O'nun Sevdiklerini Sevmek - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.953 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.174 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22752 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, O'nun Sevdiklerini Sevmek, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1767 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{O'nun Sevdiklerini Sevmek}   Okunma sayısı 1767 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.891
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
O'nun Sevdiklerini Sevmek
« : 05/10/08, 18:36 »
  O'NUN SEVDİKLERİNİ SEVMEK
   
   
   Veli, Allahu Tealâ’nın dostu demektir. Bir müminin, ‘Ben Allah’ın dostlarını sevmiyorum.’ demesi mümkün değildir. Derse küfre düşer. Velileri ölçüsüz yücelten ise şirke girer. Böylece, birisi inkâr etmekle, diğeri de aşırıya gitmekle tehlikeye düşer. Demek ki, doğrudan imanımızı ilgilendiren bu konuda ölçüyü bilmemiz gerekiyor.
   
   Hiç şüphesiz, mutlak sevgiye layık olan Allahu Tealâ’dır. Sevgiyi ve sevdiklerimizi yaratan O’dur. Sevgi, Allahu Tealâ’nın bir sırrı ve insanlığa en güzel hediyesidir. Onu Allah için yerinde kullanmak gerekir.

   Bir şahsı veya bir şeyi Allah’ı sever gibi sevmekle, Allah için sevmek arasında fark vardır. Allah için sevmek, Allahu Tealâ’nın: “Bu benim sevdiğimdir; onu siz de seviniz.” dediği şeyleri ve şahısları Allah’ın rızasına ulaşmak için sevmektir.

   Allah sevgisini tatmanın ve ispat etmenin tek yolu Yüce Allah’ın sevdiklerini sevmektir. Herkes kalbindeki Allah sevgisini kendisi ölçebilir. Bunun yolu, Allahu Tealâ’nın sevdiği şeyleri ne kadar sevdiğimize ve onlara ne derece değer verdiğimize bakmaktır. Mesela Allah’ın sevgilisi Hz. Peygamber (A.S.), kendisini anne-baba, evlat ve bütün insanlardan daha fazla sevmeyen müminin gerçek imana ve Allah’ın dostluğuna ulaşamayacığını belirtmiştir. (Buharî, Müslim)

   Allah için sevilecek kimselerin başında, peygamberlerden sonra Ashab-ı Kiram gelir. Sonra kâmil mürşidler ve diğer bütün müminler gelir.

   Her devirde Allah için sevilmeye layık, canını ve malını Allah yoluna adamış öyle kâmil veliler bulunur ki, onlar ilahi aşk için bir merkez durumundadır. Allahu Tealâ yeryüzünde en büyük sermaye olan ilahi aşkı onların kalbine emanet etmiştir. İlahi aşk ve edeb onların her şeyine yansımıştır. Onlar Allah’ın boyası ile boyanmıştır. Onların kalbine bağlanan kalpler, nasip, niyet, samimiyet ve kabiliyetlerine göre o aşktan nasiplenirler. Bu sevgi kalbi saflaştırır, insanı olgunlaştırır.
   
   Onlar Öyle Bir Topluluk Ki...

   Allah dostları, yeryüzünde Allahu Tealâ’nın en canlı şahididir. Her şeyleri ile O’nu tanıtır, O’nu hatırlatırlar. Onların yüzüne bakanlar Allah’ı zikreder. Haline uyanlar tevbeye sarılır, takvaya ulaşırlar. Meclislerine katılanlar, günahlardan arınmış olarak kalkarlar. Allah Rasulü (A.S.) buyurur ki:

   “Yeryüzünde zikir meclislerini dolaşan ve onların amelini göğe çıkaran meleklere Allahu Tealâ, onların halini sorduktan sonra:
   ‘Sizleri şahit tutarak söylüyorum, ben onların hepsini affettim’ buyurur. Bunun üzerine içlerinden bir melek
   ‘Ya Rabbi, onların içinde bir kimse var ki onlar gibi zikir ehli değildir. Onların arasına zikir için değil, bir ihtiyacı için gelmiştir, onu da mı affettin?’ deyince Allahu Tealâ:
   ‘Onlar öyle bir topluluktur ki onlarla oturan âsi olmaz, onu da affettim’ buyurur.” (Buhari, Müslim)

   Üstad Bediüzzaman (Rh.A)’in belirttiği gibi, Allah dostlarına ve onların bağlı olduğu silsileye azıcık muhabbet eden bir kimse, bu muhabbetin bereketi ile imanını kurtarır. Günaha girse bile küfre girmez. Yüzüne baktığı, elinden tuttuğu velinin muhabbeti, ona Allah’ı inkâr ettirmez. Bu da ona yeter.
   
   Samimiyet... Hepsi Bu!

   Allah için olan sevgi samimiyet ister. Samimi olan kimse, sevdiğini razı etmeye gayret eder. Allahu Tealâ’nın bütün müjdeleri ihlâs ve samimiyete bağlıdır. Kudsi hadiste yüce Rabbimiz:
   “Benim rızam için birbirlerini sevenler nerede? Hiçbir gölgenin bulunmadığı bu mahşer gününde onları kendi rahmet gölgemde gölgelendireceğim.” (Müslim) buyurarak bu büyük iltifatı ihlasa bağlamıştır.

   Ayrıca bu sevgiye sevinmek ve onu korumak gerekir. Büyük arif İmam-ı Rabbani (K.S.) bu sevginin kıymetini şöyle belirtir: “Allah dostlarını sevmeyi en büyük nimetlerden birisi saymalıdır. Cenab-ı Hak’tan bu sevgide samimiyet ve istikamet üzere olmayı istemelidir. Bu büyüklere bağlılık sebebiyle hasıl olan az şey de çok kabul edilmelidir. Zira o az değildir.” (Mektubat)

   Büyük veli İmam Şa’ranî (K.S.)’yi dinleyelim: “Allahu Tealâ bir müridin kalbini kâmil bir mürşidde topladıktan sonra, artık onun dünyada hiçbir şeye iltifat etmemesi gerekir. Çünkü dünya ve ahirette ona ne nasib edilmişse işte önündedir; nasibini almaya baksın. Mürşidim Ali b. Vefâ (K.S.) derdi ki: Eğer hakiki bir mürşid bulursan, kendi hakikatını bulursun. Hakikatını bulduğunda da Allahu Tealâ’yı bulursun. Allah’ı bulunca her şeyi bulmuş olursun. Bütün mesele, böyle bir mürşidi bulmaktır. Bunu iyi anla ve öyle birisini bulunca onu bir ganimet bil.” (Envaru’l-Kudsiyye)

   Bu ganimet dünya servetlerine benzemez. Allah için yapılan dostluklar zayi olmaz, ölümle son bulmaz. Kıyamette geçerli tek sermaye, Allah için olan işler, sevgiler ve sevgililerdir. Yüce Rabbimiz, bütün sevenlere şu uyarıyı yapmıştır: “O gün (Allah için birbirini seven) muttakîlerin dışında bütün dostlar birbirinin azılı düşmanı olur.” (Zuhruf/67).

   Öyleyse yarın düşmanlığa dönüşmeyen dostluğun peşine düşmelidir. Allah dostlarıyla ömrünü geçirenler asla pişman olmayacak ve bu dostluk ölümle son bulmayacaktır. Hz. Peygamber (A.S.)’ın: “Kişi sevdikleri ile beraberdir” (Buharî, Müslim) hadisi, ahirette mutlaka gerçekleşecektir.

   Ancak bu hadiste sevenlere bir müjde olduğu kadar, bir tavsiye ve bir uyarı da vardır. Müjdeyi Ebû Zer el-Gıfarî (R.A.) anlatıyor: “Hz. Peygamber’e:

   ‘Yâ Rasulallah! Hayırlı bir topluluğu sevdiği halde, onlar gibi amel etmeye güç yetiremeyen kimse hakkında ne buyurursunuz?’ diye sordum. Rasulullah Efendimiz (A.S.):
   ‘Ey Ebû Zer! Sen sevdiklerinle beraber olacaksın.’ buyurdu. Ben de:
   ‘Şüphesiz ben Allah ve Rasulünü seviyorum’ dedim. Efendimiz (A.S.):
   ‘Muhakkak ki sen, sevdiklerinle berabersin’ buyurdu.” (Buharî, Darimî)
   Allah dostlarını samimi olarak seven fakat onlar gibi güzel amel edemeyip hasretini çeken kimseye işte bu müjde yeter.
   
   Evliyayı Seven Eşkiyalık Yapmasın

   Hadisten çıkan tavsiye de şudur: Kimi seviyorsan onunla aynı yolda, aynı halde, aynı ahlâkta ol; sevgin dilde kalmasın, sevginde yalancı olma, sevdiğinin hallerine yabancı kalma. Allah dostlarını seviyorsan onlara benze, onların yaptığı güzel amellerden sen de yap, onlar gibi zikir ehli ve halka karşı merhametli ol! Evliyayı seven, eşkiyalık yapmasın!

   Hadisteki gizli uyarı da şudur: Herkes kalbindeki asıl sevgi ve niyet ile değerlendirilir. Söze değil kalbe bakılır. Allah’ı ve O’nun dostlarını seviyorsanız, bunu itaat ve edeb ile ispat edin. Kalbe kötü arzu ve sevgiler hakimse, sözle seviyorum demek birşey ifade etmez. Yahudi ve Hıristiyanlar: “Biz Allah’ın oğulları ve dostlarıyız!” dediklerinde, Allahu Tealâ: “Öyleyse günahlarınız yüzünden Allah size niçin azap ediyor?” (Maide/18) buyurarak, halleri ve yolları yanlış olduğu için sevgilerinin yalan olduğunu belirtmiştir.
   
   Ölçü: Her Zaman, Her Yerde...

   Bir kimsenin Allah için sevilmesi için keşif-keramet sahibi olması şart değildir. Onun ihlas, edeb ve istikamet sahibi olması yeterlidir. Allahu Tealâ kimseyi etine-kemiğine, süsüne-lüksüne, nesebine-milletine, rengine-cinsine bakarak sevmez. O ancak, iman, irfan, aşk ve edeb sahibi müttaki kullarını sever. Her cinsten, her kesimden ve her milletten Allah’ın dostları bulunur. İrşadla görevli olanların dışındaki velilerin çoğu gizlidir. Bunun için herkese karşı edebli davranmaya dikkat etmelidir.

   Allah için sevilen bir velinin irşadı ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir veli hiçbir peygamberden üstün değildir. Fazilet olarak bütün veliler Ashab-ı Kiram’dan sonra gelir. İlim, irşad ve edebiyle sevilen bir velinin hangi makamda olduğunu bilmek, kimseye şart ve lazım değildir.

   Bir insan mürşidini kendi terbiyesi için en yetkili ve rehber olarak görmelidir. Fakat taassuba düşüp, “benim mürşidimden başka yeryüzünde mürşid bulunmaz” dememelidir.

   Bütün veliler ve mürşidler birbirlerinin kardeşleridir. Öyleyse, Allah için hepsinin sevilmesi ve hayırla anılması gerekir. Dengesiz bir sevgi sarhoşluğu ile mürşidimi öveceğim ve herkese sevdireceğim diye başka mürşidleri küçümsemek, arkalarından çekiştirmek ve edeb dışı davranışlara girmek kesinlikle doğru değildir.

   Gerçek veliler, talebelerinden kendileri için övgü değil, Allah için edeb beklerler. Bir arifin belirtiği gibi; “Gerçek mürid, mürşidi ile övünen kimse değildir. Asıl mürid, mürşidinin onunla övündüğü kimsedir.”

   Kâmil mürşidler, dini ve büyükleri kullanarak dünyalık kazanmaya çalışan kimselerden de nefret ederler. Neye muhtaç olduğumuzu ve kimden ne istediğimiz iyi bilmeliyiz. Allahu Tealâ, Yüce Rasulüne: “Habibim! Benden ne istersen iste?” buyurunca, Efendimiz (A.S.): “Allahım senden sevgini, seni sevenlerin sevgisini, beni senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini istiyorum” dileğinde bulunmuştur. (Tirmizî, Ahmed)

   Allah için sevenlerin gözü aydın olsun.


  Dr. Dilaver Selvi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/onun-sevdiklerini-sevmek-t4961.0.html




Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 16
Ynt: O'nun Sevdiklerini Sevmek
« Cevapla #1 : 05/10/08, 21:41 »
   Allah(cc) için olan sevgi samimiyet ister.
Samimi olan kimse, sevdiğini razı etmeye gayret eder.


Allah (cc) razı olsun ..  :X06


Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.173
  • Konu: 793
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Cevaplandı: O'nun Sevdiklerini Sevmek
« Cevapla #2 : 18/12/10, 03:12 »
 Samimiyet... Hepsi Bu!

 :X06


 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.173
  • Konu: 793
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Okundu: O'nun Sevdiklerini Sevmek
« Cevapla #3 : 31/07/12, 13:57 »
 Büyük veli İmam Şa’ranî (K.S.)’yi dinleyelim: “Allahu Tealâ bir müridin kalbini kâmil bir mürşidde topladıktan sonra, artık onun dünyada hiçbir şeye iltifat etmemesi gerekir. Çünkü dünya ve ahirette ona ne nasib edilmişse işte önündedir; nasibini almaya baksın.

 

 


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Abdülaziz Dirini Mail adresiniz hackerların elinde mi? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.41 saniyede oluşturulmuştur


O'nun Sevdiklerini SevmekGüncelleme Tarihi: 17/10/18, 12:07 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim