı kanını içmeye kalkışanlar,senin gölgene koşacaklar...

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.701
  • Konu: 1190
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 212
Çok zor bir durum. Konunun tamamını okuyamadım ama okudukça yakın zamanda yaşadıklarım hep gözümün önüne geldi. Kaçınılmaz son, Rabbin herşeyin hayırlısını versin, ölümün de..


"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)

Çevrimdışı HERCAİ

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 359
  • Konu: 49
  • Derviş: 159
  • Teşekkür: 0

Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Yeni: Ölü yıkayıcısı ile röportaj..içeri buyrun
« Cevapla #7 : 09/08/15, 02:52 »
Allah c.c cümlemize hayırlı ölümler nasip eylesin
himmetleriyle inşaAllah.
Arkadaşımın bir sevdiği akrabası vardı kendisiyle görüşüp
sohbet ettik, eyer ölürsem beni siz yıkayın dedi, gülüştük aradan 15 gün geçti
kendisinin ölüm haberini aldık, arkadaşım bizim o  konuşmamızı, akrabamın vasiyeti dedi başkada  birşey  demedi
bizden akrabasını yıkamamızı  rica etti ,tabikide bilen birinden iyice bilgi aldık, biliyoruzda uygulamak farklı
tecrübeli arkadaşımla beraber yıkadık kefenledik tarifi çok zor bir mesüliyet
sürekli bu görevi yapanlara Rabbim kolaylık veriyordur elbet biz devamını
getiremedik





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Ruhunuzu neler dinlendirir? Çokça secde yapman gerekir ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.37 saniyede oluşturulmuştur


Ölü yıkayıcısı ile röportaj..içeri buyrunGüncelleme Tarihi: 14/10/19, 07:37 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim