Osmanlıca-Türkçe Sözlük (H) - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.899 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22964 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Osmanlıca-Türkçe Sözlük (H) , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1115 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Osmanlıca-Türkçe Sözlük (H) }   Okunma sayısı 1115 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Osmanlıca-Türkçe Sözlük (H)
« : 19/12/10, 16:39 »
h [ 1 [ ه ح خ . Osmanlı alfabesinin sekizinci harfi. 2.Ebced alfabesine göre sayısal
değeri: 8.
hâ (F.) [ خا ] çiğneyen.
hâ (F.) [ ها ] çoğul eki: -ler -lar.
hâb (F.) [ 1 [ خواب .uyku. 2.rüya.
habâb (A.) [ حباب ] hava kabarcığı.
habâbe (A.) [ حبابه ] hava kabarcığı.
habâis (A.) [ خبائث ] kötülükler.
hâbâlûd (F.) [ خواب آلود ] uykulu.
hâbâlûde (F.) [ خواب آلوده ] uykulu.
habâset (A.) [ خباثت ] kötülük alçaklık.
habb (A.) [ 1 [ حب .çekirdek tohum. 2.hap.
habbât (A.) [ 1 [ حبات .hava kabarcıkları. 2.haplar.
habbâz (A.) [ خباز ] ekmekçi.
habbe (A.) [ حبه ] taneler.
habbe-i hadrâ [ حبهء حضرا ] çitlembik.
habbe-i sevdâ [ حبهء سودا ] çörekotu.
habbezâ (A.) [ حبذا ] ne güzel.
habbülbülûğ (A.) [ حب البلوغ ] ergenlik sivilcesi.
hâbcâme (F.) [ 1 [ خواب جامه .gecelik. 2.pijama.
haber (A.) [ خبر ] haber.
haberdar (A.-F.) [ خبردار ] haberli.
habeşe (A.) [ 1 [ حبشه .Habeşistan. 2.Habeş.
hâbgâh (F.) [ خوابگاه ] yatak odası.
habîb (A.) [ 1 [ حبيب .sevgili. 2.dost. 3.Hz. Muhammed
habîr (A.) [ خبير ] haberli.
habis (A.) [ خبيث ] kötü pis.
habl (A.) [ حبل ] ip.
hablülmesâkin (A.) [ حبل المساکن ] sarmaşık.
hâbnâk (F.) [ خوابناک ] uykulu.
hâbnâme (F.) [ خواب نامه ] rüya tabiri kitabı.
habr (A.) [ حبر ] bilgin.
habs (A.) [ 1 [ حبس .hapis. 2.tutma.
habshâne (A.-F.) [ حبس خانه ] hapishane tutukevi.
habt (A.) [ خبط ] yanlış hareket.
habtühata (A.) [ خبط و خطا ] yanlış yapma.
hac (A.) [ حاج ] hacı.
hacâlet (A.) [ خجالت ] utanma.
hacâletâver (A.) [ خجالت آور ] utanç verici.
hacamat (A.) [ حجامت ] kan alma.
hacamat yapmak kan almak.
hacâmet (A.) [ حجامت ] kan alma hacamat.
hâcât (A.) [ 1 [ حاجات .ihtiyaçlar. 2.istekler.
haccâm (A.) [ حجام ] hacamatçı.
haccar (A.) [ حجار ] taş işçisi taşçı.
hâcce (A.) [ حاجه ] bayan hacı.
hâce (F.) [ 1 [ خواجه .hoca. 2.efendi. 3.ağa. 4.sahip. 5.vezir.
hâcegân (F.) [ 1 [ خواجگان .hocalar. 2.efendiler.
hâcegî (F.) [ 1 [ خواجگی .hocalık. 2.efendilik. 3.ağalık. 4.sahiplik. 5.tüccar.
hacel (A.) [ خجل ] utanma.
hacer (A.) [ حجر ] taş.
hacer-i esved [ حجر اسود ] karataş.
hacer-i semâî [ حجر سمائی ] göktaşı.
hâceserâ (F.) [ خواجه سرا ] harem ağası.
hâcet (A.) [ حاجت ] ihtiyaç.
hâcetmend (A.-F.) [ حاجتمند ] muhtaç.
hacı (A.) [ حاجی ] hacı.
hacıyân (A.-F.) [ حاجيان ] hacılar.
hâcî (A.) [ هاجی ] hicveden yeren.
hâcib (A.) [ 1 [ حاجب .kapıcı. 2.perdedar. 3.engel. 4.kaş.
hacîl (A.) [ خجيل ] utangaç.
hâcir (A.) [ هاجر ] göçmen.
hâciz (A.) [ 1 [ حاجز .ayıran. 2.haczeden.
hacle (A.) [ حجله ] gerdek odası.
haclegâh (A.-F.) [ حجله گاه ] gerdek odası.
haclet (A.) [ خجلت ] utanma.
hacletâver (A.-F.) [ خجلت آور ] utanç verici.
hacm (A.) [ حجم ] hacim.
hacmen (A.) [ حجما ] hacimce.
hacz (A.) [ حجز ] haciz.
hadâik (A.) [ حدائق ] bahçeler.
hâdd (A.) [ 1 [ حاد .keskin. 2.sivri. 3.dar.
hadd (A.) [ 1 [ حد .sınır. 2.şer’î ceza.
hadd (A.) [ خد ] yanak.
haddâ’ (A.) [ خداع ] düzenbaz.
haddâd (A.) [ حداد ] demirci.
haddâdî (A.-F.) [ حدادی ] demircilik.
hadd-i asgarî [ حد اصغری ] en az.
hadd-i azamî [ حد اعظمی ] en çok.
hadd-i tabiî [ حد طبيعی ] normal hal.
hadd-i zâtında aslında.
hadeb (A.) [ حدب ] kamburluk.
hadem (A.) [ خدم ] hizmetçiler.
hademe (A.) [ خدمه ] hizmetçiler.
hadeng (F.) [ خدنگ ] ok.
hader (A.) [ خدر ] uyuşma.
hades (A.) [ حدس ] sezi tahmin.
hâdî (A.) [ هادی ] doğru yolu gösteren.
hâdi’ (A.) [ خادع ] düzenbaz.
hadîka (A.) [ حدیقه ] bahçe.
hâdim (A.) [ خادم ] hizmetçi.
hâdim olmak hizmet etmek.
hâdime (A.) [ خادمه ] bayan hizmetçi.
hâdis (A.) [ 1 [ حادث .meydana gelen. 2.yeni.
hadîs (A.) [ حدیث ] hadis Peygamber sözü.
hâdisat (A.) [ حادثات ] olaylar.
hâdise (A.) [ حادثه ] olay.
hadnâşinas (A.-F.) [ حدناشناس ] haddini bilmez.
hadrâ (A.) [ حضرا ] yeşil.
hads (A.) [ 1 [ حدس .tahmin. 2.seziş.
hadşe (A.) [ خدشه ] ürküntü.
hadşeâver (A.-F.) [ خدشه آور ] ürküntü verici.
hafâ (A.) [ خفا ] gizlilik.
hafâfîş (A.) [ خفافيش ] yarasalar.
hafâgâh (A.-F.) [ خفاگاه ] gizlenilecek yer.
hafâir (A.) [ 1 [ حفائر .çukurlar. 2.oyuklar.
hafakan (A.) [ خفقان ] yürek çarpıntısı.
hafâyâ (A.) [ خفایا ] gizli şeyler.
hafız (A.) [ 1 [ حافظ .koruyan. 2.ezberleyen. 3.Kur’ân hafızı.
hafıza (A.) [ حافظه ] bellek.
hâfız-ı kütüb [ حافظ کتب ] kütüphaneci.
hâfî (A.) [ حافی ] yalınayak koşan.

hafî (A.) [ خفی ] gizli
hafîd (A.) [ حفيد ] torun.
hafîde (A.) [ حفيده ] kız torun.
hafif (A.) [ خفيف ] hafif.
hâfir (A.) [ حافر ] kazan kazıcı.
hafîr (A.) [ 1 [ حفير .çukur. 2.mezar.
hafiyyât (A.) [ خفيات ] gizli şeyler.
hafiyye (A.) [ خفيه ] gizli polis.
hafiyyen (A.) [ خفيا ] gizlice.
hafr (A.) [ حفر ] kazma.
hafriyyât (A.) [ حفریات ] kazı.
haftân (A.) [ خفتان ] kaftan.
hâh (F.) [ خواه ] isteyen.
hâhân (F.) [ خواهان ] isteyen istekli.
hâher (F.) [ خواهر ] kızkardeş.
hâherzâde (F.) [ خواهرزاده ] yeğen kızkardeşin çocuğu.
hâhiş (F.) [ خواهش ] rica istek.
hâhişger (F.) [ خواهشگر ] istekli.
hâhişkâr (F.) [ خواهشکار ] istekli.
hâhişkerde (F.) [ خواهش کرده ] istekli.
hâhnâhâh (F.) [ خواه ناخواه ] ister istemez.
hâif (A.) [ خائف ] korkak.
hâifen (A.) [ خائفا ] korkarak.
hâil (A.) [ هائل ] korkunç.
hâin (A.) [ 1 [ خائن .hain. 2.acımasız.
hâinâne (A.-F.) [ خائنانه ] haince.
hâiz (A.) [ حائز ] sahip bulunduran.
hâiz olmak bulundurmak sahip olmak.
hâiz-i ehemmiyet [ حائز اهميت ] önemli.
hak (A.) [ 1 [ حق .Allah. 2.doğru. 3.pay.
hâk (F.) [ خاک ] toprak.
hak etmek kazanmak.
hâk ile yeksân edilmek yerle bir edilmek.
hâk ile yeksân etmek yerle bir etmek.
hâk ile yeksân olmak yerle bir olmak.
Hak Teâlâ (A.) [ حق تعالی ] Yüce Allah.
hakâik (A.) [ حقائق ] gerçekler.
hakâret (A.) [ حقارت ] aşağılama hakaret.
hakaretâmiz (A.-F.) [ حقارت آميز ] aşağılayıcı.
hakâyık (A.) [ حقایق ] gerçekler.
hâkbîz (F.) [ خاک بيز ] kalbur.
hakem (A.) [ حکم ] hakem.
hâkezâ (A.) [ هکذا ] aynı şekilde.
hakgû (A.-F.) [ حق گو ] doğru sözlü.
hâkî (A.) [ حاکی ] hikaye eden.
hâkî (F.) [ 1 [ خاکی .hâki toprak rengi. 2.toprak ile ilgili.
hakîkat (A.) [ حقيقت ] gerçek.
hakîkaten (A.) [ حقيقة ] gerçekten.
hakikat-ı halde aslında gerçekte işin aslında.
hakikatperver (A.-F.) gerçekçi.
hakikî (A.) [ حقيقی ] gerçek.
hakikiye (A.) [ حقيقيه ] gerçek.
hakîm (A.) [ 1 [ حکيم .Allah. 2.hakim yargıç.
hâkimiyet (A.) [ حاکميت ] egemenlik.
hakîr (A.) [ 1 [ حقير .değersiz. 2.küçük. 3.bendeniz ben.
hâkister (F.) [ خاکستر ] kül.
hâkisterî (F.) [ خاکستری ] kül rengi.
hakk (A.) [ 1 [ حق .Allah. 2.doğru. 3.hak.
hakk (A.) [ حک ] kazıma.
hakkâ [ حقا ] gerçekten.
hakkâk (A.) [ 1 [ حکاک .mühürcü. 2.kazıyıcı.
hakkaniyet (A.) [ حقانيت ] doğruluk.
hâkkedilmek kazılmak.
hâkketmek kazımak.
hâkrûb (F.) [ خاکروب ] süpürge.
hakşinas (A.-F.) [ حق شناس ] haktanır.
hakşinâsî (A.-F.) [ حق شناسی ] haktanırlık.
hâl (A.) [ 1 [ حال .hal durum. 2.şimdiki durum şimdiki zaman.
hâl (A.) [ خال ] dayı.
hâl (F.) [ 1 [ خال .ben. 2.benek.
hal’ (A.) [ خلع ] tahttan indirme.
hal’edilmek tahttan indirilmek.
hal’etmek tahttan indirmek.
hâlâ (A.) [ حالا ] şimdi hâlâ.
halâ (A.) [ 1 [ خلا .tuvalet. 2.boş.
halâik (A.) [ 1 [ خلائق .yaratıklar. 2.halayık.
halâl (A.) [ خلال ] mesafe aralık açıklık.
halâs (A.) [ خلاص ] kurtuluş kurtulma.
halâs bulmak kurtulmak.
halâs olmak kurtulmak.
halaskâr (A.-F.) [ خلاصکار ] kurtarıcı.
hâlâşina (A.-F.) [ حال آشنا ] halden anlayan.
hâlât (A.) [ حالات ] haller.
halâvet (A.) [ حلاوت ] tatlılık.
haldâr (F.) [ خالدار ] benli.
hâle (A.) [ 1 [ خاله .hala. 2.teyze.
hâle (A.) [ هاله ] ayça hâle.
halecan (A.) [ خلجان ] çarpıntı.
halef (A.) [ 1 [ خلف .evlat oğul. 2.halef yerine geçen arkadan gelen
halel (A.) [ خلل ] bozukluk.
halel gelmek bozulmak lekelenmek gölge düşmek.
haleldâr (A.-F.) [ خللدار ] bozulmuş bozuk.
haleldâr etmek bozmak halel getirmek.
haleldâr olmak bozulmak halel gelmek.
halen (A.) [ حالا ] şimdilik henüz.
hâlet (A.) [ 1 [ حالت .hal. 2.nitelik.
hâlet-i ruhiye [ حالت روحيه ] ruhsal durum.
halhal (A.) [ خلخال ] ayak bileziği halhal.
hâlık (A.) [ خالق ] Yaratan Allah.
hâlî (A.) [ خالی ] boş.
hâlî kalmak geri durmak.
halîb (A.) [ حليب ] süt.
halîc (A.) [ خليج ] körfez.
hâlid (A.) [ خالد ] sonsuz ebedî.
halîfe (A.) [ 1 [ خليفه .halife. 2.kalfa.
halihazır (A.-F.) [ حال حاضر ] şimdiki durum.
hâlik (A.) [ 1 [ خالق .Allah. 2.yaratan.
hâlikiyet (A.) [ خالقيت ] yaratıcılık.
halîm (A.) [ حليم ] yumuşak huylu.
hâlis (A.) [ 1 [ خالص .katışıksız saf som.
hâlisâne (A.-F.) [ خالصانه ] içtenlikle.
halîta (A.) [ 1 [ خليطه .karışım. 2.alaşım.
hâliyâ (A.) [ حاليا ] şimdi şu anda.
halk (A.) [ حلق ] boğaz.
halk (A.) [ 1 [ خلق .yaratma. 2.yaratılma. 3.halk.
halk etmek yaratmak.
halka (A.) [ حلقه ] halka.
halkabegûş (A.-F.) [ حلقه بگوش ] köle.
halkiyat (A.) [ خلقيات ] folklor halk bilimi.
hall (A.) [ 1 [ حل .çözülme erime. 2.çözme.
hallâc (A.) [ حلاج ] halaç.
hallâk (A.) [ خلاق ] yaratıcı.
hallâl (A.) [ حلال ] çözen.
hallüfasl (A.) [ حل و فصل ] halletme yoluna koyma.
halt (A.) [ خلط ] karıştırma.
halûk (A.) [ خلوق ] iyi huylu.
halvet (A.) [ 1 [ خلوت .tenha. 2.başbaşa kalma.
halvetgâh (A.-F.) [ خلوتگاه ] başbaşa kalınacak yer.
ham (F.) [ خام ] çiğ ham.
ham (F.) [ 1 [ خم .eğik eğri bükük.
hamâil (A.) [ حمائل ] kılıç kayışı.
hamâkat (A.) [ حماقت ] ahmaklık.
hamâme (A.) [ حمامه ] güvercin.
hamâse (A.) [ حماسه ] kahramanlık şiiri.
hamâset (A.) [ حماست ] kahramanlık şiiri hamase.
hamd (A.) [ حمد ] şükür.
hâme (F.) [ خامه ] kalem.
hamel (A.) [ حمل ] kuzu.
hamelât (A.) [ حملات ] saldırılar hamleler.
hâmî (A.) [ حامی ] gözeten himaye eden.
hâmid (A.) [ حامد ] hamd eden şükreden.
hamîde (F.) [ خميده ] eğik eğri.
hâmil (A.) [ 1 [ حامل .taşıyan. 2.hamile. 3.sahip.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/osmanlicaturkce-sozluk-h-t24642.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Bal Arıları'nın Şaşırtıcı Özellikleri Misafir Hayatlar ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.12 saniyede oluşturulmuştur


Osmanlıca-Türkçe Sözlük (H) Güncelleme Tarihi: 27/05/20, 12:59 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim