Osmanlıca-Türkçe Sözlük (F) - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.900 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22969 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Osmanlıca-Türkçe Sözlük (F), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1474 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Osmanlıca-Türkçe Sözlük (F)}   Okunma sayısı 1474 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Osmanlıca-Türkçe Sözlük (F)
« : 19/12/10, 16:37 »
fa’âl (A.) [ فعال ] hareketli çalışkan.
fa’âliyyet (A.) [ فعاليت ] hareketlilik çalışma.
fâcia (A.) [ 1 [ فاجعه .acıklı olay. 2.felaket. 3.dram.
fâciât (A.) [ 1 [ فاجعات .acıklı olaylar facialar. 2.felaketler.
fâcir (A.) [ 1 [ فاجر .günah işleyen. 2.karşı cinse düşkün olan.
fağfur (F.) [ فغفور ] Çin imparatoru.
fağfûrî (F.) [ فغفوری ] çini.
fahâmet (A.) [ 1 [ فخامت .yücelik ululuk. 2.kıymet.
fahhâr (A.) [ فخار ] övüngen.
fâhir (A.) [ 1 [ فاخر .değerli. 2.şerefli onurlu.
fâhiş (A.) [ 1 [ فاحش .aşırı. 2.büyük. çirkin kötü.
fâhişe (A.) [ فاحشه ] fuhuş yapan kadın.
fâhişehane (A.-F.) [ فاحشه خانه ] genelev.
fahr (A.) [ فخر ] övünç kıvanç.
fahrî (A.) [ 1 [ فخری .onursal. 2.ücret almadan kendi isteğiyle
fahşâ (A.) [ فحشا ] fuhuş.
fâhte (A.) [ فاخته ] güvercin yaban güvercini.
fahûr (A.) [ فخور ] övüngen.
fâide (A.) [ فائده ] yarar kazanç fayda.
fâidebahş (A.-F.) [ فائده بخش ] yararlı faydalı.
fâik (A.) [ فائق ] üstün.
fâikiyyet (A.) [ فائقيت ] üstünlük.
fâil (A.) [ 1 [ فاعل .yapan. 2.özne. 3.etkili.
fâiliyyet (A.) [ فاعليت ] etkenlik aktivite.
fâiz (A.) [ 1 [ فائض .taşan. 2.faiz paradan elde edilen kazanç.
fâka (A.) [ فاقه ] yoksulluk.
fakâhet (A.) [ فقاهت ] fıkıhçılık.
fakat (A.) [ فقط ] ancak yalnız.
fakd (A.) [ فقد ] yokluk yoksunluk.
fakîd (A.) [ فقيد ] eşi az bulunur.
fakîh (A.) [ فقيه ] islam hukukçusu fakih.
fâkiha (A.) [ فاکهه ] meyva.
fakîr (A.) [ 1 [ فقير .yoksul. 2.bendeniz. 3.dilenci. 4.derviş.
fakirhâne (A.-F.) [ فقيرخانه ] bendenizin evi.
fakr (A.) [ فقر ] yoksulluk.
fâl (F.) [ فال ] fal.
falaka (A.) [ فلقه ] falaka ayağa sopa atarak acı çektirmek için hazırlanan
düzenek.
fâlic (A.) [ فلج ] felç.
fâlnâme (F.) [ فالنامه ] fal kitabı.
fâm (F.) [ فام ] renk.
fânî (A.) [ 1 [ فانی .ölümlü. 2.yok olucu. 3.geçici.
fânûs (A.) [ فانئس ] fener.
fâr (A.) [ فار ] fare.
farazâ (A.) [ فرضا ] diyelim ki.
faraziyye (A.) [ فرضيه ] varsayım.
fârıka (A.) [ فارقه ] ayırıcı.
fâriğ (A.) [ 1 [ فارغ .boş. 2.rahat huzurlu. 3.vazgeçen.
fâris (A.) [ فارس ] atlı.
fârisî (F.) [ 1 [ فارسی .Farsça. 2.Fars İranlı.
farîza (A.) [ 1 [ فریضه .farz. 2.borç.
fark (A.) [ فرق ] ayrıcalık ayrılık.
fart (A.) [ فرط ] aşırı aşırılık.
farz (A.) [ 1 [ فرض .Allah emri. 2.borç aaaa. 3.zorunlu.
farz edilmek sayılmak tutulmak tasavvur edilmek.
farz etmek saymak tutmak tasavvur etmek.
farz olunmak 1.tasavvur edilmek. 2.Allah tarafından yapılması zorunlu kılınmak.
farzâ (A.) [ فرضا ] tut ki diyelim ki.
farziyye (A.) [ فرضيه ] varsayım.
fâsık (A.) [ فاسق ] kötülük düşünen.
fâsıla (A.) [ 1 [ فاصله .ara. 2.aralayıcı. 3.uzaklık.
fâsid (A.) [ فاسد ] bozulmuş bozuk.
fasîh (A.) [ فصيح ] güzel konuşan.
fasîle (A.) [ فصيله ] aile.
fasl (A.) [ 1 [ فصل .mevsim. 2.bölüm. 3.çözümleme.
fassâd (A.) [ فصاد ] hacamat yapan.
fâş (F.) [ فاش ] ifşa olmuş aşikar olmuş.
fâtih (A.) [ فاتح ] fetheden
fatin (A.) [ فطين ] zeki kavrayışlı.
fayda (A.) [ فایده ] yarar fayda kazanç.
fâzıl (A.) [ فاضل ] erdemli.
fazîha (A.) [ فضيحه ] rezillik skandal.
fazîlet (A.) [ فضيلت ] erdem.
faziletkâr (A.-F.) [ فضيلتکار ] erdemli.
faziletperest (A.-F.) [ فضيلت پرست ] erdem yanlısı.
fazl (A.) [ 1 [ فضل .erdem. 2.üstünlük.
fazla (A.) [ 1 [ فضله .çok. 2.artık.
fecâ’at (A.) [ فجاعت ] feci durum.
fecere (A.) [ 1 [ فجره .günahkarlar. 2.kötü insanlar.
fecî’ (A.) [ فجيع ] çok kötü korkunç.
fecî’a (A.) [ فجيعه ] facia felaket.
fecir (A.) [ فجر ] tan ağartısı.
fecr (A.) [ فجر ] tan ağartısı.
fecr -i kâzib [ فجرکاذب ] gerçek tan ağartısından önceki geçici aydınlık
fecr -i sâdık [ فجر صادق ] tan ağartısı şafak sökmesi.
fedâ (A.) [ 1 [ فدا .yoluna can koyma. 2.kurban. 3.uğruna verme.
fedâ edilmek 1.uğruna harcanmak. 2.kurban edilmek.
fedâ etmek 1.uğruna harcamak. 2.kurban etmek.
fedâ’î (A.) [ فدائی ] yoluna canını hiçe sayan.
fedâkâr (A.-F.) [ فداکار ] özverili.
fedâkârâne (A.-F.) [ فداکارانه ] özveri ile özverili.
fedâkârî (A.-F.) [ فداکاری ] özveri.
fehâris (A.) [ فهارس ] fihristler.
fehîm (A.) [ فهيم ] anlayışlı.
fehm (A.) [ فهم ] anlama.
fehm eylemek anlamak.
fehvâ (A.) [ فحوا ] içerik.
fekâhet (A.) [ فکاحت ] şakacılık muziplik.
fekk (A.) [ 1 [ فک .çene. 2.ayırma.
felâh (A.) [ فلاح ] kurtulma rahata erme.
felâket (A.) [ فلاکت ] büyük bela musibet.
felâketzede (A.-F.) [ فلاکت زده ] felakete uğrayan.
felâsife (A.) [ فلاسفه ] filozoflar felsefeciler.
felc (A.) [ فلج ] inme felç.
felek (A.) [ 1 [ فلک .gökyüzü. 2.talih. 3.kader.
felekiyyât (A.) [ فلکيات ] astronomi.
felekzede (A.-F.) [ فلک زده ] kader kurbanı felek vurgunu.
fellâh (A.) [ فلاح ] çiftçi.
felsefî (A.) [ فلسفی ] felsefe ile ilgili.
fem (A.) [ فم ] ağız.
fenâ (A.) [ 1 [ فنا .yokluk. 2.kötü.
fenâpezîr (A.-F.) [ فناپذیر ] yok olucu fani.
fend (F.) [ فند ] hile.
fenn (A.) [ 1 [ فن .bilim. 2..tür. 3.teknik.
fennen (A.) [ فنا ] teknik açıdan.
fennî (A.) [ فنی ] teknik.
fenniyyât (A.) [ فنيات ] teknoloji.
fer (F.) [ فر ] parlaklık.
fer’ (A.) [ 1 [ فرع .yan. 2.dal.
fer’î (A.) [ فرعی ] yan dal tâli ikincil.
ferâgat (A.) [ 1 [ فراغت .bırakma terketme. 2.rahatlık. 3.zenginlik.
ferâğ (A.) [ 1 [ فراغ .bırakma terk etme vazgeçme. 2.boş durma.
ferâğ etmek bırakmak
ferah (A.) [ فرح ] sevinç.
ferâh (F.) [ فراخ ] geniş.
ferahbahş (A.-F.) [ فرح بخش ] ferahlık veren iç açıcı.
ferâine (A.) [ فراعنه ] firavunlar.
ferâiz (A.) [ 1 [ فرائض .farzlar. 2.aaaaler.
ferâmîn (A.<F.) [ فرامين ] fermanlar.
ferâmûş (F.) [ فراموش ] unutma.
ferâmuş etmek unutmak.
ferâset (A.) [ فراست ] sezgi.
ferbih (F.) [ فربه ] semiz.
ferc (A.) [ 1 [ فرج .yarık. 2.vajina.
fercâm (F.) [ فرجام ] son akıbet.
ferd (A.) [ 1 [ فرد .tek. 2.birey.
ferdâ (F.) [ فردا ] yarın.
ferdî (A.) [ فردی ] kişisel.
ferdiyyet (A.) [ فردیت ] bireylik.
ferec (A.) [ فرج ] rahatlama.
feres (A.) [ فرس ] at.
ferhân (A.) [ فرحان ] sevinçli neşeli.
ferheng (F.) [ 1 [ فرهنگ .kültür. 2.sözlük.
ferhunde (F.) [ فرخنده ] kutlu.
ferîd (A.) [ فرید ] biricik tek.
ferikân (A.-F.) [ فریقان ] tüm veya korgeneraller.
ferîk-i evvel (A.-F.) [ فریق اول ] korgeneral.
ferîk-i sânî (A.-F.) [ فریق ثانی ] tümgeneral.
ferişte (F.) [ فرشته ] melek.
fermân (F.) [ فرمان ] buyruk.
fermandih (F.) [ فرمان ده ] komutan.
fermânfermâ (F.) [ 1 [ فرمان فرما .padişah. 2.komutan. 3.buyrukçu buyruk veren.
fermâyiş (F.) [ فرمایش ] buyruk.
ferrâş (A.) [ 1 [ فراش .döşemeci. 2.hizmetkâr.
ferruh (F.) [ فرخ ] kutlu.
fersûde (F.) [ 1 [ فرسوده .solgun. 2.yıpranmış. 3.eprimiş.
ferş (A.) [ 1 [ فرش .döşeme. 2.yaygı.
fertût (F.) [ فرتوت ] bunamış ihtiyar.
ferverdîn (F.) [ فروردین ] İran takvimine göre baharın ilk ayı.
feryâd (F.) [ 1 [ فریاد .bağırma çığlık. 2.imdat isteme.
feryâd etmek bağırmak çığlık atmak
feryâdres (F.) [ فریادرس ] imdada koşan.
ferzâne (F.) [ فرزانه ] bilge.
ferzend (F.) [ فرزند ] evlat.
fesâd (A.) [ 1 [ فساد .fesat bozukluk. 2.kötülük.
fesahat (A.) [ فصاحت ] fasihlik dilde düzgünlük.
fesâne (F.) [ فسانه ] efsane masal.
fesat (A.) [ فساد ] bozukluk kötülük.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/osmanlicaturkce-sozluk-f-t24640.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Allah'ın Kitabı Açık Bizden ne öğrendin? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.055 saniyede oluşturulmuştur


Osmanlıca-Türkçe Sözlük (F)Güncelleme Tarihi: 31/05/20, 04:42 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim