Oruç tutmamanın gerektirdiği şeyler - İlmihal
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Oruç tutmamanın gerektirdiği şeyler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2684 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Oruç tutmamanın gerektirdiği şeyler}   Okunma sayısı 2684 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.197
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Oruç tutmamanın gerektirdiği şeyler
« : 22/08/11, 04:21 »

Oruç tutmamanın gerektirdiği şeyler üçtür.
1- Kaza,
2- Kefaret,
3- Fidye.


ORUÇ KAZASI

Ramazanda bir veya daha fazla gün oruç tutmayan kimselerin bunları kaza etmeleri gerektiğinde görüş birliği (icmâ) vardır. Orucu tutmama hastalık, yolculuk, hayız, nifas ve benzeri özürler sebebiyle yahut kasten veya yanılarak niyeti terk etmek suretiyle olabilir.

Kaza, tutulamayan orucun yerine gününe gün oruç tutmak demektir.

Ramazan orucunun kazası gerektiği gibi kefaret, adak veya başlanmış olan nafile oruçların da kazası gereklidir.

Ramazan orucunun kazası özür bulunsun veya bulunmasın ömür boyu mümkündür. Ancak ramazan ayında geçerli bir mazeret olmaksızın oruç tutmamak büyük günahtır.

Bayram günleri gibi yasaklanan vakitlerde, belirli adak orucu günlerinde ve ramazan ayı günlerinde kaza orucu tutulmaz. Ramazan ayı ve belirli adak orucu günleri, kendilerine tahsis edilen oruçlardan başka bir orucu kabul etmezler.

Kişi, kaza oruçlarını peş peşe veya ayrı ayrı tutabilir.

Üzerinde ramazan orucu borcu olan kimse dinen geçerli mazeretler (hastalık, yolculuk, aşırı yaşlılık, sürekli hastalık ve vakit darlığı gibi) sebebiyle orucunu kaza etmeye imkân bulamadan ölmüşse bu oruçlar kendisinden bedelsiz düşmüştür. Kaza edilmeleri de gerekmez. Bu durumda malı varsa, ölü tutamadığı günler için fidye verilmesini vasiyet etmişse, onun adına velisi her bir güne karşılık bir fakire bir fidye verir. Vârisi isterse, kendi malından ölü için bu tür borçlarını ödemesi de caizdir.

Bundan başka, ölünün kazaya kalmış oruçlarını hiç kimse onun adına tutamaz. Ancak kişi kendi tuttuğu orucun sevabını ölüye bağışlayabilir.

Bir kadın oruçlu olduğu gün "âdet" olursa, orucunu açar ve o günün orucunu kaza eder.

ORUÇ KEFARETİ


Kefaret orucu, sadece ramazanda başlanılmış bir orucu bilerek bozmaktan ötürü gerekir. Ramazan dışındaki herhangi bir orucu bozmaktan dolayı kefaret gerekmez, yalnız kaza gerekir.

Ramazanda oruçlu bulunan kimse kefaret gerektiren hallerden birini yaparsa, ona hem kaza hem de kefaret gerekir. Ancak bu hallerin meydana gelmesi;

1. Bilerek ve kendi isteğiyle olmalı.

2. Oruca geceden niyetlenilmiş olmalı.

3. Oruç ramazana ait olmalı.

4.  Ramazan ayında bozulmuş olmalı.

5. Yenilen, içilen şeyler vücuda faydalı veya keyif verici olmalı.

6. Oruç, meşru bir mazeret olmadan bozulmuş olmalı.

Bu şartlarda kefaret lâzım gelir.

Bozulan oruç vacip veya nafile oruç ise yalnız kaza gerekir. Kaza edilen ramazan orucunun bozulmasında da yalnız kaza lâzım gelir. Oruçlu olduğunu bildiği halde kişinin kasten değil de yanlışlıkla (hata) orucunu bozması da yalnız kazayı gerektirir. Oruç, hastalık, yolculuk gibi dinen geçerli mazeretlerle bozulmuş olursa yine yalnızca kaza lâzım gelir. Gıda sayılmayan, vücuda faydası olmayan ve kendisinden nefret edilen bir şeyin kasten yutulması sadece kaza gerektirir.

Kefaret oruç tutmamanın değil ramazan ayında niyet edilmiş bir orucu bozmanın cezasıdır. Çünkü o kimse ramazanın hürmetini çiğnemiş, ihlâl etmiş ve ona aldırmamıştır. Bundan dolayı unutarak, bilmeyerek veya zanna dayanarak oruç bozan kimseye kefaret gerekmez.

Orucun kefareti üçtür; bunlar sırasıyla köle azat etmek, oruç tutmak ve yemek yedirmektir. Kendisine kefaret gereken kimse peş peşe iki ay (kamerî aylar kaç gün çekiyorsa o kadar gün) oruç tutar. Bir gün de bozduğu orucu kaza eder. Böylece iki aya ek olarak bir gün daha oruç tutmuş olur.

Herhangi bir sebeple kefaret orucuna ara verilir veya eksik tutulursa yeniden başlayıp altmış günü kesintisiz tamamlamak lâzımdır.

Kadınların âdet hali bundan müstesnadır. Onlar âdet günlerinde ara verebilirler. Fakat lohusalık bundan hariçtir. Bir kadın kefaret orucu tutacağı zaman hamile ise doğum vaktini düşünerek başlamalıdır. Kefaret orucuna başlayan bir kadın doğum yaparak oruca ara verse, kefaret orucuna yeniden başlaması icap eder. Araya ramazan ayının veya kurban bayramının girmesi de kefaret orucuna yeniden başlanılmasını gerektirir.

Kefaret orucuna kamerî ay başında başlansa, iki kamerî ay tutmakla borçtan kurtulmuş olunur. Ay başında başlanmazsa altmış gün dikkate alınır.

Bir kimse bir ramazanda veya birkaç ramazanda özürsüz ve kasten birkaç defa orucunu bozsa sadece bir defa kefaret orucu tutması kâfidir. Ancak kefaret orucu tuttuktan sonra başka bir ramazanda yine orucunu kasti olarak bozsa, bunun için de ayrıca kefaret tutması icap eder.

Yaşlı veya hasta olup oruç tutmaya gücü yetmeyen kimse kefaret olarak altmış fakiri sabah ve akşam doyurur. Her günlük yiyecek bir fitre miktarıdır. Fitre miktarı olan bu yiyecek veya para ayrı ayrı altmış fakire verilebileceği gibi her gün bir fitre miktarı olmak üzere altmış günde bir fakire de verilebilir.

Fakirin kendisi yaşlı veya sürekli hasta olup oruç tutamayacak durumda ve başkasına yiyecek veremeyecek bir halde ise, Allah'tan affını ister, haline üzülür, ilâhî rahmete sığınır. Namaz başta olmak üzere yapabileceği diğer farzları muhafaza eder.

ORUÇ FİDYESİ


Fidye, orucun yerine verilen bir bedeldir. Oruç tutmaya gücü yetmeyenler verirler. Hiçbir şekilde oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar, iyileşme ümidi olmayan hastalar ramazan ayının her günü için bir fidye verirler. Fidyenin tutarı aynen "fitre" kadardır. Fidye gıda maddesi veya para olarak verilebileceği gibi yemek olarak da verilebilir.

Fidyede ölçü, bir fakiri sabah ve akşam doyuracak miktardaki yiyecek veya onu alacak paradır. Herkes bunu, kendi günlük yediği şeylerin ortalaması miktarında vermelidir. Daha fazla verirse, daha güzel olur.

Fidye, ramazan başında verilebileceği gibi, ramazan içinde veya sonunda da verilebilir. Ramazan fidyesinin tamamı topluca bir fakire verilebileceği gibi ayrı ayrı fakirlere de verilebilir.

Kendisinin iyileşmeyeceğini sanarak fidye veren bir hasta veya yaşlı sonradan oruç tutmaya güç kazansa tutamadığı orucu kaza etmesi gerekir. Önceden verdikleri nafile hükmüne geçer.

Fidye veremeyecek kadar fakir olan ve sürekli o halde kalan kimseler, yüce Allah'a istiğfar eder, bu emri yerine getiremediği için üzülür, bu da ona yeter. Çünkü Allah Teâlâ kuluna taşıyamayacağı yükü yüklemez.
      
ŞEMSEDDİN BEKTAŞOĞLU - Temel İlmihal Bilgileri

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/oruc-tutmamanin-gerektirdigi-seyler-t27908.0.html



"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Takva Diliyle Konuşmak Kabir Ahiret Duraklarının İlki midir? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.099 saniyede oluşturulmuştur


Oruç tutmamanın gerektirdiği şeylerGüncelleme Tarihi: 08/12/19, 06:10 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim