Olumsuz Insanlar Mutsuzdur - Kişisel Gelişim ve Psikoloji-2016/Dervisler.Net Gönül Kapısı/
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.848 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 144.238 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22561 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Olumsuz Insanlar Mutsuzdur , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3925 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Olumsuz Insanlar Mutsuzdur }   Okunma sayısı 3925 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ebnan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 24
  • Konu: 24
  • Derviş: 3561
  • Teşekkür: 0
Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« : 06/02/09, 01:08 »
Olumsuz insan Mutsuzdur Mutsuzluğu büyüdükçe de çevresindekilerin mutluluğundan huzursuz olmaya başlar Her şeyi dışsallaştırır Başına gelen her kötü şey bir baskasının yüzünden olmuştur Onunla baş etmek zordur, Soğukkanlılık ve sabır ister

Yıllardır insanları dinlerim Mutsuzluklarını, hayatlarındaki olumsuzlukları paylaşır, anlamaya çalışırım İnsanların hikayelerini değil, o hikayeyi yaratan insanın özünü duymaya çalışırım Kendi kendilerine sormadıkları, soramayacakları soruları sormaktır işim Olayları değil, duyguları duyar ve onları konuşurum

Hayatlarında değişiklik yaratmak isteyen insanlarla görüşürüm Sürekli olarak başlarına gelenlerden yakınanları dinlerim Her birey kendi hikayesindeki olumsuzlukların pek çoğunun, hatta hepsinin, tek bir nedenden kaynaklandığını genelde görmez Gözü, başına neden bunların geldiğine yakınmaktan başka bir şey görmüyordur Nedense hiç kimse yaşadıklarının kendi seçimi olduğunu, tüm bunları kendisinin hazırladığını ya fark etmez ya da fark etse de kabul etmez

Küçük detaylarda büyük değişikliklerin şifrelerinin yattığını görmüşümdür hep Değişim sarsılmayı gerektirir Hiç sarsılmayan tren vagonu hep aynı rayda, aynı yolda gidiyordur Tren eğer ray değiştiriyorsa, yani önündeki yollar içinden her zaman gittiğinden daha farklısını seçiyorsa, mutlaka sarsılacaktır Terapilerde de sarsılmadan değişim olmaz

Her insanın içinde negatif ve pozitif bir arada bulunur Biz hangisini seçersek onu yaşarız Yaşam bize olumluyu ve olumsuzu bir arada sunar Bazıları hep olumsuzu görmeyi ve onu yaşamayı seçerler

İKNA ETMEYE ÇALIŞMAYIN

Olumsuz insanlar, temelde mutsuzdur Mutsuzluğu büyüdükçe, çevresindeki mutlu insanların mutluluğundan huzursuz olmaya başlarlar Onların huzur bulabilmesi için çevrelerine huzursuzluk vermeleri gerekir Dünyaları, olumsuz olay ve duygularla doludur Kendilerini tüketen bu olumsuzluğu kendi hayat enerjileri sanırlar ve sürekli olarak didişecek, yakınacak, çatacak birşeyler bulurlar

Sınır duyguları yoktur Bazen bir nokta kadar küçük hissederler kendilerini, çaresiz ve kopuk Ya da tam tersine o kadar geniştir ki sınırları, dünya onların etrafında döner gibidir Herkesin hayatına müdahale etme hakkını ve onları yönetme, yönlendirme hakkını kendilerinde bulurlar Her iki halde de çevrelerindeki insanlar gittikçe azalacaktır Kendi yalnızlıklarının mimarı olduklarını görmeden aynı davranışları sürdürürler Yalnızlaştıkça hırçınlaşır, hırçınlaştıkça yalnızlaşırlar Bu arada sürekli hayatın kendilerine niye böyle davrandığını ve yalnızlıklarının nasıl bir kader olduğunu sorgularlar

Her şeyi dışsallaştırırlar Başlarına gelen her şey bir başkasının yüzünden olmuştur Yaşadıkları her olumsuzlukta, çevrelerine bulaşır ve onlara da olumsuz enerji yayarlar Kendi kendileriyle yüzleşmeyi hiç sevmezler

Enerjilerini yanlış yerden alan olumsuz insanlarla baş etmek zordur Soğukkanlılık ve sabır ister Bu insanların yaşam enerjisinin kavga olduğunu hatırlamak gerekir Onlarla kavgaya girmeyin Tartışmayın İkna etmeye çalışmayın Kavga olduğu sürece onlar beslenir ve beslendikçe de bir sonraki güne daha kuvvetli girerler Kavga etmemek ve uzaklaşmak, yanıt vermemek, onların ana besin damarını keser

Pozitifliğiniz hayatınızı güzelleştirir Doğal olanın olumluyu seçmek olduğunu bilin Olumsuzu seçmek çaba gerektirir Olumsuz insan sürekli enerji harcamak zorundadır Ruh enerjisini tüketen ve kendi yarattığı ateşin kendisini kavurduğunu görmeyen olumsuz insanların varlığından haberdar olun Onları gözlemleyin ve ne kadar şanslı olduğunuzu düşünün Şansınızı kendiniz yarattığınız için kendinizle gurur duyun

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/olumsuz-insanlar-mutsuzdur-t8147.0.html



Unutmayın, hayata hiçbir şeyiniz olmasa dahi,
yüreğinizi ısıtacak hep bir dostluk gülünüz olsun...

Çevrimdışı Can_Dostlar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 197
  • Konu: 7
  • Derviş: 3165
  • Teşekkür: 1
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #1 : 06/02/09, 03:22 »
Paylaşım için teşekkür ederiz emek sarfetmişsiniz yazılanlara kısmen katılmamak mümkün değil fakat şu (yaratma) kelimesini kabul edemeyiz yaratma sıfatı yanlızca ALLAHU TEALA"ya mahsustur yaradılana değildir.İnsan yaratmaz üretir.Şanstan kasıt ta umarım kader değildir :X001


YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN
YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL!

(H.Z MEVLANA)

Çevrimdışı yansıma

  • Üye
  • **
  • İleti: 122
  • Konu: 31
  • Derviş: 812
  • Teşekkür: 1
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #2 : 06/02/09, 09:36 »
Teşekkür ederim Can Dostlar... bilinçsizce yapılmış tipik bir kopyala yapıştır örneği paylaşım bu olmasa gerek :X06



Çevrimdışı Sehl

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.912
  • Konu: 208
  • Derviş: 2261
  • Teşekkür: 2
    • Gönül Hanesi..
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #3 : 06/02/09, 13:04 »
Teşekkür ederim Can Dost... bilinçsizce yapılmış tipik bir kopyala yapıştır örneği paylaşım bu olmasa gerek :X06

kurban bu konuda tabiki yaratmak kelimesine karşıyım ama paylaşım kopyala yapıştırda olsa bunu bizlerle paylaşmak istemiş paylaşım her türlü olabilir böle düşünmeyelim lütfen..



Çevrimdışı tekyol_menzil

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 646
  • Konu: 30
  • Derviş: 2974
  • Teşekkür: 6
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #4 : 06/02/09, 14:06 »
güzel bir yazı fakat yaratmak bız aciz kullara değil yüce yaradıcıya yakışır


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı yansıma

  • Üye
  • **
  • İleti: 122
  • Konu: 31
  • Derviş: 812
  • Teşekkür: 1
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #5 : 07/02/09, 01:05 »
kurban bu konuda tabiki yaratmak kelimesine karşıyım ama paylaşım kopyala yapıştırda olsa bunu bizlerle paylaşmak istemiş paylaşım her türlü olabilir böle düşünmeyelim lütfen..
Paylaşım her türlü olamaz kardeşim..
Önce yazdığınıza kendiniz inanacaksınız okuyacaksınız daha sonra topluma sunarsınız.
Burası bildiğimiz ve gördüğümüz kadarıyla islami içerikli bir paylaşım forumu gidip abuk subuk felsefecilerin saçmalıklarını buraya sunmaya ne lüzumu var?
Onları lisede dinlemedikmi zaten o zamanda saçma geliyordu şimdide saçma geliyor.
Burada konuyu foruma sunan kardeşe karşı bir tutumumuz yoktur tepkimiz şahşa değil açılan konu ve içeriğedir.
Saygılarımla
yansıma




Çevrimdışı Sehl

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.912
  • Konu: 208
  • Derviş: 2261
  • Teşekkür: 2
    • Gönül Hanesi..
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #6 : 12/02/09, 02:54 »
siz neden bukadar ters cevaplıyorsunuz okursunuzuz geçersiniz siteye ne yazı konulursa konulsun bunları inceleyen görevli modlar var onlar biliyor ne yapacaklarını artı üyemiz aramıza yeni katıldı daha sitenin içeriğini bilmeye bilir tepkileriniz çok sert kimseyi böle eleştirmeye hakkınız yok insanların düşüncelerine saygı duyalım lütfen konuşmalarınızada dikkat edelim lütfen ayrıca paylaşımı çok biliyorsanız kendiniz üretin ürettiğinizi milletin paylaşımını laf etmeyin  :X44



Çevrimdışı Can_Dostlar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 197
  • Konu: 7
  • Derviş: 3165
  • Teşekkür: 1
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #7 : 12/02/09, 03:05 »
Kardeşler keşke yorum yazmaz olsaydım pişman oldum bütün bunlara sebebiyet mi verdim diye X:04
Allah için kırıcı olmayalım.kalp kırmayalım bir konuyu tabiki tenkit edebilir ve farklı düşünceler sergileyebiliriz fakat üslup çok önemli.Mesele nerelere gelmiş amacım bir kelimeyi düzeltmekti hakkınızı helal edin :X06


YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN
YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL!

(H.Z MEVLANA)

Çevrimdışı Kalender

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 5.538
  • Konu: 1177
  • Derviş: 1
  • Teşekkür: 204
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #8 : 12/02/09, 03:06 »
Panik yok arkadaşlar, tartışmaya lüzum da yok. Konu yanlışsa yanlışı konuşun doğruyu sunun. Aksini düşünen aksini yazsın sunsun. Elbet sonuca ulaşılır. Ama çocuk kavgası şeklinde tartışmalarla hiç bir zaman sonuca ulaşamazsınız bilhakis zarar edersiniz.

"Huzur İslamdadır" Mutluluk İslamdadır. İslam olamayan tamam olamamıştır, mutlaka eksiktir. İslam dışındaki mutluluk kavramı sadece nefsi bir süre tatmin eden olgulardır ki nefs bir süre sonra gene mutsuz olacaktır.
Vesselam.. :X06 X:33X



"Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez." Mevlana (K.S.)

Çevrimdışı yansıma

  • Üye
  • **
  • İleti: 122
  • Konu: 31
  • Derviş: 812
  • Teşekkür: 1
Ynt: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #9 : 12/02/09, 07:42 »
siz neden bukadar ters cevaplıyorsunuz okursunuzuz geçersiniz siteye ne yazı konulursa konulsun bunları inceleyen görevli modlar var onlar biliyor ne yapacaklarını artı üyemiz aramıza yeni katıldı daha sitenin içeriğini bilmeye bilir tepkileriniz çok sert kimseyi böle eleştirmeye hakkınız yok insanların düşüncelerine saygı duyalım lütfen konuşmalarınızada dikkat edelim lütfen ayrıca paylaşımı çok biliyorsanız kendiniz üretin ürettiğinizi milletin paylaşımını laf etmeyin  :X44
Bak güzel kardeşim her şeyi biliyorsun madem senin bu tepkin nedir?
Biz dedikki düşüncemiz kişiye değil konuya yöneliktir Siz nasıl algılıyorsunuz ve ben sizden talimat alacak değilim bu yazını düzeltiver tamammı canım kardeşim
Kişi önce kendini düzeltirse her şeyin düzeldiğini görecektir.
Bir gün bir çocuğa ödev vermişler bu bildiğimiz yap boz bir dünya resmi bunu tamamlamasını istemişler. Çocuk babasından yardım istemiş ama babası başından savmış yapamamış çocuk resmin arkasındaki insan suretini birleştirmiş ve babasına göstermiş babası şaşırmış aa nasıl yaptın? çocuk demişki
Babacığım arkasında insan vardı onu düzeltince dünya düzelmiş oldu demiş.....
Birazdan alta bir yazı ekleyecem çok güzel bir yazı okumanı tavsiye ederim...
İktibas dergisinden Erhan Aktaşın kaleme aldığı güzel bir yazı buyrun okuyalım. (Türkçe karekter kullanılmamaış anlayamayan olursa orjinaline sadık kalarak değiştirebilirm)

"Mutluluk veya mutsuzluk büyük oranda düşünme tarzina bağlidir. Öyle ki, bir kimse hiçbir sey degismeden, hiçbir sey olmadan, sadece düsünce tarzini degistirerek bir anda en mutlu insan da, en mutsuz insan da olabilir. Düsünme tarzi dogru olursa mutlu, yanlis olursa mutsuz olur.
Düsünce tarzi ve buna bagli olarak bakis açisi yanlis olan insanlar, genellikle saglikli bir zihni yapiya ve ruh haline sahip olmayan; cahil, kiskanç, cimri ve kompleksleri olan insanlardir. Bu kimseler kolay kolay hosnut olmazlar, hosnut olmadiklari için de mutlu olamazlar. Kisacasi dogru tarzin bedeli mutluluk, yanlis tarzin bedeli de mutsuzluktur. Mutsuz olan, mutlu olmak istiyorsa öncelikle düsünce tarzindaki yanlisliktan kurtulmalidir.
Düsünme tarzi dogru olan, güzel düsünür, güzel görür, güzel davranir, iyi olana önem verir ve hayati kolaylastirmaya çalisarak mutlu olur. Düsünce tarzi yanlis olan, "fesatça" düsünür, her seyde art niyet arar, "fitneye" sebep olur ve hayati zorlastirmaya çalisarak mutlu olur.
Bilinen bir gerçektir ki, her deger ziddiyla beraber vardir. Bir sey ne kadar degerli ise, onun ziddi da o oranda degersizdir. Degerli olan sey insana deger katar, degersiz olan da degerini düsürür. Günümüzde hayvandan bile daha az fitratina uygun yasayabilen insanligin, bu duruma düsmesi yaptigi tercihlerin sonucudur. Yüzlerce neden saymaya gerek yok; insanin insana yaptigi zulüm, döktügü kan ve yapilan katliamlar bile tek basina onun seviyesinin hayvandan daha asagi oldugunu göstermeye yeterlidir. Insan, kendisi için ve hayata dair tercihlerinde yaptigi yanlislarin sonucu olarak, dogustan sahip oldugu üstünlüklere ve büyük degerlere ters orantida alçalmistir. Bu da onun, kendisine verilen sonsuz güzelliklerin ve nimetlerin sundugu mutlu olma imkanina ragmen, mutsuz bir hayati yasamasina neden olmaktadir. Böylece mutlulugu önündeki en büyük engel, yine insanin kendisi olmaktadir. Insan, insani özelliklerine uygun düsünüp davranabilse, kendi olumsuzluklarini asabilse, mutlu olmasinda distan olabilecek engelleri asma gücünü her zaman kendinde bulacaktir.
Insanin sahip olmak istedigi sey, her ne olursa olsun, iyi veya kötü neyi tercih ederse etsin; karsilik olarak bir bedel ödemek zorundadir. Bu bedel maddi olabilecegi gibi, zihni sikinti, ruhi bunalim, huzur, mutluluk vb. manevi bedeller de olabilir. Bedelin karsiligi, bedele denk degilse, sonuç mutsuzluk olur. Gereksiz ve önemsiz seylere degerinden fazla bedel ödeyen kimse, güzel ve önemli seylere ödeyecek bedel bulmakta sikintiya düser. O bakimdan seçim yapilirken, seçimin ödenecek bedele denk olup olmadigina çok önem verilmelidir. Zira önemsiz seylere çok agir bedeller ödendiginde, yasanacak pismanlik fayda vermeyecektir. Ayrica pismanligi telafi etmenin sansi da yoktur. Onun için, herkesten yasadigi pismanliktan sonra, "keske simdiki aklim olsaydi da böyle yapmasaydim" yakinmasini sürekli duyariz. Ne yazik ki bu yanilgi bundan sonra olabilecek benzer yanilmalari ortadan kaldirmayacak ve bu son yakinma olmayacaktir. Ömrünün sonuna degin buna benzer birçok pismanlik yasayacak ve yasadigi her pismanliktan sonra da bu sözü tekrar etmekten baska elinden bir sey gelmeyecektir.
Insan neyi hak etmisse, onunla karsilasir. Kendisine ve hayata dair düsünce tarzinda, deger vermede, kabullerinde ve retlerinde yanlis yapilmasi, insanin bizzat kendi eliyle mutlulugunu yok etmesi demektir. Dogru düsünmeden; yasami, olaylari ve dogayi dogru algilamadan, öncelikleri önemlerine göre belirlemeden, amaç ve araç uygunlugunu dikkate almadan yapilan seçim genellikle yanilgi ile sonuçlanmakta ve her yanilgi mutsuzluga dönüsmektedir.
Biliyoruz ki insanin hayati, kendisi için hiçbir seyle mukayese edemeyecegi kadar degerlidir. Ne var ki, insan bu kadar deger verdigi hayatini öylesine basit ve anlamsiz seylere feda etmektedir ki; bazen en kati yürekli kimseyi bile acindiracak kadar aciz, bazen de bir hayvan lesinden daha çok tiksinti verecek kadar zavalli bir duruma düsmektedir. Sonuçta onun için hayat yasamaya degmez bir durum almakta, dayanilmaz bir izdiraba ve güç yetinemez bir yüke dönüsmektedir. Böylesi kimsenin tasidigi en agir yük, kendi kendine yük olmasidir. Kendini kendine yük edinmis kimse, hayata karsi durusta gerçek gücünü yitirmis demektir. Artik kendinde baska yükleri/zorluklari tasiyacak gücü bulamaz.
Eger bir kimse kendine yük degilse diger yükleri tasimak ona agir gelmez. Hatta baska seylerin ona yük olabilmesi oldukça güçlesmis olur.
Aslinda insanin önündeki en büyük engel yine insanin kendisidir. Insanin çözemedigi ne kadar güçlük ve asamadigi ne kadar engel varsa, dikkatlice düsündügü zaman bunlari kendi kendine olusturdugunu görecektir. Çünkü o sürekli bir seylere sahip olmak istemektedir. Sahip olmak istedigi seyleri arttirdikça da, arttirmak istedigi seylerin çoklugu oraninda yükünü de agirlastirmaktadir. Böylece en degerli varligi olan hayatini, sahip olmak istedigi çogu basit ve gereksiz seylere feda etmektedir. Insan yasadigi hayatin ne kadarinin kendisine ait olduguna, geçen ömrünün ne kadarini kendisine ait olarak yasadigina; çalismak için mi yasadigina, yoksa yasamak için mi çalistigina bir bakmalidir. Yalnizca çalisarak tüketilen veya farkina varilmadan yasanmis bir hayat ona ait degildir. 85 yasinda ölen anneme, yasadigi hayatin ne kadarini kendisi için yasadigini sormustum. Belki de bunu hiç düsünmemisti; bunun farkinda bile degildi. Oysa biliyordum ki, 85 yillik bir ömür içinde bir günü dolduracak kadar kendine ait yasanmis bir hayati olmamisti. Elbette ki yasamaktan kasit nefes alip vermek degildir. Ancak, insan oldugunun bilincinde ve sorumlulugunda olarak, insanca yasamanin gereklerine uygun bir tarzda yasanan hayat yasanmis sayilir. Sinirlari belli olan, ölçülü, düzenli ve gereginden fazla olmayan çalismanin yani sira, insan olmanin ne kadar güzel bir sey oldugunu animsatan, hissettiren, kendisiyle bas basa, dogayla iç içe olunan, gezmeye, eglenmeye, sanatsal etkinliklere katilmaya, okumaya, sohbete ayirilan zamanlarda yasanmis hayattir bize ait olan hayat; yasamak için çalismak yerine, çalismak için yasanan hayat degil. Dengeli ve güzel bir hayatin elbette ki düzenli olmasi gerekir. En iyi düzen de çalismanin, dinlenmenin ve eglenmenin insanin "fitri" ihtiyaçlarini karsilayabilecek yeterlilikte oldugu düzendir.
Düzeni olmayan hayatin bize ait olarak yasanmis olmasi mümkün degildir. Örnegin, bütün zamanin eglenmeye ayrilmasi sonuç olarak hayatin düzenini bozacaktir. Hiç kimsenin çalismadigi bir hayat ne kadar yanlissa, herkesin yalnizca çalistigi bir hayat ta o denli yanlistir. Hayatta her sey bir düzene göre olmalidir. Bir seyin düzeni bozuldu mu, basta kendisine olmak üzere her seye zarar vermeye baslar.
Insan, sahip oldugu her seyden çok daha degerli oldugunu düsünür. Ancak sahip olmaya çalisip ta sahip olamadigi veya sahipken yitirdigi çok basit seylerin onu üzmesine müsaade eder. Bu aslinda kendisini üzen seylere kendinden daha fazla deger verdigini gösterir. Eger kendine her seyden fazla önem veriyorsa, kendisinden daha önemsiz seylerin onu üzmesine müsaade etmemelidir. Kendisini üzebilecek seylerin de en az cani kadar, varligi ve sagligi kadar önemli olmalari gerekir. Kim, neye, ne kadar üzülüyorsa, kendine verdigi deger, üzüldügü sey kadardir. Elbette ki insanin hayatinda çok önemli yeri olan, üzülebilecegi kiymette seyler vardir. Ancak bunlarin disinda, aslinda basit ve önemsiz olan, maddi ve telafisi mümkün olan seylere üzülmek insan için çok büyük bir zaaftir.
Çogunlukla zaaflari insani yiyip tüketir. Ugruna hayatini tükettigi seylere bir göz attiginda gerçekten de onlarin hayatini tüketmeye degecek kadar degerli seyler olmadiklarini görür. Elbette "olmazsa olmazlar" ve "vazgeçilemezler" olmalidir. Ama, bunlarin yasam için "zorunlu" ve "dogal" olanlardan olmasi gerekir. Çünkü insan, yasamini sürdürebilmesi için yalnizca "zorunlu" ve dogal olanlara muhtaçtir. Bunlar da çok fazla olmayip, elde edilmeleri oldukça kolaydir: Yemek, içmek, giyinmek ve barinmak gibi. Bunlari elde etmek için çok fazla zaman ayirmaya gerek yoktur. Insanin elde etmek ugruna hayatinin büyük bölümünü ayirdigi seyler, daha çok zorunlu ve dogal olmayan; hayati için "lüks" sayilabilecek seylerdir. Bunlar, saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Üstelik elde edildiklerinde, daha baska seyleri elde etme istegi dogururlar. Bu isteklerden birinin bittigi yerde digeri baslar ve ardi arkasi kesilmeksizin devam eder gider. Ve insan bu bitmez tükenmez isteklerinin pesinde tükettigi hayatinin sonuna geldiginde, yapacagi degerlendirmede varacagi sonuç, "Ben bosuna bir hayat yasamisim" olmaktadir. Insanin böyle bir yanilgiyi ve pismanligi yasamamasi için, tercihlerinde, önceligi hayati için dogal ve zorunlu olanlara vermesi gerekir. Öncelik lükslere verilirse, bunun bedeli pismanlik olur.
Elde edilmek istenen sey için harekete geçmeden önce, gerçekten de ona ihtiyaç olup olmadigi çok iyi düsünülmelidir. Sahip olmak istenilen seyler içinde, öyle seyler vardir ki ona gerçekten de ihtiyaç yoktur. Fakat onu elde edeyim derken o insani daha baska seylere muhtaç eder ve hayatini hep muhtaç biri olarak yasamasina neden olur. Insan, hayata dair isteklerini/ihtiyaçlarini ne kadar azaltabilirse, kendi disindaki seylere o oranda daha az muhtaç olur. Çünkü "bir kimse kendinde ne çok seye sahipse, disardan o denli az seye gereksinir..." Insanin, hayati kendisi için yasayabilmesi, yapay ve lüks sayilabilecek ihtiyaçlarindan! vazgeçmesine baglidir. Ya kendine ait bir hayati yasamayi ya da lükslerini tercih etmek zorundadir. Ikisi bir arada olmaz. Sahip olacaklarini çogaltarak mutlulugunu ona orantili olarak arttiramaz. Aksine onlari korumak için daha çok çaba harcamasi ve daha çok dikkat etmesi gerekecek ve bu da onu daha çok tedirgin edip huzursuz yapacaktir.
Hayatin merkezine zorunlu ve dogal olan gereksinimler konmalidir. Bunlarin disinda kalanlar dert edinilmezse, yasama karsi büyük bir moral güç sahibi olunur. Insanin muhtaç olmadigini bilmesi, onu onurlu yapacak ve gereksiz endiselerden kurtaracaktir. Ne dogal ne de zorunlu olmayan "lükslerini" ve "olmasalar da olurlarini" hayatinin merkezine koyan ise muhtaç ve zayif düsecektir. Çogu zaman onlari elde etmenin bedeli onuru olacaktir.
Bir kimsenin kisiligi ve degeri, deger verdigi seylerin degerleriyle orantili olarak artar ve azalir. Sahip olduklari onu mutlu etmiyorsa, sahip olacaklari da etmeyecektir. Üstelik fazladan sahip olmak istediklerine karsilik verecegi sey ya zamani, ya rahati, ya huzuru ya da en nihayetinde de mutlulugu olacaktir.
Olumlu insan olmak, pozitif zihni yapiya sahip olmak ve her seyi "kendi gerçekligi içinde kabullenmek" mutlu olmayi saglayan önemli unsurlardandir. Kendisiyle barisik olmayan, hiç kimse ile barisik yasayamaz. Olumlu insan, her seyi olumlu, yapici ve güzel tarafindan görür. Yetinmesini bilir. Gerçekleri kendi kabullerine uydurmaya çalismak yerine, kabullerini gerçeklere uydurmaya çalisir. Mutlu olmasi kolaydir. Olumsuz olan, negatif zihni yapiya sahip olan ve kabullenmesini bilmeyen insan ise her seyi olumsuz tarafindan görür, her seye olumsuz tarafindan bakar; kendisiyle kavga hallindedir, bencildir bu nedenle mutlu olmasi oldukça zordur. Iyi insan, genellikle kolay mutlu olur ve daha çok mutlu olmak için daha çok iyilik yapmaya çalisir. Kötü insan genellikle mutsuz olur. Öyle ki mutlu olmak için daha çok kötülük yapar. Olumlu insan çok kolay hosnut olur ve hosnutluk onu mutlu eder. Olumsuz insanin ise hosnut olmasi oldukça zordur ve hosnut olmadigi için kolay kolay mutlu da olmaz.
Olumlu insan, sahip oldugu seylerin varligiyla mutlu olur. Olumsuz insan ise sahip olamadiklarinin yoklugunu düsünerek mutsuz olur. Çünkü mutlu veya mutsuz olmak; büyük oranda insanin sahip olduklarini veya sahip olamadiklarini dikkate almasina baglidir: Olumlu insan, mutlu olmak için sahip oldugu iyi seyleri sayar; saglikli olmasini, kör veya topal olmamasini, esinin, evinin ve isinin olmasini, aç ve çiplak olmamasini mutlulugu için neden olarak görür; olumsuz insan ise sahip olamadiklarini sayar; zengin oldugu halde neden daha çok zengin olmadigina, evi oldugu halde neden sarayi olmadigina, saglikli oldugu halde neden çok güzel veya yakisikli olmadigina, neden en iyi arabaya, en yüksek makama, en güzel/yakisikli ese ... kisacasi ne kadar sahip olamadigi sey varsa onlari sayar ve "yoklarla" mutsuz olur. Oysa ki bir insan sahip olduklariyla mutlu olamiyorsa, sahip olacaklari da onu mutlu etmeyecektir.
Insan olmanin ne demek oldugunun farkinda olmak iyi insana mutluluk verir. Insan olmanin ne demek oldugunun farkinda olmayanin mutlu olmasi zordur. Sahip oldugu hiçbir sey onu tatmin etmez. Bütün ömrü aslinda kendinde aramasi gereken mutlulugu hep kendinden uzaklarda(disinda) aramakla geçer. Buldugunu sandigi her mutluluk onu biraz daha kendinden uzaklastirir."




Çevrimdışı insirah

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 564
  • Konu: 79
  • Derviş: 12193
  • Teşekkür: 17
Cevaplandı: Olumsuz Insanlar Mutsuzdur
« Cevapla #10 : 05/02/11, 12:52 »
Alıntı
Olumsuz insan Mutsuzdur. Mutsuzluğu büyüdükçe de çevresindekilerin mutluluğundan huzursuz olmaya başlar. Kendilerini tüketen bu olumsuzluğu kendi hayat enerjileri sanırlar ve sürekli olarak didişecek, yakınacak, çatacak birşeyler bulurlar. Sınır duyguları yoktur. Bazen bir nokta kadar küçük hissederler kendilerini, çaresiz ve kopuk. Ya da tam tersine o kadar geniştir ki sınırları, dünya onların etrafında döner gibidir. Herkesin hayatına müdahale etme hakkını ve onları yönetme, yönlendirme hakkını kendilerinde bulurlar. Her iki halde de çevrelerindeki insanlar gittikçe azalacaktır. Kendi yalnızlıklarının mimarı olduklarını görmeden aynı davranışları sürdürürler. Yalnızlaştıkça hırçınlaşır, hırçınlaştıkça yalnızlaşırlar. Bu arada sürekli hayatın kendilerine niye böyle davrandığını ve yalnızlıklarının nasıl bir kader olduğunu sorgularlar. Her şeyi dışsallaştırırlar. Başlarına gelen her şey bir başkasının yüzünden olmuştur. Yaşadıkları her olumsuzlukta, çevrelerine bulaşır ve onlara da olumsuz enerji yayarlar. Kendi kendileriyle yüzleşmeyi hiç sevmezler. Her şeyi dışsallaştırır. Başına gelen her kötü şey bir baskasının yüzünden olmuştur. Onunla baş etmek zordur. Soğukkanlılık ve sabır ister.

isabetli tespitler.

 -tşk.2-


“O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh'a kalb-i selîm ile gelenler müstesnâ. " (eş-Şuarâ, 88-89).


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hizmet- Dr. Dilaver Selvi.. Rüyadaki sopa ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.177 saniyede oluşturulmuştur


Olumsuz Insanlar Mutsuzdur Güncelleme Tarihi: 22/11/17, 14:36 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim